Tatlı Hata 20. Bölüm

Merhaba arkadaşlar. Bir çok kişi babaannem için geçmiş olsun dileklerini iletti. Allah razı olsun. Şuanda durumu pek ümitli değil açıkçası. Çıkmadık candan ümit kesilmese de bazı durumlarda neyin geleceğini anlayabiliyorsunuz! Benimde yazacak hiç moralim yok. Daha bir hafta önce büyük amcam virüsten vefat etti. Bu aralar hastalıklar ailemizin başında. Allah eksikliğini göstermesin, bizi de bu şekilde imtihan ediyor. Sizlere paylaştığım bölümler önceden her zaman yedek olarak yazdığım bölümlerdir. Bu gün size son yedek bölümü atıyorum. Hafta içi sonraki bölümü yazmaya çalışacağım. Olurda haftaya bölüm yazamazsam şimdiden affola. Allah’a emanet!

Keyifli okumalar!

Genç kız derin nefes alarak oturduğu banktan kalkıp dolanmaya başlamıştı. Eli sıkıntıyla boğazına giderken derin bir iç çekti. Bakışları abilerinin arasına oturuş elinde tespihi ile dua eden annesine kayınca yutkunmadan edememişti.

“Kaç saat oldu, neden hala bir haber yok?” Alya’nın kendisine sorduğu soruyla Arya bakışlarını ona çevirdi.

“Doktor ameliyatın uzun süreceğini söylemişti Alya, biraz sakin ol.” Ahmet Bey haftalar sonra bedeninin dinlenmesi sonucunda ameliyata alınmıştı. Aile büyük bir umutla ameliyatın güzel geçmesini bekliyordu. Koridorun ilerisinden kendilerine doğru elinde su ile gelen Aras’ı görünce duraksamıştı. Limanda ki onca işe rağmen genç adam onları hiç yalnız bırakmamıştı.

“Aras abi geliyor.” Alya’nın sözleri ile Arya hafif gülümsemişti. Alya nişanlısına enişte demek yerine abi demeye başlayınca başlarda kendisini garip hissetse de bir süre sonra alışmıştı.

“Limanda işler çok yoğun, gitmesini istemiştim.” Arya kendi kendine söylenirken Alya ikizine gülümseyerek baktı.

“Şu olay belki de iyi olmuştur Arya, sizi bir araya getirdi.” Arya bakışlarını genç adamdan çekerek hızla Alya’ya dönmüştü. Alya omzunu silkelerken ikizinin cevap vermesini beklemeden hızla annesinin yanına gitmişti. Aras elinde ki suları aileye dağıtarak genç kızın yanına geldiğinde Arya kendisine uzatılan şişeyi aldı.

“Neden oturmuyorsun? Bu kadar gergin olmamalısın.”

“Elimde değil…”

“Annen sizden güç alıyor. Sence onu endişesi seninkinden az mı?” Arya etrafa arada tedirgin bakışlar atan annesine üzüntüyle bakmıştı. Otuz beş yıllık hayat arkadaşı içeride dayanmaya çalışıyordu.

“Babam güçlüdür, bizi bırakmayacaktır.” Aras kızın sözlerine gülümseyerek karşılık vermişti.

“Hadi biraz otur, diğerleri daha fazla gerilmesin.” Arya genç adamın gösterdiği yere otururken yeniden aile üyelerine bakmıştı. Selim ve Serdar abisi annesini ortasına almış kadına destek olmaya çalışıyordu. Gülşen ve Gülten Hanım da ananelerinin yanına oturmuştu. Yengesi çocuklar olduğu için gelmemişti. Alya bir köşede durmuş dalgınlıkla etrafını izlerken yanına oturan Aras ile bakışlarını ona çevirmişti.

“Limanda olman gerekiyordu.”

“Akın zaten orada, sen bunu düşünme.”

“Burada yapacak bir şey yok. Git istersen?” Aras genç kıza kaşlarını çatarak bakmıştı. Kızın sürekli onu göndermeye çalışması canını sıkıyordu.

“Seni rahatsız mı ediyorum?” Aras’ın sorusu ile Arya şaşırmıştı.

“O nereden çıktı?”

