Gelincik Çiçeği 6. Bölüm

Merhaba arkadaşlar. Öncelikle bir önceki bölüme yorum yapan herkese çok teşekkür ederim. İnanın yorumları okumak mutluluk verici. Umarım bu bölüme güzel urun yorumlar yaparsınız. Keyifli okumalar!

**

Genç kız sabah gerinerek yerinden kalkarken ders programından hangi dersi olduğuna bakmıştı. Sadece tek dersi olduğu için okula gitmekten vazgeçerek yeniden kalktığı yere uzanmıştı. Gözlerini kapatıp birkaç saat daha uyuyarak iyice kendine gelmek istemişti. Evin içi oldukça sıcak olduğundan balkon kapısını açık bırakıyordu. Oradan gelen ılık esinti Alya’nın huzurlu bir şekilde gülümsemesini sağlamıştı. Birkaç saat sonra dinlenmiş bir şekilde yatağından kalkarak banyoya geçip kısa bir duş aldı. Bu gün çarşı pazar yapmayı planlıyordu. Mutfağa geçerek çay suyunu koyduktan sonra üzerini değişmek için odasına gitmişti. Gün içinde rahat edebileceği bir kıyafet giyerek yatağını düzeltip, odasının camını da açarak odasını havalandırmaya başlamıştı. Ilık rüzgar tülünü havalandırırken sokaktan gelen çocuk sesleri yüzünü güldürmeye yetmişti. Mutfağa döndüğünde tekleme çayını demleyip kendine küçük bir kahvaltı masası hazırladı. Bu sırada annesini görüntülü arayıp konuşmaya karar vermişti.

“Emine sultan, nasılsınız?” Alya annesinin güleç yüzüne hasretle bakarak iç çekti.

“Şükür kızım, sen nasılsın? Okula gitmedin mi?”

“Yok annecim, bu günkü dersim önemli değildi,” dediğinde kadın başını sallamıştı. Bu zamana kadar hiçbir çocuğuna derse niye girmedin tartışması yapmamıştı.

“Nasıl, alışabildin mi oralara?” Alya annesine başını sallarken kapısının çalınmasıyla kapıya doğru bakmıştı.

“Bir saniye annecim, kapı çalındı,” diyerek kapıyı görecek şekilde telefonu masaya bırakıp dış kapıyı açmaya gitmişti. Kapıda Deniz hanımın sesini duyunca genç kız gülümsemişti.

“Buyur Deniz teyze,” diyerek kapıyı açtığında kadının iki elinde de üzeri dolu tabak vardı. Birinde börek, diğerinde boğaca olan tabağı alarak mutfağa geçerken Deniz hanımda onu takip ediyordu.

“Okula gitmediğini duyunca birlikte kahvaltı edelim dedim. Çay var mı?” diyerek mutfağa girdiğinde telefondaki kadını görünce hemen masaya geçmişti.

“Annenle mi konuşuyordun kızım?” Alya mahcup bir şekilde kadına bakarken Emine Hanım şahit olduğu görüntü karşısında az da olsa içi rahatlamıştı. Kızı yaban ellerde yalnız değildi.

“Nasılsın Deniz, bizim kız seni yoruyor mu?”

“Aşk olsun Emine, Alya kızım beni neden yorsun. Can suyu oldu bana buralarda.” Alya iki kadının ne ara bu kadar samimi olduğunu anlamaya çalışıyordu.

“Siz kahvaltı yapacaksınız ben sizi konuşmaya tutmayayım, hadi kalın sağlıcakla.”

“Ama anne, daha konuşmadık,” dediğinde Alya Deniz Hanım yanında oturan kızın saçını okşamıştı.

“Konuşuruz kızım, hem düğün için alışverişe gideceğiz birazdan. Akşama ben seni ararım kızım,”

“Peki, babamlara selam söylersin,” diyerek telefonu kapatmıştı.

“Ah kızım üzülme, hem abinin düğünü olsun annen yanına elbet gelir,” dediğinde Alya başını sallamıştı. Düğün hazırlıklarına yardımcı olamadığı için üzgündü. Ama abisi içinde oldukça mutluydu.

“Neyse ben yeni çay demleyeyim, tek olduğum için tekleme yapmıştım.”

“Sorun değil, bende evde tekleme çay yapıyorum, hadi otur da soğumadan yiyelim börekleri,” dedi. İkili karşılıklı oturarak kahvaltı ederken hoş bir sohbetinde konusunu açmışlardı. Bir süre sonra Deniz Hanım oğlundan bahsetmeye başladığında Alya kadın için üzülmüştü.

