Tatlı Hata 37. Bölüm

Merhaba arkadaşlar. Bu akşam biraz geç yayınladım hikayeyi. pek müsait olamadım maalesef. İki hikayemin de son bölümlerinde yorum sayısı azaldı. 🙁 Lütfen kısa da olsa bir yorum yaparsanız sevinirim. Keyifli okumalar!

***

Genç kız yatağa uzandığında yattığı bölümü kapatan perde hızla açılmıştı.

“Alya!” genç kız karşısında endişeli bir şekilde kendisine doğru gelen abisini görünce dayanamayarak kollarını kaldırmıştı. Serdar kardeşinin ıslak gözlerine dayanamayarak hızla kardeşini kollarının arasına alırken genç kız ağlamaya başlamıştı. Serdar da yaşadığı rahatlama ile kardeşine daha sıkı sarıldı. Bir süre bu şekilde duran kardeşler Alya’nın isyanı ile kendine gelmişti.

“Boğuluyorum, biraz geri çekil.” Serdar kardeşinin isyanına gülerek genç kızı daha da sıkarken Alya çırpınmaya başlamıştı. Birkaç saniye çırpınan genç kız üzerinde ki ağırlığın çekilmesi ile şaşkınlıkla yerde yatan ağabeyine bakmıştı.

“Ondan uzak dur!” Alya şaşkınlıkla kendisini korumaya çalışan Cenk’e bakarken Serdar şaşkınlığını atlatarak hızla ayağa kalkmıştı. Cenk Alya’nın önüne geçerek kavgaya hazır bir şekilde beklerken Alya bir elini alnına vurarak konuşmuştu.

“Kesin artık şunu!” Cenk kızın sert sesi karşısında kısa bir an Alya’ya bakınca birden kendini kapıya yaslı bir şekilde bulmuştu.

“Kim bu?” Serdar’ın sorusu ile Alya başını iki yana sallamıştı.

“Abi, bırak onu. Sadece beni korumaya çalışıyordu.”

“Kimden, benden mi?” Serdar Cenk’in kollarını geride sabitleyerek kardeşine bakıyordu.

“Seni tanımıyordu abi, kes şunu artık.” Cenk kaşlarını çatarak arkasına bakmaya çalışırken Serdar ensesinden iterek onun kafasını çevirmesini engellemişti.

“Abi, gücünü kötüye kullanıyorsun,” Alya’nın sözleri ile Serdar söylenerek Cenk’i bırakmıştı.

“Bu onun yanında olmasını açıklamıyor. Kim bu adam ve yanında ne arıyor? Arya ve Aras nerede?” Alya abisinin somurtkanlığına gülümseyerek başını iki yana sallamıştı. 

“Bu gün evleniyorlar abi, ve evdeki kimse olanları bilmiyor. Annem aradı, eve gittiler.”

“Seni yalnız bırakarak mı?”

“Alya yalnız değildi!” Cenk daha fazla görmezden gelinmeye dayanamayarak araya girmişti.

“Sen kimsin?” Serdar sürekli sorduğu soruya cevap alamadığı için sinirlenmeye başlamıştı.

“Alya’nın bizi tanıtacağı yok, ben kendimi tanıtayım. Adım Cenk, Alya’nın hocasıyım.” Serdar genç adamın kaşlarını çatarken Alya yutkunarak ağabeyine bakmıştı.

“Kendisi hocamdı, artık değil,” diye araya giren kıza ters bir şekilde bakan Serdar kardeşine ‘gerçekten mi?’ bakışı atarken Cenk başını iki yana sallayarak kıza inanamıyor gibi bakmıştı.

“Sorun bu mu Alya, olanlardan sonra bu adamın ne işi var yanında?” Serdar’ın sorusu ile Alya utanarak bakışlarını kaçırmıştı.

“Alya’ya kızmaya hakkın yok, onun suçu değildi, sadece bir tesadüf eseri olaya tanık oldum.” Serdar şüpheyle genç adama bakarken Alya araya girmişti.

“Doğru söylüyor abi, otelden çıktığımda kapıda ikisini görmüştü. Son gördüğümde onlardı.” Serdar “Onlar?” diye Düşünürken sesli düşündüğünü fark etmemişti.

“Cenk hoca ve eşi Seda Hanım!” Alya’nın imalı sözleri ile Serdar ne olduğunu anlamasa da Cenk Alya’nın sözlerine aynı onun gibi cevap vermişti.

“Eski eşimle sohbet ederken Alya’nın kaçırıldığını görünce Aslan’la peşine takıldık. Her şey yolunda olduğuna göre ben gitsem iyi olacak.” Alya adamın sözlerine gözlerini Cenk’e dikerek bakmıştı. Ağzının içinden ‘Git tabi karıcın bekler’ diye homurdandığında iki adam da ne söylediğini anlayamamıştı. Serdar adama teşekkür ederek onu yolcu ederken Alya arkasını dönerek yatmıştı.

