Tatlı Hata 18. Bölüm

Merhaba arkadaşlar. Öncelikle bölüme geçmeden sizden bir ricada bulunacaktım. Hikayelerimi okuyan ortak arkadaşlarınızı sayfama davet ederseniz sevinirim. Çünkü ne kadar duyuru yapsam da hala ulaşamadığım okuyucum var maalesef. Özellikle site güncellemesinden sonra hala eski sayfaya bakanlar var. Son olarak hikayenin altına beğeni butonu eklenmiştir. Okuyan kişiler hikayeyi beğense de beğenmese de belirtirse sevinirim. Teşekkür ederim, Keyifli okumalar.

****

Genç kız üzerinde ki lila rengi elbiseye bakarken içini garip bir his oluşturmuştu. Gecikmeli de olsa bu gün Aksoy ailesi onu istemeye gelecekti. Aynanın karşısında kendisini izlerken kapısının tıklatılması başını çevirdiğinde kapı aralığından uzanan ikizinin başını görünce gülümsedi.

“Gelsene Alya.” Alya yavaş bir şekilde odaya girerken onunda üzerinde mavi renk şık bir elbise vardı. Ellerini önüne birleştirmiş suçlu çocuklar gibi beklerken Arya dayanamayarak genç kızı kollarının arasına çekti.

“Bu şekilde davranarak beni üzüyorsun Alya.”

“Sadece hazmedemiyorum Arya. Yine benim yüzünden hayatın çıkmaza girdi.”

“Saçmalama Alya, bu olanlarda senin bir suçun yok. İkimiz de bunu gayet iyi biliyoruz.”,

“Yine de bu evlilik içime sinmiyor.” Arya kardeşinin elinden tutarak onu yatağının üzerine oturtmuş, kendisi de yanına oturmuştu.

“Her şey de vardır bir hayır Alya, sadece benim için dua et.“

“Yine de bu evlilik olmayabilir.” Alya kardeşinin gözünün içine bakarken Arya derin bir nefes aldı.

“Seninle açık konuşacağım Alya, başta bu evliliğin bana da saçma geldiğini söylemeliyim. Ama Aksoy ailesini tanıdıktan sonra o kadar da saçma gelmedi. Aras iyi biri, üstelik bana da saygı duyuyor. Bu evliliği görücü usulü olarak düşün olmaz mı?”

“Emin misin? Mutlu olacak mısın?”

“Eminim Alya, sen sadece kendi hayatına odaklan. Sakın yaptığın bir şeyden pişman olma. Bu evliliğin seninle bir ilgisi yok. Kendine işkence edip durma.” Alya hızla ikizine sarılırken yanağından akan yaşa engel olamamıştı.

“Ben sensiz ne yapacağım Arya, evlenip gideceksin ben evde sıkılırım.” Arya genç kızın sözlerine gülerken Alya geri çekilerek ıslak gözlerini kardeşine dikti.

“Bana söz ver Arya, başın sıkışınca haber vereceksin. O iki cadıyla tek başına mücadele etmeyeceksin.” Arya başını sallayarak gülümsedi.

“Hadi, birazdan gelirler hazırlanmalıyız.”

“Daha ne kadar hazırlanacağız?” Alya gülümserken kapının yeniden tıklatılmasıyla odaya Gülşen girmişti.

“O müstakbel yengemiz de geldi.” Alya’nın neşeli nidasına karşılık Gülşen utanarak bakışlarını kaçırmıştı. Serdar ve Gülşen evlenme kararını aileye söylediğinde herkes çok mutlu olmuştu. Gülten Hanım oğlu gibi sevdiği Serdar’ın damadı olacağını öğrendiğinde mutluluktan ağlarken en çok korktukları Efe ise kısa bir süre şaşkınlık geçirdikten sonra ablası ile Serdar’ı tebrik etmişti. Garip bir şekilde Efe kabuğuna çekilmişti.

“Kızı rahat bırak Alya, gelsene Gülşen.”

“Ben bir şeye ihtiyacın var mı diye soracaktım.” Kızın hafif gülümsemesi ile Arya da ona gülümsedi.

“Yok canım, sadece saçımı örgü yapacağım o kadar.” Gülşen kızın sözlerine hevesle ileri atılmıştı.

“Ben yapayım mı? Örgü işinde oldukça iyiyimdir.” Arya ve Alya birbirine bakarken Arya gülümseyerek kızı onaylamıştı.

“Çok sevinirim.” Alya ikiliyi yalnız bırakmak için odanın kapısına giderken söylenmeden de edememişti.