“Neden bu şekilde düşünüyorsunuz, eminim Cenk hoca hayatını yeniden kuracaktır,” dediğinde Deniz Hanım içlenmişti.

“Ah keşke kızım ama Seda’dan sonra zor gibi. Evladım büyük darbe aldı o kızdan. Normalde kötü biri değildi ama anasının etkisinde çok kalıyordu.”

“Anlıyorum, zamanla atlatacaktır.”

“Öyle, davul bile dengi dengine. Oğlum çok sevmişti karısını ama bazen sevmekte yetmiyor demek ki.”

“Onlar için üzüldüm Deniz teyze,” derken Alya oldukça samimiydi. Karşısında ki kadının üzülmesini istemiyordu.

“Bende ama elden bir şey gelmiyor kızım,” diyerek elini genç kızın elinin üzerine koymuştu.

“Merak etmeyin, zamanla seveceği biri karşısına çıkacaktır.” Alya’nın aklına Arya’nın düğününde Cenk ile Seda’nın yakın oluşu gelmişti. Derin bir iç çekerek başını iki yana sallamıştı.

“Belki de Seda ile yeniden barışır, düğünde yakın görüyorlardı.” Deniz Hanım kızın sözlerine hemen cevap vermişti.

“Aman Allah korusun, yok öyle bir şey. Cenk ne olursa olsun o aileye saygı duyuyor. Aras oğlum olsun, Akın olsun oğluma hep yakın davrandılar. Seda ile konuşabilir ama onların bir araya gelmeleri söz konusu değil. Oğlum mutlu olacaksa bir şey demezdim ama onlar mutlu olamazlar. Seda zaten Almanya’ya yerleşiyor. O gün son kez bir araya geldiler.”

“Anlıyorum, her şeyin hayırlısı o zaman ne diyelim.” Biten çayları doldurmak için ayağa kalkan genç kız oldukça düşünceliydi. Bir süre daha sohbet ettikten sonra birlikte pazara çıkmak için hazırlanmaya başlamışlardı. Pazar eve çok uzakta değildi ve Alya oldukça keyifliydi. Deniz hanımın koluna girerek sokakta yürümeye başladıklarında onları yan komşusu görünce el sallamıştı.

“Deniz Hanım, nasılsınız?” Deniz Hanım kadını görünce yüzünü buruşturmamak için kendini zor tutmuştu. Onun rahatsız olduğunu anlayan Alya kadının kolunu dürterek dikkatini çekmeye çalışmıştı.

“Hayırdır Deniz teyze?

“Beni idare et kızım, yoksa bu akbabalardan kurtulamam.” Kadının sözleri ile şaşıran genç kız yanlarına gelen biri orta yaşlı diğeri kendi yaşlarında olan kadına bakmıştı.

“Merhaba, pazara mı gidiyorsunuz?”

“Evet, sizde dönüyorsunuz sanırım,” diyerek iki kadının elinde ki poşetleri göstermişti. Orta yaşlı olan cevap vermişti.

“Evet, kalabalık olmadan alacaklarımız alalım dediydik, misafirin mi vardı?” Alya’yı işaret eden kadın Deniz Hanım’ın gülümsemesine neden olmuştu.

“Misafir değil o, Allah nasip ederse gelinim olacak inşallah,” dediğinde Alya az daha kendi nefesinde boğulacaktı. Kadının yüzü duyduklarıyla düşerken Alya ne söyleyeceğini bilememişti. Bakışlarını kaçırırken kadın ve kızı hemen atılmıştı.

“Ayol, geçenlerde Cenk oğluma sordum evlenmiyor musun diye, düşünmediğini söylemişti,” dediğinde Alya gözlerini sıkıca kapatmıştı.

“Ne diyecekti evladım, büyüğünün karşısında utanmıştır. Alya kızımla görüşüyorlar, bizde gelin kaynana pazara eksikleri almaya çıktık,” dediğinde genç kız az kalsın düşüp bayılacaktı.

“Öyle mi?” genç kız Alya’ya kötü bakışlar atarken Alya da aynı şekilde ona karşılık vermişti. Tamamen davranışı etkiye tepki türündeydi.

“Neyse bizim çok işimiz var, hadi size iyi günler,” diyerek Alya’yı kolundan çekiştirmeye başlamıştı. Alya girdiği şoktan nasıl çıkacağını bilmezken birden kendini kalabalığın arasında bulmuştu.

“Kusura bakma kızım seni de alet ettim ama bu ana kız oğluma kafayı takmış durumda.” genç kız kadının sözleri ile kendine gelmişti.

“Bu hiç doğru değildi Deniz teyze, Cenk hoca duyunca çok kızacak.”