“Şimdi söyle bakalım Alya Hanım, üzerinde ki gelinlik nereden çıktı?” Alya abisine omzunu silkerken Serdar’ın onu bırakmaya niyeti yoktu.

“Yine Arya ile yer değiştirmeye kalkmadınız değil mi?” Serdar’ın sorusuyla Alya hızla arkasını dönmüştü.

“Biliyor muydun?” dediğinde Serdar gülerek kardeşinin yanına oturdu.

“Elbette biliyorduk, biz sizin aileniz. Abim de annemlerde biliyordu.” Alya mahcupça bakışlarını kaçırırken Serdar gülerek kardeşinin elini tutmuştu.

“Bakma bana öyle küçük abi, hiç belli etmediniz ama…”

“Elbette, siz mutlu oluyordunuz. Annem bize kızsa da babam onu her zaman ikna ediyordu. Şimdi söyle, neden gelinlik giyiyordun?”

“Arya ile fotoğraf çekilmek istemiştik. Aras eniştem bize sürpriz yapmak istemişti ama sonu böyle oldu.” Serdar ikizlerin hayalini bildiği için ses etmemişti. Sandalyenin üzerinde ki paketi görünce yerinden kalkarak paketi eline almıştı. İçinde kıyafet olduğunu gören genç adam kardeşine bakarak “Hadi üzerini değiştir de rahatça uzan,” dediğinde Alya ağır bir şekilde yerinden kalkarak abisinin yardımıyla ortak banyoya girmişti. Serdar dışarı çıkarken Alya yanağından akan sessiz gözyaşlarıyla üzerinde ki gelinliği çıkarırken oldukça üzgündü. Hayallerini gerçekleştirmek başka bir zamana kalmıştı. Derin bir iç çekerek yerde top haline gelen gelinliği kaldırarak kapının arkasında ki askıya asmıştı. Paketteki kıyafeti çıkararak kısa bir süre incelemişti. Düğünde giyeceği kıyafet olmadığını görünce derin bir iç çekti. Kıyafeti otelde kalmıştı.

“Alya, iyi misin?” genç kız abisinin sesini duyunca hızla kıyafeti giymeye başlamıştı.

“Evet, çıkıyorum hemen.” Serdar kardeşinin sesini duyar duymaz rahatlamıştı. Yatağın yanına dönerek Alya’nın gelmesini bekledi.

***

Genç kız gelin arabasından inerek Aras’ın yardımı ile eve doğru ilerlerken evdeki kalabalığın çoğunluğu bina dışına taşmıştı. Gelin ve damadı görenler onları alkışlarken Arya gülümseyerek binadan içeriye girmişti.

“Kızım, maşallah ne kadar güzel olmuşsun sen böyle?” Emine Hanım kızını kapıda karşılarken arkasında yengesi ve büyük abisi de ona gülümseyerek bakıyordu. Önce Arya sonra da Aras Emine hanımın elini öperek eve girerken Ahmet Bey salonda onları karşılamıştı.

“Kızım?” Ahmet beyin gözleri dolarken Arya gelinliğinin eteklerini tutarak babasının yanına doğru hızlı adımlarla ilerleyip sarılmıştı. Adam kızını kollarının arasına çekerken Arya geri çekilerek adamın elini öpmüştü.

“Babacım,” Arya’nın da gözleri dolmaya başladığında Emine Hanım araya girmişti.

“Aa kızım makyajın akacak sakın ağlama.” Arya annesine gülerken Zeynep ve Gülşen merak edilen soruyu sormuştu.

“Alya seninle değil miydi, nerede?” Arya gerilirken Aras araya girerek genç kızları cevapladı.

“Alya otelde hazırlıklarla ilgileniyor, bir iki saate gelecek.”

“Bir soru yok değil mi oğlum?” Emine Hanım genç adama endişeli bir şekilde bakarken Ahmet Bey karısına “Çocuğu rahat bırak Emine, yoruldular,” diyerek ikili için hazırlanan salonda ki sandalyelere oturmuşlardı. İkili önlerine bırakılan yemeklerini dikkatle yerken gelen tebrikleri kabul ediyorlardı. Evde tatlı bir telaş varken kardeşini göz hapsine alan Selim şüpheyle ona doğru ilerledi. Arya büyük abisini görünce zorla da olsa gülümsemeyi başarmıştı.

“Ne oldu Arya?” Selim’in doğrudan sorusu ile Arya yutkunmuştu.

“Anlamadım?”

“Beni kandıramayacağını biliyorsun güzelim, neden mutlu değilsin?” Arya yanında ki adamın hareketlendiğini görünce gerilmişti. Aras’ın elini tutarak başını iki yana salladı.