“Gelin görümce sizi yalnız bırakayım.” Arya kardeşinin arkasından gülerek bakarken Gülşen yeniden utanmıştı.

“Sen ona bakma, o fırsat buldukça insanlara takılmayı çok sever.” Gülşen başını sallarken aynanın karşısına geçen Arya’nın saçını taramaya başlamıştı. On dakika içinde genç kızın saçını bol mısır örgüsü yaparken Arya onun hızına şaşırmıştı. Oldukça başarılı olan saç stili genç kızın yüzünü daha da öne çıkarmıştı.

“Çok güzel olmuşsun Arya, inşallah çok mutlu olursu.”

“İnşallah sende çok mutlu olursun Gülşen. Sen de abimde mutlu olmayı hak ediyorsunuz.”

“Teşekkür ederim.” Odanın dışından annesinin sitemlerini duyan genç kızlar gülmeye başlamıştı. Birkaç dakika sonra genç kızın telefonuna gelen mesajla Arya hızla yerinden kalkmıştı.

“Geldiler, hadi çıkalım.” Arya uzun eteğine basmamak için hafif eteğini kaldırırken topuklu ayakkabılarını ayağına geçirerek odasından çıkmıştı.

“Geldiler anne,” Emine Hanım kızının sözleri ile eli ayağına dolaşmış bir şekilde sağa sola bağırarak çocuklarını çağırıyordu.

“Emine sakin ol biraz.” Ahmet Bey karısının heyecanına gülerken kızı ile göz göze gelmişti. İki gözünden biri yuvadan uçmak üzereydi.

“Arya kızım, ne güzel olmuşsun sen öyle.” Ahmet Bey kızının saçlarına dudaklarını değdirirken kapının çalması ile aileyi karşılamak için kapıya çıktılar. Önce Kemal Bey ve Asiye kadın, arkasından kucağında küçük kız ile Akın ve hemen arkasından da elinde çiçek çikolata ile Aras kapıdan içeriye girmişti. Genç adam elinde ki çikolatayı Alya’ya verirken çiçeği Arya’ya uzatmıştı. Kızın üzerinde ki lila rengi elbise ona çok yakışmıştı. Aras kısa bir duraksamanın ardından genç kıza öyle içten bakıyordu ki Gülşen’in çektiği resimlerden bir haber kıza yaklaşarak onun şaşkın bakışları arasında alnını öpüp “Çok güzel olmuşsun,” dediğinde ne yaptığını fark etmişti. Arya şaşkın ve bir o kadar heyecanlı bir şekilde genç adama bakarken yutkunmadan edemedi.

“Teşekkür ederim,” diyerek çiçeği hafif kaldırarak kızaran yüzünü saklamaya çalışmıştı. Onun bu davranışına gülümseyen genç adam salona geçerek kendisi için hazırlanan yere oturdu. Kısa sohbetler yapılırken kimse Aynur Hanım ve Seda’dan bahsetmemişti. Anne kızın neden gelmediğini herkes bilse de güzel günlerini n bozulmasını istememişlerdi.

“Ee Aras oğlum, Ecem daha iyi göründü bize. Doktor bir şey dedi mi?”

“Çok şükür daha iyi Emine anne, bir süre ilaç kullanacak.”

“Allah şifa versin oğlum.” Salonda torunları ile oynayan küçük kıza sevgiyle bakan kadın hafif gülümsemişti. İki torunu vardı, şimdi üç olmuştu. Kızın öyle tatlı kanı vardı ki sevilmemesine imkan yoktu. Koşturan çocuklardan bakışlarını iki oğluna çevirdi. Serdar kaşları çatılı bir şekilde Aras’a bakarken Selim onu uyarıyordu. Küçük oğlu hala kardeşini vermeye yanaşmıyordu. En son Arya’nın hala küçük olduğunu savununda annesi araya girerek ‘ben onun yaşındayken ikizlere hamileydim’ dediğinde Serdar susmak zorunda kalmıştı.

“Nasılsın Asiye, daha iyi misin?” Hatice kadın arkadaşına sorarken Asiye kadın gülerek ona karşılık verdi.

“Nasi olayim Hatçe, torunumi evlendureyrum. Allah buni da gösterdi bağa.”

“Hayırlısı inşallah.” İki yaşlı kadın kendi aralarında, babalar kendi aralarında konuşurken Akın ortam gözlemi yapıyordu. Abisine eğilerek “Şu küçük kayınca çok pis bakıyor sana abi,” dediğinde Aras bakışlarını Serdar’a çevirmişti.

