Tatlı Hata 25. Bölüm

Keyifli okumlar! Yorum ve beğenilerinizi bekliyorum.

,,

Arya genç adama dikkatle bakarken Aras’ın sıkıntılı bir konuyu konuşacağını anlamıştı. Aynı sıkıntı kendi içine de çöreklenirken derin bir nefes aldı.

“Sorun ne Aras?” Aras arabayı en yakın kafeye sürerken genç kıza kısa bir bakış atarak “Rahat konuşabileceğimiz bir yere gidince anlatırım,” dedi. Arya onun bu isteğine sessiz bir şekilde onay vermişti. Arabayı uygun bir yere park ederek arabadan inen ikili önde genç kız sahil kenarında ki kafeye giriş yapmıştı. Rahat konuşabilmek için en köşede ki masayı gösteren genç adam kızı yönlendirerek sandalyesini çekip oturmasını sağlamıştı.

“Sorun ne?” Aras genç kızın karşısına geçip otururken elini kaldırarak garsonlardan birini yanına çağırmıştı. Hemen gelen garsona iki çay söyleyerek bakışlarını Arya’ya çevirdi.

“Önemli bir konuda konuşmamız gerekiyor Arya, Ecem hakkında.” Arya Ecem’in adını duyunca gerilmişti. Akın’dan velayet durumunu öğrendiği için az çok genç adamın neden bahsedeceğini anlamıştı.

“Akın söylemişti, ananesi velayet davası açmış galiba,” dediğinde Aras başını sallamıştı.

“Evet, dava açtılar. Avukatımla konuştum, kızımı almalarına imkan yok elbette ancak evde fazla kalmadığım ve kızımı babaannem baktığı için tereddüt yaşıyoruz.”

“Sanırım benim yüzümden davayı açtılar.” Arya üzgün bir şekilde bakışlarını kaçırırken Aras uzanarak genç kızın masanın üzerinde ki elini tutmuştu.

“Bunun seninle alakası yok Arya, o kadın istediğinin olması için kızımı bahane olarak kullanıyor.”

“Eğer Ecem’e bir zarar vereceksek bu evliliği yeniden…” Arya’nın sözlerinin gideceği yönü fark eden Aras kaşlarını çatarak kızın elini sıkmıştı.

“Aklından bile geçirme Arya, bu evlilik olacak. Hatta ne kadar erken evlenirsek o kadar iyi olur.” Arya şaşkınlıkla genç adama bakarken Aras önlerine bırakılan çaydan bir yudum alarak geriye yaslanmıştı.

“Üzerine gelecekler.”

“Senin de gelecekler,” Aras kızın tedirgin olmasını anlayabiliyordu. Arya’nın bakışlarında ki tedirginlik Aras’ın dikkatini çekerken genç kızın evlilikten vazgeçme olasılığını dahi düşünmek istemiyordu.

“Ecem’i senden ayırmalarına izin veremem.”

“Bu olmayacak, Ecem bizimle büyüyecek. Bu yüzden düğünü en erken tarihe alacağım.” Arya adamın kararlı duruşu karşısında yutkunmadan edememişti.

“Bakma bana öyle Arya, düğünü iptal etmek söz konusu bile olamaz. En kısa sürede Arya Aksoy olacaksın!” Arya bakışlarını kaçırarak bir elini boğazına götürürken ne söyleyeceğini bilememişti. Aras kızın sıkıntısını anlayabiliyordu.

“Ailen bu konuda ne söyledi? Annen baban…” Arya genç adama merakla bakarken bu kez sıkıntıya düşen Aras olmuştu.

“Olanlardan sonra babam annemi köydeki eve gönderdi. Konakta yaşamayacak artık.”

“Sizin adınıza üzüldüm.” Arya gerçekten üzülmüştü. Genç adamın ailesi dağılmak üzeydi ve bu durum Arya’yı üzüyordu.

