TATLI HATA FİNAL 2

Merhaba arkadaşlar. Oldukça uzun bir bölümle geldim. Bu hikayeyi de bitirmenin gururunu yaşıyorum. Umarım seversiniz. Yakında Alya’nın ve başka bir karakterin daha hikayesini okuyacaksınız. Takipte kalın lütfen. Keyifli okumalar.

***

Arya fark ettiği şeyle şaşkına dönerken kocasının da dikkatini çekmişti. Emine Hanım kızının bakışlarını görünce kaşlarını çatarak ona kapıyı işaret etti. ,

“Ben bir çay koyayım,” diye genç kadın kapıya yöneldiğinde Emine hanımda yerinden kalkarak peşinden gitmişti.

“Arya, içerdeki tavrında neydi öyle?” Arya annesinin mutfağa girip kapıyı örmesini şüpheli bakışlarla izlerken genç kadın gözlerini kısarak annesine baktı.

“Neyin peşindesin anne?”

“Üstüme iyilik sağlık neyin peşinde olacağım?” Arya annesinin kendini savunmasıyla daha da şüphelenmişti.

“Anne, seni iyi tanıyorum. Dayımı evlendirmek istemende ki amaç nedir?” Emine Hanım masadaki sandalyeyi çekerek oturmuştu.

“Sanki dayını ilk kez evlendirmek istiyoruz, saçmalama Arya.”

“Anne, karşında çocuk yok. Elbette ilk kez onu evlendirmek istemiyorsunuz ama neden Gülten teyzeye o şekilde bakıyordun? Sanki dayımla onu…” Arya farkına vardığı şeyle elleriyle ağzını kapatarak annesine bakmıştı.

“Sen ciddi misin anne?”

“Sessiz ol Arya, biri duyacak şimdi.”

“Anne, bu söylediğini aklın alıyor mu?” Emine Hanım kızına ters bir bakış atarak konuşmuştu.

“Neden olmasın, ikisi de yaşıt. Neden evlenmesinler. Hem annem de sıcak bakıyor bu duruma.” Arya ağzı açık bir şekilde annesine bakarken kadının ciddi duruşu karşısında yutkunmadan edemedi.

“Ya dayım, o ne diyecek bu düşüncenizi duyduğunda.”

“Ne diyecek, mutlu olacaktır. Ne de olsa bir zamanlar sevdiği…” Emine Hanım ağzından çıkan şeyi son anda fark ederek susmuştu. Arya şaşkınlığına şaşkınlık ekleyen annesinin sözlerine inanamıyordu.

“Gerçekten mi?”

“Arya, bu duyduğunu unut kızım?””

“Anne sen ciddi misin? Dayımın sevdiği kadın o muydu?” Arya nedense Gülten teyzesinin adını ağzından çıkaramamıştı.

“Arya…” Emine Hanım devam edeceği sırada mutfağın kapısı tıklatılarak içeriye Gülten Hanım girmişti.

“Özel mi konuşuyordunuz anne kız, ben çıkayım isterseniz?” Emine Hanım kızına uyarıcı bir bakış atarken Gülten hanıma dönerek konuşmuştu.

“Aşk olsun Gülten senden gizli saklımız mı var. Arya’ya yeni torunu ne zaman yapacağını soruyordum.”

“Henüz çocuk istemiyorum anne,” diyen Arya kapı ağzından kendisini duyan kocasından habersizdi. Genç adam karısının çocuk istemediğini düşünerek üzülürken genç kızın konuşmasının devamını dinlerken derin bir nefes almıştı.

“Neden, Ecem ile beraber büyür işte.”

“Olmaz anne, Ecem daha çok küçük. Biraz büyüyene kadar sadece onunla ilgilenmek istiyorum. Küçüğümün anne baba sevgisini paylaşmasını istemiyorum.”

“Arya, bu şekilde düşünmemelisin. Sen ikisine de bakabilirsin. Hem Aras’ta sana yardımcı olur.”

“Biliyorum anne ama korkuyorum. Kızımın kendini yalnız hissetmesini istemiyorum. Bebek olursa onunla daha çok ilgilenmek zorunda kalacağım. Ecem’e vakit ayıramamaktan korkuyorum.”

“Sen yine de iyi düşün. Yuvayı sağlamlaştıran çocuktur.”

“İyi ya, bizim bir çocuğumuz var zaten, ikinciyi sonra düşünürüz.” Aras karısının sözlerine hafif bir şekilde gülümsemişti.

“Aras ne diyor bu duruma, ya o ikinci çocuğu isterse?”

“Bilmem daha konuşmadık. Konuşmak için çok erken. İkinci içinde bir zahmet beklesin. Ben sevgimi bölmek istemiyorum. Ecem şimdilik bize yetiyor.” Emine Hanım ve Gülten Hanım şaşkınlıkla genç kadına bakmıştı.

“Sen bilirsin kızım, yine de düşünmeni istiyorum.” Arya kaynayan suyla çay demlerken omzunu silkmekle yetinmişti. Aras konuşmanın bittiğini düşünerek kapının yanından ayrılırken karısının kızına olan düşkünlüğünü hayranlıkla dinlemişti.

“Baba, anne neyede?” Ecem babasının kucağına tırmanırken uykulu gözlerle babasına bakmıştı.

“Anne mama hazırlıyor kızım,” Ecem yüzünü asarken babasının kucağından inerek yavaş adımlarla kapıya yönelmişti. Küçük kızın yalpalayarak yürümesini gülümseyerek izleyen aile üyeleri derin bir iç çekmişti.

“Arya’ya çok düşkün.” Ahmet Bey konuşurken Aras ona cevap vermişti.

“Arya da ona düşkün. Bazen onları kıskanmadan edemiyorum.”

“Aralarında ki sevgi iyidir, buna sevinmen gerekir.”

“Çok şükür.” Aras adamın sözlerine gülümserken içten içe de şükretmişti. Kızı ve karısı arasında ki sevgiye hayrandı. Onlar konuşmalarına devam ederken Arya mutfakta bardakları hazırlıyordu.

“Yengemler ne zaman gelecek anne?” Emine Hanım gelen soruyla yüzünü asarken Arya sıkıntıyla nefes vermişti.

“Gelirler birazdan.” Annesinin ses tonundan hoşlanmayan genç kadın kaşlarını çatarak sormuştu.

“Ne oldu anne?”

“Yok bir şey…”

“Anne lütfen, yengemle tartıştınız mı?” Arya inanmak istemediği bir soruyu sorarken Emine Hanım hızla itiraz etmişti.

“Esma kızımla niye tartışayım Arya, Allah herkese onun gibi gelin nasip etsin. Şu kaçırma olayından sonra Selim eskisi gibi gelip gitmez oldu. Baban ona söylemediği için çok ağır konuştu abine.” Arya annesinin sözlerine üzülürken ne söyleyeceğini bilememişti.

“Yengem bir şey demiyor mu?”

“Kızcağızda arada kalıyor. Selim gelmeyince o da gelemiyor bize. Ne yapacağımı şaşırdım. Baban sonradan pişman oldu ama iş işten geçti. Abin bir daha kızlarına karışmam deyip çekti gitti.”