“Kardeşini alıyorum kolay mı?” Aras’ın sözlerine gülen Akın bakışları az ilerde kızlarla oturan Zeynep’e takılmıştı. Onun da bu gece geleceğini tahmin etse de emin olamamıştı. Yıllar sonra karşılaştığı kızın kim olduğunu garip bir şekilde merak ediyordu. Aras kardeşinin baktığı kişiyi görünce dirseği ile onu uyarmıştı.

“Bakışlarına dikkat et.”

“Ne yapayım, kızı yıllar sonra gördüm. Garip değil mi bir kez görmüştüm ama hala onu hatırlıyorum.”

“Bundan ne anlamam gerek.”

“Hiçbir şey, sadece meraklı olduğumu.” İki kardeş kendi arasında sessizce konuşurken Ahmet beyin uyarısı ile kızlar kahve yapmak için mutfağa yönelmişti. Zeynep arkadaşını dürterek imayla konuştu.

“Enişte Bey yakıyor yine Arya’cım.”

“Sessiz ol Zeynep, o nasıl söz öyle.”

“Ne var canım. Sana nasıl baktığını görmedin mi? Kız bu adam sana aşık olmaya başlamadıysa ben de bir şey bilmiyorum.” Zeynep’in sözlerine Alya da katılmıştı.

“Bende aynısını düşünüyorum. Aras enişte bizim kıza vurulmaya başladı.”

“Alya sen yağma bari.”

“Ne yalan mı?” dediğinde Gülşen elinde ki fotoğraf makinesinde ki resimlere göz atarken Aras’ın kapı ağzında genç kızın alnını öptüğü fotoğrafı göstererek iki kızı da onaylamıştı.

“Hih Allah seni ne yapmasın, bunu ne ara çektin?” Arya Aras ile olan fotoğrafı görünce şaşırmıştı. Fotoğraf o kadar güzel çıkmıştı ki Arya’nın dili tutulmuştu.

“Hadi çabuk olun, kaç kızsınız hala bir kahve hazırlayamadınız.” Seda mutfağa girdiğinde kızlar kendi aralarında gülüyordu.

“Yenge biz ne yapalım, ocağın altını ancak bu kadar yakabiliyoruz.”

“Size demiştim, kahve makinesi alalım diye.”

“Allah aşkına yenge, makineyle cezve bir olur mu?” Arya’nın sözleri ile kızlar gülerken Seda başın iki yana sallamıştı. Kahveler hazır olduğunda Arya büyüklere ve damada verilecek kahveyi dağıtırken Alya da gençlere kahve dağıtıyordu. Herkes kahvesini içip Asiye Kadın büyük olarak sözü alıp Hatice Kadından Arya’yı istemişti. Aras kahvesini içerken oldukça gergindi. Ağzına aldığı ilk yudumda rahatlayarak kahvesini içerken Serdar kaşlarını çatıp Arya’ya bakmıştı. Arya’nın kahveye ek bir şeyler katmadığı belli olmuştu. Yüzükler takılması için iki genç yan yana gelirken genç kız oldukça heyecanlıydı. Gece boyu sakin olmasına rağmen Aras ile yan yana geldiğinde yaşadığı heyecana şaşırmıştı.

“Yüzükleri siz takın Ahmet bey,” diye konuşan Kemal beye itiraz eden adam yaşlılar varken kendisinin takmasının uygun olmayacağını söylese de ortak kararla Arya’nın babası yüzükleri takmıştı. Birkaç gün önce beraber aldıkları yüzük parmağına geçirilirken genç kız yutkunmadan edemedi.

“Hayırlı olsun,” diyen adamın sözlerini bitirir bitirmez çocukların çığlıkları ile herkesin bakışları sesin geldiği yöne dönmüştü.

Arya’nın küçük yeğeni Gül elinde ki oyuncağı Ecem’e vermediği için Ecem çığlığı basıp ağlamaya başlamıştı. Alya koridorda oynayan küçük çocuğa daha yakın olduğu için hızla onu kucağına alırken Arya dayanamayarak daha el öpmeden çocukların yanına gitmek istemiş ama Alya’nın kucağında salona giren Ecem’in “Anne!” diyerek kendisine uzanmasıyla donup kalmıştı. Aras ve diğerleri de genç kız gibi şaşkına dönmüştü. Asiye Kadın ve Hatice Kadın çocuğun Arya’ya ‘anne’ diye ağlayıp uzanmasına buruk bir şekilde gülümsediğinde Arya kulaklarında uğuldayan hitabı algıladığında hala ağlayarak kendisine uzanmaya çalışan küçük kızı hızla kardeşinin kucağından alarak sıkıca sarılmıştı.

