Tatlı Hata 39. Bölüm

Merhaba arkadaşlar. Finale doğru ilerlerken yorumlarınızı eksik etmezseniz sevinirim. Teşekkür ederim.

***

Genç kadın gözlerine vuran ışıktan rahatsız olarak yerinde dönmeye çalışırken bedeninde hissettiği ağırlıkla yüzü gülümsemişti. Başını çevirdiğinde yanında uyuyan adamın uykusunda bile gülümsediğini görünce kendisi de huzurla gülümsemişti.

“Aras,” genç kadın kocasına usulca seslenirken adam hafif kıpırdayarak gülümsemişti.

“Aras, uyanmak gerekiyor,” Arya zorda olsa genç adamın kollarında dönerek yüzünü ona dönmüştü. Bir eliyle kocasının yüzünde keşfe çıkarken gözleri de elinin değdiği noktaları takip ediyordu. Sakallarının kısaltılmasıyla yanağında ortaya çıkan gamzesinin üzerinde durarak derin bir iç çekmişti.

“Beni incelemen bitti mi karıcım?” Arya duyduğu sesle boş bulunarak irkilmişti. Genç adam gözlerini açarak gülümseyerek karısına bakmıştı.

“Beni korkuttun.” Karısının serzenişine gülümseyerek karşılık vermişti. Arya adamın gülüşüne takılı kalırken yeniden iç çekmişti.

“Kalkalım mı artık, dönmeden önce etrafı dolaşırız.” Aras’ın sözleri ile kız yerinde kıpırdayarak iyice genç adamın göğsüne sığınmıştı.

“Biraz daha uyuyalım, sonra dolaşırız,” dediğinde adam karısını daha sıkı sarmıştı.

“Tekrar geliriz, hava çok güzel biraz dolaşalım.” Arya genç adamın ısrarına dayanamayarak yerinde doğrularak kocasına üsten bakmaya başlamıştı.

“Ne olurdu biraz daha uyusak?” genç adam kadının sözlerine gülerek karşılık vermişti.

“Sen bu kadar uykucu değildin, şimdi neden bu kadar uyumak istiyorsun? Hasta mısın yoksa?” Aras endişeyle yerinde doğrularak karısının yüzünü kavramıştı.

“Hasta değilim, sadece yorgunum. Okuldu, stajdı, düğündü derken dinlenmeye vaktim olmadı. Şimdi rahat yeri buldum uyumak istiyorum.” Aras karısının alnına dudaklarını bastırırken derince kokusunu içine çekmişti.

“Hasta olma, sen hep iyi ol.”

“Neden bana bakmaz mısın?” Aras alnını karısının alnına dayayarak başını sallamıştı.

“Ben sana hep bakarım da sen yine de hasta olma.” İkili bir süre daha yatakta oturduktan sonra kalkıp hazırlanmışlardı. Geleli iki gün olmuştu ve akşam geri döneceklerdi. Arya ve Aras aileleriyle konuşmuştu.  Genç kız şimdiden onları özlediğini hissediyordu. Hazırlanıp dışarı çıktıklarında göl boyu yürümeye başladılar. El ele sohbet ederek etrafın güzelliğinin tadına vararak vakit geçirirken Aras’ın çalan telefonu huzurlu sohbeti bozmuştu.

“Akın arıyor!”

“Açsana, bir şey mi oldu acaba?” genç kız endişeyle kocasına bakmıştı.

“Akın, hayırdır?” Aras telefonu açar açmaz sorarcasına konuşmuştu. Karşı tarafı bir süre dinledikten sonra adamın çehresi öfkeyle kararmıştı.

“Hemen yola çıkıyoruz.” Aras telefonu kapattıktan sonra karısına dönmüştü.

“Aras ne oluyor?”

“Geri dönmemiz gerekiyor hayatım, yolda olanları anlatırım.” Arya adamın cevap vermemesi ile daha da endişelenmişti.

“Ecem’e bir şey olmadı değil mi?” Aras duraksayarak karısına bakmıştı. Kadının gözlerindeki korkuyu görünce avucunda ki elini öperek ona cevap vermişti.

