Tatlı Hata 3. Bölüm

Evlilik

****

Genç kız ağır adımlarla apartmanlarından içeriye girerken birinci katta bulunan evlerinin kapısının zilini çalmıştı. O kadar yorgundu ki çantada ki anahtarını bulmaya uğraşamayacaktı. Kapının ardından annesinin “Geldim, geldim,” diye seslendiğini duyduğunda gülümsemeden edemedi. Kapı açıldığında annesinin sitemi ile karşılaşmıştı.

“Anahtarın nerede senin kızım, neden zile vuruyorsun?” Arya annesinin yanağını öperek üzerinde ki kabanı çıkarıp portmantoya asmıştı. “Çok yorgunum anne, biraz uyduktan sonra ders çalışacağım.” Kadın kızının yüzünden onun gerçekten yorgun olduğunu anlayabiliyordu. Okuduğu bölüm oldukça zor bir bölümdü. Sabahlara kadar ders çalıştığı günlerde kızına bir şey olacak diye çok korkuyordu.

“Sen dinlen yavrum, ama odana sessiz gir emi kızım…” Arya hayrola der gibi annesine bakarken kadın sözlerine devam etmişti.

“Eda senin odanda uyuyor,” diyerek kızını cevaplamıştı. Evleri dört oda bir salondan oluşuyordu. Babası bu evi emekli ikramiyesiyle almıştı. Geri kalanı da taksitle ödeyerek bitirmişti. Çok şükür ailesinin alacak verecek bir hesabı yoktu. Küçük yeğeni kendi odasına yattığına göre yengesi hala gelmemiş demekti.

“Tamam anne, dikkat ederim. Alya evde mi?” Annesi Emine Hanım kızına bakarak derin bir iç çekmişti.

“Geldiğinden beri uyuyor, yarın sınavın var mı dedim ‘önemsiz’ diyerek beni geçiştirdi.” Arya kardeşinin her zamanki gibi vurdumduymazlığı ele aldığını anlayan Arya gülümseyerek annesini rahatlatmıştı.

“Önemsiz dediyse kolay bir derstir anne, sen merak etme.”

“Ama kızım, derslerini bu dönem sıkı tutmalı ki mezun olsun.” Arya annesinin endişesi karşısında gülümsemesine devam etmişti.

“Bir kez olsun bana böyle söylenmedin anne, benim derslerim önemsiz mi?” kadın kızının gece karası saçını okşayarak ona sevgiyle bakmıştı.

“Sana sormama gerek yok ki kızım, maşallah derslerinde başarılısın.” Arya annesinin elini öperek “Merak etme anne, Alya da en az benim kadar başarılı. Sen bakma onun böyle rahat olduğuna, ders notları oldukça yüksek.”

“Gerçekten mi?”

“Gerçekten!” genç kız odasına doğru ilerlerken annesinin dualarını duyabiliyordu. Başını iki yana sallayım yavaşça odasına girmişti. Yatağının tam ortasında sere serpe yatan yeğenine sevgiyle bakmıştı. Sessizce üzerini değiştirerek usulca yeğeninin yanına uzandı. Gözleri yorgunlukla kapanırken aklında sadece ertesi gün olacak sınav vardı.

***

Genç adam işine o kadar yoğunlaşmıştı mesai saatinin çoktan bittiğinin farkında bile değildi. Odasının kapısının açılıp kapandığını bile duymamıştı. Bir süre sıkıntıyla önündeki dosyaya bakıp eliyle ensesini ovaladı.

“Bir sıkıntı mı var abi?” Akın abisinin hala çalıştığını öğrenince yanına gitmeye karar vermişti. Sorusu ile abisinin kendisine olan yorgun bakışlarına takılı kaldı.

“Ne zaman geldin?”

“Az önce, o kadar daldın ki beni duymadın bile.” Aras başını sallayarak kardeşine karşılık verirken Akın abisinin masasının önündeki sandalyeye oturarak bir kolunu masanın üzerine dayamıştı.

“Sorun ne?” Aras sorunun ne olduğunu bilmiyordu. Saatlerdir dosyada tek bir metin bile okuyamamıştı. Yoğun bir gün geçirmişti. Başta ailevi sorunlarının yanında bir de Alya denen kızı düşünüyordu.

