TATLI HATA FİNAL PART1

Merhaba arkadaşlar. Final bölümünü yazarken bir kaç konunun boşlukta kalacağını düşünerek ayrıntıya girmek istedim. Bu yüzden bölüm oldukça uzun olacak. En azından ilk partını bu akşam yayınlamayı istedim. Devamını ilk fırsatta Cuma gününü beklemeden yayınlamayı düşünüyorum. Keyifli okumalar!

****

Genç kadın yatağa uzanmış kollarının arasında ki minik bedene daha sıkı sarılırken onu uyandırmamaya çalışıyordu. Konağa geldiklerinden beri Aras salonda aile üyeleri ile gün içinde olanları konuşuyordu. Kendisi ise izin isteyerek Aras’ın artık kendisinin de olan odaya çekilmişti. Yatağın içinde uyuyan küçük kızı görünce yüzüne oluşan gülümseme büyüdü.

“İstersen onu beşiğine alabilirim. Sen rahat uyu!” Aras’ın yatağa doğru ilerlemesi ile Arya onu durdurmuştu.

“Bırak kalsın, bu gün onun masumluğuna ihtiyacım var,” diyerek yatağın kenarına bıraktıkları küçük el valizini alıp odada ki sandalyenin üzerine bırakmıştı.

“Duş almak istersen banyo karşı kapı,” diyerek odanın içinde sonradan eklenen modern kapıya bakmıştı. Konağın geneli ahşaptan yapılmıştı. Tarihi eser olarak adlandırılan ev kültür bakanlığında koruma altına alınmıştı. Buna rağmen dışarıdan konağın dış görüntüsü bozulmadan bazı odalara ebeveyn banyosu yapılmıştı. Kapının arkasına asılı olan mor bornozu görünce derin bir iç çekmişti. Aras onun için almış olmalıydı. Üç tane bornoz yan yana asılı dururken Arya hala olanları düşünüyordu. Evlenmişti, kocasını seviyordu… Aynı şekilde kocası da onu seviyordu ve şeker gibi güzeller güzeli bir kızı olmuştu. İçinden şükrederken kaç kişinin bu duygu için şükredeceğini düşünmeden edememişti. Eli küçük bornoza giderken kendi bornozunun aynısı olduğunu görünce duygulanmadan edememişti. Aras ile aldıkları kıyafetler, Arya için çok değerliydi. Kendi kıyafetlerinin bir küçük modelini Ecem içinde alınca Aras önce şaşırmış sonrada başını iki yana sallayarak “Başımı belaya sokacaksınız,” demişti.

Banyoya girerek kısa bir duş alan genç kız saçlarını havluya sararak yatağa küçük kızın yanına uzanmıştı. Sessizce Ecem’e yaklaşarak yanağına usulca dudaklarını kondurmuştu.

“İyi geceler meleğim,” diyerek başını iyice küçük kızın boynuna gömerek kokusuyla gözlerini kapatmıştı.

***

Aras odadan çıkarak salona ailesinin yanına geçtiğinde oldukça gergindi. Babaannesi başını sıkıca bağlamış ağrıyan başını tutuyordu. Seda ve Akın bir köşeye çekilmiş düşünceli bir şekilde önündeki halıya bakıyordu. Babası ile onu en korkutan kişiydi. Yaşanan olaylara hasta kalbinin dayanması için dua ediyordu.

“Selamünaleyküm,” diyerek salona giren Aras ailenin dikkatini çekmişti. Onu ilk gören yaşlı kadın olmuştu. Önce selamını aldıktan sonra iç çekerek konuşmuştu.

“Geldun mi oğul?” diye sorarken Kemal Bey büyük oğluna endişeyle bakmıştı.

“Nasılsın, yaralanmadın değil mi?” Kemal Bey oğlunu incelerken Seda yerinden kalkarak sıkıca abisine sarılmıştı.

“İyisin değil mi abi?” diye sorarken Aras başını sallayarak onu onaylamıştı.

“Ben iyiyim, asıl sizin bu haliniz ne? Evden cenaze çıkmış gibi duruyorsunuz.”

“Keşke çıksaydı da bu günleri görmeseydik,” Kemal beyin sert sesi çocukları şaşırtmıştı. Babasının annesi hakkında böyle konuşması onları şok ederken bir zamanlar annesinin gözünün içine bakan adamın nasıl bu hale geldiğini düşünmeden edememişlerdi.

