Şubat 12, 2021 Yazarı mermaridyy 8

Tatlı Hata 7. bölüm

Keyifli okumalar.

“Hoş geldiniz kızlar, geçin oturun.” Arya rahat bir şekilde hocanın gösterdiği sandalyeye otururken Alya onun bu soğukkanlılığı karşısında şaşırıyordu. Alya’nın hala ayakta durması Cenk hocanın dikkatini çekerek eliyle ikizinin karşısını işaret edince Arya’nın da uyarısı ile geçip oturdu.

“Gerçekten de ikinizi ayırt etmek oldukça güç bir durum.” Arya hocanın sözlerine karşılık dikkatle adama baktı. Cenk ikizleri nasıl inceliyorsa genç kızda hocayı inceliyordu. Tahminlerine göre kendilerinden beş altı yaş büyük olmalıydı. Bu yaşında üniversitede kalabildiğine göre de zekiydi. Başını iki yana sallayarak düşüncelerinden çıktı.

“Bizi neden görmek istediniz? Alya’yı anlayabilirim ancak beni çağırmanızı anlayamadım.” Cenk genç kızın soğukkanlılığı karşısında hafif gülümsemişti.

“Sen Arya olmalısın?”

“Bunu anlayabildiğinizin farkındayım.” Arya ve Alya okula geldiklerinde ikisini ayıran gözlükleri Arya takmamıştı. Nasılsa okul bitmiş sayılırdı artık kimseye kim olduğunu belli etmelerine gerek yoktu.

“Sınav kağıtlarını okuyordum da Alya’nın verdiği cevaplar beni şaşırttı doğrusu.”

“Anlayamadım?” Alya yutkunarak genç adama bakmıştı.

“Anlaşılmayacak bir şey yok. Kelimeleri seçişin ve bazı soruları yapmayışın oldukça şaşırtıcı.”

“Bunda ne var?” Arya araya girerek kardeşinin üzerinde ki baskıyı azaltmak istemişti. Cenk onun ne yapmak istediğini anlayarak tek kaşını kavislendirerek gülümsedi.

“Her zaman böyle mi oluyor?”

“Anlamadım?”

“Kardeşin sıkışınca araya mı giriyorsun?” Arya tırnaklarını avuç içine batıracak kadar ellerini sıkmıştı. Cenk onu tüm hareketlerini takip ediyordu. Derin bir nefes alarak Alya’ya döndü.

“Sınav kağıdına yazdığın cevapları hatırlıyor musun Alya?” Alya bakışlarını ikizine dikerek yutkunmuştu. Dün akşam ikizi ile hatırladığı kadarıyla çalışmıştı. Arya’nın yazdığı cevaplar birebir olmasa da aklındaydı.

“Evet,” Alya yutkunurken Cenk eline genç kızın sınav kağıdını alarak soruları sormuş, aldığı cevaplarda birebir olmasa sınav kağıdında yazanlara yakın olmuştu. Cenk iki kızın arasında ki bakışmaya dikkat ederken son kozunu oynadı. Son bir soru sorduğunda Alya farkında olmadan cevap verince Arya dişlerini sıkmıştı. Alya o kadar stres altındaydı ki neyi cevapladığının bile farkında değildi.

“Alya?” Genç kız kendine geldiğinde Arya’nın kendisini öldürecek gibi baktığını fark edince neyi yanlış yaptığını anlamaya çalıştı.

“Efendim…”

“Sana sorduğum sorunun farkında mısın?”

“An-la-madım?”

“Sana bir soru sordum ve sen anında cevapladın. Peki sınav kağıdında neden cevabın yok?” Cenk ikisinin ortak yaptıkları çalışmadan sorduğu soruyu cevaplaması Arya’nın dişlerini daha da sıkmasına neden oldu.

“Ben… Ben o anda fark edememiştim.”

“Fark edemedin mi? Ya da sınava girmedin!”

“Hocam…” Arya araya girmek istediğinde elini kaldırarak genç kızı susturdu.

