İntikam 22. Bölüm

Keyifli okumalar arkadaşlar. ,

****

Hüzün odasının ışığını yaktıktan sonra hala valizinde olan kıyafetlerini çıkarmak için eğildiğinde bakışları odasında ki fazlalık kişide takılı kalmıştı. Gözleri kendiliğinden kısılırken ağır bir şekilde yerinde doğrulmuştu.

“Yanlış odadasınız galiba?” Hüzün dikkatli bir şekilde karşısında ki yabancı kişiyi inceliyordu. Zararsız görünse de genç kız her zaman darbeyi zararsız gördüklerinden almıştı.

“Sanmıyorum.”

“Sizi tanıyor muyum?” karşısında kendisinden emin bir şekilde oturan kız yerinden kalkarak Hüzün’e doğru ağır adımlarla ilerledi. Omuzlarını silkeleyerek hafifçe gülümsedi.

“Sen değil ama ben seni tanıyorum.” Hüzün gelen cevapla kaşlarını daha da çatmıştı. Kendisine iyice yaklaşan kızı bir yerde gördüğüne emindi. Birkaç saniyelik bir aymadan sonra gözleri alev almaya başlamıştı.

“Seni hatırlıyorum, dün akşamki kızsın. Burada ne işin var?” Hüzün etrafına bakınarak ondan başka odasında kimsenin olup olmadığını anlamaya çalışmıştı.

“Boşuna arama, Erem yok. O şuanda deli gibi seni arıyordur.”

“Senin için zor olmalı.”

“Benim için zor olan ne?”

“Erem’in beni arıyor olması gerçeği. Ama endişen olmasın Erem beni bulsa bile sizin için sorun yok. Gerçi saklanmıyorum artık, sanırım Erem beceriksiz çıktı.” Hüzün’ün sözleri karşısında genç kız kahkaha atarak gülmeye başlamıştı. Hüzün onun kendisi ile alay ettiğini düşünürken kızın kahkahası kıkırtılara dönüşmüştü.

“Gerçekten beceriksiz biri, seni ben bile buldum…”

“Neden buradasınız?” Hüzün sıkılmış bir şekilde bıkkınlıkla sordu.

“Babam senin yanına uğramamı ve bir şeye ihtiyacın olup olmadığını öğrenmemi istedi.”

“Baban?” Hüzün kısa bir düşünmenin ardından gözlerini kısarak karşısında ki kızı incelemeye başlamıştı. Babasının kim olabileceğini düşünürken yutkunmadan edememişti.

“Sen Orhan amcanın kızısın!” Özge tek kaşını kaldırarak kollarını göğsünde bağlamıştı.

“Ah annem canıma okuyacak yine. Orhan babam beni buraya gönderirken o gelmemi istememişti. Sanırım dün akşamki karşılaşmamız pek iç açıcı bir zamanda olmadı.”

“Dün akşamı konuşmak istemiyorum. Benim için bir sondu.”

“Neyin sonu?” Özge şüphe ile kaşlarını çatarak genç kıza baktı. Sanki kırk yıllık arkadaşmış gibi rahat konuşuyordu.

“Bana Erem’i artık görmeyeceğini söyleme sakın?”

“Neden olmasın? Beni sürekli kendisinden uzaklaştırmayı adet edinmiş bir adamı istemiyorum artık. İstediğini yapabilir. Yakında zaten karşılaşacağız. Nasıl olsa benim şirketime savaş açmış durumda.”

“Senin şirketin?” Hüzün ona cevap vermeyerek az önce yere bıraktığı valizini alarak yatağın üzerine bırakmıştı. Birkaç hafta otelde kalacağını varsayarak valizindeki kıyafetleri odada bulunan dolaba yerleştirmeye başlamıştı. Özge genç kızın hareketlerini izlerken umursamazca yatağın üzerine oturmuştu.

“Konuşmayacak mısın?”

“Konuşmak isteyen sen olmalısın ki hırsız gibi odama girdin.” Hüzün elinde ki kıyafetin ütüye ihtiyacı olduğunu düşünerek yatağın kenarına bırakmıştı.

“Bak, dün gece yanlış anladın sanırım. Erem ve ben kardeş gibiyiz.”

“Öyle mi? Ne mutlu size…”

“Hüzün!” Özge yavaş yavaş kızmaya başlamıştı.

