Şubat 5, 2021 Yazarı mermaridyy 14

Tatlı Hata 6. bölüm

Keyifli okumalar!

***

Genç adam çayını bitirdikten sonra yerde oynayan kızıyla vakit geçirmeye başladı. Hava durumuna bakıp yarınki hava koşulları hakkında tahmin bulundururken şehre inmek için kızının uyumasını bekledi. Trabzon da hava durumu ne söylerse söylesin tahmin çok farklı çıkabiliyordu. Güneşli günde yağmur, yağmur dendiğinde de güneşli olabiliyordu. Sıkıntıyla camın kenarından gökyüzündeki mavi bulutlara bakarak babaannesine döndü.

“Bir iki gün yağmaz artık. Ben akşama doğru aşağıya ineceğim.”

“Get tabi, Cenk uşağun kizları niye çağurduğuni öğrenesun.” Aras başını sallayarak uyuyan kızını odasına bırakıp küçük el valizi hazırlamaya başladı. Kirlilerini babaannesine bırakmamak için yanında şehirdeki evine götürüyordu. Bir süre evin dışında ki odunları doğrayarak vakit geçirdikten sonra yola çıkmaya karar verdi. Arkasından dua eden babaannesini alnını öperek arabaya bindiğinde aklında hala iki kız vardı. Başını iki yana sallayıp kıvrak yollarda arabasını sürerken yarını iple çekiyordu. Eli arabanın radyosuna doğru giderken arabanın içini hafif bir müzik kaplamıştı. Rahmetli Kazım Koyuncu’nun Gelevera deresi arabanın içinde yankılanırken genç adam da ona eşlik etti.

Gelevera deresi oy,

Gelevera deresi,

İki dağun arasi oy, iki dağun arasi

Yüzunden silinmesun oy, yüzunden silinmesun, bicağumun yarası,

Adamın buğulu sesi Aras’ın içine işliyordu. Araba ağır bir şekilde sahile inerken telefonundan yankılanan melodi ile radyonun sesini kıstı. Arayan kardeşi Akın’dı.

“Efendim?”

“Abi ciddi bir sorun var, Seda çıldırmış durumda.”

“Yine ne yaptı?” Aras sıkıntıyla ensesini ovalarken arkadan gelen kırılma sesi ile arabasını sağa çekerek dörtlüleri yaktı.

“Abi, boşanma evrakları geldi, mahkeme olmadan nasıl boşanırız diye evi yıkıp döküyor.”

“Gerekli evraklar imzalanmıştı. Gerisi zaten kolay prosedür.”

“Gel de bunu Seda’ya anlat. Çıldırmış durumda. Annem de ona destek çıkıyor.”

O kızı öldüreceğim,” Seda’nın arkadan gelen sesi Aras’ın dişlerini sıkmasına neden olmuştu.

“Ben hemen geliyorum, sen evden çıkmasına sakın izin verme.”

“Elimden geleni yaparım.” Aras arabasını çalıştırarak yola koyulurken oldukça sinirliydi. Kardeşinin yola getirmenin zamanı gelmişti. Arabasının hızını arttırırken baba ocağının yolunu tuttu.

***

Genç kız arabayı apartmanın önüne park ederken ağabeyi Selim ile karşılaşmıştı. Arabadan aşağı inerek ağır adımlarla abisine yaklaştı. Genç adam kardeşine gülümserken bir yandan da arabadan inmesini beklediği diğer kardeşini arıyordu gözleri.

“Alya nerede?”

“Onu yolda arabadan attım.” Selim tek kaşını kaldırarak imayla kardeşine baktı.

“Yine ne yaptı? Sen onu kolay kolay yolda bırakmazsın?” Arya abisinin kolunun altına girerek gülümsemişti. Yol boyunca kardeşinin bitmek bilmez söylemlerini dinlemiş durmuştu. Forum Trabzon durağına yaklaştıklarında daha fazla dayanamayarak arabayı kenara ekip inmesini söylemişti. Alya diretse de Arya bu kez yumuşamamıştı.

“Arya, bu yaptığına inanamıyorum,” diye arkasından bağırsa da umursamamıştı.

