Şubat 19, 2021 Yazarı mermaridyy 6

Tatlı Hata 8. Bölüm

Genç kız kolunu tutan adamın hızlı yürümesine ayak uydurmaya çalışırken Arya ileride oturan ailesini görünce hızla kolunu çekmişti. Gözleri öfkeden çakmak çakmak parlıyordu. Aras az önce hiçbir şey olmamış gibi ailenin yanına yaklaşırken onları ilk fark eden Alya olmuştu. Kardeşinin yüzünden bir şeyler olduğunu anlayınca hızla oturduğu yerden kalktı.

“Arya?” genç kız Arya’nın yanında ki adama şüphe ile bakarken Arya elleri yumruk olmuş bir şekilde ikizine baktı.

“Arya, kızım ne oluyor?” Emine Hanım da iki kızının bakışmalarından hoşlanmamıştı. Yerinden kalkarak kendilerine iyice yaklaşan kızlarına bakarken onun da gözleri Aras’a takılıyordu.

“Arya, kim bu genç adam?” Aras genç kızın konuşmasına fırsat vermeden ileri atılarak Emine hanımın elini alıp öpmüştü.

“Ben Aras Aksoy efendim, sizlerle tanışmamızın bu şekilde olmasını istemezdim ama elimden bir şey gelmedi.” Serdar Aksoy soyadını duyunca hızla yerinden kalkarak Aras’ın yakasına yapıştı. Aras ona müdahale etmezken Serdar genç adamı yakasından tutup duvara sert bir şekilde çarparak öfkeyle yüzüne eğilmişti. Hemen hemen aynı boyda olan iki adam oldukça güçlü bir yapıya sahipti.

“Sen hangi yüzle buraya geliyorsun?” Arya şok olmuş bir şekilde abisine bakarken kendisini hızlı toparlayarak hemen araya girmeye çalıştı.

“Abi yapma, bırak…” genç adamın elini Aras’ın yakasından koparmaya çalışırken Alya ve annesi öylece onları izliyordu. İkisi de olayları fark edecek durumda değildi.

“Sen karışma Arya, babamın burada yatmasının tek nedeni bunlar!”

“Abi lütfen, sen de bu şekilde davranırsan başkası ne yapmaz.” Arya abisinin elini daha da sıkarken bir yandan da hiçbir kurtulma çabasında olmayan Aras’a çemkirmişti.

“Sen neden öyle bakıyorsun, yardım ette bıraksın yakanı.” Arası kızın azarına karşılık tek kaşını kaldırarak ona baktı.

“Sen karışma Arya, bu bizim aramızda mesele.” Abisinin yeniden uyarısı ile Arya iyice sinirlenmişti.

“Yeter artık dedim. İçerde babam yatıyor, dışarısı gazeteci kaynıyor siz burada horoz dövüşü yapıyorsunuz. Kalıbınızdan utanın!” Emine Hanım kızının öfkeli sesi ile kendisine gelmişti. Oğlunun yanına giderek eline dokundu.

“Serdar, oğlum sen ne yapıyorsun? Bırak hadi.”

“Ama anne…”

“Sana bırak dedim!” Serdar sert bir şekilde Aras’ın yakasını bırakırken koridorda dolanmaya başlamıştı. Birkaç adım atıyor sonra dönerek Aras’ın önünde durup ona öfkeyle bakıyordu. Genç adama vuramamak Serdar’ı öfke krizlerine sokarken Arya ve Alya yan yana oturmuş adamı göz hapsine almıştı. Alya kardeşinin kulağına eğilerek fısıldadı.

“Fena değil ha?” Arya kulağına yankılanan sözlerle sinirlenerek kardeşine döndü.

“Kes sesini Alya,”

“Ne, sence de çok gösterişli değil mi? Bizim buralarda nadir bulunan cinsten.” Arya ikizinin fısıltıları karşısında hem sinirleniyor, hem de gülmek istiyordu. Sinirleri iyice bozulmuştu. Babasının odasından çıkan sağlık personelini görünce hızla ona doğru ilerledi.

“Babama bir şey mi oldu?”

