TATLI HATA 31. BÖLÜM

Merhaba arkadaşlar. Bu aralar üst üste gelen felaketler herkesin moralini alt üst etti maalesef. Karadeniz de yaşayan biri olarak sürekli tetikte yaşıyoruz. Özellikle son bir kaç gündür aşırı yağışlar yüzünden bir çok insanımızı vefat etti. Allah onlara rahmet ailelerine de sabır versin. Çok zor bir durum. İnşallah fazla kayıp olmaz. Mal gelir ama Can’a bir şey olmasın. Neyse, Umarım bölümü okurken keyif alırsınız. Allah’a emanet.

***

Genç adam sıkıca tuttuğu ele yol boyunca kısa bakışlar atarak etrafına göz gezdiriyordu. Meydanda onu tanıyanlar Aras’a selam verirken Arya bakışlarını kaçırarak kendini ortamdan soyutlamaya çalışıyordu.

“Hayırlı olsun Aras abi,” lokantalardan birinin önünden geçerken tanıdık garsonlardan biri genç adama seslenmişti. Onun seslenmesi ile Aras başını genç adama çevirmişti. Yüzünde oluşan gülümseme ile Arya’nın elini daha da sıkı tutarak yürümeye başladı.

“Sağol Bilal, nasılsın? İşler nasıl?” genç adamın bakışları bu kez Arya’nın üzerinde kısa bir an duraksayarak hemen Aras’a döndü.

“Şükür iyi abi, evlendiğini duymadık. Düğün yapmadın mı?” Arya gözlerini kısarak Aras’a soru soran adama baktı. Oldu olası meraklı insanları sevmezdi ama adamda ki ifade genç kızın ters davranmasını önlemişti.

“Henüz düğün yapmadık Bilal, davetiye gönderirim sana.”

“Yok abi, sizin düğün sosyete işi oluyor ben gelemem öyle gıy gıy!” dediğinde Arya gülmemek için kendini zor tutmuştu. Aras çocuğun yüzünü ekşitmesine karşılık gülmüştü.

“Yok bu sefer horon tepeceksin.” Arya bakışlarını Aras’a çevirdiğinde adamın keyifli haline mutlu olmuştu.

“Valla mı, o zaman gelirim abi, horon başı ben olurum.” Aras genç adamın omzuna pat patlayarak yanından ayrılırken Arya adamın hala güldüğünü görünce dayanamamıştı.

“İlk düğününde horon tepmediniz mi?” Aras gelen soruyla duraksamıştı. Beklemediği soru karşısında yutkunurken Arya yanlış bir şey sorduğunu düşünerek üzülmüştü. Aras başını iki yana sallayarak cevap verirken Arya yüzünü asarak devam etmişti.

“Özür dilerim canını sıkmak istememiştim. Sadece o adamla o kadar hevesli konuşuyordunuz ki merak ettim.”

“Sen benim canımı sıkmazsın Arya. Biz düğünden çok davet gibi bir şey yapmıştık. Annemin ve onun annesinin çevresi vardı. İş adamları ile dolu bir düğündü. Açıkçası düğünden çok iş yemeği olmuştu benim için.”

“Ama neden? Bu senin için özel olmalıydı değil mi?”

“Okul bittikten sonra annem evlenmem için baskı yaptı. İnan bana Aynur hanımın baskısına maruz kalmak o yaşlarda işkence gibiydi. Mecbur istediğini yaptım. Çokta evlilik taraftarı değildim. En azından o yaşta.”

“Ama…”

“Lütfen! İlk evliliğim ne annemin ne de benim istediğim gibi bir evlilik olmadı. Ecem’in annesi doyumsuz bir kadındı. Alış veriş için günü birlik İstanbul’a gittiği günleri bilirim. Ecem doğduktan sonra onunla ilgilenmedi. Kızım sürekli yalnız kalıyordu ve bazı hazımsanamayacak olaylardan sonra ailede olmamasına rağmen boşanma davası açtım. Evi bırakarak merkeze yerleştim. Başta itiraz etse de ailesi rezil olmamak için kızını ikna etti. Zaten boşandıktan birkaç ay sonra da kazada öldü.”

“Ben üzgünüm.”

