Aralık 29, 2021 Yazarı mermaridyy 13

Gelincik Çiçeği 5. Bölüm

Merhaba arkadaşlar. Sitemiz senesini doldurmak üzere! SİTENİN YENİLENMESİNE YARDIMCI OLMAK İÇİN EN AZINDAN TEK BİR REKLAMA TIKLAYARAK 30 SANİYE BEKLEYİP REKLAMI KAPATIRSANIZ ÇOK MUTLU OLURUM. Hikaye yarışmasından hala haberi olmayanlar var sanırım. İnstagram hesabıma girerek koşulları ve hediyeyi öğrenebilirsiniz. Umarım bu bölümde beni yalnız bırakmazsınız. Keyifli okumalar.

**

Alya dikkatli bakışlar altında yerine geçerken Akasya’nın kendine gülümseyerek bakmasına karşılık o da gülümsemiş ve hemen ciddi ifadesini takınmıştı. Ahmet’in yol açmasıyla yerine otururken masanın üzerinde ki eşyalarını toplamaya başlamıştı.

“Keşke kağıdı vermeseydin,” Akasya’nın sözleri ile genç kıza dönmüştü.

“Neden?”

“Bende görmek isterdim,” dediğinde Alya başını iki yana sallayarak ona bakmıştı.

“Senin için tamamını yazarım, bu kadar dert etme,” dediğinde Akasya’nın gözleri parlamıştı. Ahmet ikiliyi dinlerken içi rahatlamıştı. Akasya onun önceden de sınıf arkadaşıydı. Bu yüzden dışlanmasına oldukça sinirleniyor ama elinden bir şey gelmiyordu. Şimdi Alya ile arkadaş olmaları genç adamın işini kolaylaştırıyordu.

Dersin bitmesine on dakika kalaya kadar Alya önünde karaladığı temiz notları genç kıza uzatırken Akasya şaşkınlıkla ona bakmıştı. Kendisi derse odaklandığı için Alya’nın ne yazdığına bakmamıştı. Not kağıdını alıp kısa bir bakış atarken sevinçten gözleri parlamıştı. Alya belki bilmiyordu ama hocanın üzerine ağırlık verdiği konular muhakkak sınavda çıkıyordu.

“Teşekkür ederim, çok yardımcı olacak.”

“Sorun değil,” dediğinde hocanın sesini duymuşlardı.

“Bu haftaki dersimiz bitiyor, haftaya bu gün anlatılan konuyu iyice anlamış olarak gelin. Ayrıca mantarlama konusuna da göz atın,” dediğinde Alya önünde ki küçük not defterine göz atması gereken konuyu yazmıştı. Kendilerine verilen kitaplara göz atması gerekecekti. Eşyalarını çantasına koyup ayağa kalktığında hocanın radarına yakalanmıştı.

“Alya’ydı değil mi?”

“Evet hocam.”

“Şu bahsettiğin araştırma ödevini görmek istiyorum, mümkünse,” dediğinde Alya yutkunmadan edememişti. O araştırma kendi merakı için yapılmıştı. Okulla bir alakası yoktu. İşin içinden çıkmak için fikir ararken sınıfa giren kişiyle gözlerini kapatmıştı.

“Buyurun hocam, bir şey mi istemiştiniz?” Ayfer hoca Cenk’in övdüğü öğrenciyi dersinde görmek için gelse de geç kalmıştı. Hoca dersi çoktan bitirmişti anlaşılan.”

“Biliyorsunuz hocam, kendime asistan almak istiyordum. Yüksek lisans öğrencilerinden hala bana bir başvuru talebi gelmedi, onu soracaktım.” Hoca Ayfer hocanın sözleri ile yeniden sınıfa dönmüştü.

“Arkadaşlar, toplanmayı bırakın buraya bakın,” dediğinde öğrenciler yeniden yerlerine oturmuştu. Sınıfta uğultu oluşurken Alya yırttığını düşünerek rahat bir nefes almıştı.

“Ayfer hocanız sizlerden birini asistan olarak seçmek istiyor, kimler asistanlığa başvurmak istiyor?” hocanın sorusu ile herkes birbirine bakmıştı. Alya ve Akasya birbirine bakarken Alya genç kıza eğilerek “Sen olmak ister misin?” diye sordu. Akasya başını iki yana sallayarak cevabını verirken genç kız hafif gülümseyerek ona cevap vermişti.

“Senin adına sevindim demem bencilce mi olur?” dedi.

“Seni fazla tanımıyorum ama bir bildiğini düşünmeden de edemiyorum.” Alya yeniden başını sallarken kendisine dönen gözlerle duraksamıştı.

