Temmuz 30, 2021 Yazarı mermaridyy 11

Tatlı Hata 29. Bölüm

Merhaba arkadaşlar. Bir haftalık aradan sonra umarım yeniden keyifle okumaya devam edersiniz. Keyifli okumalar!

***

Beynimizdeki düşünceler o kadar farklı anlamlar yüklüyor ki yüreğimize ne yaptığımızın farkında bile olamıyoruz. Bazen neşeli bazen üzgün ama en önemlisi ne hissettiğimizi bilmediğimiz zamanlarda yaşadıklarımız bizim geleceğimizi yönlendiriyor. Sabahın ilk ışıkları ile kalkarak günün güzelliğini içine çekmek için balkona çıktığında yüzünde kocaman bir gülümseme vardı.  Bu gün onun için önemli bir gündü. Aras ile nikah tarihi alacakları. Oradan da merkezde kalacakları eve bakmaya gideceklerdi. Her şey o kadar hızlı oluyordu ki Arya bir türlü zamana ayak uyduramamıştı. Stajının bitmesine az kalmıştı. Ama asıl önemli olan diğer yarısının dönüyor oluşuydu.

Alya geliyordu!

Onu o kadar çok özlemişti ki içi içine sığmıyordu. Alya’yı almak için havaalanına gitmek istiyordu ama ikizi bir türlü uçağının saatini söylememişti. Derin bir iç çekerek yeni aydınlanmaya başlayan havayı izlemeye başladı. Odasının içinden yükselen melodi ile bakışları yatağın yanında ki komodinin üzerinde ki telefonuna kaymıştı.

“Hayırdır inşallah!” Arya telefonuna ulaşarak arayana baktığında kalbi sıkışmıştı.

“Aras, ne oldu? Birine bir şey mi oldu? Ecem…” Arya endişeyle telefona cevap verirken karşıdan gelen cevapla derin bir nefes almıştı.

“Herkes iyi Arya, korkma. Kapıdayım, seni almaya geldim.”

“Aras, saatin kaç olduğunun farkında mısın? Daha gün aymadı bile.” Aras’ın hafif kahkahası kulaklarına dolunca derin bir nefes almıştı.

“Hadi hazırlanın Hanım Efendi, geç kalırsak baldızımı kaçırırız.” Arya ikizinin sözünü duyunca heyecanlanmıştı.

“Alya mı geldi?”

“Uçağı bir saate Trabzon Havaalanında olacak. Hadi bekliyorum.” Aras kısa bir süre duraksadıktan sonra devam etmişti. “Sabah sabah çok güzel görünüyordun!”

“Sen…” Arya şaşkınlıkla kapanan telefona bakarken hemen odasının penceresinden dışarıya bakmıştı. Aras karşı duvara yaslanmış bir eli cebinden genç kızın odasının penceresine bakıyordu. Eli ayağına dolanan genç kız heyecanına şaşırıyordu. Elini sallayarak kıyafetlerini alıp hazırlanmak için hemen banyoya girmişti. On beş dakika sonra evden çıktığında oldukça sessizdi. Binanın kapısından dışarıya çıktığında ise Aras ile göz göze gelmişti.

“Hayırlı sabahlar,” Arya ağır adımlarla arabasının yanında bekleyen genç adama yaklaşırken Aras yerinde doğrularak bakışlarını kaçırmadan kızı izliyordu.

“Hayırlı sabahlar,” arabanın ön kapısını açarak Arya’nın arabaya binmesini bekledikten sonra direksiyona geçen genç adam bir süre arabayı çalıştırmadan beklemişti.

“Bir şey mi oldu?”

“Bu gün evi baktıktan sonra ailenle konuşalım Arya, en azından imam nikahını kıyalım,” dediğinde Arya yutkunmadan edememişti. Genç kız ne söyleyeceğini bilememişti. Sadece başını sallamakla yetinirken Aras keyiflenerek arabayı çalıştırıp yola koyulmuştu.