“Kızımız iyi güzelim, Alya’yı kaçıranları yakalamışlar. Bizim de orada olmamız gerekiyor,” dedi. Arya aldığı cevapla derin bir nefes alarak başını sallamıştı. Kimseye bir şey olmamıştı ya Arya gerisiyle baş edebilirdi. Karı koca eşyalarını toplamak için odalarına giderken oldukça hızlı davranıyorlardı.

***

Akın şaşkınlıkla karşısında cereyan eden olaya bakıyordu. Serdar karşısına kim çıkarsa çıksın ezip geçiyordu. O şakacı adam gitmiş yerine bambaşka biri gelmişti. Yanında ki polis arkadaşları bu durum karşısında normalmiş gibi davranarak geri dururken genç adam görünüşe aldanmamak gerektiğini bir kez daha anlamıştı. Hüngar hanımın polis merkezine getirilmesiyle merkezin önü meraklı kalabalıkla dolmuştu. Sosyete magazincileri kapıda set kurarken aile üyeleri sorulan soruları geçiştirerek merkezden içeriye girmişti.

“Müdürüm, bu olanlar nedir, karımı neden aldınız?” kadının kocası endişeyle sorarken Serdar adama dönerek ters bir şekilde bakmıştı.

“Adı bir kaçırma olayına karıştı, ifadesi alınacak.” Adam aldığı cevapla şaşkına dönmüştü.

“Nasıl olur, benim karım öyle şey yapmaz.”

“Onu sorguda anlayacağız!” Serdar araya girerek sert bir şekilde konuşmuştu. Müdürü genç adama dönerek konuşmuştu.

“Sorguya sen girmeyeceksin Serdar!” Serdar emir üzere dişlerini sıkarak müdürüne bakmıştı. İtiraz etmek istiyor ama müdürünün haklı olduğunu bildiğinden edemiyordu. Öfkeliydi ve öfkesine hakim olamamaktan korkuyordu. Kardeşine uzanan eli kırmak onun boynunun borcuydu ama öfkesine yenik düşerek yanlış bir işte yapmak istemiyordu. Kadını evinden alırken gözlerinde ki ifade Serdar’ı çelişkiye düşürmüştü.

“Baş üstüne müdürüm.” Serdar sorgu odasını izlemek için giderken en yakın dostlarından birinin kadının sorgusuna girdiğini görünce derin bir nefes almıştı. Kendinde ok güvendiği arkadaşı aklında ki karabulutları yok edecekti, buna inanıyordu.

“Anlat, Alya Türk’ü neden kaçırtmak istedin?” kadın duyduğu isimle kaşlarını çatmıştı.

“Öyle birini tanımam ben, kimseyi kaçırtmadım.” Polis elindeki dosyayı masaya açarak kadına işaret etmişti.

“Alya’yı kaçırmak isteyen adama yüklü miktarda para verdin, hala inkar mı edeceksin?” kadının masanın üzerinde birleştirdiği elleri titremeye başlamıştı. Korkuyla etrafına bakınırken titrek sesle cevap vermişti.

“Ben kimseye para vermedim, kimseyi kaçırtmadım.””

“O zaman bu parayı açıkla!” genç adam elini masaya vururken kadın yerinde sıçramıştı.

“Valla ben bir şey yapmadım, ne olur eni bırakın. Ben…” kadın ağlamaya başladığında polis bakışlarını odada ki aynaya çevirmişti.

“Arya Türk’ü tanıyor musun?” kadın Arya’nın adını duyunca duraksamıştı. Kaşlarını çatarak karşısında ki adama bakarken “Aras ile evlenecek kız değil mi o?” dediğinde polis öne eğilerek kadına biraz daha yakından bakmıştı.

“Asıl hedef Arya’ydı değil mi? Onu kaçırtmak istedin?” dediğinde Hünkar Hanım duraksamıştı.

“Şu adamın adı ne?” kadının tedirgin sesi polisin dikkatini çekerken adamın adını söylediğinde kadının yüzünü kapatarak ağlamaya başlamıştı.

“Bunu bana yapmış olamaz!”

“Kim?” kadın ağlamasına devam ederken iç çekerek hıçkırmıştı.

“Bakın o parayı ben gönderdim ama kızı kaçırsın diye değil. Aynur ödemem var dedi, işçilere para verecekti o adam. Kartımı unuttu dedi…” derken yeniden hıçkırmıştı.

