Mayıs 28, 2021 Yazarı mermaridyy 10

Tatlı Hata 21. Bölüm


Bu gün bölümü e4rken yayınladım arkadaşlar. Bir Trabzonlu olarak çay sezonu başladı malum. Sabahtan beri çay topluyoruz. Oldukça yorgunum. Uyuyup gitmeden bölümü paylaşayım istedim.

Keyifli okumalar.

Genç adam kardeşini sakinleştirmek için oldukça uğraşmıştı. Babasının hasta olmasından dolayı Akın’a onun yanına gitmesini söylerken babaannesini de küçük kızın yanına yollamıştı. Seda yatağına oturmuş genç adamın göğsünde ağlamaya devam ediyordu. Aras onu nasıl susturacağını bilmezken aklı kızında kaldı. Ecem seslerden korkmuş olmalıydı.

“Ağlama artık Seda, zamanı geri döndüremezsin.”

“Nasıl ağlamayayım abi, bana sakat doğacağını, doğsa bile yaşamayacağını söylediler.”

“Kim söyledi bunu?” Aras dişlerini sıkarken sakin kalmak için elinden geleni yapıyordu.

“Annem ve doktor… bana riskli olduğunu söylediler. Cenk’e bile söyleyemedim…” Kız hıçkırarak ağlarken aklına kocası gelirken başını iki yana sallamıştı. Yeni yeni fark ettiği gerçekle ağlaması daha da şiddetlenmişti.

“Sakinleş artık, ağlamak sana fayda sağlamayacak.”

“Annemi görmek istemiyorum. Onu görmek istemiyorum… Abi bir şey yap, ne olur. Çok canım yanıyor.”

“Tamam güzelim, zaten teyzeme gönderecektim seni. Sakinleş artık.”

“Cenk duyarsa çok üzülür değil mi abi? Ona söylemeyelim olur mu? Zaten hayatını mahvettik, bırakalım uzak dursun. Annem ona da pisliğini bulaştırmasın.” Aras şaşkınlıkla kardeşini dinlerken yeniden babaannesine hak vermişti. ‘Bir musibet, bin nasihate bedeldir evladım!’ derdi. Kardeşi annesinin zalimliğini öğrenince aklı başına gelmişti. Derin bir çekerken dışarıdan gelen araba farıyla kaşları çatıldı.

“Bu saatte kim geldi ki?” saat gecenin dördünü gösteriyordu. Endişeyle kardeşine bakarak “Sen burada bekle, ben hemen geliyorum,” dediğinde Seda onu dinlemiyordu bile. Odanın kapısından çıkarak hızla dış kapıya ulaştı. Konağın dışında olan kapı lambalarının hepsi yanıyordu. Dört bir tarafı aydınlatan lambalar gece vakti bahçede oturmalarına olanak sağlıyordu. Kapıya açmak üzereyken Akın’ın seslenmesi ile duraksadı.

“Bir şey mi oldu abi? Kim geldi?”

“Bilmiyorum, umarım kötü bir şey yoktur.” Aras ve Akın dış kapıyı açıp dışarı çıktıklarımda şaşkınlıkla endişeli bir şekilde kendilerine doğru gelen kıza bakmışlardı.

“Arya, senin burada ne işin var?” Genç kız yutkunarak Aras’a bakmıştı.

“Ben sen öyle telefonu kapatınca kötü bir şey oldu sandım. Siz iyi misiniz?” Aras başını iki yana sallayarak kıza kaşlarını çatmıştı.

“Bu saatte dışarı çıkmamalısın. Senin için tehlikeli olabilir.”

“Aras, lütfen!”

“Biz iyiyiz, sadece aile arası tartışma oldu.” Akın kızın endişeli yüzüne karşılık hafif gülümsemişti.

“Hoş geldin yenge. Gelişin vakitsiz oldu ama…” Akın’ın imalı gülümsemesi Arya’nın kızmasına neden olmuştu.

“Benimle uğraşma Akın, birine bir şey oldu sandım. Abin telefonu açmayınca bende atladım geldim.”

“Bir daha gecenin bir yarısı tek başına dışarıya çıkma Arya. Üstelik buraya geldiğinden evdekilerin haberi var mı?”

