Cesur 5. Bölüm

Merhaba arkadaşlar. Sitemiz senesini doldurmak üzere! SİTENİN YENİLENMESİNE YARDIMCI OLMAK İÇİN EN AZINDAN TEK BİR REKLAMA TIKLAYARAK 30 SANİYE BEKLEYİP REKLAMI KAPATIRSANIZ ÇOK MUTLU OLURUM. Hikaye yarışmasından hala haberi olmayanlar var sanırım. İnstagram hesabıma girerek koşulları ve hediyeyi öğrenebilirsiniz. Umarım bu bölümde beni yalnız bırakmazsınız. Keyifli okumalar.

***

Hayat ne garipti, yıllar boyu görmediğin, haberini almayıp sesini dahi duymadığın kişinin sesini ilk duyuşunda hissettiği özlem anlatılacak bir duygu değildi. Yaşanmış ama anlatmaya kelimeler bulunamayan duygular vardır. Koşmak istersin, sarılmak istersin ama ayakların yerinde sabitlenerek seni yarı yolda bırakır. Konuşmak istersin sesin dahi çıkmaz. İki kızında bulundukları durum aynı bu şekildeydi. Konuşmak istiyorlar, sitem etmek istiyorlar ama ağızlarından tek söz çıkmıyordu. Özlemini çektikleri adama koşup sarılmak istiyorlardı ama ayakları duygularına itaat etmiyordu. Öylece bakan iki kız ne yapacağını bilememişti.

Cesur kardeşlerinin bakışlarında ki tereddüttü anlayabiliyordu. Kızının kendisine sığınmasıyla kolunu genç kızın omzuna atarak onu kanatlarının altına almıştı. Tamamen istem dışı hareket etmişti. Ona göre doğal olan bu hareket iki kızın bakışlarının kısılmasına neden olmuştu. Özellikle küçük kardeşinin gözlerinde yanıp sönen alev Cesur’u şaşırtmıştı. Kardeşi kızını kıskanmıştı. Yıllar sonra bile aynı kıskançlığı hissedebiliyordu. 

“Ah hoş geldin oğlum, ay şunun güzelliğine bak Servet, maşallah…” Ayşem Hanım torununun yüzünü avuçlarken genç kız yutkunmadan edememişti. Hastane odasında pek dikkat edemese de kadının gözleri aynı babasının gözleri gibi sıcacıktı.

“Öpeyim efendim,” Ayşem adını aldığı kadının elini öperken Servet Bey kaşlarını çatmıştı.

“Efendim mi? Cesur, kızına kime nasıl hitap edeceğini belletememişsin anlaşılan.”

“Merak etme baba, kızım toplumda nasıl davranacağını iyi bilir.” Ayşem Hanım kocasının kaş çatmasına dayanamayarak araya girmişti.

“Rahat bırak çocuğu Servet Bey, zamanla alışır babaanne demeye!”

“Babaanne mi?” Soner karşısında ki kişilere öfkeyle bakarken kulaklarına dolan sözle kendisine gelmişti.

“Hadi masaya geçelim, yemekler soğuyacak.”

“Kızlar siz bir şey söylemeyecek misiniz?” Ayşem Hanım öylece duran iki kızına hitaben konuşurken Çisil öne çıkarak “Size afiyet olsun, ben tokum” diyerek kapıya yönelmişti.

“Çisil, masaya!” Servet Bey kızının odadan çıkmasına izin vermeyerek konuşmuştu.

“Aç değilim baba, size afiyet olsun.”

“Aç olmasan bile o masaya oturacaksın Çisil,” Genç kız babasının uyarıcı bakışları karşısında dişlerini sıkmıştı. Biliyordu ki şimdi çekip giderse babası burnundan getirirdi.

Cesur kardeşlerinin uzak durması karşısında üzülse de bir şey söyleyememişti. İkisi de haklıydı. Yıllarca onları ne arayıp ne sormuştu. İkisi de yüzüne bakmasa haklarıydı.

