Tatlı Hata 19. Bölüm

Merhaba arkadaşlar. Öncelikle bölümü okuyup yorum yapan herkese çok teşekkür ederim. Bu bölüm diğer bölümlerden biraz kısa olabilir. Cenazemiz oldu arkadaşlar. Koronayı lütfen hafife almayın. Mesafeye dikkat edelim. Bizden can gitti… Allah’ın biçtiği ömür bellidir sebep hastalık olsa da önlem almak elimizde. Şuanda yoğun bakımda yatan manevi babaannem için dua ederseniz çok sevinirim…

Keyifli okumalar…

***

Genç kız ağır bir şekilde yerinden kalkarak kapıya doğru ilerlerken içinde huzursuzluk vardı. Ne olduğunu bilmese de kapı ardındaki olan onu huzursuz etmişti. Kapıyı açtığında karşısında daha önce görmediği bir kadının etrafına bakınarak yüzünü buruşturduğunu görünce kaşlarını çattı.

“Birine mi bakmıştınız?” Arya sesine dönen kadının bakışlarından hoşlanmamıştı.  Dirsekten kırdığı kolunda duran çantasına kullandığı peçetesini koymasını ağır çekimde izlerken hala bir cevap bekliyordu.

“Torumu almaya geldim?” Arya kadının ters bir şekilde konuşmasına karşılık başını iki yana sallamıştı.

“Kime gelmiştin teyze?”

“Teyze mi? Sen kime teyze diyorsun?”  kadının tiz sesiyle Arya yüzünü buruşturmuştu. Genç kız etrafına bakınarak komşuların bu sesi duyup duymadığını anlamaya çalışıyordu.

“Biraz sessiz olun lütfen, burası bir apartman dairesi…” Kadın elini sallayarak Arya’yı geçiştirmişti.

“Çabuk bana torunumu getir!” Kadının emreden ses tonu Arya’nın sinirlenmesine neden olmuştu. Karşısında ki kadına haddini bildirmek için ağzını açtığında kulaklarına yankılanan sesle susmak zorunda kalmıştı.

“Arya kızım ne oluyor?”

“Bilmiyorum anne, kadın torununu istiyor. Ama torunu kim onu söylemiyor.” Emine Hanım kapıdaki kadına bakarak ileri çıkmıştı.

“Kim senin torunun kadın, ne diye sabah sabah kapıma dayandın?” Emine Hanım kadının bakışlarından hoşlanmamıştı. Görmüş geçirmiş gözleri kadının iyi niyetle gelmediğini anlamıştı.

“Ay ne kadar kaba konuşuyorsunuz.”

“Bana bakın, sabah sabah kapımıza dayadın, utanmadan bir de anneme hakaret edemezsin. Şimdi defolun!” Arya kapıyı kapatacağı sırada kadın yine sesini yükseltmişti.

“Sizi şikayet edeceğim, torunumu kaçırdınız!”

“Ne yaptık?” Arya iyice sinir olmaya başlamıştı.

“Arya bir sorun mu var?” Aras kapıdan dönmeyen anne kızı merak ederek izin isteyip masadan kalkmıştı. Kapıya çıktığında anne kızın biriyle tartıştığını görmüştü.

“Bu Hanım torununu kaçırdığımızı iddia ediyor.” Aras kaşlarını çatarak kapıya yaklaştığında gördüğü kişiyle elleri iki yanda yumruk olmuştu.

“Hünkâr Hanım?” Aras’ın kadını tanıması ile Arya genç adama dönmüştü.

“Onu tanıyor musun?”

“Eski karımın annesi…” Aras kaşlarını çatarak öne çıktığında kadının şaşkınlığından Aras’ı görmeyi beklemediği belli oluyordu. Aras kaşlarını çatarak iki kadının önüne geçmiş, eski kayınvalidesinin karşısına dikilmişti.

“Hayırdır Hünkar Hanım, sizi hangi rüzgar attı buraya?” dediğinde Arya genç adamın ses tonundan ürkmüştü.

“Torunumu almaya geldim,” kadının üsten bakışları karşısında Arya iyice sıkılmıştı.

