Cesur 4. Bölüm

Merhaba arkadaşlar. İnstagramda da duyuru yapmıştım burada da duyurayım. Tek bölümlük hikaye yarışması yapıyoruz. Hikaye en az 3000 kelimeden oluşacak şekilde yazılmalı. Konusu tamamen size kalmış ama içerik aşırı derecede cinsellik içermemeli. Kazanan kişiye ister benim kitaplarım isterse 100tl’lik hediye çeki verilecektir. Katılım en az on hikaye olacak, tabi fazla katılımda olabilir. On hikâyenin altında katılım olursa maalesef yarışma iptal edilecek! Son hikaye gönderme tarihi 10 Ocak, yarışmanın yapılacağı tarih 15 Ocak olacaktır!

Kolay gelsin, Keyifli okumalar!

***

Genç kız hızla üzerini değiştirerek odasından çıkmıştı. “Geç kaldım,” diye söylenerek mutfakta kahvaltı hazırlayan babasına kapıdan öpücük atarak kapıya yönelmişti.

“Ayşem kahvaltı…”

“Geç kalıyorum baba, gitmem gerek,” diyerek ayakkabılarını yarıya giyerek hızla evden çıkmıştı. Kızının arkasından gülerek bakan adam hazırladığı masaya iç çekerek bakmıştı. Hala bir karar verebilmiş değildi. Bu gün hastaneye gitmeyi planlıyordu. Ama önceliği annesine gitmek olmalıydı. Kapı zilinin çalınmasıyla gülerek kapıya giden Cesur aynı gülümseme ile kapıyı açıp “Ne unuttun güzelim?” diye sorduğunda, kendisine şaşkınlıkla bakan kadını görmeyi beklemiyordu.

“Anne?” Cesur yutkunarak yaşlı kadına bakarken kadının gözlerinin anında dolmasına şahitlik etmişti.

“Cesur, oğlum!” kadın hızla oğlunu kollarının arasına atlarken genç adam kadını güçlükle sarabilmişti. O kadar şaşkındı ki ne yapacağını bilememişti. Kollarının arasında ağlayan kadına içi gidiyordu. Bakışları daha önce fark etmediği sert bakışların sahibi ile çakışırken oldukça gerilmişti.

“Senin anneni görmeye geleceğin yoktu,” diyen Servet Bey anne oğulu kapıda bırakarak eve girmişti.

“Oğlum, ilk göz ağrım… Döndün mü?” kadının hıçkırarak sorduğu soru genç adamın içini acıtmıştı.

“Döndüm anne, artık buralardayım.” Genç adam annesini evin içine doğru yönlendirirken kapıyı kapatarak onu takip etmişti. Mutfaktan gelen kaynama sesi ile izin isteyerek mutfağa geçen genç adam annesinin de peşinden geldiğini görünce buruk bir şekilde gülümsemişti.

“Kahvaltı yaptınız mı anne, buyurun birlikte yapalım.” Kadın oğlunun sözlerine hıçkırarak cevap vermişti. Genç adam dayanamayarak annesine sarılırken “Ağlama artık, bak buradayım.” Ayşem Hanım oğlunun sözlerine iç çekerken oğlunun kokusunu derince içine solumuştu.

“Neden eve gelmedin?”

“Anne hadi salona geçelim, babam söylenmeye başlamasın.” Kadın oğlunun sözlerine buruk bir şekilde gülümsemişti.

“Oğlum, varlığına şükrettiğim ne çok özlemişim. Şu anneni hiç mi düşünmedin, neden hiç aramadın?” Cesur ne söyleyeceğini bilememişti. Cesaret edemediğini nasıl söyleyecekti ki. Söz konusu annesi olunca adı gibi cesaret gösteremiyordu. Salona girdiklerinde babasını pencereden dışarıyı izlerken bulmuştu.

“Baba?” Servet Bey geriye dönerek oğluna kısa bir bakış atarak sormuştu.

“Karın nerede?” Cesur gelen soruyla birden irkilmişti. Babasının ciddi olup olmadığını anlamak istercesine gözlerini ona dikmişti. Adamın ciddi olduğunu anladığında babasının onun hakkında yıllardır bir şey öğrenmek istemediğini düşünmüştü.

“Vefat etti!” Ayşem Hanım oğlunun cevabı ile ellerini ağzına götürerek üzüntüsünü göstermişti.

“Ne zaman, neden bize haber vermedin?” Servet Bey de karısı gibi aldığı habere üzülse de belli etmemeye çalışmıştı.

