Şubat 21, 2021 Yazarı mermaridyy 1

ÜSAO 18. Bölüm

“Evli olmadığına eminim! Hala beni düşündüğüne de. Çocuğu almak kolay olacak!” 


Güneş’in beyninde sürekli bu kelimeler dolaşıyordu. Başını hızla iki yana sallayarak hala odada bulunan Doğu’ya bakışlarını çevirmişti. “Evet, evlendiğimizi kimse bilmemeli, mahkeme gününe kadar saklamanı istiyorum.” Doğu onun neden bu şekilde davrandığını anlayamıyordu. Aklı karma karışık olmuştu. O sırada odanın kapısı tıklatıldığında genç adam kapıya doğru ilerlemişti. Kemal kapıda patronuna birkaç şey söyledikten sonra Doğu hiçbir şey söylemeden odadan ayrılmıştı. Doğu gitmişti ama Kemal kapıdan hala genç kıza bakıyordu. Yüzünde ise garip bir gülümseme vardı. Güneş tek kaşını kaldırarak “Komik olan ne?” diye sert bir şekilde sorarken Kemal istifini hiç bozmayarak “Bu kadar çabuk ikna olacağını düşünmemiştim!” diye cevap vermişti. 

Güneş derin bir nefes alarak sesinin sakin çıkmasını sağlayarak “Seninle konuşmamız gerek!” diyerek genç adamın yanına gitmişti. Kemal onun tedirgin bir şekilde etrafına bakmasına anlam veremese de Güneş’in kendisine “Hadi buradan uzaklaşalım.” Önerisini kabul etmişti. Genç kız önden giderken Kemal de onu takip ediyordu. Bahçeye çıkan ikili Güneş’in duraksaması ile olduğu yerde kalmıştı. Kemal onun baktığı yöne bakarak “Bir sorun mu var?” diye sorduğunda Güneş karşıda dikkatini çeken adamı göstererek “Şurada ki adam, ona ne kadar güveniyorsun?” Kemal onun sorusu ile şaşırmıştı. “Ne demek istiyorsun?” dedi. Güneş içindeki sıkıntıyı dışa vurarak “O adam da beni rahatsız eden bir şey var. O adama güvenmiyorum.” Kemal karşıda ki adama daha dikkatli bakmaya başlamıştı. Sahi onun adı neydi? Çalışanları boşlamaya başladığını fark eden genç adam farkında olmadan ellerini yumruk yapmıştı. “Beni buraya bunu söylemek için mi getirdin?” Güneş ona gülümseyerek bakmıştı. Kemal beklenmedik bu gülümseme karşısında duraksamıştı. 




“Bu sabah konuştuklarımızdan sonra neden fikir değiştirdiğimi bilmek istersin diye düşünmüştüm. Ama merak etmiyorsan sorun değil!” genç kız arkasını dönüp gitmek istediğinde Kemal hızlı davranarak önüne geçmişti. Güneş ona imalı bir şekilde gülümseyerek “Sende meraklısın değil mi Kemal?” Kemal ona omuzlarını sallayarak cevap verirken Güneş içindeki dürtüye engel olamayarak “Bana tospağını verirsen söylerim!” dediğinde Kemal kaşlarını çatmıştı. “Onu kullanmana izin veremem, o araba bir klasik!” dediğinde Güneş küçük bir kahkaha atarak “Sadece şansımı denemiştim!” dedi. Kemal de ona gülümsemişti ama Güneş’in ani değişen yüz ifadesi ile duraksamıştı. “Sorun ne?” Güneş genç adama “Şu velayet davası, ne kadar ciddi?” Kemal onun ne sormak istediğini anlamıştı ve konuyu dolaştırmadan anlatmaya başlamıştı. “Aslında Işık’ın yaşı düşünülürse annesine verilebilir. Doğu bey bekar ve düzenli bir hayatı yok. Son seyahatlerini de düşürsek!” Güneş tek elini kaldırarak onu susturmuştu. 