“Canımı sıktı, gelir yarım saate.” Selim başını sallayarak binadan içeriye kardeşi ile girerken annesine de hesap vereceği aklına gelince yüzünü astı. Aynı anda doğsalar da ona Alya’nın ablası gibi davranıyorlardı. Bazen keşke ikizi değil de ablası olsam diye düşünmediği tek an bile olmuyordu. Evin zilini çalarak kapının açılmasını beklediler. Kapıyı küçük yeğeni açmış be babasının kucağına atlamıştı. Küçük kız babasının omzundan diğer elini de halasına uzatırken Arya yeğeninin elini öperek eve girdi.

“Siz mi geldiniz çocuklar,” annesi bir süre açık kapıya baktıktan sonra konuşmasına devam etti. “Alya nerede?” dedi.

“İşi vardı, gelir birazdan.”

“Emin misin kızım?” Annesinin şüphelenmesi Arya’nın yüzünün asılmasına neden olmuştu.

“Emin olmasam niye öyle diyeyim annecim?” Kadın başını iki yana sallayarak konuştu.

“Son günlerde sanki biraz gerginsiniz, kızım neler oluyor aranızda?”

“Bir sorun yok anne, okulun son senesi ya onun için gerginiz.” Kadın bir süre sustuktan sonra nasılsa öğrenirim diyerek mutfağa yönelmişti.

“Hadi üzerinizi değiştirin de gelin, birazdan yemek hazır olur.”

“Abimle babam yok mu anne?” Ev sessizdi. Üstelik çocuklar burada olduğuna göre yengesi de yoktu anlaşılan.

“Onların işi vardı, gelirler birazdan.”

Arya odasına giderek üzerini değiştirirken yarınki görüşmeyi düşünmeden edemiyordu. Bakışları odanın duvarında ki yazıya kaymıştı. Yazıyı küçükken yaz tatilinde gittiği Kur’an Kursundan sonra keçeli kalemle duvara yazmıştı. Annesi duvarı boyadığı için kızsa da yazıyı okuyunca bir şey dememişti.

“Her şey Allah’tan Gelir.”

İçine bir sıkıntı yerleşen genç kız telefonuna gelen bildirim ile kaşlarını çatmıştı. Sorun bildirim değildi ancak art arda gelmesi genç kızı tedirgin etmişti. Çok sosyal bir yapısı yoktu. Zaten sosyal medya kullanmaya ayıracak vakti de yoktu. Alya ile ortak kullandıkları bir adres vardı sadece. Uzun zamandır kullanmadığı için gelen bildirime şüpheyle baktı. Etiketlendiği bildirim öfkelenmesine neden olmuştu.

“Neler oluyor böyle?” Arya telefonu eline alarak kardeşini aramıştı.

“Arya, birazdan evde olurum. Pişman oldun değil mi beni bıraktığın için.” Genç kız kardeşinin sitemli sesine karşılık hiçbir şeyden haberi olmadığını anladığında dişlerini sıkmıştı. Anlaşılan biri onlarla uğraşıyordu.

“İkizler hesabına bak.”

“Anlamadım, neden?”

“Sen bak.” Arya telefonu kapatıp yeniden gönderiye bakmıştı. Gözlerine inanamıyordu. Nasıl bu şekilde bir olaya karıştıklarını düşünürken telefonu çalınca hemen açmıştı.

“Gördün mü haberi?”

“Bu ne Arya, nasıl böyle çirkin bir iftira atarlar.”

“Kim bu Aksoylar Alya? Bizim adımız nasıl bu aile ile anılır?” Arya çıldırmış gibiydi. Babası abileri bu haberi duyarsa ortalık yangın yerine dönüşürdü.

“İnan bilmiyorum. Sadece hoca…” Alya yazının devamını okurken duraksamıştı. Cenk hocasının adını okumak onda şok etkisi oluşturmuştu.

“Ne oldu?”

“Bu… Arya, Aksoylar Cenk hocanın karısının ailesiymiş. Hocanın evli olduğunu bile bilmiyordum ben.”

“Senin bir dahilin var mı?” Arya öfkeyle sorduğunda kardeşi kesin bir itirazla ona karşı çıkmıştı.

“Tabii ki yok, sen ne dediğinin farkında mısın? Hocayla sadece bir kez proje yaptık o kadar. Bu söylediğine inanamıyorum.”

“Alya, görmüyor musun? Bizi açık hedef yaptılar. Kim bu haberi yapan, öğrenmemiz lazım. İftira atıyorlar, hesap verecekler.”