“Hayırlı olsun Çisem, doğuma ne kadar kaldı?” Cesur kardeşine bakarken genç kız ağabeyine bakmadan başını sallayarak ona karşılık vermişti.

“Fazla kalmadı oğlum, hadi yemeğe geçelim.” Ayşem Hanım iki kızına da kaş göz işareti yaparken Ayşem’in kolunu tutarak onu yanına oturtmak istemişti. Genç kızın acıyla inlemesi dikkati çekerken Ayşem dudaklarını ısırarak bakışlarını babasından kaçırmıştı.

“Koluna bir şey mi oldu yavrum?” Ayşem Hanım torununun kolunu sıyırmak isterken genç kız ona engel olmak istemişti.

“Yok bir şey babaanne, iyiyim.” Kadın torununun ‘babaanne’ deyişi ile mest olurken sevinçten az önceki olayı unutmuştu. Ama Cesur kızına ters bir şekilde bakarak “Kolunu aç Ayşem!” diye emretmişti. Farkında değildi ancak bu şekilde tıpkı babası gibi davranıyordu.

“Babacım valla bir şey yok.”

“Sana aç dedim!” Cesur kızının her hangi bir harekette bulunmaması karşısında kendisi tutup kızının kolunu yukarıya doğru sıyırmıştı. Gözünün önüne gelen parmak izleriyle dişlerini sıkan genç adam hızla Soner’e dönmüştü. Ayşem babasının kolunu tutarken “Lütfen baba, sırası değil,” diye usulca yalvarmıştı.

“Haklısın, sırası değil. Sırası gelince hesabını verecek.” Genç adam Soner’in gözünün içine bakarak konuşurken Servet Bey oğluna şüpheyle bakmıştı. O da torununun kolunda ki morarmayı görmüştü.  Nedenini merak etse de soramamıştı. Baba kız yan yana oturarak önündeki yemeğini yerken masada kimsenin sesi çıkmamıştı. Ayşem Hanım arada torununa bakarak iç çekiyordu. Çisem ve Çisil ise başlarını kaldırmadan yemeklerini yerken Servet Bey sessizliği bozmak için konuşmaya girmişti.

“Neden bu kadar sessizsiniz? Soracak, konuşacak konunuz yok mu?” adam iki kızına bakarken Çisil babasının bakışlarını hissederek ona dönmüştü.

“Benim yok babacım, yabancılarla konuşmak adetim değildir biliyorsun.”

“Çisil?” Ayşem Hanım kızını uyarırken Cesur kız kardeşine gülümseyerek bakmıştı.

“Hiç değişmemişsin Çisil, hala eski küçük kız çocuğu gibi davranıyorsun.” Çisil abisini duymazlıktan gelerek yemeğine devam ederken Cesur diğer kardeşine dönmüştü.

“Hamilelik nasıl gidiyor Çisem?” genç kadın gelen soruyla yutkunarak başını kaldırmıştı. İki renkli göz denk gelirken genç kadın “Şükür!” diyerek kısa bir cevap vermişti.

“O değil de bunca yıldan sonra neden geri geldiniz merak ediyorum?” Soner’in pişkin sorusuna Servet Bey cevap vermişti.

“Bu konunun seni ilgilendirdiğini sanmıyorum damat, bu bizim aramızda olan bir mevzu.”

“Yanılıyorsunuz baba, karımı ilgilendirenler beni de ilgilendiriyor.” Cesur şüpheyle kardeşini izlerken kocasına kısa bir bakış atarak yeniden yemeğine dönmüştü.

“Ee Ayşem, sen ne mezunusun? Baban işe girdiğini söyledi, nerede çalışıyorsun?” Ayşem babaannesinin sorusu ile gerilse de babasının gülümsediğini görünce cesaret alarak kadına dönmüştü.

“Ben ebeyim babaanne,” dediğinde gözleri halasının yanında oturan eniştesine kaymıştı. Adamın gözünün içine bakarak “Sizin hastanenizde işe başladım. Bu gün ilk günümdü!” dediğinde kadın kocasına dönerek gülümsemişti.

