Tatlı Hata 30. Bölüm

Merhaba arkadaşlar. Bölüm akşam yayınlanması gerekiyordu ancak cenaze vardı dolayısı ile pc başına geçemedim. Umarım bölüm hakkında yorumlarınızı eksik etmezsiniz. Keyifli okumalar!

****

İnsanın düşüncelerinin ne yöne gideceğini kimse tahmin edemez. O anki ruh halin tamamen seni yönlendirdiğinde nefes dahi alamayacağım zamanlar oluyor. Genç kız odasına çekildiğinden beri uzandığı yatakta çivi varmış gibi dönüp duruyordu. Bir türlü düşüncelerini toparlayamazken hala akşam kıyılan nikahını düşünüyordu. Nikah boyunca annesi ile göz göze gelmemek için büyük çaba harcamıştı. Annesinin neden o şekilde davrandığını biraz düşününce anlayabiliyordu. Yine de kendisine konduramıyordu. Bunca zaman ailesinin bir dediğini iki etmezken, her zaman açık bir sayfa gibi onlarla konuşurken güven verememiş olmayı yediremiyordu. Odasının kapısı tıklatılıp açıldığında genç kız yerinde doğrularak sırtını yatağın başlığına yaslamıştı.

“Gelebilir miyim kızım?” Emine Hanım gece boyu yüzü gülmeyen kızını merak ettiği için daha fazla dayanamayarak odasına gitmişti. O da farkındaydı Arya’sı ona çok kırılmıştı.

“Gel anne,” Arya bakışlarını kucağında birleştirdiği ellerine çevirdiğinde Emine Hanım ağır adımlarla kızının yanına yaklaşıp yanına oturdu. Bir eli ağır bir şekilde kalkarak kızının gece karası saçlarıyla buluşurken Arya boş bulunarak irkilmişti.

“Seni korkutmak istememiştim Arya,” annesinin üzgün çıkan sesi ile Arya başını kaldırıp kadına baktı.

“Korkmadım anne, sadece boş bulundum.”

“Sabah olanlar…” Arya annesinin susması ile bakışlarını ona çevirdi. Kadının sözlerini toparlamaya çalıştığını görünce derin bir iç çekmişti.

“Sorun değil anne, sana kızmıyorum.”

“Kızmıyorsun ama kırıldın annene. Yine sessizleştin, konuşmuyorsun. Bu beni çok üzüyor. İçinden geçenleri açık açık söylemelisin.”

“Neyi değiştirecek anne, bu yaşıma kadar sizden bir şey saklamadım. Özellikle Alya ve senden anne, demek ki istediğiniz güveni size veremedim.”

“Öyle değil kızım. Sabah sabah yatağında biri olduğunu görünce çok korktum. Korkumu da yanlış aktardım.”

“Önemli değil anne. Artık düşünüp üzülme. Sabah olan sabahta kaldı.”

“Sabahta kaldıysa yüzün neden gülmüyor. Nikah kıyılırken bile yüzün gülmedi. Özür dilerim kızım seni kırmak istememiştim.” Arya annesinin daha fazla üzülmesine dayanamayarak yerinde doğrulup kadına sarıldı.

“Üzülme artık anne, ben iyiyim. Bu gün çok yoruldum anne. Sabah konuşsak.” Emine Hanım kızının yorgun yüzüne bakarak başını sallamıştı. Arya’nın yanaklarını avuçlayarak alnını öperken genç kız annesini daha fazla hissedebilmek için  gözlerini kapatmıştı.

“Hayırlı geceler kızım.”

“Hayırlı geceler anne,” Emine Hanım odadan çıkarken ışığı kapatmıştı. Arya yatağının başucunda ki gece lambasını açarak iyice yatağa gömülürken telefonuna ard arda gelen bildirimle uzanarak telefonu eline almıştı. Mesaj Aras’tan gelmişti. Uygulamada birçok fotoğraf önüne düşerken altında ki not dikkatini çekmişti.

“Gece boyunca o güzel gülümsemeni benden mahrum bıraktığın için çok üzüldüm. Nikah için acelemi ettik diye düşünmeden edemiyorum!” Arya son cümle yutkunmuştu.

“Pişman mı oldun?” Kızın mesajı anında cevaplanmıştı.

“Asla, ama senin pişman olmandan korkuyorum.”

“Asla!” Arya’nın mesajı genç adamı gülümsetmişti. Bu mesajına da yansımıştı.

“Çok garip!” Arya gelen mesaja bir süre baka kalmıştı.

