Tatlı Hata 36. Bölüm

Merhaba arkadaşlar. Umarım bölümü beğenirsiniz, Yorumlarınızı eksik etmezseniz sevinirim!

***

Genç adam sabah erken saatte kalkarak gitmeden önce halletmesi gereken işleri halletmek için çarşıya inmişti. Çarşıda herkes Aras Aksoy’un düğününü konuşuyordu. Aras’ın esnaf tarafından sevildiğini bilen genç adam gülümseyerek onları dinlemişti. Kimi gelinin güzelliğinden kimi de Aras’ın kendine göre iyi bir eş seçtiğinden dem vuruyordu. Biraz daha ilerlediğinde karşı taraftan gelen kadını görünce yerinde duraksamıştı. Neredeyse yarım yıldır görmediği eski karısı karşıdan kendisine doğru ilerliyordu. Genç kadınında kendisini gördüğünü fark ettiğinde ona selam vermekten başka çaresi olmadığını anlamıştı. Kadının kendisine doğru ağır adımlarla ilerlemesini izlediğinde garip bir şekilde rahatladığını hissetti. Ona baktığında içinde hiçbir duygu yoktu.

Ne sevgi, ne nefret…

Bir zamanlar sevdiği, aşık olduğu kadına karşı tamamen hissizdi. Bu durum karşısında gülümserken yanına gelen kadın “Merhaba,” dedi. Cenk başını sallayarak ona cevap vermişti.

“Merhaba, nasılsın?” Seda genç adamın sorusu ile mahcup olmuştu. Buruk bir şekilde gülümseyerek Cenk’e baktığında derin bir nefes almıştı.

“Daha iyiyim, uzun zaman oldu görüşmeyeli. Okuldan ayrılmışsın?” Seda’nın sorusu ile Cenk gerilmişti. Bakışlarını genç kadından çekerek başını salladı.

“Evet, bir süre buralardan uzak kalmak bana iyi gelecek. Aras abi Almanya’da olduğunu söylemişti.”

“Evet, teyzeme gittim. Düğünden sonra döneceğim.”

“Anlıyorum… Hakkında hayırlısı.” İkili bir süre sessiz kaldıktan sonra Seda dayanamayarak konuşmuştu.

“Özür dilerim, hayatını çekilmez yaptım. Seni yerinden yurdundan ettim.” Cenk kadının sözlerine karşılık şaşkınlıkla ona bakmıştı. Onun şaşkınlığına gülen Seda adamı kendine getirdi.

“Suç sadece senin değildi, başından bu işe kalkışmasaydık bu durumda olmazdık.”

“Seni evliliğe ikna eden bendim Cenk, kendini suçlamamalısın. Benim hırslarımın kurbanı oldun.”

“Seni sevmiştim Seda, sevmeseydim evlenmezdim.” Seda adamın sözleri ile üzülmüştü. Cenk’in ‘sevmiştim’ sözleri canını yakmıştı.

“Biliyorum, o sevgiyi hak etmiyordum. Annemin ve ailemin sana yaşattığı onca şeyden sonra benden nefret etmeni beklerdim. Ama sen burada durmuş benimle konuşuyorsun.”

“Her şey insanlar içindir Seda, umarım bundan sonra çok mutlu olursun. Senin üzülmeni istemem. Bizim evliliğimiz başından beri yalnızdı. Tek taraflı sevgi bir yuvayı kurtarmaya yetmiyor. Umarım karşına gerçekten sevebileceğin biri çıkar.”

“Teşekkür ederim, inşallah benim yüzümden yeniden sevmekten vazgeçmezsin.” Cenk kızın sözleri ile dikkatle onun ifadesini incelemeye başlamıştı. Seda’nın bakışları bile değişmişti. O bakışlarda eski hırs ve küçümseyici ifade yoktu. Derin bir iç çekerek kadının mutlu olmasını diledi.

“Uzun bir süre sadece mesleğimle ilgileneceğim. Aşk meşk işlerini rafa kaldırdım.” Seda adamın sözlerine üzülmüştü. Cenk’in harika bir eş, baba olacağını biliyordu. Kendi hatası yüzünden yuvası dağılmıştı. Belki kocasını onun sevdiği gibi sevmiyordu ama bildiği bir şey vardı ki Cenk onu mutlu etmek için elinden geleni yapmıştı.

“Akşama düğüne gelecek misin?” Seda konuyu değiştirerek sorduğunda Cenk onun ne yapmak istediğini anlamıştı.

“Arya ve Aras abi beni davet etti ama kararsızım. Annenle karşılaşmak istemiyorum.”

“Annemin düğüne geleceğini sanmıyorum. Gelirsen abim mutlu olacaktır.” Cenk kadının sözleri ile gözlerini kısmıştı.