“O ne demek öyle? Abim bizimle ilgilenmeyecek mi artık?”

“Gelince ona sorarsın Arya, benim canım sıkıldı.” Bakışlar Gülten hanıma dönerken kadının sessiz bir şekilde oturduğunu gördüler.

“Gülten teyze?” Arya’nın sesiyle kendisine gelen kadın başını kaldırarak “Efendim kızım,” dedi.

“Bir şey mi oldu, neden dalgınlaştın?” kadın kızın sorusu ile başını sallamıştı.

“Yok kızım, sadece düşünüyordum. Gülşen’im yakında gelin oluyor, ondan ayrılmak kolay olmayacak.”

“Ayrılmayacaksın ki? Aynı yerde oturacaksınız.”

“Ne kadar öyle olsa da bir gün ayrılacağız. Serdar oğlumun mesleği malum, bu gün yarın

tayini çıkarsa karısını da yanında götürecek. Efe de yakında yatılı okula gidecek. Sonra da üniversite…” Kadının derin iç çekmesi ile Emine Hanım yanına yaklaşarak elini tutmuştu.

“Üzülme dünür, Allah bir kolaylığını elbet verir. Bir şey soracağım ama darılmanı istemiyorum Gülten.” Kadın merakla Emine hanıma bakarken “Ne soracaksın?” dedi.

“Gülten, kocan öldükten sonra yeniden evlenmeyi hiç düşünmedin mi?” Emine hanımın sorusu ile gerilen kadın yutkunarak ona bakmıştı.

“Düşünmedim?”

“Neden?

“Üç tane yetimim vardı, onları kimsenin eline bırakamazdım.” Emine Hanım kadına anlayışla bakarken Arya duygulanarak bakışlarını kaçırmıştı.

“Eşin şehit olduğunda kaç yaşındaydı Gülten teyze?” Arya’nın sorusu ile Gülten hanımın bakışları hüzünlenmişti.

“25 yaşındaydım.” Arya şaşkınlıkla kadına bakarken ne söyleyeceğini bilememişti. Yirmi beş yaşında üç çocukla bir başına kalmıştı. İsteseydi o yaşta çok rahat evlenebilirdi. Üstelik oğlu büyüyüp babasının yolundan gitmişti.

“Çok gençmişsin. Ama maşallah üç tane ter temiz evlat yetiştirdin Gülten, Allah sana mükâfatını verecektir.”

“Onlar iyi olsun da ben bakarım başımın çaresine.”

“O nasıl söz Gülten, biz ne güne duruyoruz.” Kadın Emine hanımın çıkışına gülümsemişti.

“Allah razı olsun Emine,” Arya’ya bakarak yinelemişti. “Hepinizden razı olsun. Kızıma da oğluma da kol kanat gerdiniz. Pırlanta gibi evlat yetiştirdin. Biliyorum ki bana bir şey olsa Serdar oğlum hem kızıma hem oğluma sahip çıkar.”

“Allah hepimizden razı olsun Gülten, hepimizden. Daha yaşın ne ki bu şekilde konuşuyorsun. Sen daha çok çocukların başında duracaksın.”

“İnşallah.” Emine Hanım zamanının geldiğini düşünerek konuya girmeye karar verdi.

“Gülten sana bir şey soracağım ama kızma.”

“Sor Emine, neden kızayım.”

“Uygun biri çıkarsa evlenmek istemez misin?” Gülten Hanım gelen soruyla şaşırmıştı. Bir Emine’ye bir de Arya’ya bakıyordu. Garip bir şekilde soru kadına komik gelmişti.

“Bu yaştan sonra ne evliliği Allah aşkına Emine, güldürdün beni.” Emine Hanım istifini bozmadan ciddi bir şekilde kadına bakarken Gülten hanımın gülen yüzü solmuştu.

“Sen ciddi ciddi soruyorsun?”

“Evet, ciddi bir şekilde soruyorum.”

“Olmaz o iş Emine.”

“Neden olmasın, hala çok gençsin. Çocuklar yarın bir gün yuvadan uçacak sen tek kalacaksın. İstemez misin evde bir can yoldaşı?”

“Emine, kapatalım bu konuyu. Boyum kadar çocuklarım var benim. Sen söylemedin bende duymadım bu sözleri.”

“Sen yine de düşün Gülten, Gülşen evlenecek, Efe de okula gidecek. Yarın bir gün yalnız kalacaksın. Çocuklar eminim senden daha sıcak bakar bu duruma.” Gülten Hanım bakışlarını kaçırarak masanın üzerinde birleştirdiği elleriyle oynamaya başlamıştı. Kadının susması Emine hanımı umutlandırmıştı. Arya annesine bakarken kapıda annesine bakan Gülşen’i görünce yutkunmadan edememişti. Genç kadın kapıya doğru ilerlerken Gülten Hanım görmeden Gülşen’i kapıdan uzaklaştırmıştı. Genç kızı odaya götürerek yatağa oturttu.

“Gülşen, iyi misin?” genç kız görümcesine bakışlarını kaldırarak başını sallamıştı.

“İçeride konuşulanlardan rahatsız olduğunu biliyorum ama annemin bir art niyeti yoktu.” Gülşen yeniden başını sallayarak cevap vermişti.

“Biliyorum, Emine anne yanlış bir şey söylemedi.” Arya şaşkınlıkla genç kıza bakmıştı.

“Sen bu duruma sıcak mı bakıyorsun?” Gülşen gözleri dolu dolu Arya’ya bakarken derin bir iç çekmişti.

“Abim hayattayken konuşmuştuk. Annem çok gençti abim her Cuma ona evlenmek ister misin anne diye sormuştu. O zamanlar abim polis akademisine gidiyordu. Dedemler de anneme sürekli baskı yapıyorlardı. Annem o zamanda kabul etmemişti. Biz olsak da çok yalnızdı.” Arya üzgün bir şekilde genç kıza bakarken dayanamayarak sordu.

“Ya şimdi evlenmek isterse ne yaparsın?” Gülşen hızla başını kaldırırken gözlerini de olabildiğince açmıştı.

“Ben bilmiyorum. Sanırım anneme bırakırdım. Hayat onun hayatı.”

“Yani kabul ederse sizde kabul edersiniz.” Gülşen sessiz kalırken Arya gülümseyerek genç kızın önünde diz çökmüştü.

“Gülşen, sana bir şey söyleyeceğim ama aramızda kalmasını istiyorum.”

“Elbette.”

“Annem ve ananem sanırım anneni dayımla evlendirmek istiyor.” Gülşen aldığı haberle şaşkına dönerken Arya onun şaşkınlığına gülmeden edememişti.

“Sen, emin misin?” Arya başını sallayarak cevap vermişti.

“Evet, eminim. Eğer öyle bir istekle gelirlerse önceden hazırlıklı olmanı istiyorum. Annen kabul etmedi ama annemi tanıyorum. Mutlaka Gülten teyzeyi ikna eder.”,

“Peki ya dayın?” Arya kızın sorusu ile derin bir iç çekmişti. Hala dayısının sevdiği kadının Gülten teyzesi olduğuna inanamıyordu.

