Aralık 17, 2021 Yazarı mermaridyy 22

Cesur 3. Bölüm

Merhaba arkadaşlar. Bölümleri sabırsızlıkla bekleyenler var aldığım mesajlardan bunu biliyorum. Umarım bölümü beğenirsiniz. Keyifli okumalar!

***

Genç kız hızlı adımlarla hastaneden çıkarken hala sinirden titriyordu. Aklı almıyordu, halası gibi eğitimli, mesleği olan bir kadının kocasının hükmü altında kalmışlığına inanamıyordu. Evlilik kutsal olabilirdi ama bu erkeğin kadının üzerine baskı uygulayabileceği anlamına gelmiyordu. Karı koca arasında saygı ve anlayış önemliydi. Saygı ve sevginin bittiği evliliklerde kadın neden eziyet gören oluyordu. Başını iki yana sallarken duraksayarak yola bakınmıştı. Hangi yöne gittiğini anlamayan genç kız gözlerini kapatarak kendi kendine söylendi.

“Babam kızını tanıyor, resmen kayboldum!” kızın kaldırım ortasında durarak etrafa bakınmıştı. En azından nerede olduğunu bildiren bir tabela görebilmeyi umuyordu. Tabela göremeyince geldiği yönün tersine doğru yürümeye başladı. Her zaman cebinde bulundurduğu kulaklığını çıkararak mp4’üne yüklediği müzikleri dinlemeye başlamıştı. Telefonundan müzik dinleme huyu hiçbir zaman olmamıştı. Ona göre telefon acil ihtiyaç olduğu için dışarıda olduğu zamanlarda her zaman şarjı olmalıydı. Ellerini cebine sokarak yola odaklanmıştı. Yürüdükçe etrafa bakınıyor, bir sonraki gelişi için adres tespiti yapıyordu.

Hastaneyi uzaktan gören genç kız yüzünü asarak kısa bir süre duraksayıp görkemli binaya bakmıştı. Uzaktan bile zenginlik akan hastanenin sahibinin sabahki olayda aciz kalması yeniden sinirlenmesine neden olmuştu. Ayşem zeki bir kızdı. Babasının geriye dönmesiyle ailede dengelerin değişebileceğini biliyordu. Her ne kadar babası paraya önem vermese de diğer aile üyelerinin nasıl bir karakteri olduğunu bilmiyordu. Bu durum genç kızı tedirgin ederken haklı olduğunu sabah şahit olduğu tartışmada anlamıştı. O tartışmanın babasıyla alakalı olduğundan adı kadar emindi. Eniştesi olacak adamın sözlerinin başka bir açıklaması olamazdı. Uzaktan izleyecek ve gözleri o adamın üzerinde olacaktı.

***

Ayşem’in hastane odasından çıkmasıyla gözler damadın üzerine dönmüştü. Çisem bakışlarını kaçırırken kocasının bu olaydan nasıl sıyrılacağını merak ediyordu. Sabah ki tartışmaları yeniden öfkelenmesine neden olsa da bebeği için sakin kalmaya çalıştı. Kocası hamile kaldığını öğrendikten sonra oldukça değişmişti. Hala onun davranışlarına inanamıyordu.

“Ne demek oluyor bu damat?” Servet beyin sert sesi odada yankılanırken odada ki doktorlar izin isteyerek aile tartışmasının ortasında kalmamak için kapıdan çıkıp gitmişti. Soner karısına kısa bir bakış attıktan sonra adama döndü.

“Saçmalıyor işte baba, kimin nesi belli değil boş konuşuyor.” Servet Bey Soner’in cevabından tatmin olmayarak kızına döndü.

“Damat sana kötü mü davranıyor Çisem? Kavga mı ettiniz?” Çisem kocasına kısa bir bakış attıktan sonra babasına cevap vermişti.

“Hayır baba, yanlış anlamış olmalı. Soner gittikten sonra fenalaşınca ilgisi var sanmıştır.” Servet Bey kızının sözlerine strese girmemesi için inanmış gibi yaparken yanında ki karısından ses çıkmayınca bakışlarını ona çevirmişti.

“Ayşem, sen ne düşünüyorsun?” kadın cevap vermeyince Servet Bey karısının kolunu tutarak onun dikkatini çekmişti.