“Aynur Hanım Arya’yı istemiyor değil mi?” Seda genç adamı onaylarken endişeyle genç kıza bakmıştı.

“Umarım annen bana yapmaya çalıştığını Arya’ya yapmaz. Senden tek isteğim ona engel olman Seda, en azından abinin mutluluğu için.”

“Cenk ben…”

“Biliyorum, boşanmamızdan ikizleri sorumlu tuttunuz ama inan ne Arya ile ne Alya ile öğrenci eğitmen dışında bir ilişkim olmadı. O dedikodular nasıl çıktı bilmiyorum. Evliliğimiz boyunca sana sadık kaldım.” Seda dayanamayarak genç adamı susturmuştu.

“Bana açıklama yapmak zorunda değilsin Cenk, hem sadık kalmasaydın bile seni anlayabilirdim. Almanya’ya gittiğimden beri destek alıyorum. İnan doktorum sayesinde geriye baktığımda anneme ve bana iyi dayandığını bile söyleyebilirim.”

“Sen iyi olduğuna emin misin?” Cenk’in şaşkın bir şekilde sorduğu soruyla Seda gülmüştü.

“Şaşkınlığını görebiliyorum. İnan bazen ben bile kendime şaşırıyorum. Hayat anlık yaşanmalı çok kısa. Seni mutlu edeni bırakmamalısın. Bundan sonra ben öyle yapacağım. Başkaları ne der diye değil, kendim için yaşayacağım. Sende öyle yap Cenk. İkinci şansını elinden kaçırayım deme.” Cenk kadının sözlerine ne söyleyeceğini bilememişti.

“Umarım mutlu olursun. Nereye gidiyorsun, bırakmamı ister misin?”

“Düğünün yapılacağı otele geçiyorum, hazırlıklarla ilgileneceğim.” Cenk genç kadına yolu göstererek otele kadar eşlik edeceğini belirtmişti. Akşam gitmemeyi düşündüğü düğün içinde küçük bir hediye bakmaya karar vermişti. Konuşarak otele geldiklerinde bir süre de kapıda konuşan ikilide kısa bir süre sessiz kalmıştı.

“Evliyken bile bu kadar sohbet etmemiştik.” Seda’nın gülerek söylediği sözlerle Cenk’te katılmıştı.

“Sohbet edebilecek kadar yalnız kalmıyorduk Seda,” adamın sözleri ile yeniden sessizlik oluşmuştu. Cenk otelin dışına bakarak başını iki yana salladı.

“Aras güzel yer seçmiş düğün için, akşam bir aksilik olmazsa görüşürüz.” Seda genç adamla birlikte otelin yan tarafındaki otoparkta duran arabaya doğru ilerlerken arkalarından gelen çığlıkla hızla geriye bakmışlardı. İki adamın Arya’yı zorla bir arabaya bindirmeye çalıştığını gören ikili şaşkınlıkla donup kalırken kendine ilk gelen Cenk olmuştu. Hızla giden arabanın arkasından koşarken bir yandan da Seda’ya Aras’a haber vermesini söylüyordu. Seda otele girerken Cenk etrafına bakınarak araba bulmaya çalıştı. Yanında ani fren yapan araba ile bakışları şoföre kaydığında Aslan’ın “Hadi atlasana!” dediğini duyunca acele bir şekilde arabaya binmişti. İkili genç kızı kaçıranların peşine takıldığında sahil yolunda kovalamaca başlamıştı.

Cenk hala kendisine odaklanmış gözleri düşünürken tüm bendeni gerilmişti. Aklına gelen ve hissettiği şeyle elleri yumruk olurken yanında ki adama “Daha hızlı sür şu lanet olasıyı!” diye bağırdı. Aslan eline aldığı telefonla Akın’ı aramıştı.

“Aslan, ne oldu?”

“Akın, haklı çıktın. Arya’yı otelin önünden kaçırdılar. Arabanın peşindeyiz.” Aslan’ın sözleri ile Akın öfkeyle bağırmıştı.

“Sen ne dediğinin farkında mısın? O kadar adam ne yapıyordu?”

“Arya değildi,” Cenk’in fısıltı şekilde söylediği cümle ile Aslan ona bakmıştı.

“Ne?”

“Kaçırılan Arya değildi, üzerinde gelinlik vardı ama o Arya değildi, kaçırılan Alya’ydi!” arabada kısa bir sessizlik olduktan sonra Cenk’in telefonu çalmaya başlamıştı. Arayan Aras’yan başkası değildi.

“Cenk neler oluyor? Seda Arya’nın kaçırtıldığını söylüyor ama Arya benim yanımda!” Cenk aldığı haberle haklı olduğunu anlamıştı. O gözlerdeki son bakışı unutamıyordu.