“Duydun mu Servet Bey, torunumuzda ailemize katılmış. Çok sevindim canım. Ah ne kadar da güzel değil mi Servet?”

“Sana benziyor da ondan!” Adam ağzının içinden konuşsa da masadakiler ne dediğini açıkça duymuştu. Ayşem Hanım utanarak bakışlarını kaçırırken küçük Ayşem babaannesinin kızaran yanaklarına hayranlıkla bakmıştı.

“Kuzenimin cinsiyeti ne?” Ayşem halalarına kısa bir bakış atarak Çisem’in üzerinde duraksamıştı. Genç kız halasından cevap beklerken Soner alaycı bir şekilde “Karahanlı’ların veliahtını taşıyor,” dediğinde Ayşem gözlerini kaçırarak önünde ki tabağa dönmüştü. Yine olmuştu, yine kız olduğu için yargılanmıştı. Annesinin ailesi ona kız olduğu için yeterince laf çarparken anlaşılan babasının ailesi de ona aynı şekilde davranacaktı. Gözleri dolsa da başını aşağıya eğerek saklamayı başarmıştı. Yapamıyordu, dedesinin ve teyzesinin sarf ettiği o kırıcı sözleri beyinin içinden atamıyordu. Derin bir nefes alırken kulağına dedesinin sözleri dolmuştu.

“Yanılıyorsun damat, kızım başımın tacıdır ancak torunum benim değil sizin veliahtınız olacak. Soyadının pekala Karahanlı olmadığını benim kadar iyi biliyorsun. Ayrıca bir daha benim masamda kız erkek çocuk ayrımı yaptığını duymayayım. Unutuyorsun, bizim ailemizde kız erkek ayrımı yapılmaz, başarılı başarısız ayrımı yapılır.” Servet beyin sert sesiyle masa gerilirken adam Çisem’e bakmıştı. Kızının üzülmesini istemiyordu ama kocasının densizliğine de sessiz kalamazdı. Çisem babasının sözleri ile bakışlarını ona çevirince hafif gülümsemişti. Babası ne kadar sert görünse de gözündeki şefkat hep aynı oluyordu. Özellikle kızlarına bakarken gözlerinin içi gülüyordu.

“Haklısınız babacım, kız erkek fark etmez, sağlıklı olduktan sonra!” Cesur kardeşinin sözleri sonrası kızına eğilerek “İlacını aldın mı?” dedi. Genç kız babasının sorusuyla gerilirken Cesur kaşlarını ona çatarak bakmıştı.

“Almadın değil mi?”

“Ne almadı oğlum?” Ayşem Hanım oğlunun son sözlerini duymuştu.

“Önemli bir şey değil babaanne, eve geçince hemen alacağım.” Kadın genç kızın ‘eve geçince’ sözlerini duyunca yüzü asılmıştı.

“Burada kalmayacak mısınız? Odalarınızı hazırlattım ama…” Cesur annesinin üzüldüğünü görebiliyordu.

“Eve gitsek daha iyi olur anne, sık sık görüşürüz nasılsa.” Kadın bakışlarını kaçırarak oğlunu başını sallayarak onaylamıştı. Oğlunun eve dönmesini istiyordu. Ama oğlu henüz buna hazır değildi anlaşılan. Cesur ise kızının ilacını içmesi için eve gitmeye karar vermişti.

“Biz kalksak iyi olacak, yarın Ayşem erkenden işe gidecekti.”

“Ama, daha çok erken.” Cesur yerinden kalkarak annesinin önüne diz çöküp ellerini tutmuştu.