“Ole konuşma oğul, o nasi laftur ole?” diye araya giren Asiye kadın çocukların yüzlerine buruk bir şekilde gülümsemişti.

“Öyle ana öyle, cümle aleme rezil olduk. Kimsenin yüzüne bakamaz olduk,” derken Asiye kadın yanında duran bastonu alarak yere vurmuştu.

“Ağzundan yel alsun da, o kari sağa uç tane altun gibi uşak vermiştur. Olarun hatrina bela okumayasun,” Kemal Bey annesine karşı gelmemek için susmuştu. Oğlunun çökmüş omuzlarına üzgün bir şekilde bakarken geldiğinden beri susan küçük oğluna dönmüştü.

“Var mı bir haber?” Akın babasının sorusu ile ona baktı.

“Nöbetçi mahkeme sağlık kontrolü istedi. Kendi oğlunu öldürmeye çalıştığı ve garip davrandığı için akıl sağlığı raporu istedi.”

“Aklını kaybetti zaten. Kendi oğluna nasıl ateş eder?” dediğinde Aras araya girerek konuşmuştu.

“Bana değil baba, Arya’ya ateş etmişti. Benim canımı yakmak için onu öldürmek istemişti.” Kemal Bey öfkeyle elini koltuğun kenarına vururken hızla yüzünü sıvazlamaya başlamıştı.

“Nasıl bu kadar kör oldum bene ana, bu kadın bu kadar delirmişti de ben nasıl göremedim?” dediğinde Asiye kadın oğlunun sözlerine kızmıştı.

“Sakin olasun uşağum, Allah ne dersa o olur, demek ki bole olacağudi. Kenduni heder etmeyesun,” dedi.

“Ahmet Bey olanları duydu mu?” Aras başını sallarken Kemal Bey dişlerini sıkarak sormuştu.

“Peki onlarda durumlar nasıl? Görmeye gittiniz mi?” Aras sıkıntıyla iç çekerek konuşmuştu.

“Haklı olarak çok kızgın. Kızının hayatına kast edildi. Kolay kolayda sakinleşeceğini düşünmüyorum.”

“Uşak haklidur da. Sen olsan Seda’nun saçının telina zarar gelsun istermisun?” dedi. Kemal beyin bakışları köşede sessizce oturan kızına takılmıştı. Annesi en büyük zararı ona vermişti. Evlat katili olmasına neden olmuştu.

“Seda, kızım ne düşünüyorsun?”

“Teyzem aradı baba, olanlardan haberi olmadığı için biletimi almış.” Kemal Bey kızının sözleri ile üzülmüştü. Küçüğü evden ayrılacaktı.

“Git kızım, burada kalmak sana iyi gelmeyecektir. Sen git düzenini kur.”

“Ama sizi bırakmak istemiyorum.” Aras kardeşinin kararsız kaldığını anladığında araya girerek konuşmuştu.

“Seda, senin gitmen en iyisin. Bu olanlardan sonra ilk olarak senin peşine düşecek magazinciler. Bizi düşünmene gerek yok, öncelik sensin.”

“Ama abi…”

“Söz dinle Seda, yarın sen Almanya’ya gidiyorsun. Ben teyzemi ararım.”

“Ama…” Seda itiraz edecekken Aras’ın bakışlarını görünce susmak zorunda kalmıştı.  Yerinden doğrularak “Ben hazırlanayım o zaman,” diyerek salondan ayrılmıştı. Genç kızın salondan çıkması ile Aras erkek kardeşine dönmüştü.

“Limanda işler nasıl? Bir sorun var mı?” Akın abisinin konuyu değiştirmek istediğini anladığında ona ayak uydurmuştu.

“Şimdilik bir sorun yok. Yarın bir ara uğrada imzalaman gereken dosyaları imzala.” Aras kardeşinin omzunu silkeleyerek gülümsemeye çalışmıştı.

“Merak etme, yarın ikimizde limanda olacağız. Arya bizimle çalışmaya devam edecek.” Akın aldığı haberle sevinmişti.

“Çok güzel bir haber bu, yengemin bizimle çalışması iyi olacak.” Aras başını sallarken Kemal Bey iki kardeşin konuşmasını sessizce dinliyordu.

“Gelini zorlamayın, belki kendi ofisini açar.”