“Alya, kaçırılan Alya’ydı. Üzerinde gelinlik olduğu için onu Arya sandılar ama o Alya’ydı.” Aras’ın karşıdan küfür ederek konuşması genç adamı daha da germişti. Adamların elinde ki kişinin Alya olduğunu anladığından beri içine oluşan korkuya engel olamıyordu.

Ya onu kurtaramazlarsa?

Ya yetişemezlerse…

Ya… Ya…

Aklında ki deli sorular daha da korkmasına neden olurken Aras onlara yetişeceğini söyleyerek yola çıktığını belirtmişti. Aslan da Akın ile olan konuşmasını bitirdikten sonra yeniden telefonunu eline almıştı.

“Harekete geçtiler mi?” Aslan gelen soruyla kısa bir sessizlik yaşamıştı.

“Kardeşini kaçırdılar,” Cenk genç adamın sözleri ile hızla ona dönmüştü. Şaşkınlıkla Aslan’a bakarken karşıdan gelen soru ile duraksamıştı.

“Hangi yöne gidiyorlar*”

“Sahil yolundan Rize tarafına gidiyorlar. Peşlerindeyim.” Telefonda duyulan sıkıntılı nefesle Cenk de nefes almıştı.

“Eminim Arya sakin kalacaktır. Siz takibe devam edin, ekipler hazır bekleyecek.”

“Yalnız bir sorun var Serdar, kaçırılan Arya değil, diğer kardeşin!” Aslan’ın sözleri ile az önceki sakin adamın yerini öfkeli bir ses almıştı.

“Sen ne dediğinin farkında mısın? Ne demek Alya kaçırıldı? Bunun doğru olmadığını söyle!”

“İkizler arasında ayrımcılık mı yapıyorsun Serdar? Arya’nın kaçırıldığını düşünürken çok sakindin.”

“Saçmalama Aslan, Arya sakin ve mantıklı bir kızdır. Alya ise adamları deli etmek için uğraşacaktır. Sonucunu düşünemeden hareket edecek. Onu baskı altında tutmak kolay değil, ona zarar verebilirler.” Cenk son sözlerle ağzının içinden konuşmuştu.

“Buna izin vermeyeceğim,” diye.

“Yanında kim var?” Serdar’ın sorusu ile Aslan yanında ki gergin adama bakmıştı.

“Cenk var, Alya’nın kaçırıldığını ondan öğrendik. Bizler gelinlik giydiği için Arya’nın kaçırıldığını sanmıştık ama o Alya olduğunu söyledi.”

“İkizleri ayırt edebilen nadir kişilerden desene!” Serdar’ın öfkesi arabanın içinde hissedilmişti. Telsiz sesi Aslan’ın kulağına geldiğinde ekiplerin arabayı Arsin çıkışında sıkıştırdığını öğrenmişlerdi.

“Duydun Aslan, sen benden daha yakınsın. Elinden geleni yap, kardeşimi o arabadan çıkarın.”

“Elimizden geleni yapacağız.” Serdar telefonu kapattığında Aslan’ın gözünün ününe birkaç gün önce Akın ile yaptığı konuşma gelmişti. Akın ile çok fazla samimi olmasalar da iyi anlaşıyorlardı. Aslan erken emekli olan polislerdendi. Bir operasyon sırasında aldığı yarayla gazi olmasıyla henüz otuz yaşında olmasına rağmen emekli yapılmıştı. Emekli olduktan sonra Aras’ın yanında işe başlamıştı. Arya’nın peşinde ki adamlardan bahsederek güvenilir bir polis arkadaşı olup olmadığını sormuştu. Genç ada Arya ve Aras’ı güvenliği için takibe alırken onların peşinde olanları da araştırmıştı. Ama hesapta olmayan Alya’nın kaçırılmasıydı. Akın haklı çıkmıştı. Düğün günü harekete geçebileceklerini söylediğinde ona hak verseler de korumaları geçebileceklerini düşünmemişti.

“Ne planlıyorsun?” düşüncelerinden Cenk’in sözleri ile çıkmıştı.

“Polisler arabanı etrafını sarmış durumdalar. Dua edelimde Alya uyanmasın!” Cenk içinden genç kıza bir şey olmaması için dua ederken Cenk’in telefonu çalmaya başlamıştı.

“Efendim abi?” Aras’ın aramasına cevap verirken karşıdan beklemediği sesle karşılaşmıştı.

“Alya nerede Cenk? Kardeşime ne oldu?” Arya’nın sesi genç adamın kulağına yankılanırken Cenk yutkunarak ona cevap vermişti.

“Merak etme Arya, polisler arabanın önünü kesmiş, Alya’yı sağ salim sana getireceğiz.”

