Nisan 2, 2021 Yazarı mermaridyy 25

Tatlı Hata 14. Bölüm

Merhaba arkadaşlar. Bölüme geçmeden önce sizlerden bir ricam olacak. Biliyorsunuz ki belli bir tıklanma sınırından sonra siteye reklam yerleştirilmesi otomatikman yapıldı. Ancak bazı arkadaşlar nedense bu durumdan rahatsız olmuş durumda. Saatlerce oturarak bölüm yazıyorum. Ana sayfada ve bölüm resminin altında bulunan reklamlara kızmanız çok kırıcı açıkçası. Reklama tıklasanız bile bir kaybınız olmuyor. Bazıları reklamlardan çok para kazandığımızı iddia ediyor. İnanın reklamına göre o tıklama 1 kuruş bile olmuyor. Sizden giden sadece 1kb mobil internet. Ev interneti kullananlar ise hiç etkilenmiyor bu durumdan. Lütfen biraz anlayış gösterin. Sizce emeğimizin karşılığı 1 kuruş bile etmiyor mu? Bilinçli bile tıklama yapmıyorsunuz. Yanlışlıkla tıkladığınız reklamı hemen kapatabilirsiniz. Bende bir okuyucu olarak bazı siteler takip ediyorum. Mobil internet kullansam bile sırf emek için gözüme takılan reklama tıklıyorum. sonra kapatıyorum. Bunda da hiç bir sorun görmüyorum… Neyse çok konuştum bölüme geçelim… Anlayış gösteren de göstermeyene de teşekkürler. Keyifli okumalar!!

****

Genç kız eve geldiğinde oldukça şaşkındı. Annesi ve kardeşi hummalı bir şekilde ev temizliyordu. Onlara isteme olayını henüz söylemediğini düşününce bu hazırlığın başka bir şey için olduğunu düşündü. Kolunda ki gümüş ince kemerli saate bakarak saatin akşam sekizi geçtiğini görünce derin bir iç çekti. Günler epey uzamıştı.

“Ben geldim,” diyerek evin kapısını kapatıp salonda dinlenen babasının yanına gitti. Annesi uzaktan ona bakarak konuşmuştu.

“Saat geç oldu kızım nerede kaldın?”

“Okulda işlerim vardı anne, ayrıca limana uğradım.” Emine Hanım ‘liman’ kelimesini duyunca dikkat kesilmişti. Elindeki toz bezini kenara bırakarak kızının yanına salona geçti.

“Hayırdır kızım, limanda ne yaptın?”

“Şu benim İstanbul da olan stajımda sorun çıktı anne, burada staj yapacağım.”

“Öyle mi? Bunu daha önce söylememiştin.” Arya kapıdan içeriye giren ikizine bakarak hafif gülümsedi. Alya’nın başında yemeni yaşlı kadınlar gibi kafası sıkılı bir şekilde kendisine bakıyordu.

“Bu sabah haber geldi anne, Aras ile konuşmaya gitmiştim. Şansıma onlarda stajyer alıyordu, limanda staj yapacağım.” Alya şüphe ile kardeşine bakarken Arya ona susması için sadece kendilerinin anlayacağı bir şekilde işaret etmişti. İkiz olmak böyle bir şeydi. Sadece kendilerinin anlayabileceği bir şekilde konuşmadan anlaşabiliyorlardı.

“Hayırlısı olsun kızım, zaten uzak memlekete gidecek olman beni endişelendiriyordu.” Ahmet Bey kızının başını okşayarak sevgiyle ona baktı.

“Uzak memleket demişken Alya’nın Sakarya’da staj göreceğini söylemiş miydik? Dayım bir projede Alya için kontenjan açtırmış. Bu onun için bulunmaz bir fırsat olacak.” Karı koca diğer kızına bakarken annesi Emine Hanım kaşlarını çatarak ona baktı.

“Neden benim haberim yok Alya?”

“Söylemeye fırsatım olmadı ki? Sabahtan beri müstakbel dünürlerin için canımı çıkardın. Temizlik yapmaktan canım çıktı,” diye sitem ettiğinde Emine Hanım kızına kaşlarını çatarak bakmıştı.

“Bana bak Alya, sakın Gülten hanımın yanında da bu şekilde densiz konuşup kadının huzurunu kaçırma.” Arya annesine bakarak gülümsemişti.

“Gülten teyzeler mi gelecek anne, ne zaman?”

“Ağabeyin Ankara’ya gitti, kadıncağız hasta olmuş alıp buraya getirecek. Birde fakülteye gösterelim diyoruz.” Arya başını sallayıp babasını onaylamıştı.