“Garip olan ne?” genç kız yazdığı mesaja cevap beklerken telefonu çalmaya başlamıştı. Arya telefona cevap verebilmek için oturur pozisyona geçerken derin bir nefes alarak “Efendim,” diyerek telefona cevap verdi. Karşı tarafta oluşan kısa bir sessizlikten sonra Arya dayanamayarak “Aras?” diye seslenmişti.

“Şuanda yanımda olmanı istemek,” Arya genç adamın sözleri ile yutkunmuştu.

“Anlamadım?”

“Garip olan ne diye sordun ya, karımın yanımda olmasını istemek. Garip bir durum, henüz resmi olarak evlenmemiş olsak da bu akşam seni orada bırakıp eve dönmek çok zor geldi.” Arya ne söyleyeceğini bilememişti. Genç adamın sözleri karşısında nefesini tutarak hızlanan kalbini sakinleştirmeye çalıştı.

“Buna hakkın vardı,” Arya ağzından çıkanı fark ettiğinde dudaklarını dişlemeye başlamıştı. Aras’ın sessizleşmesi Arya’nın gerilmesine neden olmuştu. ‘Ya gelip beni alırsa?’ diye düşünmeden edemeyen genç kız Aras’ın “Her şey usulüne göre olacak Arya, benim ki sadece dilekti. Ne kadar yanımda olmanı istesem de baba evinden gelinliğinle çıkmak senin hakkın.”

“Aras?” Arya kısa bir duraksamanın ardından devam etmişti.

“Yarın birlikte kahvaltı edelim mi?”

“Çok isterdim ama ailenle bu gün olanları konuşmamız gerekiyor Arya, iki ailede gün aldığımızı bilmiyor.”

“Haklısın, o zaman sabah bize gel… Kızımı da getir!” Arya’nın Ecem’e ‘kızım’ diye hitap etmesi Aras’ın derin bir nefes almasına neden olmuştu. İlk kez kendini şanslı hissediyordu. Gelecekteki hayatından umutluydu. En önemlisi de mutluydu!

“Sabah görüşürüz o zaman. Hayırlı geceler karıcım.” Arya kapanan telefona dalgın bir şekilde bakarken odada yankılanan “Ohoo!” diyen sesle kendine gelmişti.

“Dünyadan Arya’ya kendine gel kızım nereye daldın yine?”

“Alya!” genç kız yerinde sıçrarken Alya ikizinin durumuna gülmüştü. Yastığıyla birlikte Arya’nın yanına zıplarken Arya’nın ters bakışlarına maruz kalmıştı.

“Sabah olanlardan sonra akıllanmadın sen Alya, neden kendi odana yatmıyorsun?”

“Ama ikizimi özledim. Sabahta kaçar gibi dışarı gittin.””

“İşlerimiz vardı Alya, nikah günü aldık.” Alya duyduğu şeyle hızla ikizine dönerek “Ne?” diye bağırmıştı. Arya hızlı davranarak kardeşinin ağzını kapatırken “Sessiz olsana,” diye onu uyarmıştı.

“Sussana kızım ne bağırıyorsun?”

“Sen ne dediğinin farkında mısın Arya, evdeki kimse bunu bilmiyor.”

“Yarın söyleyeceğiz Aras ile. Şimdi sessiz ol ve yat. Çok yorgunum yarın konuşuruz.”

“Olmaz bana anlatacaksın, bu gün tam olarak ne oldu.” Arya ikizinin inadını bildiği için kısaca gün boyu yaptıklarını anlatmıştı.

“Eşyayı seçtiğine inanamıyorum, hani beraber seçecektik.”

“Aslında biranda oldu Alya, eve bakmaya gidiyorduk yolda vitrinde oda takımını görünce çok beğendim. Farkında olmadan eşyaları almış olduk.”

“E ev ne oldu, içine sindi mi?” Arya kardeşinin omzuna başını yaslayarak ileri bir noktaya odaklanmıştı.

“Aslında ev çok güzeldi ama Ecem için kullanışlı değil. Evde ufaklık için birçok tehlikeli alan var. Aras yeni bir daire ayarlayacak.”

“Apartmana mı taşınacaksınız?” Arya başını iki yana sallayarak ikizine gülümsemişti.

