Ocak 14, 2022 Yazarı mermaridyy 25

Cesur 7. Bölüm

Merhaba arkadaşlar. Umarım bu bölümü seversiniz. Hikaye yavaş yavaş hareketlenecek. Diğer hikayelere nazaran bu hikaye sanki daha çok sevildi. Umarım yorum yaparak beni mutlu edersiniz. Keyifli okumalar!

-****-

Genç kız zor bir doğumdan çıkmıştı ve oldukça yorgundu. Ama bu yorgunluk onu mutlu ediyordu. Dünyaya yeni bir can gelmişti. Mesleğini çok seviyordu, anne adaylarını sakinleştirmek için elinden geleni yapıyordu. Ancak bazen acıdan ne yaptıkları belli olmayan annelerin şiddetine maruz kalabiliyorlardı. Genç kız da böyle bir annenin zor geçen doğumundan çıkmıştı. O kadar yorulmuştu ki sanki kendisi doğum yapmıştı. Başında ki boneyi çıkararak kendine sıcak çikolata almak için kantine gittiğinde etraf oldukça kalabalıktı. İkindi vaktiydi ve çoğu sağlıkçı ancak bu zamana bir şeyler yeme içme fırsatı bulmuştu.

  Yeşil önlüğünün cebinden çıkardığı telefonuna kısa bir bakış atarken önüne bakmayı unutmuş ve sert bir şeye çarpmıştı. Elini alnına götürerek ağır bir şekilde başını kaldırdığında kendine kaşları çatılı bir şekilde bakan adamla göz göze gelmişti. Ayşem hiçbir zaman bir erkeğin karşısında başını eğmemişti. Adamın sert bakışlarına karşılık ılıman bir sesle “Affedersiniz Doktor Bey,” diyerek yana çekilmek istemiş ama adamın da yana çekilmesi ile yolu kesilmişti. Ayşem sakin kalmak için gözlerini kısa bir süre kapatıp açtıktan sonra yeniden adama bakmıştı.

“Bir sorun mu vardı?”

“Önüne bakarak yürüdüğün sürece sorun olmayacaktır.”

“Bu bir kazaydı, çocuklar gibi kavga etmeyeceğiz herhalde?” adam kızın hazır cevaplığına karşılık kısa bir süre duraksamıştı.

“Neden olmasın, belki daha dikkatli davranmayı öğrenirsin.”

“Siz kendinize oyun arkadaşı arıyor olabilirsiniz ancak benim oyun oynama yaşım çoktan geçti. Şimdi izin verirseniz yorgunum ve dinlenmek istiyorum,” dediğinde adamın yerinden kıpırdamaması genç kızı sinirlendirmişti. Adamın geri adım atmayacağını anlayan Ayşem hafif gülümseyerek dikkat çekmeden ayağını yan basarak adamın terlikten dışarıya çıkmış parmaklarını ezmişti. Adam acıdan dişlerini sıkarken Ayşem gülümseyip, “İzninizle diyerek,” hemen yanından uzaklaşmıştı.

Kantinciye doğru ilerlerken arkasından adamın söylendiğine emindi. Birkaç dakika sonra sıcak çikolatası ile boş masa arayan genç kız omzuna atılan kol ile bakışlarını kolun sahibine çevirmişti.

“Nasılsın güzelim, günün nasıl geçti?” Ayşem babasına gülümseyerek bakarken Cesur kızının elinde ki bardağı alarak kocaman bir yudum içmişti.

“Ya Cesur Bey, lütfen o benim çikolatamdı.”

“Size hiç yakıştıramadım Ayşem Hanım, hiç cömert değilsiniz.”

“Ama çok yoruldum,” dediğinde Cesur ciddileşmişti. Kızının yüzünü incelerken onun gerçekten yorulduğunu anlamıştı.

“Zor doğum muydu?” genç kız başını sallarken genç adam kızını masalardan birine yönlendirerek oturtmuştu. Tekrar kantin bölümüne geçerek bir bardak sıcak çikolata ve sandviç yaptırarak kızının önüne bıraktı.

“Aç değilim ama senin için yiyeceğim.”