“Ağlama küçüğüm, bak buradayım,” diye onu susturmaya çalışırken herkes genç kızın naif sesi karşısında rahatlayarak gülümsemişti. Serdar ve Selim şaşkınlıkla birbirine bakarken Alya yine dayanamayarak konuşmuştu.

“Yahu ben anlamıyorum. İkimiz kopya gibiyiz ama çocuklar nedense hep sana gelmek istiyorlar.”

“Sus Alya, sırası değil.” Arya sessizce kızı uyarsa da Alya konuşmaya devam etmişti.

“Gel teyzecim sen bana, bak annen daha el öpecek.” Alya’nın imalı sözlerine karşılık Aras gülmemek için kendisini tutarken Akın dayanamayarak gülmüştü. Aras kızını almak isteyince Ecem genç kızın boynuna sarılarak ona gitmemişti.

“İşte şimdi tam oldu, kızını kaptırdın abi.” Akın’ın sözleri ile ortam neşelenirken Arya boynuna sokulmaya çalışan küçük kızın haline gülümsemişti. Kucağında Ecem ile büyüklerin elini öperken derin soluklar alan kızın bir süre sonra kucağında uyuya kaldığını anlamıştı.

“Ben Ecem’i yatırayım,” diyen genç kız salondan ağır adımlarla ayrılırken Aras ikilinin arkasından bakmakla yetinmişti. Ahmet Bey genç adamın bakışlarının farkındaydı. Kızı için endişeli hali Aras’ın kızına olan davranışları ile son bulmuştu.

“Aras oğlum, işler nasıl gidiyor?”

“Bu aralar yoğunum Ahmet baba, bir şekilde halletmeye çalışıyoruz.”

“Arya da sizi orada staj görecekmiş?” Ahmet beyin sorusu ile genç adam gerilmişti. Nitekim adamın ne maksatla bunu sorduğunu anlamamıştı.

“Evet, İstanbul’daki staj işi iptal olunca bizimle yapabileceğini söyledik. Başarılı bir hukuk öğrencisini kaçırmak istemedik.” Akın’ın araya girmesi ile Aras rahatlamıştı.

“Stajdan sonra sizinle çalışıp çalışmayacağına Arya karar verecektir elbet ama bakalım her şeyin hayırlısı artık. Aile bir süre daha oturmuş, üç ay sonrasına düğünü kararlaştırarak ayaklanmıştı. Aras uyuyan kızını almak için Arya ile odasına giderken Ecem’in yatakta huzur içinde uyuduğunu görünce Arya küçük kıza kıyamayarak bu gece onunla kalmasını teklif etmişti. Aras başta şaşırsa da genç kızın isteğini kabul etti. Kapıdan çıkarken ikiliyi dikkatle izleyen aile üyeleri durumdan oldukça memnun olsa da Türk ailesinin içinde hala bir burukluk vardı. Aileden ilk kez kız veriyorlardı.

***

Aras arabasına bindiğinde arkada oturan babası ile kardeşine kısa bir bakış atarak kontağı çalıştırdı.

“Ecem nerede, neden almadın?”

“Uyuyordu, uykusu bölünmesin diye bu gece Arya ile kalacak.”

“Bu kadar çabuk mu?” Akın şaşkınlıkla abisine bakarken Asiye kadın ve oğlu bu durumdan oldukça mutlu olmuştu.

“Torunum kendisine anne seçmekte çok akıllı.”

“Kuzum nasıl da anne dedi Arya’ya. İçim gitti valla…” Akın’ın sözleriyle Aras’ta düşünmeye başlamıştı. Kızı büyüdükçe anne ihtiyacı daha da artıyordu. Arya’nın kızına sahip çıkması adamın hoşuna gitse de bir süre sonra düşüncelere dalıyordu. Ne kadar iyi kalpli olsa da Ecem onun öz kızı değildi. Bir gün kızına ayrımcılık yapılmamasına özen göstermesi gerekecekti. Başını iki yana sallayarak yola odaklanmaya başladı.

“Baba, bu gece köye çıkmasak?”

“Olmaz Aras, eve gidelim. Annen ile Seda şimdi çıldırmıştır.”

“Öyle de…” Aras eve gidip bir de annesi ile kardeşini çekmek istemiyordu. Güzel bir geceyi kötü sonlandırmamak için şehirdeki dairesinde kalmak istemişti.