“Üzülmemelisin, annem babamın onu boşamamasına şükretmeli. Ailemizde boşanma yok…” dediğinde Aras kısa süreli duraksamıştı. Arya’ya baktığında genç kızın tek kaşını yukarıya kaldırıp sorarcasına kendisine baktığını görünce bir elini kaldırarak “Tamam, benim boşanmama kadar yoktu,” dedi. Arya adamın ifadesine gülerken Aras kızın gülmesine takılmıştı.

“Sen ne söyleyecektin?” Arya adamın sorusunu başta anlamasa da sonradan aklına gelen şeyle yüzü asılmıştı.

“Ben…”

“Arya ne söyleyeceksen açıkça söylemeni istiyorum. Senden istediğim tek şey birbirimize dürüst olmamız.”

“Alya hakkında konuşacaktım.”

“Alya’ya bir şey mi oldu?” Arya gözlerini genç adama dikerek konuşmuştu.

“Staj için gittiği yerde Cenk hocayla karşılaştı!” Arya bir anda söyleyerek gözlerini kapatmıştı. Aras’tan cevap alamazken gözlerini aralayarak genç adama baktı.

“Bir şey söylemeyecek misin?”

“Ne söylememi bekliyorsun? Ayrıca bunu neden sorun ettiğini de anlayamadım.” Arya şaşkınlıkla Aras’a bakarken Aras çayını içmeye devam etmişti.

“Bu durum seni rahatsız etmedi mi? başımıza ne geldiyse Cenk hoca ile Alya’nın arasında ki yanlış anlama yüzünden geldi. Şimdi Alya’nın staj yapacağı yerde Cenk hocanın projeden sorumlu kişi olması seni rahatsız etmiyor mu? Aklından planlı bir şey olabileceği geçmiyor mu?” Aras kızın endişeli haline gülümseyerek hafif göz kırpmıştı.

“O yanlış anlaşılmalar olmasaydı biz evlenemezdik Arya,” dediğinde Arya şaşkınlıkla ağzını açmıştı.

“Sen…”

“Tamam, sakinleş. Şaka bir yana bu durumun beni rahatsız etmesi söz konusu bile değil. Cenk iyi bir adam, ayrıca iyi bir hoca… Kardeşinle yeniden karşılaştıysa bu kardeşinin şansı demektir.”

“Aras sen…”

“dinle beni Arya, başkalarının hayatı bizi ilgilendirmez. Ben ve ailem Cenk’in ya da Alya’nın hayatına karışamayız. Bu yüzden canını sıkmamalısın.”

“Yani Alya’yı suçlamaz mısınız?”

“Hangi konuda?”

“Kardeşinin evliliği Alya ile çıkan haberler yüzünden bitti. Şimdi Alya ve Cenk hoca yeniden birlikte çalışmaya başladı.” Aras kızın sıkıntısını anladığı için rahat bir nefes alıyordu. Kardeşini korumaya çalışması Aras’ı üzmüştü.

“Arya, kardeşin olsa da olmasa da o evlilik bitmişti. Cenk kardeşime çok bile dayandı. Boşanmalarının nedeni Alya değil, annemin ve Seda’nın bitmek bilmeyen istekleri. Cenk mutlu olacaksa Alya ile olmasında bir sakınca yok. Bunu dert etmeyi bırak artık.” Arya adamın her sözünde şaşkına dönmüştü. Başını iki yana sallayarak “Seni anlayamıyorum, bu kadar rahat olman çok garip,” dedi.

“Bizim ailede yaşasaydı Arya, inan bu sözlerim sana garip gelmezdi. Dada birkaç hafta öncesine kadar ailemde kimse doğru düzgün oturup konuşmazdı. Babam annemin ağzına bakar, Akın eve uğramamak için bahaneler arardı. Seda annemin kuklası olmuş durumdaydı. Cenk ise karısını sevdiği için iç güvesi olarak yaşamaya razı olmasına rağmen hiç saygı görmedi. Yemek masasına bile davet edilmezdi.” Arya adamın her cümlesinde daha da üzülmüştü.

“Peki sen?”