“Uçak saatini nasıl öğrendin ben o kadar uğraştım söylemedi.” Arya neşeli bir şekilde genç adama dönerek bakmıştı.

“Benimde kendime göre kaynaklarım var.”

“Hadi ama bana söylemeyecek misin?” Aras kızın parlak gözlerine kısa bir bakış atarak önüne dönmüştü.

“Cenk söyledi, sabaha karşı uçağı var diye.”

“Cenk hoca mı? Siz hala görüşüyor musunuz?” Aras kızın şaşkınlığına gülümsemeden edemedi.

“Neden görüşmeyeyim, kardeşimle boşanması Cenk’in iyi bir adam olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Arada konuşuyoruz.” Arya aklı karışmış bir şekilde başını camdan dışarıya çevirirken Aras onun sessizliğini neye yoracağını bilememişti.

“Neden sustun?”

“Sadece şaşırdım, kardeşinle normal ayrılmadı sonuçta. Kardeşin için onunla görüşmezsin sanıyordum. Seda öğrendiğinde hoşlanmayacaktır.”

“Seda onunla görüştüğümü biliyor Arya, kardeşim hatasının farkında. Bu yüzden fazla kafana takma. Anlaşamadılar ve ayrıldılar. Evlilik gibi geçerli bir nedeni olduğu sürece boşanma da normaldir. Canını sıkma.”

“Neyse bu konuları kapatalım. Alya’yı Cenk hoca mı havaalanına bırakmış?” Aras kızın sorusu ile gülmüştü.

“Hayır, kardeşin tek başına gitmek için diretmiş. Cenk ısrar etmesine rağmen kabul etmediğini söyledi.”

“Kesin aralarında bir şey geçti. Alya inatçıdır.”

“Sen değil misin?” Arya gelen soru ile yeniden genç adama dönmüştü. Aras kızın balık gibi açıp kapanan ağzını görünce yeniden gülmüştü. Arya’nın içini nasıl ısıttığını bilmeden parlak gözlerle kıza bakmıştı. Aras arabayı park alanına park ederek saatine bakmıştı.

“Uçağın inmesine yarım saat daha var. Hadi gidip sıcak bir şeyler içelim.” Arya dışarıya baktığında çoktan geldiklerini görünce şaşırmıştı. Çok uzak olmasa da havaalanına nasıl geldiklerini anlamamıştı. İkili arabadan inerek iç hatlar kapısından girerek güvenliği geçip üst katta ki oturma alanına geçmişti. Büfeden aldıkları çay ve poğaçalarla masaya geçerek karşılıklı oturduklarında ikisi de sessizdi.

“Sustun?”

“Düşünüyordum.” Arya adamın cevabı ile meraklanmıştı.

“Bu kadar derinden ne düşünüyordun?” Aras eline aldığı çay bardağından bir yudum alarak yeniden masaya bırakarak genç kıza baktı.

“Bu gün evi bakmaya gideceğiz, yeni bir ev mi alsam diye düşünüyordum.”

“Neden?” Arya adamın sözlerine şaşırmıştı. Merkezde evi olmasına rağmen yeni bir tane almak istemesinin nedenini merak etmişti.

“Ne de olsa orası benim bekarken kaldığım bir ev. Aile için uygun olup olmayacağından emin değilim.”

“Evi görmeye gittiğimizde karar veririz o zaman. Şimdi önündeki çay soğumadan iç.” Arya’nın sözleri ile genç adam derin bir iç çekmişti.

“Zaman sanki hiç geçmiyor,” Aras’ın sitemine karşılık Arya araya girmişti.

“Benim içince çok çabuk geçti. Bak stajım bitmek üzere ve bu gün nikah tarihi alacağız. Sence de geçmemiş mi?”