“Aman kızım nereden duyacak, boş ver sen onu ben hallederim.”

“Sorumluluk kabul etmiyorum ona göre. Oğlunla sen uğraşırsın,” diyerek kadının kolunda etrafına bakınmaya başlamıştı. Üzerinde fazla para olmadığı için sadece mutfak alış verişi yapacaktı. Genç kız sebzelere bakarken Deniz Hanım da dikkatle onun sebze seçişini izliyordu. Alya göz kıskancında olduğundan habersiz pazarlık yaparken oldukça ciddi görünüyordu. Yanında ki kadının telefonu çalınca ona dönen Alya hafif gülümsemişti. Kadın telefonla konuşurken kendisi de alışverişine devam ediyordu.

“Deniz teyze, fasulye güzel görünüyor istersen sende al,” dediğinde kadının telefonda konuşarak başını salladığını görmüştü.

***

Genç adam odasına girdiğinde içinde garip bir sıkıntı vardı. Öğleye kadar da içindeki sıkıntı geçmeyince öğle yemeğinde hemen annesini aramıştı. Bir süre çalan telefona cevap gelmeyince kadını ikinci kez aradığında annesinin kalabalık bir sesle birlikte telefona cevap verdiğini işitti.

“Neredesin anne, neden telefonuna bakmadın?”

“Pazardayız evladım, Alya kızımla alışveriş yapıyorduk.”

“Anne bu saatte pazar kalabalık olur, çıkmasaydınız. Ne gerekiyorsa marketten alırdık,” dediğinde kadının çemkirmesi bir olmuştu.

“Market pazarın yerini tutar mı Cenk, bir türlü öğretemedim sana. Hem Alya’ya da pazarı göstermiş oluyorum.”

“Anne, kaç kez söyleyeceğim şu kızı rahatsız etme diye?” dediğinde kadının yüzünü göremese de sesinden asıldığını anlamıştı.

“Asıl sen bizim aramıza girme Cenk, ben kızımla iyi anlaşıyorum. Hem benden rahatsız olsaydı söylerdi,” dediğinde Cenk sıkıntıyla nefesini vermişti. O sırada odasının kapısı tıklatılıp kapının açılmasıyla bakışları kapıdan giren kişiye dönmüştü. Elini telefonun üzerine kapatarak “Bir şey mi istediniz Ayfer hocam?” diye sorduğunda kadının gülümseyerek odaya girdiğini görmüştü.

“Anne ben seni sonra ararım,” diyerek telefonu kapatmadığının farkında olmadan masanın üzerine ters bir şekilde bırakmıştı.

“Cenk hocam, yemek yemediyseniz birlikte yiyelim mi diye soracaktım.  Şu öğrenci hakkında da konuşmuş oluruz,” dediğinde Cenk duraksamıştı.

“Hangi öğrenci?”

“Şu bana asistanlık için tavsiye ettiğiniz öğrenci,” dediğinde Cenk gerilmişti.

“Alya ile konuştum hocam, şuanda sadece derslerine odaklanmak istiyormuş. Onu zorla asistanınız yapamayız.” Kadının bir süre duraksamasından sonra Cenk’in içini daha da bir huzursuzluk kaplamıştı.

“Haklısınız, ancak anladığım kadarıyla başarılı bir öğrenci, ondan istifade etmek isterdim.”

“Evet, başarılı bir öğrenci olduğu kesin ama üzerine gitmekte olmaz. Siz başka bir asistan bakın kendinize, bu şekilde işleriniz de aksamamış olur,” dediğinde kadının yüzü asılmıştı.

“Peki, öyle yaparım…” dediğinde Cenk kapının yeniden açılması ile bakışlarını kapıya çevirmişti.

“Cenk hocam, bölüm başkanı sizinle görüşmek istiyordu,” dediğinde genç adam yerinden kalkmıştı.

“Kusura bakmayın hocam, izin verirseniz ara bitmeden başkanlığa geçeyim.”

“Elbette, bir süre sonra bende yemekhaneye gideceğim. İsterseniz bana katılabilirsiniz.” Cenk kadını odasında bırakıp giderken hayatın en büyük hatasını yaptığından habersizdi.

***

Deniz Hanım oğlunun konuşmalarının kesilmesiyle kısa bir süre duraksamıştı. Odada oluşan birkaç tıkırtıdan sonra kulağına çalınan sözlerle hızla yanında ki kıza bakmıştı. İçi endişeyle dolarken akşam eve gelen oğluyla konuşmayı aklının köşesine not etmişti.

“Bir sorun mu Deniz teyze? Neden yüzün asıldı?”

