Gelincik Çiçeği 4. Bölüm

Merhaba arkadaşlar. Öncelikle zaman ayırıp okuduğunuz için çok teşekkür ederim. Ayrıca hikayeye yorum yapan herkese de çok teşekkür ederim. Ama neden yorum sayısı düşük anlamadım. Hikayeyi beğenmediniz mi? Sizlerin yorumlarına göre hikaye bölüm sayısı düşebilir. Keyifli okumalar!

***

Genç kız kendisine doğru dönen adamın görüş alanından çıkmak için hemen arkasını dönmüştü. Üzerine doğru gelen kadının bakışlarından hoşlanmamıştı. Ama birden yüzünde oluşan gülümsemenin de nedenini merak etmişti. Alya yanından geçen adamla ürperirken Ayfer hocanın adama sarılması dikkatinden kaçmamıştı.

“Alya, ne bekliyorsun?” Alya Cenk hocanın sesini duyunca kendine geldi. İlerideki sahneyi işaret ederek “Yakın olmalılar,” diye sormuştu. Cenk genç kızın sorusu ile Ayfer hoca ve diğer adama bakmıştı.

“Yanlış bilmiyorsam dayısı oluyor.” Alya adamın sözlerine birden gülmüştü.

“Üniversite dayılarla doldu desenize,” dedi. Cenk başını iki yana sallayarak kıza gülümsemişti.

“Hadi gidelim, annem bizi bekliyor. Giderken yemekte alalım,” dediğinde Alya genç adama başını sallayarak cevap vermişti.

“Beni neden derse soktunuz?”

“Onlara güzel bir örnek olacağını düşündüm. Dersleri hafife almamaları ve sevmelerini istiyorum.”

“Anlıyorum, yine de bazen sevdirmek yetmiyor…”

“Bu gün ders çok güzel geçti, ayrıca kitaplarda yazmayan yeni bilgilerde öğrenmiş olduk. Birçoğunu ben bile bilmiyordum,” dediğinde genç kız mahcupça bakışlarını kaçırmıştı.

“Müfredattan çıktıysam kusura bakmayın. Konuyu tam olarak anlamalarını istemiştim.”

“Aksine, eksiklerin tamamlanmasında yardımcı olabilirsin.” İkili arabaya yaklaştıklarında Alya etrafına bakınmaya başlamıştı. İlerden Ahmet ve Aslı’yı yanına doğru gelirken görünce onlara el sallamıştı.

“Nasılsın Alya, eve erken gideceğini sanıyordum.”

“Biraz işim çıktı, hadi gidelim,” derken Cenk’e dönmüştü.

“Neyle gideceğiz hocam?” dediğinde genç adam önlerinde ki arabayı göstermişti. Çift kabin yüksek arazi arabasına bakan Alya tek kaşını kaldırarak “Hayırlı olsun hocam,” dedi.

“Teşekkür ederim, hadi gidelim.” Alya ve Aslı arkaya binerken Ahmet öne binerek Cenk’i soruları ile bıktırmıştı. Sonunda genç adam Ahmet’e dönerek “Lütfen gidene kadar konuşma,” diye çıkışmıştı. Alya gülerken Aslı da Ahmet’e arkadan uzanarak omzuna vurmuştu.

“Yine çenen düştü Ahmet,”

“Ama hayatım,” ikili atışmaya başlayacakken Alya işe el atmıştı. Geriye kalan yolu sessiz giden grup alışveriş için büyük bir marketin önünde durmuşlardı. Alya da eksiklerini alarak arabanın kasasına yüklerken Cenk annesinin listesini alıp onunla birlikte yemek almak için birkaç bina aşağıda ki paket servis yapan bir lokantaya girmişti. Yemeklerde alındıktan sonra eve doğru gitmeye başlamışlardı. Eve vardıklarında Alya aldıklarını Ahmet’e uzatırken kendisi de Cenk hocaya yardım etmek için ileri uzanmış ama genç adamın engeliyle karşılaşmıştı.

“Geldiniz mi çocuklar?” Deniz Hanım üst balkondan bağırarak gruba el sallamıştı. Ahmet ve Aslı genç kıza bakarken Alya omzunu silkeleyerek “Deniz teyze temizlik yapmak istemişti,” dedi.