“Cenk, lütfen diğer yarımı kurtarın. Ona bir şey olursa ben yaşayan ölüye dönerim. Lütfen!”

“İkizler diğerinin iyi olup olmadığını hissederler derdi Alya, sen onun iyi olup olmadığını hissedemiyor musun? İkizin iyi olacak! Akşama o düğünde karşılıklı oynayacaksınız!”

“Hepsi benim suçum, benim yerime onu aldılar. O lanet gelinliği giymesini istememeliydim. Benim suçum!” genç kız hıçkırarak ağlamaya başladığında Cenk onu için üzülmüştü.

“Eminim Alya ısrar etmiştir. Kendini suçlama, Alya duyarsa çok üzülür.” Aras telefonu genç kızdan alarak yolda olduklarını söylemiş ve dikkatli olmaları konusunda uyarmıştı.

***

Genç çift fotoğrafçının söylediği pozları verirken oldukça eğleniyordu. Aras karısının gözlerine aşkla bakarken çokta zor olmuyordu poz vermek. Arla genç adamın dikkatli bakışları altında utansa da mutluydu ve mutluluğu resimlere de yansıyordu. Son pozu vererek geri çekildiklerinde Alya’nın geç kaldığını düşünen Arya eline telefonu aldığında nefes nefese yanlarına gelen Seda ile kaşlarını çatmıştı.

“Abi, Arya, Arya’yı kaçırdılar!” genç kızın sözleri ile Aras hızla Arya’ya dönmüştü.

“Saçmalama Seda, Arya burada!” Seda abisinin uyarısı ile endişeden fark edemediği genç kızı görünce duraksamıştı.

“Ama nasıl olur, az önce otelin önünden üzerinde gelinliği ile Arya’yı zorla arabaya soktular. İnanmıyorsan Cenk’e sor!” dediğinde Arya endişeyle elindeki telefonla kardeşini aramıştı.

“Açmıyor, Alya telefonu açmıyor!” Arya korkuyla genç adama bakarken Aras Cenk’i aramıştı. Aldığı bilgiyle endişeli bir şekilde karısına dönen Arya yaşadığı farkındalıkla yere çökmüştü.

“Alya!” diye çığlık atarken oradakiler genç kızın başına toplanmıştı.

“Alya ne alaka, üzerinde gelinlik vardı ama…” Seda kızın kendini perişan etmesine dayanamayarak su almak için hızla otele girmişti. Aras genç kızı kollarının arasına çekerek onu sakinleştirmeye çalışıyordu.

“O iyi olacak Arya, lütfen sakin ol.”

“Benim yüzümden, ona gelinliği giydirmeseydim kaçırılmayacaktı. Hedef bendim…”

“Arya, kendine gel, Alya’ya bir şey olmayacak.” Seda elindeki suyu genç kıza içirirken Aras Arya’yı kardeşine emanet ederek birkaç yere telefon etmek için yanlarından uzaklaşmıştı. Ardı ardına yaptığı telefon konuşmalarından sonra Arya’yı karşısına bulan Aras duraksamıştı.

“Cenk’i ara,” demişti. Aras genç adamı ararken Arya hıçkırıklarına engel olmak için elinden geleni yapıyordu. İkizi iyi olacaktı. Cenk ile yaptığı konuşmadan sonra hızla otelden ayrılmışlardı. Polislerin Alya’yı kaçıran adamları kıstırdığını öğrendiğinde endişesi daha da artmıştı. Kardeşi iyi olmak zorundaydı. Üzerinde gelinliğe aldırış etmeden koşarak arabaya binmişti.

“Arsin çıkışındalar, hadi güzelim kendini toparla. Alya seni böyle görürse çok üzülür.”

“Elimde değil Aras, hedef bendim ama Alya kaçırıldı.”

“Bundan o kadar emin olma Arya, kendini suçlamayı da bırak.” Arya başını yan tarafa çevirdiğinde yanağından akan sessiz yaşları elinin tersi ile silmişti.

“Ona bir şey olursa babam dayanamaz Aras, lütfen daha hızlı sür.” Aras genç kızın elini tutarak ona destek olmaya çalışmıştı. Yanlarında hızla geçen polis arabalarını gören Arya yeniden ağlamaya başlamıştı. Aras’ın telefonu çalmaya başladığında telefonu hoparlöre alan genç adam arabanın içinde yankılanan sesle duraksamıştı.

“Hemen geri dönün Aras!” ortama yankılanan Serdar’ın sesi ile Arya hıçkırarak ağlamaya başlamıştı.

“Abi, Alya…”

“Biliyorum güzelim, onu sağ salim kurtaracağız. Ama siz gelmeyin. Biliyorum senden istediğim kolay değil ama orada olmamalısın Arya, asıl tehlikede olan sensin.”