“Aldığın karardan pişman mısın Arya?” Arya adamın sorusu ile ağzında ki lokmayı yutarak dikkatle Aras’a baktı.

“Hangi kararımdan?”

“Evlilik kararından? Her şey çok çabuk gelişti. Bazen seni aşırı zorladığımı düşünmeden duramıyorum. Belki de evlenmek istemiyordun.”

“Aras, bunları düşünmek için geç kalmadık mı?” Aras kızın sözleri ile duraksamıştı. Bakışlarında ki ifade değişirken Arya sözlerinin anlamını kavradığında çoktan geri almak için geç kalmıştı.

“Hiçbir şey için geç değil. Emin değilsen vazgeçmek için hala vaktin var.” Aras’ın sesinde ki ton genç kızın hoşuna gitmemişti.

“Bence sen pişman olmuyorsun, son zamanlarda bu konuyu çok fazla açmıyor musun?”

“Arya?”

“Evet, normal bir başlangıç yapmamış olabiliriz ama ben halimden memnunum. Ama sen vazgeçmek istiyorsan benim düşüncelerimi öne atmanı istemiyorum. Bana açık bir şekilde söylersen seni anlarım.”

“Senden büyüğüm, bir çocuğum var. Okulun yeni bitti ve eminim hayallerin vardı.”

“Benden dört yaş büyüksün ve kızına bayılıyorum Aras, evet hayallerim var ve bunları senin yanında gerçekleştiremeyeceğimi nereden çıkardın. Sen ve Ecem son zamanlarda kurduğum hayallerde başrol oynuyorsunuz.” Aras kızın sözleri ile buruk bir şekilde gülümsemişti.

“Özür dilerim.”

“Yapmadığın bir şey için özür dileme. İlerde ne olur bilmiyorum ama seninle evlenmeye karar verdiğim için başta da pişman olmamıştım şimdi de değilim. Bunları düşünüp kafanda saçma düşüncelere yer verme. Ben halimden memnunum. Sen benimle evlendiğin için başına almış olabileceğin belayı düşünsen iyi edersin.” Arya’nın sözleri ile Aras gülümseyerek elini uzatıp kızın elini kavramıştı.

“Pişman olmayacağım Arya, hayatımda ilk kez kendi adıma bir karar verdim ve bundan da oldukça mutluyum. Sadece benden bir şey saklamamanı istiyorum. Ne olursa bana anlatmanı. Beni hayatına dahil etmeni.”

“Aynı şey senin içinde geçerli Aras Bey, benden gizli saklın olduğunu öğrenirsem hiç iyi olmaz.” İkili gülümseyerek “Anlaştık!” dediğinde yapılan anonsla Alya’nın uçağının indiğini öğrenen ikili ayaklanıp kargo bölümüne doğru ilerlemişti.

“Bizi görünce çok şaşıracak. Ah çok özledim onu.” Aras kızın sürekli konuşmasına alışık olmadığı için Arya’nın heyecanlı olduğunda çenesine vurduğunu, konuşmaya başladığını anlamıştı. Kızı sessizce hayranlıkla dinlerken Arya’nın çığlıkla bağırması genç adamın yerinden zıplamasına neden olmuştu.

“Alya!” diğer yolcuları umursamadan koşarak ikizine sarılan Alya’yı kıskanması normal miydi? Alya ve Arya’nın sıkıca birbirine sarılmalarını izlerken etraftan iki kıza şaşkınlıkla bakan insanları anlayabiliyordu.

“Anne bak abladan iki tane var!” küçük bir çocuğun heyecanla konuşması Aras’ı güldürmüştü.

“Hanımla, çok dikkat çekiyorsunuz. Gidelim mi?”

“Enişte,” Alya neşeli bir şekilde Aras’ı selamlarken yeniden ikizine sarılarak “Seni çok özledim,” dedi. Arya ve Alya sarılmaya devam ederken Aras kızın valizini almak için dönmeye başlayan bandın önüne geçmişti.