“Ankara da oldukça iyi hastaneler var baba, keşke orada da bir baksalardı.”

“Varda kadıncağız sıra bulamıyor muayene için. Kalabalık bir şehir, onların olduğu yer de kalabalık olunca kadın gidemiyor.”

“Neyse bırakalım bu konuyu da sen söyle bakalım, limanda staj yapmak istediğine emin misin?” Emine Hanım tatsız konuları kapatmak isteyerek konuyu değiştirmişti.

“Evet, hatta bu gün resmen başladım. Ayrıca size bir haberim var. Birkaç güne Aras ve ailesi bize gelecek.” Arya babasından bakışlarını kaçırarak annesine bakmıştı.

“Bu ziyaretin bir amacı var mı kızım?” Emine Hanım sorarken bir yandan da kocasına bakmıştı. Arya derin bir nefes alarak annesinden bakışlarını kaçırdı.

“Beni istemeye gelecekler.”

“Kabul mü ettin!” Alya’nın sesi yüksek çıkınca Ahmet Bey araya girdi.

“Alya, bu kardeşinin kararı bize saygı duymak düşer.”

“Ama baba göz göre göre sevmediği bir adamla evleniyor. Sırf kendini beğenmiş bir kadın yüzünden.”

“Bu benim kararım Alya, lütfen ortalığı karıştırma.”

“Ama Arya,” Alya’nın gözleri anında dolmuştu. Ağlamaklı sesi ile itiraz etmeye devam ederken Arya yerinden kalkarak kardeşinin yanına oturdu.

“Bana güveniyor musun Alya?” Alya başını sallarken Arya ona gülümsemişti.

“Aras kardeşlerinden çok farklı, o iyi bir adam. Bana da saygı duyuyor.”

“Bu yeterli mi Arya, sen benim diğer yarımsın. Mutlu olmalısın…”

“Elbette olacağım, biraz zamana ihtiyacımız var sadece. Üstelik görücü usullü evlenen ilk kişi ben değilim. Hem anne ve babamın da görücü usulü evlenmişti. Değil mi anne?” Emine Hanım ve Ahmet Bey birbirine bakınca iki kız onların bakışlarını yakalamıştı.

“Ama bu bizim zamanımızdaydı.”

“Ne varmış zamanınızda. Bak sizin zamanınızda olan evlilikler sürüyor. Şimdi ki çiftlere baksana hemen boşanıyorlar.” Arya’nın sözleri ile karı koca aynı anda “Allah korusun,” dediğinde iki kız gülmüştü. Kadın kocasından gözlerini kaçırırken Arya içinden anne ve babası arasında ki gibi bir sevgi için dua etti.

***

Genç adam arabayı aile konağının önüne park ettiğinde kapıdan çıkan kardeşine içini çekerek bakmıştı. Seda babası hastaneye yatırıldığından beri sessizdi. Genç kızın sessizliği bir abi olarak Aras’ın hoşuna gitmese de elinden bir şey gelmiyordu. Üstelik onun sessizliği yeni sorunların habercisi bile olabilirdi. Arabadan inerek bahçedeki çardağa doğru ilerleyen kardeşine seslendi.

“Seda?” Genç kadın ağabeyine bakıp yeniden çardağa doğru ilerledi. Aras kedisine cevap vermeyen kardeşinin ardından bakarken sabır çekip eve doğru gitti. Anlaşılan kardeşinin eşref saatine denk gelmişti. Eve girdiğinde oldukça tedirgin oldu. Ailesine Arya ile evleneceğini açıklayacaktı. Babası ve babaannesi buna sevinse de annesinin sorun çıkaracağına emindi.

“Selamunaleyküm,” diyerek salona giren genç adam kızının koşarak kendisine geldiğini görünce gülümseyerek eğilip onu kollarına almıştı. Asiye babaanne torununu görünce sevinerek elini yanına vurup oturmasını isterken Aynur Hanım oğluna çatık kaşlarla bakıyordu.

“Hangi rüzgar attı seni buraya?” Aynur hanımın iğneli sözlerine karşılık Aras derin bir iç çekerek annesine baktı.

“Size söyleyeceklerim vardı o yüzden geldim. Babam nerede?” Babasını salonda yatarken bulmayı bekleyen genç adam endişeyle etrafa bakmaya başladı.

“Baban odasında dinleniyor.” Asiye babaanne gelini ile torununun arasında ki soğuk konuşmaya mani olmak için araya girdi.