“Sanırım dayımın henüz bundan haberi yok. Ama yakında o da öğrenir. Anladığım kadarıyla başta anneni ikna etmek istiyorlar.” Gülşen başını sallayarak kararsız bir şekilde cevap vermişti.

“Ben bilmiyorum. Dayını çok tanımıyorum ama Serdar’ın anlattığı kadarıyla iyi biri olmalı.”

“Dayım dünyada ki en iyi adamdır. Bak babamdan bile iyidir. Eğer annen onunla evlenirse gerçekten mutlu olacaktır.”

“Bilmiyorum Arya, annem ne karar verirse arkasında duracağım. Evlenmeye karar verirse onun adına mutlu olurum ama istemezse de onu zorlamam.” Arya kızın sözlerine gülümseyerek başını salladı.

“Hadi salona geçelim. Herkes toplanmıştır.” Gülşen oturduğu yerden kalkarak genç kadının arkasından kapıya yönelmişti. Aklı karma karışıktı. Yakın zamanda düğünü olacaktı ve annesinin zaman zaman kendisine bakarak düşüncelere daldığını görebiliyordu.

“Gülşen, bir şey mi oldu?” genç kız dalgın bir şekilde koridordan salona geçeceği zaman sevdiği adamın sorusu ile yerinden kalmıştı. Genç kız başını iki yana sallarken Serdar ona inanmadığını belli eden bir ifadeyle bakmıştı.

“Hani aramızda sır olmayacaktı?” genç kız derin bir iç çekerek “Balkona geçelim mi?” diye sordu. Serdar kızı onaylarken birlikte balkona geçmişlerdi. İkili Arya ile olan konuşmanın kritiğini yaparken Serdar bu durum karşısında oldukça mutlu olmuştu. O akşam aile yapılacak düğün için toplanmış olsa da bir çoğunun aklında Adnan ve Gülten’i nasıl bir araya getirebilecekleri düşüncesi vardı.

***

Genç kız zorlukla çıktığı arabanın ön koltuğuna otururken dayısı ona gülerek bakmıştı. Onun kendisine gülmesi genç kızın kaşlarını çatmasına neden olurken sitem etmeden duramamıştı.

“Dayı neden arabayla gidiyoruz ki? Uçakla gitsek daha kolay olmaz mıydı?”

“Bu şekilde daha ekonomik olur hayatım. Hem yolda gezerek gideriz.”

“Seni bilmesem cimri olduğunu söylerdim dayı,” Alya kollarını birbirine bağlayarak arkasına yaslandığında arabanın önüne atlayan genç adamı görünce duraksamıştı. Adnan Bey kaşlarını çatarak genç adama bakarken Alya sıkıntıyla nefesini dışarıya verdi.

“Şimdi yandık işte,”

“Neler oluyor Alya, bu çocuk neden arabanın önüne atladı?”

“Elindeki valize bakarsak bizimle gelecek.” Alya’nın sakin bir şekilde konuşması dayısının kaşlarını çatmasına neden olmuştu. Arabanın camını aşağıya indirerek “Ne yapıyorsun arabanın önünde?” diye sordu.

“Hocam bende sizinle gelebilir miyim? Serdar abinin düğününe gelmeyi çok istiyorum.” Adnan yeğenine dönerken Alya omzunu silkeleyerek karşılık vermişti.

“Dayı, kabul etsen iyi olur. Yoksa bizimde gitmemizi geciktirmek için elinden geleni yapar.” Adnan yeğeninin sözleri ile başını sallamıştı.

“Arkaya geç, ama sakın çok konuşayım deme.” Adam hızla arka kapıyı açarken hayranlıkla arabanın içine tırmanmıştı. Kendini koltuğa çektiğinde nefes nefese kaldı.

“Merhaba hocam ben Ahmet, Alya’nın arkadaşıyım.” Adnan çocuğun kendini sevimli gösterme çabalarına başını sallayarak “geriye yaslan,” şeklinde cevap vermişti. Ahmet sırtını konforlu koltuğa yaslarken hala derince nefes alıp veriyordu.

“Ne oldu, peşinden birimi kovalıyordu?” Alya’nın sorusu ile Ahmet gülümsemişti.

“Size yetişmeye çalışıyordum. Ayrıca annemlerin selamı var.”

“Aleykümselam,” Adnan ve Alya genç adamın getirdiği selamı alırken Trabzon’a doğru yola koyulmuşlardı. Bol sohbetli geçen yolculukta arabayı Ahmet ve Adnan dönüşümlü olarak kullanmıştı. Genç adam arabanın sürüşüne hayran kaldığında fiyatını sormuş aldığı cevapla uzun bir ıslık çalmıştı. Yol boyu Karadeniz şarkıları onlara eşlik etmişti. Hüzünlü şarkılarda dalıp giden Alya içinde bulunduğu çıkmazdan kurtulmanın yollarını aramaya başlamıştı.

“Ne düşünüyorsun Alya?” dayısının sorusu ile öne doğru eğilerek yolcu koltuğunda ki adama bakmıştı.

“Sonunda Serdar abim de evleniyor, kendimi yalnız hissetmeye başladım.”

“Sıra sana geldi desene?” Ahmet’in sözleri ile genç kızın yüzü asılmıştı.

“Ben evlenmeyi düşünmüyorum. Dayım gibi tek tabanca takılacağım.” Adnan Bey yeğeninin sözlerine acı bir şekilde gülümsemişti.

“Yalnız takılmak düşündüğün kadar eğlenceli değil Alya, iyi düşünmelisin.”

“O zaman sen neden evlenmiyorsun? Annem de ananem de bunun için ağzının içine bakıyor. Hala çok gençsin,” dediğinde Adnan bey derin bir iç çekmişti.

“Belki de evlenmemim zamanı gelmiştir.” Alya şaşkınlıkla amcasına bakarken oldukça heyecanlanmıştı.

“Gerçekten mi?” genç kızın heyecanı adamı güldürürken Ahmet ikilinin konuşmasını sessizce dinledi.

“Elbette, hem duyduğuma göre annen ile annem bu iş için oldukça uğraşıyormuş.” Alya diğer yarısından öğrendiklerini dayısının da öğrendiğini duyunca duraksamıştı. Adamın gülerek söyledikleri kızın dikkatinden kaçmazken dayısının bu evliliğe sıcak baktığını fark etmek heyecanını daha da arttırmıştı. Araba Giresun sınırından Trabzon sınırlarına doğru ilerlerken Ahmet derin bir nefes almıştı.

“Şu memleketin havası hiçbir yerde yok.” Alya genç adamın sözleri ile nerede olduklarını fark edince yolun çok çabuk bittiğini düşünmüştü.

“Ne çabuk geldik, trafik olmazsa bir saat içinde evde oluruz.” Adnan arabayı süren genç adama bakarak sormuştu.

“Yorulduysan ben süreyim,” dedi. Ahmet bir daha böyle bir arabayı ne zaman süreceğini düşünerek hızla reddetmişti.