“Doktor servise alınmasını istedi. Üçüncü kata alınacak.” Adamın konuşmasıyla kapı yeniden açılmış ve babası sedye üzerinde dışarıya çıkarılmıştı. Ahmet Bey hala baygındı. Bir elini Arya, diğerini Alya tutarken adam hissetmiş gibi gözlerini aralayarak kan çanağına dönen kızlarının gözlerine bakıp hafif gülümsemişti. Ağzında ki hava maskesinin altından fısıldadı.

“Ben iyi-yim, kork-ma-yn…” İkizler babasının sözlerine ağlamaya başlarken sağlık görevlilerinin uyarısı ile geriye çekilmişlerdi. Hasta asansörüne sadece annesi ve abisi binmişti. Alya ve Arya diğer asansöre geçerken Aras’ın da onların peşinden gelmesi Arya’nın kaşlarını çatmasına neden oldu.

“Sen nereye gidiyorsun?”

“Sizinle geliyorum.”

“Bak, zaten kötü bir gün geçiriyoruz. Mümkünse gitmeni rica ediyorum!” Aras genç kızın uyarısına aldırmayarak onlarla servis katına çıkmıştı. Alya sürekli Arya’yı dürterek ne olduğunu anlamaya çalışırken daha fazla dayanamayan Arya bu kez kardeşine çemkirmişti.

“Böğrümü deldin Alya, kes şunu artık. Sormak istediğin bir şey varsa Aras beye sorabilirsin.”

“Arya!” genç kız utanarak kardeşine daha da yaklaşırken, Arya bir kez daha emin olmuştu ikizinin utanmazlığı sadece dilindeydi. Asansörün kapıları açıldığında babasının hangi odaya alındığını öğrenmek için etrafına bakındı. Odalardan birinden az önce babasıyla ilgilenen sağlık personeli çıkınca hızla oraya doğru ilerledi. İki kişilik odada babası dışında başka bir hasta yoktu. Açık kapıdan içeriye giren ikizler abilerinin bakışlarına maruz kalmıştı. Annesi babasının üzerinde ki örtüyü düzelterek oğlunun bakışlarının hedefine döndü.

“Kızlar neler oluyor?”

“Anlamadım anne?” Arya annesinin arkalarını işaret ettiğini anladığında geriye dönmeye lüzum görmeyerek “Gitmesini söyledim ama dinlemedi,” diye annesine açıklama yaptı. Serdar ileri atılacakken babasının kısık itirazını duymuştu.

“Serdar!”

“Baba, babacım?” ikizler hızla babalarının yanına ulaşarak onun elinden tutmuştu. Ahmet Bey kızlarının gözlerinde ki korkuyu görmemek için aylarca tek başına mücadele ederken hiç olmadık bir zaman da zayıf kalbi teklemişti.

“Ben iyiyim, neler oluyor burada?” adamın ağzında ki hava maskesi çıkarılmıştı. Üzerinde sadece göğsüne bağlanmış ve örtünün altından uzanan kablolar vardı. Yan taraftaki kalp atışlarını ölçen makineden yükselen ritmik ses için aile şükrediyordu.

“Bizi çok korkuttun baba.” Serdar da kardeşlerinin yanına giderek adama bakıyordu. Emine Hanım çocukları ile kocasını gözyaşlarıyla izlerken içinde sürekli dua ediyordu.

“İyiyim dedim ya oğlum. Abinlere haber vermeyin, çıkarım zaten bir iki güne.”

“Abim bizi öldürür baba, söylemek zorundayız.” Serdar babasına cevap verirken Arya araya girerek sormuştu.

“Selim abimin haberi yok mu? Ona haber vermediğiniz için çok kızacak.”

“Doğru, çok kızdım!” Selim dersteyken sürekli arayan komşusu yüzünden telaşlanarak onu aradığında babasının hastaneye kaldırıldığını öğrenmiş, öğrencilerini boşta olan öğretmen arkadaşına emanet ederek hızla okuldan ayrılmıştı. Hastaneye geldiğinde ise babasının servise alındığını öğrenince az da olsa rahatladığında kardeşlerinin ona haber vermemesi aklına gelince oldukça kızmıştı.

“Abi?”

“Bana nasıl haber vermezsiniz? Komşularda olmasa babamın hastanede olduğunu bilmeyecektim.”