“Evlenince ne yapacaksın Aras, şimdiki evinde mi kalacaksınız?”

“Henüz karar vermedik baba, daha konuşmadık. Ecem de bizimle kalacağı için başka bir ev bakabilirim.”

“Ah kuzum da gidecek,” Asiye Kadının sözleri ile Aras yan tarafında oturan babaannesine baktı.

“Sende bize gel istersen babaanne?” Aras’ın sorusu ile kadın kaşlarını çatmıştı.

“Ne işim var size,” derken Akın gülmeye başlamıştı. Aras başını iki yana sallayarak yaşlı kadının elini tutup öptü.

“Başımın üzerinde yerin var yaşlı kurt,” dediğinde Kemal Bey atılarak “Annem benim yanımdan ayrılamaz. Ecem için izin vermiştim ama bundan sonra benim yanımda kalacak,” diyerek son noktayı koydu. Arabadaki sessizlik eve kadar sürmüştü. Büyük evin bahçesine park eden Aras arabadan inerek babaannesine arabadan inmesi için yardım etmişti. Akın eve doğru hızlı adımlarla ilerleyerek kaostan kurtulmak isterken Aras yaşlı kadınla yavaş bir şekilde eve girdi.

“O bakın kimler gelmiş?” Aynur hanımın kinayeli sesi duyulduğunda Kemal Bey kaşlarını çatmıştı.

“Aynur, ne bu haller?”

“Sana sormak lazım Kemal, oğluna ne olduğu belli olmayan bir kızı istemeye giden sensin.”

“Laflarına dikkat et Aynur, bunca yıllık karımsın kalbini kırmak istemiyorum.” Kadın kocasının gözlerinin içine bakarak kaşlarını çatmıştı. Son birkaç haftadır kocası ile arası soğuktu. Bebeği aldırdıklarını öğrendiğinden beri otuz yıllık kocasını tanıyamaz olmuştu. Adamın davranışları bir anda değişmiş, kendine olan sevgi dolu bakışları boş ifadeye bürünmüştü.

“Onu da yaparsın sen Kemal, bunca yıllık karının kalbini de kırmayı bilirsin sen.”

“Bir kere de hatanı kabul et Aynur, bir kere de şaşırt beni…” Kelam Bey karısını geride bırakarak odasına gitmişti. Aras annesine üzgün gözlerle bakarken Asiye kadın onu takmayarak odasına doğru ilerledi.

“Ecem nerede?” kadının sorusu ile Asiye kadın duraksamıştı.

“Anasinun yanina kaldi…”

“Ne annesi, ne saçmalıyorsunuz siz. Torunumu ne yaptınız?”

“Arya’nın yanında. Bu gece onunla kalacak.”

“Sen ne dediğinin farkında mısın?” Aynur Hanım oğluna çıkışırken Asiye Kadın araya girmişti.

“Ne diye bu kadar bağuraysun. Herkesi kendun mi sandun da sabiye zarar versun.” Kadın kayınvalidesinin çıkışı ile geri adım atmıştı. O bebeği aldırdıklarına ilk kez pişman olmuştu. Pişmanlığı yaşlı kadının diline laf verdiği içindi. Kalbinin karardığının farkında bile değildi.

“O kızı gelin olarak kabul etmeyeceğim.”

“Sen bilirsin anne, sen gelin olarak kabul etmezsin ama kızımın anne diye kendine seçtiği kadın başımın tacıdır. Merak etme, karşılaşmamanız için elimden geleni yaparım.”

“Aras, sen ne dediğinin farkında mısın? Millete ne deriz biz?”

“Millete ilgilendiren bir durum yok. Evlenen benim, hayat beni hayatım ve ben bana emanet olan bir kadını annem de olsa ezmesine izin vermem. Anne otur iyice düşün, yoksa aileni kaybedeceksin.”

“Hepsi o aile yüzünden…” Kadın hala Arya ve ailesini suçlamakta diretiyordu. Aras ona laf anlatamayacağını anladığında susarak odasına gitmişti. Tam tahmin ettiği gibi güzel geçen gecesi annesi sayesinde berbat olmuştu. Odasına girdiğinde üzerinde ki ceketi çıkararak kapının arkasında asılı olan bornozunu alarak banyoya geçti. Ilık bir duş ona iyi gelecekti. Duşunu alarak odaya döndüğünde yatağın üzerinde yanıp sönen telefonu dikkatini çekmişti. Aklına kızı gelince hızla telefonu eline aldı. Arya’dan mesaj geldiğini görünce acele ile mesajı açarken karşısına kızının bir parmağını emerek uyuyan kısa videosu çıkmıştı. Altına da “Belki özlemişsindir, özlenmeyecek gibi değil ki!” diye notu görünce gülümsedi.

