Eylül 10, 2021 Yazarı mermaridyy 10

Tatlı Hata 35. Bölüm

Merhaba arkadaşlar. Bu bölüm bu zamana kadar yazdığım en uzun bölüm oldu. Umarım yorumlarınızla beni yalnız bırakmazsınız. Keyifli okumalar

0***0

Genç kız şaşkınlıkla karşısında ki kadına bakarken kısa bir süre duraksamıştı. Kadının kapıyı geriye kadar açması ile kendine gelen Arya hafif gülümseyerek “Hoş geldin Seda, seni beklemiyorduk,” diyerek kadının önünde durmuştu. Arya’nın samimi karşılaması kadının ifadesinin gevşemesine neden olurken genç kıza başını sallayarak “Son anda karar verdik, sonuçta abim evleniyor,” dedi. Arya gülümseyerek içeri girerken Seda da onu takip etmişti. Salona girdiğinde aile büyükleri genç kızın etrafını sarmıştı. Yanına gelenler Arya’nın güzelliği karşısında maşallah derken bir köşede duran Alya oldukça sessizdi. Eve geldiğinde Seda’yı görmeyi beklemiyordu.

“Maşallah kızım pek güzel olmuşsun.” Hatice Hanım torununu okumaya başladığında Emine Hanım gözleri dolmuş bir şekilde onları izliyordu.

“Ola Hatçe, getur gelunumi haburaya!” Asiye babaanne kadına seslenirken kalabalık arasında kaynayan kadını gören Arya ağır adımlarla yaşlı kadına yaklaşmıştı. Elini öperken Asiye Hanım ellerini açıp dua ettikten sonra kızın üzerine tükürmeye başladığında onun tavrı köşede dikelen Zeynep ve Gülşen’i güldürmüştü, Alya kaşlarını çatarak onlara gülen iki kıza bakmıştı.

“Çok gülme Zeynep’cim, yakında senide böyle okuyacak!” Alya’nın sözleri ile Gülşen gülmesini saklamaya çalışmıştı.

“Sen benimle uğraşmayı bırak da Seda denen kadına öldürecek gibi bakmayı kes. Herkes sana bakıyor.” Alya omzunu silkelerken Zeynep başını iki yana sallamıştı.

“Alya, bu gün kardeşinin en önemli günlerinden biri. Lütfen kendine hakim ol.”

“Yapamıyorum Zeynep, şu kadın yüzünden Arya evleniyor. Onun saçma kıskançlığı yüzünden Arya’nın hayatı değişti.”

“Arya halinden memnun Alya, artık unut şu olayları. Eğer o kadının kıskançlığı olmasaydı Arya ile Aras tanışamazdı. Her şerde bir hayır vardır boşuna demiyorlar.” Zeynep’in sözleri ile bakışları ikizine dönmüştü. Arya o kadar mutlu görünüyordu ki onun mutluluğuna gölge düşürecek bir olay çıkarmak istemiyordu. Köşesine çekilerek olayları izlemeye başladı. İçini bir hüzün kaplamıştı. İkizi ertesi gün aileden kopacaktı. Alya bakışlarını diğer yarısının üzerinden çekmezken hissetmiş gibi Arya da ona bakmıştı. Yüzüne oluşan hüzünlü gülümseme ile Arya kaşlarını çattı. Tek kaşını kaldırarak işaret ettiğinde Alya işaretin ne olduğunu elbette anlamıştı. Eteklerini tutarak ağır adımlarla odasına doğru ilerlemeye başlamıştı. Biliyordu ki Arya da peşinden gelecekti.

“Alya?” Alya odaya girerken arkasından gelen ikizine döndü.

“Yardıma ihtiyacın var mı?” Alya gülümseyerek genç kızın kabarık kıyafetini işaret etmişti.

“Şuanda gerek yok Alya, göründüğü kadar rahatsız edici değil. Tarlatanı biraz kısmak gerekiyor sadece.” Alya gülümserken Arya dikkatle ona bakıyordu. İkili odaya girdiğinde Arya ikizine dönerek bakmıştı.

“Ne?”

“Neyin var Alya, kuaförden geldiğimizden beri yüzün asık.”

“Sanırım bizden ayrılacağını yeni yeni fark ediyorum.” Alya’nın hüzünlü sesi Arya’nın da yüzünün asılmasına neden olmuştu.

“Biz ayrılabilir miyiz Alya, sen benim diğer yarımsın. Belki eskisi gibi sürekli aynı evde kalamayacağız ama her zaman yanında olacağım.” Alya kıza sarılarak derin bir iç çekmişti.

“Haklısın ama elimde değil ne yapayım?”

“Ya sen gidince ben ne yapacağım Alya, ben evlenerek ayrılıyorum ama sen…” Arya duraksamıştı. Alya’nın son kararı ile asıl aileden kopacak kişi olanın Alya olduğunu biliyordu. İkizi henüz farkında olmasa da çıkacağı yol çok uzun olacaktı.

“Sadece iki yıl ayrı kalacağız. Tatillerde, sıkıldığımda kaçıp yanına geleceğim.”

“Öyle olmayacağını sende biliyorsun Alya, ayrıca üç yıl… Hazırlığı unuttun mu?” Arya’nın sorusu ile Alya gülmüştü.