“Emin ol, hesabını soracağım.” Alya da ikizi kadar sinirlenmişti. Bir süre telefonda konuşan ikili son sözlerini söyleyerek kapatmıştı.

Arya odasında dönüp dolaşırken odaya annesi girince duraksamıştı. Kızının şüpheli davranışları kadının dikkatinden kaçmadı.

“Ne oldu Arya, neden bu kadar endişelisin?” Arya annesinin yüzüne birkaç saniye baktıktan sonra sıkıntıyla yatağına oturdu. Bu olayın saklanacak bir yanı yoktu. Annesi onlar için iyi bir müttefik olabilirdi.

“Anne, sana bir şey göstereceğim ama sakin olacaksın.” Kadın gözlerini kısarak kızına baktı.

“Duruma göre değişir.”

“Anne, sadece şunu bil. Bu haber tamamen yalan.”

“Ne haberi?” Arya elinde ki telefonu annesinin eline uzatarak bakmasını istemişti. Kadın gözlerini kısarak ekranda ki haberin başlığını okudu.

“Aksoyların kızı ihanete mi uğradı!”

“Kim bu Aksoylar?”

“Anne haberin devamını oku. Ve inan bende kim olduklarını bilmiyorum.” Kadın haberin devamını okurken iyice kaşlarını çatmıştı. Birkaç kez derin nefesler alarak kızına baktığında Arya da annesine bakıyordu.

“Bu boşanmanın sizinle bir alakası yok değil mi?”

“Elbette yok anne, o aileyi tanımıyorum bile.”

“O zaman neden sizden bahsediyorlar. Sizi yuva yıkıcı olarak gösteriyorlar?”

“İnan bilmiyorum anne, orada sadece Cenk hocayı biliyorum. Alya’nın hocalarından biri. İnan ne Alya, ne de benim bu olayla bir alakam yok. Biri bizimle uğraşıyor.”

“Neden yapsınlar bunu? Kızım bu ne kadar büyük suçlama görebiliyor musun? Baban duyarsa kalbine iner.”

“Biliyorum anne, bu durumu çözeceğim.”

“Çözseniz iyi olur, yoksa kan çıkar.” Arya annesinin sözleri ile yutkunurken zilin çalması ile kadın odadan çıkmıştı. Alya eve girer girmez ikizinin odasına giderek hızla kapıyı kapattı. Elinde ki telefonu kardeşine uzatarak “Bu nasıl oldu bilmiyorum.” Alya neredeyse ağlayacak duruma gelmişti.

“Sakinleş biraz.”

“Nasıl sakin olayım. Haberi gören mesaj atmaya başladı. Saçma sapan yorumlar yapıyorlar. Ne ahlakımız kaldı ne de paragözlüğümüz.”

“Ne alaka?”

“Bu aile, çok zenginmiş. Trabzon’un ileri gelen ailelerinden biri, üstelik Cenk hoca bu ailenin kızıyla evliymiş. Olan nasıl bize kadar sirayet eder?” Arya’nın kaşları duyduklarıyla çatılmıştı. Birkaç gündür kampüste gördüğü lüks arabaların şimdi bir anlamı olmuştu. Demek onlara aitti.

“Alya, bana dürüst ol. Cenk hocayla hiç yalnız konuştun mu?”

“Elbette, bir proje yürütüyorduk.”

“Peki sana karşı yaklaşımı nasıldı?” Alya genç kızın sorusu ile duraksamıştı. Bir süre gelen soruyu düşündükten sonra bakışlarını kardeşinin gözlerine dikti.

“Cenk hoca hayatımda gördüğüm en düzgün hocalardan biri. Hiçbir zaman ders dışında benimle konuşmadı. Hatta geçenlerde ona dosyaları vermek için kafeye uğradığımda kahve ısmarlamak istedim reddetti.” Arya sınavlardan tanıdığı hocayı gözünün önüne getirmişti. Adamın öğrencilerine karşı mesafeli duruşu onunda dikkatini çekmişti.

“O zaman bu haberi yapan ya kıskanç karısı ya da okulda seni çekemeyen biri.” Alya ağladı ağlayacak bir şekilde yatağa otururken boş olan ellerine bakmaya başladı.

“Ne olacak şimdi, mezun olmak üzereyiz. Bu durum okuldaki mezuniyetimi etkiler mi? ya babam bize inanmazsa?”

