ÜSAO 19. Bölüm

  Hatalar varsa kusuruma bakmayın… Umarım beğenirsiniz..:)

 


*******************


“Bakın burada kim varmış? Işık! Annene öpücük vermeyecek misin?”


Güneş duyduğu sesle hızla başını çevirmiş ve Esra ile göz göze gelmişti. Elini tuttuğu çocuğun titrediği hissedince bakışları yeniden küçük çocuğa döndü. “Burada ne işin var Esra?” ses tonu oldukça sert çıkan Güneş karşısında pişkince gülümseyen kadına tiksinti ile bakmıştı. “Asıl bu soruyu benim sana sormam gerekmiyor mu? O benim oğlum ve sen onun elini tutuyorsun!” Güneş dişlerini sıkarak küçük çocuğu arkasına almıştı. Bulunduğu duruma gülse mi ağlasa mı karar verememişti. Bir çocuğu annesine karşı korumak çok acı vericiydi. Az sonra Esra’nın yanına gelen adama gözleri kayan genç kız iyice tedirgin olmuştu. Kendisine kızmaya başlamıştı. Evden ayrılmaması gerekiyordu, en azından yanında Işık varken bunu yapmamalıydı. Derin bir nefes alarak karşısında ki ikiliyi görmezden gelmeye çalışmış ve arkasını dönerek Işık ile birlikte eve doğru yürümeye başlamıştı. Birkaç adım attıktan sonra Güneş duyduğu sözlerle olduğu yerde kalmıştı.

“Demek milyonlar değerinde olan çocuk bu? Onun bu kadar pahalı olduğuna emin misin?” Güneş tüm bedenini saran öfkeye hakim olmaya çalışıyordu. Geri dönmek isterken Işık’ın elini daha da sıkması ile çocuğa bakmıştı. Başını iki yana sallayan Işık eve gitmek istediğini söyledi. Güneş ona gülümseyerek karşılık verirken arkalarında bıraktıkları kişilerin planlarından haberleri yoktu.

 

Evin bahçesinden içeriye girdiklerinde Doğu ikiliyi karşılamıştı. “Siz neredeydiniz?” genç adamın sesi oldukça sert çıkmıştı. Başka zaman olsa bu duruma kızacak olan Güneş, az önce yaşananlardan sonra genç adama hak vermeden edememişti. “Sadece biraz dolaştık haber vermeliydik, özür dileriz!” genç adam şaşkın bir şekilde genç kıza bakarken bakışları bu kez oğluna çevrilmişti. “Işık seninle hani anlaşmıştık, ben olmadan evden çıkmayacaktın?” küçük çocukta tıpkı Güneş gibi başını eğerek “Özür dilerim baba, bir daha çıkmam” diyerek genç adama ikinci şaşkınlığını yaşatmıştı. İkisi de şüpheli davranıyordu. Başka bir şey söylemeden eve doğru yürüyen ikili, Doğu’yu düşünceler içerisinde bırakmıştı.


Sadece birkaç saat sonra eve gelen Kemal ve Şahin çalışma odasında olan patronlarına onlara göre güzel haberi vermişti. Nikah tarihini almak zor olmamıştı. Genç adamın adını verince tarih üç gün sonraya alınmıştı. Doğu garip bir şekilde hissediyordu. Şimdi bunu Güneş’e söylemek lazımdı ve genç kızın tepkisini merak ediyordu. Gerçi evlenmeyi kendisi istememiş miydi, neden bu kadar çekindiğine anlam veremese de dikkatli olması gerektiğini biliyordu. “Şahin, bana Güneş hanımı çağır!” Şahin bir şey söylemeden odadan ayrılarak Güneş’i çağırmaya gitmişti. Doğu ise oturduğu yerden huzursuzca kalkmış pencereye doğru ilerlemişti. Kemal onu dikkatle izliyordu. Patronunun huzursuz olduğunu daha önce hiç görmemişti. Birkaç saniye sonra konuşan Doğu sadık adamına “Sence doğru olanımı yapıyoruz?” diye sorduğunda Kemal gülümsemesine engel olamamıştı. Hafif boğazını temizleyerek “Bunu Işık için yaptığınızı unutmayın!” dediğinde asıl merakı patronunun ne tepki vereceğini görmekti. “Işık, Güneş’i seviyor. Güneş’te onun için evlenmek istedi zaten!” bu farkındalık genç adamı huzursuz etmişti. Başını iki yana sallayarak düşüncelerini kovmaya çalışırken odanın kapısı tıklatıldıktan sonra açılmış ve içeriye meraklı bakışlarla Güneş girmişti.

