İntikam 41. Bölüm

Merhaba arkadaşlar. Hayırlı geceler. Yeni bölümle karşınızdayım. Umarım bölümü beğenirsiniz. Yorum yapan herkese teşekkür ederim. 🙂 

Keyifli okumalar.

****

Genç adam hedefine doğru ilerlerken ilk kez endişelerinden arınmış bir şekilde yolunda gidiyordu. Yolun sonunda ki onun içini buruk bir mutlulukla doldursa da burukluğu çok sevdiği babasının bu mutluluğuna ortak olamayacak olmasındandı. Arabanın camını aşağı indirerek içeriye rüzgarla giren temiz havayı içine çekti. Keyfi yerindeydi. Parmakları radyoya ulaştığında kulaklarına dolan Karadeniz parçası ile dudakları yana kıvrılmıştı. Dilinde gelevera deresi parçası rüzgarla arabanın dışına taşarken iyice keyiflendi. Ne güzel söylüyordu rahmetli Kazım Koyuncu. Şarkı ne kadar hüzünlü olsa da içinde taşan duygulara tercüme oluyordu.

Koverdun gittun beni oy
Koverdun gittun beni
Allahından bulasun oy
Allahından bulasun

Kimse almasun seni
Kimse almasun seni
Yine bana kalasun
Kimse almasun seni oy
Kimse almasun seni
Yine bana kalasun

Arabanın içinde yankılanan telefon sesi ile radyonun sesini kısarak cevap vermişti. Kulaklarına dolan naif ve endişeli sesle derin bir iç çekmişti.

“Neredesin?” genç kızın sesinde ki tedirginlik onun dikkatini çekse de birkaç dakika sonra yanında olacağını bilerek iç çekmişti.

“Yoldayım, yanınıza geliyorum.” Hüzün’ün kulaklarına kadar yankılanan rahatlama sesi Erem’in gülümsemesine neden olmuştu.

“İyi misin? Saldırıya uğramışsınız.” Erem genç kızın kendini kasan sesiyle ağlamak üzere olduğunu anladığında dişlerini sıkmıştı.

“Merak etme, ben iyiyim. Her şey bitti artık. Bundan sonra özgürüz.” Kulaklarına dolan burun çekme sesi ile daha da üzülmüştü. Birkaç dakika sonra araba polis merkezinin önüne durduğunda hızla aşağıya inerek içeriye girmişti. Hüzün koridorda oturmuş bir eli yanaklarından aşağı akan sessiz yaşları silerken diğer yandan genç adama cevap veriyordu. Erem onun perişan halini görünce daha fazla dayanamayarak seslenmişti.

“Hüzün!” genç kız kulaklarına yankılanan sesle hızla yerinden kalkarak sesin geldiği yöne dönmüştü. Elindeki telefon yana düşerken hızla genç adama doğru koşmuştu. Kimin ne söylediği, ya da ne düşündüğü umurunda değildi. Erem’i karşısında sağ salim görmüştü ya umurunda değildi. Kollarını genç adamın boynuna dolarken hıçkırığı Erem’in boynunda boğulmuştu. Erem genç kızı teskin etmeye çalışırken Hüzün hıçkırıkla konuşmuştu.

“Çok korktum, kimse bir şey demedi.” Hüzün saldırıyı aldığında ekip arabasında merkeze götürülüyordu. Ne kadar diretse de Erem’in yanına gitmesine izin verilmemişti. Beklemek kadar zor bir şey yoktu. Haber gelene kadar neredeyse aklını kaçıracaktı. Bir de keskin nişancı var konuşmasını duyunca iyice delirmişti. Sonunda kendisini sorgu odasına kilitleyenlere çıkarmaları için yalvarmış ama dışarıya çıkarılmamıştı. On dakika önce operasyonun bittiğini söyleyen polis onu dışarı çıkardığında perişan haldeydi. Annesi kızın perişan haline üzülse de elinden bir şey gelmemişti. Telefonla Erem’e ulaştığında ise tüm sinir uçlarına kadar rahatlamış, eli ağayı boşalmış bir şekilde koridora çökmüştü.