“Sole bakalum uşağum, ne diyecesun bize?” Aras yaşlı kadının elini öperek gözlerine baktı. Kucağında ki kızını daha sıkı tutarak gözlerini annesine çevirdi.

“Yakında Arya’yı istemeye gideceğiz, onu haber verecektim.”

“Hayatta olmaz, o kız bu eve gelin diye giremez!” Aynur Hanım duydukları ile hızla yerinden kalkıp sesini yükseltmişti. Aras annesinden bir tepki bekliyordu ama bu kadar sert olmasını beklemiyordu.

“Sağa sormadum gelin, sen otur yerune.”

“Bana bakın Asiye Hanım, siz sokuyorsunuz bu düşünceleri çocuklarımın aklına. Kendinize gelin benim çocuklarıma karışmayın!” Aynur Hanım yaşlı kadının üzerine bağırırken odada sesleri duyan Kemal Bey salona gelmişti.

“Ne oluyor burada?”

“Hau karina sole karişmasun torunuma. Babağın evinden mi geturdun uşağida konuşaysun. Anasisun ama analuk ettun mi habu uşağa. Sus otur uturduğun yere!” yaşlı kadın elinde ki bastonu yere vururken Kemal Bey karısına baktı.

“Sen annemin üzerine mi bağırdın az önce?”

“Ne olmuş, bir ayağı çukurda hala bize karışıyor.”

“Haddini bil Aynur, bunca zaman sesimi çıkarmadım ama anama sesini yükseltmene de izin vermem. Şimdi sorun ne söyleyin.” Aras şaşkınlıkla babasına bakmıştı. İlk kez annesine sesini yükseltiyordu. İçinden ‘Ey büyük Allah’ım sen nelere Kadir’sin’ diyerek babasına cevap vermişti.

“Ayra’yı istemeye gideceğiz baba, iki gün sonra şu isteme ve söz işini halledelim diyoruz. Babası ameliyat olacak biliyorsun.”

“İyi, gider isteriz.”

“O kızı eve gelin diye sokmam Kemal, bunu böyle bil.”

“Ben senun gibi kariyi gelun diye soktum, sen ay paröasi gibi kizi mi sokmayacasun? Aras uşağum karisini buraya geturmez zate…” dediğinde Aras babaannesinin horozlanarak konuşmasına gülmemek için kendisini zor tutmuştu.

“Ben anlamam ben son sözümü söyledim. Hem Seda’yı hiç mi düşünmüyorsunuz?”

“Seda’yı düşünecek bir durum yok.”

“Nasıl yok, o kız yüzünden kocasından boşandı.”

“Arya’nın yüzünden değil, yaptığı hatalar ve kocasına saygısı olmadığı için kocası ondan boşandı. Hatalarınızı masum bir kızın üzerine yıkmaya çalışmayın.”

“Ben anlamam, bu evliliğe onay vermiyorum.” Aynur Hanım son sözü söyleyerek evden çıkarken Kemal Bey başını iki yana sallayarak karısının arkasından bakmıştı.

“Sen annene bakma oğlum, babaannenle birlikte gider isteriz kızı. Maşallah kızımız pek güzel.”

“Huyida güzedur onun. Habu sebiyi de çok sevdi.” Ecem’i gösteren yaşlı kadın derin bir iç çekmişti.

“Bu arada başka bir mevzu daha vardı. Arya’yı stajyer olarak yanımıza aldık.”

“Yıllardır Stajyer almıyorduk, hayırdır?” Kemal Bey şüpheyle oğluna bakarken Aras sıkıntıyla elini ensesine atmıştı.

“Önceki staj yeri onu sebepsiz yere listeden çıkarmış. Birilerinin ricasıyla…” Aras babası anlasın diye gözüne bakarken Kemal beyde oğlu kadar sıkıntılıydı.

“İyi yapmışsın o zaman oğlum, kızı açıkta bırakmak olmazdı.” Aras babasının sözüne neredeyse kahkaha atacaktı.

“Onun için iyi mi bilmiyorum ama bizim için iyi olduğu kesin. Bizi büyük bir sorundan kurtardı. Biraz zarar edeceğiz ama hapse girmekten iyidir!” dediğinde Kemal Bey şaşkınlıkla oğluna bakmıştı. Limanda olanları, hukuk bürosunun yaptığı hataları ve Arya’nın onları uyarmasına kadar her şeyi babasına anlatan genç adam Kemal beyin derin bir nefes almayasını sağlamıştı. Adam her duyduğuyla daha da şaşırmıştı. Daha yeni mezun olmuş birinin bile belgelerdeki açıkları bulmasına öfkelenmişti. Kendi avukatlarının art niyeti hakkında düşünen adam oğluna dönerek “Staj bitiminde gelin hanımı hukuk departmanının başına getir,” dediğinde Aras şaşkınlıkla babasına baktı.