“Doğumda öldü, şimdi bunları konuşmayalım anne, sen nasılsın? Kızlar nasıl?” Cesur’un cevabı ile Servet Bey elleri iki yanda yumruk olmuş bir şekilde oğluna bakmıştı.

“Neden karın öldüğünde eve gelmedin? Annenin seni beklediğini biliyordun.”

“Kovulduğum eve neden geleyim baba?” baba oğulun tartışacağını anlayan kadın araya girmişti.

“Peki torunum nerede? Yani torunum yaşıyor değil mi?” kadın endişeyle alacak cevabı beklerken Servet Bey de bu sorunun cevabını merak ediyordu. Oğlunun karısıyla hamile olduğu için evlendiğini biliyordu ama sonradan onlar hakkında bilgi almak istememişti. Tek bilmek istediği oğlunun tıp fakültesini bitirip bitirmediğiydi. Onu da yakın arkadaşı hocasından öğrenmişti. Oğlu beklediği gibi okulunu dereceyle bitirmişti.

“Merak etme anne, kızım şuanda işe gitti. Aslında bende bu gün seni görmeye gelecektim. Malum geçen gün dernekte seni göremedim.” Kadın oğlunun sözleri ile üzülmüştü. Biran olsun ellerini oğlunun üzerinden çekmiyordu. Genç adamın olgunlaşmış yüzüne içi giderek bakıyordu.

“Eve gidelim ha oğlum, burada kalmayın. Yetmedi mi bu kadar ayrılık?”

“Bunun iyi bir fikir olduğunu sanmıyorum anne, hem bizim keyfimiz yerinde burada.”

“Sana gönderdiklerimi aldın mı?” babasının sorusu ile Cesur ona dönmüştü.

“Hiç değişmemişsiniz Servet Bey, yine emrivaki yapmayı çok iyi biliyorsunuz.”

“Oğlum o nasıl konuşmak öyle, baban o senin.”

“Babam yıllar sonra bile beni avucunun içine almaya çalışıyor anne, ama bu kez olmaz.”

“Yapmak zorundasın!”

“Yapmam için bana tek bir neden söyle baba, neden bunca yıl sonra istediğini yapayım?” Adam kısa bir duraksamanın ardında derin bir nefes almıştı.

“Sende bir babasın, beni artık anlayabilirsin. Yaşlandım, artık bazı şeyleri gözden kaçırabiliyorum. Üstelik kız babası olduğunu söylüyorsun, beni daha iyi anlaman gerekiyor.” Cesur babasından böyle bir cevap beklemediği için oldukça şaşkındı.

“Kızlara bir şey mi oldu baba?” Ayşem Hanım oğlunun sorusu ile hızla kocasına dönmüştü.

“Servet, neler oluyor?”

“Bilmiyorum Ayşem, sadece geçen gün olanlar aklıma takıldı. Çisem bir süredir oldukça durgun. Daha yeni evlendi sayılır, üstelik hamile ama yüzünde neşeden eser yok.” Cesur babasının sözleri karşısında dişlerini sıkmıştı. Kızının sözleri aklına gelince o da endişelenmeye başlamıştı.

“Damat ne iş yapıyor baba? Onu önceden araştırmadın mı?”

“Hastanede alım müdürü Soner. Çisem evlenmek istediğini söyledi, çok mutlu görünüyordu bende karışmadım.”

“Karışmadın mı? Ben sana evleneceğimi söylediğimde beni evden kovdun baba!” Cesur yerinden kalkarken Servet Bey sıkıntıyla ensesini sıvazlamıştı.

“Sende yaptığım hatayı kızımda yapmak istemedim. Bunu anlayamıyor musun? Onunda aileden uzaklaşmasına izin veremezdim.”

“Yine de araştırmalıydın!”

“Sakin olun artık…” Ayşem Hanım yerinden kalkarak ikili arasına girerken oldukça üzgündü.

“Anne, sen aramıza girme lütfen. Bu konuya ikimiz açıklık getirmemiz gerek.”

“Karışmayayım mı? Oğlum, yıllardır yoksun şimdi seni bulmuşken yeniden kaybedemem. Bu kez yaşlı kalbim dayanmaz.” Cesur annesinden miras aldığı mavi gözlerini ona çevirirken oldukça üzgündü. Yıllar sonraki karşılaşmalarını bu şekilde beklemiyordu. Garip bir şekilde oldukça sakin bir karşılaşma olmuştu. Annesinin isteğine uyarak başını salladı.

