Ekim 15, 2021 Yazarı mermaridyy 11

Tatlı Hata 40. Bölüm

***

Hayırlı akşamlar arkadaşlar. Umarım bu bölümü beğenirsiniz. Normalde final vermek istiyordum ama iki hikayeye de bir kaç bölüm daha yazmaya karar verdim. Bu arada Alya’nın hikayesinin adını bulduk. Bana yardımcı olan can arkadaşım Havva Nur’a çok teşekkür ederim. Yakında Gelincik Çiçeği! hikayesiyle buluşmak üzere! Keyifli okumalar!

****

Genç kız bir terslik olduğunu hissetmişti. Polis arabasını uzaktan görünce içine oluşan huzursuzluk kızın tepki vermesine neden olmuştu. araba durduğunda kulağına gelen silah sesi ile hızla arabadan indi. Hiç bir şey düşünemiyordu. Korkusu tüm bedenini esir alırken tek düşünebildiği o silahın abisine doğrultulmuş olabileceğiydi. “Abi,” diye bağırarak eve doğru koşarken arkasından seslenen adamı duymamıştı. Koşarak polis arabasının yanına vardığında deli gibi etrafa bakınmaya başlamıştı.

“Abi, neredesin?” Arya tekrar bağırınca öndeki arabanın arkasından gelen adamı görmüş ve koşarak ona sarılmıştı. Serdar kardeşinin sesini duyunca hızla yerinden çıkıp ona doğru ilerlemişti. Bu kargaşada kardeşine bir şey olmasına izin veremezdi.

“Arya, buraya gelmemeliydin.”

“Silah sesi duydum, sana bir şey oldu sandım.”

“Ben iyiyim, buradan uzaklaşmalısın. Aynur Hanım çıldırdı, elinde silahla tehditler savuruyor.” Arya üzgün bir şekilde eve doğru bakarken ne yapacağını bilememişti. Aras kızın yanına geldiğinde abisinin kolları arasında olan kızı kendine çekerek sıkıca sarılmıştı.

“Bir daha sakın beni arkada bırakma, çok korktum.” Arya hala titriyordu. Üzerinde ki bu korku bir süre geçmeyecek gibiydi. Serdar kaşlarını çatarak Aras’a bakarken Aras onun bakışlarını gözünce tek kaşını kaldırarak genç adama bakmıştı.

“Bir sorun mu var?”

“Ayıp olmuyor mu? Abisi burada!” dediğinde Aras gülümseyerek başını iki yana sallamıştı.

“Karıma sarılmanın nesi ayıp, görmek istemiyorsan kafanı çevir.” Arya kocasının belini sıkarken bakışlarını kaçırarak genç adamın kollarının arasından çıkmıştı. Aras karısının utandığını anladığında daha fazla onu utandırmamak için sormuştu.

“Neler oluyor burada?”

“Annen, silahla tehditler savuruyor.” Aras duyduğu şeyle sıkıca gözlerini kapatmıştı. Sıkıntıyla nefesini dışarıya verirken başını sallayarak “Onunla konuşmaya çalışacağım,” dedi. Arya genç adamın sözlerine anında itiraz etmişti.

“Hayatta olmaz, annen sağlıklı düşünemiyor.”

“Yine de onu ikna etmeye çalışacağım. Teslim olmak zorunda!”

“Aras yapma. Biliyorsun annenin sana karşı bir tahammülsüzlüğü var. Lütfen…”

“Korkma Arya, sadece konuşacağım.” Serdar şaşkınlıkla karı kocayı dinlerken işi şansa bırakmamak için genç adamı arabanın arkasına çekerek konuşmaya başlamıştı.

“Emin misin, Arya haklı annen sağlıklı düşünemiyor.”

“Yine de denemek istiyorum.” Serdar genç adamı onaylamak istemese de başka seçenekleri yok gibiydi.

“Peki, ama dikkatli olmalısın.” Genç adam arabanın arkasından çıkarken Serdar onu yeniden yanına çağırmıştı. Aras merakla onun yanına giderken genç adamın elindekine bakıp gözlerini kıstı.