“Bahçeli bir ev bulabilirse orayı tutacağız.” Alya esneyerek yatağa iyice yerleşirken Arya onun bu durumuna gülmüştü. Kendisini ne kadar yorgun olursa olsun Alya her zaman ondan önce uykuya dalardı. Gözleri kapanan ikizinin üzerini örterken onu şimdiden özlediğini hissediyordu. Evlendikten sonra Alya ile bir daha bu şekilde olup olamayacağını bilmiyordu. İçinden her zaman bir arada olmaları için dua ederken gece lambasını kapatarak uykuya dalmıştı.

***

Genç kız sabah erkenden kalkarak börek yapmak için hazırlıklara başlamıştı. Küçük kız için boğaca yaparken evin içi mis gibi kokmaya başlamıştı. Kokuyu alan mutfağa ilerlerken kapıda ilk Serdar belirmişti.

“Güzelim yine döktürmüşsün.” Arya alnında hissettiği dudaklarla gülümsemişti.

“Hayırlı sabahlara abicim,”

“Hayırlı sabahlar güzelim. Sabah sabah bu hazırlığın sebebini öğrenebilir miyim?” Arya işine dönerken bir yandan da abisine cevap vermişti.

“Bu sabah misafirim var, tüm hazırlıklar onun için.”

“Öyle mi, kim bu ağır misafir?”

“Kızım gelecek!” Arya’nın ağzından çıkan hitap ile Serdar donup kalmıştı. Kardeşi ne kadar da doğal bir şekilde ‘kızım’ demişti. Arya sessizleşen abisine döndüğünde kendisine dalgın bir şekilde bakan Serdar ile göz göze gelmişti.

“Neden bana öyle bakıyorsun?”

“Ecem’i bu kadar kolay kabullenmen beni mutlu etti Arya, o ufaklığın anne şefkatine ihtiyacı var. Bunu ona senden daha iyi kimse veremez. Ayrıca ağzına ‘kızım’ kelimesi çok yakıştı. O cimcime çok şanslı.”

“Asıl şanslı olan benim abi, Ecem benim hayalimdeki çocuklardan bile daha güzel bir çocuk.”

“Umarım her zaman mutlu olursun güzelim.” Serdar duygusallığı bozmak için işi şakaya vurmaya karar verdi.

 “Yani tüm bu hazırlıklar küçük kız için, damat için değil?”

“Ne yapmaya çalıştığını görebiliyorum yemezler abi, benimle uğraşacağına git de nişanlının gönlünü al. Dün kızı kızdırdın!” Serdar kardeşinin sözleri ile yüzünü asmıştı.

“Kızdı değil mi?” Arya elindeki tepsiyi fırına sürerken gülmüştü.

“Evet, çok kızdı. Sana inanamıyorum abi, kıza resmen ‘hazır imam buradayken bizde nikahı kıyalım’ dedin.”

“Ne var yani dediysem, biranda şevke geldim.”

“Ama Gülşen çok kızdı. Annesinin yüzüne bakamadı kız resmen. Bu gün gitmek isterse şaşırmam.”

“Kim nereye gidiyor, izin vermem.” Arya elini temizleyerek abisinin karşısına geçmişti.

“Farkında değil misin abi, Gülten hanımda Gülşen de hiç rahat değiller. Annem ne yaptıysa hep diken üzerinde gibiler.”

“Anlamadım, neden?”

“Sen daha önce daha düşünceliydin abi, kız senin nişanlın sayılır. Kadın damadı olacak adamın evinde kalıyor. Kızına laf gelmesinden korkuyordur.” Serdar kısa bir süre düşündükten sonra kardeşine hak vermişti. o ve ailesi sorun etmese de Gülten annenin içinin rahat olmayabileceğini hiç düşünmemişti. Kardeşine sarılarak mutfaktan çıkarken Arya arkasından kısa bir bakış atarak hazırlıklarına devam etmişti.

***

Genç adam sabah içinde tarif edemediği bir heyecanla uyanmıştı. Yatağın sağ tarafına bakarak kolları yukarıda melekler gibi uyuyan kızına gülümseyerek yaklaştı. Yanağını öperken sakallarının kızını rahatsız ettiğini anlayınca yüzündeki gülümseme daha da genişlemişti. Ecem’in gözlerini ağır bir şekilde aralayarak kendisine gülümsemesi ile Aras için dünyalara bedeldi.

“Meleğim, hadi anneye gideceğiz.”

“Anne,” Ecem’in yüzünde ki gülümseme daha da büyürken gerinerek yataktan kalkmaya çalışmış ama başaramayarak yana yuvarlanmıştı. Aras kızının tatlı haline kahkaha atarak onu kucağına almıştı. Küçük kızla banyoya girerken onun kahkahasını oda kapısının önünden geçerken duyan Akın başını iki yana sallayarak kapıyı tıklatmadan içeriye girmişti.