“Tamam anne, sen nasıl istersen. Hadi kahvaltı yapalım bu kadar erken geldiğinize göre kahvaltı yapmamışsınızdır.” Kadın oğlunun isteğini hemen kabul etmişti. Yıllar sonra üçü birlikte masaya geçtiklerinde Servet Bey dikkatle etrafını inceliyordu. Mutfak kendi mutfaklarının dörtte biri bile yapmıyordu. Gözüne oldukça küçük gelen yerde rahat ettiğine de şaşırmıştı.

“Buranın kirasını nasıl ödeyeceksin? Oldukça pahalı bir sitedir.”

“Ev benim baba, kira vermiyorum.” Adam elinde ki bardağı masaya bırakarak oğluna bakmıştı.

“Senin?”

“Neden şaşırıyorsun baba, bunca yıl boş durduğumu düşünmedin galiba?” adam başını sallarken Ayşem Hanım gülümseyerek oğlunu izliyordu bakışlarında ki özlem elle tutulur cinsteydi.

“Aslında kardeşin de bu sitede oturuyor.” Cesur annesinin sözleri ile ona bakarken başını sallamıştı.

“Demek bu yüzden Ayşem halasını gördü!”

“Ayşem?” Cesur Bey oğluna şüpheyle bakarken Cesur önündeki zeytinden ağzına atarak “Kızım?” diye cevap verdi.

“Torunumum adı Ayşem mi?” kadın heyecanla oğluna bakarken onun heyecanına gülen Cesur başını sallamıştı.

“Evet, kızım babaannesinin adını taşıyor. Üstelik sana da çok benziyor. Sanki dünyaya küçük Ayşem Karahanlı gelmiş gibi!” dediğine babasının yutkunduğunu fark etmişti. Adam soramasa da Cesur babasının bakışlarından sormak istediğini anlamıştı.

“Geçen gün Çisem’i hastaneye götüren Ayşem’di.” Kadın şaşkınlıkla kocasına dönerken adamın donup kalması ile hızla yerinden kalkmıştı.

“Servet, ne oldu?” Cesur da babasından bir tepki alamazken o da adamın başına dikilmişti.

“Baba, kendine gel, ne oldu?” Servet Bey yerinden kalkarak derin bir nefes vermişti.

“Akşama kızınla birlikte eve geliyorsunuz!” Cesur babasının kati sesiyle duraksarken evden çıkıp gidişini sessizce izlemişti.

“Servet Bey?” Ayşem Hanım da kocasının peşine takılırken evden çıkmadan önce oğluna sıkıca sarılarak akşam en sevdiği yemeği yapacağını söylemeyi de ihmal etmemişti.

***

Cesur anne babasının evden ayrılmasıyla mutfağı toparlayarak kızını görmek için hastaneye gitmeye karar vermişti. Bu gün olanları ona yüz yüze anlatmalı, fikrini almalıydı. Üzerine spor bir kıyafet giyerek hastaneye doğru yola çıktığında oldukça endişeliydi. Bu gün kızının ilk iş günüydü. Onun kim olduğunu öğrenmelerini istemiyordu. En azından bir süre kızının rahatça işini yapması taraftarıydı.

Evden çıkarak asansöre doğru ilerlediğinde dikkatle etrafına bakınıyordu. Ne görmeyi umduğunu bilmese etrafını incelemekten geri kalamıyordu. Güvenlikten çıkarken yakın olan hastaneye kadar yürümeye karar verdi. Kaldırımdan ilerlerken geri dönmekte iyi yapıp yapmadığını düşünmeden edememişti. Sabah annesinin kendisine ağlayarak sarılması gözünün önüne geldiğinde ise iyi ki demekten kendini alamamıştı. Hastanenin görkemli binası görünmeye başladığında kısa bir süre duraksayarak uzaktan gelecekteki hayatına bakmıştı. Ne yaparsa yapsın, burası onun her zaman son durağı olacaktı. Buz mavisi binanın metal siyah camları güneşin ışıklarını geriye yansıtırken oldukça göz alıcıydı. Adımlarını ilerleterek hastanenin sağ tarafında ki acil servis yazan bölüme doğru ilerlemişti. Hastane oldukça geniş bir alana yayılıyordu. Özel otoparkının yanı sıra hastane çalışanları için de ayrı bir otoparkı mevcuttu. Eski sistemin devam ettiğini umarak öğle arasına giren çalışanların yemek yediği bölüme doğru ilerlemeye başlamıştı. Az ilerde yemek sırasına giren sağlık ekibine özlemle bakmıştı. Aralarında kendi tanıdıkları da vardı elbet ama birçoğunun kendisinden sonra işe alındığını görebiliyordu.