“Sorun Seda, bu gün fakülteye gidip Cenk’i zora sokmak istedi.” Akın üzgün bir şekilde abisine bakınca Aras devam edemeden Akın araya girmişti.

“Ama sayende başarılı olamadı değil mi?” Aras onu onaylarken sıkıntıyla yerinden kalkıp yakamozların oynaştığı denize bakmıştı.

“Durmayacak Akın, kafasına koymuş. Cenk’in kendisini aldattığına o kadar inanmış ki korkarım o kıza rahat vermeyecek.”

“Hangi kıza?” Akın şaşkınlıkla abisine bakmıştı. Aras bir süre sustuktan sonra kardeşinin yanına gelmesi ile ceketinin iç cebinden çıkardığı resmi kardeşine uzatmıştı.  Akın aldığı resme şaşkınlıkla bakarken merakla sormuştu.

“Kim bu?”

“Adı Alya, Cenk’in öğrencisi. Seda kocasının kendisini aldattığını düşündüğü kız.”

“Peki doğru mu?”

“Elbette değil, Seda’nın saçmalıkları.” Aras’ın sert çıkışı ile Akın şaşırırken alaycı bir şekilde dudakları yukarı kıvrılmıştı.

“Sence de biraz fazla düşünmüyor musun?”

“Keşke sende biraz düşünsen ne güzel olurdu. Anlamıyorsun değil mi? Kardeşimiz zıvanadan çıkmış durumda. Hiç suçu olmayan insanlara bulaşmaya çalışıyor. Resme iyi bak, sence de bu kıza yazık değil mi?” Akın bir süre resmi incelediğinde Alya’nın neşeli gülüşleri oyuncu bakışlarını hayranlıkla izlemişti.

“Gerçekten güzelmiş!” Akın’ın sözlerini duyan Aras resmi hızla elinden çekmişti. 

“Tamam sakin ol. Ne yapmayı planlıyorsun? Yani kızı korumak için.”

“Bilmiyorum ama bir yolunu bulacağım.” Aras’ın düşünceli hali Akın’ı da düşünmeye şevk etmişti. Oda farkındaydı ailesi kendini kaybetmiş bir şekilde dağılmak üzereydi.

“Dün babaannem Ecem ile köydeki eve gitti. Yanına da yardımcı almış.” Aras haberi olduğunu söyleyerek yine sessizliği gömülmüştü.

“Abi, Ecem ile daha fazla vakit geçirmelisin. Seni özlüyor.”

“Bende kızımı özlüyorum ama yapacak bir şey yok. Onu yanıma alamam. Ben işte iken aklım onda kalacak. Babaannem de yanıma gelmiyor.”

“Yeniden evlenmeye ne dersin?” Akın’ın sorusu ile hızla kardeşine dönmüştü.

“Bunu annem mi sormanı istedi. Eğer yeniden onun istediğini yapacağımı düşünüyorsa yanılıyor.”

“Tabii ki hayır, ben Ecem’e anne bulman gerektiği için sordum. O daha küçük, inan ilerde evleneceğin kadını annesi olarak görecektir.” Aras başını iki yana sallayarak “Aynı hatayı bir daha yapamam. Annemin sosyetik bencil arkadaşlarının kızlarına tahammülüm yok,” diyerek kestirip atmıştı. Aras az önce cebine koyarken yere düşürdüğü resimden habersiz masasına geçerken Akın yerdeki resmi alarak cingözleri ile abisine bakmıştı.

“Sana annemin arkadaşları ile evlenmeni söyleyen kim? Neden emri vaki yapmıyorsun? Eşini kendin seç!” Aras kardeşine baktığında onun dilinin altında bir şeyler olduğunu anlamıştı.

“Aklından yine ne tilkiler dönüyor.”

“Diyorum ki gelinini kendin seç!” Akın elinde ki resmi kaldırarak bir kapı yukarda resimdeki kızı işaret ediyordu. Aras yutkunarak Akın’a bakarken birden gülmeye başlamıştı.

“Saçmalama!”

“Neden olmasın?”

“Olmaz da ondan. Sence hiç tanımadığım biri ile evlenmek ister miyim?”

“Hiç tanımadığın biri için endişelenebiliyorsun ama. Şu resme bak abi, kız hayat dolu ve en önemlisi de bizim camiadan değil.” Aras bir süre düşündükten sonra yeniden başını iki yana sallayarak “Olmaz,” dedi.