“Neşeniz bol olsun Aras Bey,” Aras banyo kapısından başını uzatarak kardeşine bakarken “Amin,” diye karşılık vermişti. Ecem amcasını görünce ıslak yüzüyle ona uzanmaya çalışırken Aras onu durdurarak yüzünü silmişti. Akın yeğenini kucağına alarak abisini izlemeye başlamıştı. Aras banyoda işlerini hallederek dolabından kıyafetini çıkarırken Akın’ın kendisini izlediğini görünce duraksamıştı.

“Ne oldu, neden öyle bakıyorsun?”

“Şu halini görmek beni şaşırtıyor. Bir süredir sanki üniversiteye giden o neşeli adam geri geldi.” Aras aynaya bakarak kardeşi ile göz göze gelmişti.

“Öyle değil mi?”

“Evet, mutlu görünüyorsun.” Aras başını sallayarak kardeşini onaylamıştı. Kendi üzerini değiştirdikten sonra kızı için kırmızı tüllü eteği olan sevimli bir elbise çıkararak Ecem’i kardeşinin kucağından almıştı.

“Bu ne şıklık, bir yere mi gidiliyor?”

“Bu gün annemizle kahvaltı yapacağız, değil mi prensesim?” Ecem gülücükler saçarak amcasına bakarken Akın derin bir iç çekti.

“Arya özel biri farkındasın değil mi?” Akın’ın sorusu ile Aras duraksamıştı. Kaşlarını çatarak Akın’a bakarken Akın gözlerini büyüterek ona bakmıştı. Abisinin kendisini kıskandığına inanamıyordu.

“Neden bu şekilde konuştun?”

“Sen kıskanıyorsun!” Aras hızla bakışlarını kaçırırken omuzlarını silkelemişti. Akın kahkaha atarak abisine yaklaştı.

“Özel biri olduğunu düşünüyorum, özel olmasaydı Ecem’e bu kadar yakın davranmazdı. Neler duyuyoruz, görüyoruz kendinin olmayan çocuğa kötü davranan birçok kadın var. Arya’nın Ecem’e olan davranışlarını bırak bakışları bile bir annenin çocuğuna olan bakışından daha şefkatli.”

“Öyle değil mi? Arya kızımı çok seviyor.”

“Sevmek mi? Onunkine sevmek denmez, sevmenin de ötesinde bir duygu. Bıraksan kızını bir daha sana vermez.” Aras kardeşinin sözlerine karşılık düşünmeye başlamıştı. Arya’yı kendi yeğenleri ile de birçok defa görmüştü. Yeğenleri Arya’ya çok düşkündü. Bazen Ecem’den bile kıskandıklarına şahit olmuştu. Genç kız çocuklar arasındaki iletişimi o kadar güzel ayarlıyordu ki herkes mutlu oluyordu. Nitekim bir kopyası olan Alya da çocukları sevmesine rağmen hem yeğenleri hem de Ecem iki kızı anında ayırt edebiliyordu.

“Haklısın, bu durum beni korkutuyor açıkçası.”

“Korkmak yerine mutlu olmalısın.”

“Ecem hasta olduğu zamanlarda Arya çok telaşlanıyor, o zaman hangisi ile ilgileneceğimi şaşırıyorum.”

“Zamanla alışacaktır abi, neyse ben seni tutmayayım. Yengem sizi bekliyordur.” Aras kızının sarı lüle saçlarını iki yanda boynuz şeklinde bağlarken Ecem eksik dişlerini göstererek sevimlice amcasına gülümsemişti.

“Şunun tatlılığına bak abi ya, bu kız sevilmez mi?” Aras kızını kucağına alıp odadan çıktığında tüm neşesi kaçmıştı. Annesinin hala evde olduğunu bilmediği için onu karşısında bulmak genç adam germeye yetmişti.

“Nereye sabahın bu saatinde?” Aras annesinin yanından geçerken duraksamadan cevap vermişti.

“Karımla kahvaltı yapmaya anne, babam seni görmeden gitsen iyi edersin.”

“Ne karısı Aras, o kız senin karın falan değil.”

“Saba bir haberim var Aynur Hanım,” Aras önce kızının ayakkabısını giydirerek kendi ayakkabılarını önüne atmıştı. Annesinin hala beklediğini görünce hafif gülümseyerek sözlerine devam etti.

“Dün akşam Arya ile nikahımız kıyıldı, yani Arya benim karım.”

