Cesur 1. Bölüm

Merhaba arkadaşlar. Yepyeni hikayelerle yeniden sizlerleyim. Ne zamandır yazmadığım için heyecanlandım biran. Umarım hikayeleri sever ve yorumlarınızla beni yalnız bırakmazsınız. Teşekkür ederim.

***

Ayşem geldikleri şehre hayranlıkla bakarken yanında ki adamın ne kadar gergin olduğunu anlayabiliyordu. Babası ailesi ile karşılaşmaktan çekiniyordu. Kendisine belli etmemeye çalışsa da babasının onlardan haber aldığına birkaç kez şahit olan genç kız derin bir nefes alarak gülümsedi.

“Özlemiş misin babacım?” kızının sorusu ile genç adam ona dönmüştü. Henüz kırk iki yaşındaydı. Genç baba olmuştu ve bunun nimetlerini her zaman görmüştü. Kızı ile arasında fazla yaş olmadığı için onunla baba kızdan ziyade iki arkadaş gibi olmuşlardı.

“Çok… Burnumda tütmüş resmen.” Ayşem kolunu babasının beline sararak gülümsedi.

“O zaman mesleğini artık yapabilirsin değil mi? Seni o önlükle görmeyi çok istiyorum.” Ayşem’in sözleri ile genç adam duraksamıştı. Şaşkınlıkla kızına bakarken genç kızın bakışlarında ki ışıltı adamı gafil avlamıştı.

“Biliyor muydun?” babasını sorusuna Ayşem başını sallayarak cevap verdi.

“Diplomalarını daha iyi saklamalıydın baba.” Cesur Bey kızını omzundan kendine çekerek başının tepesinden öpmüştü. Genç kız babasının her zaman yaşadığı beldedeki kişilerden daha farklı olduğunu biliyordu. Hemen hemen her konuda kızıyla sohbet edebilmesi, birçok doktora taş çıkarabilecek bilgileri olması Ayşem’i her zaman meraklandırmıştı. İki yıl önce babasının bahsettiği dedesi ve babaannesinin adını araştırırken öğrendiği bilgilerle çok şaşırmıştı. Babası ünlü bir doktor olan Servet Karahanlı’nın tek erkek çocuğuydu. Haberlerde babasının ortadan kaybolmasından, aileden kovulduğuna dair birçok bilgide vardı. Ama en göze çarpan Cesur Karahanlı’nın genç yaşına rağmen tıp bölümünün son sınıfında olmasıydı. Henüz yirmi yaşına gelmeden babası neredeyse birçok kişinin altı yılda bitirdiği okulu iki buçuk dönemde bitirmek üzere olduğunu öğrenmişti. Doktor dedesi oğlunu daha okumaya başladığı anlarda eğitmeye başlamış, bildiği birçok bilgiyi oğluna aktarmıştı. Kendi hastanesi olması bunun için ona büyük kolaylık sağlamıştı. Cesur Bey okul çıkışı hastaneye giderek babasından eğitim alıyordu. Ayşem başta babası için üzülmüştü. Çocukluğu hastane köşelerinde geçen bir çocuk hayal edince onun için üzülmeden edemiyordu. Annesiyle evlenmeninse babasının ailesine karşı bir isyanı olduğunu düşünmeden edemedi.

“Haberlerde okulu bıraktığın yazıyordu baba, peki o diplomalar nereden çıktı?”

“Okulu bırakmadım, sadece okula gitmedim canım. Sen doğduktan sonra hocalarımla konuşarak sadece sınavlara girdim. Bunun için dedene çok şey borçluyum.”

“Dedem biliyor mu okulu bitirdiğiniz?”

“Sanmıyorum, sadece bana verdiği eğitimin meyvesini yedim diyelim. Derslere girmeme gerek kalmadı.” Genç kız başını sallayarak babasına gülümsemişti.

“Keşke sana çekseydim, senin kadar zeki olmayı isterdim.” Adam genç kızın sözleri ile gülerken yeniden saçlarını öpmüştü.