“Fırsat bulamadık abi, birazdan arayacaktık!” Selim babasının yanına giderek elini tutmuştu. Kısa bir ön izleme yaptıktan sonra Ahmet Bey dört gururundan en büyüğüne gülümseyerek baktı.

“Hasar kontrolün bitti mi?” Ahmet beyin şakacı tavrı ortamı az da olsa rahatlatmıştı.

“Baba, buraya gelene kadar çok korktum. Nasıl hissediyorsun. Ağrın var mı?”

“Ben iyiyim oğlum, boşuna telaş yapıyorsunuz.” Aras bir köşede sessizce birbirine bağlı olan aileyi izliyordu. Kendi ailesini düşününce sıkıntıyla iç çekmişti. Onlar asla Türk ailesi gibi yakın olamayacaktı. Ailede Akın ve babaannesinden başka güvenebileceği kimse yoktu. Özellikle anne babası ve amcaları tam bir burjuvaydı. İnsana üzerinde ki pahalı kıyafete göre değerler veriyordu. Onun iç çekmesi odadaki diğerlerinin de dikkatini çekmişti. Aile o zamana kadar varlığını unuttuğu adama yeniden dönünce Aras gerilerek yerinden doğrulmuştu.

“Bu genç adam kim?”

“Baba,” Serdar araya girmek istemiş ama Aras öne çıkarak onun sözünü kesmişti.

“Geçmiş olsun efendim, ben Aras Aksoy.” Ahmet Bey genç adama kıza bir bakış attıktan sonra çocuklarına dönerek “Bizi yalnız bırakın,” dedi. İkizler itiraz etmek isterken babaları onlara itiraz hakkı vermeden büyük oğluna dönerek “Selim, kardeşlerini dışarıya çıkar,” dedi. Selim babasının isteğini yaparken Serdar çıkmamak için direniyordu.

“Baba daha yeni ayıldın, stresten uzak durman gerekiyor,” dediğinde Ahmet Bey kaşlarını çatarak oğluna baktı.

“Çıkın dışarıya Serdar, bizim konuşacaklarımız var.” Çocukları babalarının sert sesi ile odadan çıkarken Serdar Aras’a ters bakışlar atmayı ihmal etmemişti.

“Babama söyleyeceğin sözlere dikkat et, bir şey olursa seni mahvederim. Seni o paranda kurtaramaz.” Selim kardeşinin kolundan tutarak onu dışarıya çıkarmıştı. Emine Hanım da dışarı çıkmak üzereyken Ahmet Bey karısına “Sen kal Emine,” diyerek odanın kapısını kapatmasını istedi. Aras karşısında ki adama oldukça mahcuptu.

“Ahmet Bey, ben olanlar için çok üzgünüm. Kızlarınızın hiçbir suçu yok.”

“Biliyorum, kızlarıma her zaman güvenirim. Onlara bu iftirayı atanlar kim?”

“Henüz haberi yazan kişiyle konuşamadım. Bilgiyi kimden aldıklarını öğrenince size de bildiririm.”

“Haberlerde bahsedilen öğretmen…” Aras adamın yanına daha da yaklaşarak konuşmasına devam etmişti.

“Cenk, kız kardeşimin kocasıydı. Geçen hafta boşandılar.”

“Alya ile bir alakası var mı boşanmanın. Kızımdan emin olsam da hocası…”

“Kızınızla bir alakası yoktu. Cenk kardeşimle anlaşamıyordu. Malum kardeşimin isteklerini öğretmen maaşıyla karşılayamayınca sürekli kavga çıkıyordu. Kızınız da mağdur durumda.”

“Bak oğlum, sinek küçük olsa da mide bulandırır. Bu zamana kadar kızlarım başımı öne eğecek bir şey yapmadı. Onlar tanımasa da ben de karımda aileni tanırız. Hatta Emine babanın köyündendir. Pekiyi şeyler duyduğumuzu da söyleyemeyeceğim.”

“Biliyorum, insan ailesini seçemiyor maalesef.”

“Bak oğlum, dün Hatice annem aradı,” Aras adamın sözlerine anlam vermek için “Hatice anne?” diye sorduğunda Ahmet Bey karısına elini uzatarak yanına çağırmıştı.