“Yapamam…”

“Bana güven Arya, lütfen işimizi zorlaştırma. Arkadaşlarım elinden geleni yapıyor. Seni görürlerse işler tersine gidebilir. Hedef birken iki olacaktır.”

“Serdar, bize haber vermeyi unutma!” Aras arabayı ilerden çevirirken Arya ona üzüntüyle bakmıştı.

“Aras?”

“Abin haklı Arya, orada olman sorun olacaktır. Hem Alya’nın iyiliği için bu çok önemli.”

“Merak etme, bak abinde olaya dahil oldu. Otelde bekleyelim. Eve gidersek anne baban şüphelenebilir.” Arya onu onaylarken otele geri dönmüşlerdi.

“Arabadan çıkın ve teslim olun. Buradan kaçışınız yok!” polisin son ikazı ile adamlardan yine bir hareketlilik olmamıştı. Cenk endişeli bir şekilde uzaktan içinde Alya’nın olduğu arabayı izliyordu. İçi sıkıntıyla dolsa da polislerin adamları ikna etmelerinden başka bir yol bulamıyordu.

“Size son ikazımdır, kızı bırakın ve teslim olun.” Adamlardan biri arabanın camından sarkarak bağırmıştı.

“Yolu açın yoksa kızı vururum.”

“Amerikan filmimi çeviriyorsun oğlum, sen nerde olduğunu mu unuttun?”

“Biz anlamayız yolu açın!” arabanın içinde kaç kişi olduğunu bilmeyen polis bir süre duraksadıktan sonra amirlerine bakmıştı.

“Buradan çıkmamalılar,” amir emrini verirken polislerden biri arabanın tekerine uyarı ateşi açmıştı. Tekerleri patlayan araba sallanırken Cenk ileri atılmak istemiş ama Aslan tarafında durdurulmuştu.

“Ne yapıyorsun Cenk, bırak polis işini yapsın.”

“Adamların ikna olacağı yok.” Cenk’in sözleri ile arabanın kapıları açılmıştı. Adamların açtığı camdan içeriye gaz bombası atan polisler adamların dışarı çıkmasını sağlarken Cenk kolunu tutan Aslan’dan kurtularak arabaya doğru koşmaya başlamıştı. Arabanın içi dumanla dolmaya başladığı için Cenk genç kızı görmekte zorluk çekmişti. Arka koltukta üzerinde gelinlikle baygın bir şekilde yatan Alya’yı kucağına alarak hızla arabanın yanından uzaklaştırırken polislere direnmeye çalışan adamları umursamıyordu bile. Aslan genç adamı ve kucağında ki Alya’yı görünce hızla ona yardım için koşmuştu.

“Ambulans hala gelmedi, hastaneye gidelim, hadi!” Cenk’in sözleri ile Aslan arabaya binerken bir yandan da Serdar’a bilgi veriyordu. Kardeşinin baygın olduğu görünürde bir yarası olmadığını söyledikten sonra kızı tedbir için hastaneye götürdüklerini söylemişti. Polisler adamları yakalamakla o kadar meşgullerdi ki kızın götürüldüğünü Serdar’ın anonsu ile öğrenmişlerdi.

Cenk genç kızı arabanın arkasına yatırarak başını dizlerinin üzerine koymuştu. Saçı başı dağınık olan Alya’ya bakmamak için elinden geleni yapsa da gelinliğin içinden çocuk hikayelerinde anlatılan peri kızları gibi olduğunu düşünmeden edememişti.

“Aras’ı ara, Arya’nın içi rahatlasın.” Aslan dikiz aynasında genç adama bakarak dediğini yaparken hastaneye gittiklerini söylediklerinde Aras onları acilin önünde bekleyeceklerini söylemişti. Araba son hız hastaneye doğru ilerlerken Cenk genç kızın yüzüne gelen saçları geriye çekmişti.

“Sence ona ne verdiler, eter mi?” Aslan’ın sorusu ile genç adam endişelenmişti.

“Emin olamayız, iğne de yapılmış olabilir.” Araba sahil yolundan hastane yoluna doğru saparken dörtlüler sayesinde trafiğe takılmadan kısa sürede hastanenin acil servisinin önüne park yapmışlardı. Arabadna iner inmez sağlıkçılara seslenen genç adam Alya’yı kucağına alarak getirilen sedyenin üzerine yatırmıştı. Aynı zamanda Arya da Aras ile birlikte koşarak yanlarına gelmişti.

“Alya, o nasıl?” hastanedekiler üzerinde gelinlik olan iki kıza şaşkınlıkla bakarken Cenk kızı geri çekerek doktorların işini yapması için onlara alan sağlamıştı.

