ÜSAO 36. Bölüm


Notice: Trying to get property 'post_title' of non-object in /home/mermarid/public_html/wp-content/themes/mh-magazine-lite/includes/mh-custom-functions.php on line 144

İyi okumalar!!!






“Doğu bey misafirleriniz gelmek üzere…”


Genç adam yataktan kalkarak dolabına doğru ilerlemişti. Güneş üzerini değiştirerek banyodan çıkınca genç kıza bir şey söylemeden kendisi banyoya girmiş ve kısa bir duşun ardından üzerini giyinerek odadan çıkmıştı. Aşağı kata inerken Şahin’den telefonla bilgi alıyordu. Gelecek kişi Türk olmasına karşın yurt dışında büyüyüp orada yaşayan önemli bir iş adamıydı. Üstelik yanında kız arkadaşını da getirecekti. Doğu düşünmeden edemiyordu. Evli olmayan bir iş adamı ile çalışmak istemeyen adamın yanında sevgilisini getirmesi ne kadar doğruydu. Mutfaktan gelen konuşmaları duyunca o tarafa doğru ilerleyen genç adam Güneş’in Aslı hanıma yardım ettiğini görünce gülümseyerek onu izlemeye başlamıştı. Kendisini fark eden Aslı hanıma çıkmasını işaret ederken Güneş hala Doğu’nun farkında değildi. Aslı hanımın mutfaktan çıktığını fark eden genç kız arkasını döndüğünde kapıya yaslanmış bir şekilde kendisini izleyen Doğu’yu görünce somurtmuştu.


“Günaydın karıcım!”


Güneş ters bir şekilde genç adama bakarken ağzının içinden onun anlayamayacağı şekilde homurdanmıştı.

“Şu yüzünün ifadesini değiştirmelisin, birazdan misafirlerimiz gelecek. Bu iş çok önemli ona göre bana davranmanı istiyorum. Pek hoşlanmıyor olsan da kısa bir süreliğine bana tahammül edeceğini düşünüyorum.” Güneş bir şey söylemeden sırtını yeniden genç adama dönerek yaptığı işe devam etmişti. “Bir otelde kalmak yerine burada misafirimiz olacaklar. Uzun yıllardır yurt dışında kaldığı için aile ortamı olmasını istedi.” Güneş başıyla onu onayladıktan sonra “Kaç kişi geliyorlar?” diye sordu. Doğu kısa bir duraksamanın ardından “İki kişi, kendisi ve kız arkadaşı.” Güneş onun sözleriyle hızla arkasını dönmüştü.


“Yani evli değil, buna rağmen evli biriyle iş yapmak istiyor?”


Doğu da bunun nedenini anlayamamıştı. Sadece onu onaylamakla yetinmişti. “Neyse kız benim eski odam da adam da…” biraz düşündükten sonra “… alt kattaki büyük misafir odasında kalır.” Doğu onun sözleriyle gülümsemeden edemedi. Güneş farkında olmadan evin hanımı gibi davranmaya başlamıştı ve bu genç adamın içini umutla dolduruyordu.

“Anne!” Işık hızla mutfağa girerken Güneş neredeyse arkasında Esra’nın olup olmadığına bakacaktı. Sonradan kendisine seslenildiğini fark edince eğilip küçük çocuğu önünde diz çökmüştü. “Ne oldu canım, bir şey mi istiyorsun?” Işık başını hızla sallayarak “Bugün okula beni sen bırakır mısın?” Doğu oğlunun isteğini duyunca araya girerek “Olmaz, bu gün misafirlerimiz geliyor, annenin evde olması gerekiyor oğlum.” Güneş bakışlarını Doğu’ya çevirirken Işık dudaklarını büzerek kahvaltı masasına geçmişti.
“Peki, ama beni sen al okuldan.” Doğu’nun konuşmasına fırsat vermeden hızla atılan genç kız, “Tamam, anlaştık o zaman. Ama sende derslerine odaklanacak ve hiç bir şey düşünmeyeceksin.” Işık heyecanla başını sallarken Doğu içinden isyan etmeye başlamıştı.