“Sen karışma Arya!” Cenk’in sesi ortamın gerginliğini daha da arttırdı.

“Açıklayabilirim.” Alya konuşmak istemiş ama Cenk onu da susturmuştu.

“Ne zamandır birbirinizin yerine sınava giriyorsunuz? Bunu kaç kez yaptınız?” Cenk’in sorusu ikizlerin derin bir iç çekmesine neden oldu.

“Aslında bu sondu.”

“Yani daha önce de yaptınız?”

“Birinci sınıfta iki kez daha yapmıştım.” Alya işin içinden sıyrılamayacağını anladığında gerçeği açıklamıştı. Cenk şaşkınlıkla ikisine bakarken Alya hemen atıldı.

“İnanın hocam Arya’nın bu işle alakası yok. Ben onun kimliğini alıp sınavına girince onu mecbur bıraktım. Sadece son kez bunu yapmak istedim. Onun bir suçu yok.”

“Bu yaptığınız disiplin suçu, ikinizde suçlusunuz.”

“Hocam…”

“Madem bu kadar kararlısınız disiplin suçu olduğuna bizi neden çağırdınız. Direk disipline verseydiniz ya?” Arya’nın stratejik yeteneği soğukkanlılıkla araya girmişti. Gözlerini kısarak Cenk’e baktı. Adamın kendilerini çağırmasının altında bir neden olmalıydı.

“Amacınız ne hocam? Şu asılsız haberler için mi bizi zan altına bırakıyorsunuz?” Cenk Arya’nın sözleri ile gerilmişti. Kaşları çatılarak ikizlere bakarken “Ne haberi?” diye sordu. Arya ve Alya birbirlerine bakarak kimin cevap vermesi gerektiğine karar verirken Arya öncülüğü alarak cevap verdi.

“Şu internet magazin sayfasına düşen haberden bahsediyordum. Sizi dava edebileceğimin farkındasınızdır umarım. Asılsız haber yaparak aile şerefime leke sürmeye çalışıyorsunuz.”

“Siz ne haberinden bahsediyorsunuz?” Cenk elini masaya vurarak ayağa kalkmıştı. Arya onun çıkan magazin haberini görmediğini anladığında geriye doğru yaslanarak kendilerine bakan adama bakışlarını dikti.

“Boşanmışsınız?”

“Bundan size ne?”

“Ama nasıl olur? Dedikoduya göre boşanma nedeniniz karınızı kardeşimle aldatmanızmış!” Arya’nın öfkeyle tıslaması Cenk’i şoka uğratmıştı. Cenk genç kızın söylediği habere bakabilmek için hızla bilgisayarından interneti açmıştı. Gözleri haberin “Aksoyların kızı ihanete mi uğradı!” başlığı ile sonuna kadar açılırken haberin devamını okudukça çıldırmanın eşiğine gelmişti.

“Bunlar yalan, düpedüz iftira. Ben karımı aldatmadım.”

“Ona bakarsanız bizimde sizinle bir alakamız yok. Ayrıca ağabeyimin bu işin peşini bırakmaya niyetinin olmadığını da söylemek isterim. Kişilik haklarına hakaret ve karalama suçundan haberi yapan kişinin canına okuyacağız. Siz ve eşinizin bizimle ne derdi var biliyorum ama daha dine kadar Aksoy soyadında kimseyi tanımıyorduk.” Cenk Arya’nın tehditkâr konuşması karşısında duraksamıştı. Seda başlamıştı oyununa. Karşısında ki kızlar ne kadar güçlü olsa da güçleri Seda’ya yetmezdi. Yerine oturarak başını iki elinin arasına aldı. Bir süre sonra da ikizlere bakarak konuşmaya başladı.