“O daha mezuniyet belgesini almadı baba…”

“Ne olmuş, stajdan sonra almayacak mı?” Aras başını iki yana sallayarak derin bir iç çekti.

“Bunun için daha erken, önce diplomasını alsın sonra onunla konuşuruz. Belki başka bir yol çizmek ister kendine.”

“Ne yapar bilmem ama madem işe burnunu soktu, gerisini de o getirsin.” Kemal Bey oğluna söz hakkı tanımadan odasına doğru ilerlemişti. Babası salondan çıkınca bakışları yanında ki yaşlı kadına dönmüştü.

“Sen ne diyorsun babaanne?” dediğinde yaşlı kadın Aras’ın dizine birkaç kez vurarak gülümsemişti.

“Madem kız isteyeceğuz, alman gerekenler varidur.” Yaşlı kadın Aras’ı peşine takarak odasına gitmişti. Kız isteme için alması gereken hediyeleri genç adama yazdırırken bir yandan da düşünüyordu. Kızı istemeye gideceklerdi ama gelininin rahat durmayacağını biliyordu. Aras’a annesi ile kardeşine dikkat etmesini söyleyerek küçük kızı babasıyla bırakıp odasına göndermişti. Aras kucağında kızı ile babaannesinin odasından çıkan genç adam kızıyla kendi odasına geçmişti. Gün boyu toplantılarla uğraştığı için oldukça yorgun düştüğü için uykusu olduğu belli olan kızıyla birlikte yatağına uzandı. Ecem babasının göğsüne tırmanarak en rahat pozisyonu alırken Aras onun bu cabasına gülümsemişti.

“Kızım, sen babayı mı özledin?” Aras sessiz bir şekilde mırıldanırken küçük kız babasına daha da sokulmuştu. “Baba yakında sana anne getirecek!” Aras sözlerini fısıldarken Ecem iç çekerek ‘anne’ diye sayıkladığında genç adam donup kalmıştı. Küçük kız ilk konuşmaya başladığından beri yıllar sonra ilk kez anne demişti. Onu kollarına daha sıkı sararken gözlerini kapatmıştı. Göğsünde hissettiği düzenli nefesler şükür sebebiydi.

***

Genç kız uyandığında henüz gün aydınlanmaya yeni başlamıştı. Gözleri perdelerin arasından sızan kızılımsı ışığa dalarken gerinerek sırtını yatağının başlığına dayadı. Annesi birazdan onu kaldırmak için gelirdi. Bu gün hem misafirleri gelecek hem de isteme için hummalı bir hazırlık yapılacaktı. Ağabeyi sabah onda uçak bileti aldıklarını söylemişti. Öğleye kadar evde olacaklarını söylediğinde sesindeki garip tınıyı sadece kendisinin anlamadığına emindi. Babasının yüzü de oğlunun sesini duyunca asılmıştı. Yatağından kalkarak kişisel havlusunu alıp banyoya geçti. Elini yüzünü yıkadıktan sonra iyice kendine gelen genç kız odasına döndüğünde annesini odanın ortasında bulmuştu.

“Kalktın mı kızım?”

“Anne, bir sorun mu var?” Emine hanımın yüzünden gece doğru düzgün uyuyamadığını anlamıştı.

“Yok kızım, uyku tutmadı.”

“Bana ne olduğunu söyle anne, sen uykusuzluğa dayanamazsın. Kötü bir şey olmasaydı bu halde olmazdın.”

“Bilmiyorum Arya, Serdar’ın sesinden hoşlanmadım. Bir şey de söylemdi, kafam takıldı işte.” Arya da annesi gibi düşünüyordu. Açama Gülten hanıma mı bir şey olmuştu. Nasıl olsa öğleye doğru anlaşılırdı.

“Merak etme anne, abim gelince öğreniriz ne olduğunuz.” İkili odada çıkıp kahvaltı hazırlamak için mutfağa gittiğinde uzun zaman sonra ilk kez bu adar erken kahvaltı yapacaklardı. Köyde yaşarken işe gidebilmek için hava aydınlanmadan ettikleri kahvaltıları hatırlayınca genç kız gülümsemişti.

“Anne, köydeki zamanları özledim. Sanki daha mutluyduk.”