“Ben başvuru yaptım hocam, bilginin size gelmesi gerekiyordu.” Ayfer hoca konuşan öğrenciye dönerken başını sallayarak cevap vermişti.

“Birkaç kişinin bilgisi geldi, ancak lisans ortalamalarınız benim istediğim düzeyde değil,” dediğinde öğrencilerin yüzü asılmıştı.

“Not ortalaması üç buçuğun altında olmamasını söylemiştim. Ortalaması bu düzeyde olan kişilerin başvuru yapmasını istiyorum.” Alya kadının sözlerine sinirlenmişti. Genelleme yapan hocalardan asla hoşlanmıyordu. Üstelik istediği ortalama hem zor yapılan bir ortalamaydı hem de yönetmeliğe aykırıydı. Daha fazla dinlememek için yerinden kalkarak kapıya yöneldiğinde kendisine seslenen hocayla duraksamıştı.

“Alya senin ortalaman kaçtı, asistanlığa başvurmak ister misin?” hocasının sorusuyla bakışları yanında ki Ayfer hocaya dönmüştü.

“Benim ortalamam o kadar önemli değil hocam ama Ayfer hocanın yaptığı yönetmeliğe aykırıdır. Hiçbir yönetmelikte asistanlık için üç buçuk ortalama söz konusu değildir. Arkadaşlara haksızlık yapan birine asistanlık yapmak bana göre değil, şimdi izin verirseniz dersimiz bittiğine göre çıkmak istiyorum,” dediğinde adam genç kızın ardından gülümseyerek, Ayfer hoca öfkeyle öğrenciler ise şaşkınlıkla bakmıştı.

Alya sınıftan çıkar çıkmaz Ahmet’te ayağa kalkarak “Benim ortalamam zaten tutmuyor hocam,” derken Akasya da aynı sebeple hemen ardından çıkmıştı. Alya bölümden dışarıya kendini attığında derin bir nefes almıştı. Nefesini tuttuğunun bile farkında değildi. Kadının densizliğine öyle sinirlenmişti ki dayısına olan sinirini kadından çıkarabilirdi. Yeğenine sözlerini söylemiş zamanı geldiğinde o profesör bozuntusuna da haddini bildirecekti.

“Heyt be Zeyna’m benim. Seninle gurur duydum o nasıl laf giydirmeydi böyle? Seninle gurur duydum bacım ya!” dediğinde Alya genç adamın neşeli haline başını sallamıştı. Akasya da yanlarına geldiğinde genç kız şaşkınlıkla Alya’nın alnına elini koymuştu.

“Ateşin de yok ama…” Alya genç kızın elini alnından çekerken Akasya dikkatle ona bakıyordu.

“Ne?”

“Az önce ne yaptığının farkındasın değil mi? Hocalardan birini tersledin.”

“Ne olmuş?”

“Ya derslerine müdahil olursa?”

“Buna hakkı yok, öyle bir durumda karşılığını da alır. Benim derslerime Ayfer hoca girmiyor,” dedi. Üçü birlikte kantine doğru ilerlerken Ahmet sevdiceğini arayarak kantinde olduğunu söylemişti. Bir süre sonra Aslı da onlara katıldığında ortam oldukça şenlenmişti. Alya’nın telefonu çaldığında genç kız arayan kişiyi görünce yüzü aydınlanmıştı.

“Abicim, nasılsın?” Alya yerinden kalkarken Ahmet de onunla birlikte kalkmıştı. Alya genç adama kaşlarını çatarak bakıyordu. Kulağına doğru eğilerek telefon konuşmasını dinlemeye çalışıyordu.

“Ne yapıyorsun Ahmet?”  genç adama ters bir bakış atarken telefonun karşısından gelen sesle duraksamıştı.

“Ne oluyor Alya, kim bu Ahmet?” Alya başını iki yana sallayarak abisine cevap vermişti.

“Gülay teyzenin oğluyla karşılaştığımı söylemiştim abi, yanımda o var.”

“Anladım güzelim, nasıl gidiyor okul?” Serdar’ın sorusuna Ahmet bağırarak cevap vermişti.

“Bomba gibi Serdar abi,” dediğinde Alya genç adamın arkasından ki Aslı’ya işaret ederek Ahmet’i başından almasını istemişti. Aslı genç adamı zorla Alya’nın yanından uzaklaştırırken Alya rahat bir şekilde konuşmaya başlamıştı. Geldiğinden beri abisi Serdar ile telefonda konuşamamıştı.