“Işık’ı almasına izin veremem. Bu gün o kadının iğrenç planını duyunca tüm sinirlerim ayağa kalktı.” Kemal anlamayan bir ifade ise genç kıza bakarken Güneş biraz ilerideki bulunan masaya doğru ilerleyerek sandalyelerden birini çekip oturmuştu. “Bu gün senden sonra bir kafeye girdim. Esra da yanında bir adamla oradaydı. Beni görmediler. Onlar Işık’ı almak için konuşuyorlardı. Genç kız birkaç saat öncesini düşününce yeniden öfkelenmişti. 

Birkaç saat önce!

Güneş öfkeyle Kemal’in yanından ayrılırken onun sözlerini düşünüyordu. Doğu’nun yeniden evlenme meselesini düşününce yıllar önce yaşadığı hayal kırıklığı ve acıyı yeniden hissetmişti. Elini kalbinin üzerine koyarak “Hadi ama yıllar oldu! Bunu neden kendine yapıyorsun?” kendi kendisine kızarken gözüne kestirdiği bir kafeye girmişti. Kapıdan içeriye girer girmez gözüne takılan kişi ile kapıda kısa bir an duraksamıştı. Esra tam karşısında ki masada oturmuş karşısında ki adamla hararetli bir şekilde konuşuyordu.

Güneş’i görmemişti. Genç kız yavaş bir şekilde Esra’nın arkasında ki masaya geçmişti. Kendisini görecek durumda olmayan kadın oldukça hiddetli konuşuyordu. “Sana söyledim, Doğu evlenmiş olamaz.” Kısa bir an duraksayan Esra karşısında ki adamın “Bundan nasıl bu kadar emin olabiliyorsun? Adamı bırakalı sekiz yıl geçti!” Güneş adamın sözleri ile gülümsemişti. Esra, Doğu’yu kendisinin bıraktığı yalanını atmış olmalıydı. Onun için üzülmeye başlamıştı. Ama onun “Evli olmadığına eminim! Hala beni düşündüğüne de. Çocuğu almak kolay olacak!” sözleri karşısında öfkeyle dişlerini sıkmıştı. “Demek o kadar eminsin. O çocuk için ne verir?” Esra onun sorusu ile kısa bir kahkaha atmıştı. “İnan çocuk için her şeyini verir.” Adam da onun pis kahkahasına eşlik ederek “Demek veledin o kadar para ediyor, onun için bu kadar değerli?” Esra cevap veremeden Güneş yerinden kalkarak öfkeyle karşılarına dikilmişti. 


“Bakın burada kim varmış?” Esra karşısında ki Güneş’e alaycı bir şekilde bakıyordu. Güneş hala az önce duyduklarının sinirini üzerinde taşırken olay yaratmamak için sakin kalmaya çalışıyordu. “Esra? Seni burada görmeyi beklemiyordum.” Bakışları Esra’dan yanında ki adama çevrilmişti. Öfkesi burnunda olmasına rağmen Esra’nın kendisini tanıtmasını bekliyordu. “Bu adam da…?” Güneş sormuş ama adam Esra’nın cevap vermesini beklemeden elini hemen Güneş’e uzatarak “Serdar!” demişti. Güneş içinden tüm ‘Serdar’lardan nefret ediyorum’ diye geçirirken genç kız alaycı bir şekilde bakarak adamın elinin havada kalmasını sağlamıştı. Adam elini geri çekerken genç kız bakışlarını yeniden Esra’ya çevirmişti. “Görüyorum ki hala bizim evli olmadığımızı söylüyorsun. Senin yerinde olsam buna inanırdım. Ben olsam o davayı geri çekerdim. Avukat masrafına yazık!” onun sözleri ile Esra kısa bir kahkaha atmıştı. 


“Demek hala Doğu’nun peşindesin? Gerçekten inatçısın değil mi? Doğu’nun evlenmediğini biliyorum ve oğlumu alacağımdan emin olabilirsin.” 


