Şubat 23, 2021 Yazarı mermaridyy 1

ÜSAO 20. Bölüm

Kemal hala kuaförün kapısında genç kızın çıkmasını bekliyordu. Sıkıntıdan patlamak üzereydi. Daha fazla dayanamayacağını anlayan genç adam kuaförün kapısından içeriye girerken kapıdan çıkan kadına yol vermek için kenara çekilmiş ve içeriye girmişti. Kapı ardından kapanırken genç adam olduğu yerde donup kalmıştı. Az önce kapanan kapıdan hızla dışarıya çıkarken kendisine imalı bir şekilde gülümseyen genç kıza bakıyordu. Güneş kendisine kapıyı açan ama dönüp bakmayan genç adamın yanından geçerken onun kendisini ne zaman fark edeceğini merak ederek dışarıda bakışlarını kapıya dikerek Kemal’in geri dönmesini beklemişti. Kapıdan çıktığında ise kendisine yönelttiği bakışlarında ki şaşkınlık karşısında oldukça eğleniyordu.

“Küçük hanım!” Kemal’in dili tutulmuş bir şekilde kendisine bakması Güneş’i daha çok gülümsetmişti. Üzerinde ki beyaz elbise ile oldukça güzel görünüyordu. Ama onu asıl güzelleştiren parlak gözleriydi. İçinden patronuna acımaya başlamıştı. Bu kadar güzel bir karısı olduğu için ona imrenmenin yanı sıra resmen açıyordu.


Arabaya binen ikili konuşmuyordu. Güneş heyecanından elini nereye koyacağını şaşırsa da iç sesi bu kadar heyecanlandığı için kendisine kızıyordu. Kemal arada aynadan ona bakarken Güneş daha fazla dayanamayarak “Bir yorum yapmadın, sence nasıl oldum?” Kemal gülümseyerek genç kıza bakmıştı. “Oldukça güzel görünüyorsunuz, bu kadar hazırlık yapacağınızı bilmiyordum.” Güneş acı bir şekilde tebessüm etmişti. Her zaman Doğu ile evleneceğini hayal ederdi. Şimdi  hayali gerçek oluyordu ama bu şekilde evlenmek istememişti. O her zaman çiftlikte bir düğün hayal etmişti ama şimdi aynadaki görüntüsüne bakarak başını çevirmekten başka bir şey yapamıyordu.

“Bir daha evlenemeyebilirim, gelinlik olmasa da güzel görünmek istedim.” Kemal genç kızın yüzünün değişimini görmüş ama bir şey dememişti. Güneş yeniden genç adama dönerek “Nikah kıyılırken fotoğrafımızı çekebilir misin? Ama bunu Doğu’nun fark etmesini istemiyorum. Elimde en azından bir hatıra olmasını istiyorum.” Kemal onun isteği karşısında sessiz kalarak sadece başını sallamakla yetinmişti.


“Teşekkür ederim!” 


Nikah, dairesinden içeriye girerken Kemal etrafa bakınıyordu. Doğu ile konuşarak onun gelin odalarından birinde beklediğini öğrenmiş ve o tarafa doğru genç kızı götürmeye başlamıştı. Güneş heyecanlıydı ama heyecanını belli etmemeye çalışıyordu. Bir kapı ağzında durduklarında Kemal genç kıza içeriye girmesini işaret ederken Güneş bakışlarını devirerek “Önce müsait olup olmadığına bakman gerekmiyor mu?” diye sormuştu. Kemal onun sözleri ile gülerken, “Bilmem farkında mısınız Güneş Hanım ama yaklaşık on dakika sonra evli olacaksınız.” dedi. Onun sözleri ile Güneş yeniden ne durumda olduğunu algılamıştı. On dakika… On dakika sonra Doğu ile evli olacaktı. Tüm bedeni ürpermeye başladığı sırada Kemal odanın kapısını açarak genç kızı içeriye doğru yönlendirmişti. Doğu hazırlanmış tedirgin bir şekilde beklerken neyle karşılaşacağından habersizdi. Kapının açılması ile bakışları kapıya yöneldiğinde ise bir an nefes alamadığını hissetmiş ve kapıdan içeriye başı aşağıda bir şekilde giren genç kıza bakmıştı. Gözleri genç kızı baştan aşağıya doğru süzerken yutkunmadan edememişti. Güneş’in güzel olduğunu biliyordu ama karşısında beyazlar içindeki genç kız bir içim su olmuştu. Boğazını temizleyerek bakışlarını kendisine doğru kaldıran genç kıza “Güzel olmuşsun!” diye konuşurken içinden de ‘Çok güzel olmuşsun!’ diye geçirmeden edememişti. Karşısında ki kız bakışlarını kendisine dikerek gülümsemişti.