“Herkes uyuyordu, Alya’ya mesaj bıraktım.” Aras derin bir nefes alarak ürperen kızın omuzuna kolunu atarak “Hadi içeri girelim, gece serin oldu,” dedi. Arya adamın hareketine sessiz kalsa da etrafa bakınarak kimsenin onları görüp görmediğini anlamaya çalışıyordu. O kadar korkmuştu ki hareketinin doğru veya yanlış olduğunu tartmamıştı bile. Biri görse hakkında hiç iyi olmayacaktı.

“Ben girmesem daha iyi, iyi olmanıza sevindim. Artık eve gidebilirim.” Aras kızın sözlerine kaşlarını çatarken duraksayarak Arya’ya baktı.

“Bu kadar yol geldin, biraz bekle seni ben bırakırım.”

“Ama…”

“Sabah olacak neredeyse Arya, ben bırakırım dediysem bırakırım. Ama önce Seda’ya bakmak istiyorum.” Arya kızın adını duyunca ürpermişti. Yola çıktığında Seda’yı tamamen unutmuştu. Gözlerini kapatarak sakinleşmeye çalıştı.

“Hazır gelmişken Ecem’i de görebilir miyim?” dediğinde Aras hafif gülümsemişti. Kızı evin içine sürüklerken Akın arkalarından gülümseyerek bakıyordu. Aras kızı salona bırakarak odasına kızının uyuyup uyumadığına bakmak istemişti. Kapıya yöneldiğinden yanından hızla geçen gölge ile duraksamıştı. Şaşkınlıkla arkasını döndüğünde ise kızının çoktan Arya’nın kucağına tırmandığını görmüştü.

“Meleğim sen hala uyumadın mı?” Arya kızın yanaklarını sulu sulu öperken Ecem hem ıslaklığı siliyor hem de genç kıza gülücükler dağıtıyordu. Aras bir süre onları uzaktan izlerken kızının esnemeye başlaması ile gülümseyerek yanlarına yaklaştı.

“Artık yatması gerekiyor, bekle ben hemen geliyorum.” Ecem’i kızın kucağından almak istediğinde küçük kız Arya’nın boynuna sarılarak onu bırakmamıştı.

“Küçüğüm, hadi babayla git.” Kızın daha sıkı sarılmasıyla Arya üzgün bir şekilde genç adama bakmıştı.

“Bana ait en değerli şeyi alıyorsun Arya!” adamın sözleri karşısında yutkunan genç kız Aras’ın delici bakışlarından gözlerini kaçırmıştı. Yüzü alev gibi yanarken Ecem’i görebilmek için başını geri çekti.

“Hadi meleğim, babayı üzme.” Arya küçük kızı ikna edemeyince bir süredir onları izleyen Akın araya girmişti.

“Hani benim prensesim, amcayla uyuyacak değil mi?” dediğinde Ecem kısa bir süre Akın’a baktıktan sonra yüzünü Arya’nın boynuna gömmüştü. Akın’ın yüzü asılırken Aras kardeşine gülmeden edememişti.

“Amcasının pabucu dama atıldı. Kızımı ancak benim kucağımdayken alabilirsin.” Aras’ın sözlerine karşılık Akın gözlerini kısarak abisine baktı.

“Dikkatini çekerim abi, bırakmadığı kişi yakında senin eşin olacak. Benimle alay edeceğine bir çare düşünmeye başlamalısın.” Arya genç adamın sözlerine utanarak bakışlarını kaçırırken yanan yüzünü saklamak için yüzünü Ecem’in boynuna gömmüştü.

“Biraz daha kalsın bende, uyuyunca alırsın,” Arya konuyu değiştirirken Aras kardeşine kızgın bir şekilde bakarak salondan çıkmıştı.

“Bana ne kızıyorsun, haklı olduğumu biliyorsun.” Akın’ın seslenmesi ile Arya kaşlarını çatarak genç adama bakmıştı. Akın omzunu silkeleyerek kızın karşısında ki koltuğa geçerken Arya ilk kez geldiği evin salonunu incelemeye başlamıştı. bir yandan kucağında ki kızı hafif sallarken diğer yandan salonun şatafatına beğenmemiş bir şekilde yüzünü buruşturmuştu.

“Ne oldu? Neden yüzün ekşidi?”

“Önemli bir şey değil.”

“Hadi, çekinme de söyle.” Akın genç kızın düşüncelerini merak ediyordu. Dikkatle kıza bakarken Arya kaçışının olmadığını anlayarak konuşmuştu.