“Ayşem?”

“Şu kızcağız, siması çok tanıdık değil mi?” kadının aklı giden genç kıza takılmıştı. Bu durum şüphesiz odada sadece Soner’in hoşuna gitmemişti.

“Oda çok kalabalık oldu, hadi biz çıkalım da Çisem dinlensin.”

“Ben ablamın yanında kalırım, bu gün çok işim yoktu,” diyen Çisil hızla araya girmişti. Onun teklifini kabul eden aile üyeleri odadan çıkarken Soner karısına kısa bir bakış atarak “Sonra uğrarım, halletmem gereken işler var,” diyerek odadan çıkmıştı.

“Ruhsuz!” Çisil’in fısıltısını duyan ablası sessiz kalırken yatağın başlığını indirerek üzerini örtmüştü.

“Bir şey istiyor musun ablacım?” Çisil genç kadına bakarken gözlerine odaklanmaya çalışıyordu. Ablasının gözlerinden ruh halini anlamaya çalışıyordu. Genç yaşına rağmen tıpkı babası gibi o da psikoloji üzerine adını duyurmayı başarmıştı. Birçok makale ve araştırmaya adını yazdıran genç kız işinde oldukça başarılıydı.

“Bana şu şekilde bakmayı bırak Çisil, ben senin hastan değilim.”

“Neden yalan söyledin?” Çisil’in sorusu ile genç kadın bakışlarını kaçırmıştı.

“Yalan söylemedim.”

“Abla, bari bana yalan söyleme, olanların farkındayım. Eniştem sana kötü mü davranıyor?” dediğinde Çisem susmuştu. Ne söyleyeceğine karar vermeye çalışıyordu. O da kardeşinin yalanını yakalayacağını biliyordu.

“Bu konu hakkında konuşmak istemiyorum.”

“Bu kez neden tartıştınız?” Çisem hızla genç kıza bakmıştı. Şaşkınlıkla kardeşine bakarken Çisil yatağın kenarına oturarak ablasının elini avucuna almıştı.

“Sen biliyor muydun?”

“Abla, hani gizlimiz olmayacaktı. İki kardeş birbirimizin arkasını kollayacaktık. Neden bana anlatmıyorsun? Kendini düşünmüyorsan karnında ki bebeğini düşün.”

“Çisil, ne yapacağımı şaşırdım. Soner, hamile kaldığımdan beri çok değişti, evlendiğim adam çok değişti.”

“Belki de özüne döndü abla…” Çisil’in sözleri ile genç kadın gözlerini kısarak kardeşine bakmıştı.

“Ne demek istiyorsun?” ablasının sorusu ile genç kız buruk bir şekilde gülümsemişti.

“Başından beri ondan hoşlanmadığımı söylemiştim. Soner eniştemde beni rahatsız eden bir şey olduğunu sana söylemiştim. Sevdiğini söylediğin için karışmak istemedim ama bu gün olanlar, Soner’in davranışları gözümden kaçtığını düşünme.” Çisem ellerini sıkarak bakışlarını kardeşinden kaçırmıştı.

“Beni daha önce uyarmalıydın Çisil. Biliyorsun, senin düşüncelerine her zaman önem verdim. Eğer şüphelerini söyleseydin ben…”

“Yine evlenirdin abla, onu seviyordun.”

“Ben…”

“Neyse kapatalım bu konuyu, sen iyi olunca konuşuruz. Ama şunu unutma, gözüm kocanın üzerinde olacak.” Çisem başını sallarken aklına takılan şeyle yeniden kardeşine bakmıştı.

“Şu kız, annemin gençliğinin kopyası gibi değil mi? Yanıma geldiğinde biran annemi görmüş gibi oldum.” Çisil ablasına hak verirken odanın kapısı tıklatılmıştı. Kapının açılmasıyla içeriye hastanenin halkla ilişkiler müdürü Aylin girmişti.

“Geçmiş olsun Çisem Hanım, yeni duydum nasıl oldunuz?” Çisem genç kadına hafif gülümseyerek cevap vermişti.

“Aylin abla, kaç kez söyleyeceğim bana resmi olma diye.” Aylin kızın yanına giderek elini tutmuştu.