“Ben işten başımı kaldırmaya fırsat bulunca Ecem ile ilgilenirdim. Babaannem olmasaydı ne yapardım bilmiyorum. Ecem’i ondan başkasına emanet edemezdim. Yaşlı kadın benim yüzümden helak oldu.”

“Bakıcı tutmayı düşünmedin mi? Hani sizin gibi zengin aileler tutuyor ya!” Aras kızın sözlerine gülmeden edememişti. Nitekim Arya da genç adamla dalga geçiyordu.

“Ecem hassas bir çocuktur. Seninle anlaşması bile bir mucize. Yabancı birine onu bırakamazdım.” Arya başını sallarken içtiği çaydan midesi bulanmıştı.

“Ne oldu?”

“Midem kötü oldu.” Kızın yüzü asılırken Aras yerinden kalkarak Arya’nın yanına çökmüştü. Parmağıyla iki kaşının ortasına baskı uygularken Arya genç adamın hareketi ile donup kalmıştı. Gözleri çakışırken Aras “Yemek yemedin mi sen?” diye sordu. Arya yutkunarak başını hafif geri çektiğinde Aras bulunduğu yeri fark ederek ağır bir şekilde yerinde doğrulmuştu. Kızın cevap vermesini beklemeden kafenin açık büfesine doğru ilerleyerek eline aldığı tepsiye dilim pizza, simit ve boğaca koyup geri geldiğinde garsonda genç adamın peşinde genç kıza meyve suyu getirmişti.

“Aras, bunları kim yiyecek?”

“Sabahtan beri bir şey yemedin değil mi? Hadi yemeye başla,” Aras kızın sorusunu duymazdan gelirken Arya dikkatle adamın simidi dilimlemesini izliyordu. Garip bir şekilde adamın her yaptığı hareketi izlemeyi seviyordu.

“Ecem’e mi hazırlıyorsun tabağı?” Aras gelen soruyla başını kaldırarak genç kıza bakmıştı. Sonra da önünde ki küçük dilimlere ayırdığı simit parçalarına.”

“Dalmışım.”

“Belli oluyor,” genç kız gülerek adama bakarken Aras derin bir iç çekti. Biraz daha oturduktan sonra Arya’nın abisinin araması ile genç kız ayaklanmıştı.

“Artık gidelim, bizimkiler merak etti.” Aras hesabı ödeyerek yerinden kalkarken Arya da genç adamın peşine takılmıştı. Arya’yı önüne geçirerek kafeden arabaya kadar yan yana yürümüşlerdi. İkisi de sessizdi. Arya arabaya binip kemerini taktığında Aras “Babanı gördün mü?” diye sordu. Arya heyecanla genç adama dönerek “Evet,” dedi.

“Doktor ne dedi, ne zaman çıkacak belli mi?”

“İyiye gidiyor dedi, yarın yoğun bakımdan çıkacakmış. Oh be o kadar rahatladım ki Aras, içim içime sığmıyor sanki.” Genç kızın mutluluğu Aras’ı da mutlu etmeye yetmişti. Araba binanın önüne geldiğinde Arya arabadan inerek genç adama baktı.

“İçeri gelmek ister misin? Çok yorgun değilsen gel çay içelim.”

“Ben değil ama siz yorgunsunuz. Hadi içeri gir, başka zaman gelirim.”

“Sen bilirsin, babaanneye selam söyle, eve gidince beni ara.” Aras kızın içten sözleri ile hafif gülümsemişti. Arabanın kapısı kapanarak kızın eve girdiğini görene kadar bekleyen genç adam iç çekerek eve doğru yola koyulmuştu.  

***

Aynur Hanım öfkeyle odada dolanırken onu izleyen kadının konuşmasıyla ona dönmüştü.

“Ne yapmayı planlıyorsun Aynur?” kadının sorusu ile duraksayıp kısa bir süre düşündükten sonra yeniden dolanmaya başladı.

“Ecem’i alacaksın!”

“Anlamadım?” Aynur hafif gülümseyerek eski dünürü Hünkar hanıma bakmıştı.