“Emine’nin annesi. Babaannenle eski arkadaşlarmış.” Yorulan adam karısına devam etmesi için bakmıştı.

“Annem, Asiye teyzenin isteğinden söz etti.”

“Ne isteği?” Aras durumdan haberdar olsa da bilmezliğe vurmuştu. Emine Hanım kocasına bakarak ondan onay alınca yeniden genç adama döndü.

“Asiye teyze torunu için kızlardan birine talip olmak istedi.” Aras yutkunarak karşısında ki adama bakmıştı. Kadının ‘kızlardan biri’ sözlerini içinden ‘Arya’yı’ diyerek değiştirirken bakışlarını çekmeden kadına cevap vermişti.

“Ahmet amca, babaannem sürekli torunlarını evlendirmek istiyor.” Aras istem dışı gülümsemişti. Bakışları karı koca üzerine dolaştığında onların oldukça ciddi olduğunu görünce yeniden yutkunmuştu.

“Siz neden bana öyle bakıyorsunuz?”

“Biz şaka yapmıyoruz evladım. Bu durum ciddi. İki kızım da birbirinin kopyası. Birinin başına bir şey gelse diğeri de ondan etkileniyor. Kızımın adının böyle bir rezalete karışması onun hayatını mahveder.”

“Sizi anlıyorum. Bir yolunu bulacağım.” Aras çözümü bulmuştu ama az önceki konuşmadan sonra dışarıda verdiği demeçten bahsedemezdi. Bunu sadece Arya ile halledebilirdi.

“Bulsan iyi olur. Bizim oralarda bir laf vardır oğlum. Adın çıkacağına canın çıksın. Kızlarımın alnına bu leke sürülmeyecek.”

“Emine teyze, Ahmet amca, elimden geleni yapacağım. Ama size açık konuşmak istiyorum. Seda, yani kardeşim kızınıza kafayı takmış durumda. Onunla uğraşacaktır.”

“Ne gibi?”

“Üzgünüm ama okulları, işleri ve aileleriyle her şekilde uğraşacaktır. Özellikle oğullarınızın tayinini çıkarabilecek durumda. Sırf ikizlere ders verdim diyebilmek için.” Aras’ın sözleri Emine hanımın gözlerinin dolmasına neden olmuştu. Ailesinin böyle bir olayın içine nasıl dahil olduğunu anlayamıyordu. Kızları dünya iyisiydi ona göre. Kimseye bir zararları yoktu.

“Oğlum, sen abisinin, bir yolunu bul kızlarıma zarar gelmesin.” Aras kadının içli bir şekilde konuşması karşısında üzülmüştü. Çocukları için yalvaracak duruma gelen kadını gördükçe kendi annesinin nasıl sığ olduğunu düşünmeden edemedi.

“Aslında bir yol düşündüm ama siz ne dersiniz bilmiyorum.” Ahmet Bey yerinde doğrulmaya çalışarak genç adama bakmıştı. İlk kez ailesi için korkuyordu. Onlar sıradan orta halli bir aileydi. Aksoy ailesinin karşısında bir şansları olmadığının da farkındaydılar.

“Neden sustun, seni dinliyoruz.”

“Aslında az önce söyledikleriniz…” Aras duraksayarak karı kocanın nabzını ölçmeye çalışmıştı. “Babaannemin sizden istediğini düşünebiliriz.” Emine Hanım yerinde dikleşirken kocasının elini tutmuştu. Kadının itiraz edeceğini düşünerek konuşmasına devam etti. “Bakın, beni tanımadığınızı biliyorum. Kızlarınızdan biri ailemize girerse kardeşim ona dokunmaya cesaret edemez. Babam da dünürleri olduğu için aileye bulaşmasına izin vermez.” Ahmet Bey ve Emine Hanım birbirine bakarak karar vermeye çalışıyordu. Kapının ardından bekleyen kızlarını düşündükçe sıkıntıyla nefes aldılar.

“Kızlarımdan böyle bir şey isteyemem. Alya zaten evliliğe hazır değil. Arya ise eğitimini tamamlamak istiyor.”

“Sizi anlıyorum, Seda’yı engellemek için elimden geleni yapmaya çalışacağım. Sadece bana biraz zaman verin.”