“Yok kızım, Cenk merak etmişte onunla konuşuyordum,”

“Anladım, ben istediklerimi aldım, senin alacakların varsa onları da alalım gidelim.”

“Bu kadar çabuk mu? Ama daha pazara girmedik,” dediğinde Alya gülümseyerek kadına bakmıştı.

“Bu gün normalden daha kalabalık var Deniz teyze, haftaya daha erken çıkar gezeriz olmaz mı?” dediğinde kadın derin bir iç çekmişti. Genç kız haklıydı, kalabalık zamanla daha da artıyordu.

“Peki kızım sen bilirsin, o zaman eve geçelim ben pek bir şey almayacaktım.”

“Tamam o zaman, hadi gidelim.” İkili eve doğru ilerlerken oldukça sessizdi. Bu sessizlik nedense Alya’nın hoşuna gitmemişti. Evin sokağına girdiklerinde karşıdan merdivenlerine oturmuş onu bekleyen üçlüyü görmüştü. Ahmet genç kızı görür görmez koşarak yanına gelirken yüzü asıktı.

“Neden okula gelmedin, dersler çok sıkıcıydı.”

“Hayırdır, bir şey mi oldu? Neden üçünüzde buradasınız?” Alya’nın elinde ki poşetleri alan genç adam eve doğru yürümeye başlamıştı. Aslı ve Akasya’da genç kız gelince oturdukları yerden ayağa kalkmıştı.

“Arkadaşım kitaplığı montelenme için gelecek. O yüzden geldim, Aslı ile buradan sinemaya gideceğiz, Akasya zaten bu mahallede oturuyormuş,” dediğinde Alya başını sallamıştı.

“Anladım, hadi eve çıkalım o zaman.” Alya Deniz hanıma dönerek izin isterken kadın anlayışla gençlerin arkasından bakmıştı. Akasya merdivenleri çıkarken duraksayarak Deniz hanıma döndü.

“Deniz teyze, annem yarın öğleye misafirliğe davet etti. Kadınlar toplanacakmış, isterse gelsin dedi.” Deniz Hanım gülümseyerek genç kıza başını sallamıştı. Biraz yaşıtları ile takılmak ona da iyi gelecekti.

“Peki kızım, sen bana evi gösterirsin,” dediğinde Akasya kadını onaylamıştı.

“Ben seni eve bırakır, oradan okula geçerim teyze, zaten öğleden sonra dersim var.” Gençler üst kata çıkarken Deniz hanımda kendi evine giriyordu. Aklı hala telefonda duyduğu sözlerde kalmıştı.

***

Alya evin kapısını açtığında eve ilk giren ellinde poşetlerle Ahmet olmuştu. Hemen ardından diğer kızlarda girerken genç kız anahtarını çıkararak kapıyı kapatıp mutfağa geçmişti. Akasya yanına gelirken Ahmet poşetleri bırakıp Aslı’nın yanına salona geçmişti.

“Çay yapayım içeriz değil mi?” Alya içeriye seslenirken Ahmet ona aynı seslenme ile karşılık vermişti.

“Olur ama balkonda içelim,” dediğinde Aslı da yerinden kalkarak kızların yanına gitmişti. Alya çay suyu koyarken Akasya pazardan alınan sebzeleri dolaba yerleştiriyordu.

“Pazara çıkacağını bilseydim bende gelirdim,” Akasya’nın konuşması ile genç kız ona döndü.

“Aslında bende bilmiyordum, Deniz teyze gidelim dedi bende ayak uydurdum.”

“Deniz teyze seni çok seviyor,” Aslı’nın sözleri ile Alya başını sallayarak onu onaylamıştı.

“Bende onu seviyorum, annemin yerini elbette tutamaz ama yalnız olmadığımı hissettiriyor,” dediğinde iki kız birbirine bakarak buruk bir şekilde gülümsemişti.

“Sen ailenden ilk kez ayrılıyorsun değil mi?”

“Evet, bizde sadece Serdar abim birkaç yıl aileden ayrı kaldı. O da zorundu doğu görevi yüzünden.” Aslı’nın dikkatini çekmişti sözleri.

“Zorunlu doğu görevi mi? Abinin mesleği ne?” Aslı merakla sorarken Akasya da genç kıza bakmıştı.

“Büyük abim öğretmen, ama o doğu görevini memlekette küçük bir köyde yaptı. Ama küçük abim polis, o mecburen doğuda görev yaptı. İkizimi biliyorsunuz zaten, o avukatlık bürosu açtı yakın zamanda.”

“Maşallah, evde her meslekten var,” dediğinde Alya gülerek başını sallamıştı.