“Neden? Onu korumak istediğini söylemiyor muydun? Alsana fırsat, onu ancak Seda’dan aileye katarak koruyabilirsin.”

“Sana olmaz dedim.” Akın omzunu silkeleyerek elinde ki resmi masaya koyup parmağı ile kızı işaret etmişti.

“Bu kızı yengem olarak görmek çok eğlenceli olacak!” Aras hala direten kardeşine öfkeyle bakarken Akın gülerek odadan dışarıya çıkmıştı.

Aras masanın üzerinde ki kızın resmine bakarken yüzü asılmıştı. Onunla evlenme düşüncesi kısa bir süre aklından geçse de hemen kendi kendine itiraz etmişti. Elinden telefonu alarak hızla yerinden kalktı. Gün içinde konuşmaya fırsat bulamadığı Cenk’i ararken ilk kez tereddütte kalmıştı. bir süre çalan telefona cevap alamayınca vaktin geç olduğunu düşünerek ceketini alarak limandan ayrılmıştı. Başta direksiyonu evine doğru kırsa da sonradan vazgeçerek köye gitmeye karar verdi. Kızını uzun zamandır görmemişti. Ecem’in sarı bukleleri aklına gelince güzündeki gülümsemeye engel olamamıştı. Onun tek varlığıydı ve tüm çabası kızına daha iyi bir hayat sunmak istemesiydi.

***

“Arya, kızım artık uyanmalısın,” Emine Hanım kızını uyandırmak için odasına giderken yanında kıpırdanan küçük bedene biraz daha sokulmuştu. Odası oldukça sıcaktı. Derin bir iç çekerek gözlerini hafif araladığında kendisine önden iki dişini göstererek gülümseyen yeğeni ile göz göze gelmişti.

“Halacım?” yeğeninin peltek bir şekilde kendisine seslenmesi genç kızın gülümsemesine neden olmuştu.

“Halasının gülü,” diyerek yerinde doğrulup yeğenini kucağına çekip öpmeye başlamıştı.

“Oh şu hale bak. Hala yeğen keyif yapıyor.” Alya’nın kapıdan onları izleyip sitem etmesi ile Arya gülümsemişti. İkizi onlara doğru yaklaştığında Eda’yı almak istemiş ama küçük kız Arya’dan ayrılmamıştı.

“Gelsene kızım, bak ben onun kopyasıyım!” diyerek Eda’nın dikkatini çekmeye çalışsa da Eda Arya’nın boynuna sıkıca sarılarak Alya’ya gitmemişti.

“Anlamıyorum ki, aynı yüz, aynı göz, aynı boy, hepsi bende de var ama bu çocuklar seni daha çok seviyor.” Alya’nın sözleri ile gülen Arya yerinde doğrularak beklemeye başladı. İkizini biraz olsun tanıyorsa gerisi gelecekti.

“Senin şu somurtkan ağır abla duruşunun nesini seviyor bu çocuklar? Kesinlikle hala seçimini doğru yapamıyorlar!” Arya onun komik yüz ifadesine dayanamayarak kahkaha atmıştı.

“Yakınmayı bırak Alya, biraz çocuklarla vakit geçirmek için zaman ayırsaydı sana da düşkün olurdular. Sen iki dakika sevip oynamaya gelince kaçıyorsun.”

“Ama sıkılıyorum ne yapayım.”

“O zaman yakınmayacaksın, kaderine razı geleceksin.” Arya kucağında yeğeni ile odanın kapısına ilerlerken hala ikizinin yakınmalarını dinliyordu. Alya ne kadar neşeli olsa da çabuk sıkılan bir yapıya sahipti. Arya gibi sabırlı kesinlikle değildi. Her şey biranda olsun ve bitsin düşüncesi ile yaşıyordu.

İkizler ve ailesi akşam yemeğine oturduklarında babaları Ahmet Bey keyifle üç çocuğuna bakmıştı. Büyük oğlu henüz eve gelmediği için derin bir çekti. “Şu okul işi bitsin hep birlikte yaylaya çıkalım,” adamın sözleri kızlarda sevinç oluştursa da Serdar mesleği icabı onlara katılamayabileceğini düşünüyordu.