“Ayşem, ilaçlarını aksatıyorsun. Karnını doyur ve sonra dedenin yanına çıkalım.”

“Dedemin mi?” Ayşem heyecanlanırken Cesur kızının kendini kabul ettirme isteğini anlamış ve üzülmüştü.

“Evet, seni muayene edecek canım. Biliyorsun alanında en iyi doktorlardan biri senin deden.” Ayşem’in yüzü asılırken Cesur yanağından makas alarak kızını gülümsetmişti. Onları uzaktan çatılmış kaşlarla izleyen kişiden habersiz ikili yemeklerini yerken Ayşem hissettiği ürperti ile başını kaldırmış ve kaşları çatılı olarak kendisine bakan Çisil halasını görmüştü. Yutkunamayan Ayşem öksürmeye başladığında ise Cesur endişeyle kızının sırtını ovalamaya başlamıştı.

“Baba, bence bir süre iş yerinde benden uzak durmalısın,” dediğinde Cesur kızının neden bahsettiğini anlamamıştı. Ayşem başıyla arkayı işaret ettiğinde kardeşinin kızgın bakışlarını görünce gülmemek için kendisini tutmuştu.

“Sen halana bakma canım, kıskanç olması onu zararlı yapmaz. O kıskançlığı kendi içinde yaşayanlardandır.”

“Ama çok kötü bakıyor.”

“Bu şekilde de sizi korkutmayı başarıyor. Bu zamana kadar kimseye bir şey yaptığını duymadım,” diyen Cesur kızının saçını öpmüştü. Çisil hızla arkasını dönüp kapıdan çıkarken Ayşem şaşkınlıkla başını iki yana sallamıştı.

“Çıkıp gitti, Allah’ım babamdan beni kıskanan bir halam var,” derken hala inanamıyormuş gibi bakıyordu. Kızının ifadesine gülen adam kapıdan giren kadınla gülümsemesi yüzünde asılı kalmıştı. Babasının değişen ifadesini görünce başını kaldırarak kapıya bakmıştı. Üzerinde oldukça şık bir kıyafet olan kısa saçlı kadını görünce dikkatle onu incelemeye başladı. Yüzünden yaşı belli olmasa da çokta küçük olmadığını anlamıştı. Minyon bir yapısı vardı ama kadınsı olduğu da bir gerçekti. Bir süre kendi masalarına baktıktan sonra salonda ki masalardan birine doğru yönelmişti. Ayşem onu takip ederken az önce çarpıştığı adamın masasına oturduğunu görünce kaşlarını çatmıştı. Babası kendisine ne kadar yakınsa bu ikisi de o kadar yakın görünüyordu.

“Onu tanıyor musun baba?”

“Aylin,” Cesur dalgın bir şekilde kızına cevap verirken Ayşem şaşkınlıkla yeniden Aylin’e dönmüştü. Bu yıllar sonra babasının ağzından adı çıkan tek kadın olmalıydı.

“Arkadaşın olan Aylin? Peki burada…” derken aklına iş görüşmesine ilk geldiği gün görüştüğü kadın olduğu gelmişti. Şaşkınlıkla babasına bakarken birden gülmüştü.

“Vay canına, kader bu olsa gerek. Yıllar sonra yeniden karşılaşıyorsunuz hem de kendi hastanende.” Cesur kızına ters bir bakış atarak konuşmuştu.

“Bu şakası edilecek bir konu değil canım, Aylin’i tanımıyorsun. Kolay affeden biri değildir.”

“Yine de seni affedeceğine eminim. Dediğin gibi yakın arkadaşsanız sana bir şans daha verecektir. Yeter ki sen samimi ol.”

“Yüzüme bakacağından şüpheliyim,” Cesur’un tüm neşesi kaçmıştı.

“Çok güzelmiş, gerçekten güzel kadınmış,” Ayşem dalgın bir şekilde kendi kendine konuşurken Cesur da yılların Aylin’e iyi davrandığını düşünüyordu. Eskiden de ayrı bir güzelliği olduğunu düşünüyordu ancak yıllar genç kadının güzelliğine güzellik katmıştı.

“Evet, çokta iyi bir arkadaştı.”