“Üzülme, ben halimden memnunum. Ne kadar onunla iyi bir evliliğim olmasa da bana Ecem’i verdiği için mutluyum.”

“Ecem için bende mutluyum!” Arya’nın sesinde ki neşe Aras’ı gülümsetmişti. Kızın elini bırakarak kolunu omzuna atarken dudaklarını alnına bastırmıştı.

“Aras ne yapıyorsun?” Aras omzunu silkerek yoluna bakarken arya utanarak etrafında onları izleyen olup olmadığına bakıyordu.

“Ne olmuş yani, karım değil misin?”

“Aras lütfen, halka açık alanlarda toplum kurallarına uymalıyız.”

“Tamam karıcım, yalnız kaldığımızda öperim,” dediğinde Arya elinin tersi ile genç adamın göğsüne vurarak kolunun altından çıkmıştı. Aras onun hızlı hızlı önden gitmesini gülerek izlemişti. Arya söylenerek yoluna devam ederken Aras kızı yetişerek elini tuttu. Arya kaşlarını çatarak genç adama bakarken telefonu çalınca duraksamıştı.

“Efendim abi,” Arya genç adamın gözlerine bakarak arayan Serdar abisine cevap verirken onun isteği üzere verdiği adrese doğru ikili yola çıkmıştı.

“Neden seni çağırdı ki? Alya evde duruyor!” Aras’ın yüzünü asması ile Arya gülerek ona bakmıştı.

“Alya’nın fikirleri her zaman uçuktur. Sanırım Gülşen ile alakalı bir durum var.” Aras arabayı on beş dakika sonra merkeze çok uzak olmasa da merkez dışında olan bir mahalleye varmıştı. Etrafa bakındığında farkında olmadan konuşmuştu.

“Güzel bir mahalleymiş.”

“Evet, bende sevdim. Yeni evi buradaysa güzel olmalı.” Aras navigasyona bakarak geldikleri evin karşısında dururken Arya abisini arayarak vardıklarını söylemişti. Arabadan inerek etrafa bakınan ikili Serdar’ın bir evin bahçesinden çıktığını görünce ona doğru ilerlemeye başlamıştı.

“Geldiniz sonunda, nerede kaldınız?”

“Abi daha yeni haber verdim.”

“Tamam, tamam neyse. Hadi içeri geçelim.” Arya ve Aras evin bahçesinden içeriye girerken Arya hayranlıkla evin düzenlenmiş bahçesine bakmıştı. ev üç katlı oldukça bakımlı bir evdi.

“Güzel bir evmiş, hayırlı olsun abi.” Serdar kardeşinin sözleri ile genç kızı kolunun altına alarak eve girerken Aras arkalarından somurtarak bakmıştı.

“Bizi neden çağırdın?” Aras’ın sorusu ile Serdar genç adama baktı.

“Bu gün eşyalar gelecek, Gülşen’in yardıma ihtiyacı var. Sen yaparsın değil mi?”

“Elbette, Gülten teyze yok mu?” genç adam üzgün bir şekilde kardeşine bakarak onu cevaplamıştı.

“Tansiyonu yükseldiği için eve götürdüm. Gülşen yalnız kalmasın diye seni çağırdım.”

“Alya nerede?”

“Onun okulda biraz işi varmış, onu halledip gelecek.” Arya anladığını belirterek başını sallarken Aras kaynının düşünceli davranışına hayranlığını gizlemek zorunda kalmıştı. Nişanlısı bile olsa genç kızla yalnız kalmamak için kardeşlerini çağırmıştı. Kendisinin onun kadar ince düşünemeyeceğine emindi. Bakışları Arya’ya takılırken genç kızın evin pencerelerini açmasını izlemişti. Üst kattan gelen ayak sesi ile bakışlar merdivene dönmüştü.

“Hoş geldiniz.” Gülşen genç kıza sarılırken Aras’a mahcup bir şekilde bakmıştı.

“Hoş buldum, ev çok güzelmiş. Güle güle oturun.”

“Teşekkür ederim, bende çok sevdim.” Bakışları kısa bir an Serdar’a kayınca onun yoğun bakışlarından utanarak hemen genç kıza dönmüştü.

“Kusura bakmayın, sizin de işiniz başınızdan aşkın ama başka kimi çağıracağımızı bilemedik.”