Güneş dişlerini öyle bir sıkmıştı ki tüm çenesinin ağrımasına neden olmuştu. Esra’nın kendisine bu kadar güvenmesi ve sözlerinden emin bir şekilde konuşması genç kızın tüm sinirini kaldırmıştı. Sakin kalması gerektiğini biliyordu. Davaya zarar verecek davranışlardan sakınmalıydı. Öfkeyle oradan uzaklaştıktan sonra Işık’ı banka cüzdanı gibi gören kişilerin yanına gönderemeyeceğini bir kez daha anlamıştı. 


****


Kemal karşısında dalgınlaşan kıza dikkatle bakıyordu. Onun ne düşündüğünü anlamaya çalışsa da bunda pek başarılı olamamıştı. O sırada arkadan kendilerine doğru yaklaşan Doğu’yu ikisi de fark edememişti. Doğu bahçeye çıktığında Kemal ile Güneş’i konuşurken görmüş ve ikisini göz hapsine almıştı. Garip bir şekilde huzursuz olsa da bu hislerine kulak asmayarak onlara doğru yaklaşmıştı. Gayet sakin ve katı bir tavırla “Kemal, konuşmamız gerek!” diyerek genç adamın dikkatini çekmeyi başarmıştı. Kemal oturduğu yerden ağır hareketle kalkarken Güneş bakışlarını Doğu’nun üzerine çevirerek Kemal’e bakmadan “Şu nikah ne zaman kıyılacak?” diye sorduğunda Doğu şaşkın bir şekilde ona bakmıştı. “Niye bu kadar acele ediyorsun?” Doğu’nun şüpheli yaklaşımı genç kızın içini acıtsa da cevabını hemen vermişti. “Haftaya okulum açılıyor ve öğrenci işlerine yeni kimliğimle işlem yaptırmam gerek. Malum soyadım değişecek ya hani!” Doğu onun sözlerinden sonra gözlerini kısarak genç kızı incelemeye almıştı. Kendisinden sakladığı bir şey olduğunu biliyordu ama ne olduğunu anlayamıyordu. Başını iki yana sallayarak düşüncelerini boş vermişti. 


“Pekala bu hafta içinde ayarlamaya çalışacağım. Dediğin gibi olacak bu nikahı kimse bilmeyecek, en azından mahkeme gününe kadar.” Kemal patronu ile genç kız arasında geçen konuşmayı dikkatle dinliyordu. Güneş ısrarla “Bu evden sadece Kemal ve Şahin bilsin istiyorum. Başka kimsenin bilmesini istemiyorum!” onun isteği karşısında Kemal anlayış gösterse de Doğu anlam veremiyordu. Normalde onunla evlenecek olan kız ne yapar eder bu nikahı ülkeye yayardı. Ne de olsa kendisi oldukça tanınan zengin bir iş adamıydı. Güneş de oturduğu yerden kalkarak “Ben Işık’a baksam iyi olacak, bugün onu görmedim.” dedi. Doğu onun yanlarından ayrılışını dikkatle izlemişti. Kemal’e “Sence de bir şey saklamıyor mu?” diye sorduğunda Kemal gülümseyerek patronuna bakmıştı. “Evet saklıyor!” diye cevap veren genç adam patronunun bakışlarını üzerine çekmeyi başarmıştı. Şüpheyle adamını incelerken Kemal rahatsız bir şekilde yerinde kıpırdanmaya başlamıştı. 

“Nedense seninde onun suç ortağın olduğunu düşünmeye başladım. Ne karıştırıyorsunuz?” Kemal yutkunarak Doğu’dan bakışlarını kaçırmıştı. Patronunun zeki bakışları karşısında hemen konuşacağını biliyordu. Boğazını temizleyerek “Yapmam gereken birkaç şey var gitmeliyim efendim!” diyerek hızlı adımlarla onun yanından uzaklaşmaya başlamıştı. 