“Bunu yapmış olamazsınız!” Aynur Hanım hiddetle bağırmıştı.

“Fazla bağırma anne, boğazların ağrıyacak. Son olarak bir ay sonra da düğünümüz var.”

“Bir ay mı?” Aynur Hanım ile Akın aynı anda sorarken Aras kızını kucağına alıp kapıya yönelmişti.

“Abi, gerçekten bir ay sonra evleniyor musun?” genç adam kızını arka koltuktaki çocuk koltuğuna yerleştirirken kendisine merakla bakan kardeşine döndü.

“Evek nikah günü aldık, bir ay sonra nikahımız var. Düğünü de nikahtan sonra yapacağız.”

“Tebrik ederim, sizin adınıza çok sevindim. Peki hazırlıklar ne olacak? Daha ev düzmediniz.”

“Eşyalarımızı aldık, beni oyalama Akın, sonra konuşuruz.”

“Bu ne hız?” Akın arabasına binerek uzaklaşan abisinin arkasından bakarken onun adına oldukça mutluydu. Annesine döndüğünde kadının bakışlarından hoşlanmamıştı.

“Onları rahat bırak anne, bu sefer seni asla affetmez.”

“Sen benim işime karışma. Hem kız kardeşin yok burada ne düğünü?”

“Seda’nın geri geleceğini sanmıyorum. Teyzemle oldukça mutlu.”

“Kardeşin geri gelecek Akın, kızın aklını sakın karıştırmayın.” Akın işe gitmesi gerektiğini söyleyerek kendi arabasına binip annesinin yanından uzaklaşmıştı. Düşünceliydi. Annesinin bakışlarını tanıyordu ve bu durumdan hoşlanmamıştı. Abisini uyarması gerekiyordu.

***

Aras arabasını genç kızın binasının önüne park ettiğinde gelirken fırından aldığı ekmekleri eline alarak kızını arabadan indirip eve doğru yürümeye başlamıştı. Ecem bir kolu yukarıda babasının yanında koşar adım eve doğru ilerlerken Aras’ın zile basmasına gerek kalmadan kapı açılmıştı. Arya küçük kızın önüne diz çökerek kollarını açtığında Ecem ‘anne’ diye bağırarak Arya’ya koşmuştu.

“Meleğim, sen ne kadar tatlı olmuşsun böyle?” Ecem kollarını kızın boynuna doladığı için Arya geri çekilememişti. Aras ikilinin samimi hallerine gülümserken Arya küçük kızı kucağına alarak ayağa kalkmıştı.

“Hoş geldin,” Aras kızın mahcup haline tebessüm ederken Arya nasıl davranacağını bilemediği için başını Ecem’in boynuna gömerek derin bir nefes almıştı. Aras kızın utandığını anlayarak ağır adımlarla ona yaklaşıp hafif eğilerek yanağından öpmüştü.

“Hoş buldum karıcım!” Arya gözleri büyüyerek hızla etrafına bakınmaya başlamıştı.

“Aras ne yapıyorsun, biri duyacak.”

“Duysun, ne var bunda karım değil misin?”

“Öyle ama sen yine de başkasının yanında söyleme.” Aras kızın sözlerine gülerek elinde ki poşeti bileğine geçirip kızın çekilmesine fırsat vermeden yüzünü iki avucunun arasına almıştı.

“Aras?”

“Kim ne diyebilir Arya, en yüksek makamda sen benim eşimsin. Buna alışmaları lazım.” Arya genç adamın bakışları karşısında yutkunurken Aras eğilerek bu kez kızı alnından öpmüştü. Aras geri çekildiğinde bu kez Ecem babasını taklit ederek Arya’nın yüzünü tutup dudaklarını alnına bastırıp sesli bir şekilde öpünce Arya dayanamayarak gülmüştü.

“Oy senin dudaklarını yerim ben, sen anneyi mi öptün.”

“Kızım daha ne kadar kapıda bekleyeceksiniz, kim geldi?” Alya kapıdan geri gelmeyen ikizini merak ederek arkasından geldiğinde küçük kızın ikizini öpüş şekline şahit olmuştu.

“Geliyoruz Alya, hadi geçin içeri.” Alya ikizine aldırış etmeden hızlı adımlarla Arya’nın kucağında ki ufaklığı alarak sevmeye başlamıştı.