“Ev çok şatafatlı, bu kadar lükse gerek var mıydı?” diye sorduğunda Akın kızı taklit ederek etrafına bakınmaya başlamıştı. gözleri duvarın dibindeki büyük vazoya takılınca ‘Bu ne zaman alındı?’ diye kendi kendine söylenmişti. Arya adamın şaşkın ifadesine gülmeden edemedi.

“Sen bu evde yaşamıyor musun?”

“Akşamdan akşama yatmaya geliyorum,” dediğinde Akın ne söylediğini fark edince duraksamıştı. Daha önce hiç bunu fark etmemişti. Evini otel gibi kullanıyordu. Yıllardır bu böyleydi. Sıkıntıyla ensesini ovalarken Arya onun için üzülmüştü. Ailenin bu kadar kopuk olması genç kızı üzmüştü.

“Sanırım haklısın, gereksiz bir lüks olmuş. Annem seviyor bu tarz mobilyaları.” Arya genç adama anlayışla gülümserken kulaklarına yankılanan çığlıkla ikili hızla yerinden doğrulmuştu. Arya kucağında ki kızın korkmasından endişelenerek hızla evden dışarıya çıkmıştı. Hava gerçekten serindi. Ecem’in üşüyeceğini düşünerek arabasının arka kapısını açarak küçük kızı dikkatle koltuğa yatırdı. Arabanın bagajında her zaman polar bulunduran genç kız fazla ses yapmadan poları bagajdan alarak kızın üzerine örtmüştü. Sıkıntıyla eve doğru bakarken hala Seda’nın çığlıkları duyulmaya devam ediyordu. Kendilerine aşırı bir ses gelmese de Seda’nın ağlamasını duyabiliyordu. Merak etse de Ecem’i arabada yalnız bırakamayacağı için ona beklemekten başka bir şey kalmıyordu.

Aras kardeşine bakmaya gittiğinde kızın uykusunda sıçradığını ve birden çığlık atmaya başladığını görünce hızla yatağa yaklaşmıştı. Seda çıldırmış gibi ağlıyordu. Saçlarını çekiştirmeye başladığında Akın da odaya girmişti. kardeşi sinir krizi geçiriyordu.

“Akın arabayı çalıştır!” diye bağıran Aras, kapıda kendilerine gözü yaşlı bakan babaannesini görünce “İyi olacak babaanne, sen sakin ol. Biliyorsun tansiyonun var,” dediğinde yaşlı kadın suskunluğunu korumuştu. Kemal Bey kızının o halini görünce dayanamamış elini kalbinin üzerine koymuştu.

“Baba!” diye seslenen genç adam kucağında Seda ile hızla evden çıkarken Akın’ı direksiyona gördüğünde seslenmişti.

“Akın koş, babamı al,” dediğinde Akın hızla arabadan inerek eve girmişti. adam duvara yaslanmış bir şekilde boynunu gevşetmeye çalışıyordu. Arya şaşkın bir şekilde iki kardeşin çabasını izlerken Akın’ın evden babasını çıkardığını görünce hızla ona doğru ilerlemişti.

“Yenge, biz hastaneye gidiyoruz. Babaannem içeride, onu da alır mısın?” dediğinde Arya ev girerek yaşlı kadının koluna girmişti.

“Babaanne, hadi gidelim,” diyen genç kıza sessizce ayak uyduran kadın, Arya’nın arabasına binerek sessizce gözyaşlarını dökmeye başlamıştı. Akın çoktan arabayı çalıştırıp yola koyulmuştu. Arya ne yapacağını şaşırmış bir şekilde hala kapısı açık olan eve bakarak derin bir nefes verdi. Kapıyı kapatarak arabasına binip Akın’ın arkasına takılmıştı. Önceki araç hızlı gitse de genç kız arabayı yavaş kullanıyordu. Arada yanında oturan yaşlı kadına iyi olup olmadığını sorarken bir yandan da arkada her şeyden bihaber uyuyan küçük kıza bakıyordu. Asiye kadının yüzünün renginin attığını fark eden genç kız arabayı sahil yoluna indirdiğinde dörtlüleri yakarak hızlanmıştı. O kadar hızlı gidiyordu ki bir ara Akın’ın yanından geçtiğini bile düşünmüştü. Araba gece olması nedeniyle boş olan yolda hızla ilerleyerek on beş dakikada hastaneye ulaşmıştı.  Arabayı acilin önüne park ederek içeriye doğru bağırmıştı.