“Hastanedeyiz canım, biz kurallara uymazsak diğer çalışanlar nasıl uysun?” Çisil gülerken Aylin ona bakarak konuşmuştu.

“Doktor ne dedi?” Çisil kadının sözlerine tek kaşını kaldırarak imayla bakmıştı.

“Doktor sana söylemedi mi? Ben ablasına hemen yetiştirir diye düşünmüştüm.”

“Serdar doğumda, zorlu bir doğum oluyormuş.” İkili kadının sözlerine gülümseyerek karşılık vermişti.

“Bol bol dinlenecek, stresten uzak duracak. Doktorumuz böyle buyurdu.”

“Serdar haklı Çisem, son zamanlarda çok yoruluyorsun. Artık doğum iznine çıkmalısın.”

“Olmaz, son iki dava çok önemli.”

“Bırak diğer avukat halletsin, sen bebeğini düşünmelisin.” Aylin’in sözlerine Çisil de hak vermişti.

“Aylin abla haklı, izne çıkman gerekiyor.”

“Düşüneceğim, endişelenmeyin artık. Bebeğim için en iyisini yapacağım.”  Genç kadın bir süre sessiz kaldıktan sonra aklına gelen şeyle gülmüştü.

“Biliyor musunuz bu gün iş başvurusu için bir kız geldi,” dediğinde kısa biran duraksamıştı.

“Ee normal değil mi, ilan vermiştik.” Çisil’in sözlerine Aylin başını iki yana sallayarak devam etmişti.

“İlanda geçici ebe aramadığımızı belirtmediğimiz için kızdı. İşi kabul etmedi, altı ayını hastaneye heba edemezmiş.” Aylin’in sözlerine iki kardeşte şaşkınlıkla ona bakmıştı.

“Kız gitti mi?” Çisem’in sorusuna Aylin başını sallamıştı. Ama asıl söyleyeceğini sona bırakmıştı.

“Gitti, kızın adını duyunca inanamayacaksınız.” İki kardeş merakla kadına bakarken Aylin gülerek devam etti. “Ayşem Karahanlı! Düşünebiliyor musunuz, kızın adı Ayşem Karahanlı’ydı.”  Aylin sözlerini bitirdiğinde iki kızında yüzüne gülümseyerek bakmış ama gülümsemesi kardeşlerin ifadesini görünce yavaşça silinmişti.

“İyi misiniz? Çisem, Çisil… İyi misiniz?” Çisem yutkunarak kardeşine bakarken Çisil’in de ondan bir farkı yoktu.

“Olabilir mi?” genç kız ablasına yutkunarak sorarken Çisem dudaklarını birbirine bastırarak dolan bakışlarını kaçırmıştı.

“Abla, sence o muydu?” genç kızın üstü kapalı sorusunu yönetirken Aylin neler olduğunu anlamaya çalışıyordu.

“Neler döndüğünü söylemeyecek misiniz?” Çisem kısa biran duraksadıktan sonra kararlı gözleri ile kadına döndü.

“Şu kızın numarası bizde var değil mi?” Aylin onu onaylarken Çisil araya girmişti.

“Abla, ne yapacaksın numarasını?”

“Aylin abla, ara o kızı gelsin işe başlasın.”

“Abla…”

“Anlamadım?” Aylin ve Çisil aynı anda konuşurken Çisem oldukça kararlıydı. Genç kız ablasının ne yapmak istediğini anlayamazken Aylin düşüncelere boğulmuştu.

“Çisem, kızı tanıyor musun?” Çisem düşüncelerin içinden çıkarken gözlerini kardeşine çevirmişti.

“Onu tanımıyorum ama kim olduğunu tahmin edebiliyorum. Çisil, artık eminim. Geri döndü!” ablasının sözleri ile Çisil hızla yerinden kalkarken Aylin kadının kimden bahsettiğini hemen anlamıştı.

“Sadece isim benzerliği abla, abim dönmüş olamaz!” genç kız başını iki yana sallarken Aylin gözlerini kapatarak derin bir nefes vermişti.

“Döndü!” Aylin’in araya girmesi ile iki kardeş ona dönmüştü.

“Sen nereden biliyorsun?”

“Dün hastaneye geldi, acile hasta getirdi. Ama hemen ayrıldı!”

