Şubat 13, 2021 Yazarı mermaridyy 0

ÜSAO 10. Bölüm

Keyifli okumalar.






Genç adam şoförünün yanına yaklaştığında adam valizini bagaja yerleştiriyordu. Yanında da her zaman isteklerini yerine getiren diğer adamı duruyordu. Işık babasına üzgün gözlerle bakarken yakınmadan edememişti. “Baba gitmek zorunda mısın?” Doğu oğlunun ağlamak üzere olduğunun farkında olsa da taviz vermemek için yüzünü yumuşatmaya çalışmamıştı. Oğlu artık büyümeye başlıyordu. Yakında sekiz yaşına girecekti ve yavaş yavaş güçlenmek zorundaydı. Belki yaşı hala küçüktü ama Işık yaşıtlarından birkaç yaş ileri olabilecek derecede zekiydi. Derin bir iç çeken genç adam oğlunun hüzünlü gözlerine bakarak “Bu kez seni götüremem, boş yere bana o şekilde bakma!” dediğinde  çocuk omzunu silkelerken babasının beklemediği bir tepki verip “İyi o zaman bende annemle kalırım!” Işık’ın sözleri ile birden gerilen genç adam neredeyse onu götürmeme fikrinden caymak üzereydi. Dişlerinin arasından “O senin annen değil, bunu daha kaç kez söyleyeceğim. Bu şekilde Güneş ablanı da rahatsız edeceksin!” babasının tepkisi ile Işık geri adım atmayarak omuzlarını silkelemişti. “Ona sorduğumda sorun olmadığını söyledi ama!” Doğu bakışlarını arkasında ki büyük eve çevirerek üst katta ki Güneş’in kaldığı odanın penceresine baktı. İçinde biriken öfkeye rağmen yerinde sakin kalmaya çalışıyordu. Şimdi giderek o kızı evinden atmak istiyordu ama bir yanı buna engel oluyordu. 


“Geçmişteki güzel günlerin ve büyükbabamın hatırına!” diye kendi kendisini ikna etmeye çalışıyordu. Oğluna sarılarak veda ederken arabanın arka koltuğuna geçerek oturmuştu. “Seni arayacağım, sakın yaramazlık yapma ve en önemlisi derslerini aksatma!” çocuk başını sallarken Doğu yerine geçen şoförüne “Gidelim!” diye emir vermişti. Araba ağır ağır ilerlerken genç adam aynadan oğlunun küçülen görüntüsünü izliyordu.

“Sence onu burada bırakmakla hata mı yapıyorum?” sadık adamlarından biri olan Kemal başını sallayarak gülümsemişti. “Onu her zaman yanınızda taşıyamazsınız efendim, ayrıca burada eğleneceğine de eminim!” bilmiş bir şekilde gülümserken Doğu onun gülümsemesine şüphe ile izlemişti. “Bilmem gereken bir şeyi saklamıyorsun değil mi Kemal?” yüzünde ki gülümsemeyi silen genç adam hızla başını sallamıştı. Aklında ise Işık’ın evlerine gelen kıza olan tavrı geliyordu. Genç kız dört gündür büyük evde kalıyordu ve odasından çıkmamasına rağmen evdekilerin odak noktası olmuştu. Özellikle Işık sürekli onun odasına kaçarak vaktinin büyük bir bölümünü genç kızla geçiriyordu. Bazen geceleri bile Güneş’in odasına girdiğini gören Kemal, Güneş’in patronunun kalbini yumuşatabilmesini dilemişti. Kemal düşüncelerinden Doğu’nun seslenmesi ile uzaklaşmıştı. “Hey, nereye gitti aklın?” Kemal gülümseyerek arkasına dönmüştü. Ama Doğu’nun “O kıza dikkat et, ben gelmeden evden ayrılmasına izin verme. Ayrıca oğlumun ona fazla bağlanmasına da.” İçinden de bunun zor olacağını kendi kendine itiraf etmekten içi sıkışmıştı. Güneş’e kayıtsız kalabilecek birinin olabileceğini düşünemiyordu. Daha beş alt yaşlarında bile yüzünde ki kocaman gülümseme ile kendisini hemen sevdiriyordu. Eğer kadınlara hala inansaydı Güneş’i de etrafında eskisi gibi görmekten memnun olacağını biliyordu. Ama hayır! Hayatında bir kadına yer yoktu ve Güneş’in de bir ayrıcalığı yoktu. 