“Af edersiniz, geçebilir miyim?” arkasından gelen sesle bakışları izin isteyen kadına gönderken kenara çekilerek kadına izin vermişti. Üzerinde ki kıyafetten stajyer olduğu anlaşılıyordu. Her bölümün kendine has forması vardı. Kardiyoloji bölümünün kırmızı şeritleri olduğu gibi diğer bölümlerin de kendine has renk şeridi olan formaları mevcuttu.

Birleşik kapıdan içeriye koşarak giren sağlık görevlisi dikkatini çekince adımları o tarafa doğru ilerlemişti. Telaşlı olduğu her halinden belli olan genç adam yanından geçip arkadaki masalardan birine doğru ilerledi.

“Hocam, acil bir vaka geldi, hemen ilgilenmeniz gerekiyor. Selman Bey burada değil.”

“Selman beyin hastasına benim bakmama olanak yok bilmiyor musun?”

“Ama hocam, hastanın durumu iyi değil.” Çocuğun sözlerine adamın cevabı Cesur’u oldukça sinirlendirmişti.

“O zaman başka hastaneye yönlendirin, ben Selman beyin hastasına bakamam.” Genç adam aldığı cevapla giderken Cesur’da peşinden gitmişti. Acil servise geçtiklerinde ne yapacağını bilmeyen genç adama doğru ilerleyerek “Hasta nerede?” diye sordu. Gelen soruyla şaşıran genç adama “Acele et, hastanın durumu acil dememiş miydin?” dediğinde genç adam hızlı adımlarla acilde müdahale edilmeye çalışan hastanın yanına gitmişti.

“Hasta kırk yaşında, göğsünden yaralandı. Şuanda müdahale edecek doktor hastanemizde değil,” dediğinde Cesur yanından geçen genç doktorun boynunda ki stereoskobu alarak hastanın göğsünü dinlemeye başlamıştı.

“Ameliyathaneyi arayıp hazırlık yapmalarını isteyin. Hastayı acil ameliyata alıyoruz.”

“Ama…” genç adam müdahale etmek isteyince Cesur sert bir şekilde ona bakarak “Hemen dedim, tüm sorumluluğu alıyorum,” diyerek oradaki görevlilerden yardım alarak hastayı ameliyat asansörüne doğru ilerletmeye başlamıştı. Genç adamın seri hareketleri şaşkın bakışlar altında izlense de Cesur bakışlara aldırış etmemişti.

“Hemen anestezi ekibini çağırın, ayrıca hızlı bir şekilde alerji testi de istiyorum.”

“Ama…” Çocuğun yeniden itiraz edecek olmasına sesini yükselterek “Hemen dedim,” diyerek karşılık vermişti. Cesur’un kendinden emin davranışları genç adamı etkisi altın almayı başarmıştı.

“Peki hocam,” çocuk uzaklaşacakken yeniden ona seslenmişti.

“Tüm stajyerleri izleme odasında istiyorum. Ayrıca iki arkadaşını da alıp ameliyathanede ol!”

“Ben mi?”

“Hadi soru sorma dediğimi yap!” genç adam heyecanla koştururken Cesur hastayla birlikte ameliyathaneye inmişti. Hasta hazırlanırken yapılan hızlı testler ve alınan göğüs görüntüsüyle ameliyatın beklediğinden zor olabileceğini düşünmeye başlamıştı. Kendi hazırlıklarını yapmaya başladığında üzerine her zamanki soğukkanlılığı gelmişti. Ameliyat elbiselerini giyerek odaya girdiğinde hazırda bulunan kişilere kısa bir göz atmıştı.

“Arkadaşlar, kolay bir ameliyat olmayacak. Yorgun olanlar ya da sorumluluk almak istemeyenler çıkabilir.” Genç adamın sözleriyle herkes birbirine bakarken Cesur’un gözleri kendisine şaşkın bir şekilde bakan anestezi uzmanına takılmıştı.

“Nasılsın Zeynep abla, uzun zaman oldu?”

“Cesur Bey?” kadının şaşkın seslenişi diğerlerini rahatlatırken kadının ağlamaya başlaması şoka sokmuştu. Kadın Cesur’a sarılmak isterken genç adamın geri çekilmesiyle ne yaptığını anlayarak “Çok özür dilerim, ben kendimi tutamadım,” dedi.