“Sence hazırlık okuyacak göz var mı bende. Hazırlık okumayı düşünmüyorum sınava gireceğim.” Arya başını sallarken iki genç kız yatağın üzerine oturmuştu. Bir süre sessizlik oluşurken ilk konuşan Arya olmuştu.

“Ne düşünüyorsun?” Arya’nın sorusu ile Alya ona bakmıştı.

“Şu kadın, neden geldi biliyor musun?” Arya kardeşinin kimden bahsettiğini anlayabiliyordu.

“Ona kötü davranma Alya, herkes bizim kadar şanslı olup birbirine bağlı ailelerde doğmuyor. Seda terapi görmeye başladı. Psikoloğu ruhsal bulanımda olduğunu söyledi. Uzun zamandır üstelik bu durumdaymış. Kimse kadının ne durumda olduğunun farkında bile değilmiş.” Alya ikizine dikkatle bakarken sıkıntıyla nefesini dışarı vererek önüne bağladığı ellerine bakmıştı.

“Ona sempati duymaya başladığını düşüneceğim.” Arya Alya’nın sözlerine gülerken başını iki yana sallamıştı.

“Bu konularda sen benden daha tecrübelisin Alya, bunu anlaman gerekiyor. Evliliği yolunda değildi. Aynur hanımın baskısı yüzünden de bir türlü toparlayamadı. O kadın çok tehlikeli.”

“O zaman dikkatli olmalısın. Ne de olsa kayınvaliden olacak.” Arya yüzünü asarken Alya bir kolunu omzuna atarak karşısında ki duvarda yazan yazıya bakmıştı. Ruhsal bunalıma girenlerin neler yapabileceğini yakından biliyordu. Birkaç yıl önce en yakın arkadaşı abisi yüzünden bunalıma girerek kendine zarar vermeye kalkmıştı. Onu son anda bulmasalardı belki de artık yaşamıyor olurdu. Şuanda hastanede tedavi görüyordu. Seda’nın gerçek bir bunalımda olup olmadığını bilmiyordu ama eğer böyle bir rahatsızlık atlattıysa ailesi ve kendisi ucuz atlatmıştı. Oldukça takıntılı bir hale gelebiliyorlardı.

“Bundan emin misin?” Arya şüpheci ikizine bakarak gülümsemişti. Bu huyunu çok seviyordu. Her şeye hemen inanmıyordu ve bu da onu birçok olaydan geri tutabiliyordu.

“Eminim, biliyorsun Aras’ın en yakın arkadaşı da onunla birlikte Almanya’ya gitti.” Alya’nın gözünün önüne Aslan gelmişti. Ne zamandır onu görmemesinin nedeni demek ki Seda denen kadına bakıcılık yapıyor olmasıymış.

“Yine de o kadına dikkat et Arya, sen benim her şeyimsin. Sana bir şey yaparsa onu öldürürüm.” Arya kızın ciddi ifadesine karşılık yutkunmuştu. Alya boş yere tehdit edecek biri değildi. Yutkunurken ortamı yumuşatmak için elini kızın dizlerine vurarak gülümsemeye çalıştı.

“Ne kadar da kasvetli oldu, bu gün benim kınam var biliyorsun değil mi? Biz burada oturmuş ne konuşuyoruz. Ben mutluyum Alya, Aras’ı seviyorum.” Alya ikizinin ağzından ilk kez eniştesini sevdiğini duyuyordu. İçi rahatlarken her zamanki gibi dalgaya vurmuştu.

“Şimdi Allah var eniştem sevilmeyecek adam değil. Onun bir modelini de ben alabilirim,” dediğinde Arya ağzı açık bir şekilde kardeşine baktı.

“Şansına küs hayatım, onun alt modelini başkası kaptı!” Arya’nın sözleri ile Alya yüzünü buruşturmuştu.

“Aman kalsın, alt modeli iyi hoş olabilir ama kesinlikle benim tarzım değil.” Arya tek kaşını kaldırarak ikizine bakarken imayla sormuştu.

“Senin tarzın kimmiş peki?”

“Bilmem daha karar vermedim.” Arya inanmaz bir şekilde başını iki yana sallarken kapının tıklatılması ile başlar kapıya yönelmişti. Kapı aralanarak içeriye uzanan başı gören kızlar hızla yerinden kalkmıştı.

“En sevdiğim abim gelmiş, neden bu kadar geç kaldın?” Serdar iki kardeşini görünce kısa çaplı bir duraksama yaşamıştı. Arya kına elbisesinin içinde ne kadar güzel görünse de Alya’nın da mor elbisesinin içinde ondan aşağı kalır yanı yoktu.

“Abi?” Alya donup kalan abisine yaklaşırken Arya da onu takip etmişti.

“Girsene abi,” Serdar kendine gelerek odaya girdiğinde iki kardeşine aynı anda sarılmıştı.

“Siz ikiniz ne kadar güzel olmuşsunuz böyle. Kimin kardeşleri be…”

“Tabii ki benim kardeşlerim!” Selim kardeşlerin odada toplandığını fark edince hemen yanlarına gitmişti. Serdar’ın sözlerine karşılık araya girerken Serdar yüzünü astı.

“Sen araya kaynak olmasan olmuyordu zaten değil mi abi? Şu kızlarla neden ben tek başıma kalamıyorum. Hep aramıza giriyorsun.”