Doğu çalışma masasındaki dosyaları incelerken çalışan kadın avukatın geldiğini kendisine bildirmişti. Hızla odadan çıkarken karşısında kendi avukatı değil de dedesinin avukatını görünce birden duraksadı. Gözlerini kısarak “Bir sorun mu var avukat bey?” diye sorduğunda ise adam istifini bozmadan gayet ciddi bir şekilde “Güneş hanımın hala burada kaldığını öğrendim, onunla konuşmam gerek!” dediğinde Doğu dişlerini sıkmaya başlamıştı. Karşısında ki genç avukatın Güneş’e karşı bir şeyler hissettiğine emindi. Bir erkek olarak onun ne düşündüğünü anlayabiliyordu. Merdivenlerden kahkaha atarak inen genç kızın sesini duyunca tüm bedeni gerilmişti genç adamın. Bakışları hızla sesin geldiği tarafa dönerken Işık ile Güneş’in şakalaşarak bir birine laf atışı karşısında yüzünde istem dışı bir gülümseme oluşmuştu. Bu evde daha önce bu şekilde manzara yaşanmamıştı. Karşısında ki tablo genç adamın yıllar sonra içinin ısınmasına neden olmuştu. Ama duyduğu sesle yeniden gerçek hayata dönen Doğu avukatın Güneş’e elini uzattığını fark etmişti. 


Güneş yüzünde ki gülümsemeyi koruyarak “Avukat bey, sizi buraya hangi rüzgar attı, yoksa bana yine miras mı kaldı?” Güneş’in sorusu ile ortam gerilmişti. Genç kız gülümsese de aslında sinirli olduğu sesindeki alaycılığından belli oluyordu. “Aslında bakarsanız size evinizin tapusunu getirmiştim…” elindeki dosyayı genç kıza uzatırken devam etmişti konuşmaya “… bir de bunu verecektim.” Güneş gözlerini kısarak adamın kendisine uzattığı kredi kartına bakmıştı. Genç kız eline aldığı karta bakarak “Bu ne peki?” diye sorduğunda adam sıkıntı ile saçlarını geriye taramıştı. “Bu okulda ki eğitiminiz boyunca ihtiyaçlarınızı gidereceğiniz kredi kartınız.” Güneş’in gözleri duyduklarıyla adeta ateş gibi parlamıştı. “Peki bu masrafları kim karşılıyor, sen mi?” Son sözlerini söylerken sesi istem dışı yükselmişti. Kendisini hakarete uğramış gibi hissediyordu. Avukat beklenmedik tepki karşısında duraksamıştı. Doğu da onun tepkisine şaşırmıştı ama genç kızın sorusunun cevabını da merak ediyordu. Adam yutkunarak “Aslında bu Asım beyin emriydi. Siz mezun olana kadar ihtiyaçlarınız giderilecek. Bu yüzden size bu kartı çıkarttım!” Güneş elindeki katı genç adama uzatarak “Kart istemiyorum. Asım beyin aylık verdiği burstan daha fazlasını kabul etmeyeceğim. Önceden nasıl hesabıma burs yatırılıyorsa yine o şekilde devam etmesini istiyorum. Şimdi söyleyecekleriniz bittiyse beni meşgul etmeyin.” Doğu onun gitmesini kolundan tutarak engellemişti. Avukat, genç adam ile Güneş’e bakarken Doğu’nun sözleri ile donup kalmıştı. 