“Bak oğlum, annem senin hakkında iyi şeyler söylese de kızlarımdan birinin ailenize girmesini istemem. Sen ne kadar korumaya çalışsan da arkanı döndüğünde zarar görmeyecekleri ne malum.”

“Haklısınız. Eğer işler aile birleşimine giderse bilmenizi istediğim bir şey var. Benim üç yaşında bir kızım var!” Ahmet Bey şaşkınlıkla genç adama bakarken, Aras telefonun çalması ile yerinde doğrulmuştu. Onların cevap vermesine fırsat veremeden telefonun ekranına bakınca duraksadı. Telefonun ekranına kardeşinin adını görünce içinden yine ne olduğunu merak ederek izin isteyip odadan ayrıldı. Genç adamın odadan çıktığını gören Arya onun peşinde takılırken diğer çocuklar babasının odasına girmişti.

“Sorun ne Akın?” Aras ağır adımlarla odanın kapısından uzaklaşırken karşıdan gelen sözlerle duraksamıştı. Hastane penceresinde ki yansımayla arkasını döndüğünde Arya ile göz göze gelmişti.

“Ne oluyor?” Arya içinde ki sıkıntıyla araya girmişti. Aras genç kızın sorusu ile telefonunu hoparlöre alarak “Akın az önce ne dediğini tekrarlar mısın?” diye sordu öfkesinin ardından.

“Seda, magazin haberlerini kendisinin çıkarmadığını söylüyor. Haber yüzünden rezil olduğunu söyleyip duruyor. Bil bakalım fatura kime kesildi!”

“Tahmin yürütecek zamanım yok Akın, açık konuş.”

“Haberleri Cenk’in öğrencisinin çıkardığını iddia ediyor. Kendisini rezil ettiği için hesap soracakmış.”

“Bu saçmalık, Alya’nın bu durumla alakası yok.” Akın duyduğu yabancı sesle duraksamıştı.

“Kim var yanında? Abi sen neredesin, babamın yanında değil misin?” Aras genç kıza dikkatli bakarak konuşmuştu.

“Suçladığınız kızlardan biri!” Arya sakin kalabilmek için gözlerini kapatıp derin bir şekilde nefes almaya başladı. Bu işlerin devamının geleceği belli olmuştu. Haberi Cenk hocanın karısı yaptırmadıysa kim yaptırmıştı? Alya’nın bölümünden biri olduğu kesindi. Aras telefonu kapattığında Arya’ya dikkatli bakmayı sürdürmüştü.

“Duydun, Seda çıldırmış durumda. Onun da annemin de bu hayatta tahammül edemeyeceği tek şey küçük düşmektir. Aldatılmak da onlar için en alçaltıcı şeydir.”

“Öyle bir şey yok. Bence kardeşini bir akıl hastanesine yatırmalısın.”

“İnan zaman zaman bunu düşünmedim değil.”

“Şımarık kardeşinizin ceremesini biz çekmeyeceğiz. Ailemle uğraşmasına izin vermeyeceğim. Güçlü olabilirsiniz ama sizden de güçlü adalet var.”

“Adalet var ama her zaman işlemiyor. Bunun için üzgünüm. Sana sunduğum teklif tek çare gibi.”

“Ne yani sırf kardeşin yüzünden ikimizden biri seninle evlenmek zorunda mı?”

“Alya değil, sen!” Arya şaşkınlıkla adamın kararlı yüzüne bakmıştı. Adamın gözlerinde ki derinlik yutkunmasına neden olmuştu. Gözleri yaşarana kadar temasını kesmezken birden gülmeye başladı. Başını iki yana sallayarak genç adamın ifadesiz yüzüne bakmaya devam etti. Bir yandan gülüyor diğer yandan ağlıyordu. İki duyguyu aynı anda yaşarken Aras daha fazla dayanamayarak genç kızı omuzlarından yakalayıp sabit kalmasını sağlamıştı.

“Sakinleş artık, bazen istediğimiz şeyleri elde edemeyiz. Planlarımda evlilik yoktu ama bu sorunu çözmemiz için tek yol senin aileye girmen.”