“Bu gün misafirlerimizi evde ağırlayacağız, yorgun olacaklardır.  Yarın işten sonra onlara şehri gezdirelim.” Kemal onların bulunduğu mutfağa girerek Doğu’ya selam vermiş ve Işık’a dönerek konuşmuştu. “Artık gitmeliyiz, okula geç kalacaksın yoksa.” Güneş yerinden kalkarak Işık’ın elinden tutup onu mutfaktan çıkarmıştı. Yemekleri yemek odasında yerken kahvaltıyı pratik olsun diye mutfakta etmeyi daha uygun görüyorlardı. Doğu ikilinin ardından bakarak “Bu gün avukata şu delilleri götürmeni istiyorum. Sor bakalım bu delillerle davayı daha erkene alabilir mi? Gelecek hafta sonu oğlumu o kadının evine gönderemem.” Kemal başını sallamakla yetinirken mutfaktan çıkmıştı.




Güneş Işık’ın hazırlanmasına yardım ederken sessizdi. Gelecek olan misafirler onu tedirgin ediyordu. Üstelik adam yanında sevgilisiyle geliyordu ve bu genç kızın hiç hoşuna gitmemişti. “Anne, ne düşünüyorsun?” Güneş gülümseyerek küçük çocuğa bakarken “Babanın misafirlerinin nasıl biri olduğunu düşünüyordum canım.” Işık gülümseyerek genç kıza bakarken Güneş içindeki sıkıntının geçmesini diliyordu. Sanki bir şeyler olacak gibi hissediyordu. Şu ana kadar hislerinden her zaman emin olmuştu. Bir aksilik olmaması için elinden geleni yapmaya karar vermişti. Gülümseyerek Işık’ın elinden tutarak onu evden dışarıya çıkararak arabanın yanında bekleyen Kemal’in yanına doğru götürmüştü. Arabanın arka kapısını açarak çocuğu bindirdikten sonra arabaya binmek üzere olan Kemal’e işaret ederek kendisinin yanına gelmesini istemişti. Tedirgindi ve bu tedirginliğini neye yoracağını bir türlü kestiremiyordu. “Ona dikkat et Kemal, biliyorsun olanları.” Kemal acı bir gülümseme ile genç kıza bakarken başını sallayarak “Merak etmeyin, okul çıkışına kadar onu gözetleyen iki adam olacak. Ayrıca Esra ve kocasının ona yaklaşmaya cesaret edebileceğini zannetmiyorum. Üstelik hastanelik olduktan sonra hiç yaklaşamaz.”


Güneş sadece “Umarım!” demekle yetinmek zorunda kalmıştı. Doğu kapıdan çıkarak karısı ile Kemal’in yanına geldiğinde ikili susmuştu. Kemal geç kaldıklarını söyleyerek arabaya binerken Güneş arkalarından endişeli bir şekilde bakmaya başlamıştı. Doğu onun koluna dokunarak dikkatini çekerken bahçe kapısından içeriye giren büyük arabanın kendilerine yaklaşmasını beklediler.


Uzun siyah arabanın arka kapısı açılmadan önce arabadan inen Şahin hızlı davranarak arabanın arka kapısını açıp kenara çekilmişti. Güneş dikkatle arabadan inecek kişilere bakıyordu. Arabadan ilk önce uzun boylu kumral ve delici bakışları olan oldukça yakışıklı biri çıkmıştı. Bir süre etrafına bakındıktan sonra bakışlarını arabadan inen diğer kişiye çevirmişti. Doğu ağır adımlarla onlara doğru yaklaşırken Güneş’i de yanında sürüklüyordu. Genç kız rüya aleminde arabaya yaklaşırken, Doğu’nun bir eli genç kızın belini tutuyordu. Güneş’in rüyası arabadan inen ve oldukça güzel olan kızı görünce bozulmuştu. Uzun siyah saçlı esmer güzeli üzerinde varla yok arasında ki kıyafeti ile oldukça göz alıcı görünüyordu. Güneş’in bakışları hemen yanında ki genç adama kaymıştı. Acaba o da kendisi gibi bu esmer güzelinden etkilenmiş miydi? Doğu’nun yüzünden hiç bir şey belli olmuyordu. Genç adam misafirine elini uzatarak selam vermişti.