“Yok hocam yorulmadım, siz bana yolu tarif edin yeter. Malum kaç yıldır buralara gelmedim, unutmuşum.” Alya adamın sözlerine gülümserken Adnan Bey içinden ‘bende yıllardır gelmedim ama bazı şeyler unutulmuyor,’ diye geçirdi. İkilinin tarifi ile araba Türk ailesinin binasının önüne park ederken dışarıda oynayan çocukların arasında yeğenlerini gören Alya sevinçle arabadan inerek kollarını açıp onları yanına çağırmıştı.

“Ali, Gül halanız geldi!” Alya’nın sesini duyan ikili hızla genç kıza koşarken Adnan Bey de onları gülümseyerek izliyordu.

“Selim abinin çocukları mı onlar?” Ahmet’in sorusu ile evden çıkan adam dikkat çekmişti.

“Alya?” Selim çocuklara bakmak için dışarıya çıktığında onlara sarılan kardeşini görünce duraksamıştı. Kardeşine seslendiğinde onun yerinde doğrularak kendisine dönmesini gülümseyerek beklerken genç kızı hızla kendisine doğru ilerlemesiyle kollarını açmıştı.

“Abicim, seni çok özledim.”

“Hoş geldin yarım elma, sizi düğünden önceki gün bekliyorduk.”

“Dayımın işi erken bitti bizde gelelim dedik.” Selim dayısına ve yanında ki genç adama bakarken kaşları çatılmıştı. Kız kardeşinin eve erkek getirdiğini düşünmek Selim’i oldukça germişti.

“Kim bu arkadaş?” Ahmet Selim’in anbean değişe ifadesi karşısında keyiflenerek genç adama cevap vermişti.

“Ben Alya’nın sözlüsüyüm,” dediğinde Alya gözlerini devirirken Selim hızla Alya’ya dönerek “Ne diyor bu gevşek?” diye sormuştu.

“Aşk olsun Selim abi, ne gevşekliğimi gördün?”

“Nereden abin oluyorum lan!” Selim öfkelenerek öne çıkarken Alya araya girmişti.

“Abi, sana gereksiz şaka yapıyor. Ahmet sende kes saçmalamayı. Sakın babamın yanında da bu şekilde konuşma.” Ahmet kızın uyarısı ile yüzünü asarken bir süre sonra omzunu silkeleyerek eski neşesine dönmüştü.

“Ee bana hoş geldin yok mu Selim abi, ne zamandır görüşmüyoruz.” Genç adam kısa bir süre karşısında ki Ahmet’i süzerken Adnan Bey dışarıda çok kaldıklarını söyleyerek onları eve yönlendirmişti. Eve girdiklerinde onları gören aile üyeleri hem şaşırmış hem de çok sevinmişti. Emine Hanım kızını kanatlarının altından ayırmıyordu. Sürekli genç kızın saçını okşuyor yüzünü seviyordu.

“Anne, artık küçük bir çocuk değilim. Lütfen misafirimize ayıp oluyor.”

“Sen sus bakayım, çok özledim ben kuzumu. Hem Ahmet yabancı mı?” diye sorduğunda araya onları izleyen Ahmet Bey girmişti.

“Baban nasıl evladım, keşke onları da getirseydin.”

“Size selamı var Ahmet amca, bir daha ki sefere inşallah gelecekler. Hem yakında buraya taşınmayı planlıyorlar.”

“Öyle mi çok sevindim. Yıllar oldu buradan gideli. Gelsin bir memleket havası alsın.” Ahmet Bey adaşına gülümseyerek bakarken onun doğduğu zamanı hatırlamıştı. Arkadaşı evde olmadığı için annesini Emine hanımla kendisi doktora yetiştirmişti. Ahmet doğduğunda ilk onun kucağına verilmişti. Arkadaşı geldiğinde Ahmet beye nasıl teşekkür edeceğini bilemediği için kendi adını oğluna vermişti. Ahmet gerekli olmadığını söylediğinde adam “Köklü Peygamberin adını taşıyorsun, senin vesilenle oğluma Efendimizin adını vermiş oluyorum,” demişti. Arkadaşının sözlerinden sonra itiraz dahi edememişti.

“Maşallah çok büyümüşsün, Alya ile birlikte okuyormuşsunuz?” diye sorduğunda sohbetin yönü de değişmişti. Birkaç saat sohbet ettikten sonra dinlenmek için odalarına çekildiklerinde Adnan Bey işi olduğunu söyleyerek evden ayrılmıştı.

***

Genç kadın başını yasladığı göğüsten kaldırarak kocasına bakarken oldukça huzurluydu. Aras gözleri kapalı bir şekilde dinlenirken karısının kıpırtısını hissetmiş ama gözlerini açmamıştı. Yüzünde gezen zarif dokunuşlarla dudakları hafif kıvrılmıştı.

“Uyumadığını biliyordum.”

“Huzuru dinliyorum.”

“Bu güzel bir şey olsa da artık gitmemiz gerekiyor. Limana uğrayacağız sonra da annemlere geçeceğiz. Biliyorsun yarın kına var.”

“Biliyorum,” Aras gözlerini aralarken aşkla karısına bakmıştı. Arya onun bakışlarından utanarak gözlerini kaçırırken Aras keyifle güldü. Onun gülüşü kızı daha da utandırmıştı.

“Gülmesene?” diye sitem ederken genç adam karısını iyice kendine çekerek şakağını öptü.

“Şu kızaran yanaklarına bayılıyorum. O kadar sevimli oluyorsun ki!” dediğinde Arya kaş çatarak kocasına döndü.

“Çok ayıp, beni utandırıp keyif çatıyorsun.”

“Seviyorum ne yapayım.” Arya adamın ağzından her ‘seviyorum’ kelimesi döküldüğünde içinin erimesine mani olamıyordu. Her geçen gün kocasının sevgisini daha da hisseder olmuştu. Kendi sevgisi ondan az değildi elbet ama sevmekten çok sevildiğini hissetmek daha çok ruhunu okşuyordu. Acaba kendisi ona sevgisini hissettirebiliyor muydu? Yapısı gereği çok fazla sevdiğini dile getiremeyen biri olsa da davranışlarıyla bu açığını kapatmak için elinden geleni yapıyordu.

“Aras?”

“Efendim güzelim.” Aras’ın hitabı ile duraksayan genç kız hafif kaykılarak gözlerini genç adamın gözlerine sabitlemişti. Aras onun önemli bir şey söyleyeceğini düşünerek dikkatle o gözlere baktı.

“Seni sevdiğimi biliyorsun değil mi?” Aras gelen soruyla irkilirken hafif gülümsemişti.

“Nereden çıktı şimdi bu?”

“Biliyorum, sürekli söyleyemiyorum. Elimde değil ben böyleyim ama bu seni sevmediğimi göstermez değil mi? Ben çok mutluyum yanında, bunu söyleyemesem de bilmeni istiyorum. Seni ve kızımızı çok seviyorum.” Aras kızın sözlerine derin bir iç çekerek onu daha çok kendine çekmişti. Elinde olsa kollarına ki kadını ciğerinin içine saklardı. Arya onun için nefes almak kadar değerliydi. Yaşam kaynağıydı. Birini bu kadar seveceğini söyleselerdi gülüp geçerdi. Ama şimdi karısı olmadan nefes dahi alamayacağını hissediyordu.