“Torununuzu görmek istiyorsanız arar söylersiniz. Ev baskını gibi buraya gelmekte ki asıl amacınızı söyleyin.” Aras’ın sert sesi ile kadın derin bir nefes bıraktı.

“Duydum ki evleniyormuşsun. Torunuma üvey anne istemem ben, hem de ne olduğu belli olmayan bu kızı torunuma üvey anne diye seçtin. Benim torunum kültürsüz yetişemez…” dediğinde Aras kadının konuşmalarına alışık olduğu için onu takmazken Arya kendisine hakaret eden kadına doğru atılırken Aras onu belinden yakalayarak durdurmuştu.

“Sakin ol Arya, bırak konuşsun. Onun kültür anlayışı ile senin ki çok farklı.”

“Bırak beni, bana hakaret etmek neymiş göstereyim şu kokonaya.” Aras kızın arsız sözlerine gülmeden edememişti.

“Arya, o senin dengin değil, bırak konuşsun.” Emine Hanım kızının huyunu bildiği için araya girmek zorunda kalmıştı.

“Arya, kızım hadi sen içeri geç, Ecem korkmasın. Sende Aras oğlumda onu yalnız bıraktınız.” Arya derin bir nefes alarak Aras’ın kollarından çıkmıştı.

“Ben kızıma bakayım, sizde şu boya kutusunu evimden yollayın!” Aras kızın sözlerine neredeyse kahkaha atacaktı. Kendini tutan genç adam nişanlısının içinden çıkan vahşi karaktere hayran kalmıştı. kız içeri geçince Emine hanımda ikiliyi yalnız bırakmak için içeriye geçmişti. Aras iki kadının gözden kaybolmasını bekledikten sonra öfkeli bakışlarını Hünkar hanıma çevirmişti.

“Neden buradasın?”

“Torunumu görmek için.”

“Kimi kandırıyorsunuz Hünkar Hanım? Kızınız öldüğünden beri Ecem’i bir kez olsun görmek istemediniz. Birkaç kez zorla size gönderdim onda da pişman oldum. Şimdi çek o elini kızımın üzerinden.”

“Onun annesi benim kızım, içeride ki kız değil.”

“Senin kızın ben olmasaydım bebeği doğurmayacaktı bile. Ne annesinden bahsediyorsun?”

“Aras, konuşmalarına dikkat et. Ölü birinin ardından konuşuyorsun.”

“Seni uyarıyorum Hünkar Hanım, bir daha nişanlıma ve ya ailesine karşı saygısızlık yaparsanız gereğini yaparım. Arya’nın canı sıkılsa sizden bilirim. Şimdi git işbirlikçi anneme de söyle bu yaptığınızı unutmayacağım,” diyerek kadının yüzüne kapıyı kapatmıştı. Sakinleşmek için birkaç dakika bekledikten sonra salona geçerek kahvaltı yapan ailenin cevap bekleyen bakışlarıyla karşılamıştı.

“Kusura bakmayın, Hünkar Hanım biraz kibirlidir.”

“Biraz mı? O kadının her yeri kibir.” Arya’nın sözleriyle Ahmet Bey araya girerek kızını uyarmıştı.

“Arya, ne olursa olsun o senin büyüğün saygılı ol.”

“Sangı hak edilir baba, bunu sen söylemiştin.”

“Yine de kadın bir bakıma haklı. Sonuçta torununu düşünüyor.” Arya yüzünü asarak babasına bakmıştı. yanında kolunu çekiştiren küçük kıza döndüğünde Ecem’in kendisine eksik dişlerin göstererek gülümsediğini görünce dayanamayarak onu kucağına çekip içine çeke çeke öpmüştü.

“Şunun güzelliğine baksana baba, ben yerim bunu…” Aras kızın doğal tavrına ve kızının neşeli kahkahalarını gülümseyerek izlemişti. Kahvaltısını yaptıktan sonra izin isteyerek yerinden kalktı.

“Benim artık limana gitmem gerekiyor. Arya, sen istersen bu gün gelme?” dediğinde Arya genç adama kaşlarını çatarak baktı.

“Neden gelmeyeyim? Bu gün resmi olarak stajıma başladım. Bu yüzden gelmek zorundayım.”

