Mart 28, 2021 Yazarı mermaridyy 4

ÜSAO 47. Bölüm

Güneş kulağının dibinde yankılanan sesle yerinde doğrulurken yüzünde sinsi bir sırıtma vardı. Işık babasının yüksek çıkan sesi ile sıçrayarak babasına bakmıştı. Gözleri uykulu bir şekilde “Ne oldu baba rüya mı gördün?” diye sorarken küçücük aklı ile babasının daha uyumadan rüya gördüğünü sanmıştı. Güneş onun sözlerine gülümseyerek “Evet canım baban rüya gördü. Uykusunda aşı oluyormuş!” derken imalı bir şekilde Doğu’ya gülümsemiş ve Işık’a göstermeden elinde ki iğneyi genç adama göstermişti. Doğu bir eli acıyan kolunu sıvazlarken ters bir şekilde Güneş’e bakıyordu. Genç adam sırıtarak tekrar başını yastığa koyarken Doğu oğlunu ortaya alarak sırtını genç kıza çevirmişti. Şuanda Güneş’in yüzüne bakarken kahkahasını engelleyemeyeceğinin farkındaydı. Bir elini ağzına götürürken Güneş yaptığı   için üzülmeye başlamıştı. Acaba ileriye mi gitmişti? Ama o da oğlunun yanında sürekli kendisini sıkıştırıyordu. İçli bir nefes alarak, Işık’ın kendisine sarılarak başını göğsüne yaslaması ile yeniden düşüncelere dalmıştı. Doğu’nun sırtını dönüp yatmasıyla içinde bir şeylerin eksildiğini hissetmişti. Nereden bilebilirdi ki onun çocukça davranışı karşısında kocasını kahkahaya boğulmamak için çabaladığını. Sonunda dayanamayan Doğu yataktan kalkarak hızlı adımlarla odadan çıkmış ve sesi çıkmamasına özen göstererek gülmeye başlamıştı. Bir yanda koluna dokunuyor diğer yandan kendine gelebilmek için mutfaktan bir şeyler almaya gidiyordu. Soğu bir su kendisine gelmesini sağlayabilirdi.

Güneş huzursuzdu, yatağında dönüp duruyordu. Doğu hala gelmemişti ve bu genç kızı hayal kırıklığına uğratmıştı. Kocası… Düşüncelerinin beynini kemirmesine engel olamayarak yavaş bir şekilde yataktan kalkarak Işık’ın üzerini örtmüş ve ağır adımlarla odadan çıkmıştı. Doğu sonunda sakinleşerek mutfakta oturmuş elindeki soğuk suyu yudumlarken bir yandan da düşünüyordu. Dava iki gün sonraydı sonunda erkene alınabilmişti ama acaba sonucu ne olacaktı? Derin düşüncelerden Güneş’in sesi ile çıkmıştı.

“Özür dilerim!” Doğu ağır bir şekilde başını çevirerek yüzü asık olan karısına bakmıştı. Onun üzgün görünüşü genç adamın da üzülmesine neden olmuştu.

“Ben sadece…” Doğu onun ıslanan gözlerini, görünce hızla yerinden kalkarak, genç kadını kollarının arasına almıştı. Güneş üzgün bir şekilde “Canını yakmak istememiştim, özür dilerim!” dediğinde Doğu gülümsemeden edememişti. Her zaman böyle değil miydi zaten? Küçük kız çocuğuyken kendisini kıskanıp sopayı ayaklarına geçirerek önce kaçar sonra dayanamayarak dolu gözleri ile genç adamın karşısına geçerek ‘Özür dilerim, çok acıdı mı?’ diye sormaz mıydı? Geçmişe dönen genç adamın içi acımıştı.

“Bana ne şiddet uygulasan uygula canım acımaz, unuttun mu?” Doğu onunla şakalaşıyordu. Güneş başını genç adamın göğsünden kaldırarak onun yüzüne bakınca genç adamın alaycı bakışlarını görmüş ve hemen geri çekilerek kaşlarını çatıp iki elini beline koyarak “Bana oyun mu oynadın yani?” diye öfkeyle ayağını yere vurarak bağırmıştı. Doğu içinden ‘Eyvah yine geliyor!’ diye geçirirken Güneş “Bir daha sana acımayacağım, beni nasıl kandırırsın? Canını yaktım sandım!” Doğu iç çekerek başını iki yana sallamıştı.

“Daha ne kadar böyle sürecek Güneş?” Genç kız anlamadığını belli edercesine bakışlarını kocasına dikmişti.

“Bir ayı geçti evleneli ve hala bana karşı mesafelisin!” Güneş şaşkın bir şekilde genç adama bakıyordu. Onun ne demek istediğini anlayamıyordu.

“Beni kocan olarak kabul etmemeni anlayabilirim belki ama en azından eski günlerdeki gibi benimle konuşmanı, bana arkadaşça davranmanı beklerdim. Sana ulaşmaya çalışıyorum.” Doğu elini saçına geçirerek öfkeyle arkasını dönmüştü.