“Hoş geldiniz Melih bey.” Adam gülümseyerek ikiliye bakıyordu. Gülümsemesi genç kıza doğru baktığında hala yüzündeydi. Güneş’in hissettiği aynı rahatsızlığı Doğu’da hissetmişti. Güneş’e olan bakışlardan hoşlanmamıştı. Güneş’e elini uzatan genç adam yanında ki kadını unutmuş gibiydi. “Merhaba, ben Melih, siz?” Güneş adamın sesindeki tınıyı duyunca birden etkisinden kurtulmuştu. Bakışları yeniden Doğu’ya kayarken onun adamın yanında ki kadına baktığını görmüş ve öfkelenerek gülümsemişti.

“Benim adım Güneş… Hoş geldiniz.” Doğu karısının sesini duyunca hemen bakışları Güneş’e dönmüştü. Adamın hala Güneş’in elini tuttuğunu fark edince araya girerek “Buyurun eve girelim, bizde sizi bekliyorduk.” dedi. Adam yeniden Doğu’ya bakarken gülümseyerek koluna dolanan kadına bakmıştı. “Ah sizi tanıştırmayı unuttum. Bu kadın benim kız arkadaşım Nesira! Bu yolculukta bana eşlik edecek.” Kadın öne çıkarak dudaklarını bükerek Doğu’ya gülümsemişti. Güneş midesinin bulandığını hissederken bu kez kadın elini ona doğru uzatmıştı. Güneş ona dikkatle barak elini sıkmıştı. Kabul etmeliydi ki çok güzeldi. Esmer güzeli, kendi saman rengi saçlarına nazaran bu kadının simsiyah ve oldukça parlak saçları vardı. Birden onunla kendisini karşılaştırdığını fark edince öfkelenmişti. Bunu neden yaptığını bilmiyordu ama hemen kendisine çeki düzen vermeyi düşündü.


Karşılama bittikten sonra eve girdiler. Aslı hanım onlara içecek bir şeyler hazırlarken Güneş kalacakları odaları göstermek istemişti. “Dinlenmek isteyebilirsiniz, sonuçta uzun yoldan geldiniz.” Kadın dudak bükerek adamın koluna girerken Güneş arkalarından bakmaya başlamıştı. Doğu karısının koluna dokunurken onun sinirlendiğini anlayabiliyordu. “Biraz daha sakin olabilir misin? Sinirlendiğini anlayacaklar.” Güneş genç adama ters bir bakış atarak merdivenlere tırmanan çiftin arkasından gitmişti. Eskiden kendi odası olan odanın kapısını açarak çiftin içeriye girmesini bekledi. “Nerisa hanım bu odada sizi de alt katta ki büyük odada ağırlayacağız umarım rahat edersiniz.” Güneş’in samimiyetle söylediği sözlerden sonra kadın araya girerek “Ne yani ayrı odada mı kalacağız?” dedi. Güneş ona anlamayan bakışlarla bakarken adam gayet sakin bir şekilde “Biz aynı odayı kullanmak istiyoruz!” dediğinde Güneş dişlerini sıkmaya başlamıştı. Onun sinirlendiğini fark eden Doğu araya girerek karısının kolunu yakalamış ve “Biz çıkalım sizde dinlenin!” demişti.


Güneş odadan zorla çıkarılarak Doğu’nun odasına sokulurken genç kız sert bir şekilde genç adamdan kolunu kurtarmıştı.