“Biri yardım etsin!” birkaç kez seslendikten sonra içerinde gelen sağlık görevlileri kıza yaşlı kadını dışarı çıkarmada yardım ederken Arya korkudan ağlamaya başlamıştı. Hemen arkasına duran arabaya baktığında Akın’ın koşarak babasının inmesine yardım edişini sisli gözler ardında izlemişti. Aras’ın kollarında hala çığlık atan Seda, Akın’ın tekerlekli sandalyede Kemal beyi acile sokması ve kendi elleri ile içeriye teslim ettiği Asiye babaanne! Arya donmuş bir şekilde etrafına bakarken kulaklarına yankılanan çığlıkları susturmak için elleriyle kulaklarını kapamaya çalışmıştı.

“Allah’ım yardım et!”

Genç kız kapı ağzında bir haber beklerken yanına gelen görevlinin Acil servisin önüne park edilen arabaların çekilmesi için yaptığı uyarısı ile arabalara bakmıştı. Gözü kendi arabasına takıldığında Ecem’in arabada olduğunu hatırlayarak hızla arabasına gitti.

“Ah küçüğüm! Seni nasıl unuturum.” Genç kız arabayı acilin önünden park yerine çekerken bir yandan da sabahın ayazında Ecem’i arabada bırakamayacağını düşünüyordu. Ne yapacağını şaşırmış bir şekilde etrafına bakınırken kendisine doğru hızlı adımlarla gelen adamı görünce duraksamıştı.

“Aras, babaannenler nasıl oldu?” Arya genç adamdan cevap beklerken birden kendini Aras’ın kolları arasında bulmuştu.

“Ne oldu?” genç adam sessiz kalırken Arya iyice endişelenmişti.

“Birine bir şey mi oldu?” kızın sesindeki korku Aras’ı kendine getirmişti.

“Çok şükür herkes iyi. Sen olmasaydın babaannem beyin kanaması geçirebilirdi. Tansiyonu çok yükseldi. Geç kalsaydın olacakları düşünmek bile istemiyorum.” Arya duydukları ile yutkunmadan edememişti. Kadının yüzünün renginin attığını görünce o kadar korkmuştu ki arabayı nasıl kullandığını bilememişti.

“Çok şükür kimseye bir şey olmadı. Baban nasıl oldu? Ya Seda…” Aras kızın sorusuna “İkisi de iyi,” diyerek cevaplamıştı. Geri çekilerek kızın yüzüne bakarken Arya utanarak bakışlarını kaçırmıştı. Aklına gelen küçük kızla hemen geri çekilip konuyu değişmişti.

“Hava çok soğudu, Ecem’i bize bırakıp geleceğim. Sen Akın’ın yanına gitmelisin. O da çok korkmuş olmalı.” Aras Ecem’in adını duyunca hızla arabaya bakmıştı. Birkaç adımda arabanın arka kapısına yaklaşarak içeride uyuyan kızına bakmıştı. Derin bir iç çekerek yeniden genç kıza döndü.

“Siz eve geçin, buraya gelmene gerek yok. Dinlenmelisin.” Arya adamın sözlerine bir şey söylememişti. Başını sallayarak arabanın ön kapısını açarken genç adam onun arabaya binmesini bekleyerek kapıyı kapatmadan önce “Eve varınca beni ara,” dedi.

Genç kız arabayı yavaş bir şekilde hareket ettirirken arada dikiz aynasından geride bıraktığı adama bakıyordu. Aras’ın omuzları birkaç saatte adeta çökmüştü. Üzgün bir şekilde yola odaklandığında arabayı normal hızla kullanmaya devam etmişti. Sabah ezanının okunduğunu duyunca annesinin namaza kalkacağı aklına gelmişti. Yapacak bir şey yoktu. Ailesinin ona anlayış göstereceğini biliyordu. Evin bayırından yukarıya doğru çıkarken denizin üzerinde parıldayan kızıllığa kısa bir bakış atmıştı. Güneşin doğuşu onu her zaman büyülese de şuanda bu güzellik bile içini ferahlatmaya yetmiyordu. Arabasını binanın önüne fark ederek yavaşça arka kapıyı açarak küçük kızı polara iyice sararak kucağına aldı. Kapıyı fazla ses yapmadan kapatarak eve doğru ilerlemeye başlamıştı. Kendi dairelerine baktığında yanan ışıkla yanılmadığını anlamıştı. Annesi ya da ananesi namaza kalkmış olmalıydı. Binanın dış kapısından içeriye girerek dairenin kapısını sessizce açtı. Sessizliği evdekiler için değildi, uyuyan küçük kızın uyanmaması içindi. Kapıyı kapatarak arkasını döndüğünde annesi ile göz göze gelmişti.