“Babam biliyor mu?” Çisem’in sorusu ile Aylin onu onaylarken Çisil hala şaşkın bir şekilde onları dinliyordu.

“Yirmi iki yıl sonra, neden geri döndü? Bunca yıl geçti, bir kez olsun aramadı…”

“Çisil? Sakin ol!”

“Sakin mi olayım? Duymuyor musun? Cesur Bey geri geldi!” kızın feryadı iki kadının da içini acıtmıştı. Genç kızın abisine olan düşkünlüğünü ikisi de biliyordu. Cesur’un gitmesi ile uzun bir süre kimseyle konuşmamış, odasından dahi çıkmamıştı.

“Çisil, lütfen! Sonra konuşalım mı?” kadının yorgunluğunu yüzünden görebiliyordu. Onu daha fazla yormamak için konuyu kapatmaya karar vermişti.

“Aylin abla, sen söylediğimi yap. Eğer o kız abimin kızıysa bilmek zorundayız!” Aylin kadının daha fazla yorulmaması için izin isteyerek odadan ayrılırken iki kardeşte sessizleşmişti. İkisinin de aklında Ayşem vardı.

“Sence o kız abimin kızı olabilir mi?”

“Bilmiyorum Çisil, ama bu kadar tesadüf fazla. Eğer Cesur geldiyse bir sebebi olmalı.”

“Ne olduğu umurumda değil abla, o bizi bırakıp gitti. Şimdi hiç bir şey olmamış gibi geri dönüyor.”

“Çisil lütfen, çok yorgunum.” Genç kız ablasına üzgün bir şekilde bakarken sıkıntıyla odanın jaluzilerini indirerek odayı loşlaştırmış sonra da odada ki kanepeye uzanarak bir elini gözünün üzerine koymuştu. Bir süre sonra Çisil’in kıkırdaması ablasının dikkatini çekti.

“O değil de kocanın yüzü çok komikti. Elinde parayla öylece kızın karşısına kalakaldı.”

“Çisil…”

“Ne, yalan mı?”

“Tamam kapatalım bu konuyu!” ikili yeniden sessizleşirken düşüncelere dalmışlardı. İkisinin de endişesi oldukça farklıydı.

***

Genç adam annesi ile görüşmek için gittiği yardım merkezine bir süre bekledikten sonra annesinin acil işi çıktığını söyleyerek genç adamdan özür dilemişlerdi. Cesur gülümseyerek başını iki yana sallarken randevuyla bile annesiyle görüşememesi hayatın bir cilvesi olduğunu düşündü. Merkezden çıkarak kızını aramak için telefonunu aldığında etrafına bakınmayı da ihmal etmiyordu. Özlemişti! Çocukluğunun, gençliğinin geçtiği bu caddeleri çok özlemişti. Eskisi gibi olmasa da, etraf beton yığınlarıyla dolmaya başlasa da havasını bile çok özlemişti.

“Babacım?” karşıdan gelen şen ses adamı kendine getirirken hafif gülümsedi.

“Neredesin Ayşem?”

“Eve geçiyorum babacım,” dediğinde Cesur kızının görüşmesini merak etse de telefonda sormak istememişti.

“Yorgun değilsen gezelim mi? Yemek yeriz sonra da bizar dolaşırız.” Genç kız babasının teklifini kabul ederken bu gün olanları anlatıp anlatmamakta karar vermeye çalışıyordu. Bu zamana kadar babasından hiçbir şey saklamamıştı. Serkan dışında! Genç adam aklına gelince hırsla başını salladı. Telefonu cebine koyarken yeniden çalmasıyla kaşlarını çatarak bilmediği numaraya bakmıştı. Serkan olabileceğini düşünürken kapanan telefon yeniden çalmaya başlamıştı. Bu kez Ankara alan kodlu bir numara arıyordu.

“Efendim?” genç kız telefonu açarken karşıdan gelen konuşmayı dikkatle dinlemiş sonra da şaşkın bir şekilde telefonu kapatmıştı. Bir süre etrafına boş boş baktıktan sonra etrafına dönerek sevinç kahkahaları atmaya başlamıştı.

“Başardım!”  kızın ağzından çıkan tek kelime buydu. Başardığına inanamıyordu. Hiç umudu olmasa da olmuştu. Hep istediği yere, babasının hayallerinin söndüğü hastanede çalışacaktı.

