Şubat 12, 2021 Yazarı mermaridyy 0

ÜSAO 9. Bölüm

Keyifli okumalar

Işık avukata ters bir şekilde bakarak “Annemi almayacak değil mi?” dedi.

Küçük çocuğun sözleri ile avukat şaşırmıştı. ” Karın geri mi döndü?” Doğu onun sözleri ile daha da öfkelenerek “Ancak ben öldüğümde bu eve girebilir!” diye kükremişti. Avukat şaşırmıştı birkaç adım geri giderek küçük çocuğa dikkatle bakıyordu. O anda anlamıştı. Güneş’i sahipleniyordu. Doğu’nun davranışına bakılacak olursa bu durumdan şikayetçi olduğu söylenemezdi. “Güneş hanımı görmek istiyorum. İmzalaması gereken belgeler var.” Doğu bir adım öne çıkarak “Şu anda uyuyor bu yüzden beklemek zorundasın.” dedi. Işık araya girerek “Baba, annemi götürmeyecek değil mi?” diye sorduğunda genç adam oğlunun başını okşayarak “Almayacak oğlum?” diye onu sakinleştirmeye çalışmıştı. 


Küçük çocuk zafer kazanmış gibi avukata bakarken adamın tek düşündüğü çocuğun tıpkı babasına benzediğiydi. İşleri olduğunu söyleyen Doğu avukatı adamlarından birinin gözetimine bırakarak oradan ayırmıştı. Avukat sakin kalmayı başararak beklemeye karar verdi.

Aslı hanım genç kızın yanından ayrılmıyordu. Işık sessiz bir şekilde odaya girerek genç kızın yatağının yanına yaklaşıp usulca genç kızın yanına oturarak onu izlemeye başlamıştı. “Aslı teyze annem çok güzel değil mi?” diye sorduğunda kadın ne söyleyeceğini bilememişti. “Evet öyle küçük paşam.”Çocuk kıkırdayarak elini ağzına kapatmıştı. “Babam ona anne dememe çok kızıyor !” Aslı hanım küçük çocuğun sözlerine şaşırmıştı. “Annen olmadığını biliyorsun öyleyse?” Onun sorusuyla çocuk bilmiş bir şekilde odaya “Elbette onun annem olmadığını biliyorum.  Çocuk derin bir nefes vermişti. “Ama onu sevdim, babamın bana anne getirmesini istiyorum. Belki onu annem yapar.” Onun sözleri Aslı hanımı derinden üzmüştü “Umarım haklısın canım. Baban önündeki mucizeyi fark eder.” Onlar konuşurken genç kız ayılmaya başlamıştı. Başı müthiş derecede ağrıyordu. Işık heyecanla “Uyanıyor” dedi. Güneş eli başında gözlerini aralarken hala nerede olduğunu anlamaya çalışıyordu. “Ben neden hala buradayım?” Küçük çocuk ona bakarak gülümsedi. ” Uyandın mı anne?” Güneş yanındaki çocuğa bakarken gülümsemeden edememişti. Bu çocuk neden hala ona anne diyordu ki? Orta yaşlı kadınla göz göze geldiğinde utanmadan edememişti. “Işık bizi Aslı hanımla yalnız bırakabilir misin?” Çocuk istemeyerek başını sallamıştı. 


Genç kız Işık’ın odadan çıkmasını bekledikten sonra bakışları Aslı hanıma çevrilmişti. Başının ağrısına rağmen onunla konuşmak istiyordu. “Doğu’nun karısı nerede?” konuyu dolandırmadan sorusunu doğrudan sormuştu. Kadın oturduğu yerde huzursuzlanırken Güneş bakışlarını kadına dikmişti. “Bilmiyorum, ben buraya Işık için getirildim. Ben geldiğimde o daha birkaç aylık bebekti, annesi de yoktu!” Güneş bakışlarını kadından çekerek ellerine yoğunlaştırmıştı. Doğu’nun karısı neredeydi, neden oğlunun yanında değildi? Bu soruları Doğu’ya sorması gerektiğini bilmesine rağmen buna cesaret edemeyeceğinin de farkındaydı. Bir süre sessizce düşünmeye başlamıştı. Aslı hanım ise onu izliyordu. 


