Şubat 10, 2021 Yazarı mermaridyy 0

ÜSAO 6. Bölüm


Genç kadın son kez üzerini düzenlemek için aynadaki yansımasına bakıyordu. Saman rengi uzun saçlarını düzenli bir şekilde topuz yapmıştı. Eli istem dışı saçlarına giderken sessizce mırıldanarak “Saçlarımı boyatsa mıydım acaba?”desi.  Sonra kendi sözlerine hızla itiraz etmişti. “Olmaz, bunu yapamam!” babası saçlarının rengini çok severdi. Sürekli başını okşayarak ‘Sakın saçının rengine dokunma kızım!’ diye onu tembihler dururdu. Göz pınarlarına dolan yaşları zorlukla tutuyordu. Son kez derin bir nefes alarak kendisini rahatlatmaya çalışmıştı. İçinden dua ediyordu. Bu kez işe alınması için dualar ediyordu. Sonunda geldiği şirketin lavabosundan çıkarak ağır adımlarla görüşme için söylenen toplantı salonuna geçti. 

“Güneş Hanım?” yanına gelen genç ve oldukça güzel bir kadın Güneş’e gülümsemeden oldukça ciddi bir ifade ile bakıyordu. “Evet, benim.” Kadın ayakta bekleyen genç kıza oturmasını işaret ederken oldukça ciddi bir yüz ifadesi takınmıştı. “Oturun lütfen, ben insan kaynakları sorumlusu Sedef Acar!” genç kız kendisine uzatılan eli dikkatle sıkmıştı. Sonunda iş görüşmesi başladığında Güneş oldukça gerilmişti. “Bu işi neden istiyorsunuz?” Güneş gözlerinin içine bakan kadına dürüst davranmak istiyordu. “Öncelikle kısa süreli olduğu için.” Güneş’in cevabı ile Sedef tek kaşını havaya kaldırarak sormuştu. “Anlamadım, neden kısa süreli bir iş mi arıyorsunuz?” Güneş dudaklarının içini kemiriyordu. Bunu söylememeyi dilerdi, çünkü onu ciddiye almayacaklardı. Hızlı bir şekilde konuşmasına devam etti. “Evet, kısa süreli bir iş olmasını istiyorum. Çünkü hala üniversite öğrencisiyim ve bir ay sonra okulum açılıyor. Dolayısı ile çalışma hayatıma tam gün olarak devam etmeme imkan yok. Üstelik son sınıf olduğum için oldukça yoğun bir dönem geçireceğim.” 

Güneş’in açık sözlülüğü genç kadını etkilese de hemen karar vermek istemiyordu. Karşısında ki kız saçlarını toplamış, üzerine ciddi takım giyse de hiç tecrübesi yoktu. Ve işin aslı oldukça hoş bir kızdı ve bu şirkette onu alt etmek için bir çok rakibi olacaktı. Şimdiden Güneş’e acımaya başlasa da iş gereği duygularına hakim olmak ve ciddiyetini korumak zorundaydı. Sonunda ayağa kalkarak genç kıza elini uzatıp “Biz sizi arayacağız Güneş Hanım!” diyerek görüşmeye son vermişti. Hızlı bir şekilde odadan çıkan Sedef güçlükle yutkunmuştu. Bir kadın olarak bu genç kızdan bu kadar etkilendiyse onun karşısına çıkan erkeklerden biri olmayı asla istemezdi. Yüzü asılan Güneş bu işinde olmadığını hissediyordu. Ağır bir şekilde odadan çıkarken tanıdık bir çift gözün kendisini izlediğinin farkında bile değildi. Sonunda asansöre binerken gözlerini acıyla yummuştu. “Şimdi ne yapacağım ben?” kasabadan döneli neredeyse bir hafta olmuştu ve bu onun beşinci iş görüşmesi olmasına rağmen hala olumlu bir yanıt alamamıştı. Eve gitmeye karar veren genç kız umutsuzluğa kapılmak istemiyordu. 