“Lütfen!” Aras kızın dudaklarını kıpırdatması karşısında hafif gülümsemişti.

“Bilmesi daha iyi Arya, aileyi abinden daha iyi kimse idare edemez.” Selim ikilinin konuşmasını kaşları çatık bir şekilde dinlerken daha fazla dayanamayarak konuştu.

“Benden ne saklıyorsunuz?”

“Abi, bu konu evde konuşulacak bir konu değil. Serdar abimi arasan?” Selim erkek kardeşinin adını duyunca iyice gerilmişti. Hiç bir şey söylemeden hızla ikilinin yanından ayrılarak evden dışarıya çıkmıştı. Serdar’ı aradığından birkaç çalıştan sonra karşı taraftan erkek kardeşinin sesini duyunca rahatlamıştı.

“Neler oluyor Serdar? Arya çok gergin ve seni aramamı söyledi.” Kısa bir sessizlikten sonra Serdar abisine olanları anlatınca genç adam endişeyle hızla arabasına binmişti. Selim kardeşinin iyi olduğunu görmeden rahat edemeyeceğini biliyordu.

***

Arya’yı almak için ailesiyle geleceğinden Aras izin isteyerek evden ayrılmıştı. Arya dinlenmek için odasına giderken Zeynep ve Gülşen onu yalnız bırakmamıştı. Genç kızın ağzının içine bakan ikili oldukça komikti. Zeynep ilerde eltisi olacağı için genç kıza takılırken Arya büyük gelinin kendisi olduğunu savunarak onu alt etmeyi başarmıştı. Gülşen kıkırdayarak ikiliye bakarken Zeynep ona dönerek “Sen nasıl bir gelinsin, görümceni nasıl seversin?” diye sorduğunda Gülşen şaşkınlıkla genç kıza bakmıştı.

“Küçük yengemle arama sakın girmeye kalkma!”

“Büyüğü ile giremiyoruz bari bununla girelim.” Arya Esma yengesini hatırlayınca hafif gülümsemişti.

“Esma yengem bizim ablamız gibidir. Ona laf yok.” Zeynep iki elini yukarı kaldırırken kapıdan içeriye giren kadınla herkes kahkaha atmıştı.

“Ne oluyor kızlar?” Esma bir şeye ihtiyacı olup olmadığını sormak için odaya girdiğinde kızların gülmesine anlam verememişti.

“Gel yengem, sen onlara bakma.”

“Size akıl erdiremiyorum, bir şeye ihtiyacın var mı canım. Lavaboya gitmek ister misin? Bir saat içinde damat tarafı gelir,” dediğinde Arya başını sallayarak genç kadına cevap vermişti. Zeynep arkadaşına kaşlarını çatarak bakarken söylenmeden edememişti.

“Bize de söyleyebilirdin, kadının zaten bir sürü işi var.” Arkadaşının sitemine karşılık Arya gülmüştü.

“Canım kaç kez gelinlikle tuvalete girdin?” Zeynep omzunu silkerken Esma kızın eteklerini tutarak onu yönlendirmişti. Zorda olsa ona yardım ederek işini hallettikten sonra yeniden odaya geçen genç kız kapının açılması ile odaya giren ikizini görünce yüzünde kocaman bir gülümseme ile yerinden kalktı. Alya ve Arya odada bulunan diğer kişilerin anlayamadığı bir duygusallıkla birbirine sarılıp ağlaşırken Zeynep’in ve Gülşen’in tepkisini çekmişlerdi.

“Yapmayın sanki hiç görüşmeyeceksiniz. Makyajlarınız mahvoldu. Şu hale bak.” İkili ayrılırken aynı anda birbirlerinin yüzlerine dokunup konuşmuşlardı.

“İyi misin?”

“Evet iyiyim,” ikili ağızlarından çıkan sözlerle gülerken gözlerinde ki yaşlar hala parıldıyordu.

“hadi seni toparlayalım Arya, birazdan damat gelecek. Gözlerin hep akmış,” Zeynep kızı arazlarken Alya geriye çekilerek ikizine bakmıştı. Arya gelinlik içinde muhteşem görünüyordu. Kenardan diğer yarısını izlerken oldukça duygusaldı. Arada göz göze geldiklerinde ise hafif gülümseyerek birbirilerine bakıyorlardı.

“Hadi seni de toparlayalım,” Gülşen Alya’nın elini tutarak oturtmuştu. İkizler yan yana oturarak kendilerini Zeynep ve Gülşen’e bıraktıklarında oldukça sessizdi. Arya ikizinin elini tutarak sıkmıştı. Bu ona sessiz bir destekti. Alya kurtulana kadar yaşadığı korkuyu hiçbir zaman unutamayacaktı.