“Hem de çok özledim,” diye mesajına cevap verirken ilk kez gece yarısına kadar mesajlaşmışlardı. Vaktin nasıl geçtiğini anlamayan ikili telefon elinde uykuya dalmıştı.

***

“Anne,” genç kız uykunun en tatlı yerinde karnında hissettiği ağırlıkla hızla gözünü açmıştı. Odayı aydınlatan gece lambasıyla üzerine doğru eğilen küçük yüzü görünce derin bir iç çekti. Hemen göğsüne düşen telefonu eline alarak saate baktığında sabahın beşi olduğunu görünce gülümsemişti. Ecem karnının üzerine oturmuş Arya’nın yüzüne doğru eğilerek onu sevmeye çalışıyordu.

“Küçüğüm…”

“Mama,” Ecem elini karnına vurarak acıktığını belirtirken Arya kızı düşürmemeye dikkat ederek yattığı yerden doğrulup onu kollarına aldı. Kızın yanaklarını öperken bir yandan da onunla konuşuyordu.

“Sen acıktın mı?” Ecem başını sallarken genç kız dünyada ki en güzel varlığın kucağında olduğunu hissetmişti. Çocukları çok seviyordu ancak Ecem’e arşı anlayamadığı bir sevgi beslemeye başlamıştı. Belki de öksüz olduğu için, kendisine tutunmaya çalıştığı içindi.

“Annen şimdi seni doyuracak,” diyerek yataktan kucağında küçük kız ile kalkarak sessiz olmaya çalışı odadan çıktı. Yeğenlerinde dolayı evde her zaman süt ve bebe bisküvisi bulunduğu için küçük kıza mama yapmaya karar verdi. Arya Ecem’i kalçasına yerleştirerek sessiz bir şekilde mutfakta dolanırken Ecem onun dağınık saçlarıyla oynamaya başlamıştı. Arya mamayı hazırladığı kaseyi eline alarak mutfakta olan masaya geçmiş kucağında ki küçük kızı eğlendirerek yedirmeye başlamıştı. Kulaklarına gelen ayak sesi ile başını kapı tarafına çevirdiğinde abisi ile göz göze gelmişti.

“Arya, hayırdır?” Arya gülümseyerek küçük kızı gösterip “Küçüğüm acıkmış,” dediğinde Serdar da kardeşinin gülümsemesine karşılık vermişti.

“Sana bu kadar çabuk alışması iyi oldu gibi.” Arya abisinin sıkıntılı olduğunu anlamıştı. Küçük kızı Serdar’a döndürerek “Dayısı bak, biz karnımızı doyurduk,” dediğinde Serdar gülerek başını iki yana sallamıştı.

“Sürpriz yumurtadan bir de yeğen çıktı iyi mi?”

“Dayı olmak sana yakışacaktır. Abi, düşünmeyi bırak artık ben iyi olacağım.”

“Biliyorum, sadece alışmaya çalışıyorum. Siz bu evin neşesiydiniz.”

“Bir gün olacaktı, bence bu kadar üzülmemelisin. Nasılsa yakında sende yuvadan uçacaksın.” Arya’nın sözleri ile Serdar gülmüştü. Derin bir iç çekerek mamasını bitiren Ecem’i kollarına aldı.

“Dayıcım…” Serdar hitap şeklini ağzında yuvarlarken garip bir şekilde dayı olmayı sevdiğini düşündü.

 “Bu çok garip geldi…”

“Değil mi? Akşamdan beni bana da anne diyor.”

“Bu yaştaki çocuklarda normal Arya, asıl sen öksüz bir çocuğa anne olabilecek misin onu düşünmelisin. Ecem sana bundan sonra Allah’ın emaneti olacak.” Ecem adını duyunca elini kaldırarak Serdar’ın yüzünde keşfe çıkmıştı. Babası ve amcasından sonra ilk kez bir adamın yüzünü ellerinin arasına alıp seviyordu. Etrafa gülücükler saçarken Serdar kıza hayran olmuştu.

“Şeytan tüyü denen şey bu kızda da var. Baksana hiç yabancılık çekmiyor.”

“Aslında yabancı birine gitmediğini söylemişti Aras,” Serdar tek kaşını yaylandırarak kardeşine baktı.  