“Beni duydun, velayet davası aç ve torununu oğlumdan al.” Hünkar Hanım şaşkınlıkla kadına bakarken ne söyleyeceğini bilmemişti.

“Sen ağzından çıkanın farkında mısın Aynur? Oğluna dava açmamı istiyorsun.”

“Ne olmuş? Oğlum o varoşla evlenmekte ısrarlı. Torunum o kız tarafından büyütülmeyecek. Ya evlenmekten vazgeçer, ya da kızını elinden alırız.” Yaşlı kadın yıllardır tanıdığı kadına inanamıyordu. Gözünü hırs büyümüştü. Kendi oğluna bile acıması yoktu.

“Bu benim için sorun değil. Torunumu elbette yanımda isterim ama hangi hakim babası varken çocuğu bana verir ki?”

“İşte burada da biz devreye gireceğiz. O kızın uygunsuz bir anne adayı olduğunu ıslatmalıyız.”

“Nasıl?” kadın kaşlarını çatarak düşünmeye başlamıştı. Oğlunun gözünü açmak için elinden geleni yapacaktı. Aras’ın Arya ile evlenmemesi için her şeyi yapmaya hazırken Hünkar’ın tereddüdünü fark edince kadına döndü.

“Bu kadar düşünmemelisin, bana güven. O kız gelinim olmayacak.”

“Neden bu kadar taktın o kıza?” Aynur Hanım gelen soruyla sinirlenmişti.

“Ailemize uygun bir kız değil, kim olduğu belli olmayan birini Aras ile evlendiremem.” Hünkar Hanım başını iki yana sallarken bir yandan da karşısında ki kadının sağlıklı düşünemediğini düşünüyordu. Bir süre plan yaptıktan sonra Hünkar Hanım evine doğru yol alırken Aynur Hanım plan yapmaya devam ediyordu.

“Aynur Hanım sizinle konuşmak isteyen biri var.” Köy evine geldiğinde hizmetini görmesi için köydeki fakir aileden birinin kızını yanına yardımcı olarak almıştı.

“Kimmiş gelen?” genç kız bilmediğini belirtirken Aynur Hanım merak ederek kapıya yönelmişti.

“Aynur Hanım?”

“Evet, siz kimdiniz?” otuzlu yaşlardaki adam kadına elini uzatarak “Adım Nedim, Seda hanımın avukatıyım,” dediğinde Aynur Hanım kaşlarını çatmıştı.

“Kızımın avukatını değiştirdiğini bilmiyordum, sorun neydi?”

“Seda Hanım bebeğinin ölümünden dolayı kürtajı yapan doktora dava açtı. Siz de bu davada tanık olacaksınız.”

“Kim söyledi, ben hiçbir şeye tanıklık etmeyeceğim. İfade de vermeyeceğim.”

“İş birliği yapmanız sizin hayrınıza olur Aynur Hanım. Torununuzun yanlış teşhisle hayatına son veren doktorun ceza almasını istemez misiniz?” Aynur Hanım duydukları ile iyice sinirlenmişti.

“Neden isteyeyim ki? İyi ki doğmadı o bebek.” Adam şaşkınlıkla yaşlı kadına bakarken konuşmaları duyan genç kız kadının gaddarlığına şaşırmıştı.

“Siz ne dediğinizin farkında mısınız?”

“Konuşma bitmiştir genç adam, şimdi evimi terk edin.”

“Ama Aynur Hanım…” Kadın Nedim’in yüzüne kapıyı kapatırken yanında ki kıza dönerek “Bu adam bir daha gelirse eve alma,” dedi. Kız başını sallayarak yanından geçip giden kadının arkasından bakarken ne söyleyeceğini bilememişti.

Nedim evin yanından ayrılırken telefonunu çıkararak müvekkilini aramıştı. Yurtdışı araması olduğu için internet üzerinden genç kadını ararken bir süre sonra karşı taraftan gelen sesle duraksamıştı.

“Evet, kimi aramıştınız?”