“Eşim Seda, hafife alabileceğiniz biri değil kızlar. Sizinle dürüstçe konuşacağım. Bizim boşanmamız kaçınılmazdı zaten. Tahmin edersiniz ki ikimizde farklıyız. Zengin ailenin şımarık kızına aşık olmak kötü bir deneyim oldu. Geçen gün kafede bizi görmüş.” Ayla’ya bakışlarını çevirdiğinde Alya huysuzca yerinde kıpırdanmıştı.

“Ne var bunda? Her yanınızda olan öğrenciyi size yakıştırıyor mu? Bu kadar güvensiz mi?”

“Bu Seda gibi birinin umurunda olduğumu sanmıyorum. Onun elinde oyuncaktım ve artık elinden kayıp gittim. O istediğini elde etmeden duramaz. Sanırım boşanma nedeni olarak Alya’yı sorumlu tutuyor.”

“Ne? Bu nasıl bir saçmalık.”

“Bu tehdidi ciddiye alsanız iyi olur. Seda aile bağlantıları ile tüm hayatınızı karartabilir. Baban emekli değil mi? Ayrıca iki ağabeyinde memur.”

“Bunu nereden öğrendiniz?” Cenk başını iki yana sallayarak üzüntüyle ikiliye baktı.

“Ben değil, karım öğrendi. Yani eski karım.” Arya ve Alya birbirine bakarken oldukça tedirgindi. Özellikle Arya dün gece öğrendiklerinden sonra daha da tedirgindi. Cenk odanın penceresine yaklaşarak telefonu ile bir şeyler yazıp yeniden kızlara döndü. İki dakika sonra telefonu çaldığında ise karşıdan gelen öfkeli ses kızlara kadar ulaşmıştı.

“Bu da ne demek oluyor?” Cenk haberi Aras’a attığında genç adam hastanenin bahçesinde oturmuş denize karşı sodasını içiyordu. Okuduğu haber ile boğazına kaçan soda acı bir şekilde dışarı çıkarken genç adama hemen geri dönüş yapmıştı.

“Cenk sana söylüyorum.”

“Ne görüyorsan o, Seda savaşa başlamış durumda.” Karşıdan kısa bir duraksama olduktan sonra Aras devam etmişti.

“Kızlar yanında mı?”

“Evet, ikisi de karşımda oturmuş cezalarını bekliyorlar.” Aras’ın kısa gülüşünü yakalayan Cenk kaşlarını çattı. “Bu eğlenceli mi? haberlerin içeriğini okudun mu? Arya abisinin işin peşini bırakmayacağını ve dava açacaklarını söyledi.”

“Makul, ama unuttuğu karşısında Aksoylar var. İki telefonla abisi sınıra sürülebilir.”

“Doğru, Kemal beyin tek telefonu ile iki abisi de sınıra gidebilir.” Arya dişlerini sıkarak hızla yerinden kalktı.

“Siz bizi tehdit mi ediyorsunuz?” Kızın tiz çıkan sesi Aras’ın gülümsemesine neden olmuştu.

“Cenk onlara disipline gitmek istemiyorlarsa benim dediğimi yapmak zorunda olduklarını açıkça belirt.” Cenk kaşlarını çatarak boşluğa bakmıştı.

“Ne düşünüyorsun?”

“Onları korumayı, Seda dünden sonra iyice çıldıracak.”

“Ne oldu?”

“Bu durumdan uzak durmalısın Cenk, sadece şunu bil. Bu günden sonra Kemal Aksoy’un desteğini ikisi de kaybetti.”

“O zaman korkmamıza gerek yok.”

“Yanılıyorsun Cenk, karının da en az babam kadar etkili tanıdıkları var.” Cenk sıkıntıyla ensesini ovalarken “Ne planlıyorsun Aras?” diye sorunca iki kızın meraklı bakışına maruz kalmıştı.

“Aileye katılmasını!” Cenk aldığı cevapla gözlerini büyütürken Alya korkuyla yerine sinmişti. Yaptıklarını göğüsleyecek cesareti bulamıyordu. Cenk telefonu kapattığında Arya şüpheyle ona baktı. Bir süre odada sessizlik olurken Alya daha fazla dayanamayarak ikizine baktı.