“Alya valizin ne renk!”

“Mavi,” Alya genç adama bakmadan cevap verirken Aras başını iki yana sallayarak gülümsemişti. Bant üzerinde ki mavi renklerde olan valizlerin üzerinde ki isimler kontrol ederek genç kızın valizini alırken Alya’ya dönerek “Kaç valizin var,” diye sordu.

“Başka yok enişte, hadi gidelim.” Aras valizi alırken iki kız kol kola girerek seke seke önünden ilerliyordu. İkilinin hala küçük çocuk gibi hareket etmesi Aras’ı şaşırtırken onların nasıl ayrılacağını düşünmeden edememişti. Arabaya kadar konuşarak ilerleyen ikili arka koltuğa geçtiğinde Aras ikinci şaşkınlığını yaşamıştı. Direksiyona geçtiğinde dikiz aynasından arkada oturan ikiliye bakan Aras arabayı çalıştırarak yola koyulmuştu.

“Cenk’in seni bırakmasını istememişsin, nasıl geçtin havaalanına?”

“Servisler var enişte,” Alya kaşlarını çatarak genç adama bakmıştı.

“Bakma öyle, adamı endişelendirmişsin. Telefonlarına da cevap vermemişsin.” Aras telefonunu alarak hızlı bir numara çevirdiğinde iki kızda şaşkındı. Kısa bir beklemenin ardından Aras’ın “Emanet geldi,” diyerek telefonu kapattığında Alya dişlerini sıkarak hafif öne çıkmıştı.

“Kiminle konuştun?”

“Cenk, gelip gelmediğini merak etmişti.”

“Söyle ona emanet meselesini fazla abartmasın. Ben kendime bakabilirim,” Alya’nın ani çıkışı ile Aras ve Arya göz göze gelmişti. İkisi de kızın çıkışına şaşırmıştı.

“Aranızda bir sorun mu oldu Alya?” Arya’nın sorusu ile Alya geriye yaslanarak “Çok yorgunum Arya, sonra konuşuruz,” dedi. Arya ikizinin üzerine gitmekten vazgeçip kendisine sarılmaya çalışan kızı kolunun altına almıştı.

“Ee düğün ne zaman?”

“Düğün yapmayı istemiyorum Alya, bu gün nikah günü alacağız.”

“Düğün nikahtan bir hafta sonra olacak.” Arya şaşkınlıkla Aras’a bakarken Aras kızın ifadesine gülümseyerek devam etmişti. “Bakma bana öyle, düğün senin hakkın, o düğün olacak.”

“Yaşa be enişte, hemen alışverişe çıkalım. Orada bir türlü merkeze inemedim.”

“En son sinemaya gidecektin?” Arya ikizinin asılan yüzünü görünce susmuştu. “Neyse evdekiler uyandıklarında seni görünce şaşkına dönecekler.”

“Güzel bir sürpriz olacak.” Aras kızları evin önüne getirdiğinde Arya arabadna inmeyen adama eğilerek bakmıştı.

“Sen gelmiyor musun?”

“Ben eve geçeyim Arya, henüz ailen uyanmamıştır.”

“Sende bize katıl Aras, Selim abimin odası boş orada kalabilirsin. Sabah kahvaltı yaptıktan sonra çıkarız. Bir daha git gel yapma.”

“Emin misin Arya, baban bir şey söylemesin. Hem yakışıkta almaz.” Arya üzgün bir şekilde genç adamı yolcu ederken Alya ikizinin koluna girerek imayla gülümsemişti.

“Eniştemi göndermek istemedin ikiz.”

“Sabah erkenden gelip beni aldı, şimdi de hiç dinlenmeden köye çıkacak.” Alya yüzünde oluşan geniş gülümseme ile ikizine sıkıca sarılmıştı.

“Oh be içim rahatladı, biran onu sevemeyeceğini düşünmüştüm. Ama sen olmuşsun ya!”