“Hoş geldin enişte,” Kendisine bakmadan selamlayan kıza gülümseyen Aras “Hoş bulduk baldız,” dediğinde Alya omzunu silkeleyerek arkasını dönüp salona girmişti. Alya’nın kucağında ki ufaklığı görenler hemen ayaklanarak Ecem’in etrafını sarmıştı. Küçük kız gördüğü ilgiden memnun bir şekilde etrafa gülücük saçarken Serdar’ın sesini duyunca gözleri açılarak kollarını Serdar’a doğru uzatmıştı.

“Dayı!” Serdar salona girdiğinde duyduğu sesle gülümsemişti.

“Ne yapıyorsunuz dayısının gülüne, gel güzelim dayı seni bu yabanilerden kurtarsın.”

“Yabani,” Ecem’in kıkırdayarak tekrarladığı kelime ile Arya abisine ters bir şekilde bakmıştı. Aras her seferinde kızının bu aileden gördüğü ilgiye şaşırıyordu.

“Masaya geçelim mi, her şey hazır.” Aras başını sallarken evin kapısı yeniden çalmıştı.

“Abim gelmiştir, onu da çağırmıştım.” Arya kapıya doğru ilerlerken Aras kızın her hareketini göz hapsine almıştı. Alya ikizinin üzerinde ki bakışlardan memnun bir şekilde Aras’a yaklaşarak konuştu.

“Kaçmıyor enişte, babamın yanında gözlerine dikkat etmelisin.”

“Şişşt, sessiz ol baldız duyacaklar.” Aras kızın şakacı tavrına aynı şekilde karşılık vermişti.

“Aramızda sır enişte…” Aras ile Alya masaya doğru ilerlerken salona koşarak giren çocuk ile genç adam duraksamıştı. Selim’in küçük kızı Gül koşarak halasını ararken önce Alya’ya yönelmiş sonra bir şeyi fark etmiş gibi arkasını dönerek etrafa bakınmaya başlamıştı.

“Haya?” Arya kapıdan içeriye girer girmek yeğeni onun üzerine doğru koşarken ondan önce davranan kendi kızına şaşkınlıkla bakmıştı.

“Anne,” Arya Ecem’i kucağına aldığında Gül yerinde durarak dolu gözleriyle Arya ve Ecem’e bakmıştı. Ecem başını Arya’nın boynuna sokarken Aras şaşkınlıkla kızının kıskanç hallerini izliyordu. Gül’ün mahsun haline dayanamayan Aras kızı kollarının altından tutarak yukarıya kaldırmıştı.

“Gül Hanım, Aras abiye sarılmak yok mu?” Gül Aras’ın gülümsemesi karşısında utanarak bakışlarını kaçırmıştı. Diğer yeğeni Gökhan da içeriye girdiğinde Aras’ın bakışları bu kez ona takılmıştı.

“Küçük adam, görmeyeli sen boy mu attın?” Gökhan başını dikerek Aras’a selam vermişti.

“Hoş geldin enişte, halam bizi çağırınca sizin de geleceğinizi söylememişti.”

“Öyle mi? geldiğimize sevinmedin mi yoksa?” Aras’ın sorusu ile Gökhan omzunu sallamıştı.

“Fark etmez, babamın dediği gibi ev büyük hepimiz sığarız.” Arya ve Alya gülmemek için kendini tutarken Serdar yeğeninin sözlerine gülerek onu kucağına almıştı.

“Ya amca, koca adam oldum beni kucağına alma.”

“Sus bakayım eşek sıpası seni…” Serdar ensesine yediği şaplak ile irkilmişti.

“Sen kime eşek diyorsun?” Selim kardeşine çıkışırken Serdar geri vites ederek devam etmişti. “Babası hariç,” Aras gülerek iki kardeşi izlerken aklına Akın gelmişti. O da okul zamanlarında kardeşi ile tıpkı Selim ve Serdar gibi şakalaşırdı. Önünde uzanan elle dalgınlığından çıkan Aras Selim’in elini sıkarak onu selamlamıştı. Herkes masaya geçerken Serdar’ın bakışları sürekli karşısında oturan ana kızdaydı. Gülşen ve Gülten Hanım gerçekten rahat değillerdi.

“Gülten anne, eğer isterseniz bu gün sizin evin mobilyaları gelecekti, onları yerleştirmek için eve geçelim. Hem daha rahat edersiniz.” Serdar’ın sözleri ile Ahmet Bey hızla oğluna dönmüştü.

“Ne gerek var oğlum, burada kalıyoruz işte.”