Keyifli bir şekilde yoldan çevirdiği taksiye binerek babası ile kararlaştırdıkları alışveriş merkezine doğru yola çıktı. İçi içine sığmıyordu. Üstelik babası öğrenince ne tepki vereceğini de merak etmeden yapamıyordu. Kızacağını sanmıyordu ama endişeleneceğine emindi. Biraz düşününce kendisini çağırmalarında ki nedeni anlayamamıştı. Nitekim geçici bir ebe aradıklarını yüzüne karşı söyledikten sonra birden işe alınması şüphe uyandırıcıydı. Bu konuyu sonradan düşüneceğini karar vererek babasıyla buluşacağı alışveriş merkezinden içeriye girmişti. Üst kattaki yemek bölümüne giderek babasının nerede olduğunu görmeye çalışmıştı. Birkaç dakika sonra aradığını bulan genç kız yüzünde kocaman bir gülümseme ile arkadan babasının boynuna sarılmıştı. Yanağına kokulu öpücük bırakarak neşeyle “Babacım nasılsın?” diye sorduğunda Cesur tek kaşını kaldırarak karşısına oturan kızına baktı.

“Bu neşeni neye borçluyuz hayatım?”

“Bu gün çok güzel geçti. Hem işe de alındım.” Ayşem’in sözleri ile Cesur gülümsemişti.

“İşe alınmana çok sevindim ama keşke biraz dinlenseydin hayatım. Biliyorsun çok yorulmaman gerekiyor.”

“Ben iyiyim baba, bu kadar çok endişelenmek seni de hasta edecek.” Yanlarına gelen garsonla ikili susarken siparişlerini vererek yeniden konuşmaya başlamışlardı. İkisi de öğleye kadar ne yaptıklarını anlatırken Cesur’un derin bir iç çekerek “Babaannenle görüşemedim,” dedi. Ayşem kısa bir nefes alıştan sonra bakışlarını kaçırarak “Biliyorum,” dediğinde genç adam şüpheyle kızına bakmaya başladı.

“Biliyor musun? Nereden?”

“Hastanedeydi…” Ayşem kısa bir duraksamanın ardından gözlerini kaçırarak devam etmişti.

“Çisem halam fenalaşınca tüm aile hastanede toplandı!” Cesur kardeşinin adını duyunca yerinde doğrulmuştu.

“Çisem’in durumu nasıl? Bu kadar şeyi bildiğine göre bunu da biliyorsundur.”

“Daha iyi baba, sadece dikkatli olması gerekiyor. O kocası olacak pislik…” Ayşem son anda sözlerini kavrayarak hızla elini ağzına kapatmıştı. Cesur kızının içinde bir şey tutamaması huyundan hoşlanıyordu. Bu şekilde kendisinden bir şey saklayamıyordu.

“Ne oldu Ayşem, bana anlatman gerekiyor. Biliyorsun, anlatmazsan yardımcı olamam.” Ayşem sıkıntıyla nefesini verirken başını sallamıştı. Sabah bina önünde olanlardan gün boyu yaşadıklarına kadar her şeyi anlattığında Cesur dişlerini sıkarak elini yumruk yapmıştı.

“Çisem’e bunları söylediğine emin misin Ayşem, yanlış anlamış olmayasın?”

“Eminim baba, senin geldiğini öğrendiler ve bu damadı çok rahatsız etmiş gibi görünüyor. Üstelik o kadar rahatsız oldu ki hamile karısını yolun ortasında bırakacak kadar ileri gitti. Başta halam olduğunu bilmiyordum. Onu hastaneye götürdüm orada öğrendim baba. O adamdan hiç hoşlanmadım.” Ayşem’in mavi gözleri öfkeyle yanarken babasının da kendisinden farkı yoktu. Duyduklarıyla düşüncelere dalan genç adam siparişlerin gelmesiyle yemeğini yemeye başlamışlardı. Uzun süren sessizlikten sonra Ayşem başını kaldırarak düşünceli olan babasına bakmıştı.

“Ne yapacaksın baba, ailen anlattığın gibi kalmamış olabilir. Bu gün babaannemi görünce çok heyecanlandım. Biliyor musun halam beni babaanneme benzetti.” Cesur kızının sözleri ile gülümsemişti. Kızı adını aldığı kadının gençliğinin kopyası gibiydi. Aileden biri Ayşem’i gördüğünde onun Karahanlı kanı taşıdığını hemen anlardı.