“Uzun zaman sonra bir kadına güvenmeye çalıştığımın farkında değil misin? Sana güvenebilmek için elimden geleni yapmaya çalışıyorum. Sana yakın olabilmek için…” Güneş şok olmuş bir şekilde genç adama bakıyordu. Esra bu adamdan ne kadar da çok şeyi alıp götürmüştü. Hayat ne garipti. Onu kaybettiğini düşünürken birden kendisini genç adamla evli bulmuştu. Aslında onu yıllar öncesinde kaybetmişti ama şimdi tam karşısında duruyordu. Üstelik kocası olarak! Gözünden aşağıya bir damla yaş düşerken yanağında iz bırakarak boynuna kadar inmişti. Doğu hala ona sırtı dönük bir şekilde duruyordu. Düşüncelerini toparlamaya çalışan genç adam karısının mutfaktan sessiz bir şekilde çıktığından habersin “Konuşmamız gereken bir konu var, dava hakkında!” demişti. Tekrar arkasını döndüğünde ise az önce Güneş’in olduğu yerin boş olduğunu görmüş ve gözlerini kapatarak sakinleşmeye çalışmıştı. Genç kız ağır adımlarla odasına doğru ilerlerken ne yapması gerektiğine karar vermeye çalışıyordu. İyice düşünmeliydi. Doğu ona güvenmeye çalıştığını söylemiş ve bu genç kızı derinden yaralamıştı. Elini acıyan kalbinin üzerine koyarken nefes almak için derince solumaya başladı. Nitekim biri sanki boğazını sıkmış onu boğuyor gibi hissediyordu. Odaya girdiğinde ise Işık’ın üzerini açmış bir şekilde uyuduğunu görmüştü. Küçük çocuğun üzerini örterken kendisi de yanına kıvrılmıştı. Örtünün altına girme gereği bile duymayan genç kız başını küçük çocuğun boyun köküne gömerek mis gibi kokusunu içine çekerken bir yandan da “Sizden asla vazgeçmeyeceğim. Sana söz veriyorum hayatım… Babanı mutlaka kendime aşık edeceğim!” dediğinde kendisini dinleyen kişiden habersizdi. Derin bir uykuya dalan genç kız uykusunda huzursuzdu.

****-****

Güneş gökyüzünde kendisini iyice belli ederek dünyayı ısıtmaya başladığında kendisinden faydalanmaya çalışan kişilerin içini de ısıtıyordu. Cimlerin üzerine uzanarak el ele tutuşan ikili gözlerini kapatmış güneşin sıcaklığını tüm vücudunda hissetmeye çalışıyordu. En azından birkaç saat öncesinden rahatlamaları gerekiyordu. Dava saatine daha iki saat vardı ve Güneş ile Işık bahçede çimlere uzanmış güzel saatlerin tadını çıkarıyordu.

“Işık, Güneş Hanım!” kendilerine doğru gelen Şahin ikilinin de homurdanmasına neden olmuştu.

“Anne, saklanalım mı? Şahin abi bize doğru geliyor.” Güneş küçük çocuğa gülümseyerek uzandığı yerden doğrulmuş ve küçük çocuğu da kaldırarak “Hadi hazırlanmamız gerekiyor, biliyorsun bu gün hakim amcanın karşısına çıkacağız.” Işık’ın yüzü duydukları ile asılmıştı.

“O kadınla gitmeyeceğim değil mi?” Güneş’in içi gelen soru ile ezilmişti. Yüzüne sahte bir gülümseme takınarak “Seni vermeyeceğimizi söyledik, unuttun mu?” çocuk hızla başını sallarken Güneş içinden dua etmeye başlamıştı. Işık’ı veremezdi. Doğu ile birkaç kez konuşmaya çalışmıştı bu konu hakkında ama genç adam dava konusu açılınca hemen asabileşiyordu. İkili Şahin’e doğru ilerlerken genç adam ikiliyi izliyordu. Evdeki herkeste bir gerginlik vardı ve bu küçük çocuğu da etkiliyordu.

“Hazırlanıp hemen geliyoruz.” Şahin başını sallayarak adımlarını arabaya doğru çevirmişti. sadece yarım saat sonra evden çıkan üçlü Doğu ve Kemal ile mahkeme de buluşacaktı. Güneş yol boyu Işık’ın elini bırakmamıştı. Onun zekice sorduğu sorulara dikkatli bir şekilde cevap verirken sonunda mahkemenin görüleceği adalet sarayının önüne geldiklerini bildiren Şahin’in sesi ile duraksamıştı. İçini şimdiden bir korku sarmıştı. Sonunda mahkeme saati gelip çattığında merak ettiği adam da piyasaya çıkmıştı. Doğu’nun yüzü oldukça keyifsiz görünüyordu. Asık suratlı bir şekilde Güneş ile oğluna yaklaşırken genç kızın içini bir korku kaplamıştı. Mahkeme salonu kapısından içeriye girdiklerinde bile Doğu hiç konuşmamıştı. İkili avukatın yanında yan yana otururken Işık arka sıralarda Kemal ile birlikte oturuyordu. Doğu gergindi ve Güneş bunu hissedebiliyordu. Bir eli dizinde ayağını sallarken salona gire hakim ile gerilim üst seviyeye çıkmıştı. Esra ve kocası olacak adam da onların karşısında oturuyordu. Serdar denen adamın burnunun hala sargıda olması Güneş’in içini garip bir sevinçle doldurmuştu.