“Neden ben? Alya değil de neden ben?” Aras’ta bunu çok düşünmüştü. İkizler birbirinin kopyası olsa da karakter olarak oldukça farklıydılar. Vardığı tek sonuç ise Arya’nın kendisine daha uygun olmasıydı. İlk kez bencillik yapıp kendisini de düşünmek istemişti. Bir evlilik olacaksa, ikizlerin hayatı normale dönecekse kendi hayatı da iyi olmalıydı. Belki zaman alacaktı ama Arya’nın kızına iyi bir abla, belki de isterse anne olabileceğini hissediyordu.

“Çünkü kardeşinden daha güçlüsün. Kardeşin benim dünyamda yok olur.” Arya şaşkınlıkla genç adama bakarken ilk defa düşünüyordu. Güçlülerin dünyasında Alya’yı düşününce başını iki yana sallamıştı. Alya birkaç ayda yok olurdu. Peki kendisi yapabilir miydi? Bunu düşünmek bile istemiyordu. O daha okulunu bitirip savcılık için mücadele edecekti. Hayalleri vardı, onlara ne olacaktı? Tabi mezun olabilirse!

‘Mezuniyet! Mezunluk!’ genç kız aklına gelen şeyle hızla genç adama bakmıştı. Aras onun kendi iç dünyasında bir savaca girdiğinin farkında olduğu için sessizce beklemişti.

“Cenk hocayla birlik oldunuz değil mi?”

“Ne?”

“Biliyormuş gibi bizi tehdit etti. Ya senin istediğini yaparız ya da disipline gidip okuldan atılırız. Bunu bilerek yaptınız değil mi?”

“Kendi kabahatinizin suçunu bize yükleme Arya!” Adamın sert sesi genç kızı yerinde sıçratmıştı. Ama korkmayacaktı. Gözleri alev alev yanarken dişlerinin arasından tıslamıştı.

“O kadar mı umutsuz vakasın! Kendine tehdit ederek eş alacak kadar mı ümitsizsin!” Arya’nın keskin sesi Aras’ın da öfkelenmesine neden olmuştu. Genç kızın suçlamaları iyice çileden çıkmasına neden oldu. Arya’nı dirseğinden tutarak yüzüne yaklaştırırken gözleri Karadeniz’in adına yakışırcasına kapkara olmuştu.

“Sözlerine dikkat et küçük Hanım. Beni ilgilendirmemesine rağmen size yardım etmeye çalışıyorum. Sırf Seda’yı üzerinizden çekebilmek için kendi hayatımı da ortaya koyuyorum. Senin yaptığın edepsizliğe bak.”

“Edepsizlik mi? hakkını savunmak ne zamandan beri edepsizlik oldu.”

“Hakkını savunmak istiyorsan kimle davan varsa ona savun. Bana değil!”

“Sen…”

“Evet ben, şimdi son kez söylüyorum. Eğer aileni biraz olsun düşünüyorsan sana ettiğim teklifi iyice düşün. Okul meselesini de dert etme, Cenk ile konuşurum. Ne kadar suçunuz sabit olup disiplin suçu olsa da bu olaylardan sonra bir de okul meselesi ile ailen üzülmesin. Cevabını bekliyorum!” Aras genç kızın eline kartını sıkıştırarak hızla oradan ayrılmıştı. Güvenlik bölümünde önceki kadar olmasa da hala tek tük gazeteciler vardı. Son model arabasına binerek oradan uzaklaşırken Arya onu ardından bakmaya devam ediyordu. Aklı karma karışıktı. Az önce ağzından çıkanları düşündükçe inanamıyordu. Kendisini kaybedip nasıl o sözleri söylediğini düşündükçe kendine kızmadan duramıyordu.

“Arya?” Alya kardeşinin yanlarından ayrıldığını anladığında onu aramak için hastanede dolanmaya başlamıştı. hastane büyük ve labirent gibi olsa da genç kız ikizini nerede bulabileceğini biliyordu. Arya ne zaman sıkılsa ya da içinden çıkamadığı bir duruma düşse denizi izlemeye çekilirdi.

“Hııı…”

“Ne oldu?” Alya dalgın olan kızın omzuna dokunarak kendisine bakmasını sağladı.

