Ocak 29, 2021 Yazarı mermaridyy 8

TATLI HATA 5. BÖLÜM

Bölüm hakkında yorumlarınızı yazmayı unutmayın. keyifli okumalar.

Asiye & Hatice Kadın

Gecenin fırtınasına inat sabah güneş parlaklığıyla günü aydınlatıyordu. Fırtına sonrası dinginlik, yağmurdan sonra ıslak toprak kokusu her zaman rahatlatıcı bir etki oluşturuyordu. Aras kapının ardında ki tıkırtılara aldırmayarak gece boyu alamadığı uykusuna devam ederken odasının kapısının aralanması ile gözlerini hafif aralamıştı.

“Babaanne?” sesi uyku mahmuru boğuk çıkarken yaşlı kadın torununa elini sallayarak cevap verdi.

“Sen uyu uşağum, biz kizunla dışari çıkayruk.” Aras babaannesinin tam olarak ne söylediğini anlamasa da başını çevirerek diğer tarafına yattı. Asiye kadın odanın kapısını sessizce kapatıp kendi gibi erkenci olan küçük kızın elinden tutarak evden dışarıya çıkmıştı. Köy de olsa muhtar yolları çakırla serdirerek daha düzgün hale gelmesini sağlamıştı. Yaşlı kadın içinde ki merakı daha fazla bastıramayacağını düşünerek sabah erkenden alt mahalleye gitmeye karar vermişti. Ecem büyük babaannesinin eteğine tutarak onun yavaş adımlarına ayak uydururken merakla etrafı inceliyordu. Yol kenarlarında oluşan su yığınlarındaki gölgeler dikkatini çekince heyecanla suyun üzerine atladı. Asiye kadın küçük kızın yaptığını görünce hayıflansa da kızın mutluluğunu bozmak istememişti. Ayakkabıları su içinde kalınca yaşlı kadın ne yapacağını düşündü. Hava soğuktu ve çocuk hasta olabilirdi. Halbuki ulaşmak istediği eve de az kalmıştı.

“E be kizum, niye rahat durmazsun?” yaşlı kadının sesi biraz yüksek çıkınca Ecem üzülerek dudaklarını büzüp ağlamaya başladı. Onun ağlaması ile telaşlanan kadın etrafına bakınırken kendilerine doğru gelen kızı görünce duraksayarak merakla ne yapacağını bekledi.

“Küçüğüm!” Arya ananesinin isteği üzere evin ilerisindeki doğal su kaynağından içme suyu almaya giderken duyduğu ağlama sesiyle etrafına bakınmaya başlamıştı. Yaşlı bir kadın ve küçük çocuğu yol ortasında görünce bir sorun olduğunu düşünerek elindeki şişeyi yere bırakıp hızla onlara doğru ilerledi. Küçük kızın içli içli ağlaması Arya’nın üzülmesine neden olmuştu. Kadından izin almadan Ecem’e uzanarak onu kucağına alırken bir yanda da melodik sesiyle çocuğu sustururken kendisini izleyen kadını fark edince mahcup olarak ona baktı.

“Selamunaleyküm teyze,” diyen kıza gülümseyerek bakan Asiye kadın kendisine selam veren kıza notunu daha şimdiden vermişti.

“Aleykümselam kizum, de bakalum bağa sen kimlerdensun?” yaşlı kadın kızı tanısa da belli etmemek için elinden geleni yapıyordu. Arya saçlarıyla oynamaya başlayan küçük kızın yanağını öperek kadına cevap verdi.

“Ben Hatiçe’nin torunuyum.” Asiye kadın ona hayranlıkla bakarken Arya Ecem’in ıslak ayaklarını görünce yüzü asılmıştı.

“Nene torunun hasta olacak. Acelen yoksa bize gidelim, ısınsın.” Genç kızın sözleri kadının aradığı fırsatı ayağına kadar getirmişti. Genç kızın ardından onların evine doğru ilerlerken Arya’yı incelemeyi de bırakmıyordu. Her hareketinin incelendiğinden habersiz Arya küçük kızla oynarken evin kapısına geldiklerinde kapıyı açarak içeriye doğru seslendi.