“Beni sürekli uzaklaştırmak istemenden.” Arya yanlış anlaşıldığını düşünerek yüzünü asmıştı.

“Alakası yok Aras. Bak hepimiz buradayız. Elimizden beklemekten başka bir şey gelmiyor. Limanda işler çıkmazda sen benden daha iyi biliyorsun.”

“Öyle bile olsa burada olmak istiyorum. Ahmet baba oradan sağ salim çıkmadan da gitmeye niyetim yok.” Aras sözlerini bitirdikten sonra kendilerine doğru gelen babası ve babaannesini görünce şaşırmıştı.

“Baba, siz neden geldiniz?” Aras hızla yerinden kalkarak onları karşılarken Arya da genç adama eşlik etmişti.

“Sen hiç konuşma Aras, neden bize haber vermedin?””

“Baba, senin burada olmaman gerekiyordu. Zaten hastasın.” Kemal Bey ona aldırış etmeyerek aileye geçmiş olsun dilerken ameliyathanenin kapısı açılmıştı. Selim ve Serdar hızla doktora doğru ilerlerken endişeyle bilgi almak istemişti.

“Ameliyat nasıl geçti doktor, babamız iyi mi?” Selim’in sesinde ki korku kardeşleri tarafından hissedilirken Emine Hanım öne çıkarak doktora bakmıştı.

“Bakın size ameliyatın zor olduğunu söylemiştim. Neyse ki Ahmet Bey iyi direndi. Şimdi yoğun bakımda birkaç gün gözlem altında tutulacak. Duruma göre de normal odaya alacağız. Burada beklemenizin bir faydası yok.”

“Kocamı göremez miyim?” Emine Hanım doktora üzgün bir şekilde bakarken doktor başını iki yana sallayarak kadına cevap vermişti.

“Bu gün görmeniz mümkün değil, duruma göre yarın beş dakika sizi içeri alabilirim. Biliyorsunuz kalp ameliyatı riskli bir ameliyat ve yarası için enfeksiyon riski çok yüksek. Sterilize olmalı…” kadın üzgün bakışlarını kaçırarak derin bir iç çekti.

“O iyi olsun da varsın ben görmeyeyim,” dediğinde Selim annesini kolunun altına alarak kadının tülbendinin üzerine dudaklarını bastırmıştı.

“Korkma anne, babam bizi bırakmayacaktır. Hadi çıkalım buradan.” Emine Hanım iki oğlunun arasında ameliyathane kapısından ayrılırken kulaklarına dolan feryatlarla irkilmişti. Kadının biri oğluna ağlarken Emine Hanım gözyaşlarına hakim olamamıştı. İçinden kocası ameliyattan sağ salim çıktığı için şükreden kadın hızlı adımlarla hastane çıkışına yönelmişti. Yürüdükçe kulaklarına gelen ağlama sesleri de azalmıştı.

“Anne, Serdar sizi eve bıraksın. Ben bir şey lazım olur diye burada kalacağım.” Serdar abisine bakarak söz girmişti.

“Asıl sen annemleri bırak abi. Kaçı gündür doğru dürüst uyumadın. Hem çocuklar seni sorar.”

“Olmaz öyle, siz gidin.” Emine Hanım iki oğluna minnetle bakmıştı. Aslan gibi iki evlat yetiştirmişti kocası.

“Oğlum kardeşin doğru söylüyor. Hadi biz seninle gidelim. Biraz dinlenir sonra dönersin.”

“Ama anne…” Selim itiraz etmek isterken Arya ve Alya abisinin önüne geçmişti.

“Abi, gözlerinin altı çöktü. Babam uyandığında seni böyle görmemeli. Hadi eve geçelim. Serdar abim bir şey olursa bize haber eder.” Selim sonunda ikna olduğunda Gülşen Serdar’ın yanına giderek “Seninle kalayım,” dedi. Serdar genç kıza gülümseyerek başını iki yana sallarken kendilerini izleyen aile üyelerine “Hadi siz gidin. Gülten anne, sen de kızını al eve geç. Yarın senin de kontrolün vardı. Dinlenmelisin!” dedi. Gülşen yüzünü assa da bir şey dememişti. Aras babası ve babaannesini şoförle yolladıktan sonra ikizleri kendi arabasına alırken, Selim geri kalanları toparlayarak hastaneden ayrılmıştı. Serdar giden ailesinin arkasından bir süre baktıktan sonra doktorla konuşmak için yeniden hastaneye girmişti.