“Yıllık iznimi beklesek baba?”

“Senin yıllık iznine var daha, kızlar staja başlamadan ailecek bir şeyler yapalım.” Serdar suratını asarak önündeki yemeğini kaşıklamaya başlamıştı.

“Bu haksızlık, ne zaman yaylaya çıkmak isteseniz beni geride bırakıyorsunuz.”

“Sende erken iznini kullan abim,” Alya’nın neşeli sesi masada yankılanırken Arya da kardeşini desteklemişti.

“Evet Abi, sende erken izin kullan. Neden sürekli aynı ay kullanmak zorundasın ki?” Serdar kardeşlerinin sitemiyle düşünceye dalmıştı. Her yıl aynı ayda iznini kullanmaya çalışıyordu. Polisliğin ilk yıllarında en iyi arkadaşını şark görevi sırasında şehit vermişti. Her yıl arkadaşının ailesini ziyarete gidiyor, bir ihtiyaçları olup olmadığını öğrenerek elinden geleni yapıyordu. Aklına arkadaşının annesinin hasta olduğu gelmişti. Birkaç gün önce ona gelen habere göre Gülten anne son zamanlarda sürekli hastalanıyordu. Arkadaşından geriye iki kardeşi kalmıştı. Babası o küçük yaştayken şehit olduğu için çocukları annesi kocasından kalan şehit aylığı ile büyütmüştü. Kadının oğlu da kocası gibi şehit olurken geriye iki çocuğu ile kalakalmıştı.

“Ankara’ya gitmem gerekiyor, Gülten anne hastaymış.” Serdar’ın sözleri masada büyük bir sessizlik oluştururken Arya araya girerek “Nesi var?” diye sordu. Serdar omzunu silkeleyerek “Bilmiyorum ama yanlarına gitmem gerek,” diye karşılık verdi. Yemek masasında neşe bir anda yok olmuştu. Herkes sessizce yemeğini yerken Ahmet Bey çocuklarının asılan yüzünü düzeltmek için konuştu.

“Serdar, neden onları buraya çağırmıyorsun? Sürekli sen gidiyorsun, çağır gelsinler. Hatta biletlerini al itiraz edemesinler.” Serdar babasının teklifi ile hızla adama dönmüştü. Yüzü aydınlanırken gülümseyerek “Haklısın baba, hem Gülten teyzeyi burada fakülteye de gösteririz.” Alya elini çırparken Arya sakin bir şekilde onları onaylamıştı.

“Hem şu çok bahsettiğin kızıyla da tanışmış oluruz.” Alya’nın imalı sözleri Emine hanımın kaşlarının çatmasına neden olurken Serdar kardeşine kızacağı sırada Arya araya girmişti.

“Sözlerine dikkat et Alya, kızın yanında da bu şekilde imalı konuşayım deme.”

“Aman sizde, ne var yani. Hem Serdar abimden daha iyisini mi bulacak?” Serdar öfkeyle kardeşine bakarak “Kes sesini Alya, sakın Gülşen’in yanında da bu şekilde konuşma. O daha küçük, okulunu bitirecek!” dedi.

“Küçük mü? Dikkatini çekerim abi, Gülşen bizimle yaşıt. Okulunu da bu yıl bitirecektir.”

“Seneye!” Serdar’ın kısık sesle söylediği sözler annesinin de dikkatini çekmişti. Çocuklarının arasında olan sürtüşmeden hoşlanmamıştı.

“Alya, abin haklı. Gülşen’in yanında bu tarz konuşmamalısın. Hem annesine de ayıp olur.”

“Anladık, küçük çocuk gibi azarlamanıza gerek yok. Şaka da yapılmıyor sizinle.”

“Sende küçük çocuk gibi davranma o zaman.” Abisinin sözleri ile yüzü asılan genç kız ikizine bakarak yardım istemişti. Makul olan Arya başını iki yana sallayarak abisine baktı.

“Bir konuda Alya’ya katılıyorum abi. Bunca yıldır o aile ile ilgileniyorsun. Elbette içinde art niyet olmadığını biliyoruz. Seni biraz tanıdıysalar Gülten teyzelerde biliyordur. Artık evlenmeyi düşündüğünü söylemiştin. Eğer Gülşen’in de gönlü varsa neden onunla evlenmiyorsun ki?” dediğinde Ahmet Bey kızının ikna edici konuşmasına gülümsemişti.

