Tatlı Hata 33. Bölüm

Merhaba arkadaşlar. Bu bölüm biraz durağan gibi geldi bana bilmiyorum siz nasıl düşünürsünüz. Finale yaklaşıyoruz. Bakalım ne olur. Keyifli okumalar.

***

Genç kız uzandığı kanepede doğrularak geniş ailesini seyretmeye başlamıştı. Hastaneden çıktığında hasta ziyaretine gelenler olduğu için salondaki kanepe hazırlanmıştı. Annesi, babası, kardeşleri ve ananesinin yanı sıra Aras’ın ailesi de onu görmek için gelmişti. Erkekler bir köşeye çekilmiş gündemdeki haberleri tartışırken kadınların yarısı mutfakta yemek hazırlıyor yarısı da toplaşmış fiskos ediyordu. Arya yüzünde gülümseme ile ailesine bakarken hissettiği ürperti ile bakışları erkeklerin tarafına dönmüştü.

Aras ailenin diğer erkekleri ile koyu bir sohbete girerken arada kanepede uzanan genç kıza bakıyordu. Arya tek başına kalmıştı ama bu durumdan hiçte şikayetçi görünmüyordu. Genç kızın yüzünde ki gülümseme her dakika daha da artarken aklından geçenleri okuyabiliyordu. O da Arya gibi etrafına bakınarak kalabalığa şöyle bir göz gezdirmişti. Arya hayatına girdiğinden beri aile olmanın ne demek olduğunu öğrenmişlerdi. Üstelik sadece kendisi de değil, tüm ailesi Türk ailesiyle tanıştıktan sonra daha fazla birlikte vakit geçirir olmuştu. Babası hem ona hem de Akın ile daha çok sohbet ediyor, babaannesi ile daha fazla vakit geçiriyordu. Sabah babaannesinin yakınmasını hatırlayınca istem dışı gülmüştü.

“Sole bobana yavri kuzi gibi peşume dolanmasun.” Arya başta babaannesinin ne demek istediğini anlamamıştı ancak babasının elinde çaydanlık ile bahçeye çıkıp yaşlı kadına seslenmesi ile olayı fark etmiş hemen oradan ayrılmıştı. Ardında ise atışan iki yaşlı kişiyi bırakmıştı. Tekrar Arya’ya söndüğünde genç kızla göz göze gelmişti. Kızın yüzünde ki gülümsemesi yavaş yavaş şaşkınlığa dönerken, Aras onun şaşkınlığına göz kırparken Arya hemen etrafına bakınarak kimsenin görüp görmediğini anlamaya çalışmıştı.

Genç adam yerinden kalkarak Arya’nın yanına ilerlerken yanından paytak adımları ile koşarak geçen küçük kızla duraksamıştı. Ecem kollarını açarak “Ayne!” diye Arya’nın üzerine atlarken, Arya canı yansa da belli etmemeye çalışmıştı. Aras hemen kızını genç kızın kucağında almak için ileri atılmış ama Arya’nın bakışlarını görünce duraksamıştı.

“Küçüğüm, acıktın mı sen?” Ecem kafasını hızlı hızlı sallarken Arya acını unutarak gülümsemişti.

“Acıktım, hadi yiyelim…” Aras ikilinin yanına yaklaşarak Arya’nın daha fazla acı çekmemesi için usulca Ecem’i kendi kucağına almıştı.

“Benim prensesim yemek mi yiyecek?” Ecem kafasını sallarken Aras’ın bakışları Arya’ya kaymıştı. Kızın karnındaki yaranın kanadığı üzerinde ki kıyafetten belli oluyordu.

“Zeynep bir bakar mısın?” Arya genç adamın baktığı yere bakışlarını çevirdiğinde kanı görmüş kimse görmesin diye hemen eliyle kapamaya çalışmıştı.

“Efendim enişte,” Aras kucağında ki kızını Zeynep’e verirken bir yandan da Zeynep’in arkasından gelen Alya’ya işaret ederek yanına çağırdı.

“Hayırdır Aras abi?” Aras Alya’ya ikizini işaret ederek sessizce cevap vermişti.