“Arya?” Emine Hanım kızının sabahın seherinde dışarıdan geldiğini görünce şaşırmıştı. Kucağında ki kıpırtı ile bakışları oraya kayan kadın hızla kızına doğru ilerledi.

“Neler oluyor?” Arya annesinin sesine sessiz konuşması için işaret ederken kadın battaniyenin altında ki küçük kıza bakmıştı. Arya annesinin yanından geçerken, “Anlatırım anne, önce Ecem’i yatırayım,” dedi. Kadın şaşkın ve bir o kadar endişeliydi. Arya Ecem’i kendi yatağına yatırarak üzerini örttü. Gece lambasını açarak odanın kapısını aralık bırakarak annesinin yanına gitti.

“Neler oluyor Arya?” Arya salona geçerek kanepelerden birine oturarak başını geriye yasladı.

“Aras aradı, endişeliydi. Bende gittim. Evde bir sorun oldu sanırım. Kız kardeşi anladığım kadarıyla sinir krizi geçiriyordu. Kemal Bey ve Asiye babaanne de hastaneye kaldırıldı. Ecem’i bırakacak kimse olmadığı için bize getirdim.”

“Anlamıyorum Arya, neler oluyor?”

“İnan bende bilmiyorum. Aras aramıştı. Geç olmuştu, merak edip aradım. Ama konuşma birden kesildi. Ecem’e bir şey oldu sandım. Oraya nasıl gittiğimi bilmiyorum anne,” dediğinde kısa bir sessizlik olmuştu.

“Arya, ne düşünüyorsun?” kadının sorusu ile Arya kısa bir süre duraksamıştı. Aklı karma karışıktı. Gözlerini kapatarak elleriyle yüzünü sıvazladı.

“Bilmiyorum anne. Bildiğim tek şey bu gece korktuğum kadar daha önce korkmadığım. Normal mi anne? Şu içeride yatan ufaklığı bu kadar kısa sürede her şeyden çok sevmem?” kadın kızına şefkatle bakmıştı. Arya ikizine göre daha sakin ve düşünceli bir yapıya sahipti. Ağırbaşlı ve sevecen olması da cabasıydı. Kızının küçük Ecem’e bağlanmasına şaşırmıyordu. Aynı bağlılığı eşine de göstereceğine emindi.

“Senin için normal kızım, çok fazla düşünme. Sen çocukları çok seversin. Bu yaşta üzerine aldığın sorumluluğun farkında olduğun için Ecem’e bu kadar bağlandın.”

“Öyle mi sence anne?”

“Elbette, sadece o öksüzün yüzünü her zaman güldürmeye bak. Kocana sahip çık. Bazen tırnaklarını çıkarıyorsun, sakin haksız yere eşine karşı gelme.” ,

“Anne?” kadın kızının utanarak bakışlarını kaçırması karşısında gülümsemişti. Ellerini dizlerine vurarak oturduğu yerden kalktı.

“Kalk hadi, namazını kılıp dua et. Sonrada biraz dinlen.” Arya annesinin salondan çıkışını izlerken rahatlamak için banyoya gitmişti. İşlerini hallettikten sonra abdestini alarak odasına geçmişti. Birkaç dakika sonra ananesinin de namaza kalktığını duymuştu. Kapı ardından gelen sessiz konuşmaları duyarken namazlığını giyerek namaza durdu. Sabah namazını eda ederken bol bol dua etmişti. Yatağın ortasında uyuyan küçük kıza sevgiyle bakarken yüzünde hafif gülümseme oluştu.

“Senin için her şeyi yapacağım,” diyerek kızın yanına uzandı. Bir süre sonra uykuya daldığında hayatında ilk kez huzursuz bir uyku çekmişti.