“Peki ben istemiyorsam?” Arya abisinin sözleri ile tek kaşını kaldırarak gülümsemişti.

“İstemiyor olsaydın az önce Gülşen ve ailesini bu şekilde savunmazdın. Belli ki senin aklından da evlilik geçiyor. Bahse girerim kılıfında hazırdır. Evlenirsen emanetlerine daha iyi sahip çıkacağını düşünüyorsun.” Serdar gözlerini kısarak tespitlerde bulunan kardeşine bakmıştı. “Haksız mıyım?” Arya’nın vurucu sözleri bittiğinde Serdar pes ederek başını tabağına eğmişti.

“Doğrucu Davut ne olacak.” Arya gülerken Ahmet Bey kızına göz kırpıp konuşmayı ele almıştı.

“O zaman Gülten Hanım geldiğinde bu konuyu onlara çıtlatırız. Bu şekilde hazırlıklar da yapılmaya başlanır.”

“Gülşen’in bir yılı daha var, bu konuyu sonra konuşsak?”

“Ya sonra konuşmak isterken Gülşen’i başkası kaparsa?” Serdar Alya’ya ters bakış atarak homurdandı.

“Öyle bir şey olmayacak.”

“Nereden biliyorsun? Biz burada gelin güvey oluyoruz ama belki de sevdiği vardır.”

“Yok öyle biri.”

“Bunu bilmezsin!” Alya kısa bir süre bakışlarını kaçıran ağabeyine bakarken heyecanla şakımıştı.

“Onu takip mi ettiriyorsun? Yok artık!”

“Sadece güvende olduklarından haberim oluyor diyelim. Orada görev yapan arkadaşlarımdan biri arada Gülten teyzeye gidiyor.”

“Neyse bu konuyu kapatalım. Sen ara haber ver. Sende iznini bu yıl erken kullan hep birlikte yaylaya çıkalım. Hem yayla havası kadına da iyi gelecektir.” Serdar babasını onaylarken konu bu akşamlık kapanmıştı.

****

Genç adam odasının penceresinden köyün ışıklarını izlerken hala düşünüyordu. Kardeşinin sözleri kulaklarında yankılanırken hiç tanımadığı biri ile evlenip evlenemeyeceğine karar vermeye çalışıyordu. Odasının kapısından gelen küçük tırmalama sesleri yüzünde kocaman bir gülümsemeye neden olmuştu. Birkaç saniye sonra ise kapı ardından kapıyı açamamanın verdiği sinirlen çılgına dönen küçük kızının çığlıkları ortamda yankılanmıştı.

“Geldim babacım!” kapıyı yavaşça açtığında her zamanki gibi kapı koluna asılı bir şekilde içeriye doğru keline kızıyla göz göze gelmişti. Evin eski ağır kapılarını açmak normal bir çocuk için zorken Ecem gibi küçük çocuklar için imkansız gibi bir şekilde.

“Baba…” Nefes nefese şakıyan Ecem babasını görünce gözündeki ıslaklıkla kocaman gülümsemişti. Aras kızının kapı koluna asılan bedenini yakalayarak kollarının arasına alırken hızla yanaklarını öpmeye başlamıştı.

“Sen babayı mı özledin?” Ecem babasının ıslak öpücüklerinden kurtulmaya çalışırken bir yandan da kahkaha atıyordu. Az önce ıslaklıkla parlayan gözleri şimdi neşeyle parıldıyordu.

“Hadi babaanneye bakalım bize ne yemek yapmış.” Aras kucağında kızı ile odasından çıkarken birkaç kapı ilerisinde ki salonun kapısını açıp içeriye girmişti. Ev akşamın seriniyle soğuk olsa da salonda ki soba içerinin soğuğunu epey kırıyordu.

“Kızın da sağa çekti. Getma dedum dinletemedum.” Babaannesinin sitemi ile Aras kızının yanaklarını yeniden öpmüştü.

“Babasının prensesi o, laf yok kızıma.”

“Heh sende baban gibi yetişturda halasina benzesun.”

“Allah korusun Asiye sultan.” Aras kucağında Ecem ile sobanın arkasında ki tekli koltuğa otururken kızının üşüyen ellerini sobaya doğru uzatıp ısıtmaya çalışıyordu.