“Öyle söyleme, doktorumuz yok,” dediğinde Akasya gülerek karşılık vermişti.

“Sende doktor koca bulursun o da olur işte,” dediğinde üç kızda gülmeye başlamıştı.

“Alt katta kimse var mı, fazla ses yapmayalım,” dediğinde Alya başını iki yana sallamıştı.

“Bildiğim kadarıyla yok, aile genişleyince daha büyük eve geçmişler. Zaten ev aileden çocuklarına kalmış, onlarda burada kalmıyor.”

“Anladım, neyse bizde tadını çıkarırız.” Çayı demleyerek bardakları ve atıştırmalıkları hazırlayan genç kız tepsiyi Akasya’ya vererek balkona götürmesini söylemişti. Genç kız tepsiyi götürürken Aslı Alya’ya yaklaşarak sessizce sormuştu.

“Bir sıkıntın mı var Alya?”

“Neden sordun?”

“Durgun gibisin, aklını karıştıran bir şey mi oldu?” Ayla kısa bir süre Aslı’ya baktıktan sonra başını iki yana sallamıştı.

“Sonra konuşsak, bu öyle ayaküstü konuşulacak konu değil. Birinin bana ne yapmam gerektiğini söylemesine ihtiyacım var.”

“Peki o zaman, ev arkadaşım hafta sonu ailesinin yanına gidecekti, istersen seninle kalabilirim. Ayrıca sohbet ederiz.”

“Olur, sende evde yalnız kalmamış olursun,” diyerek kıza gülümsemişti. Bardakları çay doldurarak Ahmet’i çağıran genç kız balkona geçerek yerine oturmuştu. Eğlenceli bir sohbetin açılışını yapan grup oldukça neşeliydi. Ahmet’in şakacı sözleri, anlattığı çocukluk hikayeleri, Akasya’nın mazlum duruşu ve Aslı’nın Ahmet ile ona tanışma hikayesi oldukça eğlenceli olmuştu. Aslı gülerek Ahmet’e bakarken birden duraksamıştı.

“Ne oldu, neden soldu yüzün?” Alya genç adamın sorusu ile Aslı’ya bakmıştı.

“Aklıma abim geldi, o gün seni öldürecek diye çok korktum.”

“Merak etme, abin iyi biri sadece kardeşini korumaya çalışıyordu.”

“Öyle bile olsa çok korktum.” Ahmet genç kıza yaklaşarak elini tutmuştu. Hafif gülümserken derin bir nefes bıraktı.

“Şu okul bitsin, Allah’ın emri ile isteyeceğiz seni. Şimdi kötü anıları düşünerek kendini üzme.”

“Ya vermezlerse kızı ne yapacaksın Ahmet?” Akasya’nın sorusu ile Ahmet yerinde dikelmişti.

“Kaçırırım, bizim oralar yayla dolu. Değil mi Alya?” dediğinde Alya gülerek ona karşılık vermişti.

“Ben de yardım ederim, ananem hala köyde yaşıyor. O olmazsa Asiye babaanne sizi korur.”

“Asiye babaanne kim?” Akasya merakla sorarken Alya gözünün önüne bastonu ile önüne gelene vuran kadın gelmişti.

“Arya’nın eşinin babaannesi. Kadın çok asabi, bastonu ile herkesi dize getiriyor.”

“Oh tam benim kafadan. Neyse düğünde elbet tanışırız.” Alya şaşkınlıkla Ahmet’e bakmıştı. Onun ciddi olduğunu nedense düşünmemişti.

“Gerçekten düğüne gelecek misin?”

“Neden, istemiyor musun?”

“Ondan değil, sadece ciddi olduğunu düşünmemiştim. Bizimkiler seni görünce mutlu olacaktır. Hem annem söylerdi adını babamdan almışsın,” dediğinde konu Aslı’nın da dikkatini çekmişti.

“Öyle mi, adını babası mı verdi?”

“Yok, öyle değil. Annem bana hamileyken doğum başladığı sırada evde yalnızmış. Ahmet amca ile Emine teyze onu hastaneye yetiştirmiş. Babam da Ahmet amcanın adını bana vermiş.”

“Anlıyorum, o zaman gitmelisin yıllardır gitmediğini söylüyordun. Hem düğünde fırsat olmuş olur.”

“Bende öyle düşünüyorum.” Akasya sessizce onları dinlerken sokağın başından mahalleye giren arabayı görünce ağzı açık bir şekilde hızla yerinden kalkmıştı.

“Vay canına şu arabanın güzelliğine baksanıza,” diye arabayı gösterirken Alya gelen kişiyi görünce nefesini dışarıya bırakmıştı.