“Anane, misafirimiz var.” Torununun sesini duyan Hatice kadın kapıya geldiğinde kısa bir duraksamadan sonra Asiye kadına gülümseyerek eve davet etmişti.

“Hoş geldin Asiye, hayırdır ne işin vat alt mahallede?” Asiye kadın soruyu duymazlıktan gelerek Arya’ya bakıp Hatice’ye konuşmuştu.

“Maşallah Hatice, ne güzel torunun var senin. Kimin kızidur?”

“Emine’min kızı, geç içeri üşüdü yavrucak.” Arya salona girer girmez Ecem’i sobanın yanına götürerek ıslak ayaklarını çıkarmıştı. Onun her hareketini izleyen iki yaşlı kadının yüzünde gülümseme vardı.

“Kızım, içeride çocukların kıyafetleri olacaktı, onlardan giydiriver.” Arya yerinden kalkarak Ecem’i iskemleye oturturken odadan çıkmak üzereyken peşinden ağlayan kıza gülümseyerek bakmıştı. geri dönerek küçük kızı kollarına alıp onunla birlikte odadan çıkmıştı.

“Anane, kim ağlıyor?” Alya gözleri yarı kapalı içeri girdiğinde Asiye kadın bu kez onu izlemeye başlamıştı.

“Maşallah, bunlardan iki tane mi var sende Hatçe?” Asiye kadının sorusuna gülen Hatiçe kadın başını sallayarak cevap vermişti.

“He ya, iki tanedurler, hem da birbirinun aynisi.” Alya ananesinin birden ağız değiştirmesiyle kıkırdayarak ona yaklaşıp boynuna sarılarak yanaklarını öpmüştü.

“Dur kızım ne yapaysun?”

“Yerum senun konuşmaklaruni.” Alya’nın şakacı tavrı Asiye hanımı da gülümsetmişti. Kadının sesli gülmesi Alya’nın dikkatini çekerken salonda yabancı birini görünce utanarak geri çekildi.

“Hoş geldiniz, sizi fark etmedim.”

“Maşallah kizum, pek güzelsun.” Alya utanarak başını eğerken ne söyleyeceğini bilememişti. En nefret ettiği huyu yaşlı kadınların kendisine iltifat ettiğinde utanma huyuydu.

“Arya nerede anane?” Arya tamda adının söylenmesi üzere içeri girince Alya ikizinin kucağında ki sarı saçlı küçük kızı görünce hızla yerinden kalkmıştı.

“Ay sen ne tatlısın, oy yerim ben seni…” Ecem bir Alya’ya bir Arya’ya bakarken aklının karışmış olduğu diğerleri tarafından anlaşılıyordu. Küçük kız birbirinin kopyası kızlara şaşkınlıkla bakarken babaannesine bakarak kollarını uzattı. Yaşlı kadın bastonu kenara koyarak Arya’dan kızı kendisine vermesini isterken Arya kadının istediğini yerine getirerek su almak için odanın kapısına yönelmişti.

“Alya, çay ve sofra hazır. Sen onları getir ben suyu alıp geleceğim.” Alya ikizinin salondan çıkması ile yerinden kalkarak mutfağa geçmişti. Her zamanki gibi kardeşi erkenden kalkıp sofrayı kurmuştu. Gülümseyerek sofradaki dilimlenmiş kaşardan bir tane ağzına atarak yemeye başladı. Salona geldiğinde fiskos sehpayı ortaya koyarak yuvarlak sofrayı üzerine yerleştirdi. Fazlada bir bardak daha eklerken Asiye kadına bakarak “Bize katılırsın değil mi nene?” diye sordu.

“Biz yeduk ama…”

“Olsun, bizimle de bir şeyler yersiniz.” Ecem hala dikkatle Alya’yı izliyordu. Genç kız onun bakışlarını yakaladığında gülümseyerek küçük kızı kucağına almış mıncırarak sevmeye başlamıştı. Ecem sıkılmış bir şekilde onun elinden kurtulmaya çalışırken odanın kapısı açılarak içeri elindeki suyla Arya girdi. Küçük kız can simidi gibi Arya’nın bacaklarına sarılırken Arya kardeşine ters bir şekilde bakarak “San şu şekilde çocukları sevme diye kaç kez söyleyeceğim?” diye sordu. Alya omzunu silkeleyerek “Diğer türlü sevmenin tadı olmuyor ki?” dedi.