“Öyle kızım, bu gün ananene haber edeceğim, gelsin diye. İsteme olurken büyük olarak başımızda durdun.” Arya annesinin sesinde ki hüzne dayanamamıştı.

“Merak etme anne, ben iyi olacağım. Belki de bu şekilde olması daha hayırlıdır. Yoksa kızının evlenmeye niyeti yoktu.”

“Belki de bilmiyorum. Tek korkum dul bir adamla evlendiğin için sana laf gelmemesi.” Arya annesinin endişesini anlayabiliyordu. Kızı ne kadar genç olursa olsun dul bir adamla evleniyorsa kızda kusur aramaya başlayacaklardı.

“Kimsenin bir şey söyleyeceğini sanmıyorum anne, özellikle Aras’ı gören hiç kimse bende kusur aramayacaktır.”

“O ne demek şimdi?” Arya annesinin sorusuna hafif gülmüştü. Belki de hayatında ilk kez annesiyle erkekler hakkında şakacı bir tonla konuştu.

“Hadi ama anne, kocam olacak adamın ne kadar yakışıklı olduğunu sende biliyorsun? Bende fena sayılmam hani. Başka adama mı gitseydim!” Arya’nın sözlerine gülen kadın kızının kalçasına şaplak atmıştı. ,

“Terbiyesiz, annenle nasıl konuşuyorsun?”

“Ne var, yalan mı? En yakışıklı damadı sana ben getirdim.” Arya’nın gülerek konuşması Emine hanımın içini az da olsa rahatlatmıştı. Onaylamaz bir şekilde başını iki yana sallayarak “Ahlakı güzel olsun kızım, ahlakı.” Arya başını sallarken Emine Hanım devam etmişti.

“Gerçi damadın ahlakı da güzel maşallah, Allah bozmasın sana da iyi bakacağına şüphe yok ama anası ile kız kardeşi beni korkutuyor.”

“Merak etme anne, onlarla başa çıkabilirim. Hem Aras ve Akın da benim yanımda. Asiye babaanneyi de unutma.” İkili el çabukluğu ile kahvaltıyı hazırlarken Arya ikizini kaldırmak için Alya’nın odasına gitmişti. Alya güç bela uyanırken söylenerek banyoya geçti. Emine Hanım ve kocası mutfağa geçerken kızının söylenmesine gülümsemişti.

“Hayırlı sabahlar babacım,” Arya babasının boynuna sarılıp yanağını öperken Ahmet Bey derin bir iç çekişti.

“Hayırlı sabahlar kızım.”

“Nasıl oldun, daha iyi hissediyor musun? İki gün sonra hastanede kontrolün var.”

“Tamam Arya, biliyorum. Bu gün köye gidip ananeni almalısın.”

“Hayatta olmaz, taksi göndeririz gelir annem, evde bir sürü yapacak iş var.”

“Emine, dün zaten kızın canını çıkardın, ev yeterince temiz. Arya gidip annemi alsın.” Emine hanımın yüzü asılırken Arya annesinin ifadesine gülmüştü. Elinden gelse misafirler gelene kadar temizlik yapardı.

“İyi, tamam gidip alsın.”

“Ya beni niye bu kadar erken uyandırdınız? Çok yorgunum ben ama…” Alya söylenerek mutfağa girdiğinde Arya çayları dolduruyordu.

“Gün aydınlandı kızım, çok işimiz var daha,” diyen Emine Hanım kızının yerine geçip oturmasını izlemişti.

“Anne, daha ne işi, dün her yeri temizledik. Bak teftişe gelseler birinci oluruz. Sadece yemek yapılacaktı.”

“Çok gevezelik yapma kızım, dün camları açmıştık toz olmuştur yine.”

“Olmamıştır anne olmamıştır.” Ahmet Bey anne kızın atışmasını izlerken önüne koyulan açık çay ile kaşlarını çatmıştı.

“Arya bu ne kızım? İmamın abdest suyu gibi.”

“Doktor yasakladı baba biliyorsun.”

“Hay o doktorun…”

“Ahmet Bey, ayıp oluyor kızların yanında.” Adam somurtarak kahvaltısına başladığında Arya yerine oturup gülümseyerek ailesini izliyordu. Yakında bu masada misafir olarak oturacaktı. Düşüncelere daldığında içinin ezildiğini hissetmişti. Acaba nerede kalacaklardı. Aras ile hiç konuşmamışlardı. Ailesi ile köyde mi yoksa merkezde mi? Bu gün ona sormayı aklına not ederek kahvaltısına devam etti.

