ÜSAO 1. bölüm

Öncelikle yeni hikayede beni yalnız bırakmamanızı umuyorum. Umarım hikayeyi beğenirsiniz.

İyi okumalar…

Gökyüzünde mükemmel bir güneş vardı. Hava o kadar sıcaktı ki tüm bedeni iflas etmiş durumdaydı. Yorgunluğun etkisiyle üzerinde bulunduğu samanların üzerine uzanırken başında ki şapkasını yüzüne kapatarak güneşin yüzüne vurmasını engellemeye çalışmıştı. Güneş ışıkları tüm kemiklerine kadar işliyor ve bu sıcaklıkla vücudu gevşemeye başlamıştı. Derin bir iç çekerek gözlerini kapatırken ne kadar yorgun olduğunu o zaman anlamıştı. Sabahın altısından beri tarlada samanları traktörlere dolduruyorlardı. Şimdi ise yorgunluğunu gidermek için samanların üzerine uzanarak bedenine güneşin sıcaklığını hissediyordu. Birkaç dakika sonra genç kız adının seslenilmesiyle gözlerini aralayarak hayıflanmıştı. “Sadece bir süre dinlenmek istemiştim ama!” kendisine seslenen adam bağırarak “Güneş, neden bana ses vermiyorsun?” genç kız yerinde doğrularak şapkasını yeniden başına takmıştı. “Haydar amca ama çok yoruldum!” dudaklarını çocuk gibi büzerken adam gülümseyerek ona yaklaşıyordu. “Eskisi gibi beni kandıramazsın küçük hanım, daha yapılacak işler var!” Güneş söylene söylene yerinde doğrulurken onun tatlı söylenmesi adamı gülümsetmişti. 

Yirmi üç yaşında oldukça güzel bir kız olan Güneş adı gibi etrafındakilerin dünyasına ışık saçıyordu. Yaşlı adam onu kendi öz torunu gibi severken Güneş’te aynı yakınlığı adam için hissediyordu. Doğup büyüdüğü topraklardan sadece üniversite için ayrılmış ve her yaz yine topraklarına dönmüştü. Dönmesinin farklı bir nedeni de olsa o hala bu topraklarda yaşamak istiyordu. Gerinerek traktörün direksiyonuna geçerken aklında bin bir düşünce vardı. Bu yıl son senesi olacak ve ziraat mühendisi olacaktı. Köylülerine yardımcı olmak istiyordu. Babası köyün zengin ailelerinin birinin yanına çalışırken genç kız da babasına yardım ediyordu. Bundan beş yıl öncesine kadar… Babası öldüğünde onun yerine bakmaya başlamıştı. Yüzünde yer alan gülümsemesini yok etmemek için elinden geleni yapıyordu. En üzgün anında bile gülümsemek genç kız için zor olmamaya başladığında ise içindeki özlem gün geçtikçe büyümeye başladı. 

Büyük evin arkasında ki ağılların önünden geçerken içerideki hayvanların dışarıya çıkarıldığını görmüştü. Çitlerin içindeki hayvanlar otlarken genç kız traktör sesinin onları ürkütmemesini içten içe dilemişti. Sonunda otların bırakılacağı barakaya geldiğinde neşeli bir şekilde içerideki işçilere seslenmişti. “Hey bana yardım edin!” içerinden onun seslenmesini duyan birkaç kişi genç kıza gülümseyerek yaklaşmıştı. “Bu işler yine sana mı kaldı Güneş?” genç kız adama yüzünü asarak “Evet!” derken genç adam onun aslında kendisi ile şakalaştığını biliyordu. “Hadi ama güzellik asma yüzünü!” Güneş ona gülümseyerek samanların üzerine çıkmıştı. “Hadi şunları indirelim daha çok işimiz var” adam onun asla şikayetçi olmayan yönüne hayrandı. Başka kız olsaydı zor işlerin altından onun kadar kolay kalkamazdı. Üzerinde ki rengi solmuş kot pantolonuna bakarak “Sana yeni bir pantolon almamız gerek, bu iyice giyilmeyecek hale geldi!” Güneş elini pantolonuna silerek “Gerek yok zaten iş için giyiyorum bu pantolonu!” diye cevap vermişti. Onlar işlerini yaparken büyük evden sesler yankılanmıştı. Güneş hızla evin içine doğru koşarken çalışan kadınlardan biri korkuyla “Beyime birleş oldu kızım yardım et!” Güneş koşarak Asım Beyin odasına girerken adamın nefes almakta zorlandığını görmüştü. “Yılmaz arabayı hazırla hemen!” Genç kız yaşlı adamın nefes alması için gömleğinin düğmesini açıp kemerini çıkarmıştı. “Beyim sakin olun. Ağzınızı açık tutmaya çalışın şimdi hastaneye gidiyoruz!” adam Güneş’e öyle bir bakmıştı ki genç kız korkuyla yutkunmaya başlamıştı. Gözlerinde ki ‘Yardım et’ ifadesi içini ağlama isteğiyle doldurmuştu. Asım bey iyice yaşlanmıştı. Güneş ona minnettardı. Babası ile kendisine kol kanat geren adam için yapamayacağı bir şey yoktu. 