“Çok ayıp Serdar, sende benim kardeşimsin. Elbette yanınızda olacağım.” Selim kardeşini sinir etmek için hiçbir fırsatı kaçırmıyordu. “Ayrıca ikizler beni her zaman senden daha çok sevmiştir.” Serdar yüzünü asarken Arya dayanamayarak yeniden abisine sarılmıştı.

“Sen benim en karizma abimsin, Selim abime bakma sen.” Serdar abisine gördün mü bakışı atarken Selim onu umursamayarak Alya’yı kolunun altına almıştı.

“Arya nasılsa yuvadan uçuyor, geriye kalan güzellik benim yanımda.” Alya abisinin sözleri ile bakışlarını kaçırmıştı. Serdar ondan ki değişimi hemen fark ederken gözlerini kısarak Alya’ya baktı.

“Ne saklıyorsun sen?” Alya gelen soruyla gerilmişti.

“Kim ne saklıyor?” Selim geri çekilerek kollarının arasında ki kardeşine bakmıştı.

“Alya?”

“Düğünden sonra anlatsam, şimdi zamanı değil. Hem herkes evine giderdi.” Serdar şüpheyle ikizlere bakarken Selim her zamanki anlayışını göstererek Serdar’a konuşmuştu.

“Kızı rahat bırak Serdar, düğünden sonra anlatmak istiyorsa bırak o zaman anlatsın.”

“Ama ben çatlarım.” Serdar’ın çocuk gibi söylenmesi ile kardeşler gülmüştü. Bir süre daha odada vakit geçiren kardeşler Emine hanımın uyarısı ile yeniden salona geçmişti. Gelen gidenler genç kızın güzelliği karşısında iltifatlarını sayarak kınanın olacağı mekana geçmeye başlamıştı. Saat beş gibi konvoy halinde gelen Aras ve arkadaşları genç kızı evden alarak mekana geçmişti. Aras’ın gözleri sürekli yanında duran genç kıza kayıyordu.

“Yola bak Aras, kaza yapacağız.”

“Çok güzel olmuşsun.” Arya adamın sözleriyle utanırken bakışlarını arabanın camından dışarıya çevirmişti.

“Teşekkür ederim, sende…” dediğinde Aras kızın sözlerine gülmeye başlamıştı. Arya düşünceliydi. Alya’nın sözlerini yabana atacak değildi elbette.

“Ne oldu Arya, neden durgunlaştın?”

“Bilmiyorum, içimde bir burukluk var.” Aras başını sallarken genç kıza hak vermeden edememişti.

“Seni anlayabiliyorum. Ailenden ayrılacağını düşünüyorsun ama bu olmayacak Arya, istediğin zaman onların yanına gideceksin. İstediğin zaman kalacaksın, tabi ben de yanında olacağım. Onlarda istediklerinde her zaman gelecekler.” Arya genç adama dönerek hafif gülümsemişti. Biliyordu, Aras ailesini seviyordu ve onlarla arasına asla mesafe koymasına neden olmayacaktı.

“Biliyorum, sadece korkuyorum.”  Genç adam kızın içten sözlerine karşılık üzülmüştü. Onun korkmasını değil, mutlu olmasını istiyordu.

“Korkmana gerek yok Arya, biz bir aile olacağız. Yeri gelecek tartışacağız yeri gelecek orta yolda buluşacağız ama çok mutlu olacağız.” Genç adam uzanarak kızın elini tutup avucunun içini öpmüştü.

“Balayına nereye gitmek istersin?” Arya değişen konuyla genç adama bakmıştı.

“Balayı mı? Hiç düşünmemiştim.”

“Bu aralar işler yoğun o yüzden çok uzağa gidemeyiz ama ilk fırsatta telafi edeceğimden emin olabilirsin. Şimdi söyle nereye gitmek istersin?” Arya düşünürken bir türlü karar verememişti.

“Bilmiyorum sen karar ver. Benim için memleketin her köşesi güzel.” Aras kızın politik cevabı karşısında gülmüştü.

“İş başa düştü anlaşılan,” diyerek yola odaklanmıştı.

İkili mekana geldiklerinde odaya alınmışlardı. Kalabalık gittikçe artıyordu. Arya’nın okuldan arkadaşları, köyden arkadaşları ve aile yakınları herkes oradaydı. Beklediğinden daha kalabalık olmuştu. Arya bu durum karşısında gerilse de en yakınları onu rahatlatmak için elinden geleni yapıyordu. Genç kız üzerinde ki hayran bakışların yanı sıra kıskanç bakışlar olduğunu fark edince kaşlarını çattı. Hiç tanımadığı kişilerin odak noktası olmuştu.

“Hazır mısınız, birazdan çıkış yapacaksınız!” Zeynep odaya girdiğinde Aras ve Arya ayağa kalkmıştı. Genç adam kızı tahtına oturarak hiç istemese de kına yakılana kadar mekandan çıkacaktı. Kına tamamen kadınlar arasında olacaktı. Erkekler de yan tarafta olan kafede bekleyecekti. Müzik eşliğinde ikili kol kola salona geçerken alkışlar arasında ilerlemeye başlamışlardı. Aras genç kızı tahtına oturtarak kimseye aldırış etmeden Arya’nın alnını öperken genç kız bakışlarını kaçırarak başını eğmişti.