Damat alayı geldiğinde her şey o kadar hızlı gelişmişti ki kimse zamanın nasıl geçtiğini anlamamıştı. İki ağabeyi genç kıza veda ederken oldukça duygusaldı. Babaları kızının kuşağını bağlarken, dualar eşliğinde evden çıkarken her şeyi sis perdesi ardından izleyen ikizler oldukça şaşkındı. Arya ne zaman salona geldiklerini ve nikah memurunun karşısına dikildiklerini anlamamıştı. Kendine geldiğinde pistte kocasının kollarında dans ediyordu. Bir süre sonra iki ağabeyiyle de dans eden genç kız sıra babasına geldiğinde kollarını boynuna dolayarak sıkıca sarılmıştı. Ahmet beyde oldukça duygusaldı. Düğün horon ve halaylarla devam ederken tam bir tulum ve kemençe ile tam bir Karadeniz düğünü olmuştu. Aras daha önce söz verdiği garson tanıdığı ile horon teperken oldukça eğlenmişti. Dur durak bilmeyen oyun havaları herkesi eğlendirmeye yetmişti. Sıra takı törenine geldiğinde Aras ayakta dikilmek yerine masanın kenarına koyulan sandığa takı takmak isteyenleri yönlendirmişti. Sadece aile üyelerinin takacağı altınlar için kısa bir süre yan yana duran genç çift oldukça heyecanlıydı.

Arya düğün sonunda küçük bir servetin sahibi olmuştu. Birçok ünlü iş adamının yanı sıra önemli siyasetçilerde düğüne katılmıştı.

Alya etrafına bakınırken beklemediği yüzle karşılaşırken yüzüne oluşan kocaman gülümseme ile kadına doğru ilerlemişti.

“Deniz teyze, sen ne zaman geldin?” Alya kadının elini öperken oldukça neşeliydi. Deniz Hanım da Alya’yı mutlulukla kucaklarken ikizlerin yan yana durduğunda ne kadar benzediğini bir kez daha görünce şaşkınlıkla onlara bakmıştı.

“Evde ufak işlerimiz vardı kızım, onu halletmeye gelmiştik. Aras oğlum davet edince kıramadık.”

“Ne iyi ettiniz de geldiniz. Çok sevindim…”

“Ben sana darıldım kızım, hem haber vermeden gittin hem de beni hiç aramadın.” Alya mahcup bir şekilde kadının koluna girerken az ilerde kendisine merakla bakan annesiyle göz göze gelince Deniz hanımı annesine doğru götürerek duraksamıştı.

“Annecim, Deniz teyze, stajdayken bana çok yardımcı olmuştu.” Emine Hanım kadına sarılarak teşekkür ederken Deniz hanımda aynı samimiyetle kadına sarılmıştı.

“Allah sizden razı oldun Deniz Hanım, kızımı yabancı yerlerde tek koymadın.”

“Estağfurullah Emine Hanım, bana da can yoldaşı oldu.” Alya iki kadının sohbetini gülümseyerek izlerken Asiye kadın Deniz’i görünce ağır adımlarla yanına yaklaşmıştı.

“Deniz, kizum nasisun?” Deniz Hanım yaşlı kadının sesini duyunca hemen arkasını dönmüştü. Kadının elini öperek “Çok şükür Asiye teyze, asil sen nasılsın? Maşallah iyi gördüm seni. Hayırlı olsun,” dediğinde kadının elini öperek ayakta kalmaması için sandalye çekmişti.

“Aras oğlum demişti da ben inanmamişidum geleceğune. Eyi ettunda geldun!” Deniz Hanım kadının sözlerine suç kendisindeymiş gibi mahcup olmuştu. Oğlu torunundan boşandığı için Asiye kadının kendisine gücenebileceğini düşünmüştü. Ama karşısında ki kadın her zaman ki gibi kendisine anne şefkatiyle yaklaşmıştı.

“Aynur Hanım yok mu Asiye teyze?” Aynur hanımın adını duyan grup sessizleşirken kadın yanlış bir şey söylediğini düşünerek üzülmüştü.

“Anma o karinun edini bağa,” diye kızan kadını Emine Hanım sakinleştirmişti.

“Yapma Asiye teyze, ne de olsa Aras evladımın annesi.” Yaşlı kadın küçük çocuk gibi omzunu silkerken kadının bacaklarına tırmanmaya çalışan küçük kız tüm gerginliği almıştı. Ecem üzerinde ki gelinlikle küçük bir biblo gibi görünüyordu. O kadar sevimliydi ki gece boyu sürekli kucaktan kucağa gezmiş, yanakları öpülmekten kıpkırmızı olmuştu.

“Ay bu ufaklık Aras olumun kızı mı, maşallah ne kadar büyüdü.”