“Söz yarın yeniden geleceğim anne, ama şimdi çıkmamız gerek.” Kadının gözleri dolu dolu olmuştu. Ayşem babasının peşinden hemen kalkarken şaşkınlıkla babasını izliyordu. Cesur annesinin elini öptükten sonra ayağa kalkarak başının tepesini de öpmüştü. Aynı annesine yaptığı gibi yerinden kıpırdamayan iki kardeşinin de başını öperek kapıya yönelince Ayşem halalarının şaşkın ve bir o kadar üzgün ifadelerine hafif gülümsemişti. Emindi ki babası bile az önce kardeşlerini öptüğünün farkında değildi. Çünkü bu hareket onda alışkanlık olmuştu. Yıllardır her sabah ve akşam yemeğinden sonra babası saçlarını öper sonra da kapıya yönelirdi.

“Size iyi akşamlar,” diyerek babasının peşinden giderken geride perişan üç kadını bıraktıklarından habersizdi.

“Bu nasıl olabiliyor, bunca olan şeyden sonra onları hemen affetmeniz nasıl mümkün olabiliyor. Hayret ediyorum…” Soner’in sözleri karşısında duygusal karmaşa yaşayan Çisem ters bir şekilde kocasına bakmıştı.

“Bunda şaşılacak bir şey yok Soner, benimde son zamanlarda o kadar çok inanamadığım şey var ki inan şaşkına dönüyorum.”

“Çisem, ne demek istiyorsun sen?”

“Bu akşam burada kalacağım, sen istersen eve gidebilirsin. Ayrıca doğuma az kaldı evde yalnız kalmak istemiyorum. Yarın eşyalarımı toparlayıp annemin yanına geleceğim.”

“Buna gerek olduğunu sanmıyorum, hem yalnız kalmak istemiyorsan annemi çağırırız.” Çisem kayınvalidesini düşününce ürpermişti. Önceden bu şekilde hissetmezken şimdi kadının neden kendisinden hoşlanmadığını anlayabiliyordu. Kadın kötüydü ve bu kötülüğü oğluna da geçmişti.

“Kızım baba evinde kalmak istiyorsa burada kalacak, konu kapanmıştır damat.”

“Baba bu mesele sadece bizi ilgilendirir.”

“Öyle mi? Unuttuğun şey taraflardan birinin kızım olduğu Soner efendi. Kızım hamile ve kendini güvende hissettiği yerde kalmak istemesi doğal.”

“Yani annemin yanında güvende olmadığını mı ima ediyorsunuz?”

“Ben bir şey ima etmiyorum damat, Çisem doğuma kadar burada kalmak istiyorsa kalacak. Sende ister burada karınla kal istersen de evinde kal. Seçim senin.” Soner kısa bir duraksamanın ardından geri adım atmayı düşünmüş olacak ki kabul etmişti. Servet Bey masadan kalkarak kapıya doğru yürüdüğünde duraksayarak arkasına bakmıştı. Hedefinde Soner’den başkası yoktu.

“Bu arada damat, bir daha torunuma dokunduğunu duyarsam babasına bırakmam ben keserim cezasını!” Servet beyin sert sesi karşısında yutkunan adam karısının şaşkın bakışları arasında masadan kalkmıştı. Çisem şüpheyle yerinden kalkarak salondan çıkan kocasının peşinden giderek Soner’i alt kattaki lavaboya girerken yakalamıştı.

“Babam neden bahsediyordu Soner, sana vuran abim miydi?”

“Şuna abi demeyi kes, o senin abin falan değil. Yıllar sonra çıkıp gelmiş abilik taslıyor.”

“Bu konu bizi ilgilendirmez Soner, kararı babam verecek.”

“Ne demek kararı baban verecek, senin hakkın ne olacak? Hastaneyi öylece abine mi bırakacaksın? Hiç bir şey yapmadan koca hastanenin üzerine mi konacak?” Çisem şaşkınlıkla kocasını dinlerken kardeşinin sözleri yankılanmıştı kulaklarına. Çisil haklıydı, kocası bebek olana kadar kendini çok iyi saklamış bir oyuncuydu. Eli istem dışı karnına giderken bebeği için korkmaya başlamıştı. Kesinlikle baba evinde kalacaktı.