“Bu nedir?”

“Yapmak zorundasın!”

Aras eve doğru birkaç adım yaklaşarak etrafı gözlemlemeye başlamıştı. Annesi bu evden nefret ederdi. Dedesi bu evi sevdiği için annesi köy evine adım bile atmamıştı.

“Anne, ben geldim,” Aras’ın sesi yüksek çıkınca etrafta ki insanlar ona dönmüştü. Millet olarak her zaman meraklı bir yapımız vardı. Sakin köylerine her zaman polis gelmiyordu. Bu nedenledir ki evin etrafında ki kalabalık zamanla daha da artmıştı.

“Anne, benim Aras,” genç adam yeniden annesine seslendiğinde camda elinde silahla beliren kadın herkesi şaşırtmıştı.

“Anne sen ne yapıyorsun?” Aynur Hanım karşısında büyük oğlunu görünce gözleri alev topuna dönmüştü.

“Eserini görmeye mi geldin Aras?”

“Anne sen ne diyorsun, bu halin ne? Elindekini bırak teslim ol.” Aynur Hanım oğlunun sözlerine öfkelenerek silahı ileri doğru uzatmıştı.

“Sakın eve yaklaşayım deme Aras, hepsi senin suçun. O kızla evlenmeseydin işler bu hale gelmezdi.”

“Anne, kendine gel artık, polise silah çekmekte ne oluyor?” Aras birkaç adım öne çıkınca ayağının dibine ateş etmişti.

“Sakın yaklaşma Aras, vururum seni. Oğlum demem, ben doğurdum demem alırım canını.” Aras şaşkınlıkla annesine bakarken kadının gözlerinde ki nefreti elle tutulur cinsteydi.

“Bunu bana neden yapıyorsun anne, yıllardır değişmeni bekledik. Ama sen daha da kötü davranmaya başladın. Artık vazgeç bu huyundan. Teslim olursan cezan azalacaktır.”

“Asla…” diyerek kadın yeniden ateş etmişti. Arya uzaktan izlediği sahneyle yüreği ağzına gelmişti. Aynur hanımın deli bakışlarından hoşlanmayan genç kız kadının ateş etmesiyle daha fazla dayanamayarak arabanın arkasından çıkmıştı.

“Aynur Hanım, yetmedi mi bunca yaptığınız? Daha fazla küçülmeyin!” Arya kocasının yanına geldiğinde Aras korkuyla ona bakmıştı. Kızı ardına çekerken Aynur Hanım şeker bulmuş çocuk gibi gözleri parlayarak Arya’ya bakmıştı. Avına odaklandığında Aras tedirgin olmuştu.

“Bakın burada kimler varmış. Gelin Hanım hoş gelmiş…” Arya kadının gözlerindeki ifadeden hoşlanmamıştı.

“Aynur Hanım, artık vazgeçin, buradan kaçamazsınız!” dediğinde kadın öfkeyle kıza bakmıştı.

“Sen sus, ben oğlumla konuşuyorum.”

“Anne, hadi indir o silahı, böyle daha kötü olacak.”

“Teslim olmayacağım, kimse beni o deliğe tıkamaz.”

“Sonuçlarını bildiğiniz hatalar yapmamalıydınız. Suç işlediniz ve cezanızı çekmelisiniz.” Serdar araya girerken kadın genç adama bakarak kahkaha atmıştı.

“Kim söylüyor, ben Aynur Aksoy’um kimse beni hapse atamaz. Ben kaybetmem…” dedi.

“At silahını teslim ol Aynur Aksoy, yoksa ateş edeceğiz.” Polis memurunun uyarısı ile kadın silahını önünde ki ikiliye çevirmişti.

“Ölsem bile yalnız ölmeyeceğim,” diyerek silahı önce oğluna doğrultmuştu. Aras annesinin iyice delirdiğine emin olurken Arya korkuyla kadına bakmıştı.

“Anne indir şu silahı.” Genç adamın sesi oldukça üzgün çıkmıştı.