“Benimle ne konuşacaktın?” Kemal’e kısa bir bakış atan Doğu onun çıkmasını işaret etmişti. Kemal odadan çıktıktan sonra yeniden masasına geçip sandalyesine oturan Doğu, karşısında elleri belinde kendisine dik bir şekilde bakan genç kıza bakmıştı. “Otur önce istersen, konuşmamız uzun sürebilir.” Güneş söyleneni yaparak gösterilen yere oturmuştu. “Evet seni dinliyorum.” Doğu derin bir nefes alarak “Şu evlik meselesi, gün alındı onu söyleyecektim. Hala fikrini değiştirmediysen birkaç gün içinde nikah kıyılacak.” Güneş duydukları ile nefes alamaz hale gelmişti. Kendisini güçlükle toparlarken bunu karşısında ki adama belli etmemeye çalışıyordu. Ona duygularını belli etmemek oldukça zor bir durumdu. Sonunda konuşmaya güç bularak “Tam olarak ne zaman kıyılacak nikah?” gözleri genç kızın gözlerine sabit kalarak “Üç gün!” dediğinde Güneş gözlerini kapatarak kısa bir an duraksamıştı. Ayağa kalkarak kapıya doğru yönelen genç kız Doğu’nun şaşkın bakışları arasında kapıyı açmış ve kısa bir duraksamadan sonra “Üç gün sonra nikah masasında görüşürüz. Malum bu üç gün hazırlık yapmam gerek, bu yüzden meşgul olurum.” Kapı kapandığında genç adam hala şaşkındı. Ne demekti bu şimdi? Güneş genç adamı düşünce denizine bırakarak odadan ayrılmıştı. Genç kız hızla odasına çıkarak kapıyı kapatıp arkasına yaslandı.

“Üç gün!” Üç gün sonra Doğu ile evli olacaktı. Bu düşünce beyninde dönüp dururken heyecanla atan kalbini sakinleştirmeye çalışıyordu. Hayalini kurduğu şey gerçekleşiyordu ama aslında istenmediğini bilmek genç kızın içini yakıyordu. Doğu’nun karşısında kaygısız, umursamaz bir şekilde durmak çok zordu. Bir an önce oradan ayrılmak istemiş ve hızla odadan çıkmıştı. Arkasında şaşkın ve bir o kadar öfkeli bir adam bıraktığını bilmeden. Güneş’in tepkisiz kalması genç adamı öfkelendirmişti. En azıdan bir şeyler söylemesini ummuş ama umduğunu bulamamıştı. Yerinden kalkarak hızla odadan ayrılmıştı. Önce yukarıya çıkarak genç kıza bir iki laf söylemek istese de bu isteğinden vazgeçerek “Kemal!” diye seslenmişti.

Kemal patronunun öfkeli sesini duyunca Güneş’in evliliği kabul etmediğini sanmıştı ancak Doğu’nun “Yarın Güneş hanımla birlikte alış verişe çıkın. Nikaha kadar ne hazırlamak istiyorsa hazırlasın hanım efendi.” Onun sözleri ile şaşıran Kemal patronunun tam olarak neye sinirlendiğini anlayamamıştı. Sadece onu onaylayarak arkasından bakmakla yetinmişti. Doğu hızla evden ayrılarak arabasına bindi. Şoförü koşsa da genç adama yetişememişti. Evden ayrıldıktan sonra Şahin şoförün yanına gelerek “Bir sorun mu var, neden patronla gitmedin?” diye sorduğunda adam omuzlarını silkeleyerek “Bilmiyorum, beni beklemedi bile!” dedi. Bu sırada Kemal de onların yanına giderek artık görünmeyen arabanın gittiği yöne doğru bakışlarını çevirmişti. “Çok öfkeliydi, sizce neden?” Kemal Şahin’in sorusu ile gülmüştü. Başını eve doğru çevirerek yüzünde ki gülümsemesini yok etmeden “Bilmem, vardır bir sebebi!” dediğinde Şahin onun baktığı tarafa bakarak az çok anlamaya başlamıştı nedenini. Onun yüzünde de Kemal gibi bir gülümseme oluşmuştu. “Hayatımız eğlenceli olacak bundan sonra anlaşılan?” ikili gülerken şoför hiçbir şey anlamamıştı.