***

Genç adam annesi ve kız kardeşlerinin söylemleri ile kahvaltısını yaparken ikisini de kulak ardı ediyordu. Akın ağabeyinin uğradığı sözlü saldırıyı bertaraf ermek için elinden geleni yapsa da iki kadınla baş edecek kadar güçlü değildi. Yüzü asılırken Seda’nın “El âlemin kocasını ayartan kızı nasıl karı diye koynuna alacaksın?” diye sormasıyla Aras’tan önce Akın elini masaya vurarak kardeşini susturdu.

“Yeter artık Seda, bu ne terbiyesizlik. Önce kendi yaptıklarına bakmalısın. Ağabeyim senin yaptıklarını toparlamaktan bıktı artık. Kendine gel, aklını başına topla. Bu gidişle etrafında kimse kalmayacak. Senin yüzünden kocan gitti. Başkalarına çamur atma. O kıza bir daha kötü bir söz söylersen kardeşim demem canına okurum Seda…” Akın’ın ani çıkışı ile masadakiler susarken Aynur Hanım yutkunarak küçük oğluna bakmıştı. Aras’ın çıkışlarına alışmışlardı ama Akın’ı ilk kez bu kadar sinirli görüyorlardı. Genç adamın neşeli ve sakin haline alışan aile onun sinirlenince gözünü hiçbir şeyi görmediğini ergen zamanlarında anlamışlardı. Seda yerine sinerken Aras kız kardeşinin ifadesine gülümsemişti.

“Akın, bu nasıl bir konuşma!” kendisine gelen Aynur Hanım araya girmek isteyince Akın’ın kırmızı gözleri annesine döndü.

“Bu kızı hep sen şımartıyorsun anne, eserinden memnun musun? Kızının kalbini iyice kararttın. Aklı fesatlıktan ve kötülükten başka bir şeye çalışmayan birine döndürdün. Asıl senden uzak tutmak lazım Seda’yı.” Asiye kadın anne oğlunun konuşmasına daha fazla dayanamayarak “Akın uşağum sakin olasun, anana sesuni yükseltma.” Akın babaannesine dönerek nefesini dışa verdi.

“Babaanne, sende görüyorsun. Bu ikisi ne yaptıklarının farkında bile değiller. Genç bir kızın namusuna laf etmeyi normal karşılıyorlar. Öyle bir ana geldik ki keşke eniştem o kızı sevse diyecek haldeyim. Seda’ya bin basar. Kalbinin güzelliği yüzüne yansımış kızın.” Akın’ın sözlerine karşılık Aras tek kelime bile etmemişti. Aklı Cenk’in Alya ile olabileceği düşüncesi ile dolarken garip bir şekilde eniştesini suçlamadığını hissetmişti. Genç adam kardeşini aldatmışsa bile –ki aldatmadığına emindi- buna kardeşi neden olmuştu. Öyle iyi niyetli bir eşi Seda’nın bir daha bulamayacağına emin olduğu gibi.

“Benim çıkmam gerek, size afiyet olsun.” Aras yerinden kalkarken Asiye kadın ona alacaklarını hatırlatmıştı. Ertesi gün Arya’yı istemeye gideceklerdi.  Kapıdan çıktığında cebindeki telefonu çıkararak haber vermek için genç kızı aradı. Birkaç çalıştan sonra Arya’nın nefes nefese olan sesiyle kısa bir duraksama yaşamıştı.

“Arya, nasılsın? Müsait misin?”

“İyiyim, birazdan ananemi almak için yola çıkacağım.”

“Köye mi gideceksin?” Aras kızın sözleri ile içini saran sıkıntıya anlam verememişti.

“Evet, yarın için babam ananemin gelmesini istedi. Sen ne yaptın, ailenle konuştun mu?”

“Evet, babaannem ve babamla yarın geleceğiz.” Arya genç adamın sözleri ile kısa bir duraksama yaşamıştı.

“Annen gelmek istemiyor değil mi?” genç kızın sesinde ki kırgınlık genç adamın canını sıkarken derin bir iç çekti.

“Belki de böylesi daha iyidir. Annem ve Seda bu evliliğe karşı çıkıyor.”

“Emin misin Aras, annen olmadan rahat edebilecek misin?” genç adam Arya’nın sorusuna hiç duraksamadan cevap vermişti.

“Eminim Arya, annem yaptığı hataları hala kabul etmiyor. Bazen onun mu küçük bizim mi anlayamıyorum. Kendine gelmesi lazım.”