“Seni hiç doğurmamalıydım Aras, tüm hayatım senin yüzünden çekilmez oldu. Neden deden olacak adama benzedin ki?” kadının içinde ki bitmek bilmez nefret Aras’ı da Arya’yı da şaşırtıyordu.

“Bu benim suçum değil, dedeme benzemek benim suçum değil.”

“Bıktım artık senin yüzünü görmekten, ama buna bir son vereceğim artık.” Arya kadının deli bakışlarından iyice korkmaya başlamıştı.

“Aras gidelim buradan, annen normal değil.” Genç kızın uyarısıyla Aras karısına bakmıştı. Aynur Hanım ikilinin bakışını görünce iyice çıldırmıştı.

“Ben mutlu olamadım, sende olamayacaksın Aras, asla… Duydun mu beni asla!” silahı Arya’ya çevirerek ateş ettiğinde genç kız kendisine sarılana damın sarsılan bedeni ile donup kalmıştı. Bakışları ağır bir şekilde yukarıya tırmanırken Aras ile göz göze gelmişti. Genç adamın güçlükle nefes almaya çalıştığını gören Arya çığlık atarak bağırmıştı.

“Aras!” polisler ateş kadının elinde ki silahı vurarak düşürürken ekipten iki kişi deli gibi gülen kadının yanına giderek onu yakalamıştı. Köylüler şaşkınlıkla yerde yatan adama bakarken Arya başını iki yana sallayarak deli gibi çırpınıyordu.

“Aras, beni bırakma! Aras gözlerini aç, lütfen beni bırakma!” diyerek ağlamaya başladığında genç adam öksürerek nefes almaya çalışıyordu. Serdar koşarak çırpınan kardeşinin yanına geldiğinde onu sakinleştirmeye çalışmış ama başarılı olamamıştı.

“Arya, Aras’ı bırakmalısın. Yarasına bakmalıyım,” dediğinde Arya kollarında ki genç adamı bırakmamak için daha sıkı sarılmıştı.

“Abi, ona bir şey olmasın, ne olur. Biri ambulansı arasın!” diye bağırdığında sesi oldukça güçlü çıkmıştı.

“Arya, sakin ol ona zarar veriyorsun.”

“Benim yüzümden oldu, o gelmek istememişti. Ben ısrar ettim.”

“Sakinleş artık Arya,” Serdar kardeşini omuzlarından tutarak sarsmaya başladı.

“Abi, ne olur bana yardım et. Ona bir şey olursa dayanamam.” Genç kız hıçkırarak ağlarken güçlükle nefes alan genç adam elini kaldırarak gen kızın yüzünü tutmuştu.

“Ağlama artık, ben iyiyim.” Serdar genç adamı döndürerek sırtına bakmaya çalışmıştı. Eliyle kontrol ederken kan olmaması derin bir nefes almasına neden olmuştu.

“Çok şükür, yaralanmamışsın,” dediğinde ağlayan genç kız hızla ağabeyine bakmıştı.

“Nasıl?” Serdar genç adamı doğrultarak oturmasına yardımcı olmuştu. Genç adamın ceketini çıkararak altında ki yeleğin görünmesini sağlamıştı.

“Bu ne?” Arya yanağında ki ıslaklığı elinin tersi ile silerken Serdar rahat bir nefes alarak geriye doğru düşüp oturmuştu.

“Birde giymem diyordun, bu devirde anana bile güvenmeyeceğin,” diyen Serdar genç adamın yüzünü gülümsetmişti.

“Haklısın, iyi ki giydirdi.” Serdar Aras’ın annesi ile konuşmasına mani olamayacağını anladığında polis arabasındaki çelik yeleği giymesi için ısrar etmişti. Başta kabul etmeyen genç adam Serdar’ın kati tutumu ile yeleği giymek zorunda kalmıştı. Şimdi onu dinlediği için iyi ki diyordu. Arya burnunu çekerek yeniden iç çekerken kendini daha iyi hisseden genç adam hala sessizce ağlayan karısına bakmıştı.