“Yorgunum biraz dinlenmem gerek!” kocasının yanından seri adımlarla ayrılarak üst katta ki odasına çıkarken babasının odasının önünden geçerken kardeşini görmesiyle duraksamıştı.

“Çisil?” genç kız hızla elini dudaklarına koyarak ablasını susturmuştu.

“Ne?” Çisem kardeşinin yanına geldiğinde içeriden annesinin hıçkırığını duymuştu. Babasının da onu sakinleştirme çabalarını.

“Ağlama artık Ayşem, yakında eve dönecektir.”

“Gelmez Servet, oğlunu sende çok iyi tanıyorsun. Kovulduğu eve gelmeyecektir. Gururunu yenemeyecektir.”

“Yapma böyle, ben onu ikna edeceğim. Yakında gelecektir. Hem biliyorsun onu kovarken çok sinirliydim. Nereden bilebilirdim bu kadar uzun yıl ayrı kalacağını.”

“Bilmeliydik Servet, sen de ailene benimle evlendiğin için rest çekmemiş miydin? Çisil doğana kadar onlara konuşmamıştın. Ben ısrar etmeseydim konuşmayacaktın da.”

“Konuşmazdım tabi, benim güzel gözlümü kabul etmeyen aileyi ben ne yapayım?”

“Oğlunda sana çekmiş. Ama onun yanında onu ikna edecek karısı yoktu Servet. Oğlum tek başına bebeğini büyüttü. Kim bilir ne kadar zorluk çekti.””

“Bilmiyorduk Ayşem… Bilsek yalnız bırakır mıydık?”

“Aramamız gerekirdi, bunca yıl torunumun büyümesini göremedim. Şimdi de ayrı evde yaşıyorlar.”

“Söz karıcım, onu ikna edeceğim.”

“Gelmez, inadı sana çekti gelmeyecektir. Hem kardeşleri yüzüne bile bakmıyor.”

“Gördüm, onlarda zamanla ağabeylerini affedecektir. Hem görmedin mi Çisil’in bakışlarını. Ayşem’e öldürecek gibi bakıyordu.” Çisem hızla kardeşine dönerken Çisil omzunu silkeleyerek ablasına karşılık vermişti.

“Kıskandı değil mi abisini, zamanında ablasından da kıskanırdı.” Çisem daha fazla ailesini dinlememek için kardeşinin koluna girerek onu kapıdan uzaklaştırmıştı. İkili gösterişli tabloların bulunduğu uzun koridorda ilerlerken oldukça sessizdi. Çisil’in odasına girdiklerinde genç kadın kapıyı kapatarak kollarını bağlayıp kardeşine bakmaya başlamıştı.

“Ne?”

“Sen yeğenini mi kıskandın?” Çisem’in sözleri ile genç kız gerilmişti.

“Yok öyle bir şey, neden onu kıskanayım?”

“Bilmem, sen söyle, neden kızını babasından kıskandın? Çisil, o daha küçük,” dediğinde Çisil tek kaşını kaldırarak ablasına cevap vermişti. “Yirmi bir yaşında kazık kadar kızın neresi küçük. Birde babasının kolunun altına girmiş…” Çisem kardeşinin sözleri karşısında şaşkınlıkla ona bakmıştı.

“Gerçekten Ayşem’i kıskandın. Bu yaptığın ne kadar normal, sen bir psikoloji uzmanısın.”

“Ne yani bu benim kıskanmaya hakkım olmadığımı mı gösterir.”

“Pes artık Çisil, sakın kıza kötü davranma.” Çisil omzunu silkerken genç kadın yorularak kardeşinin yatağına oturmuştu. Sırtını yatağın başlığına dayayarak gözlerini kapattığında ise genç kız ablasının yanına giderek yatağına yerleşmişti.

“Duydun değil mi, abimi babam kovmuş?” Çisil başını sallarken ablasına cevap vermişti.

“Bu bizi aramadığı gerçeğini değiştirmez.”