“Önemli değil, bizde ev bakıyorduk. Yarın devam ederiz önce sizin işinizi halledelim”.

“Teşekkür ederim.” Gülşen gülümseyerek genç kıza bakarken Arya merakla sormuştu.

“Eee eşyaları hangi kata koyacaksınız?”

“Biz Gülşen ile orta kata yerleşmeyi düşünüyoruz. Alt katta Gülten annenin kalması daha uygun olacak, malum ayaklarından rahatsız. En üst katta zamanı geldiğinde Efe için ayarlanacak.” Arya abisinin sözlerine gülümsemişti.

“Güzle düşünmüşsünüz. Hadi yapılacak bir şey varsa yapalım.” Gülşen evin temiz olduğunu söylediğinde Arya’nın bakışları abisine dönmüştü.

“Sen ne zaman evi temizlettin?”

“Hallettim bir şekilde, eşyalar gelince sadece yerleştirmede yardım etmeni istiyorum.” Eşyaların gelme saatine kadar evi gezen gurup en üst katta ki terasa çıktıklarında Arya hayranlıkla manzaraya bakmıştı.

“Burası harika, akşamları keyif çayı içmek için çok müsait.”

“Evet, bizde sevdik. Arada kaçamak yaparız değil mi Gülşen.” Gülşen başını sallayarak gülmüştü.

“Ne zaman isterseniz.”

“Geliriz değil mi Aras?” Arya Aras’a döndüğünde onun dikkatle bir yere baktığını görünce gerilmişti. Bakışları genç adamın dikkatle baktığı yöne kayarken gözleri kısıldı.

“Aras?”

“Hadi,” genç adam kapıya yönelerek Arya’yı da peşinden sürüklemişti.

“Aras, nereye gidiyoruz.”

“Şu eve bir bakalım, belki beğenirsin.”

“Ne?” Aras karşı çaprazda olan evin dışına adamın birinin astığı ilana dikkat kesmişti. Ev dışardan fena gözükmüyordu. Mahallede evler iki ve üç katlıydı. Evin etrafında yüksek duvarlar yüzünden içerisi görünmese de bakmakta bir sakınca yoktu.

“Hadi şu ilana bakalım, belki abinle komşu oluruz.” Arya heyecanla genç adama bakarken Serdar ve Gülşen onu takip etmişti. Evin bahçesinden çıkarak hızlı adımlarla ilanı asıp uzaklaşmaya başlayan adama seslenmişti.

“Bakar mısınız?” Aras birkaç kez seslendikten sonra sesini duyurabildiği adama yaklaşırken adam dikkatle onları inceliyordu.

“Bir şey mi oldu?” Aras elini uzatarak adamla tokalaşırken Arya sessizce beklemeye başladı.

“Selamünaleyküm, şu astığınız ilanla ilgileniyorduk.” Aras’ın evle ilgilendiğini öğrenen adam hemen yüzündeki ifadeyi değiştirmişti.

“Öyle mi, isterseniz evi gezebilirsiniz.” Adam heyecanla eve doğru giderken Aras ve Arya hemen onun arkasından ilerliyordu. Adam çelik kapıyı kumanda ile açarken çift birbirine bakmıştı. Dışarıdan civardaki evlere benzeyen evin aslında farklı bir yapısı olduğu hemen anlaşılıyordu. Bahçeden içeriye girdiklerinde Arya gördükleriyle hemen Aras’a dönmüştü. Bahçenin büyük bir bölümünü üzeri sarmaşıklarla kaplı çardak oluşturuyordu. Çardağın etrafına yerleştirilen oyun alanı genç kızın yutkunmasına neden olmuştu. Farklı çiçek çeşitleri ortamı renklendirirken bahçeye yaydıkları mis gibi koku baş döndürücüydü.

“Burası harika,” Gülşen’in sözlerine katılan Arya Aras’ın kolunda evin kapısına doğru ilerlerken gözü sürekli çardağın ortasında bulunan büyük masaya kayıyordu. Tüm ailesini o masanın etrafında toplanmış sohbet ederken hayal edebiliyordu. Küçüğünün oyun parkında oynayıp kahkaha attığını hayal etmek genç kızın yüzünü güldürmüştü. Evin çift kanatlı kapısından içeriye girdiklerinde büyükçe bir salona girmişlerdi. Salonun diğer tarafında da dışarıya doğru açılan bir kapı vardı. Merakla çift o kapıya giderken evin arka kısmında meyve bahçesi olduğunu görünce gülümsemişlerdi. Anlaşılan ev sahibi çevre düzenine oldukça önem veriyordu.