“Aynur kim?”

“Aynur… Aynur Aksoy, eski dünürüm. Yanında para olmayınca benim hesabımdan parayı aktardı. Akşamına da adamıyla parayı geri gönderdi!” kadının ağlayarak anlattığı şeyleri ayna arkasından dinleyen Serdar iki elini yumruk yaparak önündeki masaya vurmuştu. Kayıt yapan görevli yerinden sıçrarken genç adam fitili ateşlenmiş bomba gibi hızla odadan dışarıya çıkmıştı. Eline aldığı telefonla ilk önce Aras’ı aramak istese de onların huzurunu bozmamak için Akın’ı aramaya karar verdi.

“Annen nerede Akın?” telefon açılır açılmaz konuşan genç adam Akın’ın sessizliğini fırsat bilip devam etmişti.

“Akın, Alya’yı annen kaçırttı. Onu almaya gidiyorum. İster gel ister merkezde bekle.”

“Serdar sen ne dediğinin farkında mısın?”

“Farkındayım, annen Hünkar denen kadını önümüze yem olarak attı. Eğer kardeşimi kurtaramasaydık kim bilir ona ne yapmayı planlıyordu.”

“Serdar, sakin ol.”

“Bana sakin olmamı söyleme, kim olursa olsun kardeşime dokunmanın cezasını çekecek!” Serdar öfkeyle bağırarak telefonu kapatmıştı. Müdürünün yanına giderek şüpheli Aynur Aksoy’u almak için izin çıkarılmasını istemişti. Müdür şaşkınlıkla genç adama bakarken sadece başını sallamakla yetinen adam Serdar’ın gidişini sessiz bir şekilde izledi. Hala şaşkındı. Trabzon’da adları duyulmuş sayılı zenginlerden birinin eşini alacaklardı.

“Serdar’a destek çıkın, yanlış bir şey yapmasına izin vermeyin.” İki araba art arda yola çıkarken Aslan da onların peşine takılmıştı. Yol boyu Akın ile konuşan genç adam Serdar’ın yanlış bir şey yapmaması için onu engellemesini istemişti. Yarım saat sonra polis arabaları Aksoy konağının önüne park ederken kapıya çıkan Kemal Bey şaşkınlıkla Serdar’a bakmıştı.

“Serdar oğlum hayırdır?”

“Kemal Bey, eşiniz Aynur hanımı çağırabilir misiniz?” Serdar’ın soğuk sesi karşısında Kemal Bey şaşkınlıkla genç adama bakarken Serdar yinelemişti.

“Eşiniz için yakalama kararı var Kemal Bey, lütfen Aynur hanımı çağırın.”

“Aynur yok ki evladım, akşam geldiğimizde köye gideceğini söyleyip gitmiş.” Serdar adamın sözleriyle geriye dönerek polis arabasının kapısını açmıştı. Polislerden biri “Evi aramayacak mıyız?” diye sorduğunda Serdar ona dönerek “Kemal beyin sözüne güvenilir, şimdi diğer evine gidelim,” dedi. Kemal Bey merakla öne çıkarken eve yaklaşan oğlunu görünce yutkunarak ona bakmıştı. Akın arabadan iner inmez babasının yanına koşarken Serdar ile kısa süreli göz göze gelmişti.

“Emin misiniz Serdar?” Akın’ın sorusu ile Serdar üzgün bir şekilde ona bakmıştı. Daha yeni dünür olmuşlardı ama kardeşi şimdiden aileden zarar görmeye başlamıştı.

“Elimizde tanık var, kaçırmayı annen planlamış. Suçu da Hünkar hanımın üzerine atmaya çalıştı.”

“Neler oluyor Akın, siz neden bahsediyorsunuz? Annen yine ne yaptı?” adam hiddetle bağırırken Akın koluna girerek onu sakinleştirmeye çalışmıştı.

“Sakin ol baba, kalbin tutacak yine.” Kemal Bey üzgün bir şekilde oğluna bakarken Serdar başını sallayarak polis arabasına binerek oradan uzaklaşmıştı.

“Akın, oğlum anlatmayacak mısın?”