“Bunu söylemene gerek yok hayatım, ben sevgini iliklerime kadar hissedebiliyorum. Birde bunu dert edip kendini üzme.” Aras bir süre daha karısının sessiz kalışını dinleyerek başını genç kadının boyun girintisine gömüp kokusunu içine çekmişti.

“Hadi çıkalım yoksa geç kalacağız.” İkili hazırlanıp evden çıkarken Arya küçük kızı düşünüyordu. Düğün hazırlığı için onu Asiye babaanneye bırakmışlardı. Her gün görüntülü konuşsalar da ikiliye yetmiyordu.

“Ecem’i özledim. Şu düğün bitse de küçüğüm yanımıza gelse.” Arya’nın sözleri ile Aras gülmüştü.

“Alya ile konuştun mu?” Arya başını sallarken birkaç gün önce gelen ikizini düşünmeye başladı.

“Evet, öğleden sonra buluşacağız.”

 “Özlemiş olmalısın, istersen akşam bize davet edelim. İki kardeş konuşursunuz.” Kocasının sözleri ile genç kız duraksamıştı.

“Geleceğini zannetmiyorum. Alya geldiğinden beri çok durgun. Bir derdi var ama söylemiyor.”

“Bende fark ettim. İlk tanıştığımızda ki gibi gözleri muzip parlamıyor. Onunla konuşmanda fayda var.” Arya kocasının düşünceli davranışı karşısında mest olmuştu. Ailesine kendisi kadar değer verdiğini elbette biliyordu ama bunu görmek Arya’yı mutlu etmeye yetiyordu.

“Bu akşam ailemde kalsam?” genç kadın kocasına çekinik bir şekilde bakarken Aras kadının sorusuna gülümsemişti. Evlendiklerinden beri karı koca hiç ayrılmamıştı. Birkaç kez baba evinde birlikte bile kalmışlardı ama ilk kez ondan ayrı gece geçirecekti. Karısının rahat etmesi için gerekirse bir geceye de katlanacaktı. Fark etmişti ki Alya’nın mutsuzluğu karısına da yansıyordu.

“Sadece bu gece, yarın yanımda olacaksın.” Arya inanmaz bir şekilde Aras’a döndüğünde sevinçle onun boynuna atlamıştı.

“Söz kocacım, yarın yanında olacağım. Teşekkür ederim…” Aras karısının sevincine gülerken arabayı limandan içeriye sokmuştu. Birkaç saatlik çalışmanın ardından oradan ayrılan ikili aile evine gitmişti. Günler oldukça yoğun geçiyordu. Serdar’ı ve Gülşen’i evlilik heyecanı çokta sarmıştı. Sadece onları değil Adnan beyi de bu heyecan sarmaya başlamıştı.

***

Adnan Bey arabasından karşısında ki evin kapısını izliyordu. Oldukça tedirgin olan adam yapacağı konuşma için kendi kendine cesaret vermeye çalışıyordu. Korkunun ecele faydası olmadığını düşünerek arabasından aşağıya atlamıştı. Gözünün önüne delikanlıyken aynı kadının kapısına nasıl heyecanla gittiği günler gelmişti. Sonu acı bitse de bu kez şansını deneyecekti. Evin bahçe kapısından içeriye girerken demir kapının çıkardığı sesle ürpermesine engel olamamıştı. Oldu olası kapı gıcırtılarından, tebeşir sesinden nefret ederdi. Aklının bir köşesine kapıyı yağlamayı not ederek evin kapısına doğru ilerledi. Kadının evde yalnız olduğunu biliyordu. Elinde öğrenciyken kısıtlı imkanla aldığı bileklik dururken ondan güç almak istercesine avucunu sıkmaya başlamıştı. Kapının zilini çaldığında bir süre sonra kapıyı ömrü boyunca kendisini içeri buyur etmesini istediği kadın açmıştı.

“Adnan Bey?” kadının hayran olunası şaşkın ifadesi adamın yüzünün gülümsemesine neden olmuştu.

“Biraz konuşabilir miyiz?” Gülten Hanım kapısında ki adamı görünce oldukça şaşırmıştı. Üzerini düzeltme isteğine engel olarak başını salladı.

“Elbette, bir sorun yok değil mi?” Adnan Bey kadının geriye bakıp tedirgin olmasından kendisini eve almaktan çekindiğini anlamıştı.

“İsterseniz bahçede oturalım.” Gülten yutkunarak başını sallamıştı. Teklif karşısında ne kadar rahatladığını belli etmemeye çalışsa da Adnan Bey anlamıştı.

“Çay içer misiniz, yeni demlemiştim.” Adam kadının teklifini kabul ederek bahçedeki çardağa doğru ilerledi. Kafasında yapacağı konuşmayı düzenlemeye çalışırken etrafında ki çiçekleri izlemeye başlamıştı. Çardağa giden patikanın iki tarafı da rengarenk ortanca ve sardunyalar göz alıyordu. Masaya geçip oturduğunda kadının elinde iki tane çay bardağıyla kendisine yaklaştığını görünce yerinde doğrulmuştu.

“Lütfen oturun, çocuklara bir şey mi oldu?” kadın adamın geliş nedenini çocukların düğününe bağlamıştı.

“Bilmem ben onlar için gelmedim.” Kadın adamın sözlerine şaşırarak ona bakmıştı.

“Öyle mi, sizi buraya getiren nedeni öğrenebilir miyim?” kadının kibar konuşmasına her zaman hayran kalmıştı adam. Geliş nedenine nasıl başlayacağını bilmiyordu. Sıkıntıyla elini ensesine atarak derin bir nefes aldı. Az önce hazırladığı konuşma aklından uçup gitmişti. Yeni yetme bir delikanlı gibi heyecanlıydı. Gözlerini masanın üzerinde ki bardaktan kaldırarak kadının gözlerine sabitledi. Gülten Hanım bu bakış karşısında ne yapacağını bilemese de gök mavisi gözlerin esiri olmuştu.

“Gülten Hanım, söze nasıl başlayacağımı inanın bilmiyorum ama bir yerden konuya girmek lazım.” Kadın adamın neden bahsettiğini anlamadığı için başını sallamıştı. Adam resmen karşısında kıvranıyordu.

“Lütfen açık konuşun.” Adnan kadının sözleri ile derin bir nefes aldı.

“Ben nasıl söyleyeceğimi bilmiyorum… Buraya gelirken güzel olduğunu düşündüğü bir konuşma bile hazırlamıştım ama inanın hepsini unuttum. Ben kabul ederseniz sizinle evlenmek istiyorum.” Adnan sözlerini bitirir bitirmez başını eğmişti. Karşısında ki kadından bir cevap bekliyor ama geciken cevapla içi içini yiyordu. Cesaretini toplayarak başını kaldırdığında kadının donup kaldığını görünce endişelenerek hızla kadının dizinin dibine çökmüştü.