Genç adam ablasının yanına şirkete geldiğinde aradığı kızı görmeyi beklemiyordu. Gözleri Güneş’i görünce deyim yerindeyse mutluluktan ışıldamıştı. Gökte ararken yerde bulmuştu. Hızla ablasının odasına girerken Sedef odaya kapıyı çalmadan giren kişiye bakmak için başını kaldırmıştı. “Sana kaç kez bu odaya bu şekilde girmemeni söyledim?” Genç adam yüzünde ki kocaman gülümseme ile “Ben senin patronunum, o yüzden istediğim odaya istediğim gibi girebilirim!” Genç kadın oturduğu yerden ayağa kalkarak genç adamın karşısında durmuş ona ters bir şekilde bakmaya başlamıştı. “Bunu yapamayacağını biliyorsun, yoksa seni bir temiz döverim!” Ablasının sözleri ile küçük bir kahkaha atmıştı. Asıl amacını artık söylemek istiyordu. “Az önce ki kız, ne istiyordu?” Sedef tek kaşını kaldırarak kardeşine şüpheyle bakmıştı. 

“Bunu neden soruyorsun?” onun bakışlarına karşılık genç adam oldukça rahat davranıyordu. “Hadi ama, yoksa iş başvurusu için mi geldi?” Sedef kardeşinin bu uçarı hallerine alıştığı için derin bir iç çekerek yeniden yerine oturmuştu. 

“Evet, iş için geldi ama ne yapacağıma daha karar vermedim.” 

“Onu işe al!” Kardeşinin sözleri ile hızla bakışlarını genç adamın yüzüne çevirmişti. 

“Anlamadım, ne yapayım dedin?” Genç adam omzunu silkeleyerek “Beni duydun, onu işe almanı istiyorum. Ne bölümü olduğu önemli değil, sadece işe al!” Sedef kardeşinin karşısına dikelerek elini havaya kaldırarak parmağını kardeşine tehdit eder gibi sallamaya başlamıştı. 

“Sakın o kıza yaklaşma Serdar. O kız sadece çalışmak istiyor ve onun yaşındayken benim yaşadıklarımı düşünecek olursak onun da çapkın bir patronun oyuncağı olmasına izin veremem!” Serdar ablasının çıkışı ile şaşırmıştı. Onun aile şirketine başlamadan önce yaşadıklarını az çok biliyordu. Başka bir şirkette çalışmak için başvurmuş ve kabul edilmişti. Başlarda oldukça mutlu olmasına rağmen sonradan ablasının her gün eve sinirli gelmeye başlaması işin rengini değiştirmişti. Ablasının patronu tam bir kadın avcısı çıkmıştı. “Beni o adamla bir mi tutuyorsun, çok kırıldım abla!” Genç kadın masasına geçerek yeniden yerine oturmuştu. “Seni onunla elbette bir tutmuyorum ama senin de sütten çıkma ak kaşık olmadığını biliyorum. Onu işe alırsam bile ondan uzak duracağına bana söz ver.” 

“Bunun için sana söz veremem, o kızı ilk gördüğüm günden beri düşünüyorum. Ayrıca o zarar vermek isteyeceğim en son kişi olur.” Sedef sadece başını sallamakla yetinmişti. 