“Beyüdi ya benum torinum, beyüdi.” Alya küçük kızı kucağına alırken Deniz hanımın arkasından yaklaşan çifti görünce yutkunmadan edememişti. Cenk ve Seda onlara yaklaşmıştı.

“Anne, Asiye babaanne?” Cenk’in seslenmesi ile Deniz Hanım ve diğerleri ikiliye dönmüştü. Deniz Hanım Seda’yı görünce gerilse de oğlunun anlattıklarından yola çıkarak ona tavız almak istememişti. Seda öne doğru eğilerek “Öpeyim Deniz anne,” dediğinde ortam adeta buz kesmişti. Ama iliklerine kadar donan sadece Alya olmuştu. Deniz Hanım şaşkınlığını gizlemeyi kısa sürede başarsa da elini öpen kıza itiraz etmemişti. Alya kucağında ki küçük kızla yanlarından sessizce ayrılırken annesinin radarına yakalandığından habersizdi.

“Hoş geldin kızım, Cenk Almanya da olduğunu söylemişti.”

“Düğün için geldim, tekrar döneceğim.”

“Öyle mi, senin adına sevindim. Umarım bundan sonra mutlu olursun.” Kadının samimi sözlerinden utanan Seda diğer kişilere bakarken az önce yanlarında olan kızın gittiğini fark edince bakışları yanında ki adama çevrilmişti. Cenk’in ellerinin yumruk olduğunu görünce derin bir nefes verdi.

“Gel seninle bir konuşalım kızım,” Deniz Hanım genç kızı da alarak kalabalıktan uzaklaşırken Cenk endişeyle annesinin arkasından bakmıştı. Annesinin iyi huylu olduğunu ve Seda’yı kırmayacağını bilse de Seda’dan hala emin olamıyordu. İkili bir süre konuştuktan sonra ayrılmıştı. Cenk ne konuştuklarını merak etse de ne annesine nede Seda’ya soramayacağını biliyordu. Düğün boyunca ikili meraklı gözlerin odak noktası olmuştu. Annesine bakan genç adam ifadesinden bir sorun olmadığını anladığında daha durgun olan Seda’nın yanına gitmişti.

“Annem canını sıkacak bir şey söylemedi değil mi?” Cenk’in sorusu ile genç kadın ona bakarak gülümsemişti.

“Şu huyundan vazgeçmelisin. Beni düşünmeyi bırak artık, ben buna değmem.”

“Öyle söyleme, ne olursa olsun bir geçmişimiz var. Her ihtiyacın olduğunda yanında olacağım.” Seda hafif gülümseyerek genç adamın koluna dokunmuştu.

“Buna gerek yok Cenk, başımın çaresine bakabilirim. Ayrıca annen beni kıracak bir şey söylemedi. Daha çok nasihatlerde bulundu. Bazen zamanımda annem benimle bu konuşmayı yapsaydı daha mutlu olurdum diye düşünüyorum.”

“Üzgünüm,”

“Üzülme, benim için artık üzülme. Abilerimi ve ailemi yeterince üzdüm zaten, sen üzülme. Ayrıca kimseden çekinmeden hayatını yaşa. Mutlu ol.”

“Ben mutluyum.” Seda genç adama dönerek tek kaşını yukarı kaldırmıştı.

“Seni iyi tanıyorum Cenk, beş yılımız birlikte geçti. Lütfen beni kandırmaya çalışma.”

“Ne söylememi bekliyorsun Seda? Yapamadık boşandık şimdi de kendime güvenemediğimi mi?”

“Yapma!” Seda üzgün bir şekilde genç adama bakmıştı. Onun sevgiye, aşka olan inancını yok etmişti.”

“Önemli değil Seda, henüz her şey için çok erken. İlerde zaman ne gösterir bilmiyorum ama mutlu olacağım. Buna emin olabilirsin.”

“Elbette olacaksın, yeniden yuva kuracak benim sana veremediğim çocukları sevdiğin kadınla büyüteceksin.”

“Seni sevmiştim Seda, bunu sende biliyorsun.” Seda başını sallarken üzgün bir şekilde genç adamın elini tutmuştu.

“Özür dilerim Cenk, umarım mutlu olursun.” Seda sözlerini söylerken başıyla da Arya’nın yanında oturan genç kızı işaret etmişti. Cenk eski karısının işareti ile başını çevirdiğinde ikizi ile konuşan Alya’yı görünce kaşlarını çatmıştı.

“Saçmalama Seda!”

“Neden, çok yakışırdınız. Ayrıca fark ettin mi bizden olabildiğince uzak durmaya çalışıyor.”