“Anlıyorum, neyse benim çıkmam gerek, öğleye kadar gelmeliyim.” Aras neden onun öğleye kadar gelmek istediğini anlamasa da birden ağzından “Bekle beni birlikte gidelim,” dedi. Karşı taraftan gelen kısa bir duraksamanın ardından Arya ne diyeceğini bilmiyordu.

“Ben…”

“Arya, içim hiç rahat değil, forumun önünde buluşalım. Oradan birlikte gidelim. Ben şimdi evden çıkıyorum.” Genç kız ne söyleyeceğini bilmiyordu. Sadece onaylayarak arabasına binip foruma doğru yola çıktı. Her şey o kadar hızlı gelişiyordu ki genç kız yetişemiyordu. Arabasını yola çıkardığında radyoyu açarak güzel bir kanal bulmaya çalıştı. Yarı yola geldiğinde telefonuna gelen ard arda mesaj bildirimleriyle genç kız şaşırmıştı. Arabayı kullanırken mesajları okuyamayacağı için buluşma noktasına kadar sabretmeye karar verdi. Yaklaşık on beş dakika sonra arabasını forumun otoparkına park ettiğinde telefonunu aline alarak mesajları okumaya başlamıştı. Neredeyse tüm sınıf ona mesaj atmıştı. Şaşkınlıkla mesajları okurken genelinin tek bilmek istediği Aksoy holdinge nasıl stajyer olmayı başardığıydı. Sıkıntıyla iç çekerken arabanın penceresinin tıklatılmasıyla birden ürkmüştü. Aras onun korkuttuğu için kendisine kızarken genç kız damağını kaldırarak camı araladı.

“Korkutmak istememiştim, gidelim mi?” Arya Aras’ın işareti ile az ilerdeki arazi arabasını görünce yutkunmuştu. Araba yerden yüksek ve taşlı yollara oldukça elverişliydi.

“Benim arabayla…” genç adam onun sözünü arabanın kapısını açarak kesmişti.

“Fazla vaktin yok gibi, benim arabayla daha rahat ve hızlı ulaşırız. Hadi!” genç kız ona hak vererek Aras’ın arabasına doğru ilerlemişti. İlerde almak istediği arabanın bir üst modeli olan arabaya hayranlıkla bakarken Aras onun bakışlarına gülümsedi. İkili arabaya bindiklerinde bir süre sesiz yola devam ettiler. Sessizliğe daha fazla dayanamayan genç adam derin bir iç çekerek konuşmuştu.

“Ailen kararına bir şey dedi mi?” Arya başını iki yana sallayarak cevap vermişti.

“Alya dışında diğerleri pek bir şey söylemedi. Büyük abimin bir şey söyleyeceğini sanmıyorum ama Serdar abimden emin olamadım.”

“İkisi de haklı sonuçta. Kardeşlerini bu şekilde evlendirmek istemezlerdi.”

“Ne varmış şeklimize?” Arya kaşlarını çatarak genç adama baktı. Onun ifadesiyle genç adam gülerken başını iki yana sallayarak “Şeklimizde bir şey yok. Ama hiç tanımadıkları bir adamla kardeşi evlenecek. Sence de kolay mı abilerin için.”

“Onlara kalırsa Alya da ben de evde kalırız. Hem görücü usulü ile evlenen ilk kişiler biz değiliz.”

“Doğru, neyse kapatalım bu konuyu.” Sahil yolundan ilerlerken genç adamın gözüne ilerde olan kuyumcu çarpmıştı. Yarın söz kesilecekti ama hala yüzük almamışlardı. Aklına gelen şeyle arabanın yönünü sahilden iç kısımlara çevirdi.

“Ne oldu?”

“Yarın seni isteyeceğiz ama takacak yüzük yok ortada. Şu ilerde tanıdığım bir kuyumcu var, orada bakalım yüzük. Sonra istediğinle değişiriz.” Arya genç adamın sözleri ile gerilirken kendisinin aklına gelmeyenin onun aklına gelmesine şaşırıyordu. Bir süre daha ilerledikten sonra araba çok büyük olmasa da diğer kuyumculara nazaran daha büyük olan dükkanın önüne arabayı durdurmuştu. İkili arabadan inerken birkaç kişinin onları göstererek konuşmasından rahatsız olmuştu.

“Merkezden alsaydık ya, herkes bize bakıyor.”

“Merkezden alacak kadar zamanımız var mı? Yol üstünde kuyumcu varken zaman kaybetmeyelim.” Arya ona hak vererek genç adamla kuyumcuya girmişti. Aras’ı gören dükkan sahibi neşeli bir şekilde ona sarılırken Arya’ya bakması ile duraksamıştı.