“Geçti artık, hadi…” Erem kızı kendisinden uzaklaştırırken onun yüzüne baktığından kızın perişan halini görünce içinden bildiği tüm iyi niyetlerini saydırmaya başlamıştı.

“Bu halin ne Hüzün?” Hüzün’ün yüzünü ellerinin arasına alarak kızın ıslak yanaklarını silmişti.

“Çok korktum!” genç kızın ağzından başka bir kelime çıkmamıştı. İkili müdürün odasına doğru ilerlerken içerden gelen sesler birden kesilmişti. Gülşen Hanım kızının yanında Erem’i görünce derin bir nefes almıştı.

“Geldin mi Erem, çok şükür iyisin.”

“Yenge, nasılsın? Adamlar getirildi mi?” kadın başını sallarken müdür araya girerek ikiliye bakmıştı.

“İyi olmana sevindim evlat, yoksa bu kızı zapt etmek kolay olmayacaktı. Merkezi birbirine kattı.” Hüzün adamın sözlerine alınmamıştı. Erem’in elini sıkıca tutmuş bırakmamıştı. Sanki bıraksa kaybolacaktı. Erem elinde ki baskının farkında olsa da bir şey söylememişti. Kızın korkusunu iliklerine kadar hissediyordu.

“Bizim yapacağımız bir şey kaldı mı müdürüm?”

“Yok şimdilik. Yarın gelir ifade verirsiniz.” Erem başını sallayarak yengesine de söyleyerek merkezden ayrılmışlardı. Gülşen Hanım önünde el ele giden ikilinin ardında bir süre onlara bakmıştı. Kızının Erem’e olan sevgisini elbette biliyordu ama ilk kez bu kadar somut bir şekilde görüyordu. Genç kızı arabaya bindiren Erem yengesinin geride kaldığını görünce duraksamıştı.

“Yenge, neden gelmiyorsun?” kadın genç adamın seslenmesi ile adımlarını hızlandırarak arabaya binmişti. Araba sessiz bir şekilde ilerlerken hala tedirginliğini atamayan genç kız bakışlarını biran olsun Erem’in üzerinden ayırmamıştı.

“Annen ne zaman hastaneden çıkacak Erem?” Erem kadının sorusu ile gülümsemişti.

“Haftaya çıkabilirmiş, Özlem abla öyle söyledi. Evde fizik tedavi görecek.” Kadın anlayışla kafasını sallarken başını cama çevirmişti.

“Şu miras işleri hallolduktan sonra evi satışa çıkaracağım. Sen anlarsın bu işlerden ilgilenir misin? O eve girmek istemiyorum.” Erem aynadan yengesine bakmıştı.

“Mirası beklemene gerek yok yenge, ev zaten senin üzerine.” Kadın şaşkın bir şekilde genç adama bakarken bu durumdan haberi olmadığını anlayan Erem konuşmasına devam etti.

“Sanırım bilmiyordun? Evi size Hüzün’ün dedesi almış, tapuyu da senin üzerine yapmış yenge.” Kadın onun her sözü ile daha da şaşırıyordu.

“Benim üzerime mi?”

“Neden şaşırıyorsun? Babanız sonuçta, kızını güvene almak istemesi normal. Üstelik şirketi hisselerini de Hüzün’ün üzerine yapmıştı. Bunu biliyor olmalısınız.”

“Hisselerden haberim var. Zaten o hisseler olmasaydı kızım şuanda yaşıyor…” Kadın son anda sözlerinin nereye gittiğini anlayarak susmuştu. Hüzün dalgınlıktan fark etmese de Erem yengesinin ne söylemek istediğini anlamıştı. Direksiyonda ki eli gerilirken derin bir nefes aldı.

“Sen bunları düşünme yenge, hem annem çıkınca birlikte yaşarsınız. İki yalnız kadın, birbirinize destek olursunuz.”

“Anlamadım?”

“Yakında biz ayrı eve çıkabiliriz.” Kadın şaşkınlıkla Erem’e bakarken Hüzün adamın neden bahsettiğini anlamadığı için bir şey söylememişti. Erem evden mi ayrılacaktı. Yüzü asılırken annesinin sesi ile kendisine gelmişti.

“Böyle bir planını olduğunu bilmiyordum.” Hüzün annesine hak vererek araya girmişti.