“Çünkü çok benziyorsun, hatta babaannenin kopyası gibisin hayatım.”

“Bunu daha önce söylememiştin.” Cesur başını sallayarak yemeğine devam ederken genç kızın “Karahanlı Hospital’da işe başladım,” dedi. Cesur’un elinde ki çatal bıçak biranda önünde ki tabağa düşmüştü. Ağır bir şekilde başını kaldırarak kızına baktı.

“Anlamadım?”

“Gelmeden önce özgeçmiş göndermiştim, bu gün görüşmeye gittim. Başta kabul etmemiştim ama buraya gelirken aradılar, sürekli eleman alacaklarını söylediler.”

“Ayşem ne dediğinin farkında mısın?”

“Neden baba, orası senin hayalindi…”

“Ayşem, orada sana iyi davranmazlar. Şu inadını neden dedenden aldın ki?”

“Baba, görmek istiyorum. Aileni tanımak istiyorum. Beni kabul etmeseler bile onları tanımak beni mutlu edecek.” Cesur birkaç saniye kızının yüzüne baktıktan sonra derin bir iç çekmişti.

“Seni üzerlerse bana söyleyeceksin, kimsenin seni ezmesine izin vermeyeceksin.” Ayşem babasından izin aldığını anladığında yerinden kalkarak adamın boynuna sarılmıştı.

“Teşekkür ederim babacım, çok teşekkür ederim.” Cesur kızının neşesine gülerek karşılık vermişti.

“Tamam canım, hadi herkes bize bakıyor. Geç otur yerine.”

“Baksınlar, dünyanın en iyi babası benim babam.” Adamın yanağına derin bir öpücük bırakarak yerine geçmişti. Yemeklerini yedikten sonra sinemaya giden ikili güzel bir gün geçirmişti. Eve döndüklerinde ikisi de odlukça yorgundu.

“Çay ister misin babacım?” Cesur kızının sorusuna başını sallarken odasına doğru ilerlemişti. Duş alarak kendine gelen adam oldukça düşünceliydi. Kardeşinin geçen yıl evlendiğini biliyordu. Kızının anlattıklarından sonra damatlarının pekte iyi olduğunu düşünmüyordu. Kardeşinin zor bir evliliği olmasını asla istemezdi ama olacakların önüne geçemiyorduk. Derin bir iç çekerek saçlarını havluyla kurularken salona geçmişti.

“Çay hazır değil mi Ayşem?” genç kız babasının sesini duyunca elinde tepsiyle salona gelmişti. Önceki gün babasıyla aldığı atıştırmalıklardan da tabaklara yerleştiren genç kız orta sehpayı kendilerine doğru çekerek babasının yanına oturmuştu.

“Sen ne yapacaksın baba?”

“Henüz bir karar vermedim canım, düşünüyorum.”

“Artık mesleğini yapman gerekmiyor mu baba? Doktorluğu özlemedin mi? Hastanelere başvuru yapabilirsin.”

“Özlemem gerekmedi canım, zaten mesleğimi yapıyorum.” Ayşem şaşkınlıkla babasına bakarken Cesur kızının şaşkın ifadesine gülmüştü.

“Ne düşünüyordun Ayşem, geçinmemizi aldığım üç kuruş maaşla sağladığımı mı?”

“Ya…”

“Merkezdeki özel hastanede haftada üç gün hasta kabul ediyordum. Diğer işim ek işti.” Genç kız şaşkınlıkla babasına bakarken ne söyleyeceğini bilememişti.

“Bunca yıl sen doktorluk yaptın ve benim haberim olmadı mı? Ama neden?”

“Kimseni olmadı canım, bilmelerini istemedim.”

“Peki ben?”

“Sen çocuktun Ayşem, ağzından kaçırabilirdin.” Ayşem düşünceli bir şekilde başını sallarken hala anlayamıyordu.

“Neden baba? Anlayamıyorum, bunca zaman köylülerin arasında öylece dolandın durdun. Şehre indiğinde arkandan yine iş aramaya gidiyor diye dalga geçiyorlardı.”