“Sakin ol Arya, sadece baygın. Bırak doktorlar işini yapsın.”

“Ama onun yanında olmam gerekiyor.” Aslan ve Akın ikilinin yanına gelirken Aras genç kızı kollarının arasına çekerek sıkıca sarılmıştı.

“Sakinleş artık, Alya iyi olacak.”

“Olacak değil mi?” Aras başını sallarken Akın Cenk’in yanına gelmişti. Genç adam endişeli bir şekilde dolanırken Akın önünde durarak onunda durmasını sağlamıştı.

“Biraz sakin ol, yanlış anlayacaklar!” Akın’ın sessiz uyarısı ile Cenk dişlerini sıkmaya başlamıştı. Aklı almıyordu, bu olanların kendi suçu olduğunu düşünmeye başlamıştı. O saçma dedikodular olmasaydı ne Aras ile Arya evlenir ne de Alya’nın başına böyle bir olay gelirdi.

“Anlamıyorsun değil mi? Bu olanların tek suçlusu biziz. Kızlar kendi hallerinde yaşayıp giderken bizim yüzümüzden başlarına gelmeyen kalmadı.” Akın adamın sözlerine hak verse de zamanı değildi.

“Kimsenin seni ya da abimi suçladığı yok Cenk, kendini suçlamayı bırak. Olacağı vardı oldu, neyse ki kimseye bir şey olmadı. Şimdi içeride yatan kızın iyi olduğunu düşünerek sakinleş.” Cenk derin bir iç çekerek dışarıya çıkarken Akın Aslan’ın yanına gelmişti.

“Çok garip, biz onun Arya olduğunu düşünürken Cenk Aras aramadan Alya olduğunu anlamıştı.” Aslan’ın sözleri ile genç adam kapıdan dışarıya çıkan Cenk’in ardından bakmıştı.

“Sonuçta öğrencisiydi, belli ki Alya’yı tanıyacak kadar iyi gözlemlemiş.”

“Sanırım öyle,” diyen Aslan odadan çıkan doktoru görünce Aras ve Arya’ya işaret etmişti. Arya hızla doktorun yanına giderken Aras’ta onun hemen yanında durmuştu.

“Kardeşim nasıl, o iyi mi?” doktor genç kıza şaşkınlıkla bakarken bilmese içeride baygın yatan kızın karşısına dikildiğini sanabilirdi.

“Endişelenecek bir durum yok, kısa süre içinde kendine gelecektir.”

“Bir yarası ya da darp izi yok değil mi?” Aras’ın sorusu ile doktor genç adama hafif gülümsemişti.

“Hayır, yaralanma söz konusu değil. Genç kızı eterle bayıltmışlar. Şuanda beklemekten başka bir şey gelmez elimizden. Ayılınca yeniden kontrol edeceğiz.” Arya derin bir nefes alırken Aras da rahatlayarak doktora teşekkür etmişti. Acil serviste olduğu için yanına sadece Arya’yı alan sağlık görevlilerin odak noktası ikizler olmuştu. Yanlarından geçenlerin ilk dikkat ettiği şey bir birinin kopyası olan ikizler olmuştu. Arya elini genç kızın saçlarına dolaştırarak dikkatle onu izlerken bir farklılık olup olmadığını anlamaya çalışıyordu. onun iyi olduğunu bilmek içini rahatlatsa da gözlerini açıp kendine bakmasını istiyordu.

“Cenk!” Arya kulağına gelen fısıltı ile hafifçe eğilerek kulağını Alya’nın dudaklarına yaklaştırmıştı.

“Cenk, yardım et!” Alya’nın Cenk’in adını sayıkladığını duyan Arya yutkunarak ikizine bakmıştı. Sesini duymak bile ona iyi gelirken mutluluktan ağlamaya başlamıştı. Sessiz iç çekişlerini kimse duysun istemiyordu. Eline sıkıca tuttuğu telefonu titreşirken araya bakmıştı. Annesinin aradığını görünce tedirgin olan Arya ne söyleyeceğini bilememişti.

“Annecim?”

“Kızım nerede kaldınız, ne Alya geldi ne sen. Baban söylenmeye başladı. Baba evinden çıkacaksın unuttun mu?” Arya gözlerini kapatarak derin bir iç çekmişti.

“İşimiz uzadı anne, birazdan evde oluruz.”

“Alya nerede?”

“Alya salonla alakalı işleri halletmeye çalışıyor anne, o akşama doğru gelecek.”

“Ama kızım…”

“Anne birkaç sorun çıktı, Alya da Seda ile onu halletmeye çalışıyor.” Emine Hanım daha fazla üstelemeyerek beklediklerini söylemişti. Arya gözleri hafif aralık olan ikizine doğru hızlı adımlarla yaklaşarak elini tutmuştu.