“Doğu beyle uzun zamandır mı danışıyorsunuz?” Güneş gelen soruyla bakışlarını yeniden Aslı hanıma çevirmişti. Yüzünde acı bir gülümseme vardı. “Onunla büyüdüm ben. Babam ben doğduğumda Asım beyin yanında çalışmaya başlamış. Annem öldükten sonra Asım beyin yanına taşınmıştı. İkimizde aynı yerde büyüdük. O benden büyük olduğu için beni hep küçük bir kız gibi görmüştü!” son sözleri içini acıtmıştı. Aslı hanım onun değişen yüz ifadesi karşısında gülümsemeden edememişti. Bildiği tek şey vardı o da patronunun uzun zaman sonra bir kadınla bu kadar yakından ilgilenmesiydi. Derin bir iç çekerek “Başın hala ağrıyor mu? Doktor birkaç gün ağrıyabileceğini söyledi. Ayrıca dinlenmen gerek!” Güneş yerinden kıpırdayarak “Benim çalışmam gerek. Üç günlük izin verdiler ve ayaklanmak için çabalamalıyım. Çalışmalıyım, okulumun son senesi ve bir dönem kaybetmek gibi lüksüm yok!” genç kız düşünmekten ağrıyan başını ovalamaya başladığında Aslı hanım onun için üzülmüştü. 


“Aşağıda Asım beyin avukatı saatlerdir senin uyanmanı bekliyordu. Onunla konuşabilecek durumda mısın?” Güneş duydukları karşısında şaşırmıştı. 

“Avukat mı? Asım beyin avukatı neden benimle konuşmak istesin ki?” kadın omzunu silkeleyerek bilmediğini belirtmek istemişti.

“Sen onu kabul edecek misin onu söyle?” Güneş şaşkın bir şekilde başını sallarken Aslı hanım avukatı çağırmak için odadan çıkmıştı. Birkaç dakika sonra odaya giren avukat Güneş’i başı sargılı yatarken gördüğünde endişelenerek hızla yanına gitmişti. “Sana ne oldu böyle?” elini başında ki sargının üzerine koyacağı sırada kapıdan gelen kükreme gibi sesle odadaki iki kişide irkilmişti. 

“Çek ellerini onun üzerinden!” 

Doğu avukatın Güneş ile konuşmak için odaya çıktığını öğrendiğinde hızla odaya çıkmıştı. Tek amacı mirası duyduğunda genç kızın ne tepki vereceğini görmekti ama avukatın gereksiz hareketi genç adamı sinirlendirmişti. Konuştuğunda sesinin ne denli sert çıktığının farkında bile değildi. Üstelik onu destekleyen başka bir seste ortamı yumuşatmıştı. 

“Evet, anneme dokunma!” Güneş şaşkın bir şekilde birbirine benzeyen iki erkeğe bakmıştı. Işık tıpkı babası gibi davranıyordu. Gülmemek için kendisini zor tutan genç kız Doğu’nun sert bakışlarını gördüğünde yutkunmadan edememişti. Avukat Doğu’ya ters bir bakış atarak “Ne yapacağımı sana soracak değilim!” dedi. Doğu ile avukat sanki savaş yapıyormuş gibi gözlerini sert bir şekilde birbirine dikmişti. 


“Buraya ne için geldiysen hemen işini hallet ve git. Evimde kalabalık istemiyorum!” Güneş ağzı açık bir şekilde genç adamın kaba tavrını seyrederken içinden de ‘Yok yok bu adam Doğu olamaz. O cana yakın, güler yüzlü adam yok oldu sanki’ diye düşünüyordu. Başını iki yana sallayan Güneş bakışlarını yeniden genç avukata çevirmişti. “Evet avukat bey benimle ne konuşacaktınız?” avukat öncelikle söze nasıl başlayacağına karar vermeye çalışıyordu. “Aslında seni bazı evrakları imzalaman için arıyordum. Çiftlikten habersiz ayrılınca seni bulmakta zorlandım.” Güneş hala bir şey anlamamıştı. Aklına gelen tek şey ise kira kontratıydı. “Eğer küçük evin kira kontratını istiyorsanız zaten oraya kira vermiyorduk, dolayısı ile bir kontratta yok!” dediğinde avukat yeniden boğazını temizleyerek “Aslında o ev artık sizin ve yasal belgeleri düzenleyebilmek için imzanıza gerek var!” 