“Yarası açılmış, kimseye belli etmeden onu salondan çıkaralım.” Alya endişelense de babası rahatsız olduğu için sakin olmayı başarmıştı. Odaya giderek elinde hırkayla geri döndü. Hırkayı Arya’ya giydirirken yakındakilerin duyması için “Lavaboya mı gitmek istiyorsun?” diye sorarmış gibi yapıp Arya’nın kanepeden kalkmasına yardım etmişti. Aras ikilinin arkasında elleri tetikte bir şekilde yürürken Alya genç kızı hemen odasına götürmüştü.

“Alya bana hemen ilk yardım setini getir.” Alya odadan çıkarken yatakta oturan Arya’nın uzanmasını sağlayarak penyesini yukarı çekmek istemiş ama genç kızın engeli ile karşılaşmıştı.

“Aras ne yapıyorsun?”

“Yarana bakacağım!”

“Aras, Alya ile hallederiz.” Arya utanarak bakışlarını kaçırırken Aras genç kızın çenesini kavrayarak gözlerine odaklanmıştı.

“Benden utanmana gerek yok Arya, ben senin eşinim. Şimdi izin ver yarana bakayım.”

“Ama…” Arya genç adamın bakışları karşısında susup başını geri yaslayıp gözlerini kapatmıştı. Genç adam kızın penyesini göğsünden biraz daha aşağıya kadar açarak bandajın üzerinde ki yoğun kana dikkat kesildi.

“Yaranın bu kadar kanaması normal değil, hemen hastaneye gidelim.”

“Gerek yok Aras, bandajı değiştir yeter.” Genç adam bandajı yavaşça çıkararak kanın göründüğü kadar yoğun olup olmadığını anlamaya çalışmıştı. Yarayı dikkatle incelerken yüzü asılmıştı.

“Dikişlerin patlamış, itiraz istemiyorum Arya hemen hastaneye gidiyoruz.” Alya elinde küçük çanta ile odaya girerken Aras’ın yüzünden ters giden bir şeyler olduğunu hemen anlamıştı.

“Ne oluyor?”

“Dikişleri attı, bizim yapabileceğimiz bir şey değil. Hastaneye gidiyoruz.” Alya endişeyle hemen genç kızın yanına gitmişti. Arya yatakta doğrulurken Aras’ın üzüntüsünü görünce itiraz etmekten vazgeçmişti.

“Üzerini değiştirelim,” Alya ikizine yardım etmek için odada kalırken Aras yüzü asılmış bir şekilde odadan dışarıya çıkmıştı. Kıza yardım edemiyordu. Salona geçerken genç adamdaki değişimi hemen fark eden Selim ayağa kalkarak Aras’ın yanına gitti.

“Bir sorun mu Aras, neden yüzün asık?”

“Arya’nın yarası açılmış, biz hastaneye gidiyoruz.” Selim adamın omzuna elini koyarak hafif sıkmıştı.

“Eminim iyi olacaktır. Bu kadar üzerine düşersen onu boğarsın.” Aras genç adamın sakin bir şekilde konuşmasıyla kaşlarını çatmıştı. İkisi de aynı yaştaydı.

“Arya’dan bahsediyoruz, neden bu kadar sakinsin?” Selim adamın sözlerine gülümseyerek karşılık vermişti.

“Arya’nın yara almasına alışkınız. Çocukken de sürekli bir yerlerini kanatırdı.”

“Bu aynı şey değil Selim, Arya bir kaza geçirdi. Kanayan herhangi bir düşme yarası değil, ameliyat yarası.” Selim başını iki yana sallayarak Aras’a baktı. Elbette bu hafife alınacak bir konu değildi ama Selim doktoru ile konuşmuştu. Arya’nın hayati hiçbir tehlikesi yoktu. Yaralarının da çok derin olmadığını biliyordu. Kapalı ameliyat olduğu için de endişesi oldukça azalıyordu. Makine deliklerinin dikişinin atmış olması ona göre diğer ameliyatlardan daha az riskliydi.

“Hadi siz gidin ben bizimkileri idare ederim.” Aras kızarak salondan ayrılırken Selim arkasından derin bir iç çekti.

“Selim, oğlum hayırdır. Aras neden kızdı?”