“Merhaba ben Nedim Sözer, Seda Aksoy ile görüşecektim.” Kısa bir sessizliğin ardından genç kadın konuşmuştu.

“Benim, siz kimsiniz?”

“Ben sizin davanıza bakan avukatım Hanımefendi, dava hakkında konuşmak istemiştim.”

“Avukat mı? Benim avukatım Ahmet abiydi, ona ne oldu?” kızın endişeli sesiyle genç adam hafif gülümsemişti.

“Ahmet Bey yoğun olduğu için davanızı bana devretti. Daha önce bildirmek istedik ancak size ulaşamadık. Yurtdışında olduğunuzu öğrenince…”

“Anladım, sorun ne avukat Bey?” Seda genç adamın sözünü keserek sormuştu.

“Davada şahitlik etmesi için annenize uğradım ancak ilgilenmediğini belirtti.” Seda adamın sözlerine sinirlenmişti.

“Neden ilgilensin ki? Nasılsa doktor onun emirlerini yerine getirdi.”

“Anlamadım, annenizin bu olayla ilgisi ne?”

“Anlaşılmayacak bir durum yok avukat Bey, bebeğimin katilleri annem ve o doktor. Anneme ne olacağı umurumda değil ama o doktor başka kadınların canını yakamayacak.” Nedim ne söyleyeceğini bilememişti. Az önceki davranışlarından Aynur hanımın böyle bir şey yapabileceği izlenimine kapılmıştı. Anlaşılan aile içi bir kavganın içinde olacaktı.

***

Arya eve girdiğinde annesi ve abilerini salonda otururken bulunca hafif gülümsemişti.

“Ne kaynatıyorsunuz?”

“Geldin mi kızım, Aras oğlum nerede?” diye sorduğunda Arya çantasını kenara bırakarak annesinin yanına oturmuştu.

“Eve gitmesi gerekiyordu anne, size selamı var. Siz ne konuşuyordunuz?” Emine Hanım hafif geri başını eğerek koridorun sonuna bakıp yeniden kızına dönmüştü. Arya annesinin şüpheli davranışlarına şaşırırken Emine Hanım kızına eğilerek cevap vermişti.

“Serdar abin bir ev bulmuş, onu konuşuyorduk. Yarın Gülşen kızım ile yarın gidip bakacaklar.”

“Öyle mi çok sevindim. Nerede uzak mı buraya?” Serdar kardeşine gülümseyerek bakmıştı.

“Çok değil, biraz iç kısma kalıyor ama evi çok beğendim. Üstelik üç katlı bir ev…”

“Hadi canım, istediğinden bir kat fazla değil mi?” Serdar başını sallayarak genç kıza bakmıştı.

“Üstelik düşündüğümden daha uygun fiyatı var. Eğer Gülşen de beğenirse almayı düşünüyorum.”

“Senin adına sevindim. Yarın büyük gün desene.”

“Siz ne yaptınız? Aras’ın pek keyfi yok gibiydi.” Selim araya girerek sorduğunda Emine hanımda merak etmişti.

“Bir sorun mu var kızım, ne oldu?” Arya sıkıntıyla annesine bakarken bakışlarını önünde kavuşturduğu ellerine çevirmişti.

“Ecem için velayet davası açmışlar.”

“Kim?”

“Eski karsının ailesi Aras benimle evlenmek istediği için kızını elinden almaya çalışıyor.” Emine Hanım ellerini dizlerine vurarak yerinden kalkmıştı.

“Vah yavrum, Aras oğlum ne dedi? Evliliği iptal mi ediyorsunuz?”

“Ben teklif ettim ama Aras kabul etmedi. Hatta düğünü erkene almak istediğini söyledi.” Serdar kaşlarını çatarken Selim kızın utanarak bakışlarını kaçırmasına gülümsemişti.

“Öyle mi? baban iyi olsun bakarız.”

“Anne bu şaka değil, evlilikten bahsediyoruz.” Emine Hanım kızının isyanına karşı kaşlarını çatarak “Sen istemiyor musun kızım bu evliliği?” diye sordu.