“Açacak zaten baba, hukuk bürosu açacak ama bizim işleri de onlar halledecek. İki gelinin de aynı yerde çalışacak!” dediğinde Kemal Bey şaşkınlıkla Aras’a bakarken Asiye kadın hızla Aras’a dönmüştü. Birden yüzü aydınlanan kadın heyecanla sormuştu.

“Gelun mi, ne geluni? Akın uşağum…” diye sorduğunda Akın bakışlarını kaçırarak abisine dönmüştü.

“Abi sırası mıydı şimdi?” babaannesi genç adamın sözlerini duyunca kaşlarını çatmıştı.

“Sus bakayim, anlat hele uşağum, habu kardaşunun yavuklisi mi vardur?” Aras babaannesinin sözleri ile gülmüştü. Yaşlı kadın o kadar mutlu olmuştu ki böyle bir zamanda aldıkları haber onlara ilaç gibi gelmişti.

“Olmaz mı babaanne, hem de tam sana layık bir yavuklu,” dediğinde Akın abisinin sözleri ile homurdanmıştı.

“Ee uşağum, ne zaman isteyeceğuz kizi?”

“Babaanne, henüz erken istemek için.” Akın itiraz ederken Asiye kadın onu dinlemiyordu bile. Kemal Bey annesinin heyecanına buruk bir şekilde gülümserken oğluna dönmüştü.

“Kim bu kız Akın, biz tanıyor muyuz?”

“Zeynep, Arya’nın arkadaşı…” Kemal Bey kısa bir an düşündükten sonra annesinin sevinç nidası ile irkilmişti.

“Essah mı uşağum, hau kara kızi mi seveysun?” dediğinde Akın duraksamıştı.

“Kara kız?” Akın abisine dönerken Aras gülmemek için kendisini tutmuştu.

“Ben bilmem ne dediğini, senin yavuklun sen söyle…” Akın abisine kaşlarını atarak baktığında Aras gülmeden edememişti.

“Babaanne, Zeynep esmer değil ki?” dediğinde Asiye kadın kaşlarını çatarak ona bakmıştı.

“Ben esmerdur dedum mi? gözleri karadır onun gözleri,” dediğinde Akın gülmemek için dudaklarını ısırmıştı. Zeynep’in öfkelenince kararan gözleri aklına gelince kızı özlediğini hissetmişti.

“Şu günler geçsin, sular durulsun gider isteriz babaanne,” diyerek konuşmaya son noktayı koymuştu. Yaşlı kadın odlukça mutluydu. İki torunu da kendine yakışan gelinler seçmişti. İç çekerek bakışları kapıya yönelmişti. Seda’nın da yeniden evlenebilmesi için hayırlısını dilemişti.

***

Aras odaya girdiğinde saat gece yarısını geçmişti. Odaya girer girmez bakışları yatakta sarmaş dolaş uyuyan ikiliye takılmıştı. Ecem neredeyse genç kızın üzerine çıkarak uykusuna devam ediyordu. Arya’nın bir kolu küçük kızın bedenini sararken diğer eli de küçük kızın başını göğsüne yaslamış saçları arasına daldırmıştı. Gözüne havludan çıkarak yastığına dağılmış siyah saçlar takılınca yüzü asılmıştı. Anlaşılan karısı yine saçlarını kurulamadan uyumuştu. Bu huyunu ilk anladığında karısına çok kızmıştı. Havalar iyice soğuduğu için hasta olmasını istemiyordu. Yavaş adımlarla dolaba ilerleyerek yeni bir havlu alıp aynı yavaşlıkla yatağa yaklaşmıştı. Islak havluyu usulca kızın yastığından çekerken elinde ki kuru havluyu Arya’nın saçlarına usulca dolamıştı. Arya gözlerini hafif aralayarak sessizce sormuştu.

“Saat kaç?”

“Uyu hayatım, henüz gece yarısı,” dedi. Arya hafif ses çıkararak yatakta iyice yerleşmişti. Göğsünde ki başı hissedince yüzüne oluşan hafif gülümseme ile eğilerek küçük kızın saçlarını öpmüştü. Aras hayranlıkla karısıyla kızını izlerken bir süre sonra üzerini değiştirmek için banyoya girmişti. Birkaç dakika sonra işini hallederek yeniden odaya döndüğünde gece lambasını açık bırakarak karısıyla kızının yanına uzanmıştı. Arya’nın arkasında ki boşluğa yatarak genç kadını kollarının arasına almıştı. Yüzünü genç kızın ensesine gömerken karısının kokusunu derin bir şekilde içine çekmişti. Gözleri uykuya yenik düşerken son düşündüğü şey ailesinin huzuruydu.