“Önemli bir şey yok baba, Arya’nın yarası kanamış ona üzülüyor.” Ahmet Bey oğlunun sakin konuşması ile önemli bir şey olmadığını düşünerek sohbetine geri dönmüştü. Akın ikilinin genç kız hakkında sakin konuşmalarına şaşırmıştı. Abisini biraz olsun tanıyorsa endişeden kafayı yemek üzere olmalıydı. Yerinden kalkarak kapıya yöneldiğinde Zeynep’in de kapıya yöneldiğini görmüştü.

“Hayırdır Zeynep, nereye?” genç kız Akın’a kısa bir bakış atarak hemen önüne dönmüştü.

“Geç oldu, eve gideyim artık.”

“Evet geç oldu, tek başına bu saatte gidemezsin. Bekle seni ben bırakacağım.”

“Buna hiç gerek yok!” Zeynep o kadar ani cevap vermişti ki akın kaşlarını çatarak ona baktı. Son günlerde nedense genç kızın kendisinden uzak durmaya çalıştığını hissediyordu. Abisine bakacağı sırada Zeynep’in kapıdan dışarı çıktığını görünce dayanamayarak peşinden gitmişti. Arya kötü olsaydı abisi bu kadar rahat olamazdı diye düşünerek asıl meselesini halletmeye karar verdi.

“Zeynep, bekle dedim!” Zeynep binanın dış kapısından çıkarak yürümeye başladığında Akın da hemen arkasından gitmişti. Caddeye çıkan yolda ilerlerken genç kız duraksayarak dolmuş beklemeye başladı. Akın kızın karşısına durarak kendisine bakmasını sağlamıştı.

“Neler oluyor Zeynep?”

“Anlamadım?”

“Bence çok iyi anladın. Son birkaç gündür benden kaçıyorsun. Bilmeden sana bir şey mi yaptım?” Zeynep yutkunarak bakışlarını kaçırmıştı. Genç adamın bakışlarının altında ezilirken ne söyleyeceğini bilememişti. Köyde Akın ile arasında bir şeyler olduğu konuşuluyordu. Dedikodu ailesinin kulağına kadar gitmiş babası ve annesi ona inansa da canlarının sıkıldığını anlamıştı. İşin garip yanı aynı yakıştırmayı arkadaşları da yapıyordu. İster istemez genç adam dikkatini çekmeye başlamıştı. Bu durumun önüne geçmek için Akın’dan uzak durmaya çalışıyordu.

“Öyle bir şey yok, neden sizden uzak durayım ki?”

“Bende onu soruyorum, neden benden kaçıyorsun!” Zeynep bir adım geri giderken Akın onun tedirgin olduğunu anlayarak aralarında ki mesafeyi biraz daha açmıştı.

“Özür dilerim Akın Bey, ben farkında değildim.” Akın genç kızın aralarına yeniden mesafe koymasıyla sinirlenmişti.

“Başlatma beyinden Zeynep, neden böyle davranıyorsun? Benden rahatsız mı oluyorsun?” Akın sorduğu sorunun cevabını beklerken oldukça endişeliydi. Kızın ağzından çıkacak tek kelime hayatını değiştirecekti. Sessizlik uzayınca Akın bakışlarını çekerek başını eğmişti.

“Rahatsız ettiğim için üzgünüm, bir daha olmayacağına emin olabilirsin.” Akın arkasını dönüp giderken genç kız adamın çökmüş omuzlarına daha fazla dayanamayarak konuşmuştu.

“Beni rahatsız etmiyorsun, sadece dışarıdan fazla samimi görünüyoruz.”

“Samimi mi? Biz mi?” Akın duydukları ile hızla kısa dönmüştü. Az önceki üzüntüsünün yerini şaşkınlık almıştı. Zeynep utarak bakışlarını kaçırmıştı.

“Beni bırakmanızı istemiyorum çünkü köyde sizi görenler dedikoduların doğru olduğunu düşünecek. Ailemin zor zamanlar geçirmesini istemiyorum. Amcam zaten her an ensemizde.”

“Ne dedikodusu?” Zeynep ağzını tutamadığı için kendine kızıyordu. Dudağının içini kemirirken Akın kızın kollarından tutarak kendine çevirmişti. “Sana bir soru sordum, ne dedikodusu?”