“Eve geçelim anlatacağım baba, önce ilacını almalısın.” Kemal Bey oğlunun ısrarı ile eve girerken salonda küçük kızı dizinde zıplatan babaannesini görünce duraksamıştı.

“Bu mesele ciddi Akın, annemin de bilmeye hakkı var.” Akın sıkıntıyla yüzünü sıvazlamıştı.

“He uşağum, ne oldi bu saate geldun eve?” Asiye kadın torununa bakarak sormuştu. Oğlu ile torununun yüzlerinden düşen bin parçadan sorun olduğunu hemen anlamıştı.

“Ne oldi?” Akın olayları anlatmadan önce kapıya dönerek evde yardımcı olarak çalışan kadına seslenmişti.

“Zehra teyze, Ecem’i alır mısın?” kadın koşturarak içeri girerken küçük kızı alıp salondan çıkmıştı.

“Akın abi, ne oluyor?” Seda da salona geldiğinde Akın sıkıntıyla tekli koltuklardan birine oturarak kız kardeşine bakmıştı.

“Seda, babama ilacını ver.” Seda abisinin e söyleyeceğini anlayarak hemen dediğini yapmıştı. Kemal Bey ilacını içtiğinde Akın öne doğru eğilerek konuşmaya başlamıştı.

“Düğün sabahı, Alya kaçırıldı!” Akın konuya direk girince Kemal Bey hızla yerinden kalkmıştı.

“Sen ne dediğinin farkında mısın Akın?” genç adam başını sallarken devam etmişti.

“O sabah, Ayla otelden kaçırıldı. Üzerinde gelinlik olduğu için büyük ihtimalle onu Arya sandıkları için kaçırdılar. O sırada Seda ve Cenk’te oradaydı.” Başlar Seda’ya döndüğünde genç kız onaylayarak aile büyüklerine bakmıştı.

“Ama Alya düğündeydi!”

“Şanslıydık ki böyle bir şeye hazırlıklıydık. Biz Arya’yı koruyorduk ama Alya’yı kaçırdılar. Polis ve Aslan onları takip ederek kızı kurtardı.” Kemal Bey oğlunun her bir sözünü şaşkınlıkla dinlerken Asiye kadın sessizce torunun sözünü bitirmesini beklemişti.

“Bu gün Hünkar hanımı karakola aldılar.”

“Hünkar ne alaka?”

“Kaçıranlara parayı o vermiş.” Kemal beş şaşırırken Asiye kadın sessizliğini bozarak konuşmuştu.

“Hünkar korkaktu da bole bişey edemez o kari, sole bakalum anani niye arayler?” Asiye kadının sorusu ile Akın susmak zorunda kalmıştı. Akın sustukça Seda kaşlarını çatarak ayağa kalkmıştı.

“O yaptırdı değil mi? Arya’yı kaçırmak isteyen annemdi. Adamları o tuttu?” Kemal Bey hızla oğluna dönerken Akın başını sallamakla yetinmişti.

“Maalesef, Hünkar’a işçilere para vereceğini söyleyerek kadından para almış,” dedi. Kemal Bey yıllardır aynı yastığa baş koyduğu karısının yaptıklarını duyunca beyninden vurulmuşa dönmüştü. Otuz yıllık karısını hiç tanımadığını anladığında ise iş işten geçmişti.

“Bunu nasıl yapar?” Kemal Bey yerinden kalkarak salonda dönmeye başlamıştı.

“Baba sakin ol, kalbin var.”

“Bu kadın bende kalp mi bıraktı. Yahu ben hiç mi tanımadım bu kadını?”

“Baba, yapma.” Asiye kadın oğluna acıyarak bakarken başını iki yana sallamıştı.

“Senun suçun değildur uşağum, zaminda biz oni yollayacağuduk. Senu dinlemeyeceğuduk.”

“Ana… Ben nasi kandum oğa?”

“Seveydun uşağum, sevda gönle duşti mi gözün bişey görmez da,” dediğinde Kemal Bey yerine oturarak yüzünü ellerinin arasına almıştı. Koskoca adam sarsıla sarsıla ağlıyordu. Akın babasının durumuna dayanamayarak kapıya doğru ilerlerken Kemal Bey seslenerek onu durdurmuştu.