“Bu kadar korkma, bu işi çözeceğiz. Yarın şu hocayla bir konuşalım.” Alya aklına gelen şeyle hızla Arya’ya döndü.

“Sence bu konu yüzünden mi bizi çağırdı.”

“Umarım öyledir Alya, eğer sınavda yer değiştirdiğimiz anlaşılırsa ikimizde mezun olamadan okuldan atılırız.” Alya artık ağlamaya başlamıştı. Arya onu teselli etmek istemiyordu. Ağlaması genç kız için aklını başına almasına neden olabilirdi. Odasının penceresinden dışarıya bakarak düşünmeye başladı.

“Bu durumu saklayamayız, aileye söylememiz lazım.”

“Biliyorum, önce hocayla konuşsak.” Arya başını sallayıp kardeşini onayladı. Annesinin içeriden seslenmesi ile ikili toparlanarak odadan çıkmıştı. Abileri ve babası masada yerini alırken küçük çocuklar da onlarla birlikte masaya geçmişti. Emine Hanım iki kızının üzgün yüzüne karşılık ortamı neşelendirmeye çalışıyordu.

“Hatice anne nasıl?” Babasının sorusu ile Arya bakışlarını adama çevirdi.

“Biraz kırgın, annem uzun zamandır onu görmeye gitmedi. Ayrıca abilerime de kızdı. Çocukları özledim dedi.”

“Gelecek hafta gideriz yengenle, kadın haklı.”

“Haklı tabi, bir başına kaldı orada.” Serdar abisi Selim abisine gülümseyerek karşılık vermişti. Babasının dikkatli bakışlarını hisseden Arya yanında oturan kardeşinin ayağına hafifçe vurmuştu.

“Bir sorun mu var kızlar? Neden durgunsunuz?”

“Önemli bir şey yok baba. Yarından sonra size söylemek istediğimiz bir durum var.”

“Önemli mi?” Arya bakışlarını babasının gözüne dikerek cevap vermişti.

“Önemli babacım, sadece senden bize güvenmeni istiyorum. Kızların senin yüzünü eğecek bir şey yapmaz.” Adam şüpheyle iki kızına bakmıştı. Alya başını kaldırmazken Arya dik duruşu ile iki abisinin de dikkatini çekmişti. polisliğin verdiği sorgulama dürtüsü ile iki kardeşine bakan Serdar Alya’dan bir cevap alamayacağını bilerek diğer ikize döndü.

“Sorun ne Arya, bana anlatabileceğini biliyorsun.”

“Sonra abi, şimdi yemeğimizi yiyelim.”

“Peki ama yemekten sonra konuşacağız.” Arya aileden yana şanslı olduğunu düşünüyordu. Aralarında hiçbir zaman sır yoktu. Özellikle kardeşleri arasında konuşulmayacak kadar önemli bir sır olmamıştı. Ailece yenilen yemeğin ardından Serdar iki kardeşini de alarak sahile gitmeye karar verdi. Onlarla konuşması gerekiyordu. Kardeşler evden ayrılırken aile büyükleri geride merakla beklemeye başladı.

Serdar arabasını sahil kenarına park ederek iki kardeşini de kolunun altına alarak ganita kafeye doğru ilerlemeye başladı. Öğrenciler için vazgeçilmez bir mekan olmuştu. Alya tanıdık birilerini görme tedirginliği yaşarken genç adam kardeşinin rahatsızlığını hissedebiliyordu. Boş masalardan birine doğru ilerleyen kardeşler garsondan çay isteyerek oturdu.

“Anlatın bakalım, sorun ne?” Alya korkuyla Arya’ya bakarken Arya telefonunu çıkararak abisine vermişti.

“Ne bu?”

“Sadece oku abi,” Serdar Arya’nın gösterdiği haberi okurken ellerini yumruk yapmıştı. Bakışları ağır bir şekilde iki kardeşinin üzerine dönerken dişlerini sıkarak sordu.

“Doğru mu bu?” Arya abisinin gözlerine gözlerini dikerek cevap verdi.

“Her kelimesi yalan, bir şey dışında. O da Cenk hocanın öğrencisi olduğumuz.”

“Bu haberi kim yaptı?”