“İkimizin arasında bir şey olduğunu düşünüyorlar. Ailem bu durum karşısında kötü hissediyor. Bu yaştan sonra babamın başının öne eğilmesini istemiyorum. Eğer dikkat edersek herkes aramızda bir şey olmadığını anlayacaktır.” Akın duyduklarına inanamıyordu. Köye sadece iki kez gitmişti ve hemen arkalarından konuşmaya başlamışlardı.

“Ailen karşısında zorda kalmanı istemezdim Zeynep,”

“Ailem doğru olmadığını biliyor, merak etmeyin. Sorun yaşamadım, bu konu sorun olmayacak. Herkes yakında imkansız olduğunu anlayacaktır.” Genç adam kızın sözleri ile dişlerini sıktı.

“İmkansız olan ne Zeynep?” genç kız adamın sorusu ile duraksamıştı.

“Anlamadım?”

“Sana soruyorum, imkansız olan ne? Aramızda bir şey olması neden imkansız olsun?”

“Akın Bey…”

“Bana Bey diye hitap etme Zeynep, birine sözün mü var?”

“Elbette hayır!”

“Nişanlı ya da evlimizin?” Akın’ın ard arda sorduğu sorularla Zeynep elini kolunu nereye koyacağını şaşırmıştı.

“Hayır ama…”

“Ben de olmadığıma göre iki bekar insanın arasında bir ilişki olması neden imkansız olsun? Hele o iki kişi bir birinden etkileniyorsa!” Zeynep donup kalmıştı. Bakışları genç adam ile çakışırken ne söyleyeceğini bilemiyordu.

“Akın?” kızın ağzından adını duymak genç adamı gülümsetmişti. Zeynep’e biraz daha yaklaşarak sokak lambasında gözlerini daha iyi görmeye çalışmıştı.

“Adım ağzına çok yakışıyor.” Kızın yutkunması adamı daha da cesaretlendirmişti. “Şu son birkaç hafta hayatın hiçbir garantisi olmadığını yeniden bana gösterdi. Zaman az, hayat kısa Zeynep, neden bekliyoruz ki? Ben kendimden eminim, eğer sende istersen ailemi size göndereceğim.”

“Ne?” Zeynep şaşkınlıkla sesinin ne kadar çok çıktığını fark edememişti. “Sen ne diyorsun?”

“Duydun, ne kadar ciddi olduğumu anla istiyorum. Ben asla gönül eğlendiren biri olmadım. Senden hoşlanıyorum ve bu hissi yabana atamam.” Akın’ın her sözünde Zeynep daha da şaşırıyordu.

“Ama daha birbirimizi tanımıyoruz bile.”

“Hemen evlenelim demiyorum, en azından adını koyalım. Kimse bize kötü gözle bakmasın.”

“Akın, bunu yapmak zorunda değilsin. Ailem bana inanıyor.” Kızın sözlerine gülümseyen Akın başını iki yana sallamıştı.

“Dedikodular benim umurumda mı sanıyorsun. Ben abim gibi zaman kaybetmek istemiyorum. Arya neredeyse ölüyordu. Bizim ne olacağımız belli değil. Ben seni yanında olarak tanımak istiyorum. Düşün ve bana kararını söyle. İnan olumsuz bile olacaksa elimden geleni yapar seni ikna ederim.” Zeynep bakışlarını kaçırarak yukarıdan gelen dolmuşa bakmıştı. Gitmesi gerekiyordu. Ne cevap vereceğini bilmiyordu ama Akın’ın haklı olduğu bir konu vardı.

Akından hoşlanıyordu, adamı göremediği her an özlüyordu! Bu durum karşısında ne yapacağını bilmiyordu.

Yanlarına duran dolmuşla genç adam Zeynep’e dönmüştü. Bakışları ile adeta genç kıza dolmuşa binmemesini söylüyordu. Zeynep dolmuşa döndüğünde içinde fazla yolcu olmadığı için tedirgin olmuştu. Dolmuşçuya gitmesini söylerken Akın kızın kararına mutlu olmuştu. Birlikte yeniden binanın önüne geldiklerinde Arya ve Aras ile karşılaştılar.

“Yenge, nasılsın?” Arya arkadaşı ile Akın’ı yan yana görünce imalı bir şekilde gülümsedi.

“Maşallah pek güzel görünüyorsunuz!” Zeynep gözleri büyüyerek arkadaşına bakarken Akın başta yaşadığı şaşkınlığı atlatarak gür bir kahkaha atmıştı. Karnına hissettiği dirsekle de anında kesilmişti.