“Nasıl gidiyor hazırlıklar, Gülşen nasıl?” dediğinde abisinin şen kahkahasını duymuştu.

“Çok iyi, az kaldı düğüne. Sende erken gel,” dediğinde Alya onu onaylamıştı.

“Elimden geldiğince erken gelmeye çalışırım. Hem dayımda o zaman burada olur,” dediğinde Serdar bir kahkaha daha atmıştı.

“Dayımın bu aralar fazla mesaisi var, annem ile ananem onun başında,” dediğinde bu kez Alya gülmüştü.

“Hala ikna edemediler mi?”

“Bence dayım onlarla uğraşıyor, çoktan evlenmek için hazır,” dediğinde Alya başını iki yana sallamıştı.

“Elbette hazır, ne de olsa küllenmiş aşk yeniden canlandı,” dediğinde Serdar homurdanmıştı.

“Şu işe bak üveyde olsa dayım kayın babam olabilir,” dediğinde Alya gülmüştü.

“Dayımdan sana çok güzel kayınbaba olur ama,” dediğinde ikisi de gülmüştü.

“Hayırlısı artık,” diyerek bir süre daha konuştuktan sonra telefonu kapatmışlardı. Genç kız gülümseyerek arkadaşlarının yanına gittiğinde Ahmet surat asarak ona bakmıştı.

“Ne oldu buna?”

“Küstü çocuk gibi,” Aslı’nın cevabı ile genç kız gülümsemişti.

“Ee ne yiyoruz, ben çok acıktım,” Alya Akasya’nın yanına oturduğunda genç kız hala önünde ki kağıda bakıyordu.

“Ders bitti Akasya, bu kadar zorlamamalısın,” dediğinde genç kız bıkkın bir şekilde Alya’ya bakmıştı.

“Ne yapayım, hocaların anlattıkları çok karışık oluyor. Evde de çalışamayınca böyle idare ediyorum,” dediğinde Alya merakla ona bakmıştı.

“Neden evde çalışamıyorsun ki?”

“Biz hep birlikte oturuyoruz. Abim evli, evde iki tane çocuk var. Malum ev işi derken anca böyle boş zamanları değerlendiriyorum.”

“Anladım, neyse bir şekilde hallederiz merak etme.” Genç kız Alya’ya hevesle bakarken Alya yerinden kalkarak kendine tost yaptırmıştı. Yanında da çayını alarak masaya geçtiğinde üzerinde ki bakışları hissetmişti.

“Şu durumdan nefret ediyorum,” diyerek tostundan bir ısırık almıştı.

“Ne oldu Alya?”                                                                                             

“Sınıftakiler burada sanırım, sırtımın delindiğini hissediyorum,” Ahmet genç kızın sözleri ile Alya’nın arkasındaki masaya baktığında onun haklı olduğunu anlamıştı. Sınıftan birkaç kişi oturmuş onların masasını izliyordu.

“Senin suçun, her zamanki gibi dikkatleri üzerine çektin,” Ahmet alay ederken Alya ona kaşlarını çatmıştı.

“Bunu istemediğimi sen de biliyorsun, elimde değil.”

“Biliyorum, daha dikkatli davranırsan sorun olmayacaktır.”

“Neyse şu konuyu kapatalım. Öğleden sonra tek ders var, onu da atlattıktan sonra eve geçmem gerek,” Alya’nın konuşmasıyla Aslı genç kıza bakmıştı.

“Aslında işin yoksa alışverişe mi gitsek diyecektim. Hem senin de alacakların vardır.”

“Evet ama şuanda evde yapmam gereken işler var. Yakında memlekete gideceğim,” dediğinde Ahmet genç kıza bakmıştı.

“Neden gideceksin?”

“Serdar abimin düğünü var yakında, o yüzden gitmem gerekecek.” Ahmet heyecanla genç kıza bakarak hemen atılmıştı.

“Bende geleceğim,” dedi. Alya tek kaşını kaldırarak ona bakmıştı.

“Sende mi? Emin misin?”

“Neden olmasın, yıllardır memlekete gitmek için fırsat kolluyordum, bundan daha iyi fırsat mı olur?” dediğinde Aslı başını iki yana sallayarak genç adama inanamıyormuş gibi bakıyordu.

“Ahmet, saçmalama. Onların işi başından aşkın olacak birde seninle mi uğraşsınlar?”

“Neden uğraşsınlar ki? Yatacak bir yer verseler yeter.”