“Keşke kadın yorulmasaydı,” diye Aslı öne çıkarken Alya da başını sallayarak onu onaylamıştı. Grup eve doğru çıkarken Cenk annesine seslenerek elindekileri ne yapması gerektiğini sormuş kadın yukarıya getirmesini isteyince o da merdivenlerden yukarıya çıkmaya başlamıştı. Ahmet elindeki poşetleri kapı ağzına bırakırken Cenk hocaya yardım etmek için aşağıya inmişti.

“Deniz teyze?” Alya kapıdan içeriye baktığında yerler silinmiş, halıları serilmiş görünce duraksamıştı. Kadın gülümseyerek genç kızı kapıda karşılayarak “Girsenize içeri kızım,” dedi. Alya ve Aslı şaşkınlıkla eve girdiğinde etraftan mis gibi temizlik kokusu geliyordu. İkili şaşkınlıkla kadına bakarken Deniz Hanım gülümseyerek şakımıştı.

“İyi ki geldiniz, bende çay demlemiştim. Bu arada kızım ocağın iki gözü çalışmıyor.” Kadın mutfağa doğru ilerlerken Aslı genç kıza yaklaşarak “Komşun seni seviyor anlaşılan,” dedi.

“Deniz teyze, neden kendini bu kadar yordun, ben gelince beraber yapardık.”

“Yaparsın kızım, odana ve camlara dokunmadım. Sen uyarmasaydın da zaten camlara çıkamazdım. Tansiyon var bende,” dediğinde Alya kadına sarılarak yanağından öpmüştü.

“Allah razı olsun teyzem, gerisini ben hallederim.” Aslı ikiliye gülümseyerek bakarken kapı ağzında onlara bakan genç adamı ikisi de fark etmemişti. Cenk boğazını temizlerken Alya geri çekilerek adama baktı. Ahmet ve Cenk ayaklarını çıkararak eve girerken Cenk annesine ters bir şekilde bakarak “Ne acelen vardı anne, biliyorsun yorulunca tansiyonun çıkıyor. Gelince beraber temizlerdik.”

“Yorulmadım ki oğlum. Hem ev o kadar da pis değildi. Sadece balkonda biraz uğraştım o kadar. Ama balkonun çok güzelmiş Alya, arada kaçamak yaparım burada haberin olsun.” Kadın genç kız gibi gülerken Cenk annesine inanamıyormuş gibi bakmıştı.

“Ne zaman istersen teyzem, anahtarın yedeğini sana bırakacağım zaten. Ben olmasam da istediğin zaman gelip oturabilirsin.” Cenk kıza ters bir şekilde baksa da Alya oralı olmamıştı. Hep birlikte balkonda ki masayı hazırlayarak oraya geçmişlerdi. Beraber yemek yedikten sonra Alya Aslı ile camları silerken Ahmet ve Cenk’te banyoda ki tavanı boyuyorlardı.

“Oh be güzel oldu, evin güzelmiş Alya,” Aslı genç kıza gülümseyerek bakmıştı.

“Evet, bende ilk gördüğümde çok ısınmıştım. Umarım güzel günlerim olur burada.”

“İnşallah.” Alya bir süre dinlendikten sonra odasına doğru ilerleyerek valizini boşaltmaya başlamıştı. valizinin yanında ki iki valizi daha görünce şaşırarak odasından çıktı.

“Deniz teyze, bu valizleri kim getirdi?”

“Dayın geldi kızım, odana bırakıp çıktı.” genç kız sevinçle odasına dönerken meraklanan Aslı odaya girmişti.

“Ne oldu, seni mutlu edecek şeyler var içinde galiba?”

“Evet, notlarım, dayımdan zorla aldığım kitaplar var. Araştırma dosyaları da geldi sonunda.” Aslı kıza uzaylı görmüş gibi bakıyordu.

“Ders notları geldiği için sevinen tek öğrenci sensindir herhalde.” Alya omzunu silkerken odasına kısa bir bakış atmıştı. Odası orta büyüklükte içinde tek kişilik olmasa da çift kişilik olacak kadar da büyük olmayan özel yapım bir yatak vardı. Köşede sürgülü üç kapılı bir dolap ve hemen yanında şifonyer mevcuttu. Odada alan olduğundan Alya kendine küçük bir kitaplık yaptırmayı kafasına not almıştı. Ama çalışma masası koyacak yer yoktu. Düşüncelere daldığında kapıda beliren Cenk onu kendine getirmişti.