“Eğme başını Arya, bu gün ne olursa olsun eğlenmeni istiyorum. Bu senin kınan ve kim ne derse desin sen benim karımsın.” Arya başta genç adamın neden bu şekilde konuştuğunu anlayamasa da ileriki saatlerde tanımadığı kadınların sözleri kulaklarına geldiğinde anlamıştı. Bekar bir kız olarak evli ve çocuklu bir adamla evlendiği için oldukça yargılanıyordu. Haset sözler ve iftiralar havada uçuşurken kucağına bırakılan küçük bedenle kendine geldi.

“Anne!” Arya küçük kızın seslenmesi ile kendine gelirken hafif gülümsemişti. Değerdi, şuanda kollarında olan çocuk için her şey değerdi. Ne düşündükleri umurunda değildi. Aras onu seçmişti ve Allah katında karısı olmuştu.

“Sen onlara bakma. Konuşanların çoğu annemin arkadaşıdır. Kızları için düşündükleri damat adayını kaybetmenin acısını çekiyorlar.” Arya şaşkınlıkla ciddi bir şekilde kendisi ile konuşan Seda’ya bakmıştı. Yüzü küçük ellerin arasına girdiğinde Ecem’i parlak gözleri ile çakışmıştı gözleri.

“Annecim, sen ne kadar güzel olmuşsun.” Arya çocuğu kucağında müzikle birlikte zıplatırken bu günü bir daha yaşayamayacağını düşünerek ayağa kalkmıştı. Kimsenin ne dediği, ne düşündüğü umurunda değildi. Asiye babaannenin yanına giderek kadının elini öpmüştü.

“Uy kizum sen ne diye oturaysun, senun kınandur da, oynayasun!” dediğinde Arya’nın bakışları annesi ile ananesine kaymıştı. Annesinden onayı alırken ikizini aramaya başlamıştı. Daha önce büyüklerinin yanında oynamamıştı. Kızlar arasında eğlendikleri zamanlar elbet olmuştu ama daha önce bu kadar kalabalıkta oynamamıştı.

“Alya, hadi!” Alya ikizine şaşkınca bakarken Zeynep ikiliyi karşılıklı durdurarak müzikleri çalan kişiye dönüp kolbastı çalmasını söylemişti. İkili karşılıklı kolbastı oynamaya başladığında davetliler hayranlıkla onları izliyorlardı. İkizler etrafında olan herkesi silmişti sanki sadece kendileri vardı. Coştukça coşuyorlardı. Zeynep ve Gülşen de onlara katıldığında bu kez horon çalmaya başlamıştı. Kına oldukça eğlenceli geçiyordu. Sosyeteden gelenler eğlenenlere yüzlerini buruşturarak bakarken müziğin değişmesi ile Arya kenarda duran görümcesinin yanına giderek onu zorla insanların arasına katmıştı. Alya başta şaşırsa da ikizinin ne yapmak istediğini anladığında başını iki yana sallamıştı. Arya kendisini kötüleyen kadınlara gövde gösterisi yapıyordu. Bir süre tutukluk yapan genç kadın sonunda müziğe daha fazla dayanamayarak Arya ile karşılıklı oynamaya başlamıştı.

Kına zamanı geldiğinde genç kız yeniden odaya alınmıştı. Hazırlıklar yapılırken Aras’ın çağırılması üzere genç adam odaya girmişti. Arya’nın kızaran yüzünü gördüğünde başını iki yana salladı.

“Birileri eğlenmiş anlaşılan.” Aras’ın gülümsemesi üzere Arya omzunu silkeleyerek “Elbette eğleneceğim, gelin benim,” dedi. Aras kızın önünde diz çökerek yanaklarını avcunun içine almıştı.

“Çok şükür, bin şükür…” dediğinde Arya utanarak bakışlarını kaçırmıştı. Odaya giren kız kardeşini gören Aras şaşırmıştı. Seda’nın geldiğinden haberi yoktu.

“Arya, kına tepsisini kim tutacak?” Seda’nın sorusu Aras’ın ayağa kalkması ile havada asılı kalmıştı.

“Seda, sen ne zaman geldin?” Seda abisine gülümseyerek sarılmıştı.

“Sabah geldim abi, siz evden çıkmıştınız.”

“Neden bana haber vermedin seni alırdım.”

“Aslan yanımdaydı abi, zorluk çekmedim.” Aras kardeşine sarılarak alnını öpmüştü. Onu gördüğüne çok sevinmişti. Kardeşi zor günler geçiriyordu. Uzakta olsa da durumu hakkında her gün bilgi alıyordu.

“Gelmene çok sevindim güzelim, buradasın artık değil mi?” Seda geri çekilerek başını iki yana sallamıştı.

“Düğünden sonra döneceğim abi, orada bir iş kuracağım. Hem teyzemde bana yardımcı oluyor. Özge’ler de yanımda. Burada kalamam.” Aras üzgün bir şekilde başını sallarken odaya Alya girmişti.

“Enişte, nasılsın?” Aras Alya’nın da kızaran yüzünü görünce ikizlere kısa bir bakış atmıştı.

“Anlaşılan iyi eğleniyorsunuz.” Seda abisinin sözlerine gülerek karşılık vermişti. Alya elinde kına tepsisi ile öne çıkarken diğer kızlar ikiliyi arasına almıştı. Müzik ve meşaleler eşliğinde salona yeniden giren ikili ortaya oturtulduğunda Aras’ın kulağına gelen sözlerle genç adam sinirlenmişti.