“Ne gülüyorsun?” Akın omzunu silkeleyerek kıza cevap vermişti.

“Duymadın mı, bizi yakıştıran tek köylün değilmiş.” Zeynep gözlerini kısarak genç adama bakarken Akın çekinerek bir adım geri atmıştı.

“Arya bu akşam seninle yatabilir miyim? Bu saatte eve gitmeyeyim.”

“Sorman bile kabahat Zeynep, hem bu saatte köye çıkan araba bulamazsın. Hadi sen içeriye geç ben de şunun içini rahatlatayım.” Aras kızın koluna girerek onu arabaya yerleştirirken kardeşine dönerek “Rahat dur,” diye uyarmıştı. Akın küçük çocuk gibi yüzünü asmış abisine bakarken Zeynep daha fazla durmayarak hızla eve doğru ilerledi.

***

 Arya acil serviste yarasına baktırırken Aras kapı ağzında onu bekliyordu. Endişeden koridorda turlarken kapının açılması ile hızla kapıya dönmüştü. Doktor dışarı çıkarken Aras karşısına dikildi.

“Karım nasıl?” Doktor endişeli olan genç adama hafif gülümseyerek bakmıştı.

“Endişelenecek bir şey yok. Yaraya yeniden dikiş atıldı. Biraz ağrısı olabilir. Ona verilen ağrı kesicileri içsin. Üç gün sonra kontrole gelin.” Aras derin bir nefes alırken elleri ile yüzünü sıvazlamıştı.

“Çok şükür.” Arya kapıda göründüğünde genç adamın endişesini görmüş üzülmüştü. Aras en küçük bir olayda bile hemen panikliyordu.

“Aras?” genç adam kızın ayakta olduğunu görünce hızla yanına gitmişti.

“Neden ayaktasın, doktor ne söyledi?” Arya elini genç adamın koluna koyarak dikkatini çekmişti.

“Ben iyiyim. Bu kadar endişelenmek iyi değil Aras, sağlığından olabilirsin.” Aras kızın sözleri ile genç kıza yaklaşarak alnından öpmüştü. Kızın itiraz etmesine fırsat vermeyerek kollarını bedenine dolarken akşam vakti hastanenin kalabalık olmamasına şükrediyordu.

“Aras bize bakıyorlar, gidelim lütfen.” Aras kızın utandığını anlayarak geri çekilerek kolunu beline dolamıştı. Kızı arabaya kadar yavaşça götürürken “Alya, kızım?” diye bağıran sesle ikisi de duraksamıştı. Genç kız arkasını döndüğünde tanımadığı kadına bakarken Aras gördüğü yüzle şaşırdı.

“Deniz teyze?” Arya kadından bakışlarını Aras’a çevirdiğinde kadın duraksamıştı.

“Sen Alya değilsin!” kadın farkındalıkla ikiliye yaklaşırken Aras kızı dikkatle bırakarak kadının eline uzanmıştı.

“Deniz teyze ne zaman geldin? Hiç haberimiz olmadı, Cenk nasıl?” kadın Aras’ın sözlerine hafif gülümseyerek karşılık vermişti. Gözlerini biran olsun Arya’dan alamıyordu.

“Maşallah, ne kadar da güzelsiniz. Aras oğlumu görmesem seni Alya sanardım.” Arya kadının içten gülümsemesine karşılık vererek ona yaklaştı. Acısı olsa da kadının elini öperek tıpkı Aras gibi kadını selamladı.

“Merhaba efendim, ben Arya, Alya’nın ikiziyim. Sizde bahsettiği Deniz Hanım olmalısınız. Cenk hocanın annesi!”

“Ah Alya kızımı çok özledim. Döndüğünden beri beni hiç aramadı ona söylersin Deniz teyze sana darıldı diye!” dediğinde Arya kadına gülümsemişti.

“Hayırdır teyze, neden bu saatte hastanedesin?” Aras araya girerken arkadan elen kişi ile ikisi de susmuştu.

“Aras abi, hayırdır neden buradasınız?” Cenk ikiliyi görünce merakla sordu.