“Ağlama artık, ben iyiyim. Sadece biraz sırtım acıyor.” Arya genç adama sarılırken omuzları sarsılarak ağlıyordu.

“Çok korktum, vuruldun diye çok korktum.” Aras karısını teselli ederken Serdar kardeşinin ağlamasına daha fazla dayanamayarak araya girmişti.

“Arya, evlilik sana hiç yaramadı, sen eskiden bu kadar ağlak değildin. Daha soğukkanlıydın!”

“Burada Gülşen olsa sen soğukkanlı olabilir miydin?” Arya’nın iç çekerek sorduğu soruya Serdar cevap verememişti.

“Tamam bir şey demiyorum,” diyerek geri çekildiğinde Aras gülümseyerek genç adama bakmıştı. İki kardeş genç adamı oturduğu yerden kaldırırken Aras acıyla inlemişti.

“Seni bir doktora götürelim, her ihtimale karşı tedbir iyidir.” Aras başını sallayarak genç adamı onaylarken arabalara yönelmişlerdi. Serdar polis arabasına binerken Arya kocasını arabaya bindirerek direksiyona geçmişti.  Araba ağır bir şekilde taş yollardan ilerlerken asfalta kadar sarsıntıyı en aza indirmeye çalışıyordu.

“Arya, ben iyiyim, sakin ol ve şu arabayı biraz daha hızlı sür.”

“Olmaz, canın yanar.” Kızın cevabı ile genç adam gülümsemişti. Arabayı süren karısına bakarken gözleri yorgunla kapandı. Arya bir süre daha ilerledikten sonra sesi gelmeyen kocasına döndüğünde onu gözleri kapalı görünce oldukça korkmuştu.

“Aras, uyuma!” genç adam ‘hım’ladıktan sonra genç adam gözlerini aralamıştı.

“Ben iyiyim, sadece gözlerimi dinlendiriyordum.”

“Dinlendirme, doktor iyi olduğunu söyleyene kadar gözlerini benden ayırma.” Karısının sözleri ile genç adam gülümsemişti.

“Olur, büyük bir mutlulukla.” Arya adamın sözlerine gözlerini devirerek yola odaklanmıştı.

“Sözlerimi çarpıtma Aras, beni düşünmüyorsan da Ecem’i düşün ve uyuma.” Aras’ın yüzü asılırken arabayı süren karısının direksiyonda ki eline uzanmıştı.

“Seni nasıl düşünmediğimi söyleyebilirsin. Arya sen evlenmeyi asla düşünmüyordum. Bir daha asla diyen ben senin bir fotoğrafınla dağıldım,” dediğinde genç kız ani bir fren yapmıştı. Öne doğru savrulan genç adamın canı acımıştı. Arya şaşkınlıkla kocasına bakarken sormuştu.

“Ne fotoğrafı?” Aras kızın şaşkınlığına gülümserken elini uzatarak yanağına dokunmuştu.

“Cenk olayından sonra Aslan’ sizi araştırmasını söyledim. Önüme gelen ikizlerin resminde ilk olarak gözlerin dikkatimi çekmişti. O kadar berrak ve içten bakıyordun ki içime işledin.”

“Sen…” Arya ne söyleyeceğini bilememişti.

“Doğru, ne olursa olsun yine karşına çıkardım,” dediğinde Arya yutkunmadan edememişti. Gözleri iyice büyürken Aras derin bir iç çekti.

“Şu gözlerin var ya, denizler kadar mavi, okyanuslar kadar derin. Beni içine çekiyorsun ama boğmak yerine nefes veriyorsun,” dediğinde Arya ağlamaya başlamıştı.

“Yapma,”

“Ne yapmayayım? Seni sevmeyeyim mi?” Arya başını iki yana sallarken gözyaşları içinde gülümsemişti.

“Hele bir sevme, o zaman hiç tanımadığın bir kadın olur karşında.”

“Öyle mi?” Arya yanağında ki ıslaklığı silerek başını sallamıştı.

“Öyle, şimdi gidelim de doktor iyi olduğunu söylesin. Yoksa içim rahat etmeyecek.”