“Elbette uzak durmak isteyecektir, bizim yüzümüzden tüm hayatları değişti. Dedikodu yüzünden bu gün buradayız!” Seda şaşkınlıkla genç adama bakarken bakışları hızla abisine ve Arya’ya çevirmişti.

“Saçma, abim Arya’ya aşık.”

“Çok şükür ki Arya da ona aşık oldu. Yoksa bu evlilik bizim evliliğimizden daha kötü olurdu.” Seda mahcup bir şekilde adama bakarken Cenk kızı kırdığını düşünerek onu kendine çevirmişti.

“Özür dilerim, seni kırmak istemedim.”

“Kırılmadım, haklısın. Tüm bu olanların tek suçlusu benim. Şimdi tek tesellim abimin mutlu olması.”

“Evet, mutlular. Ama annen aralarına girmek için elinden geleni yapacaktır Seda, bunu sende biliyorsun.”

“Buna izin vermeyeceğim. Anneme ve o doktora dava açtım!” Seda ağzından sözleri fark ettiğinde hızla ağzını kapatmıştı. Cenk genç kadının endişesini anlarken başını iki yana sallayarak “Olanları biliyorum Seda,” dedi. Seda üzgün bir şekilde bakışlarını kaçırırken Cenk ortamda ki müziğin sesinin yükselmesi ile etrafına bakmıştı. Gelin ve ikizi ortada karşılıklı oynuyorlardı.

“Bu konuyu yarın konuşalım mı Seda, burası uygun bir yer değil.” Seda başını sallarken iki sahnede kolbastı oynayan ikizleri izlemeye başlamıştı. Onlara abileri de eşlik ederken bir süre sonra gelinin çığlığı ortamda yankılanmıştı.

“Dayıcım!” Arya dayısının düğününe gelemeyeceğini düşünürken dayısının kapıdan içeriye girdiğini gördüğünde kendine hakim olamayarak çığlık atıp ona doğru koşmuştu. Gelini takip edenler şaşkınlıkla onun sarıldığı adama bakarken emine Hanım ve Hatice Hanım elleri ağzında mutlulukla adamı karşılamaya gitmişti.

“Dayıcım hoş geldin,” adam gülerek kendine sarılan yeğenini geri çekerek şöyle bir süzmüştü.

“Şu güzelliğe de bakın hele, kimin yeğeni!” Adnan Bey annesini ve ablasını görünce birkaç hızlı adımla onlara yaklaşarak önce annesinin elini sonra da kendisinden büyük ablasının elini öpmüştü.

“Hergele, ben o kadar yaşlı mıyım?” Emine hanımın isyanına adam gülerek karşılık vermişti. İki kadına aynı anda sarılırken kendilerine ağır adımlarla gelen Alya’yı görünce kollarını açarak “Nere benim en sevdiğim yeğenim,” dediğinde Arya gülerek ikiliye bakmıştı. Kabul etmeliydi ki dayısı ve Alya arasında her zaman farklı bir iletişim olmuştu. Serdar araya girerek Alya dayısına sarılmadan dayısına sarılarak “Ah dayıcım beni bu kadar özlediğini bilmiyordum,” dediğinde Arya kahkaha atarak yanına gelen adamın koluna girmişti. Aras karısını gün boyu ilk kez bu kadar mutlu görmüştü.

“Çekil şuradan, ben Alya’ma söylemiştim.” Adnan beyin yalancı kızgınlığı ile Serdar homurdanarak geri çekildiğinde Alya hızla dayısına sarılarak başını göğsüne yaslamıştı.

“Çok özlemişim be dayı!”

“Ah cadı, gel dedim gelmedin ben daha ne yapayım.”

“Nereye gittiğini sen de bilmiyordun nasıl geleyim,” ikili kısa bir hoşbeşin ardından ayrılarak sırayla diğer aile üyeleri ile de selamlaşmıştı.

“Ee damat Bey nerede?” Aras öne çıkarak adamın elini öperken Adnan elini çekmek istemiş ama başarılı olamamıştı.

“Hoş geldiniz Adnan dayı, Arya sizden çok bahsetti.” Aras’ın imalı sesinden genç kızın gizlice yanına geldiğinden haberi olduğunu anlamıştı.

“Yeğenime iyi bak Aras efendi, yoksa onu alır giderim bir daha bulamazsın.”

“Dayı!” Arya’nın itiraz karşısında Adnan gülmüştü.

“Ee ne bekliyoruz, hadi çalın bir kemençe de kurtlarımızı dökelim.” Adnan eniştesine de sarılarak horonun başına geçmişti. Adnan Bey yaşına göre oldukça genç gösteriyordu. Ele avuca sığmaz bir kişiliğe sahip olduğu için ailesi onun evlenmemesini büyük kayıp olarak görmüştü. Hatice Hanım ne yaptıysa oğlunu evlenmeye ikna edememişti. Üzgün bir şekilde ikizleri yanına alarak horon tepen oğluna baktığında Emine Hanım annesinin elini tutarak sıkmıştı.