“Alya, nasıl konuşuyorsun öyle? Bu ağızları nereden öğrendin.”

“Erkeklerin arasında kalırsan bir süre sonra onlar gibi konuşuyorsun.”

“Sevmedim ben bu konuşma tarzını, özüne dön lütfen…”

“Sen benim konuşmamı bırak da ne iş onu söyle?”

“Söyleyecek bir şey yok Alya, gördüğün gibi mutluyum.” İkizler eve girerken oldukça sessizdi. Arya’nın odasına girerek üzerini değiştiren Alya ikiziyle uyumuştu. Sabahın dokuzunda odanın kapısı çalındığında Alya istem dışı sesi duymamak için yorganın altına girmişti. İki kız uykusuna devam ederken odaya giren annelerinden habersizdi. Alya’nın geldiğini bilmeyen emine Hanım kızının yatağında ikinci birinin olduğunu görünce korkuyla duraksamıştı.

“Arya!” kadının sesi öyle gür çıkmıştı ki ayağa kalkmış olan ev ahalisi koşarak genç kızın odasına dalmıştı.

“Ne oldu!” Serdar kızın odasına daldığında korkuyla yataktan fırlayan iki kız gözleri aralık kendilerine şaşkınlıkla bakan ailesini görmüştü.

“Anne, neden bağırıyorsun ya!” Alya umursamaz bir şekilde yeniden yatağına gömülürken olayları fark eden Emine Hanım ve Serdar şaşkınlığından kurtularak öne atılmıştı. Ayağında ki terliği çıkarak kadın Alya2nın poposuna vururken “Siz benim kalbime mi indireceksiniz!” diye söylenmeden edememişti.

“Emine sultan vurma, lütfen acıyor.”

“Kalk bakayım, aklımı aldınız.” İki kızı da terlikle kovalarken Serdar evin neşesinin geldiğini düşünerek kaçan kardeşini kollarının arasına çekmişti.

“Hoş geldin çitlenbiğim,” Alya abisine sarılırken Arya annesine kaşlarını çatarak bakıyordu.

“Neden bana öyle bakıyorsun kızım?”

“Sence anne, bana olan güvenine çok şaşırdım doğrusu.” Arya odasına girerek kapıyı kilitlediğinde uyumaya kaldığı yerden devam edecekti ki Aras’ın araması ile bu düşüncesinden vazgeçmişti. Hazırlanarak odasından çıktığında Emine Hanım kızının karşısına dikilmişti.

“Kızım, yanlış anladın.”

“Yanlış mı anladım, anne odada yabancı biri olduğunu düşündün.” Arya uzatmamak için konuyu kısa keserek dış kapıya yöneldiğinde Ahmet Bey araya girmişti.

“Kızım nereye gidiyorsun?”

“Aras geliyor baba, nikah günü alacağız. Dışarıda kahvaltı ederiz. Size afiyet olsun.”

“Ama kardeşin yeni geldi, beraber yerdik.”

“Nasılsa burada baba, Aras’ı bekletmeyeyim.” Arya evden çıkmadan önce yeniden babasına dönmüştü.

“Babacım, iznin olursa Aras ile imam nikahını kıymak istiyoruz. Bu şekilde ikimizin de içi rahat değil.” Ahmet Bey kızının sözleri ile yutkunurken karısı ile göz göze gelmişti. Emine Hanım üzgün bir şekilde kızına bakarken Ahmet Bey kızına cevap vermişti.

“O zaman akşama burada kıydırırız nikahı kızım, hadi sen çık.” Arya izin isteyerek evden ayrılırken Emine Hanım kocasının yanına oturarak “Kalbi çok kırıldı Ahmet, benimle konuşmuyor,” dedi.

“Endişelenme Emine, kızını tanımıyor musun? Akşama unutur her şeyi.”