“Arya bir kaza geçirmişti, pansumana geldik. Sen hayırdır, okuldan mı atıldın?” genç adamın sözlerine Cenk gülerken başını iki yana sallamıştı.

“Geçmiş olsun Arya, seni yeniden görmek güzel.”

“Teşekkür ederim hocam, sizi hangi rüzgar attı buralara!”

“Annem eve bakmaya geldi, gittiğimizden beri eve kimse bakmadı. Çatıda sorun olmuş bende izin alarak annemle geldim. Haftaya dönüyoruz inşallah.”

“Biraz daha kalamaz mısınız? Bir hafta sonra düğünümüz var, sizi de aramızda görmekten mutlu oluruz!” Arya’nın sözleri ile gözler ona dönmüştü. Cenk tedirgin bir şekilde annesine bakınca Aras da genç kıza katılmıştı.

“Evet, sizi de aramızda görmekten çok mutlu oluruz.” Cenk derin bir nefes vererek başını iki yana sallamıştı.

“Biz gelmeyelim. Mutlu gününüz bizim yüzümüzden mahvolmasın. Aileniz beni görünce pek sevinmeyecektir. Seda olay çıkarabilir.”

“Seda’nın geleceğini sanmıyorum. Almanya’da teyzemin yanına gitti.” Deniz Hanım oğluna hevesle bakarken genç adam arada kalmıştı.

“Gidelim oğlum, hem Alya kızımı da görmüş olurum. Ne zamandır konuşmadım onunla.” Aras ve Arya kanının Alya’ya olan ilgisi karşısında şaşırarak birbirine bakarken Cenk üzgün bir şekilde ikiliye bakmıştı.

“Annem, Alya’yı çok sevdi. Staj dönemi ikisi pek anlaştılar!” derken sesinde ki kinayeyi ikili hissetse de Deniz Hanım oralı olmamıştı.

“Elbette severim, Alya kızım çok neşeli. O gittiğinden beri çok sıkılıyorum. Diğer kızların yanıma gelme nedenleri malum…” diyerek Cenk’i göstermişti. “Alya kızım onlar gibi mi, o benim için geliyordu, samimiydi.”

“Neyse biz sizi tutmayalım, Arya da yorulmasın. Tekrar geçmiş olsun. Hadi anne gidelim.”

“Alya kızıma selam söyleyin. Deniz teyzen sana darılmışta deyin.” Arya kadının çocuk gibi yüzünü asması karşısında şaşırmıştı. Anlaşılan Alya kendi gibi birini anında bulmuştu. İkili izin isteyip arabaya bindiklerinde Aras arabayı çalıştırır çalıştırmaz genç kız daha fazla dayanamayarak kahkahayı basmıştı. Aras kızın katıla katıla gülmesi karşısında duraksamıştı.

“Ne oldu?”

“Kadını görmedin mi, çocuk gibi yüzünü sallandırdı. Alya ondan çok bahsetmişti ama bu kadarını tahmin etmemiştim. Alya kendine benzeyen birini bulmuş. Bu kadın bizimkini rahat bırakmaz.”

“Bence de bırakmaz. Deniz teyze oldukça neşeli bir kadındır. Kalbinde kötülük bulamazsın. Seda’nın tüm aşağılamalarına rağmen bir kez olsun ona kötü söz söylediğini duymadım. Hatta Cenk’in bizim eve taşınmasına ses bile çıkarmamıştı. Seda’nın tarafını tutarak oğlundan aylarca ayrı kaldı.” Arya genç adamın sözlerine üzülmüştü.

“Başka çocuğu yok mu?”

“Bir kızı var, o da evli olduğu için annesi ile ilgilenemiyorum. Sanırım eşi uzak tutuyor.”

“Deniz teyzeye desene gelin de damatta düşmemiş.” Aras başını sallayarak genç kızı onaylamıştı. İkili sessizce eve doğru ilerlerken Arya’nın aklına Seda takılmıştı.

“Seda gelmemekte kararlı mı? Peki annen!” Aras kızın sorusuyla kısa bir süre duraksamıştı. Kardeşi ile konuşmuştu. Seda gelemeyeceğini söylemiş mutluluklar dilemişti. Almanya kardeşine yaramış gibiydi. Sesi oldukça iyi geliyordu.