Genç kız gözlerini araladığında ilk gördüğü şey yüzüne çok yakın duran küçük bir çift göz olmuştu. Işık kocaman gülümsemesi ile “Uyandın mı Güneş abla?” Güneş gözlerini kısarak ilk kez kendisine ‘abla’ diyen küçük çocuğa bakmıştı. “Seni sahtekâr, demek bizi kandırıyordun?” Güneş hızla küçük çocuğu altına alarak kıdıklamaya başlamıştı. Işık kurtulmak için çığlık atarken odanın kapısı aniden sert bir şekilde açılmıştı. Güneş korkuyla arkasına bakarken evde çalışan adamlardan birinin de aynı şekilde onlara baktığını görünce yutkunmadan edememişti. Genç kız üzerinde yatak pijamaları ile olduğunu hatırlayınca sinirlenerek “Ahıra mı giriyorsun be adam, bu ne saygısızlık!” diye sesini yükseltti. Adam Işık’ın gülen yüzünü görünce yanlış anladığını anlayarak “Ben özür dilerim, küçük beyin çığlığını duyunca şey sandım!” adam gevelemeye başlayınca Güneş derin bir nefes alarak sakinleşmeye çalışmıştı. “Tamam, şimdi çıkarsan üzerimi değiştireceğim, sende küçük adam, hadi dışarı!” Işık dudaklarını sallandırarak yataktan kalkarak kapıya doğru yürümüştü. “Gelmek zorunda mıydın Şahin abi, ne güzel oynuyorduk?” genç adam pişmanlıkla küçük çocuğun asılan yüzüne bakmıştı. “Kusura bakma evlat, bir şey oldu sandım.” İkili odadan çıktıktan sonra Güneş iç çekerek “Bu evde neden bu kadar çok adam çalışıyor ki, sanki başbakanın evi!” dedi.  Başını iki yana sallayarak yatağından kalkıp odasında ki özel banyoda duşunu aldıktan sonra hazırlanarak aşağıya inmiş ve ilk Doğu’yu sormuştu. Aldığı cevap hiç hoşuna gitmese de nasılsa evini biliyorum gelir o dosyaları ondan alırım diye düşünerek kapıya yönelmişti. 


“Güneş abla, hadi oynayalım.” Güneş bahçeye çıktığında Işık koşarak yanına gelmişti. Genç kız onun parlayan gözlerine karşılık acı bir şekilde gülümsemişti. “Canım benim gitmem gerek, başka sefer olur mu?” küçük çocuk anında ıslanan gözleriyle genç kıza bakmıştı. “Sende beni bırakıyorsun değil mi? tamam, git ve gelme!” Güneş Işık’ın sözleri ile donup kalmıştı. Önünden hızla koşup eve giren çocuğun arkasından öylece bakmakla yetinmişti. Tam da bu sırada bahçe kapısı aralanarak içeriye büyük bir araba giriş yaptı. Arabadan çıkan Kemal ağır adımlarla genç kıza yaklaşarak “Bir yere mi gidiyorsunuz hanım efendi?” diye sorduğunda  adamın sesindeki tını genç kızın dikkatini çekmişti. Omuzlarını dikleştirerek “Evet, öncelikle işime gitmem gerek, sonra da kendime kalacak bir ev bakmalıyım!” Kemal başını sallayarak “Üzgünüm ama Doğu beyin talimatı var, o gelmeden buradan gidemezsiniz!” Güneş duydukları ile yerinde sendelerken öfke tüm damarlarını kabartmıştı.

“Ne demek izin veremem, beni alıkoymaya kalkmayacaksınız herhalde. Zar zor bulduğum işimi sizin saçmalıklarınız yüzünden kaybedemem!” Kemal gözlerinin içine dik dik bakan genç kızın yüzünü incelemeye başlamıştı. Onda ki bir şeyler genç adamın hoşuna gidiyordu. Derin bir nefes vererek “Tamam, iş konusunu Doğu beye sorarım ama o gelene kadar burada kalacaksınız. Sizi ben işinize götürüp geri getireceğim!” Güneş duydukları ile boş bulunarak alaycı bir kahkaha atmıştı. “Yok daha neler? İstersen limuzinle gidelim işe, aman ne güzel olur. Limuzinli amale!” Kemal onun alaycı tavrı karşısında bozulmak bir yana keyif alıyordu. “Ya kabul edin yada sizi odanıza kilitleyeyim, ne dersiniz?” Güneş gözlerini büyüterek genç adama yutkunarak bakmıştı. Kendisi gibi uzun boylu bir kızın bile yanında oldukça büyük duruyordu. 