“Buyurun sofraya,” Arya ananesi ve Asiye kadını sofraya davet ederken bacaklarına sarılan Ecem’i de alarak kendisi de çektiği iskemleye oturmuştu. Besmele ile kahvaltısını yapmaya başladığında yeğenlerinden olan alışkanlıkla önce Ecem’e yediriyor sonra da kendisi bir lokma alıyordu. Davranışı o kadar doğaldı ki bilmeyen biri için Ecem’i sürekli Arya’nın yedirdiğini düşünebilirdi. Asiye kadın torununun hiç itirazsız kızın verdiği lokmaları yemesinin şaşkınlığını yaşarken Hatice Hanım onun şaşkınlığına gülmüştü.

“Bakma öyle Asiye, Arya alışkındır çocuk yedirmeye.”

“Ole dema Hatçe, beni çok uğraşturayi.”

“De bakalum Asiye, ne işun var köyde?”

“Bizumkileri bileysun, iyice hardayi kaçurdiler. Bizum uşak kızini olarak bırakmak istemedi. Benda oraya daha fazla kalamadum. Döndüm baba ocağuna.” Hatice kadın köydeki dedikoduculardan Asiye kadının oğlu ve torununun iyice kibre büründüğünü duymuştu. Kızlarını da kendilerine benzettiği de köye yayılmıştı. Ama iki erkek torunu için aynı şey söz konusu değildi. Büyük oğlanın karısı ile yaşadıklarını o da duymuştu.

“Babasi neredu?”

“Dün çok yağay diye heç uyumadi, yarun işe gidecek uyusun diye biraktum.”

“Köyedu he?”

“He ya, firsati buldukça kızunun yanına geleyi.” Hatice kadın düşünceli bir şekilde başını sallamıştı. Kadının sık sık torunlarına bakması da dikkatinden kaçmamıştı. Onların konuşmalarına fazla anlam yüklemeyen ikizler kendi halinde kahvaltılarını yapıyordu. Ecem doyduğunu belli etmek istercesine Arya’nın uzattığı lokmayı geri çevirip Arya’nın ağzına yaklaştırırken genç kız gülümseyerek küçük kızı öpmüştü.

“Doydun mu prenses?” Ecem başını sallarken hayran hayran Arya’ya bakıyordu. Alya her zamanki muzurluğuyla araya girdi.

“Arya Hanım, yüne bir hayran edindiniz.”

“Öyle mi dersin?” Arya Ecem’in ellerini yüzünde hissedince ellerini tutup dudaklarına götürdü.

“Şunun güzelliğine baksana Alya, sevilmez mi bu melek. Oyş…” diyerek Ecem’i daha bir göğsüne yaslarken iki yaşlı kadının da kendisini izlediğinden habersizdi. Alya’nın telefonunun çalmasıyla yüzü asılan genç kız kardeşinin kendisine bakmasıyla başını iki yana salladı.

“Okuldan arıyorlar.”

“İstersen odada konuş, sonra da duruma göre hareket ederiz.” Alya izin isteyerek odaya çekilirken Asiye kadın biranda ortamın neşesinin kaçmasıyla huzursuz olmuştu.

“Bir sorun mi var kizum?”

“Yok nene, okuldan arıyorlar.”

“Eyi bakalum, biz de kalkalum artuk.” Asiye kadın yerinden kalkarken Arya da ayağa kalkarak kucağında ki kızı yere bırakmıştı.

“Biraz daha kalsaydın nene, hem yağmurda başladı ben bırakırdım seni evine.” Arya’nın sözlerini anlamayan yaşlı kadın Hatice hanımın araya girmesi ile başını sallamıştı.

“Arya arabayla bırakır sizi biraz daha otur Asiye,” yaşlı kadın itiraz etmeyerek yerine otururken Arya’yı biraz daha inceleme maksadındaydı. Arya kahvaltı sofrasını mutfağa götürerek sobanın üzerinde ki sıcak su güğümünü de alıp salondan çıktı. İki yaşlı kadın baş başa kaldığında Hatice kadın şüpheyle akranına baktı.