“Bende bilmiyordum, neden evden ayrılacaksın ki?” Hüzün’ün safça sorduğu soru karşısında Erem gülerken annesi kızının saflığına şaşırmıştı. Erem onunla uğraşma dürtüsüne engel olamamıştı.

“Yakında evlenmeyi düşünüyorum.” Hüzün kulaklarına yankılanan sözlerle donup kalmıştı.

“Ev…lenmek mi?” kızın sesi fısıltı gibi çıksa da Erem duymuştu. Başını sallayarak yandan genç kıza baktı.

“Evet, hayat çok kısa. Bu gün bunu bir daha anladım. Artık hayatımı düzene sokacağım. Evlenmeye karar verdim.”

“Demek karar verdin?” Hüzün içine çöreklenen acı ile yutkunmuştu. Bakışlarını genç adamdan çekerek geride bıraktıkları yola odaklanmaya başlamıştı.

“Evet, neden şaşırdın? Sen evlenmek istemiyor musun?”

“Henüz erken.” Erem kızın cevabı ile hızla ona dönmüştü. Gözlerini kısarak birkaç saniye kıza baktıktan sonra yeniden yola odaklanmıştı. Gülşen Hanım sessizce ikilinin konuşmasını dinliyordu.

“Ne yani evlenmeyi düşünmüyor musun?” adamın sesi endişeli çıkarken Hüzün onun neden bu şekilde telaşlandığını anlamaya çalışıyordu. Araba yol ayrımına girerken uzun zamandır evine gitmediğini düşünerek Erem’e dönüp arabayı diğer yola çevirmesini istemişti.

“Nereye gidiyoruz kızım?” Gülşen hanımın sorusunu Erem de merak etmişti. Yolu tarif ederken Erem kızın gitmek istediği yeri anlamıştı.

“Tadilat bitti mi?”

“Bitmiş olması lazım. Ali eski sahiplerini götürdüğüne göre bitti.” Erem Ali’nin adını duyunca gerilmişti. O adamın Hüzün’ün etrafında dolanmasından hoşlanmıyordu. Onu araştırmıştı. Genç adam hakkında olumsuz tek bir şeye ulaşamamıştı. Adam aileden hem zengin, hem de ailesine muhtaç olmak istemeyecek kadar erdemliydi. Zenginliğine rağmen kendi ayaklarının üzerine durmaya çalışıyordu.

“Şu Ali, neden senin etrafında?”

“Orhan amcam tavsiye etti. O yönlendirdi.”

“İyi halt etti.” Erem sessizce söylenirken Gülşen Hanım gülümsemesini saklayarak bakışlarını kaçırmıştı. Araba daha önce evin etrafında olmayan yüksek duvarların önünde dururken Hüzün başını kaldırarak etrafına bakınmaya başlamıştı.

“Vay canına, iyi iş çıkarmışlar.” Daha önceden derme çatma bir çitle etrafı çevrilen evin kale gibi korunacak halde olması ikisini de şaşırtmıştı. Bakışları duvarların üzerinde ki kamera sistemine kayınca bu işin içinden de amcasının çıkacağına emin olmuştu. Araba kayar bahçe kapısının açılması ile içeri girerken Hüzün etrafına hayranlıkla bakmaya başlamıştı. Ev baştan aşağı yenilenmişti. Bahçesi mükemmel olmuştu. Bahçedeki küçük havuz, köşedeki kuyu ve etrafı sarmaşıkla çevrili olan çardak o kadar iç açıcı görünüyordu ki Hüzün arabadan iner inmez hızla etrafta dolanmaya başlamıştı. Gülşen Hanım kızının mutluluğu karşısında hüzünlenmişti. Kızı ondan ayrılacaktı.

“Planlarında kızım varsa bu eve alışmaya bak Erem,” kadın etrafına neşe saçan kızın mutluluğunu göstererek devam etmişti. “Bu ev onun vazgeçilmezi gibi.” Erem başını sallayarak etrafına bakınmaya başlamıştı. Ev eski bir yapıydı ama elden geçirdiği belli oluyordu. Bu tadilat sadece bahçeyle sınırlı değildi anlaşılan. Evin yüksek pervazlı giriş kapısına baktığında kapı birden açılmıştı. İçeriden dışarıya çıkan yaşlı adam Erem’e kaşlarını çatarak bakmıştı.