“Ecem burada diye demiştim.” Dediğinde Arya yüzünü asmıştı. Emine Hanım kızının dişlerini göstermek üzere olduğunu anladığında araya girdi.

“Siz Ecem’i bize bırakın biz onunla ilgileniriz. Akşama da eve dönerken alırsın oğlum,” dediğinde Aras kadına baktı.

“Ama Emine anne, size sıkıntı olmasın. Ecem yabancı bir yerde huysuzluk yapabilir,” dedi. Emine Hanım küçük kızın Arya’ya sıkıca sarıldığını görünce gülümsedi. İçi anne şefkati ile dolarken başını iki yana salladı.

“Merak etme oğlum, biz onu oyalarız. Bir şey olmaz. Hem uzakta değilsiniz sonuçta sıkıntı olursa sizi ararız.”

“Annem doğru söylüyor. Hem yeğenlerim de gelecek bu gün, oynarlar.” Kararsız kalan genç adam derin bir iç çekti.

“Peki, siz nasıl isterseniz öyle olsun.” İkili hazırlanarak evden çıkarken Ecem çoktan Ahmet beyin dizine yerleşmiş adamın sakallarıyla oynuyordu. Babasının ve Arya’nın evden çıktığının farkında bile değildi.

***

Akın evden çıkıp limana doğru yola koyulurken aklında annesi ve babasının sabahki tartışmaları gelmişti. Aynur Hanım yine yapmıştı yapacağını. Evliliğe engel olamayacağını anladığında eski dünürlerini araya sokarak abisini gerekirse Ecem’i almakla tehdit etmelerini bile istemişti. Babası karısının konuşmasını duyunca evde küçük bir kıyamet kopmuştu. Babasını ilk kez annesinin üzerine bağırırken duyan Akın şaşkınlık içindeydi.

“Seni boşarım Aynur, aklını başına al!” Akın babasının sözlerini kulaklarından gidermek için hızla iki yana salladı. Sahil yolundan ilerlerken düşüncelerden bir türlü çıkamıyordu. Forum Trabzon’u önünden geçerken gözüne takılan kişiyle hafif gülümsedi. Kızın AVM’nin dışında ki yeşillikler arasında ki kestirme yoldan foruma geçtiğini görünce kendine engel olamayarak arabayı foruma doğru çevirdi. Sabahki gerginlikten sonra kafasını işe veremeyeceğini biliyordu. En azından biraz kafam dağılır diyerek genç kızın peşinden gitmişti.

Genç kız sabah erkenden kalkmış gün içinde yapacaklarını gözden geçirdikten sonra evden çıkmıştı. Henüz erken saat olduğu için kahvaltı yapmamıştı. Okula geçmeden önce bir farklılık yapıp simitle geçiştirmek yerine kendine kahvaltı ısmarlamak için foruma doğru yola çıktı. Ailesi ile akşam yaptığı konuşmada hayatının ne yöne gideceğini anlayan Zeynep bir çıkar yol bulabilmek için düşünmesi gerekiyordu. Okul bitmişti, yakında diplomasını da alacaktı. Babası ona gösterdiği müsamahayı artık gösteremeyeceğini söyleyerek evlenmesini söylemişti. Babasına kızmıyordu. O da kardeşlerinin baskısı yüzünden zor günler geçirmiş ve hala da geçiriyordu. Ailede okutulan tek kızdı. Bu yüzden babasına çok şey borçluydu. Zayıf karakterli olan adam kardeşlerine asla karşı gelemiyordu. Okumamış olması onun suçu olmasa da saf yüreğinin bu kadar ezilmesine Zeynep artık dayanamaz olmuştu.

Gözünün önüne akşam babasının utana sıkıla yanına yaklaşma anı gelince genç kız istem dışı ellerini yumruk yapmıştı. Kızı olmasına rağmen koskoca adam kızından bile çekinir olmuştu. Zeynep dayanamayarak sormuştu. Sonucunu bile bile daha fazla babası ezilip büzülmesin diye…

“Söyle babacım, seni bu kadar üzen ne?” Adam kızının yüzüne üzgün bir şekilde bakarak cevap verdi.