“Ben iyiyim…”

“Bunu senden değil, doktordan duymak istiyorum.” Arya arabayı çalıştırarak hastaneye doğru yol alırken Türk ailesinin evinde olanları öğrenen büyükler hem şaşkınlardı hem de öfkeli. Ahmet Bey büyük oğlunu karşısına alarak sormuştu.

“Bu olup bitenlerden bizim neden haberimiz yok Selim?”

“Baba, kalbin var,” dediğinde adam elini sertçe masaya vurarak oğlunu susturmuştu.

“Başlatma kalbinden, kızım kaçırılıyor ama benim haberim yok. Ben kimim, ne zaman kocadım da beni saymaz oldunuz?” Ahmet Bey ilk kez evde sesini yükseltiyordu.

“Ahmet Bey, sakin ol…”

“Sen karışma Emine, duydun mu dediklerini? Benim kızımı kaçırdılar, gözümden sakındığım kızlarıma el uzatmaya çalıştılar.” Emine Hanım bir yandan ağlıyor diğer yandan kocasını sakinleştirmeye çalışıyordu. Alya bir köşede sessizce ağlarken Ahmet beyin gözleri ona dönmüştü.

“Sen kızım, sen de mi babanı saymaz oldun? Babana ne zaman söylemeyi düşünüyordun başına gelenleri?”

“Baba, bir şey olmadı. Cenk hocayla abim hemen kurtardılar beni!” dediğinde Ahmet beyin gözleri alev almıştı.

“O abin gelsin ona da soracağım bu olanların hesabını. O kadın kızlarıma daha ne kadar kötülük edecek.”

“Artık edemeyecek, Serdar ile konuştum. Aynur Hanım tutuklanmış.”

“Ben anlamam, kızlarımı yol üstünde bulmadım ben. Ara Arya’yı eve gelsin.” Ahmet beyin sözleri ile Alya hızla başını babasına kaldırmıştı.

“Baba yapma, Arya’nın da Aras’ın da bir suçu yok. Annesinin suçunu neden oğluna yüklüyorsunuz?” Ahmet Bey kızına sert bir şekilde bakarken öfkeyle konuşmuştu.

“Size Arya’yı çağırın dedim.” Selim babasının kararlı duruşuna karşılık boğazını temizlemişti.

“Arya şimdi gelemez.”

“Neden?”

“Aynur yakalanmamak için polise silah çekmiş. Aras annesini ikna etmek isterken vuruldu. Kadın kendi oğluna hiç acımadan ateş etti.”

“Sen ne diyorsun evladım?” Hatice kadın araya girerken Emine Hanım elini ağzına kapatarak üzüntüyle oğluna bakmıştı.

“Aras iyi mi?”

“Neyse ki Serdar akıllılık yapıp çelik yelek giydirmiş. Her ihtimale karşı hastaneye gittiler. Bu yüzden şimdi gelemez.” Ahmet Bey yerinden kalkarak salonun penceresine doğru ilerlemişti. Selim babasının sıkıntısını anlayabiliyordu. Kendisi de bir babaydı ve onun ne denli korktuğunu görebiliyordu.

“Baba, olanları anlatmayarak seni ezmek istemedik. Eğer anlatsaydık düğünü iptal ederdin.”

“Ederdim tabi…”

“Baba, kardeşim Aras ile mutlu. Sen hep demez miydin kardeşlerin sana emanet diye. Ben olmasam da seni büyük bilecekler diye?”

“Ama ben varım Selim, kızlarım hakkında ben karar veririm.” Selim sıkıntıyla gözlerini kapatarak yerinden doğrulmuştu.

“Haklısın bana, ben kimim ki senin kızlarına karışıyorum. Onların mutluluğu için uğraşıyorum. Özür dilerim baba bundan sonra kızlarına karışmam,” diyerek kapıya doğru yönelmişti. Salondakiler şaşkınlıkla genç adamın arkasından bakarken Esma kocasının çıkışıyla ne yapacağını şaşırmıştı.