“Evlendi mi acaba?” kızının sorusu ile Cesur gerilmişti.

“Bizi ilgilendirdiğini sanmıyorum. Yemeğini yediysen hadi dedenin yanına çıkalım,” dediğinde Ayşem de yüzünü asmıştı.

“Ben iyiyim baba, neden dedeme hasta olduğumu söyledin ki?”

“İyi olduğunu biliyorum hayatım ama bunu bir de dedenden duymak istiyorum. Ayrıca ilaçlarını aksatıyorsun, belki başka bir tedavi daha önerir,” dedi.

“Sen nasıl istersen babacım, hadi kalkalım o zaman,” diyerek yerinden kalkmıştı. Cesur da kızıyla birlikte kalkarken masanın üzerinde ki boş karton bardakları alarak çöpe doğru yürüdü. Ayşem babasını takip ederken göz kıskacında olduğunu hissedebiliyordu. Cesur kızını kolunun altına alarak başından öperken kimseyi umursamıyordu. Onun kim olduğunu hastane yavaş yavaş öğrenmeye başlamıştı. Ayşem ile yakınlığıysa yakında duyulacaktı. Bazı kınayıcı bakıları fark etse de ikisi de umursamıyordu. Aylin’lerin masasından geçerken Ayşem olduğu yerde durmuştu.

“Merhaba nasılsınız? Sizinle yeniden görüşememiştik,” Ayşem Aylin’e hafif gülümserken Aylin beklemediği sözlerle duraksamıştı.

“Teşekkür ederim, işinizden memnun musunuz?” Aylin’in sorusu Ayşem’i güldürmüştü. Kadına çıkışında Aylin’in şaşkınlığını hala hatırlıyordu.

“Bende onu soracaktım, geçici eleman alacağınızı söylemiştiniz. Ne oldu da süreli elaman almaya karar verdiniz?”

“Bunu bana değil, yönetime sormalısınız. Ben sadece iş görüşmesine gelen kişilerle konuşuyorum.” Ayşem başını anladığını söylercesine sallamıştı. Cesur kızının kolunu dürterek “Hadi canım, bizi bekliyorlar,” dediğinde Aylin’in bakışları genç adama dönmüştü. Cesur ise bakışlarını kadından biran olsun ayırmamıştı.

“Nasılsın Aylin? Uzun zaman oldu?” Aylin kızının yanında adamı tersleyemeyeceği için kibarca başını sallamıştı.

“Zaman her şeyi değiştiriyor Cesur Bey,” Cesur kadının hitabına hafif gülümsemişti.

“Gördüğüm kadarıyla sende pek bir değişiklik yok, yine aynı kişisin.”

“Yanılıyorsunuz, yirmi iki yıl uzun bir süre, bende de çok şey değişti. Güvenime değmeyecek insanları hayatımdan silip attım,” dediğinde Ayşem babasının gerginliğini kolunun hafif sıkılmasıyla anlamıştı. Ortam gerilirken masadaki diğer kişi ayağa kalkarak ortamı yumuşatmaya çalışmıştı.

“Merhaba Cesur Bey, ben kadın doğum doktoru Serdar Mert, sizinle tanışmak büyük zevk,” dediğinde Cesur’un bakışları Aylin’e dönmüştü. Aylin’in soyadı da ‘Mert’ idi.

“Akrabasınız sanırım, memnun oldum,” diyerek genç adamın elini sıkmıştı.

“Evet, kendisi beni huysuz ablam olur,” dediğinde Aylin kardeşine ters bir bakış atmıştı.

“Yabancıların yanında düzgün konuş Serdar,” diyerek kardeşini paylarken Ayşem ikili arasında ki iletişime gülmemek için kendini zor tutmuştu. Aylin babasının dediği kadar vardı. Ayrıca yakından dikkatli bakınca daha bir güzeldi.

“Gözleriniz lens mi?” Ayşem dalgın bir şekilde sorduğu soruyla onları şaşırtırken cevap beklemediği birinden gelmişti. Babası genç kızın sorusunu “Her zaman değişikti gözleri zaten,” diye yanıtlamıştı. Aylin yaşına rağmen utanarak bakışlarını kaçırmıştı. Serdar ablasını ilk kez utanırken görünce şaşırmıştı.