“Bizim işimiz bitti, başka bir şey var mı?” genç kız kapıya döndüğünde Alya’nın ifadesi yüzünde olduğu için Cenk merakla sormuştu.

“Sorun ne?”

“Odada çalışma masası koyacak yer bakıyordum.” Cenk odaya girerek etrafına bakınmaya başlamıştı. Yatağın üzeri genç kızın kıyafetleriyle dolu olduğu için bakışlarını o tarafa çevirmemişti.

“Şu kısma küçük bir masa koyabilirsin.”

“Oraya kitaplık koymayı düşünüyorum.” Cenk başını sallarken gözünün önüne kitaplık modellerini getirmeye çalışıyordu.

“Şuna ne dersin, oraya masa koyalım hemen üzerine de duvardan duvara bir monte kitaplık ekleyelim. Bu şekilde yatağın yanına kadar büyüklükte kitaplığın olur. Yani dikey değil de yatay.” Alya bir süre düşündükten sonra gülümseyerek genç adama bakmıştı.

“Çok güzel olur, ama onu yaptırmak gerekecek.”

“O iş bende!” Ahmet kapıda ikilinin konuşmasını dinlerken araya girmişti.

“Anlamadım?”

“Bir arkadaşımın atölyesi var, malzeme parasına istediğin kitaplığı yaptırabiliriz.” Alya sevinçle el çırparken Cenk ona gözlerini kısarak bakmıştı.

“Bizim başka bir işimiz yoksa çıkalım,” genç kız başını sallayarak “Teşekkür ederim hocam, başka bir şey yok şuanda.” Dedi. Cenk ve Ahmet oradan ayrılırken Aslı genç kızla geri kalan temizliği halletmişti. İşleri bitince ikisi de salonda ki koltuğa yığılarak ayaklarını öne uzatırken Aslı “Oh be mis gibi oldu,” dediğinde Alya başını sallayarak gülümsemişti. Evi temizlenince daha da bir içine sinmişti.

“Ellerine sağlık canım, Allah razı olsun.”

“O nasıl söz, Ahmet seni kardeşi olarak görüyor. Onun kardeşi benimde kardeşim.”

“Ahmet dedin de annesi seni çok seviyor. Geçenlerde onlarda kaldığımda başta yanlış anladı. Ahmet’i dövmeye bile çalıştı,” dediğinde gözünün önüne genç adama savurduğu terlikler vardı. Genç kız kahkaha atarken Aslı da başını sallayarak gülmüştü.

“Gülay annem çok iyidir ya, ayıptır söylemesi her zaman benim tarafımı tutuyor,” dedi. İkili gülerken yatsı olmak üzereydi. Aslı ayaklanınca genç kız kalmasını istemiş ama ev arkadaşının korkacağını söyleyerek kabul etmemişti. Ahmet’i arayarak onu alabilir mi diye sorduğunda genç adam alt katta Cenk hoca ile oturduğunu söyleyerek aşağıda beklediğini belirtmişti.

Aslı evden çıkarak aşağıya inerken Alya da onları yolcu etmek için genç kızla aşağıya inmişti. Ahmet kız arkadaşı ile giderken Alya gülümseyerek başını kaldırıp ışığı yanan evine baktı. Dayısı henüz gelmemişti. Annesini de aramamıştı. Annesini aramak için eli cebine gittiğinde ise telefonunu üzerinde olmadığını anlayarak yüzünü astı. Merdivenlere doğru ilerlerken Deniz Hanım genç kıza seslendi.

“Alya kızım, gel çay içelim,” dediğinde Alya başını sallayarak teşekkür etmişti.

“Çok yorgunum Deniz teyze başka zamana inşallah,” dedi. Cenk annesi ile kızın arasına giremeyeceğini bildiği için sessizce eve girmişti.

“İyi kızım, yorgunluğunu alır.” Kızın koluna giren kadın onu eve doğru çekerken Alya kurtuluşunun olmadığını anlayarak başını salladı.

“Evin kapısı açık Deniz teyze ben çekip geleyim. Hem telefonumu da alırım,” dedi. Kadın kızın kolunu bırakırken “Geç kalma bardağını dolduruyorum,” diyerek gülümsemişti. Genç kız merdivenlerden hızlı bir şekilde yukarıya çıkarak evine girip önce telefonunu aldı, daha sonrada anahtarını alarak aşağıya inmişti. Deniz Hanım kapıyı aralık bıraktığı için kapıyı hafif tıklatarak eve girdi.