“Ameliyat bitsin bol bol sarılırız abla,” diyen genç adam hastanın başına geçerek anestezi için emir vermişti. Sonrasıysa oldukça uzun süren bir ameliyat, ve ameliyat boyu stajyerlere sorulan sorularla geçmişti. Örnek niteliğinde olan operasyona giren stajyerler kendilerini şanslı hissederken genç adamın seri parmakları şimdiden hayranları olmasını sağlamıştı.

“Neden burası bu kadar kalabalık?” izleme bölümündeki kalabalığa dikkat kesilen genç kız içeriye girdiğinde birçok doktorun yanı sıra stajyerle karşılaşmıştı. Hepsi pür dikkat ameliyatı izliyordu. Genç kız sessizce içlerinden birine yaklaşarak “Neler oluyor?” diye sorduğunda kıza bakmadan cevap veren kişiyle bakışları izleme camına yönelmişti.

“İçerideki ameliyatı daha önce görmediğimiz bir doktor yapıyor. Hiç bu kadar hızlı ameliyat yapan birini görmemiştim.”

“Öyle mi?” kız bir süre ameliyatı izledikten sonra bakışlarını duvardaki saate kaldıran adamın ameliyatın bittiğini belirtmesi ile ortamda alkış sesleri yükselmişti.

“Hiç bu kadar hızlı ameliyat yapan birini görmemiştim. Normalde sekiz saatten fazla sürmesi gereken ameliyatı iki saat erken bitirdi.”

Cesur yanında ki asistanına hastayı kapatmasını söyleyerek başını iki yana oynatarak kapıya doğru yönelmişti. Bakışları izleme bölümüne değdiğinde ise kızının umursamaz bir halde elleri bağlı bir şekilde kendisine baktığını görünce maskenin altından gülümseyerek ona göz kırptı. Aynı anda da kızının şaşkın bakışları altından ameliyathaneden çıkmıştı.

“Doktoru tanıyor musunuz?” genç kız heyecanlanırken içlerinden biri “Adının Cesur olduğunu söylediler,” demişti. Ayşem hızla izleme odasından çıkarak ameliyathane bölümüne giderken oldukça heyecanlıydı. Babasını ilk kez ameliyat yaparken görmüştü. Üzerinde ki o kıyafetleri görmek tarif edilmez bir mutluluk vermişti. Asansöre bineceği sırada çarptığı kişiyle geri sendelerken kulaklarına dolan sesle yerinde irkilmişti.

“Senin burada ne işi var?” genç kız kendisine öfkeyle bakan adama tek kaşını kaldırarak bakarken oldukça sakin davranmaya çalışıyordu.

“Burada çalışıyorum nerede olmamı beklerdiniz?”

“Şuna bak birde cevap veriyor.”

“Soru sordunuz cevap verdim, bunda yanlış olan ne anlayamadım.”

“Kes sesini, seni kim işe aldı? Hemen buradan gidiyorsun.”

“Kusura bakmayın, beni kovma yetkiniz olduğunu sanmıyorum. Şimdi izniniz olursa işime bakacağım.” Ayşem yeniden asansöre binmek isterken asansörün kapıları kapanarak aşağıya doğru hareket etmişti.

“Sana gidebileceğini söylemedim, hemen hastaneyi terk ediyorsun.” Genç kız üzerine doğru yürüyen adamdan çekinse de sakin kalmayı başarmıştı.

“Bakın Soner Bey, sırf siz istediniz diye buradan ayrılacak değilim. Şimdi lütfen çekilin.” İkilinin tartışmasını gören genç adam hızla o tarafa doğru ilerlerken “Bir sorun mu var Soner Bey?” diye sormayı da ihmal etmemişti.

“Gel Serdar, bu kız senin bölümden sanırım. Kim aldı onu işe?” Serdar genç kıza kısa bir bakış atarak yeniden Soner’e dönmüştü.

“Evet, yeni ebelerimizden biri olmalı. Size bir terbiyesizlik mi etti?”

“Sözlerinize dikkat edin lütfen, ben kimseye bir şey yapmadım. Soner Bey kendi egosu yüzünden bana sataşıp duruyor.” Soner genç kızın üzerine yürürken Serdar araya girmişti.

“Ne yapıyorsunuz Soner Bey, kendinize gelin.”

“Sen karışma Serdar, bu kız hemen buradan gidecek. Onun bu hastanede çalışmasını istemiyorum.”

“Pardon da bunu kim olarak söylüyorsunuz?”