“Birine mi baktın evladım?” Erem şaşkınlıkla evden çıkan adama bakarken kulaklarına yankılanan şen şakrak sesle daha da şaşırmıştı.

“Hilmi amca, nasılsın?” Adam kendisine seslenen kızı görünce yüzü aydınlanmıştı. Ömrü billah minnettar kalacağı kızın sesi adamı mutlu etmişti.

“Hüzün kızım, hoş geldin? Sonunda gelmeyi akıl ettin.” Kızın yüzü düşerken hızlı adımlarla adamın yanına giderek elini alıp öpmüştü. Bakışları yumuşayan yaşlı adam kendilerini izleyen Erem ve Gülşen hanımı göstererek sordu.

“Misafirin mi var kızım?” genç kız arkasındaki ikiliye dönerek gülümsemişti.

“Bu annem Hilmi amca, bu da Erem…” Erem, genç kız onun sonuna nasıl bir hitap getireceğini bilememişti. Amcamın oğlu dese, üvey amcamın oğlu dese… sevdiğim adam dese… her türlü elinde patlıyordu. Erem kızın çelişkisini sezerek öne çıkıp admaın elini öpmüştü.

“Merhaba efendim, Erem ben…” genç kızın omuna elini atarak onu kendisine çekmişti.

“Bu Hanım kızının sözlüsüyüm!” Erem’in sözleri genç kızın donup kalmasına neden olmuştu. Hüzün kalbine inen darbe ile sallanmıştı. Heyecanını belli etmemek için yumruk yaptığı eline tırnaklarını batırırken yaşlı adam sevinerek kızı ve Erem’i tebrik etmişti.

“Hüzün?” heyecandan ne söyleyeceğini bilemeyen genç kız annesinin sesi ile kendisine gelmişti. Hızla genç adamın kolunun altından çıkarak kadına ulaştı.

“Nasıl buldun anne, güzel değil mi?” lafı hemen değiştiren kızın davranışı Erem’in gözünden kaçmamıştı. Kaşlarını çatarken Hüzün yaşlı adama dönerek “Aynur teyze nasıl oldu?” diye sordu. Adam merdivenlerin yanına kendisini düşünerek düz rampadan evin kapısına ulaşırken içeri geçmeleri için onları davet etmişti.

“Arka bahçede kızım, senin çiçekleri ekiyor. Çok şükür, sayende Hanım çok iyi tedavi gördü. Allah senden razı olsun.”

“Oh çok sevindim. Odanızı beğendiniz mi? bir eksiğiniz var mı?” kızın sözleri Erem ve Gülşen hanımı şaşırtırken Hüzün onların şaşkınlığını fark ederek bakışlarını kaçırmıştı.

“Yok kızım, Ali Bey oğlum haftada iki gün ihtiyaç var mı diye gelip soruyor. Allah ikinizden de razı olsun.”

“İyi bari, yakında bende geleceğim. O zaman daha rahat ederiz değil mi?” Yaşlı adamın koluna girerek evin içine doğru ilerlerken Erem ve Gülşen Hanım şaşkınlıkla onları takip etmişti. Evin içi de dışı gibi mükemmel olmuştu. Elden geçen yüksek kapılar, merdiven tırabzanları ve pencereler. Duvar kağıtları bile değişmişti. Ev o kadar huzur doluydu ki Erem bile evi hemen sevmişti. Hilmi Bey evin arka kapısına doğru ilerlerken Erem ve yengesi evin içini inceliyordu.

“Güzelmiş ev.” Kadının sözlerini Erem başını sallayarak onaylamıştı.

“Bu aileyle yaşamak istemiş Hüzün!” Gülşen hanımın sözleri Erem’in içini acıtmıştı. Ne kadar yalnız bırakmışlardı ki genç kız kendisine yeni bir aile bulmaya çalışmıştı. Bakışlarını kaçırarak az önce arka bahçeye çıkıldığını düşündüğü kapıya ulaşmışlardı.