“Ah akılsız Adnan, kadının kalbine indirdin resmen.” Kadının elini tutarak ovalamaya başlamıştı.

“Gülten kendine gel, bak istemiyorsan açıkça söyle ama bu şekilde durma. Gülten bir şey söyle korkutuyorsun beni.” Kadın yıllar sonra elinde hissettiği sıcaklıkla kendine gelirken yanağından aşağıya akan damla ile elini usulca geri çekmişti.

“Ben…”

“Ağlama… Ağlama lütfen…” Adnan kadının akan bir damla yaşına canını verirdi.

“Ben ağlamıyorum. Yanlış duyduğumu düşündüm.”

“Ne duyduğuna bağlı, eğer sana evlenme teklifi ettiğimi duyduysan doğru duydun.”

“Ama nasıl olur?” kadın şaşkındı. Buraya gelirken kızını düşünüyordu. Onu emanet edebileceği tek ailenin yanına gelmişti. Herkes onu hastalığı için Trabzon da olduğunu düşünse de o aslında ağabeyinin zulmünden kızını kaçırıyordu.

“Olmayacak bir şey yok Gülten, eğer kabul edersen yeni bir hayat kurabiliriz.”

“Adnan Bey, benim boyumca çocuklarım var. Bu söylediğiniz mümkün değil.”

“Tek sorun çocuklar mı?” adam kadının ellerini yeniden tutarak bir süre birleştirdiği ellere bakmıştı. Gülten karmakarışık duygular içinde adamın yüzüne bakarken ne söyleyeceğini bilememişti. Birkaç haftadır Emine hanımın neden kendisine evlenmeyi düşünüp düşünmediğini sorması da bu yüzden olmalıydı. Adam bir süre daha sessiz kaldıktan sonra bakışlarını kadına çevirerek konuşmasına devam etmişti.

“Yıllar önce bir kez seni kaybettim, aynı şeyi yeniden yaşamak istemiyorum Gülten.” Kadın adamın sözleri ile şok olmuştu. Adamın yıllar önceki ilgisini elbette ki hatırlıyordu ama bunu asla onu sevebileceğine yormamıştı. Saf bir kalple adamın iyi niyetli biri olduğunu düşünmüştü.

“Sen?”

“Evet, o zamanlar yolda gördüğüm güzelliğe tutulmuştum. Evli olabileceğin aklımın ucundan bile geçmemişti. O küçük çocuğun sana anne diye seslendiği güne kadar da geçmezdi. O zaman kendimden utandım. Evli bir kadını sevdiğim için kendimi nasıl hissettiğimi anlatamam bile. Ankara da duramadım…” kadın adamın itirafları üzerine yeniden yaşlarını dökmeye başlamıştı. Yıllara rağmen hala dinç olan adamın kendisini sevebileceğini kırk yıl düşünse tahmin edemezdi.

“Özür dilerim seni üzmek istemezdim.” Kadının özrü adamı gülümsetmişti.

“Sen neden özür diliyorsun ki? Kalp kimi seveceğini seçemiyor. Seni sevdiğim için asla pişman olmadım. Ama şimdi seni kaybedersem geç kaldığım için her saniye pişmanlık yaşayacağım. Keşke seni daha önce bulsaydım.”

“Adnan…” kadın üzgün bir şekilde adama bakarken onun içinden savaş verdiğini görebiliyordu.

“Çocuklar seninle evlenmek istediğimi biliyor.”

“Ne?” kadının ani çıkışı ile Adnan Bey gülümsemişti.

“Neden şaşırıyorsun? İlk olarak onlarla konuştum. Efe başta hiddetlense de anlayış gösterdi. Gülşen zaten annesinin mutlu olmasını isteyecek kadar duyarlı bir genç kız.” kadın adamın her bir sözünde şaşkına dönüyordu.

“Sen…”

“Çocuklardan seni istedim onlarda verdi.” Adamın gülümseyerek söylediği sözler Gülten hanımı şoka sokmuştu. Çocuklar nasıl izin vermişti. Bahçe kapısının sesi ile ikili gelenlere bakmıştı. İki kardeş gülüşerek bahçeye girdiğinde annesi ve Adnan beyi görünce gülümsemeleri yavaş yavaş silinmişti.

“Çocuklarda geldi işte.” Efe annesi ile Adnan beyi yan yana görünce kaşlarını çatarak ablasına söylenmişti.

“Bu adam da amma hızlıymış.” Gülşen kardeşinin sözlerine gülmemek için dudaklarını kemirmeye başlamıştı.

“Şişt duyacak. Annem mutlu olacaksa bize onu desteklemek düşer Efe.”

“Adnan Bey amca çok fırsatçısınız.” Genç adamın sözlerine gülen Adnan lafı yapıştırmıştı.

“Zamanında fırsatı kaçırmıştım, elimi çabuk tutmam gerekiyor değil mi?” Efe homurdanırken Gülten Hanım oğlu ile adamın sözlerine onaylamaz bir şekilde bakmıştı.

“O zaman annenizi alıp kızımızı istemeye gelmek için elinizi çabuk tutmalısınız.”

“Efe!” Gülten Hanım oğlunu uyarırken Efe omzunu silkerek annesine bakmıştı.

“Yarın akşam gelmek isterdim ama malum kına var. Düğünden sonra ailecek ziyaretinize geleceğiz.” Adnan son sözünü söyleyerek sevdiği kadına dönmüştü.

“Ben artık gitsem iyi olacak, düğünden sonra görüşürüz.” Gülten Hanım şok üzerine şok geçiriyordu. Adam resmen onu istemeye geleceklerini söyleyip çekip gitmişti. Gülşen annesinin şaşkınlığına gülümseyerek Efe’ye işaret etmişti.

“Ee gelin hanım siz hazırlık yapmayacak mısınız?” Efe’nin sorusu ile Gülten Hanım kaşlarını çatarak oğluna bakmıştı.

“Efe, sen iyice hardayı kaçırdın. O nasıl konuşmak öyle?”

”Ne varmış konuşmamda. Adam hiç çekinmeden karşımıza geçip annenizle evlenmek istiyorum diyorsa gereğini de yapmalı. Bizden kız almak o kadar kolay değil.”

“Efe!” genç adam koşarak eve girerken Gülşen annesini sakinleştirmek için onun yanına adımlamıştı. Ana kız bir süre sohbet ederken konuyu özenle tartışmıştı. Annesini ikna eden genç kız ilk kez annesi için içinin rahat olduğunu hissetmişti.

Adnan Bey eve geldiğinde herkese haberi vermiş, olayı bilenler hem şaşırmış hem de mutlu olmuştu. Bilmeyenler ise şok üzerine şok yaşamıştı. Gecenin sürprizi ise düğünden sonra Gülten hanımı isteyecekleri olmuştu. Hatice Hanım oğlunun evleneceğini öğrenince sevinç gözyaşları dökerken şükür namazı kılmak için yerinden kalkmıştı. Ailede herkes mutluydu, herkes sevinçli. Bir kişininse içini buruk bir mutluluk dolduruyordu.