“Selim?”

“Çocukları hazırla Esma, eve geçelim.” Ahmet Bey salondan çıkıp giden oğlunun ardından bakarken Emine Hanım ilk kez tartışan baba oğulun nasıl bu hale geldiğini düşünüyordu.

“Selim oğlum nereye?”

“Biz gidelim anne, sizde oturup düşünün. Ama dikkat edin, kızınızı korumak isterken onu kaybetmeyin. Arya kocasını seviyor ve onunla mutlu. Deli bir kadının davranışları yüzünden kızınızı cezalandırmayın.”

“Selim, oğlum…” Selim annesinin başının üzerini öperek kapıdan çıkıp gitmişti. Kadın ıslak gözlerle giden oğlunun ardından bakarken bir süre sonra salona dönerek kocasının karşısına geçmişti.

“Eğer kızımın yuvasını bozarsan Ahmet bir daha yüzüne bakmam.”,

“Emine…”  adamın uyarısını kadın kesmişti.

“Ben diyeceğimi dedim Ahmet Bey, var gerisini sen düşün!” Emine Hanım da salondan çıkarken Alya şaşkınlıkla ailesini izliyordu. Olanları sessizce izleyen Adnan Bey annesine baktığında kadın damadını işaret ederek onunla ilgilemesini istemişti. Kendisi oturduğu yerden kalkarak kızının peşinden gitmişti.

***

Arya doktoru sözlerini dikkatle dinlerken Aras karısını izliyordu. Genç kadının rahat nefes alması Aras’ın tebessüm etmesine neden olmuştu. Başını çevirdiğinde kocası ile göz göze gelen genç kadın başını sallayarak “Ne oldu?” diye sordu.

“İçin rahat ettiyse evimize gidelim mi?” diye soran Aras karısının onaylaması ile oturduğu yerden kalkmıştı. Aras’ın koluna giren Arya doktorun verdiği reçeteyi alarak hastane çıkışına yönelmişti.

“Ne yaptıklarını mera ediyorum,” Arya kocasına dönerek konuştuğunda genç adam kolunu karısının omzuna atarak şakağından öpmüştü.

“Düşünmeyi bırak abin her şey ile ilgilenecektir.”

“Aras ne yapmış olursa olsun o senin annen, merak etmiyor musun?” Aras cevap vereceği sırada yanlarına koşarak gelen iki kardeşini görünce sıkıntıyla nefesini dışarına bırakmıştı. Seda korkmuş gözlerle abisine bakarken birden ona sıkıca sarılmıştı.

“Abi, sen iyi misin? Olanları duydum, annem böyle bir şeyi nasıl yapar?” Akın da abisinin yanına gelerek ona sarılmıştı. Geri çekildiğinde abisini incelemeye başlamıştı.

“İyi misin?” Aras iki kardeşine üzgün bir şekilde bakarak cevap verdi.

“Ben iyiyim, artık endişelenmeyi bırakın.”

“Nasıl bırakalım abi, babam vurulduğunu duyunca fenalık geçirdi. Hastanede müşahide altında.” Aras karısına bakarak üzgün bir şekilde konuşmuştu.

“Şuanda çok yorgunum Akın, babamla siz ilgilenirseniz,” derken sırtında hissettiği acı ile nefesi kesilmişti. Kurşun bedeninde kocaman bir morluk oluşturmuştu.

“Sen eve git abi, hem Arya’nın ailesi de olanları öğrenmiş. Ahmet amca çok sinirli, ona bir görünseniz iyi edersiniz.” Arya babasının olanları öğrendiğini duyunca ne söyleyeceğini bilememişti.

“Aras, bizimkilere uğramamız gerek, babam sinirlendiyse durum ciddi demektir.” Aras başını sallayarak karısını onaylarken iki kardeşiyle vedalaşarak arabaya binip yola koyulmuşlardı. Karı koca oldukça düşünceli ve gergindi. Ahmet beyin nasıl bir tepki vereceğini kestiremiyorlardı. Kısa süren yolculuk Arya’nın ailesinin evinin önünde bittiğinde ikili bir süre arabada sessizce oturup beklemişlerdi.