“Kaynana gelmedi, belli ki gelini istemiyor. E altını kim koyacak ele!” dediğinde ayaklanmak isteyen Aras’ın koluna dokunan Arya onu yerine oturtmuştu. Kırmızı örtünün altında güçlükle seçtiği gözleri ışıl ışıl olan kıza aşıktı.

“Endişelenme!”

“Özür dilerim Arya,” Arya başını iki yana sallarken etraflarına dönen kız topluluğunu dinlemeye başlamıştı. Ağlaması gerekiyordu değil mi? Peki neden içinden kalkıp oynamak geliyordu. Avucunun içindeki sıcaklık ile yanında ki adama baktı. Alya eğilerek örtünün altına baktığında ikizinin güldüğünü görünce kaşlarını çatmıştı. Fısıltıyla “Kızım ağlasana!” dediğinde Arya omuzunu silkmişti. Türkü üç kez söylenmesine rağmen Arya ağlamamıştı. Alya daha fazla dönemeyeceğini söyleyerek yeniden örtünün altına bakmıştı. Arya ikizine göz kırparken Alya kaşlarını çatarak ona baktı.

“Hemen ağlamazsan düğünde seni kilitler yerine geçerim.” Alya’nın tehditti ile gözleri büyüyen Arya anında yanağından aşağıya yaşı akıtmıştı. Alya’nın ne yapacağı beli olmazdı.

“Akıllı kız!” Alya örtüyü kapatarak zafer kazanmış bir şekilde kızlara dönmüştü.

“Ağladı sonunda,” dediğinde kızlar derin bir nefes almıştı. Arya avucunu kapatarak beklemeye başlamıştı. Kızlar hep bir ağızdan bağırmıştı.

“Kaynana gelin elini açmıyor,” dediğinde kadınlardan biri gülmüştü.

“Aynur yok ki hangi kaynana?” diye fütursuzca soran kadına bastonu ile vuran Asiye babaanne öne çıkarak konuşmuştu.

“Ben variken Aynur’a fuşki yemek duşer, çekil hauradan,” diyerek kadının kalçalarına bastonu ile bir tane daha indirmişti. Kadın cırtlak bir çığlık atarak kaçarken Arya minnetle Asiye hanıma bakmıştı.

“Aç bakayim eluni kizum,” diyerek Arya’nın elini açmasını sağlarken avucuna herkesin şaşkınlıkla baktığı beşli altını bırakmıştı. Çeyrek bekleyen kadınlar yutkunarak yaşlı kadına bakarken Arya’nın diğer eline de aynı altından koyarak kızın örtülü başını öpmüştü.

“Allah bahtiyar etsun kizum,” diyerek bastonuyla geri çekilerek yerine oturmuştu. Ortam oldukça sessizleşmişti. Eline kına yakılan genç kız elinin sarılması ile ayağa kalktı. Aras genç kızın örtüsünü açarak alnını öptüğünde Aras kızın kızarmış gözlerine odaklanmıştı.

“Ağlama,” genç kız ellerini göstererek sessizce fısıldamıştı.

“Bu çok fazla Aras, yapmamalıydın,” dediğinde genç adam neden bahsettiğini anlamıştı. Avucunda ki altının Aras için hiçbir değeri yoktu Arya’ya verdiği değer karşısında.

“Keşke hak ettiğin kadar iyisi olabilseydi.” Arya başını eğerken çalan müzikle Alya ikilinin arasına girmişti. Aras’ı ortaya oturturken Arya ikizine bakarak ‘ne oluyor?’ diye sormuştu. Genç kız eline tutuşturulan testi ile şaşırmıştı. Alya ikizinin şaşkınlığından yararlanarak onu ileriye yönlendirmişti.

“Hadi şu kıskançlara eniştemin kime ait olduğunu göster,” dediğinde Arya ikizinin nispetine gülmüştü. Müziğin yükselmesi ile genç kız Aras’ın şaşkın bakışları arasında etrafında dönerek oynamaya başlamıştı. Elindeki testiyi kaldırıp indiriyor ve Aras’ın hayran bakışları altında oynuyordu. Aras daha önce kına geçesi yapmadığı için bu olay karşısında oldukça keyiflenmişti. İlk eşi kına geçesi yerine vedalığa veda partisi adı altında saçma bir parti düzenlemişti. Arya’nın önünde dans etmesi ile bakışları kısa bir an etrafa dolaştı. Kadınların hayran bakışlarını görünce istemsizce gerilmişti. Karısını kadınlardan bile kıskandığına inanamıyordu. Arya müziğin sonlarına doğru kızların tezahüratı ile son kez genç adamın etrafına dolanıp tam önünde durarak testiyi yere atıp kırmıştı. File içinde olan küp parçalanırken içinde ki şeker ve bozuk paraların sesi gelmişti.

Genç adam biran Arya’nın elindeki testiyi kafasına atacağını sanarak yerinde ürkmüştü. Arya onun haline gülerken genç adam yerinden kalkarak Arya’nın önünde durmuştu. Kızın yüzünü ellerinin arasına alarak alnına dudaklarını değdirirken bacaklarına dolanan kollarla gülümsemişti. Ecem babasının bacaklarına sarılarak onu kucağına almasını istemişti. Arya gülerek geri çekilirken genç adam kızını kucağına almıştı. O sırada fotoğraf çeken Gülşen küçük aileye seslenerek “Buraya bakın,” dediğinde üçlü kadraja dönmüştü. İlk aile fotoğraflarını çekilmiş olan çift gülerek Ecem’i öptü. Gece sorunsuz bir şekilde atlatılırken misafirler birer birer gitmeye başlamıştı.