“Ne olacak şimdi?” Cenk kızın endişesini anlayabiliyordu.

“Sizi Seda Aksoy’dan kurtarabilecek tek kişi ile konuştum az önce.”

“Kim?” Arya şüpheyle karşısında ki adama bakarken başlarına gelene hala inanamıyordu. Kulaklarına yankılanan abisinin sesiyle Cenk’in sözlerini Duymamıştı.

“Anlamadım?”

“Seda’yı durdurabilecek tek kişi ağabeyi Aras Aksoy.”

“Neden bize yardım etsin ki? Üstelik hiçbir günahımız olmamasına rağmen neden biz günah keçisi ilan edildik?”

“Bunun için üzgünüm. Aras’a uymaktan başka seçeneğiniz yok. Ailenizi düşünüyorsanız, onun dediklerini yapsanız iyi olur.”

“Bize tanımadığımız bir adama güvenmemizi söylüyorsunuz.” Cenk başını sallarken Arya’nın aklı olanları almıyordu. Bu işten sıyrılmaları için elinden geleni yapacaktı.

“İnanın sizin ve ailenizin güvenliği o tanımadığınız adamın elinde. Kardeşini ondan başkası durduramaz.” Arya’nın düşünceli hali Cenk’in ilgisini çekmişti. Onun ne kadar zeki olduğunu biliyordu. Bir çıkar yol bulmak için elinden geleni yapacağının da farkındaydı. Belki olayları yatıştırabilirdi ancak o zamana kadar ailesi büyük darbeler alırdı.

“Sizinle bir anlaşma yapalım. Ben sınav olayını unutayım siz de Aras abimin dediğini yapın.”

“Ne yapmamızı isteyecek?” Cenk bakışlarını kaçırırken Arya’nın bakışlarından kaçabilmek için Alya’ya dönmüştü.

“Bunu onunla konuşursunuz. Sadece şunu söyleyebilirim. Aras abinin dediğini yapana kadar bu disiplin işi gündemde olacak.”

“Buna şantaj denir!”

“Ne dendiği umurumda değil Arya. Anlayamayacak kadar toysun. Şuanda ailenin canı bile tehlikede olabilir. Sizi korumaya çalıştığımızı anlayamayacak kadar aptal olduğunu sanmıyorum.”

“Siz…”

“Dinle…” Cenk derin bir nefes aldı. Bir süre masanın üzerinde bağladığı ellerine bakarak yeniden kızlara döndü.

“Karımı neden boşadığımı bilmek ister misiniz?” Alya üzgün bir şekilde hocasına bakmıştı.

“Hocam?”

“Ailede kimse bilmiyor. Aras abim duysaydı neler olurdu tahmin bile edemezsiniz. Sizi kimden korumaya çalıştığımızı anlamanız için anlatacağım. Aramızda kalacağına inanmak istiyorum. Özellikle Aras bilmemeli.”

“Sizi anlamıyoruz.”

“Karım, Seda benden habersiz annesi ile çocuğumu aldırdı.”

“Ne?”

“Kendi bebeğine kıyan bir kadının size neler yapabileceğini algılayabiliyor musunuz? Sadece size de değil, tüm sevdiklerinize.”

“Ama siz…”

“Benim bildiğimi bilmiyorlar. Tesadüfen öğrendim. Yine ayrılmayacaktım ama annemin hasta olması ve ona yapılan hakaretlere daha fazla dayanamadım. Şimdi iyi düşünün ve karar verin. Böyle bir kadından sizi koruyabilecek tek kişi Aras’ın bulacağı çözüm olur.” Arya hocanın bahsettiği Aras Aksoy’u merak etmeye başlamıştı. Nasıl bir adam ailesinin karşısına durabilirdi ki? Kendi abileri ile olan ilişkilerini düşününce genç adama acımıştı. Oturduğu yerden kalkarak arkasını dönüp omuzlarını dikleştiren genç kız kapıya uzanarak çıkmadan önce duraksadı.