“Biz gidelim Ayşem, deden bekliyor,” dediğinde Serdar’ın bakışları genç kıza dönmüştü. O ana kadar kızın gerçek kimliğini unutmuştu.

“Size afiyet olsun,” diyerek ikili yanlarından ayrılırken Serdar şaşkınlıkla baba kızın arkasından bakmıştı.

“Şu kızın adının rastlandı olduğunu düşünmüştüm. Gerçekten Cesur beyin kızı mı?” Aylin buruk bir şekilde gülümseyerek kardeşini onaylamıştı.

“Evet, Cesur Karahanlı’nın kızı Ayşem Karahanlı. O kızdan uzak dur Serdar. Cesur’u biraz olsun tanıyorsam kızına yaklaşanları affetmeyecektir.”

“Saçmalama abla, kız benden çok küçük,” dediğinde Aylin başını sallamıştı.

“Aranızda beş altı yaş olmalı. Cesur üniversitedeyken baba oldu. Aralarında çok fazla yaş farkı yok.”

“Genç yaşta baba oldu yani,” dediğinde Serdar düşünceliydi. Ailesi öldüğünde ablası ile bir başına kalmışlardı. Servet Bey ve ailesi olmasaydı ne yaparlardı bilmiyordu. Ablası hem hastanede çalışıyor hem de eğitim hayatını devam ettirmeye çalışıyordu. Üstelik kendisi de daha altı yaşlarındaydı. Ablasına çok şey borçluydu. Tek başına küçük bir çocukla ayakta durmayı başarmıştı. Bir gün olsun şikayet ettiğini duymamıştı. Sonradan Servet Bey’in oğlu ile yakın arkadaş olduklarını öğrenmiş ve çok şaşırmıştı. Çünkü ablası kırk yaşını geçmesine rağmen hiç bir erkeğe ne yüz vermiş ne de dönüp bakmıştı.

“Hadi yemeğini ye de işine dön. Benim de çok işim var.” Aylin kardeşinin önüne kendi tabağında arta kalanları da koyarken Serdar her zaman ki gibi tiksinmeden ablasının arta kalan yemeğini yemişti. Bu çocukluktan gelen bir alışkanlık olmuştu. O zamanlar nedenini anlamazdı ancak büyüdükçe ablası kendi tam doymasa da kardeşi karnını doyursun diye yemeğinin tamamını yemez, kardeşine bırakırdı.

“Şu huyundan hala vazgeçmedin abla, artık çocuk değilim.”

“İsraf mı olsun?” Aylin kardeşine gülümserken derin bir nefes alarak gözlerini kapatmıştı. Bu hastaneyi seviyordu. Tüm gençliği bu hastanede geçmişti. Sosyal bir hayatı olmamıştı. Bir süre sonra genç kadının aklına gelen şeyle sıkıntıyla kardeşine baktı.

“Serdar, senden bir şey istersem yapar mısın?” Serdar dikkatle ablasına bakarken başını sallayarak kadının devam etmesini beklemişti. “Ayşem’e dikkat et. Bu günkü toplantıda Cesur ve Soner kılıçları biledi. Aralarında ki savaşta suçu olmayan kızın kaynamasını istemiyorum. Soner’e ve destekçilerine güvenmiyorum. Cesur’u köşeye sıkıştırmak için kızını kullanabilirler.”

“Benden ne yapmamı istiyorsun?”

“Kıza dikkat et yeter. Gerekirse kendi yanına al, eminim başarılı bir ebedir.” Serdar düşünceli bir şekilde de ablasına bakıyordu.

“Elimden geleni yapmaya çalışırım ama o kız biraz dik başlı gibi,” dedi.

“Teşekkür ederim canım. Hadi kalkalım artık,” ikili masadan kalkıp işlerine dönerken oldukça düşünceliydi. İkisinin de aklında hastanede işlerin karışacağı düşüncesi vardı.

***

Cesur kızını kolunun altına alarak babasının kullanacağı muayene kapısına geldiğinde duraksamıştı. Kızının heyecanı kendisine de geçmişti.