“Yoruldunuz, hadi sizi eve bırakayım,” diyen Aras karısının oturduğu koltuğun koluna tünemişti. Arya kına bitse de arkadaşları ile sohbet etmek için hala salonda oturuyordu. Etrafı toparlayan garsonlar sessizce işini yaparken Akın ve diğer erkeklerde içeri girdi. Serdar hemen kardeşinin yanına gelerek ona sarılırken Selim de aynısını yapmıştı.

“Ee biz oynamadan mı eve gideceğiz?” Akın’ın sorusu ile Serdar hemen atlamıştı.

“Evet, kaç saattir dışarıda bekliyoruz, biraz eğlenmek bizimde hakkımız.” Garsonlardan birinin eline biraz para sıkıştıran genç adam müziğin açılmasını sağlamıştı. Erkekler horona dururken kızlar onları hayranlıkla seyretmişti. Serdar ikizleri ayağa kaldırarak kolbastı oynarken dört kardeşin uyumu geride kalan arkadaşları şaşırmıştı. Akın nefes nefese geri çekilirken Aras kahkaha ile gülen genç kıza bakıyordu.

“Mutlusun değil mi abi, yarın kendi aileni kuruyorsun.”

“Darısı başına kardeşim.” Aras Zeynep’i işaret ederken Akın gülerek “Amin,” dedi. Gençler yarım saatlik bir eğlencenin sonunda evlere dağılırken Aras ve diğer erkekler kızları paylaşarak evlerine bırakmıştı. Anne babalar daha önce eve geçtiği için sadece gençler kalmıştı.

Aras genç kızın arabadan inmesinde yardımcı olurken Arya gülümseyerek ona bakıyordu. Elleri hala bağlı olduğu için eteklerini tutmak genç adama kalmıştı. Arya’yı kapıya kadar geçirdikten sonra duraksayan genç adam Arya’nın da durmasına neden olmuştu.

“Ne oldu, gelmiyor musun?” Aras kızın gözlerinin içine bakarak derin bir iç çekmişti.

“Bu gece ayrı geçireceğimiz son gecemiz. Zaman geçmek bilmedi sanki.” Arya hafif gülümserken evin önünde duran başka bir araba ile bakışları gelenlere takılmıştı.

“Abimler geldi,” Arya’nın uyarısı ile genç adam bir adım geri çekilmişti. Serdar ve Selim aynı anda arabalarını park ederek yanında ki kızlarla onlara doğru ilerliyordu.

“Yoruldunuz, hadi siz girin içeriye. Ecem arabada uyuya kaldı onu eve götürmeliyim.” Arya arabaya döndüğünde arka koltukta uyuyan küçük kıza bakmıştı. Yüzüne oluşan gülümseme ile genç adamı onayladı.

“Yarın görüşürüz.”

“Sabah erkenden gelirim. Kuaförden sonra çekime gideceğiz.” Arya düşünceli bir şekilde genç adama bakmıştı. Alya ile olan bir hayali vardı. Aras kızın sıkıntısını fark edince gülümseyerek elini tuttu. Bu gün ne çok gülümsemişti. İçindeki mutluluğu herkesle paylaşmak istese de elinden sadece gülümsemek geliyordu.

“Canını sıkan nedir?”

“Şey, yarın çekim olacak ya…” Arya kısa bir duraksamanın ardından kendine merakla bakan adamdan gözlerini kaçırmıştı.

“Gözlerini benden kaçırma, söyle istediğini!” Arya söyleyemeyeceğini düşünerek geri adım atmıştı.

“Boş ver, önemli bir şey değildi.” Aras kızın ağzından laf alamayacağını anladığında onu eve göndererek düşünmeye başladı. Arya’yı en iyi tanıyan kişilerden birinden yardım almaya karar vermişti.

“Zeynep!”

***

Genç kız üzerinde ki kıyafetten Alya’nın yardımı ile kurtulurken kendini banyoya atmıştı. Yarım saatlik bir duşun ardından odasına döndüğünde annesi ile karşılaştı.

“Anne, hayırdır bir şey mi oldu?” Emine Hanım başını iki yana sallarken kadının bakışlarından Arya onun neden geldiğini anlamıştı. Bu gece son geceleri olduğu için annesi onunla yatacaktı.

“Alya da gelecek,” dediğinde Arya annesine sıkıca sarıldı. Emine Hanım geç olduğu için kızının hemen yatmasını istiyordu. Kızların yatakları onları almayacağı için kocasını Arya’nın odasına göndererek iki kızıyla kendi odasında yatmıştı. Alya annesinin yanında yatarken kadına biraz daha sokulmuştu.

“Zamanı geldiğine benimle de yatacak mısın?” Emine Hanım iki kızını da göğsüne yatırarak saçlarını okşamaya başlamıştı.

“O zaman gelsin düşünürüz.” Alya homurdanırken Arya onun haline gülmüştü. Sabah oldukça yorucu olacağından anne kızları uykuya dalmıştı.

“Alya kızım kalk artık. Arya ile gideceksin.” Alya homurdanarak diğer tarafa döndüğünde emine Hanım onun haline buruk bir şekilde gülümsemişti.

“Alya, Arya evlendi!” kadının yüksek çıkan sesi ile Alya hızla yerinde doğrulmuştu.