****

Genç kız aynanın karşısına geçerek eteğinin kemerini düzeltmeye çalışıyordu. Saçlarını atkuyruğu yaparken odanın kapısı aralanmıştı.

“Hala hazırlanmadın mı?” Aras karısını aynanın karşısında görünce yüzüne oluşan gülümseme ile ona doğru ilerlemişti.

“Hazırım, Ecem nerede?” diye sordu. Aras karısının güzelliğine dalmış bir şekilde onu izlerken zamanın nasıl geçtiğini anlamaya çalışıyordu. Evleneli neredeyse üç ay olmuştu. Aileleriyle zorlu bir süreçten geçmişlerdi. Ahmet babasını sakinleştirmek yine kızların üzerine düşmüştü. Selim’in köşesine çekilmesi ailede üzüntü oluştursa da Arya ona da el atmayı başarmıştı. Genç adam yavaş yavaş eski düzenine dönmeye başlamıştı.

“Aras,” Arya kocasının gözünün önüne elini sallayarak onu dalgınlığından çıkarmıştı.

“Çok güzel olmuşsun karıcım,” dediğinde Arya utanarak bakışlarını kaçırmıştı.

“Oyalanmayalım Aras, evdekiler bizi bekler.” Arya kapıya doğru ilerlerken Aras belinden yakalayarak onu kendine çekmişti.

“Hemen gitmek zorunda mıyız karıcım?” Aras’ın boğuk sesiyle Arya yutkunmuştu.

“Gitmezsek ayıp olur Aras, annemler bizi bekliyor. Biliyorsun iki hafta sonra Serdar abim evlenecek.” Aras kızın boynuna kokulu bir öpücük bırakırken kapıdan gelen paytak adım sesleri ile gülümseyerek geri çekilmişti.

“Ayne!” Ecem’in tatlı sesi Arya’nın gülümseyerek kapıya yönelmesini sağlamıştı.

“Annem,” diyerek şefkatli sesiyle kızı kucağına almıştı. Pembe fırfırlı elbisesi ile o kadar sevimli görünüyordu ki Arya onu öptükçe öpüyordu. Ecem elleri ile genç kadını engellemeye çalışırken attığı kahkahalar Arya’nın kulağına melodi gibi geliyordu. Aras derin bir çekerek “Çok şükür,” dedi. Arya kocasına dönerek gülümsemişti.

“Gidelim mi artık, herkes bizi bekliyordur.” Aras karsının kucağında ki kızını almak istediğinde Ecem kollarını Arya’nın boynuna sıkıca sarılarak gitmeyi reddetmişti. Arya küçük kızın hareketine gülerken Aras yalancı bir kaş çatmayla konuşmuştu.

“Kızımı da benim gibi kendine bağladın, babasına bile gelmiyor artık,” dediğinde Arya’nın yüzü kızarmıştı. Aras kolunu karısının belline dolayarak odadan çıkardı. Evin kapılarını kilitleyerek arabasına doğru ilerlerken aklına gelen kişiyle Aras’a döndü kadın.

“Gülten teyzede bizimle gelecekti, unuttum söylemeyi,” dedi. Aras arabayı çalıştırarak bahçe kapısından çıkarken Arya arkada bebek koltuğuna oturan küçük kıza dönerek onunla konuşmaya başlamıştı. Aras karşıdaki evin önüne durarak korna çaldığında birkaç dakika sonra evden çıkan kadını görmüştü. Arya arabadan inerek kadının yanlarına gelmesini beklemişti.

“Gülten teyze sen istersen öne geç,” dediğinde kadın kızın sözlerine gülümseyerek başını iki yana sallamıştı.

“Yok kızım sen yerine otur. Ben arkada küçükle biraz ilgilenirim,” dedi. Arya kadının Ecem’e olan sevgisiyle oldukça mutlu oluyordu. Gerçi Ecem’i ailesinde sevmeyen kimse yoktu. Küçük kız ailenin paylaşılamayan bir üyesi olmuştu. Dayıları kızı omuzlarından indirmezken anne babası yeni torununu el üstünde tutuyordu. Ecem Türk ailesinin ortasına tam anlamıyla mucize gibi doğmuştu. Aileyi yumuşatan yegane kişiydi. Arya öne geçerek kemerini bağlarken Gülten Hanım arka koltuğa geçerek Ecem’i sevmeye başlamıştı.