“Sakin ol biraz Ayşem, onu deden olarak değil bir doktor olarak düşün.”

“Bunu yapmak o kadar kolay değil baba, Servet beyin karşısında olacağım.” Cesur kızının sözlerine gülmeden edememişti.

“Hadi içeri girelim,” diyerek kapıyı açıp odaya girmişti. Odada babasını yalnız bulmayı beklerken kardeşi Çisil’i görünce tek kaşını yukarı kaldırarak kız kardeşine bakmıştı.

“Hayırdır Çisil, alan mı değiştin?” dediğinde Çisil abisini umursamayarak yanında ki kıza bakmıştı.

“Senin için burada değilim, ne de olsa ailenin kanını taşıyor,” diyerek Ayşem’e kısa bir bakış atmıştı. Ayşem şaşkınlıkla babasına bakarken babasının göz kırpması ile az da olsa rahatlamıştı.

“Gel bakalım Ayşem Hanım, seni bir muayene edelim,” Servet Bey genç kızın tedirgin olduğunu anlayabiliyordu. Üstelik kızının da bu gerginliği arttırdığının da farkındaydı.

“Ben iyiyim, babam abartıyor,” dediğinde Servet Bey kaşlarını çatmıştı.

“Bırak da buna ben karar vereyim. Siz ikiniz dışarıya çıkın,” diyerek Çisil ile Cesur’a bakmıştı. Ayşem babasına çıkmaması için bakarken Cesur gülümseyerek kızının saçını öpüp “Kapıdayım canım, rahatla,” diyerek Çisil’i kolunun altına alıp kapıdan dışarıya çıkmıştı. Ayşem dedesi ile baş başa kaldığında yutkunmadan edememişti.

“Geç sedyeye bakalım.” Servet Bey doktor kimliğine bürünürken Ayşem de onu dedesi olarak görmemeye çalışıyordu. Genç kızı muayene ederken daha önceki sonuçlarına bakan adam testlerin tekrarlanması için kayıt açmıştı. Genç kızın durumunu tam olarak anlayabilmek için derinlemesine bir muayeneden geçecekti. Gün boyu testler ve tomografi çekimleriyle uğraşan Ayşem oldukça yorgundu. Cesur kızının yorgunluğu karşısında üzülse de elinden bir şey gelmezdi. İyi olması için bu yorgunluklara dayanmak zorundaydı.

“Sonuçlar birkaç saate çıkar siz gidip dinlenin.” Servet Bey oğluna söylerken Çisil de babasına merakla bakmıştı. Belli etmemeye çalışıyordu ama o da yeğeninin durumunu merak ediyordu. Babasına endişeyle bakarken Servet Bey kızına güvence vermek istercesine hafif gülümsemişti. Cesur kızını kolunun altına alarak kapıya yönelirken Çisil’e kısa bir bakış atmıştı.

“Sen gelmiyor musun? Hadi sana sıcak çikolata alayım,” Çisil abisine ters bir şekilde bakarak yüzünü asmıştı.

“Ben çocuk değilim, git kızına al çikolata,” dedi. Cesur kardeşinin çıkışı ile gülmüştü.

“Kıskanma Çisil, o senin yeğenin.” Çisil omzunu silkerek kapıdan çıkıp giderken Ayşem şaşkınlıkla onun arkasından bakmıştı. Halasının davranışı ona çocukça gelmişti.

“Baba, akşam annemi görmeye geleceğim, haberin olsun,” Cesur’un sözlerine kaşları çatılan adam homurdanmıştı. Ayşem babasına ve dedesine bakarken ikisi arasında ki benzerlikleri fark edince gülmemek için kendisini zor tutuyordu.

“Eve gelmek için benden ne zamandır izin almaya başladın?”

“Bilmem, ben sorayım da, sonra görünce şaşırma.”

“Git işine Cesur, kafamın tasını attırma. Bu yaştan sonra kızının yanında benden dayak yeme.”

“Tamam, çıkıyoruz biz,” diyerek kızına göz kırpıp kapıya yönelmişti. Servet Bey oğluyla torununun arkasından bakarken buruk bir şekilde gülümsemişti.