“Sen ne yaptığını sanıyorsun? Onlar evli değil, nasıl aynı odada kalmalarına izin verirsin. Başka yerde ne yaptıkları umurumda değil, benim evimde zina yapılmasına izin veremem.” Doğu onun sesini yükseltmesi üzere ağzını hızla kapatmıştı. “Tamam, sakinleş biraz, ben Melih beyle konuşacağım ama şimdi biraz dinlensinler.” Doğu’nun sözleri ile daha da sinirlenen genç kızın gözleri ateş saçıyordu. “Demek dinlensinler öyle mi? Unutuyorsun galiba, senin küçük bir oğlun var ve ona kötü örnek olmalarına izin veriyorsun.” Doğu da bu durumdan rahatsızdı ama biraz daha sakin davranmaya çalışıyordu. Güneş onun konuşmasına izin vermeden hızla odadan çıkmış öfkeli bir şekilde eski odasının kapısını dahi çalma gereği duymadan odaya dalmıştı. Nerisa üzerini değiştirmek üzereyken kapının açılması karşısında çığlık atınca Melih gelen kişiye gözlerini kısarak bakmıştı. Güneş edepsizce süzülmesine karşılık daha da sinirlenerek hemen konuşmaya başlamıştı.


“Bakın Melih Bey, burası bir aile evi ve benim çatımın altında evli olmayan kimse aynı odada kalamaz. Çok istiyorsanız kendinize bir otel odası tutun. Şimdi size çok rica ediyorum, sizin için hazırlanan odaya geçin.”


Doğu karısının asi bir şekilde konuşması karşısında ne söyleyeceğini bilememişti. Adam Güneş’in ateşli bir şekilde konuşması karşısında çarpık bir gülümseme ile ona bakmıştı. Güneş dişlerini sıkarak “Benim küçük bir oğlum var ve hiçbir iş anlaşması onun ahlak anlayışını bozmaya değmez. Şimdi lütfen bu odadan çıkın.” Doğu karısının yanına doğru yaklaşırken Güneş ona ters bir bakış atarak “Sen karışma Doğu, işlerini ev dışında halletmen gerekiyordu, eğer eve iş getirmek istiyorsan benim kurallarıma uymak zorundasınız. Yoksa sana da kapıyı göstermek zorunda kalacağım.” Doğu dehşete düşmüş bir şekilde genç kıza bakarken birden ortama kahkaha sesleri yükselmişti. Melih bey genç kızın kocasını tehdit etme şekline kahkaha ile gülerken valizini eline alarak kapıya yaklaşmaya başladığı sırada Doğu’nun omzuna elini koyarak “Karını kızdırmayalım istersen yoksa ikimizi de kapıya koyacak.” dedi. Doğu adamın sözleri ile gözlerini daha da çok büyütmüştü. Kapıdan çıkıp giderken Doğu da onun peşinden gidiyordu. Güneş kendisine öfkeyle bakan bir çift siyah gözle karşılaşınca duraksamıştı. Kadının onun kararından memnun olmadığı yüz ifadesinden belli oluyordu.


“Size iyi dinlenmeler.”


Odadan çıkan genç kız mutfağa doğru giderken Doğu da Melih beyi odasına yerleştirmişti. Adamın yanından ayrılarak hızla mutfağa doğru gitmişti. Güneş sinirli bir şekilde mutfakta turlarken söyleniyordu. “Sen ne yaptığını sanıyorsun?” Doğu da en az onun kadar sinirliydi. “Adamı bir dövmediğin kalmıştı, seninle böyle mi anlaşmıştık.” Güneş genç adama ateş saçan bakışlarla bakarken cevap verme gereği bile duymadan hızla mutfaktan çıkmıştı. Doğu da onu takip ederek arkasından giderken Güneş hızla odasına girip banyoya yönelmişti. Yüzüne sakinleşmek için su çarpmak istiyordu. Doğu banyonun kapısının önünde durarak kapıyı tıklatmıştı. “Sana benim halledeceğimi söylemiştim, neden beni dinlemiyorsun? Daha düzgün bir şekilde adama anlatabilirdim.” Güneş banyo kapısını hızlı bir şekilde açarak genç adamın göğsünü itmişti.