Genç adam elinde ki dosyayı öfkeyle sallamaya başlamıştı. “Hala onu bulamadınız mı? Şu avukat… O ne yapıyor, o da mı bilmiyor Güneş’in nerede oturduğunu?” Doğu eve geri döndüğünde Güneş’in küçük evden ayrıldığını öğrenmiş ve o günden beri daha da sinirli biri olup çıkmıştı. Genç kızla son konuşmasını hatırlayınca içini bir pişmanlık kaplıyordu. O kıza kötü davranmıştı. Tamam, kadınlardan pek haz etmiyor olabilirdi ama Güneş onun geçmişinden biriydi ve eski güzel günlerin hatırına onunla o şekilde konuşmamayı dilerdi. İçini saran değişik bir his vardı kesinlikle ne olduğunu biliyordu, sadece genç kızın güvende olmasını istiyordu. Büyükbabası genç kızı kendisine emanet etmişti ve bu ölmüş olan yaşlı adamın son isteğini yerine getirmek için elinden geleni yapacaktı. Tabii uzaktan! Hastaneden çıkalı bir hafta olmuştu ve beklenilenin aksine çocuk çabuk toparlamıştı. Omuriliğinde sorun olmaması genç adamın derin nefes almasını sağlamıştı.  Ama o günden sonra Güneş’e ulaşmaya çalışıyordu 

“Efendim, okulların açılmasına daha bir ay kadar zaman var ve Güneş hanımın nerede olduğunu bulmak için okul açılışını beklemeliyiz.” Adamın sözleri Doğu’yu daha da sinirlendirmişti. “Okul açılmasını mı bekleyelim, bu olmaz, gidin ve okul öğrenci işlerinden adresini öğrenin.” Genç adam sözlerinin bittiğini odayı öfkeli bir şekilde terk etmesi ile belli etmişti. İki katlı büyük bir evde yaşıyordu. Etrafında ki arazi oldukça geniş ve göz alıcı güzellikteydi. Sekiz yıldır hırsla çalışarak bu evi kendi çabalarıyla almış ve işlerini büyütmek için kimseden yardım almamıştı. Büyükbabasına çektiği restten sonra ondan gelen hiçbir desteği kabul etmemişti. Çocuk ruhu bir anda olgunlaşmıştı. Derin bir iç çekerek çalışma masasının arkasına geçerken hala düşünüyordu. “Hiçbir geliri yok, nasıl geçinecek!” düşüncelerinin verdiği rahatsızlık içini karartıyordu. Üstelik onun gibi bir kızı bekleyen tehlikeleri düşününce! Öfkeyle yeniden yerinden kalkarken etrafına dolanmaya başlamıştı. Bu şekilde olmayacaktı. Güneş’i kendisi bulmak zorundaydı. Bu koca şehirde onu keklik gibi avlardılar. Düşünceleri sanki altı yaşında bir kız için endişeleniyormuş gibi hissetmesine neden olmuştu.

“Saçmalama oğlum, o artık küçücük bir kız değil, sahi kaç oldu ki?” kendisi otuzuna geldiğine göre o da yirmi üçlere girmiş olmalıydı. Dalgın dalgın düşünürken telefonun sesi ile irkilmişti. 

“Evet!” karşıdaki sesle iyice sesini yükselten genç adam hızla evden ayrılmıştı. Son model arabasına binerek verilen adrese giderken, aklında binbir düşünce dolaşıyordu. Hız sınırını aştığının farkında bile değildi. Tekrar telefonu çaldığında ise araç telefonundan cevap vermeye başlamıştı. Karşıdakinin konuşmasına müsaade etmeden konuşmaya başladı. “Az kaldı on dakika içinde oradayım. Ben gelene kadar yerinizde kalın!” telefonu aynı şekilde kapatırken önündeki araçları sollamaya başlamıştı. Bazı araçlar uyarı için ona korna çalsa da şuanda genç adamın varmak istediği adrese en kısa sürede gitmekten başka düşüncesi yoktu. Sonunda arabasını kenara çekerek adamlarının yanına vardığında ise hızla “Nerede?” diye sormuştu. Adamları bulundukları yerden birkaç metre öteyi gösterirken Doğu gördüğü manzara karşısında dişlerini sıkmaya başlamıştı. Öfkeyle ileriye doğru atılırken hayatının sakinliğinin de geride kaldığının farkında değildi. 

*****************
Yeni hikayelerimi mermarid.com bloğundan okuyabilirsiniz …

3251cookie-checkÜSAO 6. Bölüm