“Bilmiyorum, yerel bir medya sitesi. Ailenin kim olduğunu bile bilmiyoruz.” Serdar başını sallayarak yeniden telefona dönmüştü. Sitenin iletişim adresine girmişti. Telefonunu aldığı site yetkililerini ararken çayları gelmişti. Serdar sinirle yeni gelmiş çayı kızların ‘sıcak’ uyarısına aldırmadan tek dikişte içerken garsona yeni bir çay söylemişti. Adam şaşkınlıkla genç adama bakarak yanlarından ayrıldı. Telefon çalıyor ama açan olmuyordu. Site adresinde yazan yetkiliye okkalı bir mesaj atarak telefonunu elinden bırakırken yeniden kardeşlerine döndü.

“Bu işin peşini bırakmayacağız. Bu haberi yapan cezasını çekecek. Şimdi anlatın bakalım, kim bu Cenk hoca?” Arya bildiği kadarı ile anlatmıştı. Alya ise geldiğinden beri sessizdi. Serdar kardeşinin korkusunu içinde hissederken uzanarak Alya’nın elini tuttu.

“Sen yanlış bir şey yapmadın.”

“Babam duyunca çok üzülecek.” Serdar kardeşine hak veriyordu. Alya sağlıklı düşünecek durumda olmadığı için Arya’ya kısa bir bakış atarak “Seninle konuşmamız gerekiyor,” dedi. Arya abisinin ciddiyeti karşısında yutkunurken ihalenin onun başına kalacağını anlamıştı.

***

Aras arabasından inerek hızla büyük konağın kapısından içeriye girmişti. Kardeşi Seda hala çıldırmış gibi etrafa saldırıyordu. Ona yaklaşmaya çalışanları da eline geçirdiği aksesuar ile tehdit ediyordu.

“Yaklaşma bana, hepsi senin yüzünden. Kocamı sen aldın benden?”

“Seda, kes artık şunu. Kocan senin saçmalıkların yüzünden gitti. Adama bir rahat ver artık.”

“Kızım, yapma bak baban fena olacak.” Kadın araya girmek istemiş ama Seda annesini de geri püskürtmeyi başarmıştı.

“O zaman beni nasıl boşar.”

“Seda kağıtları sen imzaladın. Davayı biz açtık unuttun mu?”

“Hepsi senin yüzünden, sen ve o aşüfte yüzünden.” Aras son sözlere dayanamayarak sesini yükseltmişti.

“Kes sesini seda, yeter artık bu şımarıklık. Cenk gittiyse senin saçmalıkların yüzünden gitti. Adama dünyasını dar ettiniz. Seni o kadar seven adamın sevgisini hiç ettin sen.” Aras’ın sesinden ürken Seda bir adım geri atmıştı.

“Aras bağırma kardeşine.”

“Sen karışma anne, bu kızı bu hale sen getirdin. Ne yaptığınızı bilmediğimi mi sanıyorsun?” Kadın oğlunun ateş saçan gözlerinden ürkerek geri adım atmıştı. Aras iki gün önce öğrendikleriyle vicdan azabı çekiyordu. Karşısında duran iki kadının ne kadar cani olabileceklerini öğrenmek Aras’ta son sabrı da yok etmişti.

“Aras annene bağırma.” Aras bu kez babasına dönmüştü. yüzünde alaycı bir şekilde adama yaklaşırken başını iki yana salladı.

“Asıl suçlu olan sensin baba. Anneme be kızına dur demeyi başarabilseydin bunlar olmayacaktı. Senin karınla kızın bir katil!” Sesi o kadar yükselmişti ki iki kadın geri adım atarken diğer aile üyeleri ile çalışanlar şok olmuş bir şekilde genç adama bakıyordu.

“Sen ne diyorsun?” Babasının sesi ortamda yankılanırken Aras iki kadına bakarak öfkeyle konuştu.

“Senin bu çok sevgili karın ve kızın masum bir cana kıydı. Üstelik babasının bile haberi olmadan.” Seda abisinin sözleri ile bir adım geri giderken başını iki yana sallıyordu.

“Bunu yapmak zorundaydım. Onu büyütemezdim.” Kadın sayıklar gibi konuşurken Akın abisinin önüne geçerek kardeşine sert bir tokat atmıştı.

“Sen bebeğini mi aldırdın? Bunu nasıl yaparsın.” Kemal Bey duyduklarıyla karısına bakmıştı.