“O gün gelsin konuşuruz,” diyerek Alya konuyu kapatmıştı. Ders saatinin yaklaşmasıyla grup yerinden kalkarak bölümlerine doğru ilerlemeye başlamıştı. Akasya etrafa tedirgin bakışlar atarken onun bu tedirginliği Alya’nın dikkatinden kaçmamıştı.

“Neden endişelisin?” genç kız bakışlarını kaçırarak yutkunmaya çalışmıştı.

“Önemli bir şey değil, merak etme.”

“Akasya, bana her şeyi anlatabilirsin, yardımcı olabileceğim bir şeyse sana yardım ederim.”

“Teşekkür ederim, şuanda yardımlık bir durum yok.” Alya genç kızın üzerine daha fazla gitmeyerek susmuştu. Sınıfa girdiklerinde her zamanki gibi en arka sıralardan birine oturmuşlardı. Ortada Alya otururken sınıfa girenlerin bakışları onlara dönmüştü.

“Sanırım bir süre bu bakışlara dayanmak zorunda kalacağım. Siz isterseniz benden uzakta oturun,” genç kızın sözlerine Ahmet dalga geçerek cevap vermişti.

“Neden, şu kızların gözleri sayende beni de buluyor.”

“Aslı oyar o gözleri Ahmet,” dediğinde genç adam gülmüştü.

“Sen söylemezsen nereden bilecek?” Akasya imalı bir gülümseme ile genç adama bakmıştı.

“Alya’yı bilmem ama ben büyük bir zevkle Aslı’ya seni ispiyonlarım,” dedi.

“Hain arkadaş, ne var yani…”

“Ahmet, şakayı bırak artık,” Alya ikilinin ortasında kaldığı için tartışmayı çift taraflı çekiyordu. Hocanı sınıfa girmesiyle herkes susmuştu. Birkaç dakikalık hazırlığın ardından ders başlamıştı. Sıkıcı geçen ders boyu başı masadan kalkmayan genç kız neredeyse uyuyacaktı. Aslında uyuyabilirdi de ancak Akasya’nın arada kendisini dürtmesi buna engel oluyordu. Dersi bir saat sonra bittiğinde Alya resmen uykuya dalmak üzereydi.

“Ben eve geçiyorum, çok uykum var,” dediğinde Ahmet onu onaylamıştı. Akasya da dolmuşa binmek için genç kıza eşlik ediyordu. Durakta bekleyen ikili aynı dolmuşa binince Alya genç kıza dönmüştü.

“Nerede oturuyorsun?” genç kızın söylediği mahalle Alya’nın gülümsemesine neden olmuştu.

“Bende aynı mahalledeyim ama sokakları henüz bilmiyorum,” dediğinde genç kız staj zamanı gezmediğini yeni fark ediyordu.

“Merak etme yakınsak seni gezdiririm. Benim tüm hayatım bu mahallede geçti.” Alya arabadan inerken Akasya da genç kızla birlikte inmişti.

“Senin durağına geldik mi? Neden indin?”

“Önce seni evine bırakayım bu şekilde adresini de öğrenmiş olurum,” dediğinde Alya gülümsemişti.

“İstediğin zaman gelebilirsin, gerçi pek yalnız kalabileceğimizi sanmıyorum ama en azından deneriz.”

“Anlamadım?” genç kız evin önüne geldiğinde Akasya’ya cevap vereceği sırada alt katın kapısı hemen açılmıştı.

“Geldim mi kızım, aç mısın?” diye araya giren Deniz Hanım’ı gözleriyle işaret ederek cevabını vermişti.

“Aç değilim Deniz teyze, öğle yemiştik.”

“O zaman gelin birlikte çay içelim, yeni demlemiştim. Hem arkadaşın da varmış…” Akasya kadının Alya’ya olan samimi davranışına şaşırmıştı.

“Merhaba efendim?”

“Efendim de ne kızım, bana teyze de Alya gibi. Hadi gelin…” iki genç kız daha ne olduğunu anlamadan kendilerini evin içinde bulmuşlardı.

“Benim eve geçmem gerek Deniz teyze,” Akasya itiraz etmek isterken Deniz Hanım ona aldırış etmemişti.

“Hadi elinizi yıkayın sonra da mutfağa gelin,” dediğinde Alya kurtuluşunun olmadığını bildiğinden çantasını kenara koyarak banyoya yönelmişti.

“Hadi Akasya bir ardak çay içmeden seni bırakmaz.” Akasya başını sallayarak genç kızın peşine takılmıştı. Mutfağa geçtiklerinde Akasya ortalıkta dolanan kadına bakmıştı. Yaşına göre oldukça hareketli olan kadın ikiliye bakarak neşeyle şakımıştı.