“Gel kızım salondayız,” diye seslenen kadının sesine doğru ilerlemişti. Aylar sonra ilk kez girdiği evde küçük çağlı değişiklikler olmuştu. Salona yeni koltuk takımı alınmış, televizyonun yerini daha büyük ve kaliteli görüntüsü olan bir televizyon koyulmuştu.

“Hayırlı olsun, güle güle kullanın,” diyerek yeni eşyaları gösteren genç kız tekli koltuğa oturarak kendisi için bırakılan çaydan bir yudum içmişti.

“Sağ ol kızım, daha iyisi senin olsun.” Deniz Hanım oğluna ters bir şekilde bakarak yeniden genç kıza dönmüştü.

“Ee okul nasıl gidiyor, alışabildin mi?” Alya kadının sorusuna hafif başını sallayarak cevap vermişti.

“Ahmet’in olması daha kolay alışmamı sağladı,” dediğinde Cenk’in kendisine tek kaşını kaldırarak bakmasına sinir olmuştu.

“Ahmet oğlum maşallahı var, çok neşeli bir genç. Burada mı danıştınız?”

“Yok Deniz teyze, Ahmet benim çocukluk arkadaşım. Yıllar önce memleketten taşınmışlardı. Burada yeniden bir araya geldik.”

“Öyle mi, çok sevindim canım. Aslı kızım da çok güzel, Hanım hanımcık bir kız. Arkadaş edinmene sevindim.”

“Teşekkür ederim.” Alya mahcup bir şekilde elinde biten bardağını önüne bırakırken yerinde doğrularak “Ben bunları mutfağa bırakıp çıkayım, yarın erkenden dersim var teyze.” Deniz hanıma cevap hakkı tanımadan hızla bardağını mutfağa götürüp çalkalayarak bulaşık makinesine yerleştirmişti. İyi akşamlar dileyerek evden çıkarken Deniz Hanım dış kapısının kapanış sesini duymadan kendi kapasını kapatmamıştı.

Alya evine girerek anahtarla arkadan kilitleyip sürgüsünü çekmişti. Dış kapıya yaslanarak elleri göğsünde mutlulukla gülümsedi.

“Benim evim,” dediğinde aklına annesi gelerek telefonunu çıkarmıştı. Ekranda dayısından arama ve mesaj vardı. Dayısı iki günlüğüne Trabzon’a gitmişti onu haber ediyordu. Omzunu silkeleyerek annesini arayıp bir süre konuştular. Kadının sitemlerini dinledikten sonra günde iki kez arayacağına söz vererek telefonu kapatmıştı. Aklına ikizi gelince iki gündür onunla konuşmadığını fark ederek şaşırmıştı. Arya ile bu kadar uzun süre ayrı kalmamışlardı. Mesaj kısmını açarak “Müsait misin?” diye yazım gönderdiğinde anında geri dönüş almıştı. Arya onu görüntülü olarak arıyordu.

“Gelin Hanım?”

“Alya neden aramadın? İki gündür senden haber bekliyorum.”

“Sen arasaydın Arya,” diyerek genç kız karşılık verince ikizlerin yüzleri aynı anda asılmıştı.

“Bu aralar işler limanda karışık, onlarla ilgileniyorum. Özür dilerim seni ihmal ettim.” Alya ikizinin üzüldüğünü anlayınca gülümsemişti. Onu neşelendirmek istiyordu.

“Kızım siz cicim ayında değil misiniz ne işi?”

“Ne cicim ayı canım ya, geçti o günler.” Arya kıkırdarken arkasından “Anne!” diye gözlerini ovalayarak gelen Ecem görünmüştü.

“Oy miniğim yeni mi uyandı. Arya çok sevimli görünüyor benim için öper misin?” Arya gülerken küçük kızı kucağına alarak iki yanağını da öpücüklere boğmuştu. Küçük kız neşeyle gülerken Alya ikiliye hayranlıkla bakıyordu.

“Bak kızım teyzen aradı.” Ecem ekrana bakında hızla Arya’ya dönmüştü. Anlaşılan annesinin yanında olduğundan emin olmak istemişti. Alya onun tepkisine gülerek “Ecem, güzelim…” diyerek telefonda sevgi gösterilerinde bulunurken bu kez Aras gelerek araya karışmıştı.

“Naber baldız, nasıl gidiyor özgürlük.”