“Ev sahipleri iş için yurtdışına taşınıyorlar, bu yüzden evi satmaya karar verdiler. Alt katta salon dışında mutfak ve iki oda var. Üst katta ise yatak odalarının yanı sıra çalışma odası olarak kullanabileceğiniz bir oda var. Ön kısımdan görünmese de arka kısımda teras balkonu var.” Arya adamı dinlerken heyecanla evi inceliyordu. Aras’a yaklaşarak “Bu ev çok büyük değil mi bizim için,” diye sorduğunda Aras kızın elini sıkarak ona cevap vermişti.

“Bence ideal, ailelerimiz geldiğinde bolca yer olur.”

“Aras, ailelerimiz çok uzakta değil, bize kalmaya geleceklerini pek düşünmüyorum.”

“Belli olmaz güzelim. Hem ilerde olacak çocuklar için de yeterli olur.”

“Çocuk mu?” Arya şaşkınlıkla Aras’a bakarken Aras kızın şaşkınlığına gülümsemişti.

“Ecem’in kardeşi olmasın mı?” Arya o kadar dalgındı ki Aras’ın sorusuna yine aynı dalgınlıkla karşılık vermişti.

“Olsun tabi,” dediğinde ağzından çıkan söze kendisi de şaşırmıştı.

“Üst katları da bir görün isterseniz.” Evi en ince ayrıntısına kadar gezen gurup eve hayran kalmadan edememişti. Fiyattı beklenilenin üstünde olsa da Aras karısının evi beğenmesi üzere pazarlığını yaparak evi almaya karar vermişti. Genç kız başta itiraz etse de Aras kararlı bir şekilde almak istediğini söylediğinde Arya bir şey söyleyememişti.

“Ev sahibi ile yarın satış işlemlerini hallederiz. Evde birkaç tadilat olsa da iyi durumda. Özellikle güvenlik kısmı çok iyi olmuş.”

“Evet bu benim de dikkatimi çekti. Diğer evlerde olmayan bir güvenlik sistemi var. Ev sahibinin düşmanı mı var?” Serdar merakla sorarken emlakçı adam kaşlarını çatarak genç adama bakmıştı.

“Bildiğim kadarıyla yok. Kendileri iş adamı olduğu için ailesini korumak istemiş olamaz mı?”

“Elbette, ama burada böyle bir güvenliğe gerek olduğunu sanmıyorum.”

“Onu bilemem, adam uygun görmüş yapmış. Sorgulamak bize düşmez.” Serdar adamın cevabına sinirlenmişti.

“Ne demek bize düşmez? Burada kardeşim oturacak. Ya adamın bir düşmanı varsa evde kardeşim varken buraya gelirlerse?”

“Olduğunu sanmıyorum. Çetin Bey saygın bir iş adamıdır.”

“Çetin Bey mi? Çetin Uzun mu?” Aras’ın sorusu ile adam bakışlarını ona çevirmişti.

“Evet, siz tanıyor musunuz?” Aras rahat bir nefes alarak adama başını sallamıştı. Evin bahçesinin neden oyun parkına döndüğünü anlayabiliyordu. Adamın beş çocuğu vardı. Her birinin yaşı küçük olunca güvenliği arttırmış olmalıydı.

“Sen tanıyor musun enişte bu Çetin denen adamı?”

“Merak etme Serdar, Çetin iyi bir iş adamıdır. Düşmanı olduğunu da sanmıyorum.”

“Neyse ben yine de bir gbtsine bakayım,” dediğinde emlakçı adam Serdar’a yutkunarak bakmıştı.

“Siz polis misiniz?” Serdar adama ters bir şekilde bakarken Aras araya girerek yarın için sözleşmişti. Evden ayrıldıklarında Serdar’ın evinin önüne yanaşan kamyon dikkatlerini çekmişti.