“Keşke daha sert vursaydım!” diye söylenmeden edememişti. Sessiz çıkan sesini Doğu duysa da bir şey söylememişti. “Evet, davalı ve davacı taraf burada olduğuna göre başlayabiliriz.” Hakim önce Esra’ya dönmüş ve “Siz oğlunuzu almak için eski kocanıza dava açtınız ve Doğu bey de size karşı dava açarak söz konusu çocuktan uzaklaştırılmanızı talep etmiş.” Hakim kısa bir özet daha sıraladıktan sonra iki tarafın tanıklarını dinlemeye başlamıştı.

“Hakim bey, Işık’ı ben büyüttüm… Ben ve evdeki bütün herkes onun her istediğini yerine getirmeye çalıştık. Doğu bey oğlunun her ihtiyacını karşılıyor ve onu mutlu etmek için elinden gelen her şeyi yapıyor. Üstelik Işık babasına çok düşkün. Küçük bir çocuğun düzenini bozmayın!” Aslı hanım neredeyse ağlayacaktı. Hakim ona ters bir şekilde bakarak “Sende dedin, o daha küçük ve anne sevgisine ihtiyacı var!”

“Benim bir annem var hakim amca!” Işık’ın gözleri Güneş’i bulunca genç kızın yanağından aşağıya bir damla yaş düşmüştü.

“Doğurmakla anne olunmuyor hakim bey! Esra Işık’ı istememişti, bunu da doğar doğmaz aldığı para karşılığında oğlundan vazgeçerek göstermiş oldu.”

“Sizde bir kadınsız, yeni doğum yapmış kadınlar doğru düzgün düşünemeyebilir.”

“İnanın Esra çok iyi düşünüyordu, aldığı paranın her kuruşunu saydı.”

“Lütfen bu şekilde konuşmayın!” Gelen itiraz hiç beklenmedik birinden çıkmıştı.

“Güneş her sözde yüzü biraz daha kararan karşısında ki kadının durumuna daha fazla dayanamayarak konuşmaya başlamıştı. Esra eli karnında sakin kalmaya çalışıyordu. Belli ki söylenenler onu da kötü etkiliyordu. Ne kadar kötü de olsa o bir anneydi ve şuanda hamile olduğunu düşünürlerse hormonları genç kadını rahat bırakmıyordu. Esra şaşkın bir şekilde Güneş’e bakarken Doğu karısının ne yapmaya çalıştığını anlamaya çalışıyordu.

“Lütfen! En azından onun önünde bu şekilde konuşmayın. Allah aşkına o bunları duymak için daha çok küçük!” Eli ile Işık’ı gösterirken küçük çocuğun ağlamak üzere olduğunu anlamıştı.

“Siz kendinize hakim diyorsunuz ama daha küçük bir çocuğun duygularını önemseyecek kadar düşünceli davranamıyorsunuz. En azından bu konuşmalar sırasında onu dışarı çıkarabilirdiniz.” Hakim sinirlenerek genç kızı susturmuştu.

“Otur yerine ve bir daha izin almadan konuşma!” Güneş üzgün bir şekilde yerine otururken konuşmalar sırasında birkaç kez daha itiraz ederken hakim dayanamayarak Güneş’i salondan çıkartmıştı. Genç kız salondan çıkarken yanına Işık’ı da almıştı. İkili sakin bir şekilde salondan çıkarken Güneş Işık’ı kucağına almış başını omzuna yaslayarak onu sakinleştirmeye çalışmıştı. Arkalarından bakan üzgün bakışların farkında bile değildiler. Hakim birkaç tanığı da dinledikten sonra Işık’ı salona çağırmış ve, “Söyle bakalım küçük adam, annenle mi yoksa babanla mı kalmak istiyorsun!” Güneş babasına bakarak hafif gülümsemişti.

“Ben annemle kalmak istiyorum!” Doğu gözlerini büyüterek oğluna bakarken Hakim’in hafif gülümsemesine şahit olmuştu. Kalbi deli gibi atıyordu. Oğlu nasıl annesini seçerdi ki? Aklı bir türlü almıyordu. İtiraz etmek için ayağa kalktığı sırada hakim elinde ki tokmağı masaya vurarak elinden bırakmış ve kararını açıklarken gelen itirazla duraksamıştı. Öyle ki itiraz yapan kişi herkesi şaşırtmıştı.

************

Umarım sevmişsinizdir arkaşlar. Hayırlı geceler..

9210cookie-checkÜSAO 47. Bölüm