“Aynur Hanım bak kim geldi?” adamın sevinçli sesi ikilinin kulağına kadar gelmişti. Kapıdan çıktıklarında Hüzün yaşlı kadının elini öpüyordu.

“Oy kızım geldin mi sonunda?” yaşlı kadını gözyaşı dökmeye başlaması Hüzün’ü gülümsetmişti.

“Niye ağlıyorsun Aynur teyzem, bak her şey yoluna girdi artık.” Kadının içi geçmişti. Yaşadıkları ağır geliyordu. Kendi öz çocukları onları kapı dışarı ederken hiç tanımadıkları kızın sahip çıkması yaşlı yüreğine ağır geliyordu. Bakışları kapıdan çıkan ikiliyle çakışırken duraksamıştı.

“Misafirin mi var kızım? Bir çay koyayım ben.” Yaşlı kadın ileri atılırken Hüzün onu durdurmuştu.

“Gerek yok teyzem, ben evin son halini merak etmiştim. Onlar annem ve…” Erem kızın konuşmasının devamını beklerken yaşlı adam araya girmişti.

“Kızımızın sözlüsü…” Hüzün itiraz edeceği sırada Erem ona engel olmuştu. Hızla ilerleyerek yaşlı kadının elini öpmüştü.

“Nasılsın teyze?” Aynur Hanım elini öpen Erem’in başını severken bir yandan da kendisine tanıdık gelen Gülşen hanımı süzüyordu.

“Kızım biz tanışmış mıydık?” Gülşen Hanım gelen soruyla gerilmişti. Kadın ona da yabancı gelmiyordu. Hafızasını yoklamaya çalışıyor ama bir türlü çıkaramıyordu.

“Sanmıyorum Aynur Hanım, sizi ilk defa görüyorum.”

“Allah Allah, sanki seni daha önce görmüştüm.”

“Belki gazetelerde gördün teyzem.” Hüzün araya girerken kadın başını iki yana sallayarak Gülşen hanıma doğru ilerledi. Biraz daha yaklaşarak dikkatle yüzüne bakmıştı.

“Hilmi Bey sana da tanıdık gelmiyor mu Hanım kız?” Gülşen Hanım kendisine edilen hitap şekliyle gerilmişti. Daha önce duyduğuna yemin edebilirdi. Bakışları merakla ikili üzerinde dolaşırken karısının uyarısı ile Hilmi Bey de Gülşen hanımı incelemeye almıştı. Bakışlardan rahatsız olan kadın yerinde kıpırdanırken Hüzün annesinin rahatsızlığını anlayarak araya girmişti.

“İnsanlar çift yaratılır derler teyze, annem sizi daha önce görseydi elbet hatırlardı.” Yaşlı kadın ikna olmasa da üstelememişti.

“Hadi içeri geçelim, size çay koyayım.” Hüzün yaşlı kadının eve girmesinin ardından gerilen annesinin yanına gitmişti.

“Ne oldu anne? Neden bu kadar gerildin?” kadın kızının sorusu ile duraksamıştı. Başını iki yana sallayarak kızına döndü.

“Sen beni düşüneceğine müstakbel sözlünü düşün!” Hüzün annesinin sözleri ile duraksamıştı. Erem yengesinin sözleri ile duraksayan kızının yanına yaklaştığında Hüzün kaşlarını çatarak genç adama bakmıştı.

“Bu sözlüm meselesi de nedir?” Erem omzunu silkeleyerek ona bakmıştı.

“Neden şaşırıyorsun ki? Elinde sonunda evlenecektik.”

“Kim demiş? Benim niye haberim yok.” Erem kızın kaş çatışı ile gülümsemişti. Eliyle kızın kırışan alnını düzelterek yanaklarını kıstırmıştı.

“Şu şekilde bakma çirkin oluyorsun. Alnın erken kırışacak.”

“Erem!” kız onun gamsız davranışlarına kızmaya başlamıştı.

“Efendim hayatım.” Hüzün gelen hitapla yutkunmuştu. Kendisine gözleri parlayarak bakan Erem’e inanamıyordu. Ne olmuştu bu adama böyle? Kendi kendine bir sonuç çıkarmaya çalışıyor ama başarılı olamıyordu.