“Alya, nasılsın? Kendini nasıl hissediyorsun?” genç kız bir süre sessizce Arya’nın gerçek olup olmadığını anlamaya çalışmıştı. Arya kardeşindeki durgunluğu fark edince başını kaldırarak göğsüne yaslamıştı.

“Özür dilerim Alya, benim yüzümden oldu tüm bunlar!” Alya gerçekten ikizinin yanında olduğunu anladığında ağlayarak ona sarılmıştı.

“Arya, çok korktum. Bir daha sizi görmeyeceğimi sandım. Ben…” genç kız hıçkırıklara boğulurken Arya onu sakinleştirmeye çalışıyordu. Alya’nın bedeni uyuşuk olduğu içi oldukça güçsüzdü.

“İyisin, çok şükür iyisin canım. Sana bir şey olsaydı ben ne yapardım.” Alya bir süre ağladıktan sonra sakinleşerek geri çekilmişti. Oldukları yeri fark edince duraksamıştı.

“Hastaneye nasıl geldik, sen neden buradasın?” Arya kızın sözlerine kaşlarını çatmıştı.

“Nerede olacaktım Alya, elbette burada olacağım.”

“Arya bu gün senin düğünün var, şu haline bak. Üzerinde gelinlikle hastanedesin.”

“Sende benimle aynı durumdasın çok konuşma Alya. Ayrıca düğün falan umurumda değil.”

“Saçmalama Arya, o düğün olacak. Anlamıyor musun beni sen diye kaçırdılar. Amaçları da düğünü sabote etmekti. Ne yani boş yere mi kaçırıldım?” Arya ikizinin saçmalamaya başladığını düşünerek iyi olduğuna kanaat getirmişti.

“Anlaşıldı, sen iyisin. Doktoru çağıralım,” Arya doktoru çağırmak için genç kızın yanından ayrılınca dışarıda bekleyen Aras ve diğerlerine Alya’nın uyandığını haber vermişti. Bakışları Cenk’e kaydığında aklına gelen şeyle tek kaşını kaldırmıştı.

“Cenk hocam sizden bir şey rica edebilir miyim?” Aras kızın ne söyleyeceğini merak ederken Cenk başını sallayarak onu onaylamıştı.

“Ailem aradı ve eve gitmemiz gerekiyor. Alya’nın hemen çıkacağını sanmıyorum. Siz yanında kalabilir misiniz?” Cenk şaşkınlıkla genç kıza bakarken Akın öne atılmak istemiş ama Arya’nın bakışlarını görünce susmak zorunda kalmıştı.

“Arya, Alya’nın çıkmasını bekleyebiliriz.”

“Olmaz Aras, zaten yeterince geciktiğimiz için annem telefonda haşladı beni. Alya ve Seda’nın salonda çıkan sorunla ilgilendiğini söyledim. Bizim eve geçmemiz gerekiyor. Aile büyükleri bekliyor.”

“Siz merak etmeyin, ben Alya’yı otele getiririm.” Arya teşekkür ederek Alya’nın yanına giderken doktor tedbir amaçlı birkaç saat kalmasında fayda olacağını söylemişti. Aras ve diğerleri acil odasına girerek Alya’ya baktıktan sonra Arya ve Alya yalnız kalmıştı.

“Beni düşünme artık, siz eve gidin. Ben başımın çaresine bakarım.”

“Endişelenmiyorum artık, emin ellerde olduğunu biliyorum. Kapıda seni koruyan bir ekip var. Düğün bitene kadar yanında olacaklar. Ayrıca yanında güvenebileceğimiz biri kalacak.”

“Kim kalacak?” Alya şaşkınlıkla ikizine bakarken Arya imalı gülümseyerek hızla oradan ayrılmıştı.

“Hey, Arya bana cevap ver!” Alya hastanede olmasına aldırış etmeyerek arkasından seslenirken kulaklarına dolan tok sesle duraksamıştı.

“Diğer hastaları rahatsız edeceksin, biraz sessiz ol!” Alya perdenin ardında yanına gelen adamı gördüğünde şaşkınlığına engel olamamıştı.

“Cenk hoca? Sizin burada ne işiniz var?” Cenk genç kızın şaşkın bakışlarına başını sallayarak gülümsemişti.

“Hala insanları kandırmaya mı çalışıyorsunuz?” Alya başta anlamasa da Cenk’in üzerinde ki gelinliği ima ettiğini anladığında bakışlarını kaçırarak ellerine odaklanmıştı.

“Öyle bir şey yapmıyorduk, biz sadece hayalimizi gerçekleştirmek istemiştik. Nereden bilebilirdik ki böyle olacağınız.”