“Dayın geldi Alya,” genç kız başını sallayarak “Erken geldi, yarın gelecekti,” dediğinde Akasya şaşkınlıkla genç kıza bakmıştı.

“O arabadaki senin dayın mı? Ama çok genç,” dediğinde Alya gülmüştü.

“Genç zaten, neyse ben gidip karşılayayım. Annem muhakkak bir şey göndermiştir.”

“Bizde gidelim,” Aslı ayağa kalkarken Alya ona kaşlarını çatarak bakmıştı.

“Saçmalama Aslı, dayım geldi diye gidiyorsanız gitmeyin. Büyük ihtimalle okula geçecektir.”

“Okulda ne yapacak ki?” Akasya’nın sorusuna üçü de gülmüştü.

“Adnan Bey okulda hocalık yapıyor. Yani dersi olabilir.”

“Haa…” Akasya ağzı açık bir şekilde başını sallarken Alya dayısının bir hayran daha kazandığını düşünmüştü. Adnan Bey arabanın kornasına vurarak yeğenine el sallamıştı. Genç kız hızla aşağı inerken Ahmet’te ona yardım etmek için arkasından gitmişti. Kızlar da balkondan gelen yükün fazla olup olmadığını anlamaya çalışıyordu. Yardım gerekirse onlarda aşağıya inecekti.

“Hoş geldin dayıcım, erkencisin?” dediğinde Adnan Bey genç kızın arkasından ki Ahmet’e kaşlarını çatarak bakmıştı.

“Misafirin mi vardı?”

“Evet, arkadaşlarla çay içiyorduk.” Adnan Bey başını sallayarak yukarıya kaldırdığında balkonda ki kızları görünce gözle görülür bir rahatlama yaşamıştı. Ahmet’in tek başına yeğeninin evinde olmasından hoşlanmazdı.

“Şunları yukarıya taşıyalım. Annen kışlık ne varsa yolladı mübarek.” Alya dayısının sözlerine gülerken arabanın kasasından başka bir kova çıkararak Ahmet’e uzatmıştı.

“Bunu Cenk hocanın evine ver Ahmet,” dediğinde Alya gözlerini kısarak dayısına bakmıştı.

“Peki hocam,” diyerek genç adam yanlarından ayrılırken Adnan yeğeninin bakışlarını görünce aynı şekilde ona karşılık vermişti.

“Neden öyle bakıyorsun? Annen Deniz hanıma da turşu yollamış.”

“Annem ile Deniz teyzenin bu yakınlığı beni korkutmaya başladı bilesin.”

“Anneni bilmiyor musun Alya, çocuklarına iyi bakanlara hemen ısınır. Ablamın tek zayıf noktası sizsiniz.”

“Biliyorum ve bu hiç hoşuma gitmiyor.”

“Eskiler ne der bilirsin, anne olunca anlarsın yeğenim. Hadi sen şu valizi yukarıya çıkar, diğerlerini de Ahmet’e taşıt. Benim okula gitmem gerek.” Alya dayısının valizini alarak eve dönerken Ahmet diğer eşyaları görünce kızlara seslenerek “Bari bir el atsaydınız şunlara, canımı mı alacaksınız?” diye seslenmişti. Alya gülerek arkadaşına bakarken Deniz Hanım kapıdan onlara bakmıştı.

“Görüşürüz Deniz teyze, biz şunları yukarı çıkaralım,” diyen Ahmet kadının onayı ile merdivene yönelmişti.

Birkaç saat daha oturan grup Ahmet’in arkadaşının gelip kitaplığı takması ile dağılmıştı. Genç kız valizde olan kitaplarını kitaplığa yerleştirirken oldukça düşünceliydi. Aklı karma karışık olmuştu. Pazardan döndüklerinden beri Deniz teyzesinde bir haller vardı. İşini yaptıktan sonra akşam için yemek hazırlamaya başlayan genç kız dayısının sevdiği kekikli mercimek çorbasını yapmaya başlamıştı. O sırada kapısı çaldığında dayısının geldiğini düşünen Alya yüzünden kocaman bir gülümseme ile kapıyı açtığında Cenk ile karşılaşmayı beklemiyordu.

“Hocam?” derken yüzünde ki gülümseme yavaşça silinmişti.

“İyi akşamlar Alya, annem akşam yemeği için sizi çağırmamı istedi. Adnan hoca henüz gelmedi ama sen ona söylersin.”

“Ama ben yemek yapmıştım,” diyen genç kızın gözlerinden bakışlarını kaçırarak cevap vermişti.