“Eğer zamanında bu duruma karşı çıkmış olsaydın bunlar olmazdı. Ayrıca o kadından uzak durmanı istiyorum, sana olan bakışlarından hoşlanmadım. İnan o kara saçlarını parmaklarımın arasında görmek istemem, midem o kadar sağlam değil.”


Doğu onun sözleri ile kısa bir an duraksamıştı. Birden genç kızın sözlerine gülmeye başlayınca Güneş daha da çok sinirlenmişti. “Sen onu kıskanmıyorsun değil mi? Sakın onu kıskandığını söyleme?” Güneş kaşlarını çatarak “Neden onu kıskanayım ki? Birde sarışınları aptal derlerdi, bu kadının kuş kadar beyni yok. Yabancı bir evde evli olmadığı bir adamla aynı odayı paylaşmaya sıcak bakan bir kadını neden kıskanayım. Yoksa benim de onun gibi olmak isteyeceğimi mi düşünüyordun?” Doğu son duyduklarından hoşlanmayarak birkaç adımda karısına yaklaşarak kollarını tutmuştu.


“Bu söylediğini aklından bile sakın geçirme. Senin tek düşüneceğin adam ben olacağım, sakın evli olmadığını söylediğin adamlarla bile konuşmaya kalkışma. Ayrıca bana söylediğinin aynısı senin içinde geçerli. Melih beyin sana yaklaşmasına izin verirsen sonucuna katlanmak zorunda kalırsın.”


Güneş Doğu’nun öfkesi karşısında alaycı bir şekilde tek kaşını kaldırmıştı. “Kıskanan kim acaba?” Doğu genç kıza daha da çok yaklaşarak gözlerinin içine bakmıştı. “Ben kıskanç olduğumu saklamıyorum ama sende kabul etsen iyi edersin.” Doğu tıpkı Güneş gibi yüzüne alaycı bir ifade yerleştirmişti. Onun kendisi ile alay etmesi karşısında genç kız geri giderek ondan uzaklaşmıştı. Kapıya doğru ilerlerken kocası önüne geçerek “Nereye? Hadi kabul et beni kıskandığını!” diye konuşması karşısında Güneş “İnsan sevdiğini kıskanır, ben seni neden kıskanayım ki? Şimdi önümden çekil de şu esmer güzeline bir göz atayım…” dedi. Doğu sorusunun bu şekilde geçiştirmesi karşısında ne yapacağını bilememişti. Odadan çıkan Güneş’in ardından bakarken onun ne yapacağını merak ediyordu. Birkaç dakika sonra duyduğu sesle hızla odadan çıkan Doğu Güneş’in belinde Melih’in elini görünce dişlerini sıkmıştı.


“Neler oluyor burada?” Güneş sakin bir şekilde toparlanarak Melih’in kıskacından kendisini kurtarmıştı. “Küçük hanım önüne bakmadan yürüyordu.” Melih’in sözleriyle bakışları aniden Güneş’e çevrilmişti. “Yok bir şey, dikkatsiz davrandım sadece, ben yemekle ilgileneceğim sizde işlerinize bakabilirsiniz. Sonra da Işık’ı almaya okula gideceğim,” dedi hızla oradan uzaklaştı. Melih’in de kendisi gibi karısının arkasından bakması dişlerinin sıkılmasına neden olmuştu. “Şanslı bir adamsın Doğu bey, böyle bir eş herkese nasip olmaz.” Doğu ona cevap vermemişti. Sadece yol göstererek onu çalışma odasına doğru yönlendirmişti. “İşe başlasak iyi olacak sanırım, madem dinlenmek istemiyorsunuz.” Melih genç adamın ardından çalışma odasına girerken sessizdi. Karşısında ki adam hiçte boş biri değildi. Onu gelmeden önce araştırmıştı. Doğu’nun karanlık bir tarafı olduğunu sezinliyordu. Üstelik o sevimli sarışına olan bakışlarını da yakalamıştı. Karşısında ki adam karısını seviyordu anlaşılan. Az önce kendisine öldürecek gibi bakması da bunun kanıtıydı. Yapacakları işi riske atamazdı, bu iş Melih içinde oldukça karlı olacaktı. Ama genç kızın kendisini Nerisa’nın odasından çıkarma anını unutamıyordu. Yıllardır ülkesinden uzak olan birine artık bazı şeyler normalmiş gibi geliyordu. Üstelik Nerisa ile aralarında ki ilişkiyi öğrendiğinde o küçük kadının davranışlarını kestiremiyordu.