“Amcan geldi bu gün tarlaya…” Zeynep babasının susması ile olayı anlamıştı.

“Yine ne istedi senden baba?”

“Kızım beni bilirsin, okumam etmem. Bu zamana kadar şu tarlalardan başka bir geçim kaynağımız olmadı. Biri varmış, seni onunla evlendirmek ister!” dediğinde Zeynep sıkıntıyla nefesini dışarıya bırakmıştı. Amcası söylediyse o söylediği adamdan hayır gelmezdi. Nitekim bu yaşına kadar cahil diye ezdiği kardeşinin üzerinden geçiniyordu. Zeynep sırf bu yüzden hukuk okumuştu. Haksızlığa gelemediği için. Bundan sonra babasını ezdirmeyecekti.

“Baba, amcamın bulduğu adamdan hayır gelmez, zamanı geldiğinde elbet evleneceğim.”

“Öyle kızım da sana laf gelmesinden korkuyorum. Biliyorsun kız kısmına çamur attın mı temizlemek kolay değildir.”

“Ah kalbi temiz babam, sen merak etme. Bana bir şey yapamaz. Ayrıca şu banka hesabına da para yatırma bundan sonra. Sana hesap açacağım, oraya yatırırsın.” Adam yutkunarak kızına baktı.

“Etme kızım…”

“Neden korkuyorsun baba? Sabahtan akşama kadar çalışan sesin ama parayı amcam yiyor. Bu hak mı? Hadi beni düşünmüyorsun Esat’ı da mı düşünmüyorsun? Daha küçücük çocuk ama yarın bir gün bize bir şey olsa ona amcam bakmayacak. Bir geleceği olmalı. Bundan sonra amcama para yatırmayacaksın baba. Çok istiyorsa çalışsın kazansın.” Adam endişeyle kızına bakarken odaya giren karısına mahcup bir şekilde bakmıştı. o da kocasının ağzına bakıyordu. Annesinin yaralı ellerini gören genç kız ayağa kalkarak odada ki vitrinden krem alıp yanına oturdu.

“Ah be anam, şu ellerin haline bak. Sen bu yaralı ellerle tarla belle, yengem oturduğu yerden yesin. Bundan sonra çalıştığınızı onlara vermeyeceksiniz. Siz onlardan yemek için para istemeyeceksiniz, onlar sizden isteyecek. Eğer verirsen baba amcama dava açarım. Kasp ettiği bu güne kadar sizden aldığı tüm paraları geri isterim.”

“Etme kızım, tamam senin istediğin gibi olacak. Paramı kendi hesabıma yatıracağım.” Zeki Bey kızına yalvaran gözlerle bakarken Zeynep derin bir iç çekmişti. Bıkmıştı bu köyden. Ailesine yapılan eziyetlerden bıkmıştı. Annesinin iyiliğini su istimal eden köylülerden nefret ediyordu. Nerede pis bir iş olsa ya annesini ya da babasını kullanıyorlardı. Ama artık yeterdi, bundan sonra ailesini ezdirmeyecekti. İlk başta da amcasını saf dışı bırakacaktı.

“Bundan sonra çarşıya satış yapmaya gittiğinde bende seninle geleceğim baba,”

“Ama kızım kız kısmının adamların arasında ne işi var?”

“O eskidendi baba, bende geleceğim. Bakalım şu Pazar içi nasıl oluyor.”

“Sen bilirsin kızım, nasıl istiyorsan öyle yaparız. Yeter ki amcanlara bulaşma.”

“Korkma baba, sana bulaşamazlar. Oğlun küçük olabilir ama arkanda kapı gibi kızın var senin. Unuttun mu artık avukat sayılırım. Yakında diplomamı alınca inşallah devlet kadrosu için uğraşacağım. O zamana kadar da özel olarak çalışırım. Sen yeter ki güzel canını sıkma. Bırak ne söylerse söylesinler. Kaç yaşına geldin hala tarlalarda canını çıkarıyorsunuz.” Adam ıslak gözleri ile kızına bakmıştı. Elini kızın kömür karası saçlarına uzatarak hafifçe okşamıştı.