“Ne alakası var anne, ben biraz daha birbirimizi tanıyalım diye dedim.”

“Yok yok sen emin değilsin evlilik konusunda. Bak kızım istemiyorsan söyle Aras oğlumla konuşalım. Gencecik adam kendine göre birini elbet bulur.” Arya şaşkınlıkla annesine bakarken ne yaptığını fark etmeden hızla yerinden kalkmıştı.

“Sen ne diyorsun anne? Evlenmek istemediğimi söylemedim ki!”

“İstiyorsun yani?” Arya köşeye sıkışmış bir şekilde yardım istercesine abisi Selim’e bakmıştı.

“Abi bir şey söylesene, neden susuyorsun?”

“Ne söyleyeyim, annem haklı. Evlenmek isteyip istemediğine karar vermelisin. Bu iş çocuk oyuncağı değil.”

“Bizde oyun oynamıyoruz abi. Sadece biraz daha alışmak istiyorum.”

“Ama oğlanın başı dertte şuanda. Hem de seninle evlenecek diye. Ailesi belli ki onu sosyeteden biriyle evlendirmek istiyordu.” Serdar’ın da araya girmesi ile Arya şaşkınlıkla ona bakmıştı.

“Sen de mi abi?”

“Ne var, Aras’a gıcık olsam da hakkını yememek lazım. O iyi bir adam, yıllardır ailenin tüm yükünü omuzlarına almış. Kime sorsam adam hakkında iyi konuşuyor. Belki kötü bir olay atlattınız ama bu olay sayesinde iyi bir eşin olacak.” Arya abisinin her bir sözünde şaşkınlığa uğruyordu.

“Sen Aras’ı mı araştırdın?”

“Elbette araştırdım. İki gözümden birini veriyoruz.” Arya abisine sarılarak başını göğsüne yaslamıştı. Gözleri yaşarırken Selim araya girerek “Kıskanıyorum ama ,” diye söylendiğinde Arya gülerek diğer abisine sarılmıştı.

“Senin yerin ayrı abicim, sen bizim ikinci babamızsın.” Selim kardeşini kolunun altına alarak saçlarını karıştırmıştı.

“Bu kadar yeter Arya, hadi Gülşen mutfakta çay yapıyordu ona yardıma git. Kız geldiğinden beri hizmet ediyor.”

“Tamam anne, bu arada Gülten teyze nerede?” Arya’nın sorusu ile Emine Hanım’ın yüzü asılmıştı.

“Bu gün kendini iyi hissetmiyordu. Erken yattı, yatsı namazına kaldırmamızı istedi.”

“Keşke hastaneye götürseydiniz.”

“Yarın randevusu var. Doktor ameliyat demişti. Yarın kan tahlili yapacaklar.”

“İnşallah iyi olacak.” Arya çantasını odasına bırakarak mutfağa girdiğinde şaşkına dönmüştü.

“Sen ne yapıyorsun?” Arya Gülşen’in masanın üzerine açmaya çalıştığı hamura şaşkınlıkla bakmıştı.

“Canım sıkıldı börek yapmak istedim.”

“Bu saatte?”

“Ne yapayım, canım çok sıkıldı. Annem erkenden yattı, sizinkiler de konuşmaya dalınca ben…” Gülşen konuşmayı keserek gülümsemişti.

“Beni boş ver sen en yaptın? Nasıl gidiyor staj?” dediğinde Arya sandalyeyi çekerek oturmuştu. Gülşen açtığı hamuru tepsiye sererken Arya da genç kızın hazırlamış olduğu içi hamurun üzerine serpiyordu. İkili el çabukluğu ile böreği hazırlayıp fırına sürmüşlerdi. Çay çoktan olmuş demini alması için ocağın üzerine bırakmıştı.

“Sizde durumlar nasıl?” Arya’nın sorusu ile Gülşen derin bir iç çekerek genç kızın karşısına oturarak ona bakmıştı.