“Yakında nişan olacak baba, sonra kına düğün derken nerede görülmüş erkek evinden gelin çıktığı. Hem onların da kendine göre hazırlıkları olacaktır, değil mi anne?” Gülten Hanım minnetle genç adama bakarken hevesle başını sallamıştı.

“Haklısın evladım, daha Ankara’dan getireceklerimiz eşyalar var, bu eve sığamayız. Madem eşyalar geliyor yarın biz eve geçelim.”

“Sen nasıl istersen anne,” Serdar Arya’ya minnetle bakarken sevdiğinin yüzünü güldürdüğü için ona hediye almaya karar vermişti.

“Hazır düğün sözü açılmışken bizim Aras ile size söylememiz gereken bir şey var.” Emine Hanım ve Ahmet Bey dikkatle kızına bakmıştı.

“Söyle evladım,”

“Biliyorsunuz dün Aras ile nikah günü almak için çıkmıştık. Biz bir ay sonraya gün aldık.”

“Bir ay mı? Kızım o kadar hazırlık olacak bir ayda nasıl yetişecek.”

“Çok bir şey yapmaya gerek yok anne, eşyaları zaten aldık.”

“Aldınız mı?” Emine Hanım şaşkınlıkla kızına bakmıştı. “Ne ara?” “

“Dün nikah dairesinden dönerken mobilya mağazasına uğradık. Açıkçası eşyalarımı çok sevdim. Başka yere bakmaya gerek duymadık.”

“Ama kızım oda takımını biz alacaktık.” Arya mahcup bir şekilde annesine bakınca Ahmet Bey araya girerek konuşmayı sürdürmüştü.

“Faturayı bize verin, ödemeyi yaparız.”

“Baba, oda takımını ben aldım zaten.” Ahmet Bey gözlerini kısarak kızına bakmıştı.

“O kadar parayı nerede buldun? Hesabına para atmamıştım.” Arya gözlerini kaçırarak sessiz kalmıştı. Alya ikizine yardım etmek için araya girdi.

“Sen bilmiyor musun kızını baba, Arya muhakkak para biriktirmiştir.”

“Olmaz öyle şey, o para senin paran. Ne kadara aldıysanız söyle parasını hesabına yatırayım.”

“Gerek yok baba, parayı ben vermedim.”

“Kim verdi?” herkesin bakışları Aras’a dönerken Aras’ta şaşkınlıkla Arya’ya bakıyordu. Arya’nın susması ile Emine Hanım diretmişti.

“Söylesene kızım, kim aldı?”

“Adnan dayım hediye etmek istedi. Oda takımını o aldı.”

“Adnan mı?” Alya gülerek başını iki yana sallamıştı.

“Ben anlamam dayıma söyleyin bende aynı hediyeden istiyorum.” Arya ikizinin bacağını alttan kıstırarak kızın inlemesine neden olmuştu.

“Ne cimcikliyorsun be, yalan mı dayım hep sana çalışıyor. Tabi kaçıp yanına gidersen…” Alya son söylediği sözle susmak zorunda kalmıştı. Emine Hanım ve Ahmet Bey iki kızına şüpheyle bakarken Arya yutkunarak bakışlarını kaçırmıştı.

“Sen dayının yanına mı gittin?”

“Ben…”

“Ne zaman gittin, bizim neden haberimiz yok?” Alya dudaklarını kemirerek ikizini düşürdüğü duruma kızıyordu. Arya derin bir nefes alarak cevap vermişti.

“Geçen yıl okul gezisine gitmemiştim, dayımın yanına Afrika’ya gittim.”

“Afrika mı?” Aras yaşlı çiftin çıkışı ile gerilmişti. Arya’nın bu yönüne ilk kez şahit oluyordu. Seyahat etmeyi seviyordu anlaşılan.

“Kızım senin Afrika da ne işin vardı?”

“Dayım yeni bir keşif yapmıştı, çok merak ettim o da yanıma gel deyince dayanamadım gittim.”

“Ah kızım ya başına bir hal gelseydi seni nerede bulacaktık?”

“Ama dayım yanımdaydı anne,” Arya mahcup bir şekilde başını eğerken kucağında ki Ecem yüzünü tutarak “üzülme,” diye ağlamaklı sesi ile kızı teselli etmeye çalışmıştı.

“Üzülmüyorum meleğim, hadi ağlama.”

“Ama dede sana kızdı!” Ahmet Bey Ecem’in sözleri ile hafif gülümsemişti. Anlaşılan kızı bu küçük çocuğun kalbini çoktan kazanmıştı.