***

“Aras abi, beni bir köşede indirebilir misin?” Alya arkadan öne doğru uzanarak sormuştu. Aras genç kızın kendisine abi demesine hala alışamamıştı. Her abi sözünü duyduğunda aklına Seda geliyordu.

“Neden? Eve doğru gidiyoruz işte.”

“Benim yüzümden yolunuzu değiştirmeyin. Siz limana geçmeyecek misiniz?” Aras kızın sözlerine kaşlarını çatmıştı.

“Önce sizi eve bırakayım sonra geçerim.”

“Ben giderim eve, gerçekten.” Aras sıkıntıyla nefesini dışa vererek taviz vermez ses tonuyla konuşmuştu.

“Bakın ne düşündüm. Şimdi meydana gidiyoruz, güzel bir yemek yedikten sonra sizi eve bırakıyorum.”

“Ama…”

“İtiraz istemiyorum.” Arya yol boyu dalgın olduğu için onları duymamıştı. Aras kızın dalgınlığının farkındaydı. Aklı hastanede kalmıştı.

“Aras, ev diğer tarafta.” Arya yolun değiştiğini fark edince genç adama dönmüştü.

“Ohoo ikiz sen de dünyadan koptun. Aras abi yemek yiyelim dedi. Önce yemek yiyeceğiz, sonra da eve geçecekmişiz.” Aras kızların konuşmasına hafif gülümsemişti. Telefonunu alarak Selim’i arayan genç adam onları da yemeğe çağırsa da Selim yorgun olduğunu söyleyerek teklifini geri çevirmişti. Araba on dakika sonra meydana geldiğinde genç adam park edecek bir yer bularak arabasını park etmiş, kızları da yanına alarak her zaman gittiği lokantaya girmişti. Aras’ı gören esnaf genç adama selam verirken yanında ki ikizleri görenler şaşkınlıkla onlara bakıyordu.

“Aras abi, hoş geldin…” lokantanın genç işletmeni yanlarına geldiğinde genç adam kendine uzanan eli sıktı.

“Hoş buldum Ali, bu gün yemekte ne var?”

“Menü geniş bu gün abi,” diyen Ali iki kıza bakarak merakla Aras’a dönmüştü. Aras adamın merakını gidermek için Arya’yı yanına çekerek “Ali seni nişanlım Arya ve baldızım Alya ile tanıştırayım. Bir daha yolları buraya düşerse sen yardımcı olursun,” dediğinde Arya kaşlarını çatarken Ali gülerek onları tebrik etmişti.

“Nasıl istersen abi, her zamanki masan hazır abi. Siz geçin ben menü getireyim.” Aras iki kızın arasına girerek onları yönlendirmişti. Arya adamın sözüne takılmıştı.

“Bize nasıl yardımcı olacak Aras?” daha fazla dayanamayan genç kız sormuştu.

“O lafın gelişiydi Arya, kafanı fazla meşgul etme.” Alya ikilinin konuşmasını sessizce dinlerken hazırlanan masaya geçerek sipariş vermek için beklerken kapıdan içeriye giren kişilerle üçü de şaşırmıştı.

“Arya, benim gördüğümü sende görüyor musun?” Arya ikizinin şaşkınlığı karşısında gülümsemeden edememişti.

“Evet, görüyorum ve senin kadar şaşırmadım.”

“Ama neden? Hem onlar ne ara tanıştı da yemeğe çıkacak kadar yakınlaştı?” Arya başını iki yana sallayarak beklemeye başladı. Birkaç dakika sonra gözleri arkadaşı ile birleştiğinde tek kaşı yukarıya doğru kalkmıştı.

“Siz nereye bakıyorsunuz?” Aras kızların baktığı yöne bakışlarını çevirdiğinde içtiği su az kalsın boğazına kalacaktı.

“Akın?” Akın abisinin seslenmesi ile sesin geldiği tarafa dönmüştü. Yüzünde kocaman bir gülümseme ile guruba yaklaşırken “Siz de mi buradaydınız? Neden bana haber vermiyorsunuz çok darıldım,” dedi.