“Eşyalarınız geldi. Hadi yerleştirelim,” Arya’nın sözleri ile arabaya doğru ilerlediler. Beklenilenin aksine bir oda takımı ve tek kişilik yatak ve mutfak eşyası gelmişti. Salon için küçük bir köşe takımı ve televizyon alınmıştı. Aras merakla genç adama bakarken Serdar omuzlarını silkeleyerek “Ankara’daki eşyalarını getirecekler. Gülten teyzenin hatıraları var o eşyalarda. Şimdilik idareten eşya alındı. Sonra çatı katına çıkaracağız bunları.”

“Anlıyorum, ne zaman nakliye yapılacak eşyalar?”

“Bu hafta içi evi boşaltmak için gideceğiz. Ayrıca başka işlerimiz de var.” Serdar işin ne olduğunu söylemese de Arya anlamıştı. Ailesinin gasp ettiği evleri satacaktı Gülten Hanım. Evi yerleştirdikten sonra akşama Gülten hanımları bu eve bırakacaktı. Efe ve Gülşen için alt katta ki küçük odaları ayarlamışlardı. Gülten Hanım için aldıkları oda takımı da kurulduktan sonra Arya ve Gülşen’in mutfağı yerleştirmesi beklenmişti. İşleri bitince eve dönen gurup oldukça sessizdi. İki araba ard arda ilerlerken Arya yan tarafa dönerek genç adama bakmıştı.

“Sana da ev bulmamızın bu kadar çabuk olması tuhaf gelmedi mi? sanki her şey çok kolay oluyor. Bu beni korkutuyor Aras?”

“Neden?”

“Bu kadar çabuk olması bir sorun çıkacakmış hissi veriyor. Eşyalarımızı hemen seçtik. Başkası olsa haftalar boyu gezer. Ama biz ilk girdiğimiz mağazada istediğimizi bulduk.”

“Bunda kötü olan ne?”

“Bilmiyorum, içim garip bir hisle doldu.” Aras uzanarak genç kızın elini yakalamıştı.

“Korkma, Allah kolaylık veriyor işte. Hem zamanımız kısıtlı biliyorsun.”

“Geriye sadece kıyafetler kaldı. Onları da hallettik mi işimiz bitiyor.”

“Daha salon tutacağız.”

“Sahilde yapalım, sahilde bir kafede sade bir düğün yapalım.” Arya’nın teklisi genç adamı güldürmüştü.

“Biz horon tepmekten bahsediyoruz Arya, sahil kenarında nasıl olacak?” Arya umursamaz bir şekilde omzunu silkmişti.

“Ben anlamam, sahilde yapalım. Madem düğün yapalım diye tutturdun o zaman sahilde olsun.” Kızın inadı adamın kahkaha atmasına neden olmuştu.

“Siz nasıl isterseniz gelin Hanım. Madem istiyorsun sahilde yaparız. Ama kaçmak yok!”

“Kaçmak?”

“Duyduğuma göre evden sürekli kaçıyormuşsunuz?”

“Ya Aras, kaçtığım falan yok. Sadece araştırma yapmayı seviyorum. Dayım da bunun için biçilmiş kaftan.”

“Ben anlamam Arya, benden habersiz bir yere gitmeni istemiyorum. Gerekirse birlikte gideriz ama bensiz gidemezsin.” Arya adamın ciddi olmaya çalıştığı ifadesine gülmemek için kendini zor tutmuştu.

“Peki kocacım, ya gidersem cezam ne olacak?”

“Onu o zaman düşünürüz.” Aras cevap verirken birden aydınlanma yaşamıştı. “Sen az önce ne dedin?” Arya başını camdan dışarıya çevirerek Aras’ı cevapsız bırakmıştı.

“Arya, sen…” Aras kızın utandığını aynadan görünce susmak zorunda kalmıştı. İki araba evin önüne park edildiğinde Serdar arabasından inerek Gülşen’in yanına gelmesini beklemişti. Arya abisini izlerken huzur bulmuştu. Derin bir iç çekerken Aras onun neden iç çektiğini anlamaya çalışmıştı.

“Ne oldu?”

“Abim çok mutlu, aramızda mutluluğu bir tek Alya’nın bulması kaldı.”

“Bundan senin de mutlu olduğunu mu anlamalıyım?” Arya genç adama dönerek buruk bir şekilde gülümsemişti.