“Senin boyun kaç?” Birden düşüncelerini dışarından sorduğunu fark edince duraksamıştı. Kemal ise başta şaşırsa da sonradan gülmeye başlayarak Güneş’e tepeden bakmaya başlamıştı. “Sence?” fazla yakın olduğunu düşünerek bir adım geri giden Kemal, boğazını temizleyerek “Neyse, ben uçak kalkmadan Doğu beye sizin işi sorayım!” diyerek eline aldığı telefon ile Doğu’yu arayan genç adam bir süre telefonla konuştuktan sonra Güneş’e dönmüştü. O sırada genç kız etrafı oldukça güvenli olan bu evden kaçma planları yapıyordu. Onun bakışlarından ne düşündüğünü anlayan genç adam sırıtarak konuştu.
“İşe yaramaz, o tellerde elektrik var. Kaçmana imkan yok!” yutkunan Güneş bakışlarını Kemal’e çevirmişti. “Elektrik mi? Siz aklınızı mı kaçırdınız. Burası hapishane mi de elektrikli tel çekiyorsunuz?” 

Kemal ona şaşkın bir şekilde bakıyordu. Sözlerine inandığına inanamazken Güneş’in saf düşüncelerine gülümsemeden edememişti. “Neyse ne, hadi hazırsanız sizi işinize bırakayım!” Güneş başını salarken gözleri üst katta perdeler arkasında ki gölgeye takılmıştı. “Birkaç dakika bekler misiniz?” adamın cevap vermesini beklemeden hızla eve doğru yürüyüp küçük çocuğun odasına çıkmıştı. Kapıyı aralayarak “Gelebilir miyim?” diye sorarken Işık umursamaz bir şekilde omzunu silkelemişti. Güneş odaya girerek yatağın üzerine oturmuş kendisine bakmayan küçük çocuğa bakıyordu. “Ee akşama ne istersin?” onun sorusu ile Işık hızla genç kıza dönmüştü. “Sen gitmeyecek misin?” heyecanı o kadar belliydi ki sesinde ki coşku genç kızın içini ısıtmıştı. “Gideceğim ama akşama geri geleceğim. Bak hayatım benim çalışmam gerek, bu yüzden de bir süre evden ayrılıp akşam geri geleceğim. Tamam mı?” Işık yüzünü asarak “Niye çalışıyorsun ki? Babamın çok parası var, o sana bakar!” dedi.  Güneş şaşkınlıkla küçük çocuğa bakmıştı. “Bu çok kötü bir söz Işık, babanın yanında sakın bu şekilde konuşma. Ayrıca ben kendi kendime bakmak istiyorum. Şimdi gideceğim, akşama gelince seninle güzel bir film izleriz olur mu?” Işık gülümseyerek genç kıza bakmıştı. “Söz ver, akşama geleceksin!” Güneş elini kaldırarak “Söz!” dedi ve onu öperek odadan ayrıldı. 


Kemal önündeki binaya ters bakışlarla bakarken Güneş gülümseyerek “Teşekkür ederim!” dediğinde genç adamın bakışları kendisine dönmüştü. Onun sert bakışları karşında afallasa da bir şey söylememişti. Kemal dişlerinin arasından “Burada mı çalışacaksın?” diye sorduğunda Güneş onun öfkesine anlam veremese de “Evet, okul açılana kadar kısa bir süre burada çalışacağım!” Kemal bir şey söylemeden başını sallayarak “Saat dörtte seni alırım!” dedi. Güneş konuşamadan hızla arabasını binanın önünden sürerek oradan uzaklaşmıştı. Güneş şaşkın bir şekilde arabanın arkasından bakarken binaya doğru yürümeye başlamıştı. Oldukça görkemli şirketin kapısından içeriye girdiğinde heyecanlıydı. 


Acaba ne iş yapacaktı? 


****************

🙂🙂

3380cookie-checkÜSAO 10. Bölüm