“Ee söyle bakalum Asiye, sabahun erkeninde ne iş buralara yolun düşti.”

“Gezeydum.”

“Asiye!” Hatice kadın inanmadığını belli eden uyarıcı sesle yaşlı kadına bakarken Asiye kadın odanın kapısına bakarak sesini alçaltıp konuşmaya başladı.

“Sen beni bilursun benda seni Hatçe,”Hatice kadın başını sallarken Asiye devam etti.

“Bak Hatçe, lafu dolandurmayacağum. Bizum uşağu evlendurmek isteyirum…”

“Ee evlendur senda.” Asiye kadın bakışlarını Ecem’e çevirerek üzgün bir şekilde bakınca Hatice kadında onun baktığı küçük kıza bakmıştı.

“Bileysun, torunum ne anasine ne bobasina benzer. Allah var kime sorsan Arasum’dan herkes eyi konuşur. Merhamelidur, ama karidan yana yuzi gülmedi. Habu sebi da anasuz kaldi. Deyirum ki senun torini istedak?” Hatice kadın yaşlı kadının maksadını anlasa da ağzından duyunca duraksamıştı. Anlamak başka duymak başkaydı. Başını iki yana sallayarak kadına cevap verdi.

“Bak Asiye, ben da duydum torununun nasil olduğuni ama benim torun ona getmaz. Hem torunlarum okur, meslek sahibi olacaklar. Ben he desam anasi babasi kabul etmaz. Kizlarum kabul etmeden o iş olmaz.”

“Sen he dersan olur bu iş.”

“Benum demamlan değil Asiye, ben da isterum yuva kurmalarini.”

“Oleysa yardum ette yapalum yuvalarini.” Yaşlı kadının geri adım atmayacağını anlayan Hatice kadın derin bir iç çekmişti. bu durumdan hiç hoşlanmayan kadın başını iki yana salladı.

“Bak Asiye, ben konuşurum kızlarumla, evlenmek isteyen var mi sorarum ama o kadar. Hem torununun haberi var mi buraya gelduğundan?”

“Yoktur. Olsa yollar mi beni. Duyda kıyameti koparur.” Hatice kadın kapının açılması ile içeri giren Alya’ya baktı. Alya’nın yüzü iyice asılmıştı.

“Ne oldu torunum?”

“Anane, benim yarın okula gitmem gerek. Bir sorun çıktı da.”

“Tamam, gider gelirsiniz, abilerin tatile çıkana kadar bende kalacaktınız unutma.” Alya ananesinin yanağını öperek gülümsemeye çalışırken bir yandan da hocasının acil okula gelmelerini istemelerine canı sıkılmıştı. Üstelik Arya’yı da görmek istiyordu. Arya yanlarına geldiğinde hemen sobanın borusuna elini uzatarak soğuk suca donan ellerini ısıtmaya çalıştı.

“Arya bu gün merkeze gitmemiz gerek, yarın sabah onda Cenk hoca bizi görmek istiyormuş.” Arya kaşlarını çatarak kardeşine baktı.

“Beni de mi? Beni neden görmek istesin ki?” Alya omzunu silkeleyerek ona cevap verirken Asiye kadın damadının adını duyunca meraklanmıştı.

“Bu Cenk hoca deduğunuz kimdu?”

“Okuldan bir hoca nene? Alya’nın derslerine giriyor.”

“Genç değuldur heralda, size ders verduğune göre? Dikkat edun kendunuze, neler duyayruk.” Yaşlı kadının sözlerine iki kız da gülmüştü.

“Yok nene ya, Cenk hocamın maşallahı var. Daha bir kez olsun başını çevirip öğrencilerine baktığını görmedik. Hem evli kendisi, Allah ailesine bağışlasın.” Asiye kadın Alya’nın sözleri ile hafif gülümsemişti. Aras’tan duydukları yaşlı kadının içini rahatlatsa da Alya’nın sözleri ile daha da rahatlamıştı. Anlaşılan kızın hiçbir şeyden haberi yoktu. Torunu Seda’nın bu iki kıza yapabileceklerini düşününce içi sıkıldı.