“Hadi canım evimize gidelim.”

Cesur Bey düşünceli bir şekilde yola çıkarken kızının da sessizliğine ortak olmasına sevinmişti. Yirmi iki yıl olmuştu ailesi ile görüşmeyeli. En küçük kardeşi on ikisinde genç bir kızdı. Şimdi genç bir kadın olmalıydı. Evlenmediğini biliyordu genç adam. Onun bir büyüğünün geçen yıl evlendiğini bildiği gibi. Kız kardeşi onu düğününe bile davet etmemişti. Ailesini bırakarak kız kardeşlerini de kaybetmişti. Bu günlerin geleceğini biliyormuş gibi biriktirdiği parayla kendine küçük bir ev almıştı. Kızı ve kendisine yetecek kadar büyüklükte olması bir yana ailesine yakın bir yerde olmasını istemişti.

“Nereye gidiyoruz baba, dedemler bizi kabul etmezse ne olacak?” Ayşem’in sözleri ile genç adam kızının saçını okşayarak ona cevap vermişti.

“Merak etme, gidecek bir evimiz var. Sen sadece sağlığını düşün.” Ayşem birkaç yıldır süre gelen bir hastalıkla mücadele ediyordu. Cesur biliyordu ki onu en iyi tedavi babasının hastanesinde yapabilirdi. Babası torununu iyileştirmek zorundaydı. Ayşem’i gördüklerinde onu seveceklerinden emin olmasa geri dönmeye cesaret edemezdi.

Araba oldukça görkemli bir binanın önüne durduğunda Ayşem şaşkınlıkla babasına bakmıştı.

“Dedemler burada mı oturuyor?”

“Hayır canım, burada biz oturacağız.” Taksicinin parasını vererek binaya doğru yürüyen baba kız oldukça heyecanlıydı. Yıllar önce kaçıp gittiği bu şehre bu kez yeni bir hayat kurabilmek için geri dönmüştü. Bundan sonra da burada kalmaya kararlıydı.

İkili asansörün ziliyle çıkmak istedikleri kata geldiklerini anlayarak valizleriyle asansörden inmişti. Ayşem merakla binayı incelerken duvarlardaki işlemeler gözüne çarptı. Binanın içi de dışı kadar zengin duruyordu.

“Baba, bu evin kirasını nasıl ödeyeceğiz?”

“Ev kira değil canım, bizim.” Cesur kızının şaşkınlığına burnuna fiske vurarak gülümsemişti. Kapıya geldiklerinde kapının şifreyle açılması Ayşem’i hayal dünyasına sokmuştu.

“Vay canına, sanki film setindeyiz. Şifreli bir kapımız var.” Cesur kızının hayalperest sözlerine gülerek karşılık vermişti. Şifreyi girerken Ayşem açılan kapıdan besmele çekerek yeni evlerine adım attı. Etrafı inceleyerek odaları gezerken Cesur gülümseyerek kızını izliyordu.

“Beğendin mi?”

“Çok beğendim. Bu ev çok sevimli baba…” Cesur valizleri eve sokarak kapıyı kapatmıştı.

“Beğenmene sevindim, bundan sonra burada kalabiliriz.” Ayşem odaları dolaşırken babasının kendisi için hazırladığı odaya girince duraksamıştı. Evin eşyalı olması başta dikkatini çekmemişti oysa. Şimdi kendi için hazırlanan oda kızı hem şaşırtmış hem mutlu etmişti.

“Baba bu evi nasıl aldın? Biliyorum çalışıyorsun ama çalıştığın benim masraflarıma yetmemiştir.” Cesur genç kızı kolunun altına alarak boydan penceresi olan salona sokmuştu. Açık tonlarda ki kanepelerden birine geçerek kızını da yanına oturttu.

“Bu evi sen daha küçükken almıştım. Birkaç yıl önce de kredisini bitirdim. Yani endişelenmene gerek yok. Biliyorsun ilçedeki işim iyiydi.” Ayşem babasına başını sallasa da aklına yatmayan çok şey vardı. Babası neden mesleğini yapmıyordu? Neden daha önce ailesi ile görüşmek için çabalamamıştı…

Neden?