“Ne söylememi bekliyorsun? Seni tanımıyorum. Kardeşin olduğu için şanslısın. Şimdi izin verirsen dinlenmem gerek.” Özge kendisini dinlemek istemeyen kıza dikkatle bakarken bir sonuç elde edemeyeceğini anlayarak yataktan kalkmıştı. Kapıya doğru ilerlerken Hüzün onu izliyordu. Kapı ağzında duran genç kız Hüzün’e dönerek konuşmuştu.

“Bazen istesek de bazı şeyleri yapamayız. Erem seni önemsiyor ama zarar görmenden korkuyor. Ailen ile arada kalmanı istemiyor. Bunu anlaman gerekirdi. Yıllardır her gün babama seni sordu. Akşam sabah bıkmadan seni sorup durdu. İyi misin? Başın dertte mi? Biri sana kötü davranıyor mu? Sürekli bunları düşünüp endişelendi. Seni gördüğünde, ilk haber aldığında ne kadar sevindiğine şahit oldum. Bu yüzden ona kızmadan önce anlamaya çalış.”

“Bitti mi?”

“Bitti.”

“İyi o zaman gidebilirsin.” Özge başını iki yana sallayarak hızla odadan çıkmıştı. Odaya geldiğinde Hüzün’ü ikna edebileceğini düşünmüştü. Anlaşılan anne ve babasında işe yarayan konuşmaları Hüzün’de işe yaramayacaktı.

***

Erem sonunda aradığını bulmanın rahatlığı ile derin nefes alırken arabanın içinde geriye doğru yaslanmıştı. Önünde ki otelin parlak ışıklarına bakarken Hüzün’ün içeride olduğunu bilmek içini sıkıyordu. Onun bir başına otel köşelerinde kalmasından hoşlanmasa da elinden bir şey gelmiyordu. En azından bir süreliğine bu şekilde olması gerektiğini düşünüyordu. Ailesinin intikamını almak için Hüzün’ün kendisinden uzak kalması en iyisi olacaktı. Derin bir iç çekerken gözü otel kapısından çıkan kişiye takılınca kaşlarını çatmıştı. Sinirle elleri direksiyonu kavrarken avını yakalamak için bekleyen avcı gibi arabasında beklemeye başlamıştı. Birkaç dakika içinde yanına doğru gelen kişiyi yakalamak için hızla arabasından çıkıp önüne dikilmişti.

“Bakın burada kim varmış?”

“Korkuttun beni, neden bu şekilde karşıma çıkıyorsun?” Özge damağını kaldırarak Erem’e bakarken alayla genç adama bakmaya başladı.

“Geç kaldın, dediği kadar beceriksizsin.” Erem genç kıza aldırış etmeyerek devam etmişti.

“Senin ne işin var burada?”

“Sizin kaçağı ziyarete geldim, ama benimle konuşmak istemedi.”

“Ona ne söyledin?”

“Hiçbir şey söyleyemedim. Benim sözlerimi umursamadı bile. Kibarca beni kovdu.”

“Kovdu mu?” Erem şaşkınlıkla genç kıza bakarken ne söyleyeceğini bilememişti. Tanıdığı Hüzün kimseye kaba davranmazdı. Düşündükçe Özge’ye bakışları daha da sertleşiyordu.

“Ona ne yaptın, Hüzün kimseye kaba davranacak biri değildir.” Genç adam ileri doğru atılırken Özge gülerek birkaç adım geri kaçmıştı.

“Hey sakin ol, ben bir şey yapmadım. Hüzün onu sürekli yarı yolda bıraktığın için seninle ilgili umudu yok anladığım kadarı ile. Adını bile andırmak istemedi.” Erem gözlerini kapatarak sakinleşmeye çalışmıştı. Hüzün’ün bu şekilde düşünmesine kendisi yol açmıştı. Onun gönlünü almak sandığından zor olacaktı.

“Neyse, sen evine git artık.”

“Sen ne yapacaksın?”

“Ben buralarda olacağım.” Özge tek kaşını yukarı kaldırarak hafif gülümsemişti. Erem yine bir şeyler yumurtlayacağını düşünerek genç kızı omuzlarından tutarak arkasını döndürüp ileri doğru itelemişti. “Seninle uğraşamam Özge, hadi eve.”