“Sen tüm erkek çocuklarına bedelsin kızım, kendini küçük görme. Annen de bende doğduğun için Allah’a şükrediyoruz.” Zeynep’in annesi evlendiğinde beş yıl boyunca çocuk sahibi olamamıştı. Zeynep’e hamile kaldığında ise doktorlar bebeğin yaşamayacağını söylemişlerdi. Zeynep hayata tutunmuştu tutunmasına ama erkek olmadığı için aile büyükleri tarafında hep hor görülmüştü. Babası dedesinin korkusundan onu gizli gizli severdi. Yıllarca başka çocukları olmadığından annesi hem eltileri hem de kaynanasından sürekli laf yemişti. Bundan altı yıl önce ise erkek kardeşi Esat dünyaya gelince Zeynep anne ve babasından daha çok sevinmişti. Yaşları geçtiği için karı koca endişe etse de mutluydular.

“Sen merak etme baba, her şey olacağına varır. Amcam da kendi kızlarını evlendirsin, benimim üzerimden elini çeksin. Sorarsa aynı bu şekilde söyle.” Adam gülümseyerek yerinden kalkmıştı. Kızını ikna edemeyeceğini biliyordu.

“Sen nasıl istersen kızım!”

Zeynep düşüncelerinden karşısında ki sandalyenin çekilmesi ile çıkmıştı. Bakışları izin almadan masasına oturan genç adama dönerken yutkunmadan edemedi.

“Akın Bey?”

“Zeynep Hanım?” Akın kızın şaşkın yüzüne gülümserken yanlarına gelen garsona tost siparişi vermişti.

“Yeniden karşılaştık Zeynep Hanım. Çok dalgınsınız ne düşünüyordunuz bu kadar derin?” Zeynep o kadar şaşkındı ki farkında olmadan cevap vermişti.

“Evliliği…” Akın duyduğu cevapla kaşlarını çatmıştı. Karşısında ki kızın nişanlı ya da sözlü olup olmadığını bilmiyordu. Akın kaşlarını çatarak genç kıza baktı.

“Evleniyor musunuz? Nişanlı olduğunuzu bilmiyordum.” Akın’ın sorusu ile Zeynep yüzünü buruşturmuştu.

“Şimdilik öyle bir niyetim yok. Önce mesleğimi yapmak istiyorum.”

“Mesleğinizi yapmak evliliğe engel değil bildiğim kadarıyla. Hem Arya da evlendikten sonra çalışmaya devam edecek.”

“Buna sevindim açıkçası. Arya’nın işini yapamaması büyük kayıp olurdu. Neyse benim okula gitmem gerek size iyi günler.” Zeynep masadan kalkarak kasaya doğru ilerlerken Akın da yemediği tostunu eline alarak kızın arkasından gitmişti. Zeynep’in uzattığı parayı engelleyerek kendi kartını uzattığında genç kızın ters bakışlarına maruz kalmıştı.

“Kusura bakma benim masamda hesabı sana ödetemezdim.”

“masa benim masamdı sizin değil. Sonradan oturan sizdiniz.” Akın kızı duymamış gibi yaparak hesabı ödemişti. Zeynep kızgın bir şekilde arkasını dönüp giderken Akın elinde ki tosttan bir ısırık alarak arkasından gülümsemişti.

***

Genç kız ağır adımlarla Aras’ı takip ederken oldukça gergindi. Sabah ki olayın üzerine bir de hukuk bürosu ile toplantıya gireceklerdi. Akın’ın gelmemesi de Arya’yı germeye yetmişti. Patronu Aras olsa da stajyerlerden Akın sorumlu olduğu için adamların yanında savunmasız kalacağını hissediyordu.

“Biraz sakin olmalısın, gerginliğin on metre öteden belli oluyor.”

“Akın’ı arayıp gelmesini ister misin?” dediğinde Aras kaşlarını çatmıştı. Arya’nın kısa süre de kardeşi ile samimi olmasından hoşlanmamıştı.

“Ben varım ya, Akın’ı ne yapacaksın?” Arya gelen cevapla şaşırmıştı. Birkaç adımda genç adamın önüne geçerek Aras’ın durmasını sağladı.