***

Aras acil servisin koridorunda volta atarken Akın bir köşede durmuş ona bakıyordu. Seda’ya sakinleştirici yapılmış uyuyordu. Babası kalp spazmı geçirmişti uyutuluyordu. En önemlisi babaannesinin tansiyonunun düzelmeye başlamış olmasıydı.

“Artık otur abi, başım döndü.”

“Oturamıyorum. İçim sıkılıyor.”

“Yine de dinlenmen gerekiyor artık. Birde sen düşüp bayılma…” Akın’ın sözleri ile Aras kaşlarını çatmıştı. Hiç uyumamıştı ve düşünceleri sürekli değişiyordu.

“Saat kaç oldu?”

“Dokuza geliyor, ne yapacaksın?” Aras telefonuna bakarak mesaj olup olmadığını kontrol etti. Mesaj kısmı boş görünce derin bir nefes aldı. Arya mesaj atmadıysa uyuyor olmalıydı. Bu nedense rahatlamasına neden olmuştu. Hala gecenin bir yarısı evlerine geldiğine inanamıyordu. Kızın cesaretine hayran kalmıştı. Onu karşısında gördüğünde hem şaşırmış hem de korkmuştu. Issız yollarda başına bir şey gelebileceği düşüncesi bile genç adamı korkutmuştu.

“Ne düşünüyorsun abi?”

“Ne hakkında?” Akın sıkıntılıydı. Dün olanlardan sonra düşünmekten başı ağrıyordu. Annesinin yaptığına inanamıyordu. Hala bir ihtimal hata olabileceğini düşünüyordu.

“Dün olanlar, sence…” Akın sorusunu soramamıştı.

“Umarım doğru değildir. Yoksa babamın ne yapacağını kestiremiyorum.”

“İnanmak istemiyorum. Annemin bu kadar rayından çıkmış olmasına inanamıyorum.”

“Göreceğiz, ama önce buradan çıkmamız gerek.”

“Abi…” Akın yerinden kalkarak genç adamın yanına yaklaştı.

“Bundan sonra ne yapacağız? Babam bu gece öğrendiklerinden sonra annemi boşayabilir.” Aras başını iki yana sallamıştı.

“Babam onu gönderir ama boşamaz Akın, babam bizim hatırımıza karısını boşamaz. Ama bir daha da yüzüne bakmaz.” Akın üzgün bir şekilde abisine bakmıştı. Doktorun kendilerine doğru geldiğini görünce ikili hızlı adımlarla ona doğru yürüdü.

“Durumları nasıl Doktor Bey?” Aras’ın sorusu ile doktor genç adama bakmıştı.

“Babanız ve kardeşinizin durumu iyi. Asiye hanımın tansiyonu normale dönüyor ama çok dikkatli olunmalı. Bundan sonra tansiyon ilaçlarını daha düzenli kullanmalı. Tozunu arttırmak zorunda kaldık. Kendilerine geldiklerinde çıkış yapabilirsiniz. Geçmiş olsun!” Akın ve Aras rahat bir nefes alırken hemen telefonunu alarak aklına gelen ilk kişiyi aramıştı. Birkaç çalıştan sonra kulağına yankılanan boğuk sesle genç adam duraksadı.

“Aras, kötü bir şey mi oldu?”

“İyiler, haber vermek için aramıştım ama uyandırdım galiba.”

“Uyumuyordum…”

“Arya, hazırlan sizi almaya geliyorum. Dışarıda kahvaltı edelim.”

“Bence dinlenmelisin, uykusuzsun.”

“Sizi görünce dinlenirim ben, birazdan geleceğim.” Arya’nın cevap vermesini beklemeden telefonu kapatmıştı. İyi haberleri alınca içi rahatlamıştı. Şuanda tek istediği şey kızını ve eşi olacak kızı görmekti. Kardeşine döndüğünde Akın’ı hemen arkasında bulmuştu.

“Sen beni mi dinliyordun?”

“Hadi git, ben buradayım nasıl olsa.” Aras kardeşinin omzunu sıkarak hızla hastaneden ayrılmıştı. Hiçbir şey düşünmek istemiyordu. Uzun zaman sonra ilk kez kendi için bir şeyler yapmak için hedefine doğru yola koyuldu. Düğünü en kısa zamanda yapmayı planlıyordu.