“Ne oldi da karalar bağlayarak odana kapandun? De bakalum bağa, ne düşüneysun dertli dertli?” genç adam bu yaşına kadar dert ortağı olan babaannesine her şeyi anlatıp anlatmamayı düşünürken yaşlı kadının kendisine tavsiye verebileceğini düşünerek anlatmaya başladı. Babaannesi her bir sözde daha da düşünceye dalmıştı. Yaklaşık yarım saat süren konuşmada Aras kollarında sıcaktan uyuya kalan kızını fark edince ayağa kalkarak salonda ki ikili koltuğa kızını yatırıp üzerini battaniye ile örtmüştü.

“Ne düşünüyorsun babaanne?”

“Şimdi sen diyiysun bağa ki, bu kizi damadun yanina gördi diye Seda kız onlan uğraşacak. Aras başını sallarken Asiye Hanım çenesini elinde ki bastonuna dayanan elinin üzerine yaslayarak bir süre düşündü.

“Eğem doğri ise kiza yazuktur.”

“Kızın günahı yok babaanne. Nerden bilsin başına gelecekleri. Gerçi hala bilmiyor peşindeki tehlikeyi.”

“Sen ne deyisun Akın uşağun deduğune?”

“Kafam karıştı nene, kendisi evlense tamam da benim evlenmem doğru gibi gelmiyor.”

“O niyeymiş? Senun ne eksuğun var?” Aras’ın bakışları koltukta uyuyan kızına çevirmişti.

“Eksiğim değil, şükür ki fazlam var. Bak uyuyor…” Aras kızına şefkatle bakarken Asiye Hanım onun neden durgun olduğunu anlamaya başlamıştı. Ne kadar genç olursa oldun kendisi dul bir adamdı. 

“Ne güzel da bedavadan bebe sahibi olacak.” Aras babaannesinin sözlerine gülerken kadının elini uzatması ile ne olduğunu anlamaya çalışmıştı.

“Ne istiyorsun babaanne?”

“Kizun resmine bakayim.” Aras kısa bir duraksamadan sonra yerinden kalkarak odasına gidip ikizlerin fotoğrafını getirip babaannesine uzatmıştı. Yaşlı kadın elinde olan resme bakarken resmi daha iyi görebilmek için yüzüne bir yaklaştırıp bir uzaklaştırması Aras’ın gülmesine neden oldu.

“Ne oldu beğendin mi?”

“Maşallah, pek güzel yaratmış Allah. Ama sağa yaramaz bu uşağum!” Aras babaannesinin sözleri ile kaşlarını çatarken yerinde doğrularak yaşlı kadının yanına oturmuştu. Asiye Hanım hala Alya’nın resmine bakıyordu. Diğer resme geçtiğinde ikizlerin bir olduğu fotoğrafa takılı kalmıştı.

“Uşağum, gözlerume bir şey oldi, baksana çift göreyler.” Genç adam babanensinin sözleri ile sessiz bir kahkaha atmıştı.

“Gözlerine bir şey olduğu yok babaanne, kızın ikizi var.”

“Vuh nenem, aynindan iki tane mi var. Ey büyük Allah’um sen neler yarataysun.” Aras gülerek kadının elindeki resme odaklanmıştı. Çok garip hissediyordu. Nedense diğer ikiz dikkatini daha çok çekiyordu. Halbuki ikisi de bir kalıptan çıkmış gibi aynı gözlere, aynı vücuda ve aynı yüze sahipti. İkisini birbirinden ayıranın ne olduğunu hala anlayamamıştı. Asiye sultan tıpkı torunu gibi gözlerini Arya’nın resmine dikerken parmağı ile kızın yüzünü okşayarak “Bak bu iyi gelun olurdi sağa.” dediğinde Aras şaşkınlıkla babaannesine bakmıştı.

“Onun kardeşinden ne farkı var?”

“Bu kizumda güzeldur, Allah sahibine bağışlasun ama gözleri çok oyunbazdur. Sağa yaramaz.” Eliyle Arya’yı işaret ederek “Bu kizum ise daha ağırdur, belli akıllidur da,” dediğinde Aras babaannesini onaylarcasına konuşmuştu.

“Evet akıllı bir kız. dersleri çok iyiymiş.”