“Boş yere bekleme burada. İşlerini burada bekleyerek halledemezsin.”

“Hadi dedim sana.” Özge omzunu silkeleyerek gelen ilk taksiye binerek oradan uzaklaşmıştı. Erem birkaç dakika otele baktıktan sonra yeniden arabasına binerek beklemeye devam etmişti. Birkaç dakika sonra telefonuna gelen mesajla dişlerini sıkmıştı.

Gönderen: Hüzün

Kapımda beklemene gerek yok, seni artık etrafımda görmek istemiyorum. Benim sorumluluğum sende değil. Lütfen git!

Erem okuduğu mesajla dişlerini sıkarken geri mesaj yazmak istemiş ama karşı taraf mesaj iletimine kapatılmış olduğuna dair mesaj gelmişti. Direksiyona birkaç yumruk atarken derin derin solumaya başladı.

“Bu iş bittiğinde hiç ayrılmayacağız.” Erem arabasını çalıştırarak oradan uzaklaşırken aklında bu işi en kısa yoldan nasıl halledebileceğini düşünmeye başlamıştı. Yıllardır biriktirdiği bilgileri kullanmanın zamanı gelmişti. Babasının şirketini yeniden faaliyete sokarak planlarına çoktan başlamıştı.

***

“Efendim kardeşinizin şirketi, yeniden piyasaya döndü.” Ekrem Bey adamına bakarken onun neden bahsettiğini anlamaya çalışıyordu.

“Anlamadım?”

“Şu şirket, nasıl olduğunu anlayamadık ama birden piyasalarda hisseleri dönmeye başladı. Şirket hisseleri yükselişte, piyasa çalkalanıyor.” Ekrem duydukları karşısında hızla oturduğu yerden kalkarken elini sertçe masaya indirmişti.

“Sen ne dediğinin farkında mısın? O şirket iflasını bildirmişti.”

“Evet ama şuanda aktif durumda. Birden nasıl faal oldu bilmiyoruz. Araştırıyoruz ama hiçbir şey çıkmayacak gibi.”

“Bulun, hemen bulun… Bana şirketi kimin faal ettiğini bulmadan gelmeyin.” Ekrem çıldırmış gibi sağa sola saldırırken adam hızla odadan ayrılmıştı. Öfkeden ne yapacağını şaşırmış durumdaydı. Birkaç dakikalık bir sakinlikten sonra odasının kapısının tıklatılması ile bakışları odaya giren kişiye dönmüştü.

“Senin burada ne işin var?” Hüzün babasının sinirli olduğunu görünce sabah kendisinin aldığı haberi onunda aldığını anlamıştı.

“Anlaşılan haberi almışsın. Amcanın şirketi, yeniden piyasadaymış.”

“Sen nereden biliyorsun?”

“Haberler erken yayıldı. Bunda şaşırmamalısın.”

“Sen neden buradasın?”

“Şirketime geldim, artık bende buradayım.” Ekrem Bey duydukları ile sinirlenerek genç kızın üzerine doğru ilerlemişti.

“Seni öldürürüm…” Hüzün babasının tehditkar davranışına rağmen yerinden kıpırdamamıştı. Hafif gülümseyerek adamı daha da sinirlendirirken bir elini kaldırarak konuşmasını bölmüştü.

“Bana dokunursan elinde hiçbir şey kalmaz. Bu yaşta vasiyetimi yazdığımı bilmende yarar var.”

“Ne vasiyeti?” Adam iyice çileden çıkmıştı.

“Ne kadar kötü değil mi baba? Bir evlat babası yüzünden daha yirmilerinde vasiyet yazıyor. Bana bir şey olursa her şey vakıflara kalacak. Şirketin, evlerin, arabaların hepsi…”

“Bunu yapamazsın…”

“Yaptım bile. İstersen bana zarar ver.” Hüzün arkasını dönüp kapıya yöneldiğinde duraksayarak yeniden babasına dönmüştü. “Bu arada artık bende şirkette çalışıyorum, istediğim yerde tabi!” Hüzün son sözlerini söyleyerek ardında çıldırmış bir adam bırakarak odadan çıkmıştı. Kapıyı kapattığından birkaç adım atarak tuttuğu nefesini dışarı bırakmıştı. Babasının sekreterini görünce yüzünü buruşturan genç kız bir eliyle saçlarını düzelterek sekretere doğru ilerledi.