“Sende yalnız değilsin anlaşılan?” Aras hemen arkada duran genç kızı işaret ederek konuşmuştu.

“Zeynep ile meydanda karşılaştık. Laf aramızda zor ikna ettim yemek için.” Tedirgin bir şekilde etrafına bakınan genç kız arkadaşının çağırmasıyla onlara doğru ilerlemişti.

“Zeynep, neden orada dikiliyorsun?”

“Sizi rahatsız etmek istemedim,” diyen kızın tedirginliği sesine de yansımıştı.

“Bir sorun mu var Zeynep? Neden bu şekilde tedirginsin?” Zeynep derin bir nefes alarak arkadaşının yanına oturmuştu.

“Malum sebeplerden dikkatli olmaya çalışıyorum canım sen bana bakma.” Arya arkadaşının zor durumda olduğunu biliyordu. Özellikle okul bittikten sonra daha da zorlanmaya başlamıştı.

“Hala seninle mi uğraşıyor amcan?”

“Maalesef!”

“Bir sorun mu var Zeynep? Yapabileceğim bir şey varsa…” Zeynep başını sallarken Arya tam tersi genç kızın amcası ile ilgili olan her şeyi anlatmıştı. Kızı sürekli evlendirmeye çalışması ve babasının tüm gelirine konması da dahil.

“Sen aklı başında bir kızsın, aileni ezdirmeyeceğine eminim. Neden karşı çıkmıyorsun?”

“Çıkıyorum ama pek etkili olamıyorum. Babam aşırı iyi niyetli. Dün konuştuk, bakalım dediğimi yapacağını söyledi. O zaman amcam daha da üzerime gelecek.”

“Sen merak etme, bir şey yapamaz. Biz hep arkanda olacağız.” Akın’ın araya girmesi ile gözler ona dönmüştü.

“Bence siz hiç karışmayın. Özellikle adınızın karışması benim için hiç iyi olmaz. Zaten adımı çıkarmak için elinden geleni yapıyorlar.”

“Anlamadım? Kim ne çıkarıyor?” Akın kızın sözlerine öfkelenmişti. Bir kıza iftira atmak kolaydı elbet.  Ama buna izin vermeyecekti.

“Hatırlıyor musunuz sizinle ilk karşılaştığım zamanı?” Akın yıllar önceki karşılaşmayı hatırlayınca yüzünü buruşturmuştu.

“Evet, adamın biri seni rahatsız ediyordu.”

“O adamı bana musallat eden amcamdı. Yıllarca onun gibi birçok kişiyi karşıma çıkardı. Hepsi de işe yaramaz adamlardı. Allah razı olsun babam bir şekilde karşı çıkmayı başardı. Okulum olduğu için kolaydı engellemek ama şimdi okul da bitti…”

“Merak etme, sana dokunmasına izin vermeyeceğim.” Akın’ın ciddi tavrı Aras’ın da ikizlerinde gözünden kaçmamıştı. Alya ikizinin kulağına eğilerek fısıldadı.

“Ateş bacayı sardı sanırım,” kızın kıkırdaması ile Arya masanın altından genç kızın ayağına vurmuştu.

“Bir şey mi oldu?”

“Yok canım, acıktım nerede kaldı bu garsın?” Alya konuyu değiştirirken hoş sohbet altında yemekler yenmişti. Toparlandıklarında Arya’nın dikkatini ne Aras ne de Akın’ın hesap ödememiş olması çekmişti.

“Hesabı ödemediniz!” Alya ikizinin merakını giderirken Aras ve Akın gülümseyerek kıza baktı.

“Biz her zaman burada yediğimiz için aylık hesap ödüyoruz Alya, siz de istediğiniz zaman gelebilirsiniz.” Akın’ın sözleri ile Arya az önce ki adamın neden öyle konuştuğunu anlamıştı. Gelseler bile hesap alınmayacaktı. Yola koyulmadan önce Aras Zeynep’e dönerek “Yarın müsait bir zamanda limana gel Zeynep, konuşacaklarımız var,” dediğinde Zeynep şaşkın bir şekilde Arya’ya bakmıştı. Arya kızı neden çağırdığını bilmese de “Ben seni alırım, beraber geçeriz,” dedi. Aras kızın işe geleceğini öğrendiğinde itiraz etmişti. Babası yeni ameliyat olmuştu.