Güneş söylene söylene Aslı hanıma yardım ederken zamanın nasıl geçtiğini anlayamamıştı. Işık’ı okuldan alma zamanı geldiğinde Kemal’e haber vererek evden ayrılmıştı. Genç kız okula gidene kadar sıkıntı çekmişti. Doğu’yu evde o kadınla bırakmak içinin sıkılmasına neden oluyordu. Üstelik Melih denen o adamın kendisine olan bakışlarından da hiç hoşlanmamıştı. Okula vardığında okul zili daha çalmamıştı. Okul bahçesinde Işık’ın çıkmasını beklerken gözüne takılan kişi ile ona yaklaşmaya başladı. “Asya hanım?” adını duyan genç kadın dalgın bir şekilde başını kaldırıp genç kıza bakmıştı. Yüzünde farklı bir acı vardı. Güneş dayanamayarak onun yanına otururken kadının yanağından akan yaşı elinin tersi ile silmeye çalıştığını fark etmişti. “Bir sorun mu var? Size yardımcı olabilir miyim?” Genç kadın başını iki yana sallarken elinde ki kağıdı genç kıza uzatmıştı. “Nedir bu?” Güneş kağıdı alıp okumaya başladığında şaşkına dönmüştü. “Siz evli miydiniz?” Güneş genç kadının yeniden ağlamaya başladığını görünce kollarını ona sarmıştı. Işık’ı ilk bu okula getirdiğinde genç öğretmenle tanışmıştı. Onunla birkaç kez sohbet etme şansına sahip olmuş ve Asya’yı çok sevmişti. Çok güzel sevimli bir yüzü vardı. Çoğu mankeni kıskandıracak bir vücuda sahipti. “Ben şimdi ne yapacağım, o boşanmak için dava açtı ama ben buna emin değilim. Kafam çok karışık… Tamam, evlendiğimizden beri pek görüşmedik ama en azından istediğim zaman ona sığınabileceğimi biliyordum.” Güneş onun konuşmalarından hiç bir şey anlamamıştı. Kollarını daha sıkı sararak genç kadını teselli etmeye çalışıyordu. “Senin için ne yapabilirim, söyle sana yardım etmeyi çok isterim.” Asya ayağa kalkarak Güneş’in gözlerine bakmıştı. Genç kız o kadar samimiydi ki Asla aklından ilk geçeni söylemişti.


“Ben… benim birkaç gün kalacak bir yere ihtiyacım var. Eve bu halde gidersem annemler çok endişelenir. Benim evli olduğumu bilmiyorlar. Beni bu halde görürlerse sorguya çekecekler…” Güneş kaşlarını çatarak genç kadına bakmıştı. “Ailen senin evlendiğini nasıl bilmez?” aklı iyice karışmıştı. Kadın yeniden ağlamaya başladığında Güneş ona soracağı soruları ertelemeye karar vermişti. “Bir süre bende kalabilirsin istersen. Şey şuanda misafirlerim var ama sorun olacağını sanmıyorum. Senin için sakıncası olmaz değil mi? Üstelik bana destekte olursun.” Asya gülümseyerek kadına bakarken onun teklifi karşısında minnettarlığını göstermek için hızla Güneş’e sarılmıştı. “Çok teşekkür ederim. Söz okuldan sonra odadan dışarıya çıkmam, misafirlerini rahatsız etmem.” Güneş başını sallayarak onu susturmuştu. “Buna izin veremem. Üstelik şuanda evimde esmer bir bomba var ve ben onunla nasıl baş edeceğimi bilmiyorum. Belki de birlik olursak onu alt edebiliriz.” Asya onun sözlerine karşılık kıkırdamadan edememişti. Boşanacağını bile unutmuştu.