“Güneş hanımla yakında evleniyoruz, bu yüzden onun tüm masraflarını karşılamak müstakbel eşi olarak bana düşer sanırım. Düşünceniz için teşekkür ederiz, buna hiç gerek yok. Şimdi size yolu göstersinler!” Güneş şaşkınlıkla Doğu’ya bakmıştı. Asıl şaşkınlığı ise avukat yaşıyordu. Farkında olmadan ağzından çıkan sözler karşısında ise yüzünde hissettiği acıyla kendisine gelmişti. “Ne yani ona düşen mirası bu şekilde mi ele geçireceksiniz?” Güneş avukatın sözleri ile farkında olmadan elini kaldırarak avukata sert bir tokat atmıştı. Bu yaptığına kendisi bile şaşırırken bütün vücudu öfkeden titriyordu. “Zaten bana ait olmayan bir şeyi benden almasına gerek yok. Çok merak ediyorsanız söyleyeyim Doğu’ya evlenme teklif eden de onu zorlayan da bendim. Tanımadığınız insanlar hakkında ön yargılı davranıyorsanız sizin müvekkillerinize acırım. Şimdi lütfen gidin ve benimle görüşmeniz gereken işlerde beni değil kocam olacak adamı muhatap alın!” Doğu ve avukat donup kalmıştı. Kapıdan henüz giren Kemal ile Şahin ise birbirine bakarak ne olduğunu anlamaya çalışıyordu. Güneş hızla salonu terk ederken kapıyı kapatan iki adama ters bir şekilde bakarak yol istemişti. İkili istem dışı yana çekilirken Doğu kapıdan çıkan genç kızın arkasından gülümseyerek bakıyordu. Sonra avukata dönerek “Onu duydunuz, bundan sonra her şeyi benimle konuşacaksınız.” 


Avukatın gitmesiyle Doğu iki adamına da nikah için gün almalarını ve tüm gereken işleri yapmalarını söylemişti. Ayrıca nikahın gizli kalmasını da istemişti. Şahin anlam veremese de Kemal soru sormaması için genç adama uyaran bir ifadeyle baktı. Şahin ve Kemal evden ayrılırken iki genç adam da az önce şahit olduklarını düşünüyordu. Şahin dayanamayarak “Sence bu kızın Doğu beyle evlenmesi sakıncalı değil mi?” Kemal tek kaşını kaldırarak Şahin’e baktı. “Ne demek istiyorsun?” Şahin komik bir şekilde gülerek “Bu kız bizim patronu çiy çiy yer! Az önce attığı tokadı gördün mü? Sanki bana vurmuş gibi hissettim. Ayrıca çok cesaretli, daha önce bu kadar rahat bir şekilde patronla konuşan bir kız görmüş müydün?” Kemal de aynı şeyi düşünüyordu. Güneş oldukça inatçı ve dediğim dedik bir kızdı ve bu huyu genç adamın hoşuna gidiyordu. Patronlarının yeniden gülümsediğini görünce doğru yolda olduğunu düşünme kesinlikle emin olmuştu. 


“Sen de patronda bir değişiklik görmedin mi? Eskisi kadar sert değil ve sürekli gülümsemeye başladı.” Şahin başını sallayarak onu onaylarken Kemal devam etmişti konuşmaya. “Güneş ile çocukluk arkadaşı olduklarını biliyor musun? Belki de bu yüzden ona karşı bu kadar sabırlı davranıyordur!” Şahin onun sözleri ile kısa bir kahkaha atmıştı. “Hiç sanmıyorum, akrabalarına yaptığını hatırlamıyor musun?” Kemal de gözünün önüne gelen kovulma sahnesiyle gülmeye başlamıştı. “Güneş bize şans getirecek galiba. Üstelik Işık o kıza bayılıyor. Umarım küçük beye iyi bakar.” İkili kendisine emredileni yapmaya giderken Güneş’te küçük çocuğun elini tutarak yürüyüşe çıkmıştı. Hararetli bir konuşma yaparken Işık Güneş’e aklına gelen tüm soruları soruyordu. Arada sıkışsa da genç kız sorulan sorulara cevap vermeye çalışıyordu. Birden duraksayan Işık Güneş’in dikkatini çekmişti. Küçük çocuğun yüzüne bakan Güneş onun korkmuş bir şekilde kendisine yaklaşmasına anlam veremezken az önce duyduğu sesle tüm bedeni ürpermişti. 

“Bakın burada kim varmış? Işık! Annene öpücük vermeyecek misin?”


***********

Yorumlarınızı eksik etmezseniz sevinirim. 🙂

3690cookie-checkÜSAO 18. Bölüm