“Ne güzel arkadaş edinmişsin hemen, gerçi şu gençte var ama…”

“Ahmet benim eski arkadaşım Deniz teyze, Akasya ile yeni tanıştık.”

“Olsun, arkadaşlık güzeldir. Bak ben tek kaldım buralarda.” Akasya kadının sözleri ile Alya’ya bakmıştı.

“Yeni mi taşıdınız?”

“Evet, yarım yıl oldu taşınalı. Alışmaya çalışıyorum işte.”

“İsterseniz sizi mahalleli ile tanıştırabilirim. Buradaki mahalle sakinlerinin çoğu eksidir. Hepsi de kendi evinde oturuyor. Hatta gün bile yapıyorlar.”

“Gerçekten mi?” Deniz Hanım şaşırırken Alya ikilinin konuşmasını keyifle dinliyordu.

“Elbette, benim annem de katılıyor güne. Annemle tanışırsınız zaten,” dediğinde kapının açılmasıyla ikili mutfağın kapısına dönmüştü.

“Anne, ben geldim,” Alya Cenk hocanın sesini duyunca Akasya gözlerini kısarak genç kıza bakmıştı. Alya’ya hafif eğilerek “Oğlumu var?” dediğinde Alya başını sallayarak genç kızı onaylamıştı. Akasya’nın imalı bakışlarından hoşlanmayan genç kız mutfağa elleri dolu bir şekilde giren Cenk hocayı görünce değişen ifadesine gülmemek için kendisini zor tutmuştu.

“Ho..ocam…” Akasya hızla yerinden kalkarken Alya da genç adama yardım etmek için elinde ki poşetlerin bir kısmını almıştı.

“Sizde mi buradaydınız? Anne sana kaç kez söyleyeceğim kızları oyalama diye?”

“Çay içiyorduk oğlum, hem bak Akasya kızım annesiyle tanıştıracak beni,” dediğinde Cenk’in bakışları Akasya’ya dönmüştü.

“Akasya? Sen bu mahallede mi oturuyordun?” Akasya yutkunarak başını sallarken Alya genç kızın donukluğundan hoşlanmamıştı.

“Neyse biz çıkalım Deniz teyze, bu gün yorucuydu biraz dinlenmek istiyorum.” Akasya’nın koluna girerek kapıya yöneldiğinde Deniz Hanım anlayış göstererek onları yolcu etmişti.

İkili kapıdan çıkıp merdivenlere yöneldiğinde Alya kızı kendine getirmek için kolunu çimdiklemişti.

“Kendine gel artık ne oluyor?” evinin kapısını açarak hızla genç kızı içeriye sokup kapıyı kapatmıştı.

“Alya sen Cenk hocayla komşu musun?”

“Evet, neden böyle davranıyorsun?”

“Kızım çok şanslısın ya,” dediğinde kendini koltuğun üzerine bırakmıştı. Yumuşak koltuğun içine gömülen genç kız keyifle gülümsemişti.

“Akasya, kendine gel artık. Sen yoksa…” Alya aklına gelenin olması durumunda nasıl tepki vereceğini bilememişti. Dili yanmış gibi hissederken Akasya kızın yüzünün aldığı şekle gülerek karşılık vermişti.

“Yok canım, benimki basit bir hayranlık sadece.”

“Emin misin?”

“Elbette, okulda bana yardım etmişti. Cenk hocayla kötü bir günde karşılaştım,” dediğinde Alya bakışlarını kaçırmıştı. Genç adamın kendine de yardım ettiğini nasıl söyleyebilirdi ki? Arya’nın düğününde olanları yeniden hatırlamak canını yakmıştı.

“Sen nereden tanıyorsun?”

“Önceki üniversitede hocamdı,” dediğinde Akasya hemen doğrulmuştu.

“Gerçekten mi? Seni şanslı…”

“Akasya kes şunu, saçmalıyorsun.” Akasya başını sallarken bulunduğu yere kısa bir bakış atmıştı. Yerinden kalkarak evin içine dolanmaya başlayan genç kız eve bayılmıştı. Hayranlıkla balkona çıkarken etrafına bakınmaya başlamıştı.

“Burada tek başına korkmazsın değil mi?”

“Neden korkayım?”

“Haklısın, bir seslensen aşağıdan yukarıya koşacak kişiler var.”

“Ayrıca dayımda benimle kalacak.”

“Dayın mı?” Alya başını sallarken mutfağa yönelerek çay suyu koymuştu.