“Harika enişte, bu gün yeni evime yerleştim.” Arya merakla genç kıza bakarken Alya yerinden kalkarak evi dolaşmaya başlamış, ikizine de evini göstermişti. Alya’nın mutluluğu Arya’yı da mutlu etmişti. Bir süre daha konuştuktan sonra odasına geçerek pijamalarını giyip huzurla yatağına uzanmıştı. Başucunda ki küçük lambayı açık bırakarak uykuya dalarken oldukça mutluydu.

Genç kız sabah gözlerinin kapının çalmasıyla açmıştı. Şaşkınlıkla nerede olduğunu anlamaya çalışırken kapı zilinin tekrar çalmasıyla yerinden kalktı. Dağılmış saçlarını eliyle düzeltirken kapı ağzında “Anne kızı rahat bırak,” diye kızan Cenk hocanın sesini duyunca Deniz hanımın cevabı genç kızı gülümsetmişti.

“Sen karışma bakayım, kız aç mı gitsin okula.”

“Of anne ya, kızı buraya taşındığına pişman edeceksin.” Cenk arkasını döndüğünde Alya üzerine bakmadan uykulu bir şekilde kapıyı aralamıştı. Kapıyı tam açmadığı için yüzünden başka bir yeri görünmüyordu.

“Deniz teyze?” Alya’nın sesini duyan Cenk arkasını döndüğünde yutkunarak hemen bakışlarını kaçırmıştı. Kızın uyku mahmuru gözleri daha koyu bir hal almıştı. Cenk kız utanmasın diye arkasını dönüp aşağıya inerken kendi kendine söyleniyordu.

“Kızım hala yatıyor musun, kalk kahvaltı yapalım.”

“Ben okulda yapardım Deniz teyze…” kadın kızın cevabına kızarak karşılık vermişti.

“Ben bilmez miyim okulda ne yiyeceğini, yüzün zaten kaşık kadar kalmış hadi bekliyorum.” Deniz Hanım kızın itirazını beklemeden merdivenlerden inerken Alya sıkıntıyla banyoya doğru ilerlemişti. Kısa bir duş aldıktan sonra odasına geçerek giyinen genç kız telefonunu ve çantasını alarak evinden çıkmıştı. Alt kata geldiğinde anne oğulun hala atıştığını duyunca derin bir nefes aldı. Kapı zilini çalarak açılmasını beklerken o da etrafına bakınıyordu. Mahalle sabah saatleri oldukça sakin görünüyordu. Kapıyı Cenk hoca açarak mahcupça genç kıza bakmıştı.

“Kusura bakma seni de uyandırdık. Annem işte, zamanla ben seni rahatsız etmemesi için onu ikna ederim,” derken Alya bir şey söylemeden genç adamın kenara çekilmesiyle eve girmişti.

“Günaydın Deniz teyze.” Kadın oğlu ile atıştığı için yüzü asılmıştı. Alya’nın geldiğini görünce o da mahcupça genç kıza bakmıştı.

“Günaydın kızım, gel kahvaltını yap. Bu gün birlikte sana mutfak alışverişi yaparız. Buraları pek bilmezsin sen.”

“Anne, Alya yaz tatilinde birkaç sokak aşağımızda kalmıştı. Eminim hala neyin nerede olduğunu biliyordur.” Cenk araya girerken Deniz Hanım yüzünü asarak başını eğmişti.

“Sen Cenk hocaya bakma Deniz teyze, birlikte gideriz. Hem sen uygun eşyalar nerede satılır bana da gösterirsin.” Kadın kızın sözleri ile hemen gülümsemişti.

“Elbette kızım, birlikte pazara da çıkarız. Pazar deyip geçme çok güzel şeyler var,” dediğinde Alya kadının hevesine aynı şekilde karşılık vermişti.

“Pazara gitmeyi çok severim, burada ilk kez gideceğim,” dediğinde Cenk şaşkınlıkla ikiliye bakıyordu. Başını iki yana sallayarak çayları doldurmaya başlamıştı.  İkili sohbet ederek kahvaltısını yaparken Cenk saatine bakarak ayağa kalkmıştı.

“Benim çıkmam gerekiyor, sende gelecek misin Alya?” diye sordu. Alya adamın sorusu ile başını iki yana sallamıştı.

“Ben sonra geleceğim hocam, siz gidin.”

“Aa olur mu öyle şey, sende Cenk ile git evladım, dolmuşlarda mı sürüneceksin?”