“Bizde onu aramadık Çisil, tüm suçu ona yükledik.” Genç kız yerinde doğrularak ablasına bakmıştı.

“Sen yumuşamaya başlamışsın, bunu hamilelik hormonlarına veriyorum.”

“Bu yumuşamak değil, sadece abimin dönmesi gözlerimin açılmasını sağladı. Soner, hastanenin abime verilmesinden oldukça korkuyor gibi.”

“Ne?”

“Duydun, bana açık açık hakkımı ona mı vereceğimi sordu!” Çisil dişlerini sıkarken öfkeyle yerinden kalkmıştı.

“Onu öldürürüm abla, bu nasıl bir…” genç kız duraksarken farkına vardığı şeyle hızla başını ablasına çevirmişti. “Ayşem doğru söylüyordu, o gün sana kötü davrandı değil mi?” diye sormuştu. Çisem başını salladıktan sonra cevap vermişti.

“Sana söyledim, hamile kaldıktan sonra çok değişti diye. Bebeği erkek olduğunu öğrendiğinde ise sanki veliaht doğacak gibi davranıyor. Bu gün fark etmedin mi Ayşem’e kız olduğu için değersiz olduğunu ima etti.”

“Evet, çok kızdım ama bir şey söyleyemedim. Ama babam ne güzel cevap verdi değil mi? Ay canım babam ya!” Çisem kardeşinin tepkisine kıkırdayarak ona bakmıştı.

“Bazen on yaşında ki çocuk gibi davranıyorsun Çisil, neden evlenemediğin belli oldu.”

“Ne alakası var, ben aşık olacağım.” Çisem kardeşinin yüzüne gelen başak saçlarını geriye çekerken hüzünle ona bakmıştı.

“Duygularından emin olmadan evlenme Çisil, bazen duygular insanı yanıltabilir. İki güzel söze tav olur kanarsın.”

“Senin gibi mi?” Çisem derin bir iç çekerek kabul etmişti.

“Benim gibi!”

“Ne yapmayı planlıyorsun abla, bu şekilde eniştemle daha ne kadar devam edeceksin?”

“Bebek doğduktan sonra karar vereceğim. Davranışlarına çeki düzen vermezse sonuçlarına katlanma zorunda kalacak.” İkili bir süre daha sohbet ettikten sonra ayrılırken hareketli günlerin onları beklediğini biliyorlardı.

***

Genç adam eve gelir gelemez kızının ilaçlarını almasını sağlamıştı. Bir yandan söyleniyor bir yandan da kızına ilacı içiriyordu. Ayşem babasının söylemlerine gülerken farkında olmadan “İyi ki Çisil halam burada değil,” deyiverdi.

“Nereden çıktı bu?”

“Görmedin mi baba, az kalsın beni öldürecekti. Bana sarıldığın için gözlerinden kurşunlar yağdırdı bedenime.” Cesur kızının sözlerine gülerken başını iki yana sallamıştı.

“Demek sen de fark ettin. Çocukken de böyleydi, kıskanınca gözleri alev alırdı. Hala kıskanıyor beni.”

“Bakıyorum bu çok hoşunuza gitti babacım.”

“Ne yalan söyleyeyim, biraz umutlanmadım değil. Çisem ile iki arkadaş gibi olsak da Çisil her zaman ablasından farklıydı. Zamanında Çisem’i de çok kıskanırdı. Ne zaman beraber oynasak hemen aramıza girer oyunumuzu bozardı.”

“Bu normal değil baba, kocaman kadın oldu ama hala kıskanç.”

“Bazı duygular geçmez hayatım. Hadi git yat sabah erkenden hastaneye gideceğiz.”

“Sende gelecek misin?” Genç kızın heyecanla konuşması Cesur’u daha da güldürmüştü.

“Elbette, bundan sonra karşında babanı değil, patronunu bulacaksın. Şimdi yatağına.”