“Yarın hastaneye gidersin diye düşünmüştüm, gelme işe.”

“Hastanede yapacak bir şey yok. Biliyorsun babam birkaç gün yoğun bakımda olacak. Annemi götürüp oradan da işe gelirim.”

“Peki sen bilirsin.” Aras kızları evlerine bıraktıktan sonra limana geçmişti. İşler günlük olarak halledildiği için günün dosyaları masasında çoktan birikmişti. Genç adam işine odaklanırken günler sonra ilk kez rahat bir nefes almıştı. Ahmet beyin ameliyatı belli etmese de kendisini de oldukça endişelendirmişti.

***

Genç kız odasında oturmuş yapması gereken hazırlıkları not alırken oldukça düşünceliydi. Her şey o kadar hızlı ilerliyordu ki takip etmekte zorlanıyordu. Odasının kapısı tıklatıldığında hemen arıdan kafasını içeriye uzatan ikizine gülümsedi.

“Gelsene Alya, bir şey mi oldu?” Alya sıkıntıyla odaya girerek yatağın üzerine kendini bıraktı.

“Bu gün dayım aradı, hafta sonuna kadar staj grubuna katılmam gerekiyormuş.”

“Ee ne var bunda?” genç kız sandalyesini yatağa yaklaştırarak Alya’nın önüne durdu.

“Böyle bir zamanda yanınızda olmak istiyorum.”

“Saçmalama, bu senin için çok önemli, gitmelisin.”

“Ama babam hasta, sen evleniyorsun. Sence de benim gitmem ne kadar doğru?”

“Düğüne daha iki ay var. Sen o zamana kadar gelirsin zaten. Ayrıca hazırlık yapılacak bir şey yok. Babam da iyi olacak.”

“Öyle ama yine de içim rahat etmiyor.” Arya ikizinin elini tutarak hafifçe sıkmıştı. Gözlerini kapatıp derin bir nefes aldı.

“Kendini suçlamayı bırak artık. Olacağı vardı oldu. Ayrıca ben halimden şikayetçi de değilim. Aras iyi bir adam, onu ilerde sevebileceğime eminim.”

“İlerde?” Alya’nın tek kaşını kaldırması ile genç kız gülmüştü.

“Evet, ileride… Şimdi sen kafanı rahatlat ve hazırlanmaya başla. Hafta sonuna üç gün var.”

“Anneme ne diyeceğiz? Bunca sıkıntının altında bir de beni düşünecek.”

“Kızlar hadi yemeğe gelin,” annesinin kapı ardından duyulan sesiyle iki kız gülmüştü. Yavaşça yerinden kalkarak kapıya dönen ikizler oldukça sessizdi. Yemek masasına geçtiklerinde başköşede annesi ve abisi karşılıklı oturmuş, diğerleri de masanın iki yanına dağılmıştı.

“Afiyet olsun.”

“Buyurun kızlar, odalarda ne yapıyorsunuz sabahtan beri çıkmadınız. Ayıp oldu Gülşen kızıma.” Arya mahcup bir şekilde genç kıza bakarken Alya her zamanki neşesi ile konuşmuştu.

“Gülşen yabancı mı anne, yakında senin kızın olacak.” Gülşen kızın sözlerine utanarak bakışlarını kaçırırken Selim boğazını temizleyerek “Alya, abicim ağzının bir ayarı olsun artık. Kızı utandırmayı bırakmazsan Serdar abinin gazabına uğrarsın.”

“Ama Serdar abim burada değil ki!”

“Alya, sus artık…” Arya ikizini uyarırken bakışları ile kıpkırmızı olan Gülşen’i göstermişti.

“Gülşen kusura bakma bu gün her şey senin üzerine kaldı.”

“Önemli değil Arya, bir şey yapmadım zaten.”

“Yine de bu akşam bir şeye dokunma, biz hallederiz. Sen de dinlen biraz.”

“Sorun değil, yorulmadım ben.” Selim konunun uzayacağın anladığında herkese yemeğe başlaması için işaret etmişti.