“Şuna ban Emine, evlenseydi şimdi ikizler kadar çocuğu olurdu.”

“Anne, ona baskı yapma biliyorsun evlen diye tutturursan yine ortadan kaybolur.”

“Ne yapayım kızım, ölene kadar yalnız mı kalacak. Bir yuvası olsun istedim.”

“Haklısın ama Adnan bu, ne yapacağı belli olmaz.” İkili konuşurken lavabodan gelen Gülten Hanım sıkıntıyla yerine oturmuştu.

“Hayırdır Gülten kızım ne oldu?”

“Şu ilaçlar beni mahvetti,” dediğinde bakışları ile Emine hanıma işaret ederek dışarıya çağırmıştı.

“Anne ben bir Gülten’e iyi gelecek ilaç bulayım.” İkili masandan kalkarken Emine Hanım kendisini köşeye çeken kadına endişeyle bakmıştı.

“Ne oldu Gülten?”

“Şey Emine benim eve dönmem gerek.” Kadının sözlerine Emine Hanım şaşırmıştı.

“Hayırdır,” Gülten Hanım mahcup bir şekilde kadına bakarak kulağına eğilerek sıkıntısını söylemişti. Emine Hanım şaşkınlıkla kadına bakarken Gülten Hanım bakışlarını kaçırarak etrafına bakınmaya başlamıştı.

“İlahi Gülten, bunun için eve gidilir mi? bizim kızlarda vardır, hadi gel soralım.”

“Olmaz ben kızlara soramam.”

“Ayıp oluyor ama emine, düğünün bitmesine az var zaten, biraz dayanırsın.” Kadın mahcup bir şekilde dünürü olacak kişiye bakarken emine Hanım kadının bu yaşta hala utanmasına gülmeden edememişti.

“Gülme Emine, gülünecek bir durum değil.”

“Elbette değil, ben bu yaşta utanmana gülüyorum. Sahi sen kaç yaşındaydın?”

“Emine, ne ilgisi var, gelinlik kızım var benim.”

“Olabilir, kaç kadın hasta olabilmek için neler vermezdi biliyor musun?” Emine hanımın sesli konuşması ile Gülten Hanım etrafına bakınarak birinin duyup duymadığını anlamaya çalışmıştı.

“Biraz sessiz olsana,” diye uyarmıştı. Emine Hanım kadının çabasına gülerek kızların yanına gitmişti.

“Zeynep kızım bir bakar mısın?” Zeynep hızla kadının yanına giderek ihtiyacını söylerken Zeynep utanarak bakışlarını kaçıran kadına gülümsemişti.

“Var Emine teyze, siz lavaboya gidin ben geliyorum.” İkili lavaboya giderken Gülten Hanım dünürüne söylenerek “Çocuğa rezil olduk,” dedi.

“Abartma istersen Gülten, keşke bende senin yaşında olsam da hastalansam.” Emine Hanım yüzünü asarak kadına bakarken Gülten Hanım kadına sarılmıştı. Zeynep ihtiyacı olanı getirdikten sonra kadını daha fazla utandırmadan yanlarından ayrılmıştı.

“Hayırdır Zeynep, bir sorun mu var?” Gülşen annesi ve Emine hanımın telaşlı oluşuna anlam veremeyerek Zeynep’e sormuştu.

“Önemli bir şey değil,” Zeynep merakına yenilerek Gülşen’i kolundan tutup durdurmuştu.

“Ne oldu?”

“Ya Gülten teyze kaç yaşında?” Gülşen gelen soruya anlam veremeyerek kısa bir süre duraksamıştı.

“Neden sordun?”

“Çok genç gösteriyor da ondan.” Gülşen hafif gülümseyerek genç kıza bakmıştı.

“Annem daha 42 yaşında. Dedem onu erken evlendirdi.” Zeynep şaşkınlıkla genç kıza bakarken hesap yapmaya çalışıyordu.

“On sekiz çokta erken sayılmaz onların zamanında.”

“On altı yaşında evlendi Gülşen, şehit olan bir abim var.” Gülşen üzgün bir şekilde bakışlarını kaçırırken Zeynep kıza kaybını hatırlattığı için üzülmüştü.

“Hadi salona dönelim, uzun süredir dışarıdayız.” İkili salona döndüklerine ortamın daha da şenlendiğini görünce gülümsemiştiler.

“Şu dayı eğlenceli birine benziyor değil mi?” Gülşen başını sallarken Serdar yanına gelerek genç kızı dayısı ile danıştırmak için Zeynep’ten izin istemişti. İkili horondan çıkarak masada su içen adamın yanına gittiklerinde Adnan Bey tek kaşını kaldırarak yeğenine bakmıştı.