“Söylediklerinizi düşüneceğiz. Alya, gidelim.” Alya komut almış gibi hızla yerinden kalkarak kardeşinin peşine takılmıştı.

“Bende siz karar verene kadar bekleyeceğim.” Arya başını sallayarak hızla odadan çıkmıştı. Alya ona yetişmeye çalışırken seslenmelerini duymuyordu. Aklı hala kendi bebeğine kıyan kadındaydı. Kolunu kavrayan mengene gibi ellerin sahibine baktı. Alya ağladı ağlayacak gibi duruyordu.

“Korkma, halledeceğim.”

“Nasıl?” Arya omzunu silkeleyerek kolunu ikizinin omzuna atmıştı.

“Merak etme, bir her şeyin üstesinden geliriz.” Alya inanmak istiyordu. Kendisi de zekiydi ama olayları çözme konusunda ikizi kadar derin düşünemiyordu. İçten içe kendini suçlasa da ikizinin kendisini suçlamadığını hissediyordu. Arya asla ona suç bulmuyordu. Kolunu genç kızın beline sarıp arabaya kadar meraklı bakışlar altında sarılmış olarak ilerlediler.

“Şimdi ne olacak?” Arya direksiyona geçerek arabayı çalıştırmış, çıkışa doğru ilerlerken kardeşinin sorusuna kulak kabartmıştı.

“Bu olayı babama anlatmalıyız. Başkasından duyarsa onun için iyi olmayacaktır.”

“Babam çok üzülecek.”

“Alya, seninle ciddi olarak konuşmalıyız. Bilmediğin şeyler var.” Arya sinyal vererek arabayı meydana doğru sürerken kardeşi ile yapması gereken konuşmayı düşünüyordu.

“Ne oluyor Arya, neden bu kadar gerginsin?” genç kız ikizinin gerginliğinin az önceki konuşma olmadığını anlayacak kadar Arya’yı iyi tanıyordu. Araba meydandan yukarıya doğru ilerlerken Boztepe kafelere doğru gittiklerini görünce iyice şüphelenmişti.

“Kafamı toplamam gerekiyor, her şeyi anlatacağım.”

“Arya?”

“İnince anlatacağım, söz.” Araba tepede ki askeriyenin önünden dönerek balkonların olduğu kısımda arabasını uygun bir yere park ederek aşağıya indi. Alya sessizce kardeşini takip ediyordu. İkili ağaçlık alandaki hilal şeklinde olan boş oturakta oturarak bir süre esen rüzgarı hissetmeye çalıştı. Her esindi saçını havalandırırken Alya’nın endişeyle ona baktığını görünce boğazını temizledi.

“Babam iyi değil Alya!” Arya bir çırpıda söylediği sözlerin kardeşinin üzerinde ki etkisini tartmaya çalıştı.

“Ne demek iyi değil?” Sesi kısık çıkan Alya gözleri dolarak Arya’ya baktı.

“Dün abimle konuştuk. Uzun zamandır tedavi görüyormuş. Kalbi damarları iyi durumda değilmiş. Şuanda ilaç tedavisi görüyor. Ameliyat olabilir.”

“Ama… Ama bizden nasıl sakladılar?”

“Son senemiz olduğu için annem söylememelerini istedi. Babam da onunla aynı fikirdi. Böyle bir rezalet babamın sağlığını daha da tehlikeye atacaktır.” Alya duydukları ile ağlamaya başlayınca Arya yerinden kalkarak kardeşinin yanına oturdu. Genç kızı kollarının arasına alırken dün akşam ne kadar ağlamak istese de ağlayamadığı kadar ona eşlik etti. İkizler aynı anda ağlarken gücü de kendilerinden alıyordu. Bir süre ağladıktan sonra ilk toparlanan yine Arya olmuştu.

“Şimdi ne olacak Arya?”