Genç kız yatağından kalkarak kıyafetlerini alıp banyoya geçmişti. Aras gelene kadar kısa bir duş alacaktı. Annesi ile koridorda karşılaştığında duraksayan Arya “Aras geliyor anne, dışarıda kahvaltı yapalım dedi,” diyerek Emine hanımı bilgilendirmişti.

“Olur mu öyle şey Arya, başka zaman yaparsınız dışarıda kahvaltı. Uykusuzdur o şimdi. Sen Serdar’ın yatağını hazırla kızım biraz dinlenir geldiğinde.” Arya mahcup bir şekilde annesine bakarken “Uygun olur mu anne?” diye sordu.

“Kim ne diyecek Arya, siz sözlüsünüz. Ayrıca Selim abin evdeyken kimse bir şey söyleyemez.”

“Sen bilirsin anne, Aras gelince sen söylersin o zaman.” Kadın kızının mahcup hallerine hafif gülümsemişti.

“Sen merak etme ben onu ikna ederim.” Arya banyoya girerek duşunu alırken Aras çoktan eve gelmişti. Arya’yı göremeyince merak etse de merakı kısa bir süre sonra giderilmişti. Nitekim Arya saçına sardığı havlu ile salona gelerek “Anne Aras birazdan gelir…” diye devam edeceği sırada genç adamla göz göze gelmişti. Allah’tan ailesi ona banyoda giyinme alışkanlığını aşılamıştı.

“Ne zaman geldin? Ben trafik olur sanmıştım.” Aras kızın mahcup hallerine hayranlıkla bakıyordu. Kızı en doğal haliyle görmek nefesini kesmeye yetmişti.

“Üst mahalleden geldim, caddeye inmedim.” Aras’ın cevabı ile başını sallayan kız adamın bakışları ile elini başında ki havluya götürdü.

“Ben saçımı kurulayayım. Annem sana bir şey söyleyecekti.” Aras kızın bakışlarını kaçırması ile gülümsemişti.

“Söyledi, kahvaltıdan sonra dinlenmemi istedi ama ben yedikten sonra uyuyamam.”

“O zaman ben sana yatacağın odayı göstereyim. İki saat sonra seni uyandırırım.” Aras ayağa kalkarak kızın yanına kadar ilerleyip tam önünde durdu. Arya ne yapacağını şaşırmıştı.

“Hadi git sen, hasta olma.”

“Bir şey olmaz.” Aras genç kıza ağır bir şekilde yaklaşırken kulaklarına dolan Emine hanımın sesi ile geri adım atmıştı. Çareyi kızını sormakta buldu.

“Ecem nerede?”

“O hala uyuyor,” diyerek adama abisinin odasına kadar eşlik etmişti. İkili dar koridorda ilerlerken Aras etrafa bakınıyordu.

“Kızımı görebilir miyim?” Arya kendi odasının kapısının önüne durarak genç adama baktı. Odasının kapısını açarken oldukça sessizdi. Aras odanın içine girdiğinde Arya kapı ağzından onu izliyordu. Genç adamın yatağa oturuşunu ve uzanışını şaşkınlıkla izledi. Aras kendi yatağına uzanmıştı. Kızından bakışlarını ayırmadan Arya’ya “Burada yatsam sorun olur mu?” diye sordu. Arya ne cevap vereceğini bilmiyordu. Emine Hanım bir süredir ikiliyi izliyordu. Adamın sorusunu duyduğunda kızının şaşkınlığına başını iki yana salladı.

“Arya kızım?”

“Anne!” Arya hızla arkasına dönerken eli ayağına dolaşmıştı. Serinkanlı olmasıyla övünen kız ilk kez bu şekilde telaş yapmıştı.

“Bırak Aras uyusun, hadi kızım sen kahvaltıyı hazırla.” Arya annesine başını sallayarak odasının kapısını kapattı. Aklı kendi yatağında yatan adamda kalmıştı. Zaman onlar için ne gösterecekti bilmiyordu ama Arya müstakbel eşiyle yakınlaşmaya başladığını hissediyordu.

“Allah’ım sen hakkımızda hayırlısını ver, Amin!” diye dua ederek ailesi hastaneye gitmeden önce kahvaltılarını hazırlamaya başlamıştı.

Umarım beğenmişsinizdir arkadaşlar. Yorum ve beğeni yapmayı unutmazsanız sevinirim.

20.BÖLÜM <<<<<——>>>>>> 22.BÖLÜM

12711cookie-checkTatlı Hata 21. Bölüm