“Başımız bu kez büyük dertte Alya, bu kez gerçekten başımız belada!” Alya onun ne demek istediğini anlamadığı için yutkunmuştu.

“Bu kadar düşünme Arya, elbet bir yolunu bulacağız. Her zaman bulduk!”

“Bu çocukken yaptığımız yaramazlıklara benzemiyor Alya, Seda denen kadın kafayı bizimle bozmuş durumda.”

“Bizimle değil, benimle!” Arya şüpheyle kardeşine bakarken Alya başını çevirip üstünde kara bulutlar dolanan denize bakmaya başlamıştı.

“Bu işe karışmayacağını söylemiştim Alya, bu kez beni dinle ve geride dur.”

“Neden? Sürekli benim ardımı toplamak zorunda kalıyorsun!” Arya kardeşinin başını göğsüne yaslayarak uzun siyah saçlarını okşamaya başlamıştı.

“Aynı rahimde büyüdüğüm diğer yarım. Anlamak zorundasın, bu aile senin baş edebileceğin bir aile değil. Seni yok ederler.”

“Ama sen!”

“Unuttun mu, ben adalet temsilcisiyim. Ne olursa olsun adaleti sağlarım.” Genç kız yumruk yaptığı elini sallarken Alya istemsiz bir şekilde gülmüştü.

“Ne istedi senden?”

“Kim?”

“Yapma Arya, kimden bahsettiğimi biliyorsun. Şu Aras denen adam, ne istedi senden?” Arya sessiz bir şekilde bir süre bekledikten sonra Alya’nın bakışlarına daha fazla dayanamayarak cevaplamıştı.

“Kardeşinin bize bulaşmaması için tek bir yol olduğunu söyledi.”

“Öyle mi, neymiş?”

“Aileye katılmam!” Alya bir süre ikizinin neden bahsettiğini anlamayarak yüzüne bakarken birkaç saniyelik aydınlanmanın ardından gözlerini büyüterek hızla yerinden kalmıştı.

“Hayır!”

“Alya,”

“Sana hayır dedim. Saçma bir sebep yüzünden sevmediğin bir adamla evlenmeyeceksin.”

“Alya oturur musun?”

“Sana hayır dedim Arya!” genç kızın sesi yüksek çıkarken Arya etrafına bakarak kimsenin olup olmadığını anlamaya çalışıyordu.

“Otur Alya, sana söylemek istediğim bir şey var.” Arya ikizini kolundan çekerek yanına oturttu. Alya hala sessizce itirazlarına devam ediyordu. Arya onun elini tutarak yan dönüp kendisine bakmasını sağladı.

“Şu haberler Alya, onları Cenk hocanın karısı yaptırmadı. Yaptırmadığı gibi haberleri bizim çıkardığımızı düşünüyor. Onların camiasına rezil olduklarını düşünerek daha da saldırganlaşacak.”

“Ama bu doğru değil.”

“Bunu sadece biz biliyoruz. Alya, o kadın yapmadıysa bu demektir ki okulda seninle alıp veremediği olan biri var. Kim olduğunu tahmin edebiliyor musun?” Alya başını iki yana sallayarak cevap vermişti.

“Kim benimle neden uğraşsın ki? Birkaç arkadaşım var, kimseyle muhatap olmuyorum. Derslerden sonra direk eve gidiyoruz zaten.”

“Aklıma sadece not ortalaman geliyor Alya, sence notlarını kıskanan biri olabilir mi?” Alya tek kaşını kaldırarak ikizinin ciddi olup olmadığını anlamaya çalışıyordu. Ciddi olduğunu fark edince birden gülmeye başladı.

“Saçmalama Arya, benim not ortalamam neden onları rahatsız etsin ki? Derslerde en arka sıradayım, genelde uyuyorum. Sınavlardan da geçecek kadar not alıyorum.” Arya şaşkınlıkla ikizine bakarken onun bakışlarına gülümseyerek bakmaya devam etti.

“Neden bana öyle bakıyorsun?”

“Sınav sonuçlarına bakmıyor musun Alya? Ya da en son ne zaman transkripine baktın?” Arya’nın sorusu ile genç kız düşünmeye başladı. Omzunu silkeleyerek düşünmeye başladı.