“Karşıma sen çıkmasaydın evlenmek için acele etmezdim. Benim de şansım sensin Aras. Nasıl yaptın bilmiyorum ama güvenimi kazandın. Benim için güven sevgiden çok daha önemlidir.” Aras gözlerini kısarak genç kıza bakarken Arya bakışlarını kaçırarak ellerine bakmıştı.

“Arya?”

“Sana yalan söylemeyeceğim Aras. Tam olarak ne hissettiğimi bilmiyorum. Bildiğim bir şey var o da yanında mutluyum, huzurluyum. Hiç olmadığım kadar hem de! Yanımda olduğun için, seninle evleneceğim için şanslıyım. İlerde ne olur bilmiyorum ama sana karşı her zaman sevgi ve saygımı korumaya çalışacağıma emin olabilirsin. Ecem ve senin için elimden geleni yapacağım.”

“Arya, bizim için değil, kendin nasıl mutlu olacaksan o şekilde yaşa.”

“Ben yanında mutluyum. Bir ay sonra evleneceğimizi bilmek garip bir şekilde kalbimi hızlandırıyor.” Aras kızın açık sözlülüğü karşısında hafif gülümsemişti. Arya’nın elini alarak kalbinin üzerine bastırmıştı. Arya yutkunarak adamın gözlerine bakarken kendi elini de genç kızın kalbinin üzerine bırakmıştı.

“Hissedebiliyor musun Arya, en elimin altında atan kalbi hissedebiliyorum. İkimizin de kalbi aynı heyecanla çarpıyor. Bu kalp çarpıntısı devam ettikçe her zaman yanında olacağım.”

“İnşallah!” kızın içten duası ile Aras kızı kendine çekerek sıkıca sarılmıştı. Arabanın camının tıklatılması ile ikili hızla birbirinden ayrılmıştı. Kucağında Ecem ile imalı bir şekilde sırıtan Alya ile göz göze gelen ikili gülmüştü.

“Güzelim, sen bizi özledin mi?” Arya arabadan iner inmez kollarını Ecem’e uzatırken Ecem hiç beklemeden genç kızın kollarına atılmıştı.

“Ama bu haksızlık, sen yokken benimle oynuyordu. Hemen de satıldık.”

“Kıskanma Alya, Ecem kimi daha çok seveceğini biliyor.”

“Arya, aynada ki yansımanın benim yüzüm olduğunu unutma.”

“Asla unutmama ama sende çocukların beni daha çok sevdiğini unutma.”

“İşte bende onu anlamıyorum ya, nasıl oluyorsa seni daha çok seviyorlar.” Arya ikizine gülerek eve yöneldi. Abisi ve Gülşen çoktan eve girmişti. Aras kızın yanına ulaşarak “Biz artık eve geçelim Arya, yarın görüşürüz,” dediğinde Alya araya girerek konuşmuştu.

“Annem bekliyor enişte, gelmezsen darılır.”

“Ama Ecem sabahtan beri sizinle zaten. Bu gün fazlasıyla zahmet verdik.”

“Bunu sakın bir daha söyleme Aras, annem duyarsa çok üzülür.” Arya genç adama kaşlarını çatarak konuşurken Aras kızın her ifadesini ezberler gibi onu izliyordu. Başını sallayarak genç kızın peşinden eve girerken içerde tam bir şenlik vardı.

“Abimler hala burada mı?” Arya salona girdiğinde sorduğu sorunun cevabını almıştı. Selim babasıyla karşılıklı oturmuş satranç oynuyordu. Aras’ın selam vermesiyle genç adama kısa bir bakış atan ikili yeniden oyununa dönmüştü.

“Geç oğlum sen, ben şunun ifadesini alayım konuşuruz.” Ahmet beyin şahin bakışları taşların üzerinde gezinirken Aras bir kçşeye geçerek Serdar’ın tezahüratlarını gülerek izliyordu.

“Hoş geldin oğlum, nasılsın?”

“Hoş buldum anne, çok şükür iyiyiz.” Ecem babasının kucağına tırmanırken Aras kızını dizine oturtarak başını öpmüştü.

“Ev bakacaktınız bulabildiniz mi bir şey?” Emine hanımın sorusu ile Serdar araya girmişti.