“Hayırdır Aras, duyduklarımız doğru mu yoksa?”

“Ne duyduğuna bağlı Ali dayı,” dediğinde genç adam da gülümsüyordu.

“Bu genç Hanım senin nişanlın mı?”

“Allah nasip ederse yarın söz keseceğiz. Sende için uygun bir şeyler olur diye düşündüm.” Arya orta yaşlı adamla şakalaşarak konuşan genç adama bakarken Ali Bey genç kıza dönerek “Hoş geldin kızım, kimlerdensin?” diye sormuştu. Arya adama bakarak gülümsedi. Göbeğini zor kapatan gömleğinin düğmesi patlayacak gibi duran adam oldukça sevimli bir yüze sahipti.

“Yabancı değil Ali dayı, bizim köyden Hatice nenenin torunu.” Arya kendisi adına cevap veren Aras’a minnetle bakmıştı. O kadar gergindi ki kimseye cevap verecek durumda değildi.

“Öyle mi, maşallah Hatice kadın nasıl oldu? Hala köyde yalnız mı kalıyor?” Arya adamın ananesini tanıdığını anlayınca ona cevap vermişti.

“İyi çok şükür, onu almaya gidiyoruz.” Adam başını sallayarak onlara oturacak yer gösterip dükkanın arka tarafına doğru ilerledi. Arya onun neden arka tarafa gittiğini anlamamıştı. Adamın gösterdiği yere oturmak yerine tezgahtaki altınlara bakmaya başlamıştı. Gözüne kestirdiği küpe ile hafif gülümsedi. Alya bu küpeye bayılırdı.

“Beğendiğin bir şey var mı?” Arya genç adama dönerek hafif gülümsemişti. Başını iki yana sallayarak “Ben değil ama Alya bu küpeye bayılırdı.” Aras genç kızın gösterdiği su damlası şeklinde ki zincirli küpeye bakarak başını salladı.

“Alalım o zaman, ona yüzük yerine küpe alalım.”

“Anlamadım, neden?” Aras genç kızın şaşkın yüzüne gülerek baktı. Bu gün ne çok gülmüştü. “Adettendir bilmiyor musun? Gelinin kız kardeşine hediye yüzük alınır. Madem bu küpeyi seveceğini düşünüyorsun yüzük yerine onu alalım.”

“Buna hiç gerek yok.”

“Amcan var mıydı?” Arya adamın sorusuna daha da şaşırmıştı.

“Amcam mı neden?” Arya yıllar önce ölen amcasını düşünmüştü. İçi üzüntüyle dolarken başını iki yana salladı.

“Rahmetli oldu, neden sordun?”

“Ona ayakkabı almak lazımdı. Neyse abilerine alırız artık.” Arya kaşlarını çatarak genç adama baktı.

“Saçmalama, ne ayakkabısı?”

“Adetleri yerine getirmek lazım değil mi? Babaannem böyle konuştuğunu duysa bastonu ile kovalar seni. Neyse nişan alışverişinde halledilir sanırım.” Arya genç adamın her sözünde daha da şaşırıyordu. Adetleri bu kadar iyi bilmesi genç kızı şaşırtmıştı. Sonradan aklına gelen onun ikinci kez evleniyor olması canını sıktı. Daha önce bu adetleri yerine getirdiğini düşündükçe içi içini yiyordu. Yüzü asılırken Aras onun neden yüzünü astığını anlayamamıştı.

“Bir şey mi oldu?”

“Yok bir şey, biran senin ikinci evliliğin olduğunu unutmuşum!” dediğinde Arya ağzından çıkanlarla dilini ısırmıştı. Aras onun sözleri ile duraksarken bu durumun kızı rahatsız ettiğini ilk kez fark ediyordu. Aras’ın da yüzü asılmıştı. Aşmaları gereken çok yol olduğunu yeniden kavramıştı. Düşünmeden o da genç kıza cevap vermişti.

“İkinci evliliğim olsa da ilk kez adetleri uyguluyorum. Malum ilk eşim camiadan olunca bu tarz şeyler ona gereksiz gelirdi.” Arya duyduğu sözlerle içinin rahatlamasına anlam veremezken arka taraftan elinde çanta ile gelen kuyumcuya dikkat kesildi.

“Evet, hadi sizin yüzükleri seçelim.”

***

Yorum yazmayı unutmayın! Yorumlarınız beni mutlu ediyor.

13.BÖLÜM <<<<<—–>>>>> 15.BÖLÜM

9850cookie-checkTatlı Hata 14. Bölüm