“Hani dinlenecektin? Ben gideyim sende uyu, sonra konuşuruz.” İkili telefon numaralarını alırken Akasya kendi evine gitmek için oradan ayrılmıştı. Alya’nın tüm uykusu kaçmıştı. Çay yerine kahve yapmaya karar vererek hala valizde olan kitaplarını çıkararak masanın üzerine düzenlemeye başladı. Aklına bu gün hocanın istediği araştırma gelince hemen bilgisayarını açarak başına geçmişti. Sonradan aklına gelen şeyle yüzü asılan genç kız suyun altını kapatarak bilgisayarını alıp kapıya yöneldi. Merdivenlerden aşağıya inerken yüzü de asılmıştı. En kısa sürede internet bağlaması gerekiyordu. Alt kata indiğinde kapıyı çalmak üzereyken Deniz Hanım elinde tabakla kapıyı açmıştı.

“Ah Alya kızım bende sana gelecektim,” dediğinde yüzünde güller açmıştı.

“Cenk hoca gitti mi Deniz teyze?”

“Yok kızım, bu gün dersi yok onun.” Alya eve girerek salona geçtiğinde Cenk genç kızı görünce uzandığı yerden hemen toparlanmıştı.

“Kusura bakmayın hocam, rahatsız ettim ama benim internete girmem gerekiyor da.” Genç adam mahcup davranan kıza hafif gülümseyerek “Sorun değil Alya,” diyerek karşılık vermişti.

“Şifreyi girer misiniz? En kısa sürede eve internet bağlamayı düşünüyorum.”

“Gerek yok Alya, dağıtıcı alırız buradan interneti çekersin.”

“Olmaz öyle şey hocam,” derken Cenk kızın bilgisayarını alıp şifreyi girmişti. Ekranda Arya ile yüzünde kocaman bir gülümseme olduğu bir fotoğraf vardı. Bilgisayarı genç kıza uzatırken Alya devam etmişti.

“O zaman bana düşen kısmı ödemek isterim,” Cenk kısa bir süre genç kıza baktıktan sonra onun inat edeceğini anlayarak “Ödersin,” dedi. Ondan para almayı elbette düşünmüyordu ama bunu Alya’nın bilmesine gerek yoktu.

Genç kız salonda ki masaya geçerek depolama alanına tuttuğu araştırmalarına göz atmıştı. Birkaç tanesini açarken hocanın istediği araştırma konusunu da bilgisayarına indirerek açmıştı. Araştırma dosyasına göz atarken onun neye dikkatli baktığını merak eden genç adam yerinden kalkarak Alya’nın yanına gelmişti. Genç kız o kadar dalmıştı ki Cenk’in yanına geldiğini bile onun konuşmasına kadar fark edememişti.

“Bu araştırmayı nereden buldun?” İngilizce olan araştırmanın belirli bir kısmını Türkçe’ye çevirerek yeniden not ediyordu.

“Anlamadın?” Cenk kızın yanında ki sandalyeyi çekerek ekrana odaklanmıştı.

“Bu araştırmanın makalesini okumuştum, sen nereden buldun?” Alya bakışlarını kaçırarak yeniden ekrana dönmüştü. Cenk hocanın kendi araştırmasından haberdar olabileceğini düşünememişti.

“Önüme düştü işte, bende indirdim.”

“İndirdin mi? Emin misin? Alya bu araştırmayı akademik personelden başkası bilgisayarına indiremez,” dediğinde Alya dişlerini sıkmaya başlamıştı.

“Neden soruyorsunuz?” Cenk bir süre şüpheyle genç kıza bakarken Alya tedirgin olarak bakışlarını kaçırmıştı.

“Adnan hoca mı sana verdi?” Alya aldığı soru karşısında rahatlasa da belli etmemişti.

“Evet, dayım okumam için böyle ilginç konular hakkında araştırma belgelerine ulaşmamı sağlıyor.”

“Anlıyorum,” dediğinde yeniden ekranda açık olan dosyaya odaklanmıştı.

“Peki neden şimdi bu dosyaya bakıyorsun? Hoca ödev mi verdi?”

“Öyle sayılır, birkaç bilgi hocanın slaydında eksikti. Onları tamamlamak için istedi.” Cenk kızın açıklamasını dinlerken köşede indirilmiş diğer dosyanın adını görünce hemen onu açmıştı. Daha önce okumak için uğraştığı ama şifreli olan araştırma dosyası açıktı.

“Bunu nasıl aldın?” Cenk’in gösterdiği dosyayı görünce Alya gözlerini sıkıntıyla kapatmıştı. Belki de yaptığı en büyük hata bilgisayarını Cenk hocanın yanında açmak olmuştu.

“Denk geldi!”