“Önemli değil canım, bilselerdi bizi rahat bırakmazlardı. Özellikle dedenle teyzen, o ikisinin bilmemesi gerekiyordu.” Ayşem üzgün bir şekilde babasına bakınca adam kızını kolunun altına alarak saçını öptü.

“Geçti artık, ikimizde özgürüz. İstediğimiz gibi rahat hareket edebiliriz.” Ayşem babasının bunca yıl çekmiş olabileceklerini düşünmek bile istemiyordu. Düşündükçe nefesi daralıyor, göz kapakları ağırlaşıyordu. Kapının çalmasıyla ikili birbirine baktı.

“Birini mi bekliyorduk baba?” adam başını sallarken yerinden kalkarak kapıya doğru ilerlemişti. Kapı gözünden baktığında daha önce tanımadığı birkaç adamın kapıda beklediğini gördü. Yavaş bir şekilde kapıyı aralayarak temkinli bir şekilde adamlara baktı.

“Buyrun, birine mi baktınız?”

“Cesur Karahanlı?”

“Evet benim,” genç adamın cevabı ile önde olan kişi elinde ki siyah dosya çantasından birkaç belge çıkararak Cesur’a uzatmıştı.

“Nedir bu?”

“Servet Karahanlı size gönderdi, içinde size bir notta olacak. İyi akşamlar!” Cesur adamların arkasını dönüp gitmelerini gözlerini kısarak izlerken elinde ki belgelerle kapıyı kapatarak salona geçmişti.

“Kim geldi baba?” Cesur eline ki belgeleri masanın üzerine bırakırken Ayşem dikkatle babasına baktı.

“Yanılmıyorsam dedenin avukatlarıydı!” Ayşem babasının cevabı ile hızla masanın üzerindeki belgeleri alarak göz atmaya başlamıştı. Okuduğu her satırda şaşkınlığı artarken Ayşem yutkunarak babasına dönmüştü.

“Burada yazan doğru mu?” Cesur kızının elinde ki belgeleri alarak kısa bir göz gezdirdikten sonra sırtını kanepeye yaslayarak sıkıntıyla gözlerini kapatmıştı.

“Bunu tamamen unutmuştum.”

“Unuttun mu?” Ayşem şaşkındı. Babasının elinde ki belgenin altında ki zarfı alarak açınca şaşkınlığı daha da artmıştı.

“Dedem senin hastanede çalışmanı istiyor. Hayır, emrediyor! Şunu dinle, ‘Bir Karahanlı başka bir hastanede çalışamaz!’ diye yazmış.” Bakışları babasına dönen genç kız adamın gözlerini aralayarak mavilere odaklanarak “Dedeni tanımak istiyordun, tanıştırayım Servet Karahanlı, istediğini elde etmek için elinden geleni yapar,” dedi. Ayşem’in yüzü asılmıştı. Babasının sıkıntısını anlamasına imkan yoktu.

“Ne yapacaksın baba? Hastanede çalışacak mısın?” Cesur kızının üzüldüğünü görebiliyordu. Kızını daha fazla üzmemek için konuyu kapatmaya karar vermişti.

“Bunu sonra konuşuruz, hadi çaylar soğudu yenile de senin dizini izleyelim.” Ayşem babasını zorlamamak için başını sallayarak yerinden kalkıp çayları yenilemeye mutfağa geçmişti. Genç adamın gözleri masanın üzerinde ki belgelere odaklanmıştı. Babası yine önünü kesmişti. Açık açık başka bir hastanede çalışamayacağını ona çok güzel bir şekilde hatırlatmıştı. Sıkıntıyla nefesini verirken kızının salona girmesiyle kendini toparlamaya başladı. Birlikte çayını içerek kızının en sevdiği dizilerden birini internetten açarak izlemeye başlamışlardı. Bu şekilde düşünmekten uzak duracaktı.