“Çok bekledin mi?”


Onun sorusu ile genç adam da gülümsemişti. “Hala vaktin var, emin misin evlenmek istediğine?” Güneş gelen soru karşısında gerilmişti. Ne cevap vereceğini biliyordu ama Doğu’nun bakışları onun cevabını vermesini engelliyordu. Sonunda arkasını dönerek bakışlarını genç adamdan kurtarmış ve “Geç kalıyoruz!” diyerek kapıyı açarak dışarıya çıkmak istemişti. Doğu genç kızın kolunu yakalayarak tekrar kendisine bakmasını sağladı. “Sen bilirsin!” diyerek genç kızın kolunu kendi koluna geçirmişti. Güneş’ten yayılan hanımeli kokusu genç adamı gafil avlamıştı. İyi hatırladığı ve çok sevdiği kokunun yanında ki genç kızdan yayılması Doğu’nun sınırlarını zorluyordu. Derin nefes alarak nikah masasına kolunda ki kız ile yürürken hala hayatının bu denli değiştiğine inanamıyordu. Yanında olan gelinin Güneş oldiğuna inanamıyordu. Güneş’in sandalyesini çekerek oturmasını sağladıktan sonra Doğu da yerine geçmişti. Kemal ve Şahin ikiliye gülümseyerek bakarken Güneş başını onlara çevirmeden nikah memurunu dinliyordu. Sonunda kendisine sorulan soruyu kısa bir duraksamanın ardından kabul eden genç kız Doğu’nun da cevap vermesinden sonra hayatını tamamıyla değiştiren imzayı atmıştı. Artk evli bir kadındı. Düşüncelere dalan genç kız memurun sözleri ile ayağa kalkarak kendisine uzatılan evlilik cüzdanını duraksayarak almıştı. Eline aldığı resmi belge ile Doğu’nun karısı olduğunu yeniden fark eden genç kız heyecandan bayılmak üzereydi.


Doğu ile karşılıklı duran Güneş şaşkın bir şekilde genç adama bakmıştı. Doğu cebinden çıkardığı kutuyu açınca Güneş’in şaşkınlığı daha da artmıştı. Doğu genç kıza bakmadan kutunun içindeki tek taş yüzüğü çıkararak genç kızın parmağına geçirirken Güneş rüya aleminde dolaşıyordu. Ne zaman ki Doğu’nun dudaklarını kendi alnında hissetmişti o zaman kendisine gelmişti. Sanki bir zaman tünelinin içerisinde kaybolmuş gibi hisseden Güneş az önce olanların gerçek olamayacak kadar güzel olduğunu düşünüyordu. Hatta hala hayal gördüğünü düşünüyordu. Ama onların bu duygusal halini kaçırmayan gözlerin varlığından habersiz ikili kürsüden inerken Kemal yanında ki Şahin’e az önce çektiği resmi göstererek gülümsüyordu. Doğu genç kızın alnına dudaklarını kondururken gözlerini kapatmış ve genç kızı tamamıyla hissetmeye çalışmıştı. Patronlarının yumuşayan yüz hatları iki adamın da dikkatini çekmişti. İkili nikah dairesinden çıkarak arabaya doğru ilerlerken sessizdi. Güneş yerinde durarak hala elinde duran evlilik cüzdanına bakıyordu. Onun duraksadığını gören Doğu bakışlarını genç kıza çevirmişti.

“Bir sorun mu var?” Doğu’nun sorusu ile bakışlarını genç adama çeviren Güneş elindekini ona uzatarak “Bu bende kaldı!” dediğinde Doğu uzun zaman sonra gülümseyerek genç kıza bakmıştı. “Memur sana verdiğine göre sende kalması normal değil mi?” Güneş onun sözlerini anlamaya çalışıyordu. Arabanın kapısını açarken kendilerini seyreden bakışlardan habersizlerdi. Her anlarının resme alındığından da… Doğu genç kıza arabaya geçmesini işaret ederken “Acıktın mı, ben çok acıktım?” dediğinde Güneş şaşkın bir şekilde genç adama baktı. İkili araba ile uzaklaşırken yine sessizliğe bürünmüştü. Doğu daha fazla dayanamayarak “Ne yapmak istersin? Bu gün tamamen boşum!” dediğinde Güneş bakışlarını genç adama çevirmişti. 