“Hadi afiyet olsun.” Evin büyük oğlu her zamanki gibi babasının yokluğunda ailenin yükünü omzuna almıştı.

“Bizim size bir şey söylememiz gerek.” Herkes Arya’ya bakarken Alya araya girmişti.

“Dayımdan haber geldi, hafta sonuna kadar staj için gitmem gerek. Böyle bir zamanda nasıl olacak bilmiyorum ama…”

“Sen git Alya, burayı da düşünme. Babam iyi, birkaç güne de hastaneden çıkar. Sen mezun olmaya bak. Böyle bir fırsatı kaçırmamalısın.”

“Babam bu haldeyken gitmem doğru olur mu abi, benim aklım sizde kalacak.”

“Karar verildi Alya, gideceksin o stajı başarıyla tamamlayıp geri geleceksin.” Selim’in son sözleri ile konu kapanmıştı. Sessiz bir şekilde yemekler yenirken Selim kardeşini arayarak babasının durumunu öğrendi. Babasının değerlerinin daha iyiye gittiğini öğrendiklerinde aile biraz olsun nefes alabilmişti. Gece yarısına kadar oturan kızlar odalarına çekildiklerinde Arya yatağının üzerinde ki telefonun bildirim ışığının yandığını görünce hızla telefonu eline aldı. Aras’ın birçok kez görüntülü aradığını görünce sıkıntıyla iç çekti. Saate baktığında gecenin ikisi olmuştu. Mesaj kısmına girerek “Uyudun mu?” diye mesaj çeken genç kız gerginlikle beklemeye başladı. Birkaç dakika sonra telefonu çalmaya başladığında hemen toparlanarak açma tuşuna basmıştı.

“Bu saatte hala uyumadın mı?” Arya kendi sorusu ile dilini ısırmıştı. Aras kızın sorusuna gülerken Arya genç adam görüyormuş gibi yüzünü kapattı.

“Nasılsınız? Emine anne daha iyi mi?” Arya adamın sorusu ile kısa bir duraksadı.

“Daha iyi olacak, beklemekten başka bir şey elimizden gelmiyor.”

“İnşallah, sen nasıl oldun? Bu gün çok dalgındın. Bir sorun yok değil mi?”

“Ben iyiyim Aras, beni düşünme artık. Hem Ecem nerede?” Aras telefonu kapattığında Arya kaşlarını çatmıştı. Birkaç saniye sonra ekranda görüntülü aramayı görünce gülümseyerek hemen telefonu açtı. Ekrandaki küçük kıza seslendiğinde aldığı kocaman gülümseme ile kendisi de gülmüştü.

“Küçüğüm, sen neden uyumadın?” Aras kızın şefkatli sesine karşılık kızı hayranlıkla dinlemişti.

“Anne!” Ecem elini telefona uzatırken Aras kızını kendine çekerek ekrana ikisini almıştı.

“Bu akşam küçük Hanım uyumamak için direniyor.”

“Neden, bir sıkıntısı mı var?” Ecem ekrana elini uzatarak Arya’nın yüzünü severken bir yandan da Aras’a genç kızı göstererek “Anne,” diye gösteriyordu.

“Bugün oynarken yorulunca ikindiden sonra uyumuş. Uykusunu alınca da malum bu şekilde ayaktayız.”

“Sende yoruldun, istersen bana getir.” Aras başını iki yana sallayarak “Sen uyu, birazdan uykusu gelir nasılsa. Ben merak ettiğim için aramıştım. Babanın durumu nasıl oldu, haber var mı?”

“Abim durumunun iyiye gittiğini söyledi. Ama birkaç gün yoğun bakımda kalacakmış.”

“İyi olsun da…” Arya adamın konuşmasını yarıda bırakmasıyla meraklanmıştı. Aras kulağına yankılanan sesle kaşlarını çatarken Arya merakla ona baktı.

“Ne oldu?”

“Ben seni sonra arayayım mı? Dışarıdan sesler geliyor.” Arya endişeyle genç adama bakarken telefonun kapanmasıyla daha da korkmuştu. Gecenin bir yarısı hayırlı bir iş olmayacağını düşünüyordu.