“Kızmadım anneye, sen ağlama emi güzelim.” Ahmet Bey elini uzatarak Ecem’i yanına çağırmıştı. Ecem adamın çağrısına uyarak Arya2nın kucağından inip Ahmet beyin dizine yerleşmişti. Aras bu duruma mutlu olurken yanında hala yüzü asık oturan kızın elini masanın altında kavrayarak destek verircesine hafif sıkmıştı. Arya genç adama bakarken Aras dudaklarını kıpırdatarak “Üzülme,” dede. Arya hafif gülümseyerek başını sallarken kahvaltı yapmaya başladılar. Masada bir süre sessizlik oluştuktan sonra eski neşesine kavuşan aile genç çiftin eşyayı seçtiğini ve ev için de bu gün bakınacaklarını öğrenmişlerdi. Alya gelinlik ve kınalığını kendi elleri ile seçmek istediğinde Arya itiraz etmeden kabul etmişti. İkizinin zevkine sonuna kadar güveniyordu. Arya’nın sabah erkenden kalkıp yaptığı boğaca ve börekler tam not alırken evden dağılma vakti geldiğinde Aras kızını Emine hanıma emanet ederek Arya ile birlikte evden ayrılmıştı.

Apartman binasından çıkan ikili arabaya doğru ilerlerken Aras kızın elini tutunca Arya yerinde duraksamıştı. Eli genç adamın avucunun içinde kaybolmuştu. Yutkunarak birleşen ellerine baktığında kalbi yerinden çıkacak gibi atmaya başlamıştı. Aras kızın duraksamasıyla ona bakmıştı.

“Ne oldu, neden duraksadın?” Arya adamın sözlerini duymamıştı bile. Bakışları hala birleşmiş ellerinde takılı kalırken Aras elini yukarı kaldırarak hafif gülümsemişti.

“Küçücük ellerin var karıcım, alışabilirim sanırım.” Arya utanarak bakışlarını kaçırırken onun utandığını anlayan genç adam keyifle gülmüştü.

“Anlaşılan seninle çok işimiz var avukat Hanım!”

***

Okuduğunuz için teşekkür ederim. Sonraki bölüme kadar Allah’a emanet olun!

29.BÖLÜM <<<<<<——>>>>>> 31.BÖLÜM

15260cookie-checkTatlı Hata 30. Bölüm
mermaridyy hakkında 333 makale
Yasemin Yaman KTÜ Orm. End. Müh. mezunu. Şuanda Parola Yayınlarında yazar. Hobileri yazmak, müzik dinlemek, basit çizimler yapmak ve manga okumak. Benim Küçük Gelinim ve Göremediğim Sen, Sen Olmadan Asla, Kara Duvak, Hep Seni Bekledim adında beş kitabı basıldı.

12 yorum

  1. Başınız sağolsun yazarcım. Bölüm çok güzeldi. Bir de aşklarını birbirlerine itiraf etseler çok daha güzel olurdu. Arasın sinsi annesinin neler yapabileceğini düşündükçe biraz korkuyorum açıkçası. İnşallah birşey yapmadan yapacaklarına engel olabilir ve sinsi şeytanı mahvederler. Öncelikle Arasın babası boşayıp onu beş kuruşsuz sefalet içinde süründürsünler çünkü o kadın biraz parası olduğunda bile kötülük yapabilecek kadar ruhu ve vicdanı olmayan kötü biri. O yüzden uzaklara yollayıp kuru ekmeğe muhtaç hale gelmeli. Yoksa o şeytan rahat durmaz. İnşallah Arya, Ecem ve ailelere kötülük yapamadan Aras ve Akın onu etkisiz hale getirirler ve Arasın öfkesinin o şeytanı bitirişini okuruz

  2. Başınız sağ olsun. Bölüm harikaydı emeğine sağlık Yazarcigim ❤️ bu ikiliye bayılıyor ya çok güzeller hele Ecem ve Arya daha da güzel❤️ Alya’nin olaylarını okuyamamak bir miktar hüzünlendirdi ama onun kitbaini da bekliyorum sabırsızlıkla ❤️. Arasın annesi beni çok korkutmaya başladı ya düğün günü felan bir şey yapmasın bozmasın aralarını 🙁 ayrıca kendi kızını da kandirmaya çalışacak gibi geldi biran :/ hastaneye yatırmaları lazım bu kadini

  3. Başınız sağolsun rabbim sizlere hayırlı uzun ömür versin inşallah.. neden hikaye sonunda beğen butonu yok ….. düğün başladı sanırım annenin planları oldukça hırslı olacak

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*