“Evet, gelemeyeceğini söyledi. Annemin gelmesine gerek yok. Bir kez daha diretirse babam bu kez onu boşar.”

“Aras, anneni çok yalnız bırakmıyor musunuz? Kadın yalnız kaldıkça daha çok kurulacak.”

“Ben elimden geleni yaptım Arya, annem çok değişti. Çocukken bile bana ilgi göstermezdi ama son zamanlarda benden nefret ediyormuş gibi davranıyor. Bunu da saklama gereği duymuyor.” Arya üzülmüştü.

“Neden? Sana neden bu kadar gaddar!”

“Dedeme benzediğim için.” Arya tek kaşını yukarı kaldırarak genç adama bakınca Aras devam etmişti. “Dedem başlarda annemi istememiş. Ben doğunca da kabul etmek zorunda kalmıştı. Dedem beni ve kardeşlerime çok düşkündü ama bana ayrı bir ilgi gösterirdi. Sanırım ilk torun olduğum için. Huylarım ve dış görünüşüm büyüdükçe ona benzemeye başlayınca annem de benden uzaklaşmaya başladı.”

“Aynur hanımda da ne kin varmış. Kini o kadar büyük ki kendi oğlunu görecek durumda değil.” Genç kız elini uzatarak Aras’ın yanağına koyunca Aras ani gelen bu hareket karşısında arabayı sağa çekerek durdurmuştu. Arabanın sarsıntı ile durması Arya’nın öne doğru savrulmasına neden olmuştu. Aras yaptığını fark edince hemen Arya’ya döndü.

“İyi misin, bir yere çarptın mı?”

“İyiyim, merak etme.” Arya hafif gülümserken Aras derin bir nefes alarak başını geriye yaslamıştı.

“Ah be güzelim, neden arabada hareket halindeyken böyle davranıyorsun?”

“Nasıl?”

“Neyse ki bir hafta sonra benimsin!” Arya genç adamın sözleri karşısında gözleri büyürken Aras onun bu haline gülmeden edememişti. Arabayı yeniden çalıştırırken Arya kendine gelip kaşlarını çattı.

“Çok kötüsün Aras,” bakışlarını pencereden dışarıya çevirerek geride kalan sokak lambalarını izlemeye başlamıştı. Eve gelene kadar Arya arabada uykuya dalmıştı. Aras genç kızı sessizce kucağına alarak eve doğru ilerlerken kendilerini izleyen kızgın gözlerden habersizdi.

“Asla evlenemeyeceksiniz!”

***

Sizce kim onları izleyen? Bu arada Aras’ın bir yardımcısı vardı aranızda hatırlayanınız var mı?

32.BÖLÜM <<<<<<——>>>>>> 34.BÖLÜM

15640cookie-checkTatlı Hata 33. Bölüm
mermaridyy hakkında 333 makale
Yasemin Yaman KTÜ Orm. End. Müh. mezunu. Şuanda Parola Yayınlarında yazar. Hobileri yazmak, müzik dinlemek, basit çizimler yapmak ve manga okumak. Benim Küçük Gelinim ve Göremediğim Sen, Sen Olmadan Asla, Kara Duvak, Hep Seni Bekledim adında beş kitabı basıldı.

23 yorum

  1. Bölüm için teşekkürler harikaydi ❤️ Akın ve Zeynep oldu bakalım mutluluklarını dileriz ❤️ Alya ve Cenk arasında ne geçti yaa aşırı merak ediyorum :/ Deniz hanımı bile aramamıs :O. İzleyen kesin annesidir kim olacak gıcık kadın :@ . Aras’in yardımcisini hatırlayamadım valla

  2. Ay Aras in annesi geldi yine ortalık karışacak Aslan nerde hakikaten Alya ve Cenk Zeynep ile Akın çok güzel olacaklar bölüm harikaydi yeni bölümü kadar bekleyelim bakalım bizi neler bekliyor

  3. Ah kuduruk kadın ah. Bir rahat bıraksan şu çocukları. Gerçekten düşünüyordum da aralarına girmeye çalışan Aras’ın annesi deyil de başka bir kadın olsaydı sanki daha iyi olurdu. Daha kolay kurtulurlardı. Böyle olunca kurtulamıyorlar arkadaş. Mübarek, sülük gibi yapışmış, çıkmıyor yahu.

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*