Bu şekilde aklına birçok soru varken derin bir iç çekti. Başını iyice babasının göğsüne yaslarken düşünmeye başlamıştı. Bundan sonra daha huzurlu ve mutlu olmak istiyordu. Özellikle babasının mutlu olması için elinden geleni yapacaktı. Babasının tüm hayatı kendi varlığı yüzünden mahvolurken ona yeni bir hayat borçlu olduğunu düşündükçe beyni çatlayacak gibi oluyordu. Ayşem teyzesinden annesi ile babasının kendisi için evlendiğini öğrendiğinde günlerce gizlice ağlamıştı. Babasının kendisine olan sevgisini gördükçe, hissettikçe ağlaması daha da artıyordu. Teyzesi her fırsatta annesinin ne kadar şanslı olduğunu söyleyip,  kendisi olmasaydı annesi ile babasının evlenmeyeceğini savunup durmuştu. Bu durum kızın derinden üzülmesine neden olurken bir öğlen teyzesinin konuşmasını duyan babası onu evden kovarak bir daha gelmemesini söyleyince Ayşem rahatlasa da sık sık olanlar aklına geliyordu.

“Ne düşünüyorsun kızım?”

“Neden daha önce gelmediğimizi?”

“Düşünmeyi bırak canım, olacak olan olur, demek ki kısmet bu zamanaymış. Hadi kalk dışarı çıkıp yemek yiyelim.” Ayşem babasının sözlerine gülümseyerek yerinden kalkmıştı. Üzerinde ki pembe çiçekli beyaz elbisesini düzelterek elini babasına uzatmıştı. ,

“Hadi gidelim Doktor Bey,” dediğinde Cesur gülerek kızının burnunu sıkmıştı.

“Baba ya, acıtıyor biliyorsun.”

“Sende çok sevimli oluyorsun!” ikili evden çıkarken oldukça heyecanlıydı. Cesur yıllardır görmediği sokakları gezeceği için, Ayşem ise yeni bir ortamı göreceği için…

Baba kız apartmandan çıkarken Ayşem başını kaldırarak binanın yüksekliğine bakmıştı. O kadar yüksekti ki genç kızın başı dönmüştü. Babasına döndüğünde derin bir iç çekti.

“Çok yüksek değil mi baba, insanlar o kadar yükseğe oturmaktan nasıl korkmuyor?” kızının yükseklik korkusu olduğunu bilen genç adam gülümseyerek cevap vermişti.

“Yükseklik adrenalin salgılar canım, insanlar bu duyguyu seviyor.”

“Yine de korkunç…” genç kızın konuşmasını çalan telefonu bölmüştü. Ayşem arayana baktığında suçluluk duygusu ile babasına dönmüştü.

“Gülsüm arıyor baba, ona gelirken veda etmemiştim.” Cesur kızının rahat konuşabilmesi için yanından uzaklaşırken Ayşem derin bir nefes alarak telefona cevap vermişti.

“Gülsüm?”

“Ayşem ne demek oluyor bu? Dün akşamdan beri sana ulaşamıyorum. Eve geliyorum ne göreyim, evin camında satılık yazıyor!” dediğinde Ayşem şaşkınlıkla babasının olduğu tarafa bakmıştı.

“Satılık mı?” genç kız dalgınlıkla sorarken Gülsüm kızgın bir şekilde konuşmasına devam etmişti.

“Neredesin, yanına geleceğim.”

“Gülsüm, biz babamla artık başka bir şehirde yaşayacağız. Düzenimizi kurmadan kimseye nerede olduğumuzu söyleyemem.”

“Ayşem sen ne diyorsun? Nereden çıktı bu?”

“Öyle gerekti Gülsüm, artık ne babam ne de ben orada yaşayamazdık. Seninle vedalaşmayı çok isterdim ama inan acele evden çıktık.”