Alya…

Dayısının gelincik çiçeği…

Ne kadar neşeli bir karakteri olsa da neşesinin altında ki kırılganlığı bilen birkaç kişiden biriydi Adnan. Onun da mutlu olması için elinden gelen her şeyi yapacaktı.

***

Genç kızın üzerinde ki beyaz gelinliğe hayranlıkla bakan genç adam oldukça mutluydu. Sevdiği kızla evleniyordu. Birkaç saat içinde adının sonuna kendi soyadını yazacaktı. Ailesi de oldukça mutluydu. Kardeşleri bu gün için oldukça yorulsa da hepsinin yüzünde büyük bir gülümseme vardı. Yanında ki genç kıza dönerek derin bir iç çekti.

“Hala inanamıyorum, birkaç saat içinde karım olacaksın.” Gülşen utanarak bakışlarını kaçırırken nikah memurun geldiğini öğrendiğinde şaşırmıştı. Erken gelmişti.

“Erken değil mi?” Selim’in sorusu ile Serdar da başını sallamıştı. Aras neler olduğunu anlamak için giderken Serdar bir sorun çıkmasından edişe ederek ağabeyine döndü.

“Abi sende bir baksan, neden erken geldi ki?” genç adam kardeşinin isteğini ikiletmeyerek giderken Aras geri dönmüştü.

“Saatlerde yanlışlık yapılmış, sizinkini öne almışlar.”

“Ama salonda kıyılacaktı.” Serdar’ın sözlerine Gülşen gülümsemişti.

“Belki de böylesi daha iyidir Serdar. Onca insanın önünde ben heyecanlanırdım.” Serdar genç kıza dönerek somurtmuştu. Ona göre salonda olması daha iyiydi.

“Sen nasıl istersen öyle olsun hayatım. Hadi gidelim.” Memurun karşısına geçtiklerinde ikisi de oldukça heyecanlıydı. Şahitler huzurunda ikili evet derken aile üyeleri başka bir aksilik çıkmaması için dua etmeye başlamıştı. Nikah cüzdanı genç kıza verilirken Serdar gülümseyerek artık karısı olan genç kıza döndü.

“Ömrüme hoş geldin gülüm, Allah utandırmasın.”

“Amin.” Kızın içten ‘amin’ deyisi Serdar’ı gülümsetmişti. Alya’nın eşliğinde dış çekim için giden ikili düğün salonda ki hazırlıkları kardeşlerine bırakmışlardı. Her şey hazır olduğunda ve davetliler toplandığında eğlence başlamıştı. Sırasıyla çalan Karadeniz havaları, konukları eğlendirirken şüphesiz en çok eğlenen sahneden hiç inmeyen Adnan Bey olmuştu. Onun enerjisi ve neşesi dikkatleri üzerine çekerken annesinin yanında oturan Efe dayanamayarak konuşmuşu.

“Bizim damadında maşallahı var, hiç durmadı.”

“Efe!” Annesinin uyarısına aldırmayan genç adam yanında oturan kadının sözleri ile utanmıştı. Emine Hanım çocuğun sözlerine içten içe gülse de ona haklılık payı vermişti.

“Sen birde onu gençken görecektin. Bu kadar durulduğuna dua etmek lazım.”

“Ben…” Efe’nin utandığını anlayan kadın genç adamın dizine vurarak ona gülümsemişti.

“Çekinme evladım, haklısın hiç oturmadı bu akşam. Sanırsın kendi düğünü!” Emine Hanım yandan yengesi olacak kadına bakarken Gülten Hanım utanarak bakışlarını kaçırmıştı. Hala bu aileye gelin olacağına inanamıyordu. Bu yaştan sonra yeniden evlenecekti ve bu durum karşısında nasıl davranacağını bilmiyordu.

Eğlence devam ederken dışarıdan gelen kargaşa sesi ile herkesin dikkati kapıya dönmüştü. Önce birkaç adam arkasında aldığı polislerle salona baskın verir gibi girince ortam birden gerilmişti. Serdar polislerin arasında kendi arkadaşlarından bir kaçını görünce onlara doğru ilerlemişti.

“Hayırdır arkadaşlar, neler oluyor?” Serdar’ı gören polisler ona doğru dönmüştü.

“Hakkında şikayet var Serdar, bu adam onun nişanlısını kaçırdığını iddia ediyor.”

“Kimi kaçırmışım?” Serdar öfkeyle öne çıkarken Gülten Hanım tanıdık yüzleri görünce hızla yerinden kalkmıştı.

“Ağabey, Turgut sizin burada ne işiniz var.”

“Ayıp değil mi hala, bana verdiğin kızı başkasıyla evlendiriyorsun.” Yeğeninin sözleri ile Gülten Hanım sinirlenmişti.

“Ben size kız falan vermedim. Kendi kendinize gelin güvey oldunuz.”

“Gülten, sen ne zamandan beri benim karşımda konuşur oldun. Kız bizimdir ve alıp gideceğiz.”

“Sen kimi alıp gidiyorsun lan, karım o benim.”

“Daha evlenmediğinizi biliyoruz. Polis Bey şikayetçiyiz!” diyerek Serdar’ı gösterdiklerinde Gülşen gelinliğiyle öne çıkarak konuşmuştu.

“Asıl ben şikayetçiyim, bunlar beni evliliğe zorlamaya çalışıyorlar. Ben isteyerek Serdar ile evlendim. Reşidim. Kaldı ki benim üzerimde annemden başka kimsenin söz hakkı yoktur. Lütfen düğünümüz var ve davetsiz misafirleri burada görmek istemiyorum. Ayrıca bu adam benim nikahlı kocamdır.” Ortamda uğultular dolaşırken Gülşen neredeyse ağlayacaktı. Dayısının bir şey yapamayacağını biliyordu ama düğününü mahvetmeyi başarmıştı.

“Ekrem, alın çıkın bunları yoksa elimden bir kaza çıkacak.” Polis arkadaşı genç adamı tebrik ederek adamlara döndüğünde adam öfkelenerek tehdit savura savura salondan ayrılmıştı. Gülşen annesine sığınırken kadın kızının ağlamaması için elinden geleni yapıyordu. Çok şükür onlarda kurtulmuştu. Her işte bir hayır vardı biliyordu. Sabah kıyılan nikah kızının kurtarıcısı olmuştu. Ağabeyinin kızının nikahlı olduğunu duyduğunda ki verdiği tepkisi onların boş yere buraya gelmediğini anlamasına yetmişti. Neyse ki Mevla her şeye kadirdi.

Düğün kaldığı yerden devam etse de dedikodu kazanı çoktan kaynamaya başlamıştı. Karısının huzursuz olduğunu hisseden Serdar izin isteyerek düğünü bir saat erkenden terk etmişti. Aile üyeleri onlara itiraz etmezken genç adam yol boyu ağlayan kıza içi ezilerek bakmıştı. Karı koca kendi hayatlarına rötarlı bir şekilde başlarken gelecek günler onları mutlu etmeye yetecekti.