“Sanırım geçen yıl, başlamadan önce bakmıştım.” Arya ikizinin bu umursamazlığı karşısında ne söyleyeceğini bilememişti. Alya tamamen öğrenmeye odaklanmıştı. Öğrendikten sonra notlarının ne kadar yüksek ya da düşük olduğuna aldırmamıştı. Sınıfı geçecek kadar yüksek not alsa yeterdi onun için. Nasıl olsa memurluk sınavından yüksek puan alacağına emindi. Arya duyduklarıyla hızla yerinden kalkmıştı.

“Sana inanamıyorum Alya, nasıl bu kadar umursamaz oluyorsun?”

“Niye kızdığını anlamadım. Üst sınıf derslerini alabildiğime göre dersleri geçmişimdir.”

“Ders seçerken hiç mi bakmadın notlarına?”

“Ders seçimini ben yapmadım ki? Hatırlamıyor musun sen yapmıştın!” Arya eliyle alnına vurarak kardeşine baktı. Hala inanamıyordu. Başını iki yana sallayarak hayretle Alya’ya bakarken genç kızın hala umursamaması sinirden gülmesine neden olmuştu.

“Alya, bence notlarına bakmalısın?”

“Neden, alttan dersim yok bildiğim kadarıyla. Sitenin açılmasını beklemek beni yoruyor. Boş versene!”

“Alttan dersin yok, haklısın. Alya o kadar meraksızsın ki, o kadar umursamıyorsun ki bölüm birincisi olmak üzere olduğunun farkında bile değilsin.”

“Kim ben mi?” Alya eliyle kendisini göstererek gülümsemişti. Arya’nın ciddiyetinin fark edince yutkunmuştu. “Şaka yapıyorsun?” Arya imalı bir şekilde bakınca Alya yeniden yutkunmuştu.

“Yapmıyorsun? Sen ciddisin! Hadi canım benimle oynama. O kadar yüksek ortalamam olamaz.”

“İddiaya var mısın? Belki de son sınavınla bölüm birinciliğini kaybetmiş bile olabilirsin!” Alya düşünceli bir şekilde dalgınlaşırken Arya dikkatle onu izliyordu. İkizinin yine ne düşündüğünü bilmek istese de yaşadığı şaşkınlığı atlatma çabası olduğunu anlamıştı.

“Şimdi başımıza gelen tüm o saçma olaylar birkaç puan için miydi?” Alya’nın elleri yumruk olurken Arya ikizinin kendisini yeniden şaşırtmasına izin vermişti.

“Alya, bu öyle öyle bir şey değil. Senin umursamadığın notlar için gece gündüz çalışanlar var. Sanırım sen o kişilerden birinin kuyruğuna bastın!” Alya elleriyle oynayarak başını öne eğmişti.

“Ben sadece öğrenmek istedim, işimi iyi anlayabilmek ve doğayı anlayabilmek için öğrenmek istedim. Alacağım notlar umurumda değildi.”

“Bunu şimdi anlayabiliyorum. Anlamadığım şey ise ben senin gece çalıştığını düşünürken sen uyuduğunu söylüyorsun. Uyuyorsan sınavlardan nasıl o kadar yüksek puan aldın?” Alya kaşlarını sürekli oynatarak muzipçe kardeşine baktı. Yüzünde ki gülümseme Arya’yı da gülümsetmişti.

“Sana söyledim avukat Hanım, senden daha zekiyim!” Arya gülerken Alya hala bölüm birincisi olabileceği ihtimalini düşünüyordu.

“Ben avukat değilim, hukuk okudum. Ve savcı olacağım.”

“Bence avukatlık sana daha çok yakışırdı.”

“Sence sorunumuz bu mu?”

“Haklısın, peki şimdi ne yapacağız.” Arya yeniden denize dönerek arkasında ki kardeşine cevap vermişti.

“Odamın duvarında yazan yazıyı hatırlıyor musun?” Alya başını sallarken kendisini görmeyen kardeşine cevap vermişti.

“Allah’ın bir bildiği vardır! Her şey Allah’tan gelir!”

****

Umarım beğenmişsinizdir.

7.BÖLÜM <<<<<<——->>>>>> 9.BÖLÜM

3680cookie-checkTatlı Hata 8. Bölüm