“Gerçekten hastanede olacak mısın baba?” kızının hüzünlü ifadesi genç adamı hemen yumuşatmıştı. Ayşem’in yüzünü ellerinin arasına alarak dudaklarını alnına bastırmıştı.

“Endişelenme hayatım, bugün çok özlediğimi fark ettim. Doktorluğu seviyorum ama bunu Karahanlı da yapmayı daha çok seviyorum. Orası insanlara umut veriyor. Babam bunca yıl iyi iş çıkarmış doğrusu.”

“Evet, hastane çok güzel.”

“Önemli olan duvarlar değil hayatım, içindeki insanlar, yanında güvendiğin biri olduğu sürece taşrada bile harika işler yapabilirsin.” Genç kız babasının boynuna sarılarak şakımıştı.

“Seni çok seviyorum babacım,”

“Bende seni çok seviyorum küçük Ayşem,” dediğinde Ayşem kıkırdayarak geri çekilmişti.

“Dedemi duydun mu? Karısına benzediğim için güzel olduğumu söyledi.” Baba kız kahkaha atarken oldukça keyifliydiler. Ertesi günün yorgun geçeceğini düşünen ikili bir süre sonra odalarına çekilmişti.

***

Genç kız babasının kolunda yürürken oldukça heyecanlıydı. İlk kez babasını doktorluk yaparken görecekti. Hala dün ameliyat hanedeki adamı düşünüyordu. Babasını yeşil kıyafetler içinde görünce o kadar şaşırmıştı ki doğru düzgün ona bakamamıştı bile.

“Neden gülümsüyorsun?”

“Doktor Cesur Karahanlı, acile bekleniyorsunuz lütfen,” kızının sesini incelterek konuşması genç adamı da güldürmüştü.

“Bu kadar mutlu olacağını bilseydim seni daha önce hastaneye davet ederdim.”

“Çok heyecanlıyım baba, aynı yerde çalışacağız. Babamı ameliyat yaparken göreceğim.”

“Sen bunu düşünmeyi bırak da sınavların yaklaşıyor çalışmaya başlamadın daha.”

“Aman baba, ebelik derslerinden sonra bu dersler bana kolay geliyor açıkçası.” Hastane uzaktan göründüğünde ikili duraksayarak hastaneye bakmıştı.

“Yeni hayatımıza hazır mısın canım, şimdiden Allah yardımcımız olsun.”

“Amin.” İkisi de hastanede olabilecekleri tahmin edebiliyordu. Yıllar sonra gelen bir adam ve onun eşantiyonu kızı. Yadırgayanların olacağını elbette biliyordu ama baba kız işlerini en iyi şekilde yapmak için elinden geleni yapacaktı.

“Ayşem, şu Soner denen adama dikkat etmeni istiyorum. Onunla karşılaşmamaya çalış kızım.”

“Biliyorum baba, ondan bende hoşlanmadım. Halam o adamı nasıl sevmiş anlayamıyorum.”

“Bu şimdilik bizi ilgilendirmez hayatım, zamanı gelince öğreniriz.”

“Ama halama kötü davranıyor baba.” Cesur kızının sözleri ile gerilmişti. Kısa bir süre sesiz kalırken yeniden hastaneye doğru yürümeye başladılar.

“Hastanede bir süre yan yana görülmeyelim canım, gereksiz gerginlik olmasın.” Ayşem yüzünü asarken başını sallamakla yetinmişti.

Genç adam kızından ayrılarak ana kapıdan içeriye girmesini bekledikten sonra kendisi acil bölümünden giriş yapmıştı. Üzerinde oldukça spor bir kıyafet vardı. İlk önce yönetim katına çıkmak için özel asansöre doğru ilerlemişti. Asansöre yaklaştığında ise kartı olmadığı için duraksadı. Etrafa bakınarak güvenlik görevlisi ararken stajyerlerden birini görünce ona seslenmişti. Genç adam kendisine doğru koşarken Cesur sıkıntıyla ona dönüp “Güvenlik görevlilerinden birin çağırabilir misin, asansörü çalıştırması için,” dedi. Genç adam şüpheyle Cesur’a bakarken Cesur hala yerinde duran adama “Seni bekliyorum,” dedi.