Avukatın pat diye söylediği sözleri genç kızın beyninde yankılanıyordu. Tam olarak söylediklerini algıladığında ise kahkaha ile gülmeye başlamıştı. Kendisini durduramıyordu. Elini kaldırarak “İşte bu iyi şakaydı!” dediğinde diğer bakışların sahibinin ne kadar ciddi olduğunu fark edince susmak zorunda kalmıştı. “Şaka değil mi?” sesi kesik bir şekilde sorduğu soru karşısında Doğu araya girerek “Büyük babam küçük evi ve etrafındaki küçük araziyi sana bıraktı, onun için yaptıklarının karşılığı olarak!” Güneş şaşkın bir şekilde Doğu’nun yüzüne bakıyordu. Yüzündeki ifadeden onun gerçek söyleyip söylemediğini anlamaya çalışırken ifadesini okuyamamaktan şikayet etmeye başlamıştı.

“Bakın eğer bu bir şaka ise hiç komik değil. Ben onun ailesinden değilim, bana bırakmasında hiçbir mantık yok!” Doğu elini başına götürerek avukata konuşmasını söylemişti. 


“Şaka yapmıyoruz, Asım bey o evi size bıraktı. Ayrıca okul bitene kadar burs almaya devam ederken ihtiyaçlarınız içinde sigortalı bir iş bulana kadar her ay iki bin lira alacaksınız!” Güneş kendisini tutamayarak ağzını bozmuştu. “Çüş! Bu kadarı da fazla, bana şaka yaptığınızı söyleyin bende size gülmeyeyim!” Doğu başını iki yana sallayarak avukatın elinde ki belgeyi alarak Güneş’e doğrultmuştu. “İmzala şurayı!” genç kıza emir veren bir tonda konuşan genç adam onun gözlerine dikmişti gözlerini. Güneş geri doğru yaslanırken “Bunu yapamam, bu çok fazla. Orası senin ben kabul edemem. Tamam Asım bey her zaman beni koruyup kolladı ama bu kadarı gerçekten fazla!” Doğu iyice sıkılmaya başlamıştı.


Başından beri Güneş’in itiraz edeceğini biliyordu. Bir yanı bundan şüphe etse de Güneş’in kendisine ait olmadığını düşündüğü şeylere dokunmadığını çocukluğundan çok iyi biliyordu. Gözünün önüne gelen küçük hatıraları kovalarken cebinden çıkardığı kalemi genç kızın eline sıkıştırarak bakışlarını bakışlarına dikmişti. Onu etkisi altına aldığının farkında olan biri olarak sesini otoriter bir şekilde çıkartmış ve tok sesi ile “İmzala artık şurayı, senin keyfini bekleyemem!” dediğinde Güneş yutkunarak farkında olmadan imzalamıştı belgeleri. Sonunda ne yaptığını anladığında ise heyecanla ileriye atılarak belgeyi almak istemiş ama Doğu ondan hızlı davranarak belgeleri arkasında saklayıp avukata vermişti. 


“Hayır, istemiyorum. O belgeleri yırtın!” Doğu onun çabalaması karşısında imalı bir şekilde gülümseyerek “Tebrik ederim küçük hanım, şuanda zengin biri oldun!” Güneş şaşkındı. Küçük bir ev ve zenginlik, buna anlam veremiyordu. O arazinin değerli olduğunu elbette ki biliyordu ama bilmediği şey ise asıl değerli olan tam olarak arazinin ortasında bulunan küçük evin bulunduğu konumun ne kadar değerli olduğuydu. Bunu sonradan acı bir şekilde öğrenecekti. 


—————–


yorum ve beğeni yapan herkese şimdiden teşekkürler!!!

3310cookie-checkÜSAO 9. Bölüm