“Benim dersim onda Deniz teyze, okula gidip boş beklemek istemiyorum. Hem Ahmet ve arkadaşı gelecek ölçü almak için.” Deniz Hanım anlayışla başını sallarken Cenk izin isteyerek evden ayrılmıştı. İkili birlikte masayı toplarken Alya evine çıkarak odasını toplamıştı. Yarım saat sonra da Ahmet arkadaşı ile gelerek dolap ve masa için ölçü alıp gitmişti. Ahmet arkadaşına teşekkür ederken derse girmek için Alya ile yola koyuldu.

“Ee, ilk akşamın nasıl geçti evinde?”

“Oldukça huzurlu.” Alya derin bir iç çekerken Ahmet gülerek ona bakmıştı.

“Evle aşk yaşıyorsun resmen,” dediğinde Alya da onun gibi gülmüştü.

“Ne yalan söyleyeyim, evim çok içime sindi. Umarım şu üç yıl boyunca güzel günler geçiririz.”

“Üç yıl mı? Sen hazırlık mı okuyacaksın?” Alya başını iki yana sallarken dün aldığı kararı arkadaşına söylemekten çekinmemişti.

“Dün bir karar aldım Ahmet, eğitimci olacağım,” dediğinde gözünün önüne işledikleri dersteki eğlenceli zamanlar ve hemen ardından okulda gördüğü o iki eğitimciydi. Dayı yeğen okulu istila etmiş gibi görünüyordu.

“Bunu yapmak istediğine emin misin?” Alya omzunu silkerken bir yer açıp çevre düzenleme hayalini de mutlaka gerçekleştireceğine emindi.

“Kararını ne değiştirdi?” dediğinde Alya sıkıntıyla arkadaşına bakmıştı.

“Dün bu okula neden geldiğimi hatırladım diyelim,” diyerek arkadaşının durdurduğu dolmuşa ilk önce kendisi binmişti. Genç adam kalabalık dolmuşta genç kızı arkasına alarak korumaya çalışırken Alya onun bu çabasına gülümsemişti. Dolmuşun içinde ki yolcuların çoğu öğrencilerden oluşuyordu. İkili kampüs kapısına geldiklerinde inerken seri adımlarla bölüme doğru ilerlemeye başlamıştı. Sınıfından birkaç kişiyle karşılaştıklarında Ahmet onlara kısa bir selam vererek geçiştirirken Alya kimseyle muhatap olmamıştı. Zaten pek arkadaş edinmeyi de sevmedi. Güvenmek için zamana ihtiyaç duyardı.

“Ahmet, bende seni bekliyordum.” İkili önlerine çıkan adamla duraksamıştı. Bu sınıfa ilk girdiklerinde Alya’ya alaycı bakan Serdar’dan başkası değildi. Kızın kendisine bakmadığını görünce elini uzatarak “Biz tanışmadık, ben Serdar,” dediğinde Alya genç adama kısa bir bakış atarak sadece başıyla onaylamıştı. Oldu olası tokalaşmaktan hoşlanmazdı zaten. Serdar’ın eli havada kalırken Ahmet ileri atılarak genç adamın elini tutmuştu.

“Nasılsın Serdar, bende Ahmet memnun oldum,” diyerek işi şakaya vurmuştu.

“Ben sınıfa gidiyorum Ahmet, sen sonradan gelirsin.” Genç kız yanlarından geçip giderken arkasından konuşan kızın kendisine “Soğuk nevale ne olacak,” diye söylendiğini duyunca hafif gülümsemişti. Anlaşılan önceki okulunda ki lakabı burada da ona yapışacaktı.

Genç kız sınıfına girerek yine en arkadaki sıraya oturmuştu. Arka sıralar genç kız için sınıfı kuş bakışı gördüğü yerlerdi. Bu şekilde kimin nasıl davrandığını ya da derse ne kadar ilgi duyduğunu anlayabiliyordu. Derin bir iç çekerken yanına oturan kişiye kısa bir bakış atmıştı.

“Burası boş mu?” diye soran kıza Alya sadece başını sallayarak cevap vermişti.

“Sen bu yıl geldin değil mi? İlk derslere girmediğim için acaba notları senden alabilir miyim?” diye sorduğunda Alya genç kıza kısa bir bakış atmıştı. Kızın samimi mi yoksa kendisini mi denediğini anlamaya çalışıyordu. Kız oldukça mahcup bir şekilde Alya’ya bakarken Alya başını iki yana sallamıştı.