“Ne alaka? Sen patronsun ama Akın benden sorumlu kişi. Toplantıya sırtlanların arasına tek başıma kalacağım. En azında Akın Bey onları susturabilir.”

“Merak etme, gerektiğinde ben sana yardım ederim.” Arya adamın sözlerine karşılık omzunu silkeleyerek arkasını dönmüştü.

“Geciktim mi?” Akın’ın nefes nefese kendilerine doğru geldiğini gören genç kız sevinirken Aras ilk kez kardeşini gördüğüne üzülmüştü. Düşüncelerinin gittiği yönü fark edince hızla yanında ki kıza dönerken kaşları iyice çatıldı.

“Saçmalama oğlum, kıskanıyor olamazsın!”

“Efendim, bir şey mi söyledin?” Arya genç adamın ağzının içinden homurdanmasını anlayamamıştı.

“Yok bir şey hadi, toplantıya geç kalıyoruz.” Akın neşeli bir şekilde Arya’nın yanına geçerken Aras onun samimi davranışlarına sürekli kaş çatıyordu. Toplantı odasına girdiğinde genç adam oldukça gergindi. Gerginliği toplantı boyunca da devam etmişti. Akın abisinin çıkışlarına şaşırsa da gereksiz olmadığı için bir şey dememişti. Toplantı bitiminde hukuk bürosuyla yollarını ayıran genç adam yeni bir büro ile anlaşmak için kolları sıvamıştı.

“Abi, az önce içeride olan da neydi öyle?”

“Olan bir şey yok. Bizim çıkarımızı düşünmeyen bir firma ile çalışamayız.”

“Ama ha diye yeni güvenilir bir hukuk bürosu bulamayız. Önce araştırma yapmalıyız…”

“Merak etme, benim aklımda bir firma var. Onlarla bir toplantı ayarlarız. Olmadı kendi hukuk büromuzu kurarız.” Aras son sözlerini söylerken bakışları Arya’ya dönmüştü. Genç kız yutkunarak Aras’a bakarken Akın öne çıkarak “İyi fikir,” dedi.

“Bu o kadar kolay değil…” Arya konuştuğunda Akın gülümseyerek genç kızın omzuna elini attı.

“Neden olmasın, sen ve Zeynep gibi güvendiğin birkaç arkadaşını da alırız, kendi avukatlarımıza büro açarız. Üstelik sadece bize değil, birçok firmaya da avukatlık yapabilirsiniz.” Arya aklı karışmış bir şekilde genç adama bakarken Aras kardeşinin kolunu kızın omzundan çekerek aşağı indirmişti.

“O patilerine dikkat et!” Aras kaşlarını çatarak ikilinin ortasından odasına doğru hızlı adımlarla ilerlerken Akın ve Arya şaşkınlıkla onun arkasından bakmıştı.

***

Okuduysan beğen tuşuna basmadan geçme. Yorum yapan herkese çok teşekkür ederim…

18.BÖLÜM <<<<<<—–>>>>>>> 20.BÖLÜM

11731cookie-checkTatlı Hata 19. Bölüm
mermaridyy hakkında 333 makale
Yasemin Yaman KTÜ Orm. End. Müh. mezunu. Şuanda Parola Yayınlarında yazar. Hobileri yazmak, müzik dinlemek, basit çizimler yapmak ve manga okumak. Benim Küçük Gelinim ve Göremediğim Sen, Sen Olmadan Asla, Kara Duvak, Hep Seni Bekledim adında beş kitabı basıldı.

32 yorum

  1. Başınız sağolsun ve Allah babaannenize acil şifalar versin. Böyle durumlarda bizim anlayışlı olmamız gerekir,hele ki mesele sağlıksa geri kalan hiçbir şeyin önemi kalmıyor.

  2. Başınız sağolsun ❤️.
    Bölüm için teşekkürler harikaydi ❤️ ayrıca Zeynep’in güçlü duruşuna bayıldım amcasına ve diğerlerine haddini bildirsin hatta ailesini köyden alsın bence yazık ;( Aras’in kıskançlıkları da harikaydı:D

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*