“Üzgünüm, yönetim asansörünü herkese kullandırtmıyorlar.”

“Biliyorum, şimdi birini çağırır mısın?” Cesur genç adamın tereddüdünü anlayınca yüzünü sıvazlamıştı.

“Kart sorumluları geldi mi?” yine cevap alamayan genç adam ardını dönerek güvenlik bölümüne doğru ilerlemişti. Karşısına ilk çıkan güvenlik görevlisine asansörü çalıştırmasını söylerken aldığı olumsuz cevapla hafif gülümsedi.

“Servet Bey geldi mi?” son çare babasını soran genç adam güvenlik görevlisinin gerildiğini görünce babasının geldiğini anlamıştı.

“Asansörü yetkili olmayan kimse için açamam, lütfen anlayış gösterin.”

“O zaman Servet beyi arayıp oğlunun geldiğini söyleyin. Gelip beni karşılasın.” Cesur’un sözleri ile adam şok olmuş bir şekilde Cesur’a bakarken birden gülmeye başlamıştı.

“Hadi ama dostum, Servet beyin oğlu olmadığını bu hastanede herkes bilir.” Cesur tek kaşını kaldırırken hafif gülümsemişti.

“Öyle mi?”

“Neler oluyor burada?” Cesur ardından gelen sesi yıllar sonra bile nerede olsa tanırdı. Kadife gibi ses genç adamın iliklerine kadar işlerken ağır bir şekilde sesin sahibine döndüğünde bakışları özlemle parlamıştı.

“Aylin?”

***

Bölüm sonuna geldik. Bu bölüm bu yılın son bölümü oldu. Herkese yeni yılda sağlık, huzur ve mutluluk dilerim. Umarım en güzel dualarınız kabul olur. Ayrıca bana destek olmayı unutmayın lütfen. Çıkarken sadece bir reklama tıklamanız ve 30 saniye beklemeniz yeterli. Sizin için 30 saniye olabilir ancak sitenin güncel kalabilmek için çok önemli bir süre. Teşekkür ederim. Yeniden Hayırlı, nice yıllara!

4.BÖLÜM <<<<<<——>>>>>>> 6. BÖLÜM

17891cookie-checkCesur 5. Bölüm
mermaridyy hakkında 333 makale
Yasemin Yaman KTÜ Orm. End. Müh. mezunu. Şuanda Parola Yayınlarında yazar. Hobileri yazmak, müzik dinlemek, basit çizimler yapmak ve manga okumak. Benim Küçük Gelinim ve Göremediğim Sen, Sen Olmadan Asla, Kara Duvak, Hep Seni Bekledim adında beş kitabı basıldı.

14 yorum

  1. Bölüm için teşekkürler harikaydi emeğine sağlık Yazarcigim ❤️ Servet bey lafını iyi söyledi o gıcık Soner’e 😡 Çisem umarım biran önce boşanır o adamdan . Cisil nasıl kıskanıyor ya 🙂 . Ayşen hanım ve kızlaf çok üzüldü cesur gidince ama ilacı almak zorundaydı sonuçta 🙁 . Son sahne ne öyle ya 😐 orada biter mi :’-( özlemle bakıyor ama niye evlendi babasına rağmen niye hamile bıraktı eşini anlamadım 🙁 ahh teyze ve babaanne çok kötü davraniyordu kıza sanırım yemekte çok kötü oldu . Senin de yeni yılın kutlu olsun nice mutlu sağlıklı yıllara inşallah ❤️

  2. Bu Soner denen adamdan çekecekler gibi kardeşler kavga etmiş aptallar inanmış diye bir söz var Soner de buna güveniyor heralde neyse ki akıllı insanlar emeğine sağlık güzel bir bölümdü seninde yeni yılın kutlu olsun ❤️

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*