“Ne düşünüyorsun Arya?”

“Babam, daha önce sinirlendiğini hiç görmemiştim. Sanırım yabancısı olduğum bu durum karşısında korkuyorum.”

“Korkma, ben her zaman yanında olacağım.” Arya’ın elini tutarak dudaklarına götürmüştü. İkili cesaretini toparlayarak arabadan inip eve doğru ilerledi. Genç kadının eli istemsizce çantasında bulunan anahtara giderken artık bu eve istediği gibi anahtarıyla giremeyeceğini hatırlayınca içi acımıştı. Baba evi ona artık yabancı olmaya başlamıştı. Elinde ki anahtarı sıkarak zile doğru uzandı. Birkaç saniye çalan zil sonrası kapı ardından gelen ayak sesleri ile Arya hafif gülümsemişti.

“Arya, kızım hoş geldin!” Annesi kapıyı açıp kızını karşısında görünce hızlı davranarak sıkıca kızına sarılmıştı.

“Merhaba anne, nasılsın? Babam salonda mı?” kadın kızından ayrılarak arkada ayakta durduğu için canı yanan damadıyla göz göze gelmişti.

“Gel oğlum, sen nasılsın?”

“Şükür Emine anne,” diyerek Aras kadının elini öpmüştü. İkili eve girerken Emine Hanım kapıyı kapatarak onları takip etmişti. Arya salona girdiğinde pencereden dışarıyı izleyen babasını görünce derin bir iç çekmişti.

“Babacım, nasılsın?” Ahmet Bey kızının sesini duyunca yavaşça arkasını dönmüştü. Gözlerinde ki ifade Arya’nın yutkunmasına neden olurken Aras’ın da adama selam vermesiyle bakışların odağından kurtulmuştu.

“Selamünaleyküm Ahmet baba, nasılsınız?” adam ikiliyi dikkatle keserken gözlerini kısarak genç adamın selamını almıştı.

“Aleykümselam, nasıl olmamı bekliyorsunuz? Bu gün duyduklarıma inanamadım.”

“Baba?”

“Sen sus Arya, cevap vermesi gereken kişi sen değil, Aras!” dediğinde Aras adamın sert çıkışı karşısında ne söyleyeceğini bilememişti.

“Ahmet baba?”

“Kızımın başına gelenlerin bir açıklaması var mı Aras? Ben seni aileme kabul ederken kızımı korumanı ummuştum.” Arya araya girmek istediğinde Ahmet Bey elini kaldırarak onu durdurmuştu.

“Haklısınız,” Aras’ın ağzından çıka tek kelime Ahmet beyin kaşlarını çatmasına neden olmuştu.

Alya annesinden Arya ve eniştesinin geldiğini öğrenince hemen üzerini giyerek salona geçmişti. Babasının eniştesinin üzerine gittiğini duyunca Arya’nın yapamadığını yaparak araya girmişti.

“Eniştemin beni korumak gibi bir yükümlülüğü yok baba, kaçırılan onun karısı değil, bendim.” Alya’nın sözleri ile Ahmet Bey kızına dönmüştü.

“Alya, sen karışma!”

“Asıl karışması gereken benim baba, ne zaman fark edeceksiniz? Bu olaylarda tek suçlu benim… Benim düşüncesiz davranışlarım. Arya’nın tek yaptığı her zaman benim ardımda durarak bana destek olmak, hatalarımı kapatmak oldu.”

“Alya!” Arya araya girdiğinde Alya ilk kez ikizine öfkeyle bakmıştı. Arya onun bu hareketine şaşırarak bir adım geri atmıştı.

“Yeter Arya, ne zaman beni kollamaya çalışmaktan vazgeçeceksin? Ben çocuk değilim. Bu olanlarda ne senin ne de Aras eniştemin bir suçu yok. Babam suçlu aramaktan vazgeçsin artık. Olan oldu, suçlu yakalandı.” Ahmet Bey şaşkınlıkla kızına bakarken Alya son sözlerini de söyleyerek kapıya yönelmişti.