“Bilmiyorum! Hala evlendiğimize alışmaya çalışıyorum sanırım. Bu kararı vermek kolaydı ama şu defter…” Doğu ona bakarak yine gülümsemişti. “Korktun mu yoksa? Seni daha cesur bilirdim, ne oldu? İş resmiyete binince korkmaya mı başladın?” Güneş onun kendisi ile dalga geçtiğini düşünerek “Elbette korkmadım ama… bilmiyorum hala gerçekçi gelmiyor!” Doğu dikkatini yola vererek genç kızın düşüncelerini dinliyordu. Sonunda derin bir nefes alan genç kız parmağında ki yüzüğe dikkat keserek gülümsemişti.

“Bunu ne zaman aldın? Umarım çok pahalı değildir!” Doğu “Merak etme karıma layık olacak kadar pahalı değil!” dediğinde Güneş bakışlarını hızla genç adam çevirmişti. Kendisine ‘Karım’ demesi genç kızı heyecanlandırmıştı. “Karın! Sahi… Artık bu sıfattayım değil mi?” Doğu onun sesindeki bir şüpheyi yakaladığında ses etmemişti. Evlenmişlerdi ama şimdi ne olacaktı? Bundan sonra ne yapacaklardı. Zaman her şeyi gösterecekti. Tüm kıskançlıkları, aşkı, ihaneti ve en önemlisi de güvenmeyi öğreneceklerdi… Ne kadar zor olduğunu bilmeden!


Doğu arabayı kenara çekerek durdurduğunda Güneş’te başını çevirerek genç adama bakmıştı. “Neden durdun?” Genç kızın sorusu ile bakışlarını karısına çevirerek bakmıştı. Tek kaşını kaldırarak “Yemek yiyeceğiz!” derken Güneş üzerinde ki elbiseye bakarak yüzünü asmıştı. Büyük bir hevesle aldığı beyaz elbisesinin kirlenmesini istemiyordu. “Önce üzerimi değiştirseydim!” genç adam nedenini anlayamadığını belirten bakışlarla genç kıza bakarken Güneş yüzünü asarak “Elbisem mahvolacak!” dedi. Doğu şaşkın bir şekilde onun cevabını dinlerken gülmemek için kendisini zor tutuyordu. “Merak etme, sana yenisini alırız!” Güneş ters bir şekilde genç adama bakarken Doğu yanlış bir söz söylediğini düşünmeye başlamıştı. “Başka elbise istemiyorum ben, bu elbise benim için önemli!” Doğu başını sallayarak arabadan inmişti. Bu gün tartışmak istemiyordu. Hatta sakin olan ruh haline kendisi bile şaşırıyordu. Genç kızın kapısını açarak aşağıya inmesini sağlamıştı. Güneş geldikleri yere bakarken yüzü iyice asılmıştı. Oldukça lüks bir restorandı burası ve Güneş şimdiden gerildiğini hissediyordu. Kapıdan içeriye girerken kendilerine yer gösteren garsonlardan birini takip ederken etrafa bakınmamaya dikkat ediyordu. Doğu onun elini tutarken bile tepki vermemişti. Sonunda masaya geldiklerinde ise genç kız şaşırmıştı. Masanın üzerinde bir buket çiçek vardı ve Güneş bakışlarını kocasına çevirdiğinde ise Doğu ona bakmayarak “Evlendiğimizi öğrendiler, bunlar sana!” genç kız ona inanmamıştı ama üstelemeden çiçekleri alarak burnuna götürüp koklamıştı. İçinden “En sevdiğim çiçekler!” diye geçirirken yüzünde beliren gülümseme ile Doğu’ya bakmıştı. Genç adam onun bu bakışından rahatsız olarak boğazını temizlerken genç kızın “Teşekkür ederim!” demesi genç adamı gafil avlamıştı. Farkında olmadan “Hala bunları mı seviyorsun?” dediğinde Güneş tutamadığı kahkahasını serbest bırakırken, kendilerine dikilen gözlerden habersizlerdi. 