“Siz… Siz ikiniz…” Adam birden yere yığıldığında Aras ve Akın babalarını kaldırarak onu arabaya taşımıştı. Her şey o kadar ani gelişmişti ki annesi ileri doğru atılarak kocasını tutmak istediğinde iki oğlunun öfkeli bakışını görünce ağlayarak duraksamıştı.

“Bu sizin eseriniz. İkiniz de Allah’a hesap vereceksiniz. Nasıl bu kadar cani olabildiniz.” Seda babasının ardından sayıklar gibi ‘yapmadım, ölecekti zaten’ diye itiraz ederken sinir krizi geçirerek saçlarını yolmaya başlamıştı. Çalışanlar genç kadını durdurmaya çalışsa da başarılı olamıyordu. Akın abisinin işareti ile Seda’nın kollarını tutarak onu etkisiz hale getirdi. Hareket edemese de genç kadının çığlıkları duvarlarda yankılanmaya devam ediyordu. Kemal Bey arabaya koyularak hastaneye kaldırılırken, Akın evde kalarak ortalığı toparlamasını istemişti.

***

“Efendim, Aslan,” diye telefonu açan Aras babasını aldıkları hastane odasında dışarıya çıkmıştı. Saat gece yarısını çoktan geçmişti. Kemal Bey duyduklarıyla kalp spazmı geçirmişti. Acil müdahale edildiği içinde riskli bir durumu yoktu. Aras karşı tarafı dinlerken Aslan’ın yolda olduğunu öğrenince gelmemesini söylese de kabul ettirememişti. Telefonu kapattığında hastanenin bahçesine çıkarak tepeden Trabzon’un hala yanmakta olan ışıklarına bakıyordu. Sıkıntıyla nefes verirken ne kadar süre etrafı izlediğini bilmiyordu.

“Abi?” genç adam arkasından gelen seslenme ile gelen yardımcısına baktı.

“Aslan,”

“Durumu nasıl Kemal beyin?”

“Şimdilik iyi, buradan çıkınca nasıl olur bilmiyorum.” Aslan başını sallayarak üzüntüyle başını sallamıştı.

“O kadar kötü müydü akşam?” Aras derin bir nefes vererek ağzında ki buharı dışarıya salmıştı. Arkasını dönüp yeniden aşağıda kalan manzarayı izlemeye başladı.

“Öğrendikleri ağır geldi. Belki bu günden sonra annem ve kızına daha kısıtlayıcı davranır.”

“Kötü olmuş, görebiliyor muyuz?” ikili birlikte hastaneye girerek Kemal beyin kaldığı odaya girdi. Adam hala aldığı ilacın etkisi ile uyuyordu. Aras babasına kısa bir bakış atarak Aslan ile dışarıya çıktı. Konuşacakları için sese uyanmasını istemiyordu. Akın saat başı arayarak babasının durumu hakkında bilgi alıyordu.

“Evde durumlar nasıl? Aysun Hanım çok kızmış olmalı.”

“Onu ne kadar kızdığı önemli değil. Annemi tanıyamıyorum artık. Önceden de lüksü severdi ama bir bebeğe kıyabilecek kadar gözünün döndüğünü ilk kez görüyorum.”

“Cenk’in haberi yok değil mi?” Aras başını iki yana sallarken öfkeyle elini saçına daldırdı.

“Adama yapmadıkları kalmadı, bir de bebeğini aldırdıklarını öğrenirse yıkılır. Biliyorsun, Seda’yı her şeye rağmen seviyordu.”

“Dün akşamdan sonra öğrenecektir. O kadar olayı duymayan kalmamıştır artık.” Aras ne söyleyeceğini bilmiyordu.

“Seda’yı biraz uzaklaştırmayı düşünüyorum. Belki Almanya’ya teyzeme gönderirim.”

“Gideceğini sanmıyorum.”

“Gitmek zorunda,” Aras kesin kararlıydı. Kardeşini annesinden bir süre uzaklaştırmazsa ileride geri dönülmez bir yola girecekti. Annesini bu saatten sora değiştiremezdi ama kardeşini doğru yola sokma ümidi hala vardı. Aslan sabaha kadar Aras’ın yanında beklemişti. Sabah doktorların vizitesinden sonra Kemal beyin akşama doğru taburcu edileceğini öğrenince içi rahatlamıştı. Telefonunu çıkararak Akın’ı aramış ve durum hakkında bilgi vermişti. Kolunda ki saate bakınca bu gün Cenk’in kızları yanına çağırdığını hatırladı. Saat onda kızların ikisi de fakültede olacaktı.