“Biz kalkalum artuk, torunum uyandıysa bizi merak eder.” Arya da ayağa kalkarak salonun kapısına doğru yürüdü. Kapıdan çıkmadan önce Alya’ya bakarak konuştu. “Ben Asiye neneyi evine bırakacağım, sende hazırlan.”

“Sen hazırlanmayacak mısın?”

“Kabanımı alıp çıkacağım, yarın geri döneceğiz nasılsa. Anane sana da aşk olsun, evde eksikler vardı niye söylemedin? Yarın gelirken onları da alırız. Akşamki yemekten kalmıştı dolaba koydum ısıtır yersin.”

“Tamam kızım, siz çıkın yağmur yine bastırdı.” Arya başını sallayarak dış kapının ardında aşılı olan ceketi ile kol çantasını alarak geriye dönmüştü.

“Listeyi odada masanın üzerine bıraktım Alya almayı unutma.”

“Tamam, sen çık ben de hazırlanırım.” İki kardeş bakışları ile anlaşarak kapıya yöneldiğinde Arya eğilerek küçük kızı kucağına almıştı. Dışarıda duran şemsiyeyi de alıp hızla arabasına doğru ilerlerken Alya da diğer şemsiye ile yaşlı kadının arabaya binmesine yardım ermişti.

“Allah razı olsun kizum.” Alya eğilerek yaşlı kadının elini öperken Arya küçük kızı arabaya yerleştirerek elinde ki şemsiyeyi kardeşine verip direksiyona geçti.

“Bismilllah.” Arya’nın her hareketi, her davranışı Asiye kadın tarafından hayranlıkla izlenirken Arya geriye dönerek küçük kıza gülümsemişti.

“Hazır mısın küçük Hanım?” Ecem ellerini çırparken Arya arabayı döndürüp Asiye kadının yönlendirmesi ile sürmeye başladı. Yol ayrımına geldiklerinde Arya “Üst mahallede mi oturuyorsunuz nene?” diye sordu. Yaşlı kadın onu onaylarken Arya beklemediği soruyla kalakalmıştı.

“Evlenmayi düşünür müsün?”

“Evlenmek mi? daha erken nene.”

“Yaşun geldi, benum zamanumda size evde kaldi derduler.” Arya kadının sözlerine gülerken Asiye kadın devam etti.

“Senun yaşundayken benum çocuğum veridi.”

“Doğru dersin nene de şimdi evlenecek adamı bulmak zor. Kısmet işleri bunlar. Hem senin var mı bana göre bir tanıdığın?” Arya işi şakaya vurmak istemişti. Ancak kadının, “Benum torunuma ne dersun?”  sözleri ile Arya arabayı yalpalatırken yaşlı kadın diline hakim olamadığı için kendisine saydırıyordu.

“Torunun?” Arya arkada oturan küçük kıza bakarak gülümsedi.

“Bu küçük kızı bana vereceksen olur. Şunun tatlılığını yerim ben.” Arya kadının ciddiyetinin farkında bile değildi. Aynadan Ecem’i severken Asiye kadın onun sözlerini ciddiye almadığını fark ederek duraksamıştı. Araba kadının söylediği evin önünde dururken Asiye kadın arabanın kapısını açmadan Arya’ya döndü.

“Ben şaşa yapmaydum kizum, şu bebenun anasi olmak istemez misun?” Arya yutkunarak kadına bakarken ne söyleyeceğini bilememişti. Kadının delici bakışları kızın içini delerken Ecem’in huysuzlanması ile dikkatini ona verdi. İçinden küçük kıza dua ederken kadının sorusuna cevap verme derdinden kurtulduğu için rahatlamıştı. Yaşlı kadın arabadan inerken Arya da hızla inerek arkada oturan küçük kızı kucağına alıp hızla evin saçağının altına bırakıp arabasına döndü.

“Allah razı olsun kizum.”