“Bana hayatım deme? Ne oldu?” Elini genç adamın alnına koyarak ateşi olup olmadığını anlamaya çalışıyordu. “Ne değişti?”

“Değişen bir şey yok. Önümüzdeki engeller kalktığına göre normal hayatımıza dönebiliriz.”

“Bu kadar kolay mı? Bunca yıl olanlar ne olacak?” Erem genç kızın ellerini tutarak kendisine dönmesini sağlamıştı.

“Yetmedi mi Hüzün bunca yıl ayrı kalmak. Bu olaylar olmasaydı çoktan bir aile kurmuş olurduk.”

“Aile mi? Ben daha ailenin ne olduğunu bilmiyorum.” Kızın üzgün yüzü Erem’inde üzülmesine neden olmuştu.

“Birlikte aile olmayı öğreneceğiz Hüzün, yıllardır bende aile olmayı unuttum.”

“Bunu söylemeye hakkın yok Erem, sen benim gibi yalnız değildin. Senin yanında bir kardeşin ve amcan vardı. Benimse kimsem yoktu.”

“Emin misin? Sen kalabalık içinde yalnızlık nedir bilir misin? Etrafında birçok insan var ama o karanlık dünyandan çıkamamak ne demektir biliyor musun? Ben kalabalık içinde yalnızdım Hüzün. Ne Sude, ne amcam ne de diğerleri…” genç kızın elini alıp kalbinin üzerine koyarken Hüzün yanağından aşağıya akan yaşa engel olamamıştı. Erem kızın elini iyice göğsüne bastırarak devam etmişti.

“Buradaki yanında yoksa bir ordu gelse yalnızlıktan kurtulamıyorsun. Hani diyordun ya hep seni yanımda istemiyorum diye. Şimdi soruyorum sana, nefes almak için ciğerlere hava girmezse yaşayabilir misin? Sen seni yanında istemeyen bu adamın ciğerine çektiği hava gibisin. Senden nefes almama yardım etmeni istiyorum.” Hüzün gözlerini biran olsun kendisinden çekmeyen Erem’e ağlayarak bakıyordu. Yıllardır duymak istediği sözleri duyuyordu. Bu kez mutluluktan ağlasa da bu kadar kolay teslim olamazdı. Elini bulunduğu yerden çekerek eve doğru ilerlerken Erem kaşlarını çatarak ona bakmıştı.

“Düşünmem gerek!” Erem kızın sözleri ile ileri atılarak sordu.

“Neyi düşüneceksin?”

“Seninle evlenmek isteyip istemediğimi?”

“Hüzün!” genç kız eve girmeden önce geri dönerek genç adama bakmıştı

“Neden öyle bakıyorsun? Hem ne demişler, bir kızı bin kişi ister, bir kişi alır. Bakalım bana uygun musun?” kız adamı deli ederek hızla içeri girerken Erem dişlerini sıkmaya başlamıştı.

“Göreceğiz Hüzün Hanım, el mi yaman ben mi?” hızla kızın ardında eve girerken Gülşen hanımı ablukaya alan ikiliye gülmüştü. Yaşlı çift yengesini tanıdığına ısrar ediyordu.

“Gülşen yenge?” Erem araya girerken Yaşlı kadının tiz bir şekilde araya girmesi ile yerinde sıçramıştı.

“Ay Hilmi! Tanıdım, valla tanıdım. Gülşen, kızım beni nasıl hatırlamazsın? Ah yavrum!” kadın ağlayarak Gülşen hanıma sarılırken herkes susmuştu. Gülşen Hanım ani gelen sarılma ile ne yapacağını şaşırırken kadın geri çekilerek kadının yüzüne doğru elini gezdirerek kadının gözlerinin kapanmasını sağlamıştı.

“Hadi bakalım, uyu rüyanda unıcornları gör!” Gülşen Hanım kadının sözleri ile birden gerilmişti. Bedeni kaskatı kesilirken şaşkınlıkla kadına bakmaya başladı. Gözleri yaşarırken kendisine bu sözü söyleyen kadına bakmıştı.