“Alya?”

“Son bir şey daha, yüksek lisansı Sakarya da okumaya karar verdim. Yakında okul için ayrılacağım,” dediğinde babasının bir şey söylemesini beklemeden hızla salondan ayrılmıştı. Ahmet Bey ve Emine Hanım kızının ardından bakarken Arya üzgün bir şekilde kocasına dönmüştü.

“Az önce o nereye gidiyorum dedi?” diye soran Ahmet Bey bakışlarını Arya’ya çevirmişti.

“Sakarya da okumak istiyormuş baba, dayımın bahsettiği projeye devam etmek istiyor.”

“Bunu bize şimdi mi söylüyor, hem de bu şekilde.”

“Baba, Alya düğünden sonra aileyi toplayarak söyleyecekti kararını. Bu şekilde açıklaması doğru olmasa da kararı kesin, gitmek istiyor.”

“Sen şuna kaçıyor desene!” diye çıkışan Ahmet Bey Arya’nın üzgün bakışlarını görünce duraksamıştı.

“Çocuklarının zorluklardan kaçtığını ne zaman gördün baba? Anlıyorum, kızgınsın, sana olanları anlatmadığımız için kırgınsın ama bizi de anlamalısın baba. Bizler artık büyüdük, kendi sorunlarımızı çözmek zorundayız. Sen nasıl bizi düşünüyorsan bizde seni düşünmek zorundayız. Kimseye bir şey olmadı çok şükür. Lütfen baba, bizi de anla.” Emine Hanım kızının sözlerine karşılık maviş gözlerini ıslatmıştı.

“Ahmet Bey, kızım haklı. Onlar artık büyüdü, kendilerini idare etmek zorundalar.” Adam ne söyleyeceğini bilememişti. İki kızı da onunla ilk kez bu şekilde konuşmuştu. Adam bir süre düşündükten sonra başını iki yana sallamıştı. Düşünmesi gerekiyordu. Olanları sağlam kafayla tartması gerekiyordu.

“Siz evinize gidin, yorucu bir gün geçirdiniz. Aras’ın da dinlenmesi gerekiyor.” Arya babasına itiraz etmemesi gerektiğini biliyordu. Aras’a işaret ederek ayağa kalktığında genç adam da karısıyla birlikte ayaklanmıştı. Evden ayrıldıklarında Arya kendi evleri yerine konağa gitmeyi istemişti. Bu gece küçük kızına sarılarak uyumak istiyordu. Aras onun isteğine uyarak konağa gitmeyi kabul ederken Arya düşünceliydi. Alya’nın sözlerini düşünmeden edemiyordu.

“Ne düşünüyorsun?”

“Alya, bugün çok farklıydı. Daha önce onu bu kadar kararlı görmemiştim.”

“Alya kendi sorumluluğunu alabilecek bilinçte biri. Belki de buradan uzaklaşması onun için iyi olacaktır. Ama abini araman gerektiğini düşünüyorum.”

“Abim mi, neden?”

“Babanın bize olan tavrını düşünürsek abine karşı daha öfkeli olmuş olabilir. Bir köşeye çekilip sorumluluğu abine yüklemek doğru olmaz.” Arya kocasına hak verirken eve gider gitmez abisini aramaya karar vermişti. Hayat daha evliliğinin ilk haftasında ona zorlukların üstesinden nasıl geleceği konusunda ders vermeye başladığı anda, Arya yeni kararlar almak zorunda kalacaktı. O imzayı atarken, iyi günde, kötü günde demişti. Allah’ın huzurunda kocası olarak seçtiği adamın her zaman yanında olacaktı. Bu uğurda neleri kaybedeceğini bilmese de ailesi için her şeye değerdi.

***

Yorum ve beğeni yapmayı lütfen unutmayın. Teşekkür ederim.

39.BÖLÜM <<<<<<——->>>>>>> 41.BÖLÜM

16420cookie-checkTatlı Hata 40. Bölüm