Cesur ve Ayşem eşyalarını alarak eve gitmeye karar vermişti. İkili hastanenin çıkışına doğru ilerlerken arkalarından seslenen kişiyle duraksamıştı.

“Cesur hocam, bakar mısınız?” Cesur kendilerine doğru hızlı adımlarla gelen genç adamı görünce hafif gülümsemişti.

“Bir sorun mu var Asaf?” Asaf ikilinin yanına geldiğinde kısa biran duraksamıştı. Cesur’un kolunun altında ki Ayşem’i görünce kısa bir süre genç kıza bakarak yeniden Cesur’a dönmüştü. Hastanede Cesur ve genç ebenin arasında bir şeyler olduğu konuşuluyordu. Asaf dedikodulara kızsa da şimdi adamın kolunun altında ki genç kızı görünce ne söyleyeceğini bilememişti. Ayşem adamın bakışlarından rahatsız olarak yerinde kıpırdanırken Cesur kızının rahatsızlığını anlayarak Asaf’a kaşlarını çatarak bakmıştı.

“Kızımdan gözlerini çekersen sevinirim, ben kıskanç bir babayım,” dediğinde Asaf gözlerini büyüterek Cesur’a bakmıştı.

“Kızınız mı?” genç adamın sorusu ile Cesur gülmüştü. Ayşem ise babasına daha da sokulmuştu.

“Ayşem, bu genç adam Asaf Günay, kendisi ortopedi doktoru. Asaf seni kızım Ayşem Karahanlı ile tanıştırayım,” dediğinde genç adam şaşkınlıkla ikiliye bakmıştı.

“Sizin kızınız olduğunu bilmiyordum. Hastanede kimse bilmiyor anlaşılan. Bu yaşta kızınız olacağını asla tahmin etmezdim. Çok genç görünüyorsunuz.”

“Öyle mi? Teşekkür ederim, erken baba oldum diyelim.”

“Sizin adınıza sevindim, ayrıca çok memnun oldum Ayşem Hanım,” dediğinde Ayşem kaşlarını çatmıştı. Genç adama sadece başını sallayarak cevap verirken babasına dönerek “Babacım gidelim mi artık, daha eve gideceğiz,” dediğinde Cesur gülümseyerek kızının tepesini öpmüştü.

“Gidelim kızım çok yoruldun.” Cesur birkaç adım attıktan sonra duraksayarak Asaf’a dönmüştü.

“Asaf, bu durum bir süre aramızda kalırsa sevinirim. Kimsenin Ayşem’i rahatsız etmesini istemiyorum,” dedi. Asaf anlayışla başını sallarken dönüp giden ikilinin ardından şaşkınlıkla bakmıştı. Geriye dönerek odasına giderken hala düşünüyordu. Hastanede dedikodular çabuk yayılıyordu. Servet beyin oğlunun geri döndüğü konuşuluyordu. Üstelik adamı kızıyla sevgili sanıyorlardı.

“Asaf nasılsın?” Asaf odasının kapısının açılmasıyla bakışlarını kapıdan içeriye giren Serdar’a çevirmişti.

“Hayırdır Serdar, bir sorun mu var?” Serdar keyifli bir şekilde kısa sürede arkadaş olduğu Asaf’ın masasının önünde ki sandalyeye oturmuştu.

“Son olanları duydun mu? Hastanenin başına Cesur Karahanlı geçiyor,” dediğinde Asaf gözlerini kısarak genç adama bakmıştı.

“Böyle bir şeyi bekliyorduk zaten, ama diğer hissedarlar kabul etmez diye düşünüyordum. Nasıl oldu bu?”

“İnan bende merak ediyordum. Özellikle Soner’in nasıl tepki verdiğini çok merak ediyorum. Hastane keyifli bir yer olmaya başladı.”

“Serdar, bu ciddi bir durum. Lütfen kendine eğlence çıkarma.”

“O değil de Cesur abinin dönüşü muhteşem oldu. Ablam onun dediğini yapacağını söylüyor. Aklına koyduğunu muhakkaka başarırmış.”

“Evet, bence de öyle biri.”