“Öyle mi ne zaman söyledi?” Arya abisinin iması karşısında başını iki yana salladı.

“Hiç değişmeyeceksin değil mi? Bazen sen mi benim abimsin yoksa ben mi senin ablanım şaşırıyorum. Abi yakında o kıskandığın adamla evleniyorum. Bırak da biraz birbirimizi tanıyalım.”

“Aman, tamam bir şey söylemedik.” Serdar oturduğu yerden kalkarak kucağında ki küçük kızı kardeşine uzattı.

“Ben namaz kılıp çıkacağım. Bu gün çok işim var. İzin belgelerini halletmem gerek ve Gülten anneyi hastaneye götüreceğim.”

“Allah kolaylık versin,” Arya mutfaktan çıkan ağabeyinin ardından bakarken Ecem’in ellerini saçında hissetmişti. Akşam örgü yaptığı için çözülen saçları kıvırcık olarak omzuna dökülüyordu.

“Sen sevdim mi saçlarımı.” Ecem eksik dişlerini gösterirken kirli kaseyi makineye atarak odasına doğru ilerlemeye başladı. Gün onun içinde yorucu olacaktı. Ecem ile yatağa geçtiğinde küçük kız hemen ona sarılmıştı. Gece lambasının ışığına dışarıdan aydınlanmaya başlayan havanın ışığı karışınca huzur içinde gözlerini yummuştu. Ecem’in başını tam kalbinin üzerine hissederken haline şükretmeden edememişti. Yanındaki küçük bedenin varlığı şükür sebebi olacaktı. Bilseydi o gün Asiye babaanneye arabada ‘küçük kız için torununla evlenirim’ dediğinin dua saatine denk geleceğini farklı dualarda ederdi.

***

Genç adam sabah gözlerini açtığında yanında ki boşluğu hemen hissetmişti. Eli yatağın soğuk tarafına giderken hızla yerinden doğruldu.

“Ecem?” odasına göz gezdirdikten sonra aklına gelen şeyle gözlerini kapatıp yeniden yatağa uzanmıştı. Kızı akşam başka bir çatı altında uyumuştu. Eline aldığı telefonla genç kızı aramak için doğrulduğunda ekrandaki bildirim dikkatini çekmişti. Arya sabahın altısında kendisine görüntülü mesaj atmıştı. Derin bir iç çekerek mesajı açtığında ekranda loş bir ortamda kocaman gülümsemesi ile kızını görünce içine huzur dolmuştu.

“Babasını özledi,” Aras ekranda ki kızının resmine dokunarak mırıldandı. “Babası da onu özledi,” diye. Arya’nın numarasının üzerine tıklayarak karşı tarafın cevap vermesini bekledi. Birkaç dakika içinde Arya’nın “Günaydın,” diyen melodik sesi kulaklarına yankılandığında yeniden gözlerini kapatmıştı.

“Günaydın, kahvaltı yaptınız mı?” Aras karşıdan cevap beklerken içinden ‘etmedik’ demesi için dua ettiğine inanamıyordu.

“Hayır, henüz yapmadık,”

“O zaman hazırlanın dışarıda yaparız kahvaltıyı,” dediğinde Arya kabul ederek telefonu kapatmıştı. Aras hızla yatağından kalkıp kısa bir duş alarak üzerini giyindi. Annesinin seslenmelerine aldırmayarak evden çıkarken Akın’ın da kendisine el salladığını son anda fark etmişti.

“Ne bu acele abi?”

“Arya ve kızımla kahvaltı yapacağız, sen nereye?”

“Benim de çarşıda işim vardı,” diyerek abisinin yanına oturdu. Aras kardeşine arabasını limana bırakmaması için uyarıda bulunsa da Akın’ın verdiği tek cevap “Yanda uyumak varken direksiyon sallayamam,” oluyordu.

Araba ana yola indiğinde Aras hızı biraz daha arttırmıştı. Meydana gelene kadar ikisi de konuşmamıştı. Radyodan çalan hafif müzik ortamı yumuşatırken Akın abisine köşede inmek istediğini söyledi. Akın’ın arabadan inmesi ile genç adam yönünü kızın evine doğru çevirmişti. Yarım saatlik bir yolculuğun ardından arabayı Arya’nın evinin önüne park ederek genç kıza mesaj attı.

“Kapıdayım!”

Genç adam binanın dış kapısına bakarken Arya’nın gelmesini beklerken kapıdan dışarıya Emine Hanım çıktı. Aras kadını görünce arabadan inerek hızla yanına gitmişti.