“Akın, avukatı ara, annenden boşanacağım. Serdar’a da bütün evlerin adreslerini ver. O kadın dışarı oldukça ne Aras ne de Arya kızım huzur bulamayacak.”

“Sen nasıl istersen baba,” diyen genç adam yutkunarak kapıdan çıkıp gitmişti.

***

Aras aldığı haberle yıkılmıştı. Karısına söyleyememişti ama Akın telefonda annesinin yaptıklarını öğrenince eli ayağı titremişti. Araba Trabzon il sınırına girdiğinde bedeninden ki gerginlik daha da artıştı. Olanları karısı öğrendiğinde vereceği tepkiden korkuyordu. Mutluluğu yeni kazanmışken kaybetmekten korkan Aras arada karısına dönerek bakarken içini huzurla dolduruyordu. İzin vermeyecekti, karısıyla arasına kimsenin girmesine izin vermeyecekti.

“Daha bir saat var eve gitmeye istersen biraz uyu, sabah erken kalkmıştın.” Arya genç adama dönerek başını geriye yaslamıştı.

“Uykum yok, sence evdeşler öğrenmişler midir?” Aras genç kıza ne söyleyeceğini bilememişti.

“Bilmiyorum, sizinkiler öğrenmese de bizimkilerin haberi olduğuna eminin.” Arya genç adamın sözlerine kaşlarını çatmıştı.

“Neden?”

“Öyle düşünüyorum.” Kocasının bakışlarını kaçırması Arya’yı şüphelendirmeye yetmişti.

“Neler dönüyor Aras? Hani birbirimizden bir şey saklamayacaktık?”

“Bir şey saklamıyorum, sadece emin olduktan sonra sana anlatmak istiyorum.”

“Yine de şüphelerini bana anlatmalısın.” Arya kollarını bağlayarak önüne dönmüştü. Aras karısının hareketine gülümseyerek uzanıp elini tutmuştu. Arya başını pencereye çevirirken genç adam onun ifadesine daha da güldü.

“Bazen Ecem’i çocuk sen mi anlayamıyorum.” Duydukları ile kaşlarını çatarak Aras’a dönen Arya “Sen bana çocuk mu dedin, hem de karına?” dediğinde o kadar ciddi görünüyordu ki Aras şaşkınlıkla ona bakmıştı.

“Şaka yapmıştım sadece,” dediğinde Arya bir süre daha ciddi durarak kocasının tedirgin ifadesine kahkaha atmaya başlamıştı. “

Yüzünü görmen gerekiyordu Aras, ciddi çok komiktin.”

“Şaka mı bu?” Aras karısının gülmesiyle rahatlasa da gerilen bedeni boşluğa düşmüş gibi yumuşamıştı.

“Niye beğenemediniz mi Aras Bey?”

“Kızdığını sandım, seni kırdığımı düşündüm.” Arya kocasının ciddi olduğunu anladığında kendine kızmıştı. Bazen haddinden fazla ciddi davranabiliyordu. Kemerinin izin verdiğince uzanarak kocasının yanağını öperken “Özür dilerim hayatım, benim şakalarım da bu kadar oluyor işte. Genelde şaka işinden Alya anlardı.” İkizinin adını anınca burnu özlemle sızlamıştı.

“Onu çok özledim.” Aras karısının birden sessizleşesiyle ona dönmüştü.

“Ne oldu, neden güzel yüzün asıldı?”

“Biz daha önce hiç ayrılmamıştık. Liseye gidene kadar aynı odada hatta aynı yatakta yatıyorduk. Şimdi aramızdaki mesafe onu özlememe neden oluyor.”

“Biliyorsun Arya, istediğin zaman onu çağırabilirsin. Bizde ailenin yanına gideceğiz.”

“Artık istediğim zaman onu çağıramam. Çağırsam bile hemen gelemez.” Aras kızın neden bahsettiğini anlamadığı için genç kıza kısa bir bakış atarak sordu.

“Neden?”

“Alya, yüksek lisans için Sakarya’ya gidecek.” Genç adam aldığı cevapla tek kaşını kaldırarak sormuştu.

