Şubat 18, 2021 Yazarı mermaridyy 1

ÜSAO 15. Bölüm

Doğu kendisine doğru ilerleyen kadına dikkatli bir şekilde bakıyordu. Ona karşı eskiden olsa iyi niyetle yaklaşabilirdi ama yaşadıklarından sonra içindeki iyi niyeti yok olmuştu.

“Uzun zaman oldu!” Doğu onun konuşmasıyla yeniden dişlerini sıkmaya başlamıştı. “Senin burada ne işin var?” Genç kadın hafif gülümseyerek “Hala şu inadın geçmedi değil mi? Bu işte suçumuzun olmadığını ne zaman anlayacaksın?” Doğu alaycı bir şekilde karşısında ki kadına bakıyordu.
“Suçunuz yok mu? Bunca yıl beni ayakta uyuttunuz, siz bana ihanet ettiniz ve hiç suçunuzun olmadığını mı söylüyorsun?” Kadın derin bir iç çekerek “Hadi ama Doğu, nereden bilebilirdik ki sizin nişanlı olduğunuzu. Karını düğünde gördük. O kadar mutluydun ki sana söyleyemedik. Bunun için bizi suçlayamazsın!” Doğu yanda duran ellerini yumruk yapmıştı. Tam bir şey söyleyeceği sırada evin kapısından dışarıya çıkan Güneş karşısında ki kadını görünce duraksamıştı. Sadece Güneş değil, kadın da genç kızı görünce şaşırmıştı.

“Senin bu evde ne işin var?” Güneş göz temasını kesmeyerek Doğu ile kadına yaklaşmaya devam etmişti. Doğu gözlerini kısarak kendisine doğru kelen Güneş’e bakıyordu. Hava oldukça sıcaktı ve gökyüzünde ki güneş genç kızın saman rengi saçlarını daha da parlak hale getiriyordu. Bir an yanında ki kadının varlığını unutmuştu. Güneş ise bakışlarını Doğu’nun yanında ki kadına dikmiş durumdaydı.

 “Sedef hanım! Sizi buraya hangi rüzgar attı?” Sedef şaşkındı. Güneş’i bu evde, Doğu’nun yanında görmeyi beklemiyordu. Aklı karışmış bir şekilde Güneş’e bakarak “Asıl seni burada görmeyi beklemiyordum.” Sonra aklına sabah ofiste söylediği sözler gelmişti. Arazi ile alakalı sözlerini hatırlayınca gözleri daha da büyümüştü. “Sabah ki konuşmanda ciddiydin!” bu bir soru değil adeta farkındalığın verdiği bir eminlikti. “O arazi gerçekten senin mi?” Doğu arazi kelimesini duyunca yeniden öfkelenmişti.