“Allah’a ısmarladık nene, hayırlı günler.” Arya arabayı döndürmek için biraz daha ileri giderek uygun bir yerden dönüp yeniden eve doğru sürmeye başlamıştı. Aklı Asiye kadının sözleri ile meşgulken bir süre sonra kendisine gelerek gülmeye başlamıştı. Sanki ilk kez başına böyle bir durum geliyormuş gibi. Daha önce de kendisine talip olan birçok nene vardı. Ama itiraf etmeliydi ki en cazip olanı Asiye neneninkiydi. Hem bedavadan kızı da olacaktı. Arya kendi düşüncesiyle eğlenirken evin önüne gelerek birkaç kez kornaya bastı. Alya’nın dışarı çıkması ile gülerek ona bakmıştı. Genç kız yağmur sularına basmamak için seke seke arabaya koşuyordu.

***

Aras uyandığında evin sessizliğiyle karşılaşınca babaannesine seslense de bir cevap alamamıştı. Kızının da evde olmayışı onların komşuya gittiğini anlamıştı. Başını iki yana sallayıp mutfağa giderek çay suyu koydu. Anlaşılan babaannesi yine bir şeylerin peşindeydi. İçinden hayırlısını dileyerek kahvaltı sofrasını hazırlarken bir yandan da köşede duran dededen kalma radyoyu açarak Karadeniz müzikleri dinlemeye başladı. Radyonun zayıf çıkan sesi pillerinin bitmek üzere olduğunu gösterirken babaannesinin yedek pilleri olup olmadığını merak etmişti. Sofrasını içeriye götürüp közü sönmek üzere olan sobaya odun atarken dışarıdan gelen araba sesiyle tülü kenara çekip gelenin kim olduğunu anlamaya çalışmıştı. Genç adam kırmızı arabayı görünce şaşkınlıkla hemen tülün arkasına saklanırken arabadan inen babaannesi, ve kızın kollarında ki kızını görünce kaşları çatıldı.

“Ah babaanne yine neyin peşindesin?” Aras genç kızın Ecem’i yağmurdan korumaya çalışarak saçağın altına bırakıp hızla arabasına binişini izlemişti. Araba gözden kaybolana kadar yerinden ayrılmayan Aras, dış kapıya çıkarak babaannesini ve kızını karşıladı.

“Hayırdır Asiye sultan, yine neyin peşindesin?” yaşlı kadın elinde ki bastonu göstererek “Yol verda geçelum. Uşak dondi.” Babaannesinin sözleri ile Aras kızına bakarken üzerindeki yabancı kıyafetle kaşlarını çattı.

“Kızım?” Ecem babasına kollarını uzatarak kollarına giderken Aras onun üşüdüğünü görünce hızla sobanın yanına götürdü.

“Sen nereye gittin?” genç adam kızına konuşsa da bakışları yaşlı kadının üzerindeydi.

“Ne bakaysun ole?”

“Babaanne, sabah sabah nereye gittin?”

“Gelunumi görmeya, ne soraysun.”

“Babaanne? İnşallah kafana göre bir şey yapmadın. Bak olacak iş değil.”

“Ne diye olmasun, maşallah kizun elinden her iş geleyi. Hem kizunda pek sevdi cici anasini.”

“Babaanne!” Aras daha fazla dayanamayarak yerinden kalkmıştı. “Bu ettuğun iş midur? Kafana göre davranaysun? Bu iş olmaz.” Aras sinirlenince diline hakim olamamıştı. Babaannesi onun ağız ile konuşması karşısında geriye yaslanarak bakışlarını kaçırdı. Biliyordu ki ne zaman Aras’ın konuşması değişse çok sinirlenmiş oluyordu.

“Babacım?” Ecem babasının sesinden korkarak yine babasına sığınırken Aras derin bir nefes aldı.

“Oni bırakta Cenk uşağum aradi kizi. Yarun onda okula çağurdi.” Aras duyduklarıyla yutkunmuştu. İkizlerin başı cidden derde girmişti. Hem de kendi yüzünden. Cenk ile ertesi gün konuştukları aklına gelince yumruklarını sıkmıştı. Yine doğrucu davutluğu tutmuştu.

“Ne diye çağırmış ki?”

“Bilmeyrum ama kızçenun yuzi asildi. Hem ağzini aradum, kizun bizum damatla alakasi yokidur. “

“Onu biliyorum babaanne, keşke gitmeseydin.” Aras sıkıntıyla pencerenin kenarına giderken Asiye kadın onun sıkıntısını anlayabiliyordu.