“Denk geldi? Alya bu dosyayı bende indirdim ama şifresini çözemediğim için okuyamadım. Sence sana denk gelmesi normal mi?”

“Hocam, ne demeye çalışıyorsunuz? Anlıyorum araştırmaları takip ediyorsunuz ama bu şekilde bana müdahale ediyorsunuz.”

“Kusura bakma biran heyecan yaptım. Daha önce bu konu üzerine araştırma yapan çok kimse olmamıştı. Görünce merak ettim.”

“Okumak isterseniz size verebilirim. Ama kimseyle paylaşmayacaksınız.”

“Saçmalama Alya, elbette paylaşmam. Bu araştırma henüz dergide yayınlanmadı. Bu emeğe saygısızlık olur.”

“Teşekkür ederim, mail adresinizi verirseniz size gönderebilirim.” Alya yaptığına inanamasa da söz ağızdan çıkmıştı artık. Sıkıntılıydı, Cenk hocaya güvenmediğinden değil elbet, bu çalışma onun için çok önemliydi. Hocasının kendi araştırmalarını takip ettiğini öğrenmek Alya’yı şaşırtmıştı. Genelde araştırmalarında isimlerinin baş harflerini kullanırdı. Tabii ki bu kısaltma noter tasdikli olduğu için istediği zaman araştırmaların kendisine ait olduğunu kanıtlayabilirdi. Alya Türk, tüm araştırmalarının altında A.T. olarak imza atıyordu. Cenk’in verdiği adrese araştırmasını atarken genç adam heyecanla elinde ki telefondan mailine girerek dosyayı incelemeye başlamıştı. Bahçe bitkileri üzerine kapsamlı bir araştırma olan dosyayı dikkatle okumaya başladığında Alya da diğer dosyalarını hızlıca kapatmıştı. Çoğu İngilizce olsa da Cenk hocanın yabancı dilinin iyi olduğunu bildiğinden görmesini istememişti.

“Ben kalksam iyi olacak.” Cenk ona bakmadan başını sallarken Alya adamın dikkatle kendi araştırmasını okuduğunu görünce hafif gülümsemişti.

“Aa kızım nereye? Kahve yapmıştım,” Deniz Hanım elinde kahvelerle salona girdiğinde genç kız kalktığı yere yeniden oturmuştu.

“Gel kızım sandalye tepesinde oturma,” dediğinde Alya bilgisayarını masanın üzerine bırakarak kadının yanında ki tekli koltuğa oturmuştu.

“Oğlum bırak şu telefonu da kahveni iç.” Cenk annesine bakmadan başını sallayarak telefonuna bakmaya devam etmişti. Bir yandan kahvesini eline alırken diğer yandan dikkatle önündeki yazıyı okuyordu.

“Burada bir hesap hatası yapmış olmalı, eminim fark edip düzeltecektir.” Alya adamın kendi kendine konuşmasıyla dikkatini ona vermişti.

“Anlamadım hocam?”

“Şu kısımda hesap hatası var sanırım, bitki yaşları bu kadar uzun hesaplanabilir mi?” Alya elinde ki fincanı masaya bırakarak adamın gösterdiği sayfaya odaklanmıştı. Hesaplamanın hatasını görmeye çalışırken hesaplamada hata olmadığın anladığında kaşlarını çatarak genç adama bakmıştı.

“Hocam, hesaplamada sorun yok, sanırım siz yanlış okudunuz.”

“Öyle mi?” Cenk kızın ifadesini incelerken Alya ona aldırış etmeden hesap kısmını açıklayıcı bir şekilde anlatmıştı. Cenk’in kendisini dinlediğini elbette biliyordu ama ifadesine ki şaşkınlığın farkında değildi.

“Bırakın şu konuları, burası okul değil. Eve geldiniz ama hala okuldan dersten bahsediyorsunuz,” Deniz hanımın çıkışı ile ikili ona dönmüştü.

“Anne bu konu önemli ama,” dediğinde Alya kadına hak vererek yerine geçip soğuyan kahvesini içmeye devam etmişti. Deniz Hanım dikkatini televizyonda ki diziye verdiğinde arada yorum yapması Alya’yı güldürmüştü. Bir süre sonra kendisi de yorumlara katıldığında zamanın nasıl geçtiğini anlamamışlardı. Cenk dosyanın yarısına geldiğinde yorularak başını kaldırdığında annesi ile Alya’nın kafa kafaya vermiş ciddi bir şekilde dizide ki adamı eleştirdiklerini görünce gülmemek için kendini zor tutmuştu.