***

“Neler oluyor burada?” Seda elinde vazo ile etrafa bağırıp çağırıyordu.

“Gel abi, bak bana ne oldu…” Seda’nın çıldırmış gibi etrafa saldırması Akın ve Aras’ı tedirgin ederken kardeşinin hedefini görünce ikisi de öne çıkmıştı.

“Seda sakin ol, elindekini bırak konuşalım.”

“Konuşacak bir şey yok abi. Bu annemle bizim aramızda. Değil mi anne?”

“Seda çıldırdın mı, sakin ol artık.”

“Sakin mi olayım. Bana ne yaptığına bak Aynur Hanım… Şu halimin tek sebebi sensin. Nasıl yaptın?” Seda’nın ağlamaklı ses tonu herkesi şaşırtıştı. Kemal Bey ve Asiye kadın da aralarına katıldığında tüm aile salonda Seda’yı sakinleştirmeye çalışıyordu. Elindeki vazoyu duvara fırlatarak kırdığında Aynur Hanım öne çıkmıştı.

“Gördün mü ne yaptığını?” diye kızınca Seda çıldırmış gibi gülmeye başlamıştı.

“Çok mu üzüldün Aynur Hanım? Şu vazo kadar bebeğime üzülmedin sen!”

“Kes sesini Seda, beni deli etme…”

“Sen zaten delisin anne, ayrıca katilsin de!” dediğinde Aynur Hanım kızına sert bir tokat atmıştı.

“Anne, ne yapıyorsun?” Aras araya girmek istediğinde kadın öfkeyle ona döndü.

“Sen karışma Aras, bu kızın aklı başına gelmeli.” Seda öfkeyle öne doğru atıldığında Aras araya girip onu durdurmuştu. Seda’nın gözünde ki öfke genç adamı korkutmuştu.

“Seda, sakin ol bacım, hadi seni odana götüreyim.” Kızı kolundan odasına çekiştirmek isterken Seda hızla kolunu çekiştirerek annesinin önüne dikilmişti.

“Katil, sen bir katilsin. Bende senin ortağın oldum. Bebeğimi öldürdün…”

“Kes sesini dedim sana!” Aynur Hanım yeniden kızına vurmak isterken Aras annesinin elini tutmuştu.

“Anne!”

“Sen çekil aradan Aras, beni deli etme.”

“Çekil abi, çekil bakalım ne yapacak.” Kemal Bey sessizce anne kızı izlerken daha fazla dayanamayarak konuşmuştu.

“Aynur, bir daha kızıma vurmayacaksın,” dediğinde Aynur Hanım öfkeyle kocasına bakmıştı.

“Bu bizim aramızda sen karışma Kemal. Otur köşene!” dediğinde Seda kahkaha atarak anne babasına baktı. Herkes ona endişeyle bakarken Akın kardeşinin yanına giderek onu kollarının arasına almıştı.

“Sakinleş abicim, bak ben yanındayım. Sakinleş ve bana ne olduğunu söyle.” Akın’ın şefkatli sesiyle Seda ağlamaya başladı. Hıçkırarak ağlarken eliyle masa üzerinde ki bir kağıdı göstermeye çalışıyordu. Aras kızın gösterdiği kağıdı eline aldığında hastane raporu olduğunu görünce duraksadı.

“Nedir bu?” Aynur Hanım öne çıkıp kağıdı almak istediğinde Aras elini kaldırarak annesine izin vermemişti.

“Seda, nedir bu bacım?” hıçkırıkların arasında “İlk kontrolümün sonuçları abi. Annemdeydi bana göstermemişti.” Aras kardeşini bu kadar dağıtanın ne olduğunu anlamaya çalışırken raporu okumaya başlamıştı. Raporda bebekle alakalı bir sorun olmadığı, gayet sağlıklı olduğu yazıyordu. Aras bakışlarını hızla annesine çevirirken yutkunmadan edememişti.

“Anne bu doğru mu?” dedi. Kadın oğlunun sorusuna karşı saldırı ile cevap verdi.

“Doğruysa ne olmuş? Sonuçta bebek yok artık.” Seda annesinin sözleri ile Akın’ın kollarından çıkarak annesine saldırmıştı.