“Üzgünüm, ben not tutmuyorum,” dediğinde kız şaşkınlıkla genç kıza bakmıştı. O kadar şaşırmıştı ki Alya kızın anbean değişen ifadesine gülmemek için kendisini zor tutmuştu.

“Anladım, notlarını vermek istemiyorsun. Neyse başkasından isterim artık.” Kızın kırgın sesi nedense Alya’nın hoşuna gitmemişti.

“Not vermek istemiyorum değil, gerçekten not tutmadım. Zaten üç gündür derse giriyorum. Dolayısıyla daha adapte olamadım.” Kız Alya’nın sözleri ile gülümseyerek rahat bir nefes almıştı. Elini uzatarak “Ben Akasya buralıyım, sen nereden geliyorsun?” dediğinde Alya kısa bir duraksamadan sonra kızın elini sıkmıştı.

“Alya bende, Trabzon’dan eğliyorum,” dediğinde kendini yarışma programında gibi hissederek gülmüştü.

“Aa öyle mi, sınıfta bir tane daha hemşerin var,” diyerek tam konuşacağı sırada Ahmet gelerek araya girmişti.

“Vay Akasya Hanım gelmiş,” dediğinde Akasya yüzünü asarak “Geldi siren ses,” diye söylenmişti. Alya kızın arkadaşına ‘siren ses’ demesine gülerken Ahmet yeniden konuşmuştu.

“Tanışmışsınız Alya, bu kız sınıfımızın mazlumu, hani var ya Kemal Sunal’ın mazlumu öyle.” Alya arkadaşının sözlerinden hoşlanmamıştı. Kızın yüzü asılırken gözleri iyice kısıldı.

“Sana kötü mü davranıyorlar?” dediğinde Akasya omzunu silkeleyerek umursamaz bir şekilde cevap vermişti.

“Kendilerince eğleniyorlar, onlara cevap verip kendimi düşüremem.” Kız önüne dönerek not almak için defterini çıkarırken genç kızın aklı karışmıştı. Okulda yapılan şiddetin her türlüsüne karşıydı. Hoca sınıfa girdiğinde konuşmada bitmişti.

“Nasılsınız arkadaşlar?” diye soran hoca sınıfa kısa bir bakış atarak yeniden önüne dönmüştü. Elinde ki usbyi akıllı tahtaya takarken bir yandan da konuşuyordu.

“Hocam asistan meselesi ne oldu, Ayfer hoca asistan bulabilmiş mi?” diye sorarken hoca işini bitirerek öğrenciye dönmüştü.

“Henüz bir alım olmadı. Asistanlık için başvuru yapmak isteyenler adını ve bilgilerini yazıp bana getirsin. Hocanız da sizlerin arasından seçer artık.” Hocanın sözleri ile önden arkaya doğru gönderilen imza kağıdı kendi önüne geldiğinde gözüne takılan isimle duraksamıştı. Etrafına bakınırken yanında ki genç kız kağıdı isteyince hızla imza atıp kağıdı ona vermişti.

“Nerede kaldığımızı hatırlayanınız var mı?” öğrenciler kaldığı konuyu söylerken Alya bir eli yanağında önündeki boş kağıda karalama yapıyordu. Kendince aklında kalan bilgileri tablo haline getirdiğinin bile farkında değildi. Hoca dersine devam ederken genç kız ikinci kağıdında tablosuna eklemeler yapıyordu. Aklına takıldığı yerde duraksayan genç kız hocanın belirttiği yerin doğru olmadığını anladığında bakışları önündeki tablodan kalkıp tahta önünde duran slaytta bakmıştı. Hocayı düzeltmek istiyor ama göze batmamak için cesaret edemiyordu. Hoca başka sayfaya geçince dayanamayarak elini kaldırmıştı. Daha önce lisans bölümünde bu konuyu işlediği için konuya yabancı değildi. Ayrıca kendi araştırmaları ile farklı bilgilerde öğrenmişti. Alya’nın bilgiye aç benliği yine işe koyulmuştu.

“Bir şey mi soracaksın?”

“Hocam, az önce ki slaytta yanlış bilgi verilmiş,” dediğinde Alya dişlerini sıkarak kendisine dönen bakışlardan rahatsız olmamaya çalışıyordu.