“Hastane sahibinin damadı olarak.” Adamın sözlerine kahkaha adam genç kız kendini güçlükle durdurabilmişti.

“İyi ki hastane sahibi değilsiniz? Sadece damat olarak bu kadar burnunuz büyümüşken sahibi olsaydınız kim bilir nasıl biri olurdunuz.” Ayşem’in sözlerine iyice sinirlenen adam kızın kolunu sert bir şekilde tutarak onu çıkışa doğru götürmeye başladığında Serdar engel olmak istese de başaramamıştı.

“Bırak beni, yoksa seni şikayet ederim.” Genç kız kurtulmak için çabalarken adam kızın kolunu daha da sıkmaya başlamıştı. Ayşem’in acıyla inlemesi adamı tatmin ederken yüzüne aldığı sert darbe ile birden yere yapışması bir olmuştu.

“Sakın! Sakın bir daha ona elini süreyim deme!” Cesur kızının ameliyathane bölüme gelmesini beklerken geç kalmasından şüphelenerek üzerini dahi değişmeden asansörlerle üst kata çıkmıştı. Etrafa bakınırken kızını sürükleyen adamı görünce öfkesi birden alevlenmişti. Kimse onun kızına dokunamazdı. Kızının acı inlemesiyle ne zaman kaldırdığını anlamadığı yumruğunu adamın yüzüne indirmişti. Sert bir şekilde yere düşen adamın kim olduğu umurunda bile değildi.

Soner yerinden kalkamaya çalışırken birkaç denemesinden başarısız olunca donup kalan Serdar ona yardım ederek ayağa kalkmasını sağlamıştı.

“Bunu ödeyeceksiniz,” Soner’in ileri atılmasıyla Cesur sert bakışlarını ona dikmişti. Hiçbir zaman şiddet yanlısı olmamıştı. Etraflarına toplanan kişilere kısa bir bakış atarak sıkıntıyla nefes aldı.

“Dönüşünüz muhteşem oldu Cesur Bey,” diye babası ile dalga geçen genç kız gülmemek için kendini zor tutuyordu.

“Hazırlan hadi çıkalım.”

“Daha mesaim bitmedi ama…” Kızının sözleri ile genç adam sıkıntıyla yeniden nefes vermişti.

“İlk günden olay çıkarmasan şaşardım zaten, hadi akşama babaannen bizi bekliyor.” Genç kız babasının sözleri ile sevinerek onun boynuna atlarken etraftan gelen kınayıcı bakışlar genç kızın umurunda bile değildi. Cesur oldukça genç göründüğü için bilmeyen biri onları baba kız olarak düşünemezdi.

“Hemen geliyorum, çantamı alayım.” Genç adam kızının arkasından bakarken gözleri Soner’e takılmıştı. Ağır adımlarla ona doğru ilerlerken gözleri avını yakalayan bir şahine benziyordu.

“Seni ilk ve son kez uyarıyorum. Sakın bir daha ona bu şekilde davranayım deme. Sadece ona da değil, hastanedeki herhangi birine kötü davrandığını duyarsam seni mahvederim. Şimdi acile gidip kendine baktır.” Genç adam sözlerini bitirdikten sonra ameliyata giren asistanlardan birini çağırarak hasta hakkında bilgi vermiş, herhangi bir sorunda kendisini araması için numarasını bırakmıştı.

İkili birbirine sarılmış bir şekilde hastaneden ayrılırken Cesur’un olayı tüm hastanede yayılmaya başlamıştı. Özellikle Servet beyin damadının yediği yumruk hastanede uzun süre konuşulacak gibiydi. Kimisi sevinirken kimisi de bu olayın üzerinin kapatılamayacağını, Cesur için kötü olacağını düşünüyordu.

***

“Abla, duydun mu? Soner sonunda sıkı bir dayak yedi.” Genç kadın başını önünde ki dosyadan kaldırarak tek kaşını kaldırmıştı.

“Ve bu durum seni oldukça mutlu etti.”

“Ne yalan söyleyeyim içimin yağları eridi. Son zamanlarda iyice sınırı aşmaya başlamıştı.”

“Serdar, bu şekilde konuşmamalısın.” Serdar omzunu silkerken heyecanla olayı anlatmaya başlamıştı. Aynı şekilde yabancı bir doktorun hastanede ameliyat yaptığı da tüm bölümlerde yayılmaya başlamıştı.