“Bu gün bizim evin karşısında satılık olan eve baktılar. Yarın alıp almayacakları belli olacak anne.”

“Öyle mi, çok sevindim. Hadi hayırlısı…”

“Abi, evi beğendik inşallah yarın tabu işleri hallolacak.”

“Ben bir araştırmamı yapayım konuşuruz canım.”

“Abi…”

“Ne? Ben kardeşimi yolda bulmadım. Evin güvenliği beni şüphelendirdi. Sus ve otur yerine.” Arya yüzünü asarken Serdar çoktan araştırmasına başlamıştı bile. Aras iki kardeşin arasına girmemek için sessiz kalmıştı. Çetin Uzun’u iş dünyasından tanıyordu. Ters bir şey çıkacağını sanmıyordu. Serdar’ın içinin rahat etmesi için araştırmasına izin verdi.

Siz ne yaptınız oğlum, eşyalar geldi mi?” Emine Hanım bu kez Serdar’a sormuştu.

“Evet anne, yarın Gülten annemleri yeni evlerine bırakacağım. Bu akşam da burada kalırız değil mi Gülten anne?” Gülten Hanım hafif gülümseyerek başını sallamıştı. Yüzünden kadının rahatladığı belli oluyordu.

“Kalırız oğlum, yarın eve geçeriz.”

“Pek bir şey yok ama hafta içi Ankara’daki eşyalarınız da gelecek. O zaman daha rahat edeceksiniz.”

“Biletleri aldın mı?” Bu kez söze Ahmet Bey girmişti. Bakışları babasına döndüğünde adamın yüzünde ki gülümsemeden abisini yine yendiğini anlamıştı.

“Yenilmelere doyamıyorsun abi, kaç kez söyledim satranç senin harcın değil diye.” Selim elindeki fili kardeşine atarken Serdar gülüyordu. Bakışlar Aras’a kaydığında genç adam yerinde doğrulmuştu.

“Ee damat Bey, sen satranç oynamayı biliyor musun?” Serdar’ın imalı ses tonu karşısında genç adam kaşlarını çatmıştı.

“Biraz,” dediğinde Serdar bu kez babasına dönmüştü.

“Bak baba yeneceğin başka acemi de çıktı.” Aras başını iki yana sallarken hafif gülümsemişti.

“Bu kadar böbürlendiğine göre sen oyunda iyisin!” Aras’ın sorusu ile Alya gülmemek için dudaklarını ısırırken Arya bakışlarını başka yöne çevirmişti. Aras ailenin değişen ifadesi karşısında şüpheye düşerek sordu.

“Yanlış bir şey mi söyledim?”

“Yok oğlum, sen yanlış bir şey sormadın. Bizim sıpa satrançta Türkiye birincisi de onun için kabarıyor yerinde.” Aras tek kaşını kaldırarak genç adama bakarken Serdar imayla göz kırpmıştı.

“Öyle mi? seninle oynamayı çok isterim.”

“Gerçekten mi?” Selime ileri atılarak genç adama sorarken kadınlar merakla onlara bakıyordu.

“Neden olmasın, bir daha böyle bir fırsat geçmez elimize değil mi?” Arya yutkunarak genç adama bakarken Alya hevesle öne çıkmıştı.

“Hadi başlayın, çok heyecanlı. Enişte sen bu oyunda iyi misin?”

“Fena sayılmam.” Serdar kendine meydan okuyan Aras’a bakarak dizlerine vurarak yerinden kalkmıştı. Satranç tahtasını ikisinin ortasına yerleştirerek “Hangi taşları istersin?” diye sordu.

“Durun önce yenen diğerine ne verecek onu kararlaştıralım.” Alya konuşurken,

“Bu kumara girer, kumar oynamak istemiyorum.” Aras’ın ani itirazı ile Ahmet Bey gülümsemişti.

“Pekala o zaman kim yenerse diğerinin düğününde göbek atacak.” Aras kaşlarını çatarak Serdar’a bakmıştı.

“Ben göbek atamam.”

“Sende her şeye itiraz ediyorsun. Oyunun zevki nerede?”

“Sende olmadık şeyler isteme.” İkili atışırken Selim araya girerek onları susturmuştu.