“Ama Deniz teyze, adamın suçu kadına çok güvenmesi değil mi? Al işte boynuzu yedi.”

“Öyle deme kızım, adam da az değil hani, kadına yapmadığını bırakmadı.”

“Öyle bile olsa bir kadın nasıl kısas için kocasının düştüğü hataya düşer. O aldattı diye kadının da aldatması mı gerekiyordu? Çok yazık, kadının kendine saygısı yok demek ki.”

“Bak yakalayacak şimdi, bir şey yapmasa bari,” dediğinde Alya ile dikkatle televizyona doğru eğilmişlerdi. Cenk karşısında ki komik sahneye daha fazla dayanamayarak kahkaha ile gülerken dikkati dağılan Alya genç adama kötü bakışlar atıyordu. Cenk annesine dönerek “Anne, kızı da kendine benzettin,” dediğinde Alya hemen çıkışmıştı.

“Ne varmış Deniz teyzemde? Görüyor musun teyze kestane çıkmış, kumuşunu beğenmemiş,” dediğinde Cenk şaşkınlıkla genç kıza bakmıştı. Oğlunun şaşkın ifadesi karşısında eğlenen Deniz Hanım genç kızı onaylarken Alya duvarda ki saate baktığında saatin yatsıya yaklaştığını görünce hızla yerinden kalkmıştı.

“Eyvahlar olsun, yatsı okunacak. Ben eve çıkayım, zaman nasıl geçti anlamadık,” diyerek hızla kapıya yönelmişti. Akşam namazını kaçırmak üzereydi.

“Kızım ne bu acele?”

“Akşam namazı kaçtı teyze, üzerimi değiştirmem gerek, hadi hayırlı akşamlar size,” diyerek hızla merdivenlerden yukarıya çıkmıştı. Deniz Hanım üst katan kapı kapanma sesini duyduktan sonra salona geçerken Cenk hala genç kızın zengin kalkışını düşünüyordu.

“Eve girdi mi?” Deniz Hanım başını sallayarak yerine geçerken kızın evine gitme nedeni aklına gelince utanmıştı. Kendisi bu yaşta namazına onun kadar dikkat edemiyordu. Yerinden kalkarak banyoya gidip abdest aldıktan sonra odasına geçip çok geç olmadan akşam namazını kılmaya başlamıştı. Namazın sonunda ellerini açarak oğlu için dua ederken kalbinden evladının yüzünün gülmesi, hayırlı eş seçmesi için dualar ederek seccadesini toplamıştı. Başını kaldırdığında oğlu ile göz göze gelen kadın buruk bir şekilde genç adama bakmıştı.

“Allah kabul etsin,”

“Amin evladım, amin…” dediğinde Cenk annesinin üzerinde ki durgunluktan hoşlanmamıştı. Yarım saat önceki neşeli halinden eser kalmamıştı.

“Neden durgunlaştın anne, bir sorun mu var?”

“Var evladım, büyük bir sorun var. Yaratıcıyı unutarak yaşıyoruz. Kulluğumuzu dünya işlerine dalarak unutuyoruz. Allah affetsin,” dediğinde Cenk yanından geçip giden annesinin arkasından bakmıştı. Anlaşılan Alya annesini kısa sürede etkisi altına almaya başlamıştı. Cenk bu konuda asla şikayetçi olamazdı. Nitekim annesi olumlu yönde etkileniyordu.

***

UMARIM BÖLÜMÜ BEĞENMİŞSİNİZDİR. YORUM YAPARSANIZ ÇOK SEVİNİRİM. TEŞEKKÜR EDERİM.

!!!! HİKAYE SONUNDA TEK BİR REKLAMA TIKLAYARAK SİTENİN GÜNCELLENMESİNE YARDIMCI OLABİLİRSİNİZ. LÜTFEN BİRDEN FAZLA REKLAMA TIKLAMAYIN ÇÜNKÜ SİTE CEZA YİYOR O ZAMAN. SİZ OKURKEN FARK ETMİYORSUNUZ ANCAK ARKA PLANDA CEZALARLA BEN UĞRAŞIYORUM MALESEF. HER OKUDUĞUNUZ BÖLÜMDE TEK REKLAMA TIKLAMAK SİZDEN HİÇ BİRŞEY GÖTÜRMEZ AMA SİTENİN AÇIK KALMASINA YARDIMCI OLUR. ANLAYIŞINIZ İÇİN ÇOK TEŞEKKÜR EDERİM.

4.BÖLÜM <<<<—->>>> 6. BÖLÜM

17841cookie-checkGelincik Çiçeği 5. Bölüm