“Neden Sakarya, neden burada okumuyor?” Arya kocasının imasından hoşlanmamıştı. İkizini iyi tanıyordu. Anlattığı nedenler gerçek düşünceleriydi. Aras’a anlatamayacağı için inandırıcı olan ikinci cevabı vermek istemişti.

“Staj yaptığı bahçe düzenlemesi işi kapsamlı olarak devam edecek. Hem peyzaj üzerine yüksek lisans yapacak hem bahçe yapımına katılarak tecrübe kazanacak.”

“Anlıyorum.”

“Anlasan iyi edersin kocacığım. Benim kardeşim haklı sebepleri olmadan ailesinden uzaklaşmaz. Sadece iki yıl orada kalacak.”

“Evdekiler ne diyor bu duruma?” Arya başını iki yana sallayarak kocasına döndü.

Bizimkilerin henüz haberi yok. Düğünden sonra söylemeyi düşünüyordu. Lütfen aramızda kalsın.” Aras kızın son sözlerine gülerek ona dönmüştü.

“Karım bana ikizinin sırrını söyledi, elbette saklarım.”

“Aras, lütfen.”

“Tamam canım, Alya söyleyene kadar kimseye bir şey söylemem. Hem buradan uzaklaşmak ona da iyi gelecektir.”

“Biliyorum ama gitmesi beni üzüyor.”

“O gelemezse bir gideriz yanına. Üzülme sen, hem tatil yapmış oluruz. Sakarya da çok güzel yerler var.”

“Gideriz değil mi? Ah içim çok rahatladı.” Aras kızın çocuksu mutluluğuna gülümseyerek sapaktan sönmüştü. Eve yaklaştıkça genç adam yeniden gerilmeye başlamıştı. Arya geriye bıraktıkları sokakları izlerken konağa gittiklerini anlayınca yeniden kocasına dönmüştü.

“Karakola gitmeyecek miydik?”

“Önce eve uğramamız gerekiyor, oradan geçeriz merkeze.”

“Tamam, küçüğümü çok özlemiştim zaten.” Araba son bayırı çıkarak konağın düz avlusuna dururken Arya bir tuhaflık olduğunu hemen anlamıştı. Konağın ilerisinde duran adamlar genç kıza tanıdık gelse de Aras’a dönerek sordu.

“Onları bir yerde görmüştüm ama hatırlayamadım.” Aras adamlara bakarken onları tanımadığı için bir şey söyleyememişti.

“Bilmiyorum, ben de ilk kez görüyorum.” Arabadan inen ikili yanlarına yaklaşan adamlara dikkatle bakarken Arya adamlardan birini nereden tanıdığını hatırlamıştı. Orta yaşlı adamı uzun süredir görmemiş olsa da unutmasına imkan yoktu.

“Salih abi, hayırdır neden buradasınız?” Arya adama doğru birkaç adım atarak durmuştu. Salih kendisini tanıyan genç kıza gülümseyerek selam verdi.

“Beni hatırlamana şaşırdım ay kız?” Aras karısına edilen hitabı duyunca kaşlarını çatmıştı.

“Yıllar oldu abi, sen ne zaman döndün memlekete? Abim bir şey söylemedi?”

“İki hafta oldu bacım, gelir gelmez de işe koyulduk.”

“Sizin adınıza sevindim, yengeye selam söylersin.” Adam başıyla onu onalarken Aras araya girerek konuşmuştu.

“Anladığım kadarıyla polissiniz, neden buradasınız?”

“Aras, oğlum geldiniz mi?” Kemal Bey dışarıda ki arabayı görünce hızla kapıya çıkmıştı.

“Nasılsın baba, Akın burada mı?”

“Yok oğlum, Serdar’ın peşinden gitti.” Aras başını sallarken Arya gülümseyerek öne çıkmıştı.

“Nasılsın Kemal baba?” adam kızın neşeli ifadesi karşısında mahcup olmuştu.

“Hoş geldin kızım, nasılsın?” Kemal beyde ki tutukluk Arya’nın yüzünün asılmasına neden olmuştu.

“Aras, burada ne olduğunu artık söyleyecek misin? Neden kapıda polis var?”