“Serdar ev baktığını söyledi, almak istiyor ama bence bu kadar masrafın altına girmesine gerek yok.”

“Bu konuda abimle tartışmanı önermem Gülşen, abim her zaman planlı yaşar. Kafasına koyduğunu yapmadan rahat edemez. Huysuz olur.” Gülşen kızın sözlerine gülerken başını sallayarak “Bunu fark ettim,” dedi.

“O zaman bırak senin için ne yapmak istiyorsa yapsın. Üstelik sen buna değersin.”

“Teşekkür ederim. Annem iyi olsun da benim için evmiş düğünmüş önemli değil.”

“Bu şekilde sakın abimin yanında konuşma…” Arya kapıya doğru kısa bir bakış atarak kıza yaklaştı.

“Abim düğün istemediğini duyarsa çok kızar. O küçükken bile damatlık giyip horon edeceği hayallerini kurardı.”

“Ciddi misin?” Arya kızın heyecanla sormasına aynı heyecanla kafasını sallayarak karşılık vermişti. Arya’nın telefonu çalınca genç kız izin isteyerek arayana bakmıştı. Arayanı görünce de heyecanla telefona cevap verdi.

“Alya, nasılsın?”

“Ben iyiyim, asıl siz nasılsınız? Ne yapıyorsunuz bensiz?” Alya’nın neşeli sesi genç kızın içini rahatlatmıştı.

“Biz Gülşen ile sohbet ediyorduk. Gelin Hanım bize börek yaptı.”

“Arya!” Gülşen kızın sözlerine utanarak tepki vermişti.

“Desene gelimiz çok hamarat.” Alya’nın kahkahası mutfakta yankılanırken Gülşen araya girerek “Oradan bile buraya yetişebiliyorsun ya Alya pes,” dediğinde Alya daha da keyiflenmişti.

“Elbette, görümceyim kızım ben.” Arya ikizinin neşesinin yerinde olduğunu anladığında rahatlamıştı.

“Başladın mı staja, ilk günün nasıldı?” Arya’nın sorusu ile kızın sesi solmuştu.

“Birçok gereksiz var Arya, seni özledim.”

“Alya, lütfen rahat dur. Bazen ağzından çıkanları engelleyemiyorsun.”

“Biliyorum, üstelik bu gün biriyle tartıştım bile.”

“Alya, neden böyle yapıyorsun?”

“İnan bu sefer ben bir şey yapmadım, gelip bana sataştı. Guruptaki tek kız olduğum için beni alt edebileceğini sandı galiba. Hocanın bana sorduğu soruya cevap verdi salak ama yanlış cevap verdi.” Arya ikizinin sesindeki kinayeyi duyunca gülmemek için kendisini zor tutmuştu. Gülşen Arya kadar başarılı olamadığı için gülmesini engelleyememişti.

“Gerçekten aptalmış. Kim benim ikizimle soru cevap oyununda yarışabilir ki?” Arya’nın sözlerine Alya aynı kibirle cevap vermişti.

“Dimi ama ikiz, haddini bilmeden benim soruma cevap veriyor. Hem de yanlış cevap veriyor.” Arya başını iki yana sallarken Gülşen fırına bakmak için ayaklanmıştı.

“Alya, lütfen kimseye bulaşma, dikkatli ol.”

“Tamam, babam nasıl oldu. Abim aramıştı ama cevap veremedim. Bu gün görebildiniz mi?” Alya ve Arya babası hakkında konuşmaya başladıklarında Gülşen pişen böreğini fırından çıkararak kenara bırakmıştı. Çay servisi için bardakları hazırlarken Arya gece konuşacaklarını söyleyerek telefonu kapatmıştı. Yatsı ezanının okunduğunu duyan genç kız Gülşen’e bakarak “Sen Gülten teyzemi uyandır Gülşen ben servisi yaparım,” dedi. Kız annesini uyandırmak için mutfaktan çıkarken Arya da Gülşen’in yarıda bıraktığı işi tamamlayıp çay servisine başlamıştı.