“Siz hangi araziden bahsediyorsunuz?”  onun sesindeki öfkeyi sezen genç kız alaycı bir şekilde gülümseyerek genç adama bakmıştı. “Bizim çiftlikten bahsediyor Sedef hanım!” Onun ‘Bizim!’ kelimesine vurgu yapması Doğu’nun dikkatini çekmişti. “Üzgünüm Sedef Hanım, o arazi satılık değil. Doğu’nun düşüncesini bilemem ama ben satmıyorum!” Sedef şaşkınlıkla genç kızı dinliyordu. Doğu’yu yıllardır tanıyordu. Onunla aynı üniversiteye gitmişti. Bir üst sınıfı olsa da Serdar sayesinde Doğu’yu iyi tanımıştı. Hatta karısı ile ilgili gerçeği sakladığını öğrenene kadar oldukça iyi arkadaştılar. Sedef Doğu’ya dönerek “Onu tanıyor musun? Yani bu şey…!” ne söyleyeceğini bilmiyordu. O sırada küçük çocuk “Anne!” diyerek kapıdan dışarıya fırlayınca Sedef olduğu yerde sarsılmıştı. Işık koşarak Güneş’e sarılmış ve babasının kendisine aldığı hediyeleri ona gösteriyordu. Doğu oğlunun ısrarla genç kıza anne demesine öfkelenmeye başlamıştı. Üstelik Kemal’in sözleri beyninde yankılanıyordu. Bakışlarını Sedef’in şaşkın yüzüne çevirdiğinde yüz ifadesinden inanılmaz bir keyif almıştı. “Buraya kadar geldin, içeriye gir de sana içecek bir şeyler ikram edeyim!” genç kadın yutkunmaya başlamıştı. Buraya gelirken tanık olacaklarını asla tahmin edemezdi. Doğu’nun koluna girerek dudaklarını genç adamın kulağına yaklaştırmıştı. “Burada neler oluyor böyle?” Doğu omzunu silkeleyerek Sedef ile eve girerken Güneş karşısında ceyran eden bu olay karşısında içinin kıskançlıkla dolduğunu hissetmişti. Yüzünde ki ifade kararmaya başlamıştı. Işık onun eline asılarak “Güneş abla, o kadın kim?” Güneş dalgın bir şekilde “Benim eski patronum!” dediğinde küçük çocuk heyecanla genç kıza bakmıştı. “Sen işten ayrıldın mı?” Güneş onun sorusu ile gerilmişti. Bir kelimeden bu kadar iyi bir sonuç çıkaran çocuğa bakarken onun ne kadar çabuk büyüdüğünü düşünüyordu. Daha sekiz yaşında olan bir çocuk için oldukça zekice düşünebiliyordu. Başını olumlu anlamda sallayan genç kız çocuğun heyecanla “Artık evde mi kalacaksın? Bu harika, seninle oynarız!” dediğinde Güneş yüzünü asarak küçük çocuğun önüne eğilmişti. “Bak hayatım. Benim çalışmam gerek, ayrıca ev bulmam gerek!” Işık duydukları ile yüzünü asınca Güneş hemen devam etmişti sözlerine. “Okulum bir hafta sonra açılacak. Bu yüzden okuluma yakın bir yerde ev bulmam gerek. Seni görmeye her zaman geleceğime söz veriyorum.” Işık hala yüzünü asıyordu. Gözlerinde biriken yaşlar hiç iyi sinyaller vermiyordu. Küçük çocuğun ağlamamak için kendisini sıkması ile Güneş’in ona olan hayranlığını pekiştirmişti. “Neden burada kalmıyorsun? Hem Kemal abi seni okuluna bırakır. Hem bende okula başlayacağım, sana yardımcı olurum. Söz veriyorum seni çalıştıracağım!” Onun ikna etmek için söylemiş olduğu masum sözleri karşısında genç kız gülümsemişti. Şakacı yanını ortaya çıkararak “Ben tembel bir öğrenciyim, benden bıkarsın!” Işık ona karşılık gülümseyerek “Babam sana öğretir!” dediğinde genç kız gerilmişti. Az önce Sedef ile eve giren adam aklına gelince içine yeniden kıskançlık ateşi baş göstermeye başlamıştı. “Babama bunu söylemek istiyorum.” Koşarak eve giren çocuğun ardından giden genç kız onu durdurmaya çalışmış ama Işık’ın hızla babasının kucağına atlamasıyla onu durdurmayı başaramamıştı. Genç kızın yüzü kıpkırmızı olmuştu. “Işık lütfen!” Doğu ikiliye dikkatle bakarken oğlunun yüzüne bakıyordu. “Ne oldu Işık, neden Güneş ablanı peşinden koşturuyordun?” Işık heyecanla “Baba, annem bizime kalsın! Lütfen