“Aylin Hanım… Aylin…” odanın kapısı hızla açılıp içeriye giren kadına şaşkınlıkla bakan Aylin kısa bir süre kardeşine baktıktan sonra yeniden kadına dönmüştü.

“Sakin ol Zeynep abla, ne oldu?”

“O geldi, o… Ah muhteşemdi!” kadının kendi kendine konuşması, heyecanlanması Aylin’i de meraklandırmıştı.

“Kim geldi, önce bir sakinleş lütfen.”

“Cesur Bey… Yıllar sonra onunla ameliyata girmek harika bir duyguydu. Hiç değişmemiş…” Aylin yutkunurken Serdar gözlerini kısarak ablasına bakmıştı.

“Bu Cesur, senin okuldaki arkadaşın değil mi abla?” Aylin bakışlarını kaçırarak başını sallarken aklına gelen şeyle hızla kardeşine dönmüştü.

“Şu Soner’in rahatsız ettiği kız işe yeni giren Ayşem olabilir mi?” Serdar ablasının sorusuna umursamaz bir şekilde “Adı ne bilemem ama işe yeni girdiğine eminim. Onu daha önce görmemiştim.”

“Olay hangi bölümde oldu?”

“Ameliyat asansörü önünde.” Aylin başını sallayarak bilgi işlemi aramıştı. Görüntüleri isterken Serdar yumruğu yeniden göreceği için heyecanla ablasının arkasına geçmişti.

“Of be, ne çaktı ama değil mi?”

“Cesur!” Serdar ablasının sayıklaması ile ona dönmüştü.

“Cesur denen adam bu mu?” Zeynep Hanım kızın sözleri ile hızla yanına gitmişti.

“Cesur Bey Soner Beye mi vurdu?” kadın gördüğü görüntüyle küçük bir çığlık atarken Aylin sıkıntıyla yüzünü sıvazlamıştı.

“Hastanenin sakin günlerine veda edebilirsiniz. Cesur’u biraz olsun tanıyorsam Soner’in canına okur!”

“Abla, kim bu Cesur denen adam?”

“Cesur Karahanlı, Karahanlı Hosbital’ın tek sahibi!” ablasının sözleri ile genç adam şaşkınlıkla ağzı açık kalmıştı.

“Senin arkadaşın Cesur, Servet amcanın oğlu muydu?” Aylin kardeşinin şaşkın ifadesine gülerken başını iki yana sallamıştı.

“Desenize hastane oldukça eğlenceli bir yer olacak artık.”

“Saçmalama Serdar, burası senin oyun parkın değil.”

“Ama adamı fena tuttum, sağlammış.” Genç kadın kardeşine laf anlatamayacağını bildiğinden “Senin hastan yok mu, gitsene?” diye söylenmişti.

“Bu günlük mesaim bitti ablacım, hastam de yok doğurtacağım kadında.”

“O zaman beni bırak işimi yapayım.” Serdar yüzünü asarken Zeynep Hanım iki kardeşin atışmasına gülmeye başlamıştı.

“Sizi bu şekilde görmek çok eğlenceli, Allah bozmasın.”

“Amin ablacım,” Serdar Zeynep hanımın yanağından makas alarak odadan çıkarken Aylin yeniden ekrana baktığında Soner’in yediği yumruk karşısında yere düşüşünü yüzünü buruşturarak izlemişti.

“Şu sıralar başımız çok ağrıyacak gibi abla…” Aylin sıkıntıyla ekranda dondurduğu görüntüye bakmıştı. Cesur’un geldiğine sevinemiyordu bile. Onunla karşılaşmak için cesareti yoktu. Yıllar sonra onunla karşılaştığında ne hissedeceğini bilmiyordu.

***

Genç kız karşısında ki adamın yüzünde ki şişliğe gülmemek için kendisini zor tutarken yutkunarak büyük salonda boş olan ablasının yanına oturmuştu.

“Kız abla kocanın yüzüne ne oldu?” Çisem kardeşinin sorusu ile omzunu silkerken “Bilmiyorum, sordum söylemiyor,” dedi.

“Kim yaptıysa eline sağlık, içim rahatladı valla.” Çisem kardeşine kınayıcı bakışlar atarken genç kız omzunu silkeleyerek gülümsemişti.

“Ee neden toplandığımızı bilen var mı?” Çisil’in sorusuyla aile üyeleri birbirine bakmıştı. Bir tek babaları gelmemişti.

“Babanız gelsin size açıklar.” Çisem annesinin sürekli kapıya bakıp durması, arada yerinden kalkıp heyecanla bahçeye bakmasından şüphelenerek kız kardeşine dönmüştü.