“Bu işi ben halledeceğim. Şu sınav meselesinin açılacağını sanmıyorum. Diğer konuda da bana güven.”

“Ama seninle alakalı değil ki?”

“Seni ilgilendiren her şey beni de ilgilendirir. Sadece sessiz kalmanı istiyorum Alya. Bunu yapabilir misin?”

“Bu sorumluluğu sana yıkamam.” Arya derin bir nefes alarak yerinden kalkmıştı. Kaşlarını çatarak Alya’ya bakıp sıkıntıyla uçuşan saçlarını geri attı.

“Sen bir çevrecisin, adaleti savunan benim unuttun mu?” Sesi o kadar ciddi çıkıyordu ki Alya istem dışı gülmüştü. Onun gülümsemesi Arya’ya da iyi gelmişti. Nasıl gelmesindi ki karşısında ki kız onun aynadaki yansımasıydı. Alya gülünce kendisi gülüyormuş gibi hissediyordu.

“Bu çocukluğumuzda kaldı sanıyordum.”

“İkimizde iyi biliyoruz ki sen bu işin altından kalkamazsın. Panik atağın var Alya.”

“Öyle bile olsa tek başına suçu yüklenmene göz yumamam.”

“Ortada suç yok Alya. Neyin suçundan bahsediyorsun?”

“Arya, yapma!” Alya yutkunarak karşısında ayakta duran genç kıza baktı. Onun kafasına koyduğunu yapacağından şüphesi yoktu.

“Arya korkuyorum.”

“İnan bana bende korkuyorum ama babama bir şey olmasından. Onun iyiliği için ortak hareket etmeliyiz.” Alya bir süre aşağıda ki Trabzon manzarasını izlemişti. Büyük Trabzon yazısı tam olarak görünmese de hemen kenarında ki balığı görebiliyordu. Üzerindeki karartılardan yine kendini bilmezlerin balık üzerinde karalama yaptığını fark edince üzülmüştü. Sonra düşüncelerinin gittiği yönü fark edince kendine kızdı. Şuanda çok daha büyük sıkıntıları vardı. Bakışları gemilerin ardında bıraktığı köpüklere dalınca Arya kardeşinin düşünmeye başladığını anlamıştı. Ne olursa olsun Alya’yı bu işten uzak tutması gerekiyordu. İkizi bu işin altından kalkacak durumda değildi.

“Alya, sence şu Aras denen adam gerçekten bu işten bizi çıkarabilir mi?”

“Cenk hoca söylediyse vardır bir bildiği, o adam boş konuşmaz.”

“Umarım makul bir çözüm üretir. Tek düşündüğüm babam.” İkili bir süre daha sessizce manzarayı izlerken ortama yankılanan telefon sesiyle hemen cebindeki telefonu çıkardı. Ekranda Serdar abisinin adını görünce hemen açmıştı.

“Abicim?” bir süre sessizce karşı tarafı dinledikten sonra hemen kardeşine bakmıştı.

“Alya hemen gidelim.” Arya’nın endişesi genç kızı korkutmaya yetmişti.

“Ne oldu?”

“Babamı hastaneye kaldırdılar!” İki genç kız koşarak merdivenleri çıkarken yanından geçenlere çarparak arabaya ulaştılar. Arya elleri titreyerek direksiyona geçtiğinde Alya çoktan ağlamaya başlamıştı.

“Ne oldu?”

“Bilmiyorum öğreneceğiz.” Arabayı çalıştırıp hızla yola koyuldu. Hastaneye kadar nasıl geldiğini anlamayan kızlar, arabayı park ederek hızla acil servisten içeriye girdiler. Annesini abisi ile bir kapı ardında oturduğunu görünce koşarak yanlarına gittiler.

“Anne, abi?” Emine Hanım ayağa kalkarak iki kızını da kollarının arasına alarak sıkıca sarıldı.

“Korkmayın, babanız iyi.”

“Anne ne oldu?” Serdar öfkeyle oturduğu yerden kalkarak ikizlerin karşısına dikildi.