“Aras abi, benim yapabileceğim bir şey var mı? Yoksa limana geçeceğim.”

“Git Aslan, kaldığın için sağ ol. Bu gün sevkiyat gelecekti, malları dikkatli inceleyin. Yanlışlık olmasın.”

“Tamam abi sen limanı düşünme.” Aslan hastaneden ayrıldıktan sonra bir süre daha dışarıda hava aldı. İçinde büyük bir sıkıntı vardı.

“”Hayr olsun inşallah.”

***

İki genç kız hazırlanarak evden çıktıklarında oldukça tedirgindi. Okula doğru yola çıktıklarında arabada ses çıkmıyordu. Arya normalde fazla konuşmasa da bu sabah üzerinde faklı bir sessizlik vardı. Bu durum Alya’yı daha da çok geriyordu. Araba on dakika sonra forum sapağından KTÜ kapısına doğru dönerken Alya dayanamayarak sordu.

“Neden bu kadar suskunsun?”

“Bir şey yok, düşünüyordum.”

“Dün abimle ne konuştunuz?” Arya kardeşinin sorusu ile yutkunarak yola bakmıştı. Araba güvenlikten geçerek yoluna devam ederken Arya sessiz kalmaya devam etmişti. Yarım saat erken geldikleri için Arya kardeşine dönerek “Kantinde kahve içelim mi?” dedi. Alya onu onaylarken ikili birlikte kantine girdiğinde birçok gözün onlara döndüğünü fark eden ikili umursamayarak kasaya doğru ilerledi. Önce kahvelerin parasını ödeyip jetonu alarak kahve veren çalışanın yanına ilerleyerek jetonu verip kahve aldılar. Boş masalardan birine doğru ilerlerken bir grup öğrencinin kendilerine bakarak konuşması Alya’yı gerse de Arya oldukça rahat bir şekilde masalardan birine geçerek oturdu.

“Arya, dışarı çıkalım mı?” Arya kahvesinden bir yudum alarak bardağının üzerinden kardeşine baktı.

“Neden?”

“Herkes bize bakıyor, haberi okumuş olmalılar.”

“Ee ne olmuş, yanlış bir şey yaptın mı?”

“Tabii ki hayır.”,

“O zaman sorun yok. Bırak konuşsunlar.”

“Ama…””

“Alya, geç otur. Birazdan hocayla görüşmek için kalkacağız zaten.” Alya ikizinin dediğini yaparak karşısına oturmuştu. Her şeye basit bakan kardeşinin olayları bu gün önemseyeceği tutmuştu. Kolundaki saate baktığında vaktin geldiğini söyleyerek elindeki karton bardağı çöpe atıp kantinden çıktılar. Ağır adımlarla bölüm binasından içeriye girdiklerinde onları gören dikkatle ikisine bakıyordu. Tanımasalar bile bire bir kopya oldukları için dikkat çektiklerinin farkında olan ikizler bakışlara aldıracak durumda değildi. Cenk hocanın kapısına geldiklerinde Alya tedirginlikle duraksamıştı. Arya kardeşine bakıp başını iki yana sallayıp kapıyı tıklayıp içeri girdi. Alya da onu takip ederken genç adamın bakışlarını da üzerine çekmişti.

Cenk masasında ki kağıtları kontrol ederken kapının tıklatılması ile başını çevirip içeri giren iki kıza bakmıştı. İkizleri ilk kez yan yana görüyordu. Birbirlerine olan benzerlikleri oldukça şaşırtıcıydı. İki kızın da albenisi genç adamın dikkatinden kaçmamıştı. Aras’ın onları nasıl ayırt ettiğine şaşırırken kendisinin bunu kolay kolay yapamayacağını düşününce kayınbiraderine bir kez daha hayran kalmıştı.

“Hoş geldiniz kızlar, geçin oturun.”

***

Bölüme yorum yapmayı unutmayın!

5.BÖLÜM <<<<<—–>>>>> 7.BÖLÜM

2890cookie-checkTatlı Hata 6. bölüm