“Fena mi oldi, hem Ecem’i çok sevdi. Senlan Ecem içun evleneceğuni dedi.” Aras hızla arkasını dönerken şaşkınlıkla babaannesine baktı.

“Ne dedi?”

“Ben dedum oğa, torunuma alalum seni diye, o da Ecem’i oğa verursak olur dedi.” Aras kızın babaannesi ile dalga geçtiğini anlayınca elini nereye koyacağını bilemeyerek saçlarına daldırmıştı.

“Kız senle dalga geçti babaanne.”

“Ben anlamam, ole dedi. Ben ı kizi sağa alacağum.”

“Babaanne, bu işe karışma.” Asiye kadın çocuk gibi omzunu silkeleyerek hazır olan sofraya bakmıştı.

“Yemedun mi hala?”

“Siz geldiğinizde yeni oturmuştum.” Babaannesinin işareti ile sofraya otururken kızını da dizlerine oturtmuştu.

“Kizun yedi, maşallah Arya ablasi oni yedurdi.” Genç adam babaannesinin sözlerine kulak asmayarak kahvaltısına devam ederken aklında hala Cenk ile yaptığı konuşma dönüyordu.

Önceki gün!

Aras iki genç kızın tartıştığını gördükten sonra arabasına binmek yerine şüphelerini paylaşmak için Cenk’in odasına doğru ilerlemişti. Genç adam karşısında Aras’ı görünce endişeyle yerinden kalktı.

“Bir sorun mu var abi, Sedan vaz mı geçti yoksa?” Aras eliyle onun oturmasını söylerken Cenk ondan gelecek cevabı sabırsızlıkla bekliyordu.

“Yok kardeşim, Seda’nın vazgeçmesi ihtimal bile değil. İmzaları attı.” Cenk derin bir nefes alırken Aras onun için üzülmüştü.

“Çok şükür.” Cenk kendisine olan bakışları görünce mahcup bir şekilde yüzünü eğmişti. “Kusura bakma abi. Biliyorsun Seda’yı çok seviyordum. Sevgim karşılık bulmasa da beni sevmesi için elimden geleni yaptım. Bu aşamada boşanmaktan başka çarem yok.”

“Anlıyorum. Buraya Seda için gelmedim.” Cenk merakla Aras’a baktı.

“Hayırdır abi, bir sorun mu var?” Aras odanın penceresine doğru yürüyerek dışarıda sınavdan çıkmış öğrencileri izlemeye başladı. Şüphesini söyleyip söylememekte kararsız kalmıştı. Bir gurup öğrenci bölüm binasının dışında ki banka oturarak ellerinde ki plastik bardaktan çaylarını içerken Aras derin bir nefes almıştı. O da bu yollardan geçse de dışarıda ki öğrenciler kadar rahat davranmadığını düşündü.

“Gençlik nereye gidiyor?” Fısıltı ile söylenirken Cenk oturduğu yerden kalkıp genç adamın yanına giderek onunla birlikte dışarıda ki öğrencileri izlemeye başladı.

“Şunların haline bak, sınavdan çıkmışlar ama dünya umurlarında değil gibi işi dalgaya alıyorlar.”

“Zaman ilerledikçe istekler değişiyor. Aramızda fazla yaş farkı olmasa aile farkı var. Biz yokluktan geldik.” Aras tek kaşını Cenk’e kaldırırken genç adam gülerek elini kaldırmıştı.

“Pardon abi, senin aile zengindi değil mi?” Aras kendisi ile şakalaşan Cenk’e gülerek baktı.

“Öyle, zengindi ama huzur yoktu. Hala da yok, ve ben ne yapacağımı bilemiyorum.”

“Sorun ne?”

“Buraya gelmeden önce ikizleri gördüm.” Cenk anlamış gibi başını sallayarak Aras’ın devam etmesini bekledi.

“Onları ayırt edebiliyor musunuz?”

“İkisi de farklı bölümde okuyor. Biri gözlüklü diğeri değil. Neden sordun?”

“Yani gözlüğü olmasa ayırt edemezsiniz?” Cenk kısa bir süre düşündükten sonra başını sallayarak Aras’ı onayladı.