“Ağlamayın artık, bu işin sorumlularına hesabını soracağım.”

“Ne oldu?” Arya abisinin öfkesinin kendilerine olmadığını anladığında hızla annesinin kollarından çıkarak abisinin karşısına dikildi.

“Söyle ne oldu?”

“Gazeteciler evin önüne geldi, saçma sapan sorular sordular.” Arya kardeşine bakarken Emine Hanım kızını daha da sarmalamıştı.

“Buraya da gelebilirler.” Serdar kardeşine hak verirken Arya kardeşine yaklaşarak telefonunu istemişti. Düşünceli bir şekilde acil servisten çıkarken yapacağı şeyden emin olmasa da tek çıkar yolun bu olduğunu hissediyordu. Rehberden Cenk hoca yazan numarayı bularak vazgeçmeden arama tuşuna bastı. Karşıdan gelen cevapla sıkıntıyla nefesini bırakmıştı.

“Gazeteciler evimin önüne yığıldı.”

“Hiç birine cevap vermeyin.”

“Senin karın yüzünden benim babam hastaneye kaldırıldı. Bunun hesabını elbet soracağıma emin olabilirsin. Şimdi olmasa da ilerde soracağım. O kadına benden mesaj ilet. Arya Türk’ü kendine düşman seçtiği için pişman olacak.” Arya telefonu kapatır kapatmaz hızla ailesinin yanına ulaştı.

“Kimi aradın?” Alya kardeşinin öfkeli haline bakarak gözünden akan yaşı silmişti. Arya’nın yüzünden savaş boyalarını sürdüğü anlaşılıyordu.

“Bunun sorumlusuna bir mesaj gönderdim.”

“Arya, yapma!” Alya uyarırken Serdar iki kardeşinin neden bahsettiğini anlamaya çalışıyordu.

“Sizin sorununuz ne? Anlayacağım dilde konuş.” Arya abisine dönerek annesinin endişeli bakışları arasında cevap vermişti.

“Bu olaya karışmanızı istemiyorum abi, ben halledeceğim. Siz sadece babama odaklanın.”

“Ne yapacaksın?”

“Henüz bilmiyorum ama ailemi bu rezaletten kurtaracağım.” Arya müdahale odasından çıkan doktora doğru dönerken adamın yüzünden bir şeyler anlamaya çalışıyordu. Kendilerine yaklaşan doktora ilk soruyu abisi sormuştu.

“Babamın durumu nasıl?”

“Şuanda durumu stabil, ancak yeni bir krizde acil ameliyata alabiliriz. Biliyorsunuz damarlarında daralma vardı. Stresten uzak durmalı.” Arya doktorun her kelimesini dikkatle dinliyordu. Doktor yanlarından ayrıldıktan sonra Arya dışarda bekleyeceğini söyleyerek hızla oradan uzaklaşmıştı. Babası bir hiç uğruna acı çekiyordu. Öfke tüm bedenine yayılırken sakinleşmek için derin derin nefes aldı. Kilometrelerce koşmuş gibi nefes nefese kalan genç kız gözlerini kapatarak bir süre temiz havayı içine çekti. Kulağına yankılanan kalabalık seslerle kaşları çatılırken ne olduğunu anlamak için arkasını döndüğünde iki yanda duran elleri yumruk olmuştu.

‘Neler oluyor?’ kendi kendine sorduğu sorunun cevabını lüks arabadan inen adamla göz göze gelince anlamıştı. Daha önce görmese de onun kim olduğunu anlamıştı. Adamın bakışları kendi üzerindeyken etrafını çevreleyen gazetecileri görmüyordu bile. İki göz birbirine savaş açmış durumdaydı. Arya’nın bakışlarında öfke alevleri yanarken Aras’ın bakışları sakin denizler gibiydi.