“Ne demek evlendi, nasıl evlenir? Ben olmadan nasıl evleniyormuş?” Alya kendi kendine saydırırken Emine Hanım onun uyanış şekline gülmüştü. Annesinin oyununa geldiğini anlayan genç kız kendini yatağa atarak “Anne ya!” diye söylenmişti.

“Kalk hadi kahvaltı hazır sonra da çıkacaksınız.” Genç kız kalkarak banyoya geçmiş sonra da ailesi ile kahvaltıya oturmuştu. Alışılmışın dışında masa oldukça sakindi. Herkes sessizce kahvaltısını yapıyordu. Kısa süren kahvaltı faslından sonra Aras’ın geldiğine dair mesaj atmasıyla iki kız yerinden kalkarak odasına geçti. Alması gereken eşyaları alarak dışarıya yöneldiklerinde Arya annesine sıkıca sarılmıştı.

“Hadi kızım bekletme çocuğu.” İkizler evden çıkarken Serdar ve Selim diğer kızları farklı bir kuaföre götürmek için beklemeye başlamıştı.

***

Aras binadan çıkan ikizleri görünce hemen arabasından inerek Arya’nın elinde ki kıyafetleri arabanın arkasına yerleştirdi. Alya hala uykulu olduğu için arabanın arkasına biner binmez gözlerini kapatmıştı. Kuaför düğünün olacağı otelde hazır bekletiliyordu. Alya ve Arya’yı otele ayırtılan odaya götürdüğünde genç adam da kendi odasına geçmeden önce sürprizi için Arya ile hazırlanan odaya girmişti.

“Arya Hanım, sizi şöyle alalım.” Kuaförlerden biri Arya’yı oturturken diğeri de Alya’nın başına geçmişti.

“Aras, bu kadar şeye ne gerek vardı? Normal bir kuaföre giderdik.” Aras kızın sözlerine kaşlarını çatarak bakmıştı.

“Daha az yorucu olur hayatım. Hem biliyorsun çekim bu otelin bahçesinde olacak.” Arya başını sallarken Alya dilsiz uşakta asılı olan gelinliği görünce yutkunmadan edememişti.

“Arya, bu harika, bizim seçtiğimiz gelinlik ama son düzenlemelerle harika olmuş.” Dediğinde gözüne farklı bir gelinlik takılmıştı. Kaşlarını çatarak genç kıza baktı.

“Neden iki gelinlik var?” Alya’nın sorusu ile Arya da merakla ayağa kalkmıştı. Kendi gelinliğinin yanında duran ikinci bir gelinliği görünce merakla Aras’a baktı.

“Aras, bu neden burada?”

“Alya’nın o gelinlik!” genç kız şaşkınlıkla kendini göstermişti.

“Benim mi?” Aras iki kızın şaşkınlığına gülerek karşılık vermişti.

“Evet senin. Duydum ki ikizler birlikte evlenmek istiyormuş. Birlikte gelinlikli fotoğraf çekilmek için sözleri varmış.” Arya şaşkınlıkla genç adama bakarken Alya çığlık atarak hemen gelinliği eline almıştı.

“Sen nasıl öğrendin?”

“Gece bunu söyleyecektin değil mi? Önce Alya’ya sormak istedim ama onunda senin gibi cevap vermeyeceğini düşünerek Zeynep’ten yardım aldım.” Arya ağlayarak genç adama sarılırken Aras onun duygusallaşmasına gülmüştü.

“Hadi bakalım hazırlanın önce sizi çekecekler sonra biz fotoğraf çekileceğiz.” Arya heyecanla ikizine sarılırken Alya’nın da ondan farkı yoktu. Çocukluktan gelen bir hayaldi bu ikizler için. İkiziyle aynı gün evlenecek ve birlikte gelinlik giyeceklerdi. Hayalleri tam olarak gerçek olmasa da gelinlik giyerek çekilecekleri fotoğrafları olacaktı. Alya’ya hem gelinliğine hem de daha sonra giyeceği nedime kıyafetine uygun saç ve makyaj yapılırken Arya saçlarının dağınık topuz yapılmasını istemişti. Mavi gözlerine yapılan buğulu makyajla genç kızın bakışlarına daha da derinlik katılmıştı. Genç kızın makyajı bittiğinde aynadaki yansımasına yutkunarak bakmıştı.

“Alya, bu ben miyim?” Alya yeni biten makyajı ile ayağa kalkarak genç kızın yanında durmuştu. İkizler şaşkınlıkla birbirine bakarken kadınların hayranlık dolu sözlerini dinlemişti.

“Biz neymişiz be ikiz, daha çok mu makyaj yapsak ne dersin?” Arya omuzunu silkerken cevap vermişti.

“Uğraşamam ben,” diye. İkili gelinliklerini giymek için karavanların arkasına geçerken oldukça heyecanlıydı. Saçları bozulmadan giyilen gelinlikler kızları oldukça güzel göstermişti.  Farklı gelinlik olmasaydı onları ayırt etmek oldukça güç olabilirdi. Gelinlik kime yakışmazdı ki zaten. Ama Alya ve Arya kendilerini hiç bu kadar güzel ve özel hissetmemişti.

“Arya, eniştem kalp krizi geçirecek.”

“Keşke senin de kalp krizi geçirtebileceğin bir eniştem olsaydı.”