“Dayıların hası, bak seni kiminle danıştıracağım.”

“Sanki başka dayın varmış gibi birde yalakalık yapıyorsun!” Adnan beyin sözlerine Gülşen gülmemek için kendini zor tutmuştu.

“Dayı, kızın yanında niye bozuyorsun, çok ayıp ettin.”

“Uzatma da sadede gel yeğen!” Gülşen daha fazla dayanamayarak adamın sözlerine gülmüştü.

“Bari sen yapma gülüm,” Serdar genç kıza bakarken Gülşen kendini toparlamaya çalışmıştı.

“Gel kızım sen bu gereksizi boş ver.”

“Dayı!”

“NE?”

“Of dayı ya, seni sözlümle danıştırmak istedim ama sen beni yerin dibine soktun.” Adnan Bey yeğeninin sözlerine gülerken Gülşen öne çıkarak adamın elini öpmek istemiş ama Adnan Bey ona izin vermemişti.

“O kadar yaşlı mıyım?” Adam ayağa kalkarak genç kıza sarılmıştı.

“Allah mesut etsin kızım, tamamına erdirsin.”

“Teşekkür ederim efendim,” Gülşen’in yüzünü eğmesi ile Adnan Bey kaşlarını çatmıştı.

“Efendim de ne? Dayı de bana, ya da abi de diyebilirsin değil mi Serdar?” Serdar dayısına kaşlarını çatarak bakmıştı.

“Bence hayatım sen dayıma dede de, bu gidişle tohuma kaçacak.” Serdar’ın sözlerine Gülşen kaşlarını çatarken Adnan Bey sözlerini duymamıştı bile. Ortam sessizleşirken herkes Arya ve Aras’a dönmüştü. İkili yan yana durarak salondakilere geldikleri için teşekkür ederken davetliler görüşerek salondan ayrılmaya başlamıştı. Geriye sadece aile üyeleri kaldığında Arya ailesine dönerek tek tek büyüklerinin elini öpmüştü. Adnan Bey yeğenine sarılırken oldukça mutluydu. Uzaktan görmekle olmuyordu, damat ile yeğeninin birbirine olan bakışları adamı rahatlatmıştı. Düğün bitip de herkes evine dönmek için hazırlanırken Arya ve Aras küçük kızı babaannelerine emanet ederek arabalarına binmişlerdi. Aile oldukça kalabalıktı.

Kalabalık bir birine veda ederken Adnan Bey şaşkınlıkla ablasının arkasından dışarıya çıkan kadına bakmıştı.

“Gülten Hanım?” Adnan’ın seslenmesi ile herkes ona bakarken Gülten Hanım da en Adnan Bey kadar şaşkındı.

“Adnan Bey?” ikilinin şaşkınlığı diğer aile üyelerine de yansımıştı. Adnan yıllar sonra gördüğü kadınla şaşırırken herkes onların nereden tanıştığını anlamaya çalışıyordu. Belki de aileyi asıl bu saatte sonra hareketli günler bekliyordu!

***

Dayıyı nasıl buldunuz?

Sizce Adnan ve Gülten hanım nereden tanışıyor?

Aras ve Arya’nın yeni hayatı nasıl olur!

Alya ailesini nasıl ikna edecek gitmek için?

yorumlarınızı yaparsanız sevinirim.

36.BÖLÜM <<<<<<<——->>>>>> 38.BÖLÜM

16010cookie-checkTatlı Hata 37. Bölüm
mermaridyy hakkında 333 makale
Yasemin Yaman KTÜ Orm. End. Müh. mezunu. Şuanda Parola Yayınlarında yazar. Hobileri yazmak, müzik dinlemek, basit çizimler yapmak ve manga okumak. Benim Küçük Gelinim ve Göremediğim Sen, Sen Olmadan Asla, Kara Duvak, Hep Seni Bekledim adında beş kitabı basıldı.

10 yorum

  1. Bölüm için teşekkürler harikaydi emeğine sağlık Yazarcigim ❤️. Dayi’ya bayıldım ve Gülten teyze ile shipledim desen 😀 acaba nereden tanışıyorlar yıllar sonra felan denildi :/ ? .sonunda evlendi Aras ve Arya inşallah annesi bir yerlerden çıkmaz :@. Alya’nin gitmesini istemiyorum aslında ama kesin ikna edecek aileyi ayrıca hep yanlış anladı Seda ve Cenk’i yaa 🙁

  2. Bölüm çok güzeldi çok beğendim sonunda evlendiler şükür Adnan dayı bomba gibi geldi haftaya sabırsızlıkla yeni bölümü bekliyor olacağım ellerine sağlık harika bi bölümdü

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*