“Hadi içeri geçelim anlatacağım.” Arya sıkıntıyla nefesini dışarıya vermişti. önden hızlı bir şekilde eve girdiğinde Asiye babaanneyi salonda başı bağlı bir şekilde bulmuştu.

“Babaanne, ne oldu sana?” kadın genç kızın sesini duyunca hızla başını kaldırmıştı.

“Arya kizum, gelduniz mi?” Arya hızla kadına doğru ilerleyip elini öpmüştü.

“Geldik babaanne ama hiç hoş bulmadım. Ne oluyor burada? Kimse bir şey söylemiyor.” Aras ve Kemal Bey salona girdiğinde Aras babaannesinin yanına giderek başının tepesinden öpmüştü.

“Başın mı ağrıyor Asiye kadın?”

“Gel uşağum senda gel da ananun ettuğini duy!” dediğinde Arya kocasına bakmıştı.

“Aynur Hanım ne yaptı ki?” Kemal Bey mahcup bir şekilde genç kıza bakarken Aras karısının yanına oturarak elini tutmuştu.

“Aras, babamlar var!” derken sesi uyarır şekildeydi.

“Arya, düğün günü olanların tek sorumlusu annemmiş.” Arya başta kocasının sözlerini algılayamamıştı. Kemal beye döndüğünde adamın bakışlarını kaçırması, babaannenin üzgün bir şekilde ona bakması genç kızı kendine getirmişti.

“Neden?”

“Bilmiyorum, ama öğreneceğiz.” Arya yerinden kalkarak salonda birkaç tur dönmüştü.

“Bizimkiler biliyor mu?”

“Bilmiyorum,”

“Bilmiyorum, bilmiyorum. Neden ağzından başka bir kelime çıkmıyor?” Arya istem dışı sesini yükseltince sakinleşmek için gözlerini kapatarak derin nefes almaya başladı.

“Arya…”

“Lütfen, düşünmem gerekiyor.” Genç kız bir süre sessizliğe gömülürken salondakiler endişeli gözlerle onu izliyordu. Elini cebine sokarak telefonunu çıkarmıştı. Birkaç tıklamanın ardından karşı taraftan cevap gelmesini beklemişti.

“Neredesin abi?” genç kız kısa bir dinlemenin ardından devam etmişti.

“Evet, döndük ve duyduklarım hiç hoş değil. Bana nerede olduğunu söyle yanına geleceğim. Bizimkiler olayları biliyor mu? Tamam hemen çıkıyorum.” Arya kapıya yöneldiğinde Aras iler atılarak “Nereye?” diye sormuştu.

“Serdar abim merkezdeymiş yanına gidiyorum.”

“Beraber gidelim.” Arya genç adama cevap vermeyerek hızla salondan çıkmıştı. Konaktan ayrıldıklarında yolda oldukça sessiz kalmışlardı. Aras endişeliydi, Arya’nın tepkisi haklı olsa da genç adam endişelenmeden edemiyordu.

“Özür dilerim,”

“Neden?”

“Bu olanların hepsi benim suçum.” Arya kocasına dönerek derin bir iç çekmişti.

“Seninle ne alakası var Aras, annenin suçunu üzerine alamazsın. Darılma ama annenin tedaviye ihtiyacı var. Aklından geçen düşünceler hiç sağlıklı değil.

“Babam boşanma davası açmış,” Arya bakışlarını kaçırarak önüne dönmüştü.

“Bu onların arasında ki mesele, bizi ilgilendirmez. Bizim şuanda tek düşünmemiz gereken şey olanları annemlerin duymaması.”

“Nasıl olacak o? Annem tutuklandığında haberlerde muhakkak görecekler.”

“İşte bunun için yayın yasağı koyduracağım. Annen cezasını tek başına çekecek, bizi yanında götüremeyecek. Ailemle karşı karşıya gelmek istemiyorum Aras!” dediğinde genç adam şaşkınlıkla karısına bakmıştı.

“Sen…” Aras ne söyleyebileceğini bilememişti.

“Bir konuda anlaşalım Aras, o imzayı iyi günde, kötü günde diyerek attım ben. Ailenin yaptıkları senin suçun değil. Ben ailenle değil seninle evlendim. Ailene saygı duyabilirim, sevebilirim ama kim olursa olsun suçlu olanların cezasını çekmesi içinde elimden geleni yaparım.” Aras arabayı sağa çekerek genç kızı kollarının arasına çekmişti.