“Hayaliniz aynı gün evlenmek miydi?” Cenk şakalaşırken Alya’nın gülmediğini görünce gülümsemesi yüzünde asılı kalmıştı.

“Şaka yapıyorsunuz…” Cenk kısa bir duraksamanın ardından devam etmişti, “Yapmıyorsunuz!” dedi.

“Sadece beraber resim çekilecektik, ama sonra…” Alya aklına gelen şeyle duraksamıştı. Kaşlarını çatarak genç adama baktı.

“Otelin orada gördüğüm sizdiniz, bende yanlış gördüğümü sandım.”

“Anlamadım?”

“Ne oldu, Seda hanımla barışmaya mı karar verdiniz? Sizi yan yana görünce şaşırmıştım açıkçası.”

“Bu konunun seni ilgilendirdiğini sanmıyorum Alya, şimdi dinlenmelisin. Akşama düğün için ayakta olmalısın.” Alya aldığı ters cevapla yatağa uzanarak verilen çarşafı kafasına kadar çekmişti.

“Siz gidebilirsiniz, benim bakıcıya ihtiyacım yok.” Cenk kızın arkasını dönmesi ile sıkıntıyla nefes almıştı. Yatağın yan tarafında ki sandalyeyi alarak oturduğunda hemşire genç kızın koluna serum takmak için gelmişti.

“Bu nedir?”

“Hastamızı daha çabuk ayıltacak, endişelenmeyin.” Cenk hemşireye teşekkür ederken Alya koluna takılan serumla hareket alanı kısıtlandığı için söyleniyordu. Bir süre sonra uykuya dalan genç kız Cenk’in kendisini izlediğinden habersiz arada iç çekiyordu.

“Müsait misiniz?” Cenk duyduğu sesle başını çevirirken görmeyi beklemediği kişiyle şaşırmıştı.

“Seda senin burada ne işin var, bak yanlış anlamanı istemiyorum…” Cenk hemen savunmaya geçerken Seda üzüntüyle eski kocasına bakmıştı. Elinde ki paketi kaldırarak genç adama gösterirken “Ben düğünde giyeceği kıyafeti getirmiştim. Gelinlikle düğüne katılabileceğini sanmıyorum.” Cenk genç kadına şaşkınlıkla bakarken paketi alarak yatağın yanında ki sandalyenin üzerine bırakmıştı.

“Biz çıkalım, uyanmasın.” Cenk ve seda dışarıya çıkarken Alya gözlerini aralayarak ikilinin gidişini izlemişti. Elleri iki yanda yumruk olurken Cenk’in hala Seda’ya hesap verme çalışması Alya’nın canını yakmıştı. Yanağından aşağıya akan yaşı hızla silerek fısıldamıştı.

“Bundan böyle herkes kendi yoluna!”

***

Bölüm hakkında fikrinizi belirtirseniz sevinirim. Alya’nın hikayesini yazacağım. Kısa da olsa yazmak istiyorum. Bu hikayeyi okuyanlar az çok konusunu tahmin edebilir. Hikayeye isim aranıyor. Var mı fikri olan?

35.BÖLÜM <<<<<<——>>>>>>> 37.BÖLÜM

15940cookie-checkTatlı Hata 36. Bölüm
mermaridyy hakkında 333 makale
Yasemin Yaman KTÜ Orm. End. Müh. mezunu. Şuanda Parola Yayınlarında yazar. Hobileri yazmak, müzik dinlemek, basit çizimler yapmak ve manga okumak. Benim Küçük Gelinim ve Göremediğim Sen, Sen Olmadan Asla, Kara Duvak, Hep Seni Bekledim adında beş kitabı basıldı.

7 yorum

  1. Bölüm için teşekkürler harikaydi emeğine sağlık Yazarcigim ❤️ umarım biran önce yakalinir şu kadın ya :@ Cenk ve Seda’nin en azından sakince konuşabilmelerine sevindim ayrıca Aslan da geldi Seda ile ikisini görürüz inşallah:D. Cenk’in Alya’yi anında tanımasına ve telaslanmasina bayıldım ya harikaydı ama Alya Arda’yi seviyor sanıp uzak duracak gibi yaa ;( Cenk de uzak duracak gibi biraz zor gibi sanki ama çabuk hallederler umarım ;)❤️

  2. Bölüm çok güzeldi Alya yi buldukları ve düğün iptal olmadığı için çok mutlu oldum ayrıca Cenk ile Alya hikayesinin yazılmasına çok sevindim o da çok güzel olur bence alya çok inat hikayenin isminde mutlaka inat kelimesiyle ilgili birşeyler olmalı gibi haftaya yeni bölümü heyecanla bekliyor olacağım

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*