“Ah canımın içi, özledin mi Gülten babaanneyi?” dediğinde Arya gülerek arkaya bakmıştı.

“Gülten teyze sen babaanne olmak için çok gençsin,” dedi. Gülten Hanım utanırken Aras arabanın arkasını kontrol ederek yola çıkmıştı.

“Gülşen’ler bizde mi?” Arya’nın sorusu ile kadın bakışlarını öne çevirmişti.

“Yok kızım onlar sonra gelecek. Düğünün olacağı yeri görmeye gittiler. Gülşen’in Okulu başladığı için pek vakit bulamadılar salonu görmeye.”

“Anladım, hayırlısı olsun artık. Sen nasıl oldun, doktor kontrolü nasıl geçti.” Gülten Hanım gelen soruyla kısa biran duraksamıştı. Kadının gözlerinde ki hüznü Arya yanlış anlamıştı.

“Gülten teyze, kötü bir şey mi oldu? Neden doldu gözlerin?” kadın kendine gelerek hızla başını sallamıştı.

“Yok kızım, çok şükür iyiyim. Adnan beyin tanıdığı doktor sağ olsun çok ilgilendi. Birkaç ilaç yazdı ama burada bulamadık. Dayın getireceğini söyledi.” Arya dayısının adının geçmesiyle daha bir dikkatli dinlemeye başlamıştı. Düğünden sonra dayısının davranışları oldukça değişmişti. Annesinden öğrendiğine göre dayısı ve Gülten teyzesi yıllar önce tanışıyorlardı. Arya başta tesadüfe şaşırsa da günler geçtikçe garip bir şekilde ikili arasında ki ilişkiyi şüpheli bulmaya başlamıştı.

“Dayım dediyse bulur getirir Gülten teyze, senin için rahat olsun,” dedi. Kadının son sözleri bunlar olmuştu. Araba aile binasının önüne durduğunda Arya arabadan inerek arkada oturan küçük kızı kucağına almıştı.

“Nereye geldik küçüğüm?”

“Dayı…” Ecem ellerini çırparken Arya küçük bir kahkaha atmıştı.

“Evet meleğim, dayıya geldik,” dedi. Arya kucağında debelenen küçüğü yere bırakırken Ecem eve doğru koşturmaya başlamıştı. Dış kapının koluna yapışarak sallanırken bir yandan da ayağı ile kapıya vuruyordu. Aras kızının asi davranışı ile gülümsemişti.

“Şu hale bak, dayı diye ortalığı yıkacak. Akın görmesin,” dediğinde Arya gülümsemekle yetinmişti.

“Dayı…” Ecem’in çığlığı ortamda yankılanırken kapının otomatiği basılarak kapı açılmıştı. Ecem açılan kapıdan içeriye girerken Aras hızlı birkaç adımda kızını kucağına alarak merdivenlere yönelmişti.

“Dur kızım düşeceksin.” Aras kızıyla evin kapısına ulaştığında Arya da asansörden Gülten hanımla inmişti. Kapı zilini çalarak açılmasını beklerken Ecem debelenerek babasının kucağından yere inmişti. Kapıyı açan Emine Hanım küçük kızın bacaklarına sarılmasıyla gülmüştü.

“Torunum gelmiş,” diyerek küçük kızı kucağına alıp öperken Aras kadına selam vererek boştaki elini öpmüştü.

“Nasılsın anne?” Aras’ın sorusuna “Çok şükür,” diyerek cevap veren kadın kızını ve Gülten hanımı görünce kucağında ki küçük kızı yere bırakıp onlara sarılmıştı.

“Dayı…” Ecem uzatarak Serdar’a seslenirken salona girdiğinde onu Ahmet Bey karşılamıştı. Aras kızını yakalamak için hızlı adımlar atsa da küçük kız çoktan koltukta oturan yaşlı adamın dizlerine tırmanmıştı bile. “Selamünaleyküm baba, nasılsın?” diye sorduğunda adam selamını alarak küçük kızla ilgilenmeye devam etmişti.