“Anne!”


Işık’ın kendisine seslenmesi ile Güneş Asya’nın şaşkın bakışları karşısında gülümsemişti. Küçük çocuk koşarak ona sarılırken Güneş “Ders nasıldı, yaramazlık yapmadın değil mi?” diye sormuştu. Işık gülümseyerek genç kıza bakarken Asya hala şaşkın bir şekilde onlara bakıyordu. “Bak Işık, Asya öğretmenin birkaç gün bizde kalacak. Sence de çok güzel değil mi?” Işık çok sevdiği öğretmenlerden biri olan Asya hanıma heyecanla bakmıştı. “Oyunda oynayacak mıyız öğretmenim.” Asya gülümseyerek çocuğun saçlarını okşarken Güneş’ten izin isteyerek eşyalarını almaya okula girmişti. Onun arkasından üzgün bir şekilde bakan Güneş çocuğun elini tutarak arabanın arka kapısını açarak onu yerine oturtmuştu. Kemal Güneş’in hala arabaya binmediğini görünce “Siz neden bekliyorsunuz?” diye sormadan edememişti. “Asya öğretmen de bizimle gelecek, birkaç gün bizimle kalmasını rica ettim.” Kemal şaşkın bir şekilde genç kıza bakarken bu durum karşısında Doğu beyin ne diyeceğini düşünmeden edememişti. “Ama Doğu Bey?” Güneş onu susturarak “Doğu bey buna bir şey söylemeyecektir. Üstelik ben onun karısıyım değil mi? İstediğimi davet edebilirim.”


Birkaç dakika sonra öğretmen elinde çantasıyla onlara doğru yaklaşırken Kemal dikkatle genç kadına bakıyordu. Yüzünden bir derdi olduğunu anlamıştı. Bakışları yeniden Güneş’e dönünce genç kız başını iki yana sallayarak dudaklarını kıpırdatıp “Sonra anlatırım…” dedi. Kemal direksiyona geçerken Asya arka koltuğa Işık ile oturmuş ve Güneş’te ön koltukta Kemal’in yanına oturmuştu. Yol boyu konuşan genç kız Asya’nın moralini düzeltmeye çalışıyordu. Eve vardıklarında ise Işık arabadan inip koşarak eve girmişti. Asya öğretmen karşısında ki büyük ev karşısında duraksamıştı. Onların zengin olduğunu biliyordu ama bu kadar büyük bir evde oturabileceklerini tahmin etmemişti. Güneş onun şaşkınlığı karşısında gülümseyerek genç kadının koluna girmiş ve “Bende ilk gördüğümde şaşırmıştım. Hadi içeriye girelim de biraz dinlen. Sonra da yemek yeriz.” Asya ona gülümseyerek baktı. İkili kol kola eve girdiklerinde Nerisa da merdivenlerden aşağıya iniyordu. Onu gören Güneş hafif gülümseyerek “Merhaba, iyi dinlenebildiniz mi?” diye sorduğunda kadının “Melih nerede?” sorusuna karşılık arkalarından gelen “Uyandın mı?” sorusu iki kadının da ürpermesine neden olmuştu. Güneş yanında ki kadının titremeye başladığını fark edince şaşkınlıkla ona bakarken yüzünün bembeyaz olmasına karşın gözlerinden şimşek çakmaya başlamıştı.


“Asya?”


~~~~~~~~~~~~~~~~




5250cookie-checkÜSAO 36. Bölüm
mermaridyy hakkında 333 makale
Yasemin Yaman KTÜ Orm. End. Müh. mezunu. Şuanda Parola Yayınlarında yazar. Hobileri yazmak, müzik dinlemek, basit çizimler yapmak ve manga okumak. Benim Küçük Gelinim ve Göremediğim Sen, Sen Olmadan Asla, Kara Duvak, Hep Seni Bekledim adında beş kitabı basıldı.

3 yorum

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*