“Sen bence buni al.”

“Ama Seda diğerine kafayı taktı o ne olacak?”

“Seda nereden bilsun hangisi olduğini? Aynidur kızlar.” Aras ilk kez babaannesinin gözünden bakaya başlamıştı. Kızları ayırt etmek oldukça zordu. İçten bir gülümseme ile babaannesine sarılan genç adam sabah ilk iş olarak okula gidip Alya’yı uzaktan izleyerek ne yapacağına karar vermek olacaktı.

“Geç oldu babaanne hadi yatalım.” Kadın torununun dizini patpatlarken bastonuna dayanarak yerinden kalkmıştı. Aras koltukta uyuyan kızını usulca alarak kendi odasına doğru ilerledi. Uzun zamandır odasına yerleştirilen beşiğe kızını yatırırken üşümemesi için üzerini iyice örttü. Kızının saçını okşarken “Belki de yakında bir annen olur meleğim,” diyerek başına küçük bir öpücük kondurmuştu. Aras kendi sözlerine inanamazken aklına bu tür bir düşünceyi sokan Akın’a söylenmeye başlamıştı. Asla evlilik düşmanı biri olmasa da ilk evliliğinde yaşadığı hayal kırıklığı onu evlilikten uzak durmaya sevk ediyordu. Odasının ışığını kapatarak dışarıdan gelen sokak lambasının ışığının loşlaştırdığı odasında yatağına uzanıp gözünün önüne Arya’nın sakin bakışlarını getirmişti.

“Bakalım neler olacak!”

***

Aras arabasını limana bırakarak Aslan ile birlikte fakülteye yola çıkmadan önce Cenk’i aramıştı. Sınavın saat kaçta olduğunu öğrenerek Alya’yı görmek için bölüme gideceğini söyleyerek orada olmasını istedi. Cenk başta ne olduğunu anlayamasa da anfi sınıfında gözetmen olarak görevinin başındaydı. Gözleri sürekli ön sıralarda olan Alya’nın üzerinde geziniyordu. Kızın sıkıntıyla sorulara bakması gözünden kaçmazken kaşlarını çattı. Sınav soruları Alya gibi bir öğrenci için oldukça basitti oysa. Tabi sınava giren kişinin Alya değil de ikizi Arya olduğunu bilseydi aynı şekilde düşünür müydü orası muamma. Cevap kağıdını doldurmaya başlayan kızdan bakışlarını kaçırarak diğer öğrencileri izlemeye başladı.

Cenk sınav süresinin dolduğunu bildirirken Alya’nın (Arya’nın) öfkelenerek yerinden kalktığını görünce dikkat kesilmişti. Cenk genç kızın gözetene kağıdını uzattıktan sonra hızla sınıftan çıkmasını şaşkınlıkla izlemişti. Toplanan tüm sınav kağıtlarını alarak odasına doğru ilerlerken hala merak içindeydi. Alya’nın neden o kadar sinirlendiğini anlayamamıştı. Telefonu çalınca genç adam arayanı görünce hızla telefona cevap vermişti.

“Aras abi, hayırdır?”

“Sınav bitti mi?” Cenk ona cevap vereceği sırada karşıdan gelen sessizliğe anlam verememişti. “Bitti anlaşılan!” Cenk cevap vermeden kendi sorusunu cevaplayan adama şaşırmıştı. Telefon kapandığında daha da şaşırdı.

“Neler oluyor böyle?” Cenk sıkıntıyla nefes verip odasına girdi.

***

Aras arabanın içinde Aslan ile sessizce otururken karşısında ki binadan çıkan öğrencileri dikkatle izliyordu. Aslan daha fazla dayanamayarak “Abi, neden burada bekliyoruz? Cenk’i görmeyecek miydik?” dediğinde Aras başını iki yana sallayarak ona cevap vermişti. Gözlerini kısarak binadan sinirli bir şekilde çıkan kızı göz hapsine almıştı. Onun baktığı yeri gören Aslan Aras’a fark ettirmeden gülümsemişti. Neden geldikleri anlaşılmıştı. Arabasından inerek sinirli bir şekilde yürüyen kızı uzaktan izlemeye başlamıştı. Aslan da genç adamı takip ederken birkaç dakika sonra karşıdan gelen ve sinirli olan kızın aksine neşeli hareketlerle dikkat çeken kopyası ile karşılaşmasını izlemişti. “Çok garip, bu kadar benzerlik fazla değil mi?” Aslan’ın sözlerine Aras farkında olmadan cevap vermişti. Hala kendini garip hissediyordu. Alya’nın binadan çıkışından beri içinde ki gariplik gitmiyordu. Çok saçma bir durumun içindeydi. Resmine baktığı kıza karşı bir şey hissetmezken şuanda karşısında duran kızı dikkatle incelemekten kendisini alamıyordu. Garip bir şekilde ikizinin resmini gördüğünde yaptığı heyecanı canlı hali karşısında hissetmiyordu.