***

Servet Karahanlı iki gün sonra büyük yemek masasının etrafına topladığı ailesi ile akşam yemeğini yerken oldukça düşünceliydi. Yılların yorgunluğu omuzlarında birikmişken beklediği kişinin bu kadar geç gelmesi adamı içten içe perişan etmişti. Yıllar önce oğlunun çekip gitmesine engel olamamıştı ama bu kez izin vermeyecekti. Gerekirse tüm yollarını kapatacak yıllarca evladı arkasından gözyaşı döken karısının mutlu olmasını sağlayacaktı. Bakışları karşısında başköşede oturan karısına döndüğünde önünde ki tabağıyla oynadığını, bir şey yemediğini görünce sıkıntıyla elindeki kaşığı masaya koymuştu. Adamın ani hareketi masadakilerin dikkatini çekerken yaşlı kadın başını kaldırarak kocasına bakmıştı.

“Ne oluyor Servet, sen aileyi hafta sonları yemeğe toplardın.”

“Önemli bir konuda konuşmamız gerekiyor, bir konuda karar aldım.” Kızları dikkatle babasını dinlerken karısının yanında oturan Soner gerilmişti.

“Sizi dinliyoruz baba?” Soner’in araya girmesiyle Servet Bey karısına bakarak konuşmasına devam etti.

“Yakında yönetim kurulunu toplayacağım, emekli olmayı düşünüyorum.”

“Ne?” Ayşem Hanım şaşkınlıkla kocasına bakarken Soner sevincini belli etmemek için elinden geleni yapmıştı. Yaşlı kurdun zamanı dolmuştu diye düşünürken bakışları karısına yöneldi.

“Nereden çıktı bu babacım? Şimdiye kadar böyle düşündüğünü bilmiyorduk.”

“Yoruldum artık Çisem, yaşlanıyorum. Köşeme çekilip torun sevmek istiyorum.” Çisem’i eli karnına giderken kocasının parlayan bakışlarından hoşlanmamıştı. Hastaneye yattığından beri kardeşinin dedikleri aklından bir türlü çıkmıyordu. Kocası gerçekten ilk tanıdığı adama hiç benzemiyordu.

“Sen bilirsin Bey, ama ani kararın bizi şaşırttı.” Servet Bey masanın iki yanında duran ailesine kısa bir bakış atarken gözleri arada damadı olacak kişiye takılıyordu. Yılların tecrübesi Soner hakkında kendisine bilgi verse de kızı için sessiz kalmaya devam edecekti. Gözü üzerinde olsa da artık bu işler için yaşlandığını kabul etmek zorundaydı.

“Emekli olunca seninle tatile çıkarız Hanım, ne dersin?” kadın içlenerek başını yeniden önündeki tabağa çevirmişti.

“Sen bilirsin Servet, ben her zaman hazırım.” Kadının uysal cevabı adamın içini acıtmıştı. Yıllar önce oğlunu evden kovarken de kocasına karşı gelememişti. Tek oğlunun gidişini sessiz gözyaşları içinde izlemişti. Yemek sessiz bir şekilde biterken Servet Bey yorgun olduğunu söylerken, koca villada herkes odasına çekilmişti. Ayşem Hanım üzerini değiştirerek yatağına otururken kocasının odaya girmesini beklemişti. Garip bir şekilde bu akşam olanların altında başka bir iş olduğunu düşünüyordu. Odanın kapısı açılıp içeriye giren kocasına bakışlarını çevirerek konuştu.

“Nereden çıktı şu emekli olma işi, bir süre daha çalışacağını söylemiştin.”

“Yarın seni bir yere götüreceğim,” Servet Bey kocasının sorusunu cevapsız bırakarak yatağın kendi tarafına geçerek uzanmıştı. Kadın alamadığı cevapla daha da gerilirken ışığı kapatarak örtünün altına girdi. Sıkıntıyla nefes alıp verse de kocasından bir cevap alamayacağını bildiğinden susmak zoruna kalmıştı.

“Servet?”

“Yarın Ayşem, yarın!” kadın arkasını dönerek uyumaya çalışırken erkesi günün çabuk olmasını dilemişti. Hayatlarının ne yönde değişeceğini bilmeden kocasına güvenmek istiyordu. Kırk beş yıllık kocasına güvenemeyecekti de kime güvenecekti!

***

Lütfen yorum yapın. O kadar süre oturarak bölüm yazmaya çalışıyorum. En azından yorumlarınızla beni yanlız bırakmayın. Teşekkür ederim. En güzele emanetsiniz.

2.Bölüm <<<<<—–>>>>> 4.BÖLÜM

17321cookie-checkCesur 3. Bölüm