“Çok şükür, biran her şey değişecek diye çok korktum. Seni kaybetmek istemiyorum.” Arya adamın gerilen bedeninden ne kadar korktuğunu anlayabiliyordu. Gülümseyerek kocasına karşılık verirken ona cevap vermişti.

“Benden kolay kolay kurtulamazsın kocacığım, bir kere benimle çıktın yola, bundan sonra istesen de kurtulamazsın!” Aras karısının sözlerine gülerken kollarını saha da sıkmıştı.

“Kurtulmak isteyen kim?” dediğinde Arya aklına gelen şeyle duraksamıştı.

“Ne oldu?”

“Köy evi!” Aras kızın neden bahsettiğini anlamadığı için gözlerini kısarak ona bakmıştı.

“Köy evi nereden çıktı?”

“Bir keresinde sen söylemiştin, annen köyden iğrendiği için oraya hiç gitmediğini söylemiştin. Annen bence orada saklanıyor!” Aras karısına hak vererek hızla telefonun sarılmıştı. Köyde yaşayan arkadaşlarından birini arayarak annesinin köyde olup olmadığını öğrenmesini istemişti. Adam on dakikaya geri döneceğini söyleyerek telefonu kapatırken Arya Serdar abisini arayarak köydeki evden bahsetmişti.

İkili aldıkları haberle yola çıkarken Aras oldukça düşünceliydi. Annesi köye gittiyse bir şeyler planlıyordu muhakkak. Arabayı kenara çekerek sıkıntıyla başını direksiyona dayamıştı.

“Neden durdun?”

“Biz gitmiyoruz.”

“Nasıl, yolu neredeyse yarıladık.”

“Bak Arya, annem nefret ettiği bir yere gitmişse bir şey planlıyordur. Oraya gitmek tehlikeli olacaktır.”

“Olabilir, ben yine de gitmek istiyorum.” Aras karısının kararlı duruşunu görünce sıkıntıyla nefes almıştı.

“Yanımdan ayrılmayacaksın.”

“Söz, ayrılmayacağım.” Aras yeniden arabayı çalıştırarak yola çıkmıştı.  Köy yoluna saptıklarında Arya ellerinin buz kestiğini hissetmişti. Bu durumdan hoşlanmayan genç kız ileride polis arabalarını görünce Aras’a dönmüştü.

“Aras durmalısın!”

“Ne?”

“Arabayı durdur dedim sana!” Aras ani frenle arabayı durdururken dışarıdan gelen silah patlaması sesiyle karı koca irkilmişti. Aras dehşete düşmüş bir şekilde uzaktan eve bakarken Arya arabadan inerek “Abi,” diye bağırarak eve doğru koşmaya başlamıştı.

***

Yakında Alya’nın hikayesi başlayacak. Umarım beğenirsiniz. Bölüme yorum ve beğeni yapmayı unutmayın!

Teşekkür ederim.

38.BÖLÜM <<<<<<—–>>>>>> 40.BÖLÜM

16340cookie-checkTatlı Hata 39. Bölüm
mermaridyy hakkında 333 makale
Yasemin Yaman KTÜ Orm. End. Müh. mezunu. Şuanda Parola Yayınlarında yazar. Hobileri yazmak, müzik dinlemek, basit çizimler yapmak ve manga okumak. Benim Küçük Gelinim ve Göremediğim Sen, Sen Olmadan Asla, Kara Duvak, Hep Seni Bekledim adında beş kitabı basıldı.

9 yorum

  1. Ya sakın Serdar vurulmasın Aras ve Arya çok güzeller hikaye bitecek zaten araları açılmasın Alyanin hikayesini de dört gözle bekliyorum bölüm çok güzeldi çok güzel bir yerde bitti haftaya bizi neler bekliyor acaba

  2. Bölüm için teşekkürler ❤️ ya ne olur Serdar’a bir şey olmasın kadın ölmüş olsun ya . Aralarının bozulmamasina sevindim ve kitabın bitmesini hiç istemememe rağmen Alya’nin hikayesini sabırsızlıkla bekliyorum ❤️

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*