“Bu da nazar boncuğumuz olsun gülüm, ağlama artık.”

“Düğünümüz mahvoldu.”

“Öyle söyleme Gülşen, bu sadece bir eğlenceydi. Eğlenmek isteyenlerde eğlendi zaten. Önemli olan biziz, sağlıklıyız, huzurluyuz ve kimse mutlu olmamızı engelleyemeyecek. Şimdi sil gözyaşlarını.” Genç kız kocasına hüzünlü bir gülümseme bahşederken bir daha kimsenin onu üzmesine izin vermeyeceğini düşünüyordu. En güzel gününde üzülmüştü ama bundan sonra sadece kocasına odaklanacaktı. Derin bir iç çekerken yeniden kocasına döndü.

“Nereye gidiyoruz?”

“Aile olabileceğimiz bir yere!”

İkili arabalarına binip yola çıktığından beri onları düşünen kardeşler oldukça endişeliydi. Gülşen’in üzüntüsünü hisseden Arya ikizine dönerek “Çok üzüldü değil mi?” diye sormuştu. Alya başını sallarken gözleri abisine takılmıştı. Büyük ağabeyi onlar için her şeyi göze alırdı. Adımları Selim’e doğru ilerlerken Arya da onu takip etmişti. Selim iki kardeşine hafif gülümsese de onlarda ki durgunluk dikkatini çekti.

“Kızlar?” Alya hiç düşünmeden ağabeyine sarılırken Selim tek koluyla onu kanadının altın almıştı. Aynı şekilde Arya da diğer taraftan ağabeyine sarılmıştı. Selim ne olduğunu anlayamasa da ikizlerin sevgi saati geldiğini düşünerek gülümsedi. İki kardeşinin da şakağından tek tek öperek onları sararken “Ne oldu?” diye sormuştu. Onları uzaktan izleyenler yüzlerinde hayranlık karışımı gülümseme vardı.

“İyi ki bizim abimizsin.” Alya’nın sözlerine Arya başını sallayarak karşılık vermişti.

“Beni ağlatacaksınız.” Selim işi şakaya vursa da duygulanmıştı.

“Ağlama, sen ağlarsan bende ağlarım.” Selim etrafında ki bakışları fark edince derin bir iç çekti.

“Arya kocan kıskanıyor.”

“Kıskansın bana ne?” ikizleri bir süre daha kollarına tutan genç adam Aras’ın araya girmesi ile rahat bir nefes almıştı. Nitekim konuklar arasında kendi öğrencileri ve aileleri de vardı. Onlara karşı bu kadar yufka yürekli görünmek istememişti.

“Arya hadi gidelim karıcım, Ecem annesini istiyor.” Arya küçük kızın adını duyunca kendine gelmişti. Ağabeyinden ayrılarak yanağını öperken aile üyeleri ile vedalaşarak evlerine doğru yola koyuldular. Aile genç kız için her şeydi. Kendi ailesini kurmuş olsa da baba ocağı onun vazgeçilmezi olacaktı. Arabayı süren kocasına döndüğünde Aras’ta karısına kısa bir bakış atmıştı.

“Ne oldu güzelim?”

“Seni çok seviyorum.” Aras gülümseyerek önüne dönerken dilinde şükür vardı.

“Bende seni çok seviyorum.”

“Aras?” genç adam arabayı sürerken karısının melodik sesinde ki tınıyı kaçırmamıştı. Karısı bir şey isteyecekti. ,

“Söyle güzelim.”

“Ecem’e kardeş yapalım mı?” Aras gelen soruyla hızla arabayı kenara çekmişti. Arya bu gece olanlardan sonra Ecem için kardeş yapma fikrine daha sıcak bakar olmuştu. Belki bir oğlu olurdu ve ablasını kendi ağabeyi gibi kanatları altına alırdı. Aras şaşkınlıkla karısına dönerken onun fikrini neyin değiştirdiğini merak ediyordu.

“Emin misin Arya?”

“Ecem’in yalnız büyümesini istemiyorum. Onun da dayıları gibi kendini koruyacak bir kardeşe ihtiyacı var.” Aras karısının sözleri ile gülmüştü. Kemerini çözerek karısına uzanıp kollarının arasına çekmişti.

“Ecem senin gibi annesi olduğu için çok şanslı.”

“Asıl ben şanslıyım. Beleşten bir kızım oldu.” Aras kızın sözlerine kahkaha atarak karşılık vermişti. Yeniden arabayı çalıştırdığında normalden hızlı sürdüğünün farkında bile değildi.

“Aras biraz yavaşlasan mı?”,

“Olmaz, karım bebek istiyor.”

“Saçmalama Aras, bebek yapacağız derken pisipisine gitti niyazi olmayalım.” Aras karısının benzetmesine yeniden gülerken başını iki yana sallamıştı.

“Seni veren Allah’a şükürler olsun, hayatıma güneş gibi doğdun.”

“Güneş kim Aras?” kızın sorusu ile afallayan genç adam ciddi olup olmadığını anlamak için karısına dönmüştü. Yüzünde ki ciddiyet adamı şaşırtırken farkında olmadan cevap vermişti.

“Doğacak kızımız.” Arya aldığı cevapla gülümserken eli karnına giderek sevmeye başlamıştı.

“Güneş kızım…” Aras kadının davranışı ile başını iki yana sallarken karısının olmayan bebeği sevdiğini ona söylemekten çekinmişti. Ama bilmediği istedikleri güneşin çoktan anne rahmine düştüğüydü. Sadece birkaç ay sonra ailenin yeni üyesi tıpkı Aras’ın dediği gibi ailelerine altın saçlarıyla güneş gibi doğacaktı!

***

SON

**

Beni yalnız bırakmayan herkese çok teşekkür ederim. Yorumlarınızı eksik etmezseniz sevinirim.

41.BÖLÜM

16581cookie-checkTATLI HATA FİNAL 2
mermaridyy hakkında 333 makale
Yasemin Yaman KTÜ Orm. End. Müh. mezunu. Şuanda Parola Yayınlarında yazar. Hobileri yazmak, müzik dinlemek, basit çizimler yapmak ve manga okumak. Benim Küçük Gelinim ve Göremediğim Sen, Sen Olmadan Asla, Kara Duvak, Hep Seni Bekledim adında beş kitabı basıldı.

17 yorum

  1. Bölüm harikaydi bayıldım emeğine sağlık Yazarcigim ❤️ ah Alya’ya ne olduysa bayağı hüzünlü buruk ;( Adnan ve Gülten evliliği , Arya’nin hamilelik süreci , öğrenmesi doğum anını merak ettim özel bölüm gelir mi? gelsin ne olur❤️

  2. Cok guzel bir kurguydu ellerinize ve yureginixe saglik yazar bacim, umwrim bu yazdiklarinizda kitap olarak basilir 1 kitabiniz haric yayinlanan butun kitaplarinizi aldim nasipse alamadigim kitabinizida yakinda almayi dusunuyorum yada Turkiyeye geldigimde bulabilirsem alirim nasipse insaAllah, cunki yurtdisinda fiyatlar ordan fatkli

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*