Birkaç saat içinde hastaneye gitmeyi başardıklarında Asım bey oldukça kötü durumdaydı. Doktor onun için elinden geleni yapacağını ama ciğerlerinin iyi durumda olmadığını söylemişti. Yaşlı adamın günleri sayılıydı ve bu durum büyük evde çalışan herkesi korkutuyordu. Genç kız onun başında bekleyeceğini söyleyerek diğerlerini eve gönderirken üzgündü. Elinden onun için dua etmekten başka bir şey gelmiyordu. O gece yaşlı adamın yanında refakatçi kalan genç kız doktorlardan sürekli bilgi almaya çalışıyordu. O kadar aktif bir hayatı vardı ki bulunduğu bölgede Güneş’i tanımayan yok gibiydi. Neşesini isnsanlara bulaştırıyordu. Okul zamanında gittiğinde ise sanki oradakilerin keyfi de onunla birlikte göç ediyordu. Doktorlarda onu tanıdığı için açık konuşmaktan çekinmiyorlardı. “Durumu o kadar kötü mü Cihan?” genç adam Güneş’in sorusu ile yüzünü asmıştı. “Onun için elimizden geleni yaptık. Biliyorsun Asım bey için yapamayacağımız şey yok ama elimizden bir şey gelmiyor. Onun hakkını ödeyemeyiz!” Genç kız yüzünü asarak az önce çıktığı odanın kapısına bakmıştı. “Onun için çok üzülüyorum. Benim gibi yalnız kaldı o da!” Doktor onaylar gibi başını sallarken “Kafeteryaya inelim mi?” diye sordu. Saat gecenin ikisi olmuştu. Güneş başını sallayarak “Onun yanında kalmak istiyorum!” diye cevap verdi. 

Sabahın ilk ışıklarıyla gözlerini aralayan yaşlı adam baş ucunda ki genç kızı görünce acı bir şekilde gülümsemişti. Güneş yanında çalışan herhangi biri olsa da onun diğerlerinden farklı olduğunu her zaman düşünmüştü. Gözlerini tavana dikerek genç kızı düşünmeye devam etmişti. Babası yıllarca yanında çalışmış ve hiç şikayet etmeden en zor işleri yapmıştı. Şimdi ise onun yerini kızı alarak onun gibi şikayet etmeden çalışıyordu. Hiçbir akrabası olmadığını bildiğinden eskisi gibi yanında kalmasına izin vermişti. Onun gibi genç ve güzel bir kızın başına gelebilecek kötülükleri düşününce nefesinin kesildiğini hissetti. Belki fazla yardımı olmuyordu ama herkes genç kızın Asım beyin himayesi altında olduğunu biliyordu. Hasta yatağında fazla ömrü olmadığını biliyordu. Kendisi öldüğünde ona ne olacağını düşünmeden edemedi bir an. Genç kızın kıpırdamaya başladığını görünce yüzünde gülümseme ile ona bakmıştı. Güneş gözlerini araladğında Asım beyin uyandığını görüp hemen toparlanmıştı. Utanadığı yüzünün kızarmasından belliydi. “Beyim! Nasıl hissediyorsunuz?” adam sadece başını sallamakla yetinmişti. Genç kız doktoru çağırmak için yerinden kalktığı sırada Asım bey “Bana Hakan beyi çağırır mısın kızım?” diye sormuştu. Hakan bey Asım beyin işlerini yürüten avukattı. Genç kız başını sallayarak ona cevap verirken odadan çıkıpm önce doktoru çağırmış sonra da avukatı aramıştı. 