“Bu kez çok kırıldı ama…”

“Arya sana kıyamaz. Hadi kahvaltıya.” İkili masaya geçerken kalabalık sofrada Arya’nın yokluğu hemen hissedilmişti.

Arya evden çıktığında düşünmeden edememişti. Annesine gereksiz bir tavır mı yapmıştı acaba? Aklından geçen tek düşünce buydu. Annesinin üzülmesini istemese de sabah olanlara üzülmeden edememişti. Arya’nın odaya yabancı biri alabileceğini düşünmeleri bile genç kızı üzmüştü. Derin bir iç çekerken yaklaşan arabayla ileri doğru yürümeye başladı.

Aras arabaya doğru ilerleyen genç kızı göz hapsine alarak izlemeye başladı. Arya’nın halinden bir şeyler olduğunu hemen anlamıştı.

“Ne oldu, neden yüzün asıldı?”

“Önemli bir konu değil Aras, hadi gidelim.”

“Alya ile kahvaltı yaparsın sanıyordum, neden bu kadar erken çıktın?”

“İşimiz çok Aras, uzun zamandır dışarıda kahvaltı yapalım demiyor muydun? Al sana fırsat hadi kahvaltı yapalım.” Aras kıza şüpheyle baksa da yola koyulmuştu. Sahil kenarına bir kafede sessizce kahvaltılarını yaptıktan sonra önceden hazırladıkları belgelerle evlendirme dairesine gitmişlerdi. Nikah için gün seçerken ikisi de heyecanlıydı. Aras kızın seçmesini istediğinde verilen tarihlerden en uzak tarihi seçmesini beklerken bir ay sonra olan tarihi seçmesi ile Aras hızla genç kıza bakmıştı.

“Emin imisin Arya?”

“Uzatmaya gerek yok Aras, ne kadar erken olursa düzenimiz o kadar erken kurarız.” Aras evde bir sorun olduğundan artık emin olmuştu. tarihe karar verdikten sonra ikili yan yana yürürken Aras kızı durdurarak kendine bakmasını sağlamıştı.

“Ne oldu Arya, evde bir şey olmuş.”

“Sorun yok Aras, önemli bir konu değil. Babam akşama nikahı kıyabileceğimizi söyledi.”

“Ne?” Aras şaşkınlıkla genç kıza bakarken emin olmak için yeniden sormuş ve aldığı cevap yine aynı olmuştu.

“Hadi kalacağımız evi görmeye gidelim.” İkili yeniden arabaya binerken Aras sessiz olan kızın düşüncelerini merak etmişti. Saat 11’e geliyordu. Arya saati kontrol ettiğinde işlerinin erken bittiğini görünce rahatlamıştı. Yol boyu kenardaki mağazaları izleyen genç kız birden yerinde dikelince Aras2ın dikkat kıza kaymıştı.

“Ne oldu?” Arya gelen soru ile önüne dönerken Arya başını iki yana sallayarak “bir şey yok,” dedi. Aras aynadan geride bıraktıkları yolu inçlerken Arya’nın dikkatini neyin çektiğini anlamaya çalışıyordu. Genç adam yol kenarında sadece bir mobilya mağazası olduğunu görünce şüpheyle kıza döndü.

“Had, hazır buradayken eve mobilya bakalım.”

“Mobilya mı?” Arya şaşkınlıkla genç adama bakarken Aras kavşaktan dönerek mobilya mağazasının önünde park etmişti. Dikkatle arabadan inerek genç kızın da inmesini sağlamıştı. İkili yeni açılmış olan mağazaya adım atarken Arya’nın bakışları heyecanla az önce vitrinde gördüğü yatak odası takımına dönmüştü. acele etmek istese de ağır adımlarla takıma doğru ilerledi. Aras kızın her hareketini dikkatle izliyordu.

“Beğendin mi?” Aras’ın sorusu ile kız hafif gülümsemişti.