“Nerede kaldınız kızım, bir çay yapmak ne kadar sürdü böyle?”

“Onu gelinine söyleyeceksin anne, bu saatte size börek yapmış.” Arya abisine bakarak konuşurken tek kaşını yukarı kaldırarak şakalaşmıştı.

“Öyle mi, şu kızdan bir şeyler öğrenin.” Serdar annesini işaret ederek “Gördün mü?” dediğinde Emine Hanım oğluna gülmüştü.

“Anne, aşk olsun ben yapmıyor muyum?”

“Yapıyorsun elbet ama kırk yılda bir.” Arya dudaklarını büzerek yalandan kaşlarını çatmıştı.

“O zaman söylersin gelinine her gün yapar size.”

“Ne yapıyorum her gün?” Gülşen elinde servis tabağı ile konuşmanın sonunu duyduğu için sorarken Arya kahkaha atarak “Gördün mü anne, gelinliği hemen benimsemiş bizim ki?” dediğinde Gülşen utanarak bakışlarını kaçırmıştı.

“Kızımla uğraşma Arya, ikizinin gitti sen mi kızımı sıkıştırıyorsun?” Arya annesine şaşkınlıkla bakarken Selim kardeşinin yüz ifadesine daha fazla dayanamayarak gülmüştü.

“Pes anne, bir daha bir şey söylersem ne olayım. Ben gidiyorum…” Arya elindeki çayları dağıtarak salondan çıkarken Serdar annesine bakarak “Alındı senin kız anne,” dediğinde Emine Hanım oğluna gülerek başını iki yana salladı.

“Kardeşini hiç tanımamışsın Serdar, böyle bir şeye alınmayacağını bilmen gerekir. Kesin telefonla konuşacak yol yapıyor kendine.”

“Anne, senin gözünden de bir şey kaçmıyor.” Emine Hanım gülümserken salona Gülten hanımın gelmesi ile güzel bir akşamın başlangıcını yapmışlardı.

***

Arya odasına girdiğinde hemen Aras’ı görüntülü olarak aramıştı. Genç adamın telefona cevap vermesini beklerken telefonu açan kişi ile yüzü kocaman gülümsemişti.

“Hayatım, sen telefona cevap mı verdin?” Ecem eksik dişlerini göstererek genç kıza gülerken ekrana birden Akın’ın yüzünün girmesi ile genç kız korkarak telefonu elinden atmıştı.

“Hey ne oldu, yere mi düştün?” Akın’ın kahkaha atan sesi ile Arya sinirlenerek savurduğu telefonu eline alıp kızgın bir şekilde “Elimden çekeceğin var, arkanı kollasan iyi edersin!” dediğinde ekranda kendisine şaşkın bir şekilde bakan adamla yüz yüze gelmişti.

“Arya?”

***

Yorumlarınızı eksik etmeyin… Beğeni butonunu es geçmeyin lütfen! 🙂

24.BÖLÜM <<<<<<——>>>>>> 26.BÖLÜM

14160cookie-checkTatlı Hata 25. Bölüm
mermaridyy hakkında 333 makale
Yasemin Yaman KTÜ Orm. End. Müh. mezunu. Şuanda Parola Yayınlarında yazar. Hobileri yazmak, müzik dinlemek, basit çizimler yapmak ve manga okumak. Benim Küçük Gelinim ve Göremediğim Sen, Sen Olmadan Asla, Kara Duvak, Hep Seni Bekledim adında beş kitabı basıldı.

5 yorum

  1. Bölüm için teşekkürler harikaydi emeğine sağlık Yazarcigim ❤️❤️ ahh bu kadın ne kadar kötü gaddar ya bir de eski dunurunu de ayartmis :@ velayet için . Seda ve avukat mi olacak acaba onu merak ettim şimdi :/ inşallah bu avukat sayesinde doktor ve Seda’nin annesi cezalarını çekerler ya . Ayrıca bu dünür korkup anlatsa her şeyi Aras’a

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*