“Sanırım annenler köyden turşu göndermiş, annem kavruntu yaptı gelmezseniz kalbi kırılır. Sen yine yemeğini yap, ama akşama bize gelin,” dediğinde Alya’nın aklına kadının durgun hali gelmişti.

“Peki hocam, ama çorba yapmadıysa yapmasın ben aşağıya indiririm,” dedi. Cenk başını sallayarak izin isteyip evine inmişti. Alya kapıyı kapattığında neler olduğunu kavramaya çalışıyordu. Kapı yeniden çalınca bu kez dayısının geldiğini düşünen genç kız kapıyı açıp adamı karşılamıştı.

“Hayırdır Alya, neden yüzün asıldı?”

“Akşam yemeğine Deniz teyze çağırdı,” dediğinde adam tek kaşını kaldırarak ona bakmıştı.

“İstemiyorsan reddedebilirdin, neden yüzün asıldı?”

“Yok ondan değil dayı, bu gün pazara çıktık Deniz teyzeyle. Sonra ne olduysa yüzü asıldı bir daha da eskisi gibi neşeli olmadı,” dediğinde Adnan beyde meraklanmıştı.

“Yemekte neyi olduğunu öğreniriz. Ben üzerimi değiştireyim canım. Sonrada biraz dinlenirim.”

“Ama dayı sana araştırmanın son halini gösterecektim,” dediğinde Adnan Bey gülerek yeğeninin yüzünü okşamıştı.

“O zaman bir duş alayım öyle bakayım. Bu aralar yoğun olacağım,” dedi. Genç kız hemen bilgisayarını açarak araştırma dosyasını ekrana açık bırakmıştı. Kendisi mutfağa geçip akşam için tatlı yapmaya karar verdi. Madem yemekleri Deniz teyzesi yapacaktı kendisi de tatlı yapabilirdi.

Birkaç saatlik bir zamandan sonra akşam ezanı okunmuş, Alya namazını kılmak için odasına giderken dayısının seslenmesi ile salona geçmişti.

“Bir sorun mu var dayıcım?”

“Ne zaman göndereceksin?”

“Henüz birkaç istatistik daha kaldı, onları da yazayım son kontrolden sonra göndereceğim.”

“Araştırmayı teyit ettirdin değil mi? Sonradan sorun çıkmasın.”

“Yok dayıcım, her sayfası teyitli. Biten sayfalara imzamı atıyorum,” dediğinde genç kız gülmüştü

“Senin şu imzanı hep merak ettim, bana göstermeyecek misin?”

“Asla, bu meslek sırrı. Bu arada Cenk hoca araştırmamı gördü,” dediğinde Adnan Bey merakla ona bakmıştı.

“Eee, ne dedi?”

“Hiç bir şey, araştırmanın benim olduğunu bilmiyor. Senin sayende dosyaya ulaştığımı düşünüyor.”

“Neden söylemedin?”

“Çok hevesli görünüyordu, sorularını o an cevaplayamayacağımı hissettim.”

“Anlıyorum, ters zamanına gelmiş olmalı,” dedi. Genç kız derin bir nefes alırken yerinden kalkarak “Son fikrin ne, sence açıklayıcı olmuş mu?” dedi.

“Alya, sendeki şu yeteneğe sahip olmak isteyen onlarca kişi tanıyorum. Her zamanki gibi çok iyi, umarım istediğin yere gelirsin.”

“Şey, ben eğitimci olmaya karar verdim,” dediğinde Adnan Bey hızla yeğenine dönmüştü.

“Nasıl? Sen istemiyordun?” Alya omzunu silkeleyerek kapıya yönelmişti.

“Fikrimi değiştirdim, şimdi de akademisyen olmak için çalışacağım. Öğrencilerin benim bilgime ihtiyacı var,” diyerek dayısı ile şakalaşmıştı. Dayısını ne denli mutlu ettiğinden habersiz salondan çıkmıştı.

“Neyse, hadi namazını kılda aşağıya inelim. Bekletmeyelim insanları,” Alya namazını kılmak için odasına giderken yaklaşık yirmi dakika sonra elinde tenceresi ve tatlısı ile alt kata inmişlerdi. Kapıyı Cenk açmıştı. Hocasının elinde ki tabağı alırken Alya’nın elinde ki tencere dikkatini çekmişti.

“Zahmet etmeseydin, annem zaten bir sürü yemek yapmış,” dediğinde Alya başını sallayarak mutfağa geçmişti.

“Zahmet olmadı, zaten çorbayı siz gelmeden önce yapmıştım.” Tencereyi ocağın üzerine bırakırken mutfağa giren kadını görünce ona dönmüştü.

“Nasılsın Deniz teyze?”