“Sen beğendin mi?” genç adam yatak odası takımını dikkatle incelemeye başladığında içinden kızın zevkli olmasını takdir etmeden geçememişti. Meşe rengindeki klasik takım ne çok şatafatlı ne de çok sadeydi.

“Oldukça kullanışlı, sevdiysen alalım. Ya da başka takımlara da bakabiliriz.”

“Bunu sevdim ama sende beğenmelisin.” Aras kızın yanına yaklaşarak “Önemli olan senin beğenmen Arya, hadi biraz daha bakalım,” dediğinde ev için bir çok eşyayı tek mağazandan beğendiklerine inanamamışlardı.

“Sence de çok kolay olmadı mı?”

“Aras, eşyayı aldık ama evin odalarını bilmiyoruz. Ya sığmazsa?”

“Endişelenme, eminim güzel olacaktır.” Arya adamın koluna girerek arabaya doğru ilerlerken yeniden sessizliğe bürünmüştü.

“Hani anlaşmıştık, benden bir şey saklamayacaktın?”

“Önemli bir konu değil, sabah annem Alya’yı yatağımda bulunca yanlış anladı sanırım.”

“Yanlış anlaşılacak ne vardı ki?” Aras kısık bakışlarla genç kıza bakmıştı.

“Ya Aras illa söyleteceksin. Alya yorganın altındaydı bu yüzden…”

“Odada yabancı biri olduğunu düşündü.”

“Evet, annemin bana güvenmediğini ilk kez hissettim. Bu da canımı sıktı.”

“Annen sana güvenmiyor değil Arya, boş yere canını sıkıyorsun. Güvenmeselerdi sürekli benim yanımda olmana izin verir miydiler? Sadece şaşırıp endişelendiler. Hadi yüzün gülsün, sabahtan beri müstakbel eşim somurtuyor.” Arya iç çekerek arabaya binmişti. Akşama kadar işlerini halleden ikili Arya’ların evine geldiklerinde Aras’ın annesi hariç tüm aile üyelerinin de geldiğini gören genç kız heyecanlanmıştı.

“Hoş geldiniz!” genç kız tek tek büyüklerin elini öperken Alya’nın yardımı ile odasına giderek hazırlanmıştı. İmam efendi geldiğinde iki genç heyecanla yan yana yerini almıştı. Dualar eşliğinde nikah kıyılırken ikisinin de içi içine sığmıyordu. Arya genç adamı kendine eş olarak kabul ederken şükretmiyordu. Aras ise hala evlendiğine inanamayarak kendine eş kabul ettiği kıza baktı. Odanın boşaltıldığının farkında bile olmayan genç adam kızın yüzünü avuçlarının arasına alarak dudaklarını alnına bastırırken derin bir nefes çekmişti. Kızın kokusunu içine çekerken ağzından “Hayatıma hoş geldin karıcım, çok şükür!” sözleri dökülmüştü.

“Hoş buldum,” kızın sessiz fısıltısı genç adamın içine işlerken bir kez daha dudakları kızın alnı ile buluşmuştu. İki taze yürek bundan sonra yan yana omuz omuza savaş verecekti. Hayat bir savaş alanıydı. Başarılı olan kazanır, tembellik eden ise şikayet ederdi. Mutlu olmak isteyen insan tembel olmamalı, gerekirse savaşmalıydı!

Tıpkı Aras ve Arya gibi. Mutluluklar için ellerinden geleni yapacaktı! Düşmanları yakınlarında olsa da iki kalp bir olduktan ve arada güven olduktan sonra her zorluğun üstesinden geleceklerdi.

***

Yorum yapmayı unutmazsanız sevinizim. Olumlu yada olumsuz olarak hikaye hakkında düşüncelerinizi lütfen belirtin. Teşekkürler.

28.BÖLÜM <<<<<<——->>>>>> 30.BÖLÜM

15120cookie-checkTatlı Hata 29. Bölüm