“En kısa sürede yöneticilerle toplantı ayarla.”

“Pardon?” Kadın karşısında ki kıza alaycı bir şekilde bakarken bakımlı tırnaklarına bakarak “Ekrem Bey böyle bir talepte bulunmadı,” dediğinde Hüzün elini masaya koyarak hafif kadına doğru eğilmişti.

“Bu şirkette çalışmaya devam etmek istiyorsan ilk önce kiminle konuştuğuna, sonra nasıl konuştuğuna dikkat edeceksin. Yoksa kendini kapıda bulursun!” Hüzün kendi davranışlarına şaşırsa da belli etmemişti. İçinde garip bir güç vardı.

“Siz…”

“Sana söylediğimi yap, herkesi bir saat içinde toplantı odasında bekliyorum. Hüzün Türk’ün toplantı talep ettiğini söyle.” Kadın soyadını duyunca hızla yerinden kalksa da Hüzün ona aldırmayarak etrafına bakınmaya başlamıştı. Zamanında amcasının gelip kullandığı odaya doğru ilerleyerek kadının seslenmesine fırsat vermeden odanın kapısını açmaya çalışmıştı. Kapının kilitli olması ile sekretere dönerken kadın ne söyleyeceğini bilememişti.

“Bu oda neden kilitli?”

“Babanız öyle istedi.”

“Açın!”

“Ama…”

“Size açın dedim, hemen.” Hüzün birkaç dakikalık beklemeden sonra sekreterin getirdiği anahtarla odanın kapısını açıp içeriye girmişti. Derin bir iç çekerek odaya göz atarken havasız olan odanın yarı açılır penceresini açarak arkasında ki kadına döndü.

“Odayı hemen temizletin, bundan sonra bu odayı ben kullanacağım.”

“Ama Ekrem Bey…”

“Bir daha sözlerimi tekrarlatırsan kovulursun. Ayrıca toplantıyı hemen ayarla.” Kadın bir şey söylemeden çıkarken Hüzün bir zamanlar amcasının kullandığı masaya doğru ağır adımlarla ilerlemişti. Dedesi ölmeden önce amcası ve babası aynı şirkette çalışıyordu. Sonrasında iki kardeşin işleri ayrılmıştı. Zamanında nedenini anlamasa da artık biliyordu. Babası ve amcası iş konusunda tamamen farklı düşünüyordu. Etrafına bakınırken odanın hışımla açılan kapısı duvara çarparak geriye gelmişti.

“Sen ne yaptığını sanıyorsun?” babasının öfkeli sesi odada yankılanırken Hüzün masaya yaslanarak babasına bakmıştı.

“Ne yapmışım?”

“Toplantı istemekte ne oluyor?”

“Çalışanlar yeni patronlarını tanımalı değil mi?” Ekrem Bey bir süre genç kıza baktıktan sonra öfkeyle arkasında ki sekreterine dönerek başıyla onaylamıştı.

“Bunu ödeyeceksin, biliyorsun değil mi?”

“Merak etme baba, benim kaybedecek bir şeyim kalmadı. Hepsini elimden aldın.” Ekrem Bey odadan çıkmadan önce “Göreceğiz,” dedi. Hüzün babasının ardından bakarken sakin kalmaya çalışıyordu. Ne kadar umursamaz davransa da Erem ve Sude’yi düşündükçe babasından korkmadan edemiyordu. Bir süre düşündükten sonra toplantı için toplantı odasında beklemeye karar vermişti. Artık savaş başlamıştı. Babasına karşı savaşacağı için korksa da doğru olduğunu bildiği şey uğruna mücadele vermeye kararlıydı. 

****

Yorumlarınıza cevap veremesem de okumaya çalışıyorum. Lütfen eksik etmeyin. Sizce hikayenin gidişatı nasıl?

13870cookie-checkİntikam 22. Bölüm
mermaridyy hakkında 333 makale
Yasemin Yaman KTÜ Orm. End. Müh. mezunu. Şuanda Parola Yayınlarında yazar. Hobileri yazmak, müzik dinlemek, basit çizimler yapmak ve manga okumak. Benim Küçük Gelinim ve Göremediğim Sen, Sen Olmadan Asla, Kara Duvak, Hep Seni Bekledim adında beş kitabı basıldı.

1 yorum

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*