Genç kız sabah erkenden uyanmış hazırlanarak nikah için kendisine alış veriş yapmak istemişti. Kapıdan çıkacağı sırada yanına biten Kemal’e ters bir bakış atarak “Bir sorun mu var?” diye sorduğunda Kemal ona arabanın kapısını açarak “Bende sizi bekliyordum, bu gün emrinize amadeyim!” dedi. Güneş gözlerini kısarak genç adama bakıyordu. “Ne demek şimdi bu? Benim işlerim var, seninle oynayamam!” Kemal ona çocuk gibi göz devirirken bir yandan gülme isteğini bastırmaya çalışıyordu. “Gelin hanımın bu günkü alışverişi sırasında yanında olmam emredildi ve ben aldığım emirlere her zaman uyarım.” Güneş burnundan soluyarak kurtuluşu olmadığını anladığını belirtmiş ve arabaya doğru yürüyerek açık kapıdan yerine geçmişti. Kapı kapandığındaysa Kemal’e “Bu kadar sevinmesen iyi edersin, benimle daha önce alışverişe çıkmadığın için ne kadar sıkılacağını tahmin bile edemezsin.” Kemal umursamaz bir şekilde omzunu silkelerken içinden ne kadar kötü olabileceğini düşünüyordu. Ama daha iki saat olmasına rağmen genç adam sıkıntıdan patlamak üzereydi. Güneş çok zor beğenen bir kızdı ve alışveriş merkezinin altını üstüne getirmesine rağmen istediği gibi bir elbise bulamamıştı. Son gücüyle bir pufun üzerine oturmayı başaran genç adam Güneş’in şikayetlerine karşılık “Doğu beye acımaya başladım, seninle ne yapacak?” Güneş dudaklarını büzerek gülümsemişti. “Seni uyarmıştım ama gelmen  benim suçum değildi.” Kemal dayanamayarak “Benim hoşuma mı gidiyor sanki, emir kuluyum ben be kadın?” son anda sesini yükseltince Güneş kendisini tutamayarak kahkaha atmaya başlamıştı. O sırada yanlarına gelen görevlilerden biri elinde sade ama çok hoş bir elbise ile durunca Güneş’in yüzü aydınlanmıştı. Kemal onun yüzünde ki ifadeyi görünce derin bir rahatlama yaşamış ama genç kızın “Artık ayakkabı bakabiliriz!” demesiyle yeniden yerine çökmüştü.

Akşama doğru eve geldiklerinde ise Doğu pencerede onların dönüşünü bekliyordu. Sabahtan beri dışarıda olan ikilinin ne kadar alış veriş ettiğini merak etmeden duramamıştı. Eskiden genç kızın paraya önem vermediğini biliyordu ama o zamanların üzerinden uzun yıllar geçmişti. Vaktin geç oluşundan da onun tam bir alışveriş manyağı olduğunu düşünmeden edememişti. Bu düşünce ile gülümseyen genç adam kendisine şaşırıyordu. Nedense genç kızın harcamaları onu rahatsız etmemişti. Kemal’in kullandığı araba bahçe kapısından girince merakla ikilinin arabadan inmesini beklemişti. Kemal genç kızın kapısını açtıktan sonra onun inmesini beklemiş ve yorgun bir şekilde arka kapıyı açarak eline üç poşet almıştı. Beklenilenin aksine büyük de değildiler. Doğu gözlerini kısarak Kemal’in arabanın bagajına gitmesini beklemiş ama ikili eve doğru ilerleyince merakı daha da artmıştı. Odasından çıkarak ikiliyi salonda karşılayan genç adam Kemal’e bakarak “Siz alışverişe gitmediniz mi?” diye sorduğunda Güneş ona aldırış etmeden Kemal’in elinde ki poşetleri alarak odasına çıkmaya başlamıştı. Kemal ise bıkkınlıkla genç kızın ardından bakarak Doğu’ya dönmüştü. “Yalvarırım patron, beni bir daha Güneş hanımla alışverişe göndermeyin. İstediğiniz her şeyi yaparım ama bir daha onunla bir şeyler almaya gitmem!” Doğu şaşkın bir şekilde kendisine ciddi bir şekilde yalvaran adamına bakmıştı.