“Daha ne kadar konuşacaksınız. Hadi başlayın birazdan yemeğe oturacağız.” Arya küçük kızı kucağına alarak ikiliyi izlemeye başlamıştı. Beyaz taşları alan Serdar oyuna başladığında herkes heyecanla onları izlemeye başlamıştı. Düşünülerek yapılan hamleler, kaybedilen piyonlar ve peşine düştükleri önemli hamleler. Zaman ilerliyor bir türlü oyun bitmiyordu. Beklenilenden saha uzun süren oyun karşısında kadınlar sıkılarak işine devam ederken erkekler ikilinin bir sonraki hamlesini bekliyordu. Serdar gülerek son hamlesini yaparken “Şah!” dediğinde Aras genç adamın keyifli gülümsemesi karşısında Serdar’ın gözlerinin içine bakarak ciddi bir ifade ile “Mat!” dedi. Serdar’ın gülümsemesi yüzünde donarken şaşkınlıkla Aras’ın son hamlesine bakan Ahmet Bey ve Selim kısa bir süre duraksamanın ardından gür bir kahkaha atmıştı.

“Nasıl oldu bu?” Serdar itiraz ederek taşları incelerken gözlerini kısarak Aras’a döndü.

“Hile yaptın? Beni tuzağa düşürdün. O taşı bilerek yedirdin.” Aras genç adamın şahına vurarak devirirken gülümsemişti.

“Ne oldu, kim yendi.” Selim kızların sorusu karşısında keyifle elini sallayarak “Gelin gelin, abinizin yenilgisini izleyin!” dediğinde Serdar abisine ters ters bakmıştı.

“Hile yaptı…”

“Hayır, stratejik oynadı. Sen de tuzağa düştün.” Alya şaşkınlıkla Aras’a bakarken Arya şüpheyle genç adama sormuştu.

“Sen bu oyunda iyi olmadığını söylememiş miydin? Nasıl oldu bu?”

“Oyunda iyi olmayabilirim ama hesaplamada iyiyim. Sonraki hamlelerini takip etmek bir sonraki hamlesini tahmin etmeye yardımcı oldu. Biraz proje…”

“Yuh enişte…” Alya genç adamın sözünü keserken Emine Hanım kızına onaylamaz bir bakış atmıştı.

“Neyse hadi yemeğe sizin yüzünüzden Esma iki kez ısıttı yemekleri.”

“Ama anne, hile yaptı. Bir daha oynayalım.”

“Mızıkçılık yapma Serdar, yenildiğini kabul et. Hadi yemeğe.” Emine Hanım oğluna söylenerek yemek masasına doğru ilerlerken keyifli bir şekilde masaya oturulmuştu. Akşam güzel geçerken Aras huzuru iliklerine kadar işlediğini hissediyordu. İçinden bu mutluluğun bozulmaması için dua etmekten başka bir şey gelmezken ilerde elinden geleni yapacağını biliyordu.

Ailesi her zaman mutlu olacaktı!

****

Yorum ve beğeni bırakmayı unutmayınız. En güzele emanetsiniz. Afet zedelere dua etmeyi unutmayalım.

30.BÖLÜM <<<<<<——–>>>>>>> 32.BÖLÜM

15470cookie-checkTATLI HATA 31. BÖLÜM
mermaridyy hakkında 333 makale
Yasemin Yaman KTÜ Orm. End. Müh. mezunu. Şuanda Parola Yayınlarında yazar. Hobileri yazmak, müzik dinlemek, basit çizimler yapmak ve manga okumak. Benim Küçük Gelinim ve Göremediğim Sen, Sen Olmadan Asla, Kara Duvak, Hep Seni Bekledim adında beş kitabı basıldı.

12 yorum

  1. Ellerine sağlık yazarcım:) çok Güzel bölümdü. ama ben Alya ile Cenki de çok sevdim ve çoook merak ediyorum ve onları okumak için sabırsızlanıyorum.:)Cenk ve Alya yı özledim:))

  2. Herkese çok geçmiş olsun . Bölüm için de teşekkürler harikaydi emeğine sağlık Yazarcigim ❤️. Aras’in ve Arya’nin arasında ki bağa bayılıyorum ya harika❤️ her şey çok hızlı gelişiyor bir şey olmaz umarım

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*