Mekana girdiklerinden beri onları bir çift göz takip ediyordu. Dişlerini öfkeyle sıkarken yanındaki kardeşinin kendisini engellemesiyle öfkesini daha da çok kabartıyordu. Sonunda dayanamayaıp yerinden kalkarak Güneş ile Doğu’nun bulunduğu masaya doğru yol almaya başlamıştı. Güneş yüzündeki gülümsemeyi düşünceli bir ifadeye bırakırken kulaklarına yankılanan sesle gerilmişti.

“Güneş hanım?” Güneş bakışlarını çevirmeden önce Doğu’nun sert sesini duymuştu. “Sen benim masama gelmeye nasıl cesaret edersin?” Güneş yerinden kalkmak üzere olan genç adamın elini tutarak onu kalkmasını engellemişti. “Doğu lütfen!” genç kızın üzgün bakışlarını gören Doğu sakin kalmaya çalışmıştı. Nitekim Serdar’ı görmek genç adama eski kötü hatıraları anımsatmıştı. Eski karısı aklına geldikçe Doğu içinin öfkeyle kabarmasına engel olamıyordu. Derin bir nefes alarak “Sizi ne getirdi bu masaya Serdar bey?” Güneş’in sesinde ki bir şeyler Doğu’nun dikkatini çekmişti. Şüpheli bir şekilde ikiliye bakarken, Güneş umursamaz bir davranışla genç adama bakarken karşılık vermişti.  Serdar’ın Güneş’i süzmesi genç kızı rahatsız etse de sessiz kalmıştı. Doğu yerinde kıpırdanırken Güneş onun rahatsızlığını sezerek “Söyleyecek bir şeyiniz yoksa lütfen bizi rahatsız etmeyin Serdar Bey!” dediğinde Serdar kendisine aldırış etmeyen genç kıza daha da çok öfkelenerek “İşi bıraktığınızı söylediniz ama bir sözleşmeniz olduğunu unuttunuz. Sözleşmenin koşullarını yerine getirmek zorundasınız yoksa sonuçlarına katlanmak zorunda kalırsınız!” Doğu kendisinin yanında karısını tehdit etmeye çalışan adama daha fazla dayanamayarak yerinden hızla atılıp Serdar’ın yüzüne sert bir yumruk atmıştı. Sanki yılların acısını çıkarır gibi ardı ardına yumruğunu savururken diğer yandan da “Sen benim karımı tehdit edecek adam mısın lan?” diye bağırıyordu. 


İki adamı ayırmak için mekânda ki güvenlik görevlileri ve çalışanlar gelirken Sedef de kardeşini Doğu’nun elinden kurtarmaya çalışıyordu. Güneş olanlara inanamazken üzerine sıçrayan kan ile dehşete düşmüştü. Sakındığı elbisesi kanlar içinde kaldığını gören genç kızın  ağzından bir çığlık kopmuştu. Onun dehşete düşen sesiyle kendisine gelen Doğu, karşısında ki genç kızın dehşete düşmüş ifadesi karşısında hızla yerinden doğrulmuştu. Güneş kendisine dokunmaya çalışan Doğu’dan hızla geri çekilerek çığlık atmıştı. “Dokunma bana!” gözünden anında sel gibi akan yaşa aldırış etmeyerek hızla oradan kaçarken Doğu kendi kendisine küfretmeye başlamıştı. Güneş ağlayarak oradan kaçarken Serdar’ı yerden kaldırmaya çalışan adamlara bakışlarını çevirmişti. Tiksintiyle genç adama bakarken yakasına yapışarak “Bir daha seni karımın etrafında görmeyeceğim!” dedikten sonra hızla karısının peşinden gitmişti. Etrafına bakınarak onun ne tarafa doğru gittiğini anlamaya çalışırken köşeye doğru dönen genç kızı fark etmişti. Genç adam onu takip ederken Güneş kimseye aldırış etmeyerek elbisesi için ağlamaya devam ediyordu. Doğu onun peşinden giderken genç kızın durumuna bir yandan üzülüyor diğer yandan da kimseye aldırış etmeden ağlamaya devam etmesine gülümsüyordu. Genç kız yerinde durunca Doğu da durmuştu. Ona doğru ilerlerken birden karşılarına çıkan kişiyle olduğu yerde kalmıştı. 


*****************

.

3710cookie-checkÜSAO 20. Bölüm