“Ayşem… Serkan yüzünden mi?” Ayşem gelen soruyla duraksamıştı. Sahi neden oradan ayrılmışlardı. Kurulu düzenlerini neden bozup şehri terk etmişlerdi. Genç kız kısa biran düşündükten sonra aslında hiçbir zaman oraya ait olmadıklarını hissetmişti. Komşuları ne kadar iyi davransa da görünüşleri ile fikirlerinin aynı olmadığını biliyordu. Aklı ermeye başladığından beri babasının çevresinin baskısı altında mücadele etmeye çalıştığını görebilmişti. Genç, bekar bir baba ve yakışıklı bir erkek bulundukları küçük çevrede bazen hoş karşılanmazdı. Buna rağmen babası sırf kendisi için orada kalmayı seçmişti.

“Serkan şuanda en son düşüneceğim küçük bir ayrıntı Gülsüm, bu tamamen bizi ilgilendiren bir konu. Tekrar konuşacağız şimdi kapatmam gerekiyor.” Genç kız telefonu kapatacağı sırada arkadaşının “Ayşem dur bir şey söyleyeceğim,” dediğini duymuştu.

“Serkan, dün akşam seni sordu, neler yaptığını…”

“Bir daha sorarsa onu ilgilendirmediğini söylersin Gülsüm, Ayşem seni artık ilgilendirmiyor de… Mutluluklar dilediğimi de ekle!” Ayşem telefonu kapayarak az ilerde etrafını inceleyen babasına bakmıştı. Hızlı adımlarla adamın yanına giderken yüzünde kocaman bir gülümseme vardı.

“Gidelim mi babacım, beni nereye götüreceksin?” Cesur kızının yüzüne dikkatle bakarak sorun olup olmadığını anlamaya çalışmış ama Ayşem’in gülen yüzü onunda gülümsemesine neden olmuştu.

“Yıllardır gelmedim, çok değişti burası. Öğrenciyken gittiğimiz bir kafe vardı, hala duruyorsa oraya gidelim mi?” Ayşem hevesle başını sallarken Cesur her geçtiği sokakta bir anısını hatırlıyordu. Lisedeyken sık sık gittiği kafenin olduğu yere geldiğinde oldukça şaşırmıştı. Zamanında küçük olan kafenin yerinde kocaman bir bina ve onun altında daha gösterişli bir mekan açmışlardı. Babasının duraksaması ile genç kız ona bakmıştı.

“Ne oldu baba?”

“Binayı yıkmışlar. Zaten bunca yıl aynı kalacağını düşünmek saçmaydı.”

“Ama yerine başka kafe açmışlar.” Cesur kızının sözleri ile yüzünü asmıştı.

“Eski kafenin sıcaklığı yok mekanda. Aylin ablanla buraya sık gelirdik…” dediğinde Cesur duraksamıştı. Yıllardır ağzına almadığı kızın adı o kadar sıradan çıkmıştı ki ağzından sanki her zaman onun hakkında konuşuyormuş gibi hissetmişti.

“Aylin mi?” Ayşem de babasına şaşırmış bir şekilde bakıyordu. Nasıl şaşırmasın ki, bu yaşına kadar ilk kez babasının ağzından annesinden başka bir kızın adını duymuştu.

“Lisedeyken yakın arkadaştık.” Cesur genç kızı geçiştirse de aklına gelen kızın adı dilini yakmıştı bir kere.”

“Ama baba, merak ettim. Nasıl biriydi bu Aylin abla?”

“Ayşem lütfen, bu konuyu sonra konuşalım mı? Şimdi çok açım hadi gidip bir şeyler yiyelim.” Arkasını dönüp gidecekken yeni mekanda lokanta kısmı olduğunu görünce vazgeçerek mekana doğru ilerlemeye başlamıştı. Ayşem babasını takip ederken kapının üzerinde ki zil dikkatini çekmişti. Başını çevirerek baktığı zile gülümsemeyle bakarken babasının seslenmesiyle ona dönmüş ama dönmesiyle sert bir bedene çarpması bir olmuştu.