“Unıcorn!” fısıltı ile dudaklarının arasından çıkan kelime herkesi şaşırtmıştı. Aynur Hanım hatırlanmanın verdiği bir mutlulukla gülmüştü. Kadına kollarını açarken Gülşen Hanım vakit kaybetmeden kendisine açılan kolların arasına girmişti.

“Aynur teyze, bu sen misin gerçekten?” yaşlı kadın ağlayarak başını sallarken bir yandan da kocasına bakıyordu.

“Bak Hilmi Bey bizim Deniz’in kızı Gülşen bu? Hatırladın mı? Ne kadar da annesine benziyor.” Yaşlı adam da kadını tanırken dünyanın ne kadar küçük olduğunu bir kez daha anlamıştı.

“Ah kızım seni yıllar sonra görmeden ölmedim ya, şükürler olsun. Deniz’im göçüp gittikten sonra baban seni de aldı gitti. Sonra sana ulaşamadık.”

“Biliyorum teyze.” Hüzün annesi ve yaşlı kadının tanış çıkmasıyla şaşırmıştı. Erem genç kızla yalnız kalabilmek için araya girmişti.

“Yenge, siz hasret giderin. Hüzün ve benim biraz işimiz var. Sonra gelir seni alırız olur mu?” Gülşen Hanım genç adama bakma gereği bile duymadan elini sallayarak gitmelerini istemişti. Şaşkınlıkla annesine bakan genç kız Erem’in çekiştirmesi ile evden ayrılmıştı. İkili evden çıkarken sessizdi. Arabada ilk sessizliği Hüzün bozmuştu.

“Nereye gidiyoruz.”

“Hastaneye.”

“Bir şey mi oldu? Yengem iyi mi?” Hüzün hastane lafını duyunca korkmuştu.

“Annem iyi, ona gelinini götürüyorum.” Genç kız yüzünü buruşturarak söylenmişti.

“Kabul ettiğimi söylemedim.”

“Edeceksin nasılsa.”

“Bu kadar emin olma bence. Hem unuttun mu nişanlı sayılırım ben.” Erem kızın sözleri ile sinirlenmişti.

“Başlatma nişanlından. O Koray’ı gebertmemi istemiyorsan ondan uzak dursan iyi edersin.”

“Neden duracakmışım?”

“Hüzün, beni deli etme. Hem onun kimden hoşlandığı aşikar.” Hüzün duyduğu sözler heyecanlanarak hızla genç adama dönmüştü.

“Sende fark ettin mi?” Neşeli sorusu genç adamı güldürmüştü. Başını iki yana sallayarak “Fark etmemek aptallık olurdu. Şimdiden acıyorum ona.” dedi.

“Neden?”

“Orhan amcamdan kız almak kolay olmayacak. Hele de Özge’yi almak.” Hüzün yüzünü asarak önüne dönmüştü. Orhan amcasının kızına olan düşkünlüğünü ister istemez kıskanıyordu. Onun babası kendisini öldürmek isterken Orhan öz kızı olmamasına rağmen Özge’yi kanatlarının altından çıkarmıyordu.

“Eminim izin verecektir. Kızının mutluluğu için.” Kızın sesindeki tınıyı kaçırmayan Erem uzanarak elini tutmuştu.

“Üzülmek bir şeyi değiştirmiyor Hüzün. İkimiz de kaderimize razı gelmek zorundayız. Elimizde olanlarla yetinmeliyiz. Annem seni o kadar düşünüyor ki bazen kendimi evlatlık gibi hissediyorum. Sonra düşündüğü kişinin sen olduğunu kavrayan beynim mutlu oluyor. Seni bu kadar sevmesi beni mutlu ediyor.”

“Bende onu seviyorum.”

“O zaman neden gelini olmayı kabul etmiyorsun?” Hüzün hızla elini çekerek genç adama kaş çatmıştı.

“O kadar kolay değil Erem Bey, bunca yıl beni yok saydın. Biraz sürün.” Erem kızın sözleri ile gülerken bir yandan da direksiyonda ritim tutmaya başlamıştı.

“Ne kadar sürüneyim, kaç yıldır bekliyorum zaten.”

“Ben anlamam, emin olmadan evlenmem. Hem yaşımız kaç daha, birkaç sene geçsin.” Erem arabayı sert bir şekilde kenara çekerken arkalarından gelen korna seslerine aldırış etmemişti.