“Sanırım öyle… Neden bunu soruyorsun?”

“Hiç sınavlarda yer değiştirmiş olabileceklerini düşündün mü?” Cenk gelen soruyla hızla Aras’a baktı. Şaşkınlığı yüzünden okunurken Aras bir elini genç adamın omzuna koyarak hafifçe vurmuştu.

“Yer mi değiştirdiler.”

“Olabilir. Bu gün ikisi de tuhaftı.”

“Bu doğruysa disipline giderler ve okuldan atılırlar.” Aras genç adamın sözleri ile yutkunurken ne söyleyeceğini bilememişti.

“Öyle bir durum varsa bu aramızda kalsın.”

“Bunu yapamam abi, eğer sahtecilik yaptıysalar bunun cezasını çekmeliler.” Aras Cenk’e tamamen dönerek sıkıntıyla nefesini dışarıya verdi.

“Bak Cenk, iki kızın da dersleri oldukça iyi. Bu olay duyulursa bunca emekleri boşa gider.”

“Emeklerini düşünselerdi böyle bir şeye kalkışmazlardı.”

“Birde şu yandan bak Cenk, iki kızda bölümleri olmasa da derslere odaklanabilmişler. İyi notlar almışlar. Sadece bilmeni istedim. Daha önce yaptılar mı bilmiyorum ama bugün ki sınavda yer değiştiklerinden eminim.” Cenk masanın üzerinde ki sınav kağıtlarını karıştırarak Alya’nın kağıdını eline alıp kontrol etmeye başlamıştı. Özellikle onun bileceğini düşündüğü sorunun boş olduğunu görünce dişlerini sıkmaya başlamıştı.

“Haklısın abi, yer değiştirmişler. Bu soruyu Alya’nın yapmamasına olanak yoktu.”

“Nereden biliyorsun?”

“Bu soru onun araştırma ödevinde vardı. Ödevini neredeyse ezberlemiş biri bu kadar basit soruyu kaçırmazdı.”

“Anlıyorum.” Aras yeniden pencereden dışarıya bakarak bir elini cebine koyup öylece düşünmeye başlamıştı.

“Abi, ne düşünüyorsun?”

“Akın’ın sözlerini.” Aras farkında olmadan cevap verince Cenk merakla ona baktı. “Neyse boş ver beni. Seda’nın kızlara takık olduğunu unutmamak lazım. Karar verirken lütfen bunu da değerlerdir. Hiç suçu olmayan kızlar sırf seninle konuştuğu için Seda’nın hedefinde.

“Elimden bir şey gelmiyor abi, bu durumu ancak sen çözebilirsin.”

“Akın bir çare düşündü ama ben emin değilim, olacak iş değil.”

“Akın ne düşündü bilmiyorum, sadece ailenin en değişik fikirli üyesi olsa da bazen çözümleri sonuç verebiliyor.”

“Ben kabul etsem de kız kabul etmeyecektir.”

“Sen teklifini yap, belki kabul eder.” Aras hafif gülümseyerek başını iki yana salladı.

“Olmaz o iş.”

“Abi, Seda’yı durduracaksa ben de yardımcı olurum.” Cenk elinde ki kağıdı masaya bırakarak düşünmeye başladı. Bir süre daha normal sohbet ettikten sonra Cenk’in Sakarya üniversitesine kabul edildiğini öğrenen Aras onu tebrik ederek gönül rahatlığıyla okuldan ayrılmıştı. Henüz kimsenin haberi olmayan bu durumu bir süre kendilerine saklayacak olan ikili kızlar hakkında düşünmeye başladı. Cenk ne olursa olsun ardında perişan bir aile bırakmak istemiyordu. Kızlar ne kadar hatalı da olsa kendisi yüzünden zarar görmemeliydiler. Gün sonunda ne olurdu bilinmez ama atacakları adımların iki gencin de hayatını değiştireceği aşikardı.

“Haklarında hayırlısı!”

***

Beğeni tuşuna basmayı unutmayalım!

4.BÖLÜM <<<<<—–>>>>> 6.BÖLÜM

2810cookie-checkTATLI HATA 5. BÖLÜM