~ * ~

Her zaman ki gibi işlerini yapmak için sabahın erken saatinde yola koyulmuştu. Diğerleri onun için üzülse de genç kız neşesini korumak için elinden geleni yapıyordu. Yıkılmamalıydı. Tek dayanağını üç gün önce kaybetmişti. Asım bey hastaneden çıktıktan sonra bir hafta daha yaşamış ve ebediyete gözlerini yummuştu. Ağlamak istiyor ama ağlayamıyordu. Cenaze de fazla olmayan akrabalarının akbaba gibi etrafta dolaşmasından rahatsız olduğu için evinden dışarıya fazla çıkmamıştı. Müştemilatta kalıyordu ve bu günden sonra kendisine ne olacağını bilmiyordu. Herşey olacağına varır diyerek işine devam ediyordu. Diğer çalışanlar ise hala cenaze için gelenleri ağırlamaya çalışıyordu. Üzerine geçirdiği salaş rengi kaçmış kotu ve kırmızı tişörtüyle oldukça hoş görünüyordu. Zaten iş kıyafetleriyle bile güzel görünebilen nadir kızlardan biriydi. Başında ki şapkasının altından süzülen saman rengi saçları kalın örgüyle toplanmıştı. Uzaktan ona bakanların hayran kalmaması mümkün değildi. 

Yine güzel bir hava vardı ve genç kız güneşten korunmak için gölgelik bir yerde oturmuş dinleniyordu. Öğle arasına çok yoktu. Önceden bu saatlerde Asım beyin ilaçları için büyük eve giderdi. Yaşlı adam kimseye güvenmiyordu ve ilaçlarını çalışanlarının arasında okumuş olan tek kişiye Güneş’e hazırlatıyordu. Düşüncelerin derinliği canını yakarken hayatın devam ettiğini söyleyerek yeniden yerinden doğrulmuştu. Biraz yürüse iyi olacaktı anlaşılan. Büyük evin arkasında ki patikadan ilerleyerek birkaç metre aşağıdaki göletin yanına gidip oturmuştu. “Bundan sonra ne yapacaksın Güneş? Burada kalabilmek için kendine yeni bir yer baksan iyi olacak.” Kendi kendisine sorular sorarken tek temennisi yeni ev sahiplerinin bu güzel çiftliği elen çıkarmamalarıydı. Büyük ev oldukça geniş bir araziye sahipti ve bu arazilerin değeri oldukça fazlaydı. Bunu bilmemek için aptal olmak gerekirdi ve şuanda mirasın kime kalacağı büyük bir merak konusuydu. Asım bey aile üyelerinden kimseyi yanına yaklaştırmazdı bundan sekiz yıl öncesine kadar. O zaman yanında tek erkek torunu Doğu vardı ve Doğu da sekiz yıl önce bilinmeyen bir sebeble büyükbabasının yanından ayrılmış ve bir daha geri gelmemişti.

Genç kız hatırlamaya çalıştığı yüzle acı bir şekilde gülümsemişti. Asla unutamayacağı bir yüzü hatırlamaya çalışmak ise tarifsiz acı çekmesine neden oluyordu. Henüz on beş yaşındayken tüm umutları sönmüştü. Şimdi ise o umutları yeşertemeyeceğinin farkında olmak genç kızın içini yakıyordu. Sevdiği ve hayatı boyunca sevebileceği tek adam evlenmişti. 

————–

Yorumlarınızı esirgemezseniz sevinirim…

3020cookie-checkÜSAO 1. bölüm
mermaridyy hakkında 333 makale
Yasemin Yaman KTÜ Orm. End. Müh. mezunu. Şuanda Parola Yayınlarında yazar. Hobileri yazmak, müzik dinlemek, basit çizimler yapmak ve manga okumak. Benim Küçük Gelinim ve Göremediğim Sen, Sen Olmadan Asla, Kara Duvak, Hep Seni Bekledim adında beş kitabı basıldı.

6 yorum

  1. Vavvvv sayi yazacim
    Bol fırtınalı bir hayat bizi bekliyor anlaşılan harika bir hikaye
    Emeğine yüreğine sağlık valla hayranım sizin gibi kalemi güçlü yazarlara Emeğine yüreğine sağlık
    Bol bol okurlu olur inşallah
    Hepimize hayırlı olsun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*