“Bana sakat olduğunu söyledin? Doğsa bile yaşamaz dedin!” diye çıldırmış gibi annesini itekliyordu. Kadın köşedeki koltuğa düştüğünde Aras kardeşini belinden tutarak geri çekmişti.

“Sakin ol Seda, artık yapacak bir şey yok.”

“Abi, valla benim günahım yok. Doktora da sordum. O da annem gibi bebeğin zihinsel özürlü olduğunu doğumda ölebileceğini söyledi. Ben kötü değilim değil mi abi?” diye yalvarırcasına Aras’a sorarken Aras yutkunarak kardeşine bakmıştı. Seda hiç iyi değildi. Aklı iyice karışmıştı.

“Sen kötü değilsin abicim, hadi odana gidelim.”

“Annem istedi… annem dedi…” kız sayıklarken Aras onu salondan çıkarmıştı. Kemal Bey karısının önüne gelerek gözlerini kadına dikmişti.

“Sen kimsin?”

“Kemal saçmalama…”

“Sen benim tanıdığım kadın değilsin. Karıma ne yaptın?” Aynur Hanım elini sallayarak “Of saçmalama artık, zaten canım sıkkın,” diye karşılık verirken Kemal Bey karısının umursamaz tavrına daha fazla dayanamamıştı.

“Yarından tezi yok bu evden gidiyorsun. Bundan sonra seni çocuklarınım etrafında görmeyeceğim.”

“Sen ne dediğinin farkında mısın Kemal, ne demek gidiyorsun?”

“Duydun, seni boşamıyorsam şu çocukların hatırına. Bundan sonra seni görmek istemiyorum.” Kemal Bey arkasını dönüp giderken Aynur Hanım öfkeyle bağırmıştı.

“Bunu bana yapamazsın, ben hiçbir yere gitmiyorum.” Kadın bağırıp çağırsa da kimse ona karşılık vermemişti. Akın annesine üzgün bir şekilde bakarak başını iki yana salladı.

“Sana acıyorum anne, sana o kadar acıyorum ki insanlıktan nasıl bu kadar çıktığını anlayamıyorum. Yazık, gerçekten yazık.” Akın arkasını dönüp saraydan çıkarken Asiye kadın ve gelini baş başa kalmıştı.

“Mutlu musun Asiye Hanım, bak oğlun beni bıraktı?” yaşlı kadın gelininin önüne geçerek buruş buruş olan elinin el verdiğince sertçe kadının yüzüne tokadı yapıştırmıştı.

“Uşağum geç bile kaldi… Allah islah etsun seni,” diyerek bastonunu vura vura odasına gitmişti.

 Zaman ne gösterecek bilinmez ama Aynur hanımın öfkesi tüm aileyi yakacak nefretteydi.

***

Umarım bölümü seversiniz. Beğeni ve yorum yapmayı unutmayın. Beğenilerle hikayemi kaç kişi okudu onu anlayabiliyorum. Teşekkürler!

19.BÖLÜM <<<<<<——>>>>>> 21.BÖLÜM

12421cookie-checkTatlı Hata 20. Bölüm
mermaridyy hakkında 333 makale
Yasemin Yaman KTÜ Orm. End. Müh. mezunu. Şuanda Parola Yayınlarında yazar. Hobileri yazmak, müzik dinlemek, basit çizimler yapmak ve manga okumak. Benim Küçük Gelinim ve Göremediğim Sen, Sen Olmadan Asla, Kara Duvak, Hep Seni Bekledim adında beş kitabı basıldı.

21 yorum

  1. Nasıl anne bu yaa psikopat resmen :/ Seda’ya üzüldüm aklını kaybetmese bari
    ಥ╭╮ಥ Zeynep ve Akına bayılıyorum ya daha çok okumak istiyorum resmen ❤️ Alya da gitti staja bakalım neler olacak

  2. Bu Aynur Hanım nasıl bir canavar insan bunu kızına nasıl yapar resmen kızının akıl sağlığıyla oynamış Seda bunu nasıl öğrendi bilmiyorum ama çok iyi olmuş öğrendiği artık annesinin etkisinde kalmaz bir yandanda üzüldüm sedaya galiba sedanın kocası zengin değildi boşansınlar diye yaptı galiba

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*