Alya’nın ikizinin kolunu hiçte kibar olmayacak bir şekilde tutması iki adamın da dikkatini çekmişti. ikili kalabalığın arasından sıyrılarak üniversiteyi izole eden ağaçların arasına girmesini izlemişti. Aras ve Aslan onları sessizce uzaktan takip ederken bir süre uzaklaşan kızın durup bir birine bakışlarını izlemişti. Alya elini kolunu sallayarak ikizine konuşurken öfkesi iki adam tarafından da hissedilmişti. Ne konuştuklarını bilmese de Aras’ın kaşları çatılmıştı. Gözlüklü ikiz sessiz ve mahcup bir şekilde ikizine bakarken Aslan dayanamayarak “Sence sorun ne?” diye sordu. Uzak oldukları için ne konuştuklarını duyamamışlardı.

“Bilmiyorum ama şu kızın karakteri tahmin ettiğimizden daha baskın anlaşılan.”

“Öyle bile olsa ikizine çok kaba davranmadı mı?” Aras onu onaylarken hala Ayla olduğunu düşündüğü öfkeli Arya’ya bakıyordu.

“İkizlerin daha iyi anlaştıklarını sanıyordum. Şu manzarada diğer ikize acıdım doğrusu.”

“Ne olduğunu bilemeyiz Aslan, hadi yakalanmadan arabaya dönelim.” İkili arabasına binerken yanlarından hızla geçen arabaya şaşkınlıkla bakmışlardı. Gözü geride kalan diğer kıza takılan Aras şaşkındı. Nasıl olmuştu da resimlerinden etkilendiği kıza bu kadar kayıtsız kalmıştı. Başını olumsuz anlamda sallarken zeki beyni dönüp duruyordu. Kızın gözlüğünü yukarı doğru itelemesi karşısında kaşlarını çattı.

“Olabilir mi?”

Arabayı çalıştırmak üzere olan yardımcısına durmasını söyleyerek arabadan inip bölüme doğru ilerlemeye başlamıştı. Cenk ile görüşmesi gerekiyordu. İkizler hakkında ki garip durumu Cenk ile konuşmalıydı.

***

Umarım yorumlarınız ile eksik yerleri ya da birbirine uymayan kısımları bildirirsiniz.

2.BÖLÜM <<<<<—->>>> 4.BÖLÜM

2080cookie-checkTatlı Hata 3. Bölüm
mermaridyy hakkında 333 makale
Yasemin Yaman KTÜ Orm. End. Müh. mezunu. Şuanda Parola Yayınlarında yazar. Hobileri yazmak, müzik dinlemek, basit çizimler yapmak ve manga okumak. Benim Küçük Gelinim ve Göremediğim Sen, Sen Olmadan Asla, Kara Duvak, Hep Seni Bekledim adında beş kitabı basıldı.

9 yorum

  1. Bence de sen babaanneni dinle arascigim. Arya çok sevgi dolu senin kızına da iyi bir anne olur, yeğenine ne güzel bakıyor. Aras niyeti bozmuş, iyi de etmiş! Arya ve Alyayi ayirt edebilmesi de çok güzel, son sahnede Aryanın kim olduğunu kavradığını sanıyorum. Ve ecem çok tatlı birşey yahu. Emeğine sağlık

  2. Babannenin gözleri atmaca gibi maşallah nede olsa eski toprak. Aras yavrum sen dinle bananneyi eskiler iyi bilir bak rahat edersin. Ama Aras da masallah yani nasil ayırt etti resimden kızları belli ki bananneye çekmiş. Ellerine sağlık yazarım harikasın ❤️❤️❤️

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*