“Birde kızı var tabi, Soner çıldırmış olmalı.”

“Kızı olduğunu biliyor muydun?” Asaf’ın şaşkın bir şekilde kendisine bakmasıyla Serdar yeniden gülmüştü.

“Ablam söyledi, sen bilmiyorsun Cesur abi ve ablam eskiden iyi arkadaştı. Yedikleri içtikleri ayrı gitmezdi. Sonradan Cesur abi ortadan kaybolmuş.”

“Serdar?” genç adam düşünceli bir şekilde karşısında ki arkadaşına bakmıştı.

“Ne oldu?”

“Ayşem, o kıza dikkat etmen gerekiyor. Cesur Bey hastanenin başına geçtiyse kızını öğrenenler onun üzerine gidebilir. Kız senin yanında çalışıyor ona dikkat etmekte sana düşer.” Asaf’ın sözleri ile aklına ablasının sözleri gelmişti. O da kıza göz kulak olmasını söylemişti.

“Elimden geldiğince yardımcı olurum ama bizim yıldızımız barışmadı be kardeşim.”

“Ne olursa olsun, o kıza dikkat et. Bu gün solgun görünüyordu.”

“Sen Ayşem’e mi dikkat ettin. Hayırdır kardeşim?”

“Saçmalama Serdar, öyle değil. Hastanede Cesur beyle dedikodusu çıktı. Merak diyelim.” Serdar’ın kaşları duyduklarıyla çatılmıştı. Baba kızı birbirine yakıştırmaları hiç hoşuna gitmemişti. Genç bir kıza iftira atılmasına öfkelenmişti.

“Ne demek dedikoduları çıktı.” Serdar öfkeyle yerinden kalkarken Asaf adamın çıkışına gülmüştü. Kısa sürede Asaf’ın hassas noktasının dedikodu olduğunu anlamıştı.

“Neyse hastan yoksa yemek yiyelim mi? Ben çok acıktım.” İkili hazırlanarak hastaneden yemek için çıkarken oldukça düşünceliydiler. İkisinin de aklında aynı şey vardı, yeni patronlarının kızını göz önüne tutmak.

***

“Baba geç kalıyoruz gidelim artık,” Ayşem koridorda babasına seslenirken oldukça heyecanlıydı. Cesur kızının sesiyle odasından çıkarken anahtarını alarak kapıya yönelmişti.

“Bu kadar heyecan yapmamalısın Ayşem, ayrıca seninle konuşmak istediğim bir konu daha var.”

“Öyle mi nedir?”

“Dedenlerle yaşamak ister misin?” Ayşem babasının sorusuyla duraksamıştı. Babasının ciddi olup olmadığını anlamak için ona dikkatle bakıyordu.

“Sen ciddi misin?” Cesur başını sallayarak kızına cevap vermişti.

“Babaannen çok üzülüyor. Yıllarca kadının üzülmesine neden oldum. En azından bir süre dedenlerle kalalım olur mu? Rahat edemezsen evimiz burada döner geliriz.” Ayşem babasına sarılarak başını göğsüne yaslamıştı. Başını sallayarak babasına kabul ettiğini söylerken oldukça heyecanlıydı. Babaannesini çok sevmişti. Dedesi sert görünse de onunda iyi biri olduğunu biliyordu. Onun tek endişesi Çisil halasıydı. Kadın ona öldürecek gibi bakıyordu.

“Ya halalarım kabul etmezse?”

“Merak etme, Çisem halan seni sevdi, Çisil halan da sevdi sadece kıskanç.

“Yine de onlardan korktuğumu bilmeni istiyorum.” Cesur kızının sözlerine buruk bir şekilde gülümsemişti.

“Hani Ayşem Karahanlı kimseden korkmazdı. Halalarından korktuğuna inanmak istemiyorum.”

“Baba, hastanenin başına geçmek zorunda mısın?” Cesur kızının sorusuyla duraksamıştı.

“Buna mecburum canım, o hastanede hoşuma gitmeyen işler döndüğünü düşünüyorum. Sonradan başımıza bela almamak için biran önce teftiş kurulu çağırılmalı.”

“