“Aras Bey, söylenenler doğru mu? Kardeşinizin boşanma nedeni ihanet mi?” Arya uğuldayan kulaklarına inat hızla acil servise doğru yönelirken önünün kesilmesi ile duraksamıştı. Hızlanan kalbinin nedeni heyecan değildi, tamamen damarlarında dolanan kanını yakan öfkesiydi. Dişlerinin arasından sadece genç adamın duyacağı bir şekilde fısıldamıştı.

“Çekil önümden!” Aras onun ikazına uymadığı gibi genç kızın elini tutarak onu gazetecilere döndürmüştü. Arya o kadar şaşırmıştı ki ne yapacağını bilmez bir durumda öylece donup kalmıştı. Ne Aras’ın sözlerini ne de gazetecilerin sorularını duyuyordu. Tek duyduğu elinden bedenine yayılan yakıcı histi.

“Aras Bey, bir açıklama yapacağınızı söylediniz ama hala cevap vermediniz.” Aras yanında ki kızın sakinliği karşısında onun şok olduğunu anlayabiliyordu. Açıkçası kendisi de yaptığını sonradan fark etmişti.

“Alya hanımla enişteniz Cenk beyin arasında olan ilişki doğru mu?” Arya o anda kendisine gelmişti.

“Siz ne dediğinizi farkında mısınız? İftira atmanın suç olduğunu size hatırlatırım.”

“Cenk beyle görüntüleriniz var.”

“Ne olmuş, Cenk Bey benim hocam. Her kız öğrencisi yanına yaklaştığında hocayla ilişkisi mi olmuş oluyor?”

“Sizin ilişkiniz olduğunu yakın çevrenizden onayladık.” Arya çıldırmak üzereydi. Gazetecilerin ne söylediğini algıladığında bu işin arkasında Alya’yı çekemeyen biri olduğunu anlamaması zekasına hakaret olurdu.

“Öyle bir şey yok. Emin olun bu söylentiyi çıkaranla kanunlar önünde hesaplaşacağız.”

“Yani hocanızla bir ilişkinizin olmadığını iddia ediyorsunuz?”

“İddia etmiyorum, söylüyorum. Cenk Bey benim değerli bir hocamdır. Dersler konusunda birkaç soru sorduk diye hemen yakıştırma yapılması yanlıştır. Ayrıca bu davranışlarınızın altında art niyet olduğu apaçık ortadadır.

“Aras Bey siz ne Söyleyeceksiniz?”

“Öncelikle Alya değil, yanımda ki kişi Alya’nın ikizi Alya’dır. İkizlerden hiç birinin eski eniştem ile öğrenci/öğretmen dışında bir ilişkisi olamaz. Bir ilişki olduğunu savunacaksanız size birinci ağızdan açıklıyorum. Arya ile yakında sözümüz kesilecek. Dışarıda Cenk ile gördüğünüzde beni gözden kaçırmanız çok şaşırtıcı.” Gazeteciler açıklama karşısında şaşkınlıkla genç adama bakarken aynı şaşkınlığı Arya da yaşıyordu.

“Ne dedin?” Arya adamın sözlerine itiraz edeceği sırada elini sıkan güçle yutkunarak susmuştu. Kızın kulağına eğilerek “Ne söylersem onayla!” diye fısıldadı.

“Arya ya da Alya’nın Cenk ile bir ilişkisi yok. İlişkisi olan Arya ve benim. Şimdi izniniz olursa müstakbel sözlümün babası sayenizde bir kriz geçirdi. Onu ziyaret etmem gerekiyor.” Aras arkadaki özel güvenliğe işaret ederken gazetecilerin önüne geçen adamlar sayesinde hızla acil servisten içeriye girmişlerdi. Arya hala olanlara inanamıyordu. Arkalarından bağırıp duran gazetecilerin varlığına hala şaşkınlıkla bakıyordu. Trabzon da bu kadar gazeteci var mıydı?

***

yorumlarınızı bekliyorum. 🙂

6.BÖLÜM <<<<<<—–>>>>>> 8.BÖLÜM

3320cookie-checkTatlı Hata 7. bölüm