“Şükür kızım,” diyerek ocağın yanına geçmişti. Onun dalgın hali Cenk’in de dikkatinden kaçmamıştı.

“Anne, bir soru mu var?”

“Yok evladım ne sorunu, hem Adnan Bey salonda yalnız kaldı sen geç masa hazır olunca ben size haber ederim.”

Genç adamın mutfaktan çıkması ile Alya dayanamayarak kadının elini tutup mutfaktaki masaya geçirip oturtmuştu.

“Sorun ne Deniz teyze, pazardan döndüğümüzden beri dalgınsın. Bu şekilde olman beni de Cenk hocayı da üzüyor,” dediğinde Deniz Hanım buruk bir şekilde genç kızın yüzüne gelen saçlarını geriye ittirmişti.

“Alya, güzel kızım. Şimdi sana bir şey söyleyeceğim ama bana doğruyu söyleyeceksin.”

“Elbette, ne oldu anlat bana.”

“Ayfer diye bir hoca tanıyor musun?” genç kız kadının adını duyunca gerilmişti.

“Evet, okulda hocalık yapıyor.”

“O kadına dikkat et emi kızım, o kadından hiç hoşlanmadım.” Alya şaşkınlıkla kadına bakarken neden böyle söylediğini anlayamamıştı.

“Sen Ayfer hocayı ne zaman gördün ki?”

“Görmedim ama duydum. Oğlumun o kadınla bir münasebeti olmasına izin veremem. İkinci bir Seda vakasını kaldırmaz bu kalp.”

“Deniz teyze…” Alya ne söyleyeceğini bilememişti. Kadın oldukça üzgün duruyordu.

“Merak etme kızım, daha iyiyim, bana söz ver ama, o kadın oğluma yaklaşmayacak.”

“Benim elimden ne gelebilir ki?”

“Sen bana söz ver canım,” dediğinde Alya kadını neşelendirmek için şaka yapmaya karar vermişti.

“Merak etme Deniz teyze, hem sen demedin mi Cenk hoca benim diye, Ayfer denen şirreti ona yaklaştırmam,” dediğinde kapıda kendisine sert bir şekilde bakan genç adamı görünce yutkunmadan edememişti.

***

Hikaye yavaş yavaş hızlanmaya başlayacak. Bir sonraki bölüm haftaya gelir mi bilmiyorum tamamen hafta sonunda ki sınavıma bağlı. Ayrıca beni kırmayıp reklamlara tıklayan herkese çok teşekkür ederim. Sonraki bölüm için elimden geleni yapacağım. Yorum yapmayı ve çıkarken reklama tıklamayı lütfen unutmayın. Özellikle kitap sepeti sitesinden oldukça uygun kampanyalar var. 🙂 En güzele emanetsiniz.

5. BÖLÜM <<<<<—–>>>>> 7.BÖLÜM

17970cookie-checkGelincik Çiçeği 6. Bölüm
mermaridyy hakkında 333 makale
Yasemin Yaman KTÜ Orm. End. Müh. mezunu. Şuanda Parola Yayınlarında yazar. Hobileri yazmak, müzik dinlemek, basit çizimler yapmak ve manga okumak. Benim Küçük Gelinim ve Göremediğim Sen, Sen Olmadan Asla, Kara Duvak, Hep Seni Bekledim adında beş kitabı basıldı.

12 yorum

  1. Bölüm harikaydi emeğine sağlık Yazarcigim ❤️ bu Ayfer derdi neyse Alya’yi asistan yapmaya çalışıyor :-x. Deniz teyze ne duydu acaba ya Cenk odadan çıkınca ne yaptı acaba :/ 😡 oww Alya’yi duydu ve yanlış anladı Cenk kdsksmsk

  2. Deniz ne duydu da ayfer için dikkatli ol diyor alya ya bir de ayfer cenk hocanın odasında bilgisayarını falan mu karıştırdı çünkü dayısı teyitli mı diye soruyor ve sen bunu biraz daha on plana çıkarıyorsun gibi geldi yazarcim arya ile ayfer arasında bir şey olacak o kesin de sebep bu mu anlamadım neyse ellerine emeğine yüreğine aklına sağlık yazarcım çok güzel bir bölümdü

  3. İşler karışıyor sanırım umarım birbirlerini üzmezler bazen anlamıyorum neden birşeyleri saklama gereği duyarlar ne var sanki bu araştırmalar benim deseydi cenk hocaya ,ayrıca bu ayfer hocayı bende sevmedim kadında bir sinsilik var hayırlısı bakalım neler olucak merak ediyorum .Emeğinize sağlık yine harika bir bölümdü

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*