“Af edersiniz!” genç kız özür dilese de kulağında telefonla acele dışarıya çıkan adam onu duymamıştı bile. Ayşem kaşlarını çatarken yanına gelen babası ile ona dönmüştü.

“İyi misin kızım?”

“Şuna bak baba, özür diledik yüzümüze bakmadı.” Cesur kızının takıntılarını bildiği için başını sallayarak gülümsemişti.

“Acelesi varmış kızım, baksana koşuşturuyor.”

“Öyle de olsa bir dönüp bakar, sorun değil der.” Cesur kızının omzuna elini atarak onu içeriye doğru sürüklemişti. Ayşem’i tanıyorsa gün boyu bu olayı takar dururdu. İkili masalardan birine geçerken garson hemen yanlarına gelip menüyü bırakmıştı. Birkaç dakikalık menü incelemesinden sonra baba kız yemeklerini sipariş vermiş ve koyu bir sohbetin açılışını da yapmışlardı.

“Yemekten sonra alışverişe gidelim. Evde dolap boş,” Cesur kızının iştahla önündeki köfteyi yemesini hayretle izliyordu. Ayşem yemek yerken adeta kendini kaybediyordu. Buna rağmen kilo almaması genç adamı her zaman şaşırtmıştı.

“Yavaş ye Ayşem, boğulacaksın.” Ayşem başını kaldırarak babasına gülümsemişti. Ağzı dolu olduğu için ona cevap verememişti. Sadece başını sallayarak adamı onayladı.

Baba kız yemeğini yedikten sonra hesabı ödeyip kalkarken kafede biranda büyük bir kargaşa olmuştu. Adam yardım için bağırıyor, kadın çığlık çığlığa kocasına yalvarıyordu.

“Ne oluyor?” ikili kafe tarafına girdiğinde hamile bir kadının derin derin nefes aldığını görmüştü. Yanında ki adamsa kadını sakinleştirmeye çalışıyordu.

“Yardım edin lütfen, biri ambulans çağırsın.” Adamın yardım çığlığı ile ikili hızla kadının yanına koşmuştu. Ayşem almış olduğu eğitimle kadına sorular sorarken babası da kadının tansiyonunu kontrol ediyordu.

“Baba, kadının suyu gelmiş, ambulans gelene kadar doğurabilir.” Adam kızın sözleri karşısında korkarak öne çıkmıştı.

“Doktor musunuz? Ne olur karıma yardım edin, bebeğimizi kurtarın.” Ayşem babasına üzgün bir şekilde bakarken Cesur derin bir nefes alarak saatine bakmıştı. Kadının sancıları gittikçe artarken “Ambulansın gelmesini bekleyemeyiz, yakında bir hastane olacaktı oraya götürelim,” dedi. Adam karısını ayağa kaldırmak istese de kadın çığlık atarak yeniden oturmuştu. Adamın cılız bedenine bakan Cesur iş başa düştü diyerek kadından izin alıp onu kucağına almıştı. Adam perişan halde Cesur ve karısını takip ederken Ayşem de onlara yol açıyordu.

“Arabanız var mı?” Adam hızla başını sallamıştı. Kadını arka koltuğa yatıran adam kızını da yanına geçirmişti. Kadının kocası şoka girmişti.

“Daha çok erken, daha iki ayı vardı,” adamın sayıklaması Cesur’u kendine getirmişti. Anlaşılan kadın erken doğuracaktı.

“Baba, arabayı sen kullan ve hızlı sür lütfen.” Kızının gözlerini işaret ettiği yere bakan Cesur kadının kanaması olduğunu görünce hızla arabanın direksiyonuna geçmişti. Kadının kocası adamın uyarısı ile arabaya binerken Cesur yıllardır gitmediği hastanenin yolunu tutmuştu. Yirmi dakikalık yolu on dakikada tamamlayan genç adam trafik olmadığı için çok şanslıydı.

Karahanlılar Hospital

Genç adam arabadan iner inmez hastanenin adını okuyunca içi acımış ama kadının çığlığı ile hızla kendine gelerek acil servisin kapısına doğru seslenmişti.