“Aman boş ver beni, hadi damadı çağıralım. Sence bizi ayırabilecek mi?” Arya kardeşinin hinliğine başını sallayarak gülmüştü.

“Ben kocama güveniyorum.”

“Var mısın son kez?”

“Ama gelinlikten tanır beni,” dediğinde Arya kardeşinin bakışlarından hoşlanmamıştı.

“Hayır Alya, bu kez olmaz.”

“Lütfen sadece deneyeceğiz.” Alya ısrar ettikçe Arya da yelkenleri suya indirmişti. İkili yeniden karavanın arkasına geçerek gelinlikleri değişirken Arya’nın içine bir huzursuzluk oluşmuştu. Derin bir nefes alarak giydiği gelinlikle bulunduğu karavanın arkasından çıkarak aynanın karşısına geçtiğinde yutkunmadan edememişti. Gelinlik üzerine tam oturmuştu. Alya da genç kızın yanına geldiğinde hayranlıkla ıslık çalmıştı.

“Arya, bu gelinlik sana daha çok yakıştı.” Kadınlar onları onaylarken Arya da onlara hak vererek başını sallamıştı.

“Damat beyi çağıralım mı Arya Hanım?” Arya heyecanla başını sallarken yan yana duran iki kız merakla beklemeye başlamıştı. Arya kocasından oldukça emindi. Aras odaya girdiğinde karşısında ki gelinleri görünce donup kalmıştı. Kapı ağzında kıpırtısız öylece ikizlere bakıyordu. Tek kaşını kaldırarak ikiliye bakarken hafif gülümsemişti.

“Çok güzel olmuşsunuz kızlar, maşallah gelinlik ikinize de çok yakıştı.” Arya adamın sözlerine gülerken Alya da ona eşlik etmişti. Aras’ın hareketlenerek onlara yürümeye başlaması ile Arya gerilmişti. Aras birkaç adım kala duraksadığında yutkunan ikili genç adamın ne yapacağını bekliyordu.

Aras elini Alya’ya uzattığında Arya neredeyse hayal kırıklığından bayılacaktı. Aynı şekilde Alya da kardeşinin duygularını paylaşıyordu. Alya tereddütle genç adamın eline bakarken Aras gülerek Arya’ya bakmıştı.

“Ne dersin karıcım, bu kadar ders size yeter mi?” Arya genç adamın sözleri ile rahat bir nefes verirken elinde ki buketi genç adama doğru sallamıştı.

“Kalbime indiriyordun ya,” diyerek isyan ederken genç adam Arya’ya yaklaşarak sıkıca sarılmıştı.

“Sizi ayırt edemeyeceğimi nasıl düşünürsünüz. Ah Arya, daha çok yolumuz var ama ben karımı her yerde tanırım.” Arya mutlulukla gülümserken Alya da onların mutluluğuyla sevinmişti.

“Ee hadi fotoğraf çekelim de bu iş bitsin.” Aras karısının üzerinde ki gelinliğe hayranlıkla bakarken Arya da onun bakışlarına karşılık genç adamı alıcı gözle süzmüştü. Damat kıyafeti ve özenle yapılan saçlarıyla Aras çok yakışıklı olmuştu.

“Gidelim mi hayatım?” Alya ikilinin arkasından gidecekken ayağının burkulmasıyla geride kalmıştı.

“Siz önce çekilin ben birazdan gelirim,” diyen genç kız ikilinin odadan çıkışını izlemişti. Eli burkulan bileğine giderken yeniden aynadaki yansımasına bakmıştı.

“Bir gün bu gelinliği gerçekten giyebilecek miyim?” kendi kendine sorduğu soruyla hafif gülümsemişti. Dinlenmek için ayağında ki ayakkabıları çıkaran genç kız telefonuna gelen mesajla yerinden kalkmıştı. Arya arka bahçede deniz manzarasında fotoğraf çekilmek istiyordu. Ayakkabılarını eline alarak odadan çıktığında yüzünde kocaman bir gülümseme vardı. Onu görenler hayranlıkla bakarken genç kız neşeli bir şekilde onlara selam veriyordu.

“Aa bu şey değil mi, Aras Aksoy ile evlenecek kız,” diye konuşanlara dil çıkarmamak için kendisini zor tutmuştu. Asansörle alt kata indiğinde otelin dış kapısında gördüğü kişiler karşısında şaşkınlıkla onlara doğru ilerlemeye başlamıştı. Genç kız hayal aleminde hedefine ulaşmaya çalışırken ikili kapının yanından ayrılarak yürümeye başladı. Onları takip ederken kendisinin de takip edildiğinden habersizdi. Arkasından gelen kişiler genç kızın iki koluna girerken onlardan kurtulmaya çalışan kız  “Bırakın beni!” diye bağırdı. Genç kızın sesini duyan ikili arkalarını döndüğünde Alya yanlış görmediğini anlamıştı. Ağzına dayanan bezle son gördüğü şey kendisine şaşkınlıkla bakan bir çift göz olmuştu. Sonrası ise tamamen karanlıktı!

****

Sizce Alya’yı kim kaçırdı?

Alya kimleri görüp peşlerine takılmış olabilir. Son olarak düğün olacak mı?

Yorum ve beğeni yaparsanız sevinirim.

34.BÖLÜM <<<<<<——>>>>>> 36.BÖLÜM

15841cookie-checkTatlı Hata 35. Bölüm