“Birkaç sene mi? Sen aklını mı kaçırdın? Hayatta olmaz.”

“Bana ne? Biraz da sen bekle.”

“Hüzün?” Erem genç kıza sönerek bakmıştı. Kızın eğlenen yüzünü görünce alayla tek kaşını yukarı kavisleyerek kıza baktı.

“Benimle dalga mı geçiyorsun canım?”

“Ne münasebet, seninle neden dalga geçeyim?”

“Annem benimle evlenmek istemediğini duyduğunda nasılsa gelin adayı arayacaktır. İstersen bir daha düşün.”

“Yengem öyle bir şey yapmaz.” Erem emin misin der gibi bakarken Hüzün yutkunarak genç adama bakmıştı.

“Yapmaz değil mi?”

“Bence o kadar emin olma. Benimle evlenmek istemediğini duyunca mutlu olman için kabul edecektir. E oğlunu da evlendirmek istediğine göre gelin adaylarını aramaya başlar.” Hüzün Erem’in sözleri ile öfkelenmişti.

“Beni kandırıyorsun.”

“Denemek ister misin?” Erem elini telefonuna uzatırken Hüzün hızla telefonu almıştı.

“Seni öldürürüm Erem.” Genç adam tiz bir kahkaha atarken Hüzün onun eğlenen ifadesine daha da öfkelenmişti.

“Ee ne zaman evleniyoruz hayatım?”

“Beni tehdit mi ediyorsun Erem? Madem öyle, yengemin sana bulduğu kısmetlerden birinin abisi kardeşi falan vardır değil mi? bana da onu ayarlarız!” Hüzün’ün sözleri ile sinirlenen Erem dişlerini sıkarak genç kıza doğru eğilmişti. Hüzün onun gözlerinde ki ifadeden korkmaya başlamıştı. Yutkunarak geriye doğru yaslanırken kulaklarına dolan öfkeli sesle titremişti. ,

“Başlarım abisine de kardeşine de. Kimse seni benden alamaz kızım. Ya güzellikle… ya güzellikle…” Erem geri çekilerek arabayı yeniden çalıştırdığında Hüzün ucuz atlattığını düşünerek elini kalbine götürmüştü. Alttan alması gerektiğini az önce güzelce anlamıştı. Derin derin enfes alırken kendisine uzatılan ele bakmıştı.

“Ver!”

“Neyi?” Kız anlamaz bir şekilde ona bakıyordu.

“Kimliğini!” Hüzün şaşkınlıkla genç adama bakarken Erem devam etmişti.

“Kimliğini ver dedim. İşlemleri başlatacağım.” Hüzün geri çekilerek Erem’e bakmıştı. Onun ciddi olduğunu anlayınca ne yapacağını şaşırmıştı.

“Kabul etmedim.” Erem ona yürek yemiş gibi bakarken hafif gülümsemişti.

“Pekala, o zaman biraz uzaklaşalım değil mi? İkna olana kadar kaybolsak sorun olmaz.”

“Kaybolmak?”

“Hazırlan hayatım, seni kaçırıyorum.” Hüzün şaşkınlıkla ona bakarken Erem gülerek arabanın gazına basmıştı. Hüzün ne yapacağını düşünürken Erem’in gülüşü ile yüzüne istem dışı bir gülümseme oluşmuştu. Yeni hayatına çok hızlı giriş yapmıştı. Sonları hayrola!!

***

Yorumlarınızı eksik etmeyin lütfen. Okuyan herkese teşekkürler. 

Basılı kitaplar hakkında bilgi edinmek isteyenler instagram hesabıma bekliyorum. 

Hesap: mermarid.yy 

14810cookie-checkİntikam 41. Bölüm
mermaridyy hakkında 333 makale
Yasemin Yaman KTÜ Orm. End. Müh. mezunu. Şuanda Parola Yayınlarında yazar. Hobileri yazmak, müzik dinlemek, basit çizimler yapmak ve manga okumak. Benim Küçük Gelinim ve Göremediğim Sen, Sen Olmadan Asla, Kara Duvak, Hep Seni Bekledim adında beş kitabı basıldı.

1 yorum

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*