“Dede, dayı nerede?” diye sormuştu.

“Dayı gelecek kızım, hadi sen bebeğinle oyna,” diyerek yan tarafta duran bebeğe uzanmıştı. Aras adamın kızının saçını okşaması ile derin bir iç çekmişti. Küçüğü seviliyordu, hem de samimi bir sevgiyle seviliyordu. Arya salona gelerek babasının elini öperken Ahmet Bey yerinde doğrularak kızına sıkıca sarılmıştı.

“Hoş geldin kızım, nasılsın?”

“Çok şükür babacım ben iyiyim, asıl sen nasılsın? Abim yine hastaneye gittiğinizi söyledi bir sorun yok değil mi?” Ahmet Bey hüzünlü bir ifade ile kızına bakmıştı. Canının diğer yarısı uzaklara gidince tüm özlemini onun kopyası olan Arya’ya odaklanmıştı.

“Yine onu düşünüyorsun değil mi baba? Alya çok iyi biliyorsun. Her gün konuşuyorsunuz ama hala endişelisin.”

“Her gün konuşmak yanında olması gibi olmuyor kızım. Bu yaşınıza kadar sizi dizimin dibinden hiç ayırmadım. Şimdi biziniz kendi yuvasını kurdu diğeri okumak için uzaklara gitti.” Arya babasının duygu dolu sesiyle hüzünlenmişti.

“Yapma baba, bir gün zaten dizinin dibinden ayrılacaktık. Önemli olan mutlu olmamız değil mi?” Ahmet Bey dizinin dibine çöken kızının saçlarını okşarken evliliğin ona ne kadar yakıştığını düşünmeden edememişti. Yüreğinin diğer yarısının gözleri gülüyordu. Arya babasının saçlarında dolanan elini tutup öperken hafif gülümsemişti.

“Bizler her zaman yanında olacağız baba. Yeter ki sen başımızda ol.”

“Dayı…” Ahmet Bey ve diğerleri küçük kızın çığlığı ile kapıya dönerken Serdar kendisine koşan küçük kızı kollarının altından tutarak havaya kaldırmıştı.

“Dayısının prensesimi gelmiş?” diyerek kızı öpmeye başladığında Ecem kıkırdayarak adamın yüzünü yakalamaya çalışıyordu. Aras karısına yaklaşarak homurdanmıştı.

“Kızım bana bile böyle koşup sarılmamıştı.”

“Kıskanma Aras, abimin çocuklarla arası her zaman iyi olmuştur.”

“Yine de kızımın ona beden daha çok sevgi göstermesi hoşuma gitmiyor,” dedi. Arya kocasının kıskaçlığına gülerken aile iyeleri bir bir salona doluşmaya başlamıştı. Bu gün düğün hakkında son karar verilecekti.

“Arya kızım Alya ile konuştun mu ne zaman gelecek?” Emine hanımın sorusu ile Arya annesine dönmüştü.

“Konuştum anne, bu hafta sınavları var, haftaya gelmeyi planlıyor.”

“İyi bari, düğün hazırlıklarına da yardım eder.” Serdar kız kardeşine göz kırparak sormuştu.

“Dayım da gelecek değil mi?” dediğinde Arya abisinin imalı sözleri karşısında gözlerini kısmıştı. Anlaşılan kurnaz abisi yine bir iş peşindeydi.

“Elbette, o da Alya ile gelecek. Biliyorsun onun üniversitesinde eğitim vermeye başladı.” Serdar kaynanasına kısa bir bakış atarak yerinden kardeşine dönmüştü.

“Bilmez miyim, en çok ananem sevindi oğlunun geri dönmesine. Hem yakında burada ki üniversitede de ders vermeye başlayacakmış.”

“Öyle mi, benim haberim yok. Alya da bir şey söylemedi.” Arya şaşkınlıkla abisine bakarken Serdar gülmüştü.

“Kendisi söyledi, burada da bir ev tutacakmış. Bana ev bakmamı söyledi. Haftanın iki günü burada, iki günü de orada ders verecek,” dediğinde Arya kaşlarını çatmıştı.

“Zor olmayacak mı? Sürekli yolculuk edecek,” dedi. Serdar omzunu silkeleyerek umursamaz bir şekilde “Artık uçakla her yer yakın. Üstelik okul biletlerini alacakmış.” İki kardeşin konuşması aile üyelerinin dikkatinden kaçmamıştı. Emine Hanım mutlulukla kocasına bakarken derin bir iç çekmişti.