“Ne oldu? Neden alış veriş yapmadınız?” Doğu onun davranışı karşısında gülmemek için kendisini zor tutmuştu. “O… Hayatımda onun kadar kararsız birini görmedim. Hiçbir şeyi beğenmiyor. Beğendiklerini de pahalı diye almıyor. Sanki kendisi ödeyecek, kusura bakmayın Doğu bey ama beni deli etti bugün. Bir daha onunla çöp bile almaya gitmem. Sizin karınız olacak siz gidin!” diyerek hızla odayı terk etmişti. Doğu adamının davranışı karşısında şaşkın bir şekilde olduğu yerde kalakalmıştı.

Genç kız üzerini çıkararak ayaklarını yatağının üzerine uzatmıştı. Yorgunluğunu yeni fark eden genç kız kapının tıklatılmasıyla doğrulmaya çalışmıştı. Kapıdaki kişinin kim olduğunu elbette ki biliyordu. Girmesini söylediğinde kapının sakin bir şekilde açılarak içeriye Doğu’nun girişini dikkatle izlemişti. Genç adam odanın ortasına kadar gelerek yatakta oturan genç kıza bakışlarını çevirmişti.

“Alışverişe gittiğinizi sanıyordum?” diyerek bakışları yerde duran üç poşete kaymıştı. Genç kız bakışları ile onun hareketlerini takip ediyordu. “Evet, doğru.” Doğu tek kaşını kaldırarak “O zaman aldıklarınız nerede?” diye alaycı bir şekilde sorduğunda genç kız yerinden doğrularak “Almam gerekenleri aldım, başka bir şeye ihtiyacım yok.” Doğu onun sözleri karşısında gülümseyerek “Hala cimri misin yoksa? Merak etme senin paran çıkmayacak cebinden.” Genç kız onun sözleri ile ters bir şekilde genç adama bakmıştı. Onun da eskiyi hatırladığını anlayan Doğu gülmemek için kendisini zor tutuyordu. “Cimri olmadığımı senin daha iyi bilmen gerekir!” Genç kız sözlerini söylerken birden susmuştu. Genç adam da geçmişi hatırlamış gibi gözlerini Güneş’in gözlerine dikmişti. “Evet, paranı harcamaz bana vermeye çalışırdın!” Güneş bıkkın bir şekilde nefes verirken “O zamanlar daha çocuktum, şimdi izin verirsen yorgunum ve dinlenmek istiyorum.!” Dediğinde Doğu başını sallayarak odadan ayrılmıştı.

İki gün çok çabuk geçmişti. Doğu doğruca nikah dairesine gideceğini söyleyerek Güneş’e Kemal ile birlikte gelmesini söylemişti. Toplantı yüzünden geç kalmıştı ve bu yüzden iş yerinden nikah dairesine geçerek hazırlanmıştı. Hazırlandıktan sonra aynanın karşısında geçtiğinde ise içinde garip bir heyecan oluşmuştu. Yüzünde ise yine aynı duyguların neden olduğu bir gülümseme. Başını kapıya doğru çevirdi ve karşısındaki kişiyi görmesi ile yüzündeki gülümseme yavaş yavaş kaybolmuştu.

***

3700cookie-checkÜSAO 19. Bölüm
mermaridyy hakkında 333 makale
Yasemin Yaman KTÜ Orm. End. Müh. mezunu. Şuanda Parola Yayınlarında yazar. Hobileri yazmak, müzik dinlemek, basit çizimler yapmak ve manga okumak. Benim Küçük Gelinim ve Göremediğim Sen, Sen Olmadan Asla, Kara Duvak, Hep Seni Bekledim adında beş kitabı basıldı.

2 yorum

  1. Aman şimdi kimi gördü doğu gunesi gördü şoka mi girdi yoksa esra mi geldi çok güzel ilerliyor hikaye yazarcığım günlük takip etmeye çalışıyorum hadi bakalım yarın neler olacak

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*