“Anlamadım?” hoca bir önceki sayfaya dönerek yeniden göz attığında hatalı kısmı anlamaya çalışmış ama bir hata olmadığını düşünerek yeniden genç kıza dönmüştü.

“Hatanın nerede olduğunu göstermeni rica edeceğim,” dediğinde Alya adamın esip gürlememesine şaşırmıştı. Normalde bir hocaya yanlışını söylediğinde esip gürler öğrenciyi sınıftan atardı.

“Meşe türlerinin sayısı ve cinsi konusunda olan yerde güncelleme yapılması gerekiyordu. Bu bilgi beş yıl önce güncellenmiştir. Sizin slaytınızda Meşe türlerinde eksikler var ve bazılarının da tür isimleri yanlış yazıldı.” Adam tek kaşını kaldırarak genç kıza bakarken hafif gülümsemişti.

“Yanlış yazılan türleri belirtebilir misin? Zira elimde ki slayt son bilgi güncellemesi ile hazırlandı.”

“Siz mi hazırladınız?” Alya dayanamayarak sormuştu.

“Hayır, genelde bu bilgiler önceki hocamızın araştırmaları sonucunda asistanlar tarafından hazırlanır.”

“O zaman bilgileri size veren hocamız eksik bilgi vermiş.” diyerek izin isteyip yerinden kalkmıştı. Sınıfın bir köşesinde tepegöz olduğunu görünce gülümsemişti.

“Hocam tepegöz çalışıyor mu acaba?” dediğinde adam kızın kendinden emin davranışlarını dikkatle izliyordu. Öğrenciler merakla Alya’yı izlerken bazıları kıskançlıkla bazıları da cesareti karşısında şaşkınlıkla genç kıza bakıyordu.

“Elbette çalışıyor,” dedi. Alya tepegözü ön sıralardan birinin üzerine bırakarak kenarda duran uzatma kablosuyla çalıştırmıştı.

“Ahmet, masanın üzerinde ki kağıdımı getirebilir misin?” diye ricada bulunurken ders boyu genç kızın karaladığı kağıdı eline alarak kısa bir bakış atmış ve şaşkınlık ile kağıdı genç kıza vermişti. Kağıdı tepegözün üzerine koyarak alttan da ışıklandırmıştı. Şeffaf kağıt olmadığı için görüntü net olmasa da okunabiliyordu. Hoca kızın tahtaya yansıttığı kağıda gözlerini kısarak bakarken Alya hocasına dönerek sadece hatanın olduğu türlerin alt türleri kısmını işaret ederek anlatmaya başlamıştı. O kadar açıklayıcı anlatıyordu ki en aptal öğrenci bile o tablodan konuyu öğrenebilirdi.

“Bu bilgileri nereden aldın?” Alya öğrencilerin şaşkın bakışları altında konuyu bitirerek izin isteyip yerine geçerken hocanın sorusuyla ona dönmüştü.

“Araştırma yapmıştım, lisans bölümünde araştırma konumdu,” diyerek işin içinden sıyrılmıştı. Kendini fazla açık etmesi demek kapısının öğrenci aşımına uğraması demekti. Genç kız kağıdını alırken hoca kağıdını ondan alarak sonra kendisinden almasını istemişti. Keskin bakışlar altında yerine geçerken kendisini izleyen gözlerden habersizdi.

***

Lütfen yorum yapmayı unutmayın. Birkaç dakikalık zamanınızı ayırarak hikaye hakkında fikirlerinizi söyleyiniz. Teşekkür ederim.

3.BÖLÜM <<<<<—–>>>>> 5.BÖLÜM

17700cookie-checkGelincik Çiçeği 4. Bölüm
mermaridyy hakkında 333 makale
Yasemin Yaman KTÜ Orm. End. Müh. mezunu. Şuanda Parola Yayınlarında yazar. Hobileri yazmak, müzik dinlemek, basit çizimler yapmak ve manga okumak. Benim Küçük Gelinim ve Göremediğim Sen, Sen Olmadan Asla, Kara Duvak, Hep Seni Bekledim adında beş kitabı basıldı.

16 yorum

  1. Harika bölüm için teşekkürler ❤️ Alya yine harikaydi ❤️ Akasya’yi sevdim 😀 dayı yeğen bayağı iş açacak gibi ama bakalım . Deniz teyze ve Alya’nin ilişkisine bayılıyorum ya❤️

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*