“Sence de annem çok heyecanlı görünmüyor mu? Geldiğimden beri dikkat ediyorum yerinde duramıyor.”

“Öyle mi?” Çisil annesini izlemeye başladığında ablasının haklı olduğunu anlamıştı. Kadının bahçeye bakarak yerinde heyecanla el çırpması iki kardeşi şaşkına çevirmişti.

“Valla geldiler!” kadın kapıya doğru koştururken Servet Bey salona girmişti.

“Yavaş Ayşem, düşeceksin.” Salona girer girmez damadının yüzünü gören adam duraksamıştı.

“Damat, nedir bu suratın hali?”

“Önemli bir şey yok baba, hastanede bir hadsize denk geldim.” Servet Bey şüpheyle adama baksa da karısının şen sesiyle dikkatini kapıya yöneltmişti. Salona ilk giren Ayşem olurken onu gören Soner hızla yerinden kalkmıştı.

“Bu kızın burada ne işi var?” adamın kızgın sesi dikkat çekse de arkasından gelen Cesur’u gören kızlar oldukları yerde donup kalmıştı. Yıllar sonra abisini gören iki kardeş ne söyleyeceğini, nasıl davranacağını bilememişti.

“Hayırlı akşamlar Karahanlı ailesi.” Genç adamın tok sesi salonda yankılanırken Ayşem tedirgin bir şekilde babasına sokulmuştu. Nitekim genç kızın gözleri kendisine dik bir şekilde bakan dedesinde takılı kalmıştı.

**

Bölümü umarım beğenirsiniz. Yorum yapmayı lütfen unutmayın. Teşekkür ederim. Ayrıca Youtube da Dreame uygulamasında nasıl bonus kazanılır ve bonusları kullanarak nasıl kilitli hikaye okunur hakkında video yayınladım. Yakında daha sık video yayınlamayı düşünüyorum. Belki de hikayeleri görme engelli arkadaşlar için seslendirebilirim. Teşekkür ederim.

YOUTUBE VİDEO

DREAME DE NASIL KİLİTLİ HİKAYE OKUNUR!

3.Bölüm <<<<<<—>>>>>>> 5. BÖLÜM

17750cookie-checkCesur 4. Bölüm
mermaridyy hakkında 333 makale
Yasemin Yaman KTÜ Orm. End. Müh. mezunu. Şuanda Parola Yayınlarında yazar. Hobileri yazmak, müzik dinlemek, basit çizimler yapmak ve manga okumak. Benim Küçük Gelinim ve Göremediğim Sen, Sen Olmadan Asla, Kara Duvak, Hep Seni Bekledim adında beş kitabı basıldı.

13 yorum

  1. Bölüm harikaydi emeğine sağlık Yazarcigim ❤️ ama burada biter mi ya tam yeri de . Servet bey hata yapmış Cesur gibi kızının gideceğinden korkmuş ama paragöz birini damat almış 🙁 Serdar’i sevdim 😀 ah Cesur neler yaşadı bayağı merak ediyorum Aylin ile ne yaşadılar acaba :-/ Sonere kabak oldu Cesur’u evde görmesi 😀 hadi Cesur şöyle yumruk attığını ve niye attığını Servet bey öğrensin

  2. Ellerine emeğine sağlık çok güzeldi yazarım
    Ama burada bırakılır mı
    Acaba cesur geçmişte neler yaşadı
    Bakalım ayşeme ne tepki verecekler
    Gelecek haftayı sabırsızlıkla bekliyorum

  3. Ben bu cesuru ne kadar çok sevdim ama .. geçmişde olanları çok merak ettim sırf evlendi diyemi bu kadar tepki üstelik servet bey gibi biri oğlunu kendi haline burakmamalı .. ayşemin anne akrabaları neden cesurun gerçek de yaptığı işi evini maddi durumunu bilmesin diye uğraşmış .. ayrıca aylin le cesur arasında gönül ilişkisi varmış gibi ee o zaman ayşemin annesi ile nasıl bu hale geldi sorular sorular merakla bekliyorum

  4. Ah ellerin dert görmesin cesur vallahi seni çok sevdim her ne kadar eşin öldükten sonra yinede ailenin yanına neden gelmesiğini anlayamasamda olsun bu soneri hiç sevmesim yerinde gözü var sende farketmişsindir zaten şimdeden çok heyecanlıyım yeni bölümü sabırsızlıkla bekliyorum emeģinize sâğlık

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*