“Biri yardım etsin, sedye getirin.” Adamın gür sesi hastane acilinde yankılanırken arabadaki kadını kucaklayarak kendilerine doğru koşan sağlık görevlilerine doğru ilerlemişti. Genç kadın sedyeye alındığında “Yedi aylık hamile, kanaması başladı,” diye bilgi vermişti. Hamile kadın ve kocası acil müdahale odasının kapıları ardında kaybolurken Cesur kendine gelmişti. Nerede olduğunu yeni fark eden adamın içini bir ürperdi sarmıştı. Gözlerini kısa biran kapatarak ortamın kokusunu içine çekerken gözleri dolu dolu olmuştu. Bu hastane tüm çocukluğunu elinde tutan yerdi. Her koridorunda Cesur’un adım sesleri yankılanmıştı. Küçük bir çocuğun daha on bir yaşında ölümü hissettiği yerdi.

“Babacım, iyi misin?” Ayşem hastanenin duvarında ki yazıyı görünce yutkunmadan edememişti.

“İyiyim canım, hadi gidelim.” Cesur arkasını dönüp hastaneden çıkarken Ayşem hızla babasının yanına koşmuştu. Acil servisten çıkan ikili ağır adımlarla uzaklaşırken genç adam dayanamayarak yerinde durup yeniden hastaneye bakmıştı. Hastane en son hatırladığından daha da büyüktü. Anlaşılan babası dediğini yapmış yan taraftaki arazileri de hastaneye katmıştı. Yüzünde hüzünlü bir gülümseme oluşan genç adam yeniden yola döndüğünde Ayşem hemen kolunun altına girmişti.

“Dedemin hastanesi çok güzelmiş.” Ayşem’in sözleri ile genç adam başını sallamıştı.

“Öyle, içinde bin bir acıyı barındıran güzel bir hastane.” Ayşem yeniden hastanenin üzerinde ki ismi okuyunca derin bir nefes vermişti. Belki de dedesi hastanedeydi. Kim bilir, belki de sadece birkaç duvar vardı aralarında. Servet Karahanlı’yı o kadar merak ediyordu ki onu ilk gördüğünde ne soracağını kestiremiyordu.

İkili bindikleri taksiyle oradan uzaklaşırken genç adamı yıllar sonra gören kişi şaşkınlıkla yerinde donup kalmıştı. O kadar şaşkındı ki doğru görüp görmediğinden emin olamamıştı. Koşarak hastanenin yöneticisinin odasına gitmişti.

“O geldi!” genç kadın odanın kapısının açılmasıyla hızla başını kaldırmıştı.

“Neler oluyor Asiye Hanım, kim geldi?” orta yaşlı kadın yıllardır bu hastanede hizmetli görevindeydi. Katları temizler, doktorların odalarıyla ilgilenirdi.

“O…” kadın nefes almakta zorlanıyordu. Hala gördüğü kişiye inanamıyordu.

“Asiye Hanım, bir sakin olun. Kimi gördünüz?” kadın kısa biran soluklandıktan sonra cevap vermişti.

“Küçük Bey, o geldi. Acile bir kadın getirdi!” kadının sözleri ile duraksayan kadın yutkunmadan edememişti. Kapıya doğru hızlı adımlarla ilerlerken Asiye Hanım’ın sözleri ile yeniden durmuştu.

“Burada değil, gitti!” ağır bir şekilde kadına dönere gözlerini kısmıştı.

“Emin misin Cesur Karahanlı’yı gördüğüne?”

“Büyümüş, olgunlaşmış ama kesinlikle oydu. Yıllar küçük beye oldukça yaramış.” Kadının emin konuşmasıyla genç kadın yerine oturarak ellerini masaya dayamıştı. Yıllardır görmediği adamın geri dönmüş olabileceği heyecanlanmasına yetmişte artmıştı bile. Eline telefonu alarak bilgi işlemi arayan genç kadın acilin on dakika önce çekilen görüntülerini istemişti. Birkaç dakika sonra kendisine gönderilen görüntüyle donup kalan kadın gözlerini kapatarak gördüğünü sineye çekmeye çalışmıştı.