“Ah birde yuvasını kurduğunu görebilsek” dediğinde Arya’nın gözleri kısılmıştı. Anne oğul bir işler karıştırıyordu. Artık kesin emin olmuştu. Salonda gözlerini dolaştırdığında annesinin Gülten teyzesine bakışlarını yakaladığında gözleri şaşkınlıkla büyümüştü.

‘Yok artık!’

***

Adnan amca ile Gülten teyzeye uğramadan final vermek uygun olmazdı. Umarım hikayenin finalini beğenirsiniz. Bir kaç gün için de yeni hikaye Gelincik Çiçeği hikayesinin tanıtımını yayınlayacağım. Ayrıca yeni bir hikaye daha paylaşacağım.

40.BÖLÜM <<<<<<—–>>>>>> FİNAL

16533cookie-checkTATLI HATA FİNAL PART1
mermaridyy hakkında 333 makale
Yasemin Yaman KTÜ Orm. End. Müh. mezunu. Şuanda Parola Yayınlarında yazar. Hobileri yazmak, müzik dinlemek, basit çizimler yapmak ve manga okumak. Benim Küçük Gelinim ve Göremediğim Sen, Sen Olmadan Asla, Kara Duvak, Hep Seni Bekledim adında beş kitabı basıldı.

11 yorum

  1. Final olması bir yandan üzerken,diğer taraftan Alya yı okumak için sabırsızlanıyorum….ellerinize emeğinize yüreğinize sağlık yine gönüllerimiz şenlendi. ❤❤❤

  2. Bölüm için teşekkürler harikaydi ❤️ Alya olmayınca bir burukluk oldu ama onu okuyacagimiz için geçti hemen 🙂 ayrıca Emine hanım ve Serdar’in planını anladık gibi 😀 . Arya ve Aras’in ilişkilerine bayılıyorum özel bölümlerde de okuruz umarım ❤️

  3. Merhaba tüm hikayeyi okudum yanlış anlamazsanız bir okuyucu olarak genel bir yorum yapmak isterim açıkçası hikaye örgüsü diğer hikayelerinizde de olduğu gibi iyi ama edebiyat hissiyatla ilgili bir olgu olay örgüsü yan etken olabilir en fazla,asıl tema duygular,hissiyatlar; öyle ki okuyucuyu olaylar değil kahramanların duygularında kendilerini bulmaları ,keşfetmeleri… kitabı asıl ölümsüz kılan bu…olay örgüsü elbette biter ama hissiyatlar insanların duyguları daha ölümsüz bişey herkeste ayrı ve dahi eşsiz oranda örneğin Gabriel García Márquez‘in kırmızı pazartesi kitabı ilk sayfada kitabın olay örgüsündeki sonu yazmıştır ama yazar son sayfaya kadar okuyucuya kitabı okutuyor bunu yapmasın sebebi elbette duyguları irdelemesi,hissiyatı verebilmesi benim size tavsiyemde bunu dikkate almanız birde replikler muhtemelen altyazılı(Kore) dizi film izleme sebebiyle çok bizden değil gibi açıkçası nasıl tam olarak tanımlayabilirim bilmiyorum ama günlük veya hayatta değilmiş gibi. Neyse bu denli olay örgüsünü kuran birinin 3.sınıf yazar kategorisinde olmamalı mümkünse Hasan Ali Yücel serisi stefan zewing gibi yazarların kitaplarını birde böyle incelemeniz(lütfen bu cümleleri hakaret veya halsizlik olarak algılamayın daha öncede size farklı bir platformda yazmıştım tabi ozaman karakterlerin sabit ve mükemmel çizgileriyle alakalıydı)

  4. Betimleme noktasında çok ince ayar gerektirdiği elbette aşikar Buda ancak güzel bir araştırma ve okumalar sonunda kazanılacak bir özellik ve bence siz bunu başarırsınız… hakeza potansiyeliniz çok yüksek, kaleminizde cevher var ama bunu işlerseniz,emek sarf edip ,bu konu hakkında çalışırsanız doruk noktasına ulaşır ve eminim güzel eserler çıkar kaleminizden…sizi daha güzel yerlerde görme umudu ve duasıyla

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*