gitmesine izin verme!” Doğu gözlerini genç kıza çevirerek “Bir yere mi gidiyorsun?” diye sorduğunda “Okulun açılmasına bir hafta kaldı ve kendime kalacak bir daire bulmam gerekiyor. Işık bunu anlamak istemiyor ona sen anlatırsan sevinirim!” Güneş arkasını dönüp odadan çıkacağı sırada “Burada kalsın baba, hem artık işe de gitmeyecek!” Doğu duyduklarıyla yeniden bakışlarını genç kıza çevirmişti. Güneş arkası dönük bir şekilde sırtına dikilen bakışları hissedebiliyordu. “İşten ayrıldın mı?” Güneş ellerini yumruk yaparak arkasını dönmüştü. Bakışlarını Doğu’ya dikerken araya gülerek Sedef girmişti. “A evet bu gün işten ayrıldı küçük hanım. Serdar senden sonra küplere bindi. Kardeşimi ilk kez bu kadar öfkeli gördüğümü söyleyebilirim. Sözlerine çok kızdı!” Güneş Sedef’in sözlerine aldırış etmezken Doğu şüpheyle Sedef’e bakmıştı. “Serdar neden o kadar sinirlendi?” içine yerleşen şüphe tohumlarıyla hızla genç kızı dönmüştü. Güneş onun bakışlarına karşılık vermezken Güneş Sedef’i hedef alarak “Senin şımarık kardeşinle uğraşacak vaktim yok benim. Kendisine çok güvenmemeli. Bazen hayır kelimesini de kabul etmeli. Ayrıca onun öfkelenmesi umurumda değil!” 
“Bir dakika, Serdar sana bir terbiyesizlik mi yaptı?” Doğu’nun sert sesi ortamın gerilmesine neden olurken Güneş genç adama dönerek aynı öfkeyle “Bu seni ilgilendirmez!” diyerek çıkışmıştı. Sedef şaşkın bir şekilde eski arkadaşına bakıyordu. Onun ne düşündüğü aşikardı. Esra gibi Güneş’in de Serdar ile birlikte olabileceğinden şüpheleniyordu. Doğu dişlerini sıkarak “Ne demek beni ilgilendirmiyor? Sen benim himayemdesin!” Güneş onun sözleri ile daha da sinirlendiğini hissediyordu. “Ben küçük çocuk değilim, gözlerini aç da bana iyi bak, senin karşında  16 yaşında ki kız çocuğu yok!” Güneş’in neye vurgu ettiğinin farkındaydı genç adam. Öfke tüm bedenini esir alırken o anda ağzından çıkan sözlere kendisi bile inanamamıştı.
“Bu beni ilgilendirir. İkinci kez aynı şeyi kaldıramam. İkinci kez karım olacak kişinin Serdar’la bir geçmişi olmasını kaldırabilecek bir adam değilim.” Onun sözleri ile gözleri büyüyen iki kadın Doğu’ya inanmayan gözlerle bakmıştı. Güneş bayılmak üzere olduğunu hissediyordu. Doğu Sedef’in şaşkın yüzüne bakarken Güneş’in ne durumda olduğunu önemsememişti bile. “Sen ne dedin?” Doğu hiç bir şey olmamış gibi “Duydun! En kısa sürede evleniyoruz!” Evlenmek! Benimle evlenir misin yok! Ona sormuyordu bile. Sadece emrediyordu. Güneş onun bu tavrına kahkaha atarak gülmeye başlamıştı. Doğu onun sevindiğini düşünse de az sonra söylediği sözleri ile öfkesi yeniden kabarmıştı.
“Seninle evleneceğimi de nereden çıkardın. O tren çoktan kaçtı. Sen bu şansını yıllar önce kaybettin. Şimdi şaka yapmayı bırak da arkadaşınla ilgilen!” Odadan öfkeyle çıkan genç kız kendi odasına giderek kapıyı sert bir şekilde çarpmıştı. Doğu da en az Sedef kadar şaşkındı. Güneş kendisi ile alay ediyordu. Onun neden bu şekilde davrandığını elbette biliyordu ama Sedef’in sözleri ile düşüncelerinin şekli değişmişti. “Eğer ciddiysen acele etsen iyi olur. Güneş Serdar’ın saplantısı haline gelmek üzere… Biliyorsun ‘hayır’ kelimesini kabul etmez. Güneş daha şimdiden onu üç kez reddetti bile!” Doğu kanının kaynaması ile öfkesini Sedef’e yöneltmişti. “Söyle kardeşine benim olanlardan uzak dursun. Ne arazime ne de Güneş’e yaklaşmayı düşünmesin bile. Şimdi izninle!” Genç kadını salonda bırakarak öfkeyle genç kadının peşinden gitmişti. 


———————-

3650cookie-checkÜSAO 15. Bölüm