“Size söylemiştim, bu Küçük Bey…” kadın Asiye hanımın sözlerini duymuyordu bile. Odaklandığı tek nokta yıllar sonra bile hiç değişmemiş olan adamın görüntüsüydü.

“Servet Bey ya da Ayşem Hanım oğullarının geldiğini biliyor mu?” kadın omzunu silkerken kadın yerinden doğrularak yönetim katına çıkmaya başlamıştı. Hastanenin en üst katı aile üyelerinin odaları için ayrılmıştı. Kendisi ne kadar yönetici olsa da asıl yönetimde Servet Bey ve kızı Çisem Hanım vardı.

“Benim onlara haber vermem gerekiyor, bu konuyu bilmeleri gerek.” Genç kadın odasından çıkarken Servet beyin ne tepki vereceğini merak ediyordu. Adamın son yıllarda dalıp dalıp gitmesi iyiye işaret değildi. Başlarda oğlunun adını yasaklasa da yıllardır bu ailenin içinde olan biri olarak Cesur’u ne kadar özlediğini biliyordu.

Asansör yönetim katına durduğunda genç kadın kapıyı tıklatarak içeriden bir ses beklemişti. Servet beyin tok sesi her zamanki gibi genç kadını içlendirmişti. Sesi bile oğluyla aynı tondaydı. Kapıyı açıp içeriye girdiğinde adamın kendisine sorarcasına bakması kadının gülümsemesine neden olmuştu.

“Bir sorun mu var kızım?”

“Sizinle önemli bir şey konuşacaktım.”

“Geç otur, hastalar sorun mu çıkarıyor?” genç kadın başını sallarken konuya nasıl gireceğini düşünmüş ama tek çare olarak telefona aktarılan görüntüyü açarak adamın önüne bırakmıştı.

“Ne bu?” Adam sorarken görüntüye baktığında donup kalmıştı.

“Cesur Bey, hastaneye gelmiş.” Adam aldığı yanıtla yutkunurken elleri titreyerek çekmecedeki tansiyon ilacına uzanmıştı.

“Servet amca, iyi misin?” adam titreyen elleri ile ilacını ağzına atarken güçlükle sormuştu.

“Şimdi nerede?”

Genç adam babasının geldiğini öğrendiğinden habersiz kızıyla markette alış veriş yaparken kendisini bekleyen sürprizlerden habersizdi. Yeni hayatı an itibariyle başlamıştı.

***

Lütfen yorum yapmayı unutmayın. Ayrıca instagram hesabında hangi hikayenin hangi gün olmasını istediğinize dair anket yapacağım. Umarım katılırsınız.

Önceki Bölüm 2.Sonraki Bölüm

16830cookie-checkCesur 1. Bölüm
mermaridyy hakkında 333 makale
Yasemin Yaman KTÜ Orm. End. Müh. mezunu. Şuanda Parola Yayınlarında yazar. Hobileri yazmak, müzik dinlemek, basit çizimler yapmak ve manga okumak. Benim Küçük Gelinim ve Göremediğim Sen, Sen Olmadan Asla, Kara Duvak, Hep Seni Bekledim adında beş kitabı basıldı.

18 yorum

  1. Bayıldım emeğine sağlık Yazarcigim ❤️kızının hikayesi sanmıştım ama babasının hikayesi çıktı ❤️ merak ettim şimdi Cesur bey bu ağzından kaçırdığı kadını mi seviyordu ama onu seviyorsa neden başkasından çocuk yapıp evlenmek zorunda kaldı acaba :/

  2. Babanın hikayesi..işte bende bunu beklemiyordum.Ben tam kapıda çarpıştığı adamla Ayşem tartışacak ve hikaye başlayacak derken farklı gelişti bölüm.Yeni bir hayatları nasıl olacak merak ediyorum.Guzel başladı emeğine sağlık yazarcığım.

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*