“Emine anne?” diyerek kadının elini öperken Emine Hanım Aras’ın omzunu sıvazlayarak “Hadi oğlum, bu günlük bizde kahvaltı yapalım,” dedi. Aras kararsız kalırken Emine Hanım gülümseyerek genç adamı eve yönlendirmişti.

“Babacım,” Ecem babasını görür görmez hızla ona koşarken Aras eğilerek kızını kollarının arasına aldı.

“Güzelim, sen neredeydin?” Ecem babasının yüzünü avuçlayarak öperken aile üyeleri onlara gülümseyerek bakıyordu.

“Selamünaleyküm, nasılsınız?” Aras salona geçerek selam vermiş ve Hatice kadın ile Ahmet beyin elini öpmüştü.

“Gel oğlum, kaynanan seviyormuş,” diye şakalaşırken Emine Hanım kocasına ters bir şekilde bakarak “Ne yalan söyleyeyim, Aras oğlumu çok sevdim,” dedi.

“Anne, senin oğlun benim,” Serdar’ın araya girmesi ile ortam şenlenmişti.

“Sen karışma Serdar, hadi oğlum masaya geçelim.” Aras etrafa bakınarak Arya’yı görmek istemişti. Genç kız elinde patates kızartması ile masaya doğru ilerlerken Aras’a bakarak hafif gülümsemişti.

“Hoş geldin,” dedi. Aras başını sallayarak ona cevap verirken aile kalabalık bir şekilde masaya oturmuştu. Arya sıkıntıyla yanında oturan adama eğilerek sessizce konuşmuştu. “Kusura bakma, anneme dışarıda kahvaltı yapacağımızı söyleyince birlikte yapalım diye ısrar etti.”

“Sorun değil, nasılsa daha çok kahvaltı yapacak zamanımız olacak.” Aile neşe içinde kahvaltısını yapmaya başladığında Aras ilgi ile etrafını inceliyordu. İlk kez bu kadar keyifli bir aile ile kahvaltı yapıyordu. Ecem’e döndüğünde onun Arya’nın uzattığı peyniri yediğini görünce şaşırmıştı. Kızı peynir sevmezdi. Ağzından hemen dışarıya atardı.

“Peynir yiyor,” dediğinde Aras’ın şaşkınlığına masadakiler anlam veremezken genç adam kendisine gelerek konuşmuştu.

“Ecem, peynir sevmezdi de, yiyince şaşırdım biran.” Arya küçük kızın yanaklarını öperek onu severken bir yandan da “Biz peyniri çok seviyoruz değil mi küçüğüm,” dedi. Ecem hızla başını sallarken Aras gülmüştü. Son zamanlarda ne çok güler olmuştu. Bakışları genç kıza kayarken Arya ile göz göze geldi. Genç kızın derinlikleri karşısında yutkunurken ortama yayılan zil sesi ile herkes birbirine bakmıştı.

“Birini mi bekliyordunuz?”

***

Aşağıdaki butona basmayı ve yorum yapmayı unutmayınız. Yorumlar hikayenin geleceğini oldukça etkiliyor. Teşekkür ederim.

17.BÖLÜM <<<<<<—–>>>>> 19.BÖLÜM

11440cookie-checkTatlı Hata 18. Bölüm
mermaridyy hakkında 333 makale
Yasemin Yaman KTÜ Orm. End. Müh. mezunu. Şuanda Parola Yayınlarında yazar. Hobileri yazmak, müzik dinlemek, basit çizimler yapmak ve manga okumak. Benim Küçük Gelinim ve Göremediğim Sen, Sen Olmadan Asla, Kara Duvak, Hep Seni Bekledim adında beş kitabı basıldı.

18 yorum

  1. Ellerine emeğine yüreğine aklına sağlık yazarım çok güzel bir bölümdü her hafta merakla bekliyorum yeni bölümü kesin Aras in anası geldi Ecem çok tatlısın balım ya anne demene bayıldım Aras da artık arya yi sevmeyebasliyor yavaş yavaş galiba

  2. Yine harika bir bölümdü yazarcım. Ecem çok tatlı ve Aryayı kendisine anne olarak seçti. Aras da kahvaltıda aile sevginin ne olduğunu gördü. Tabi bu anne ile başlar maalesef Arasın annesinin yüreği kararmış vicdansız kötü biri. Gelen kişi de kesin Arasın annesidir ve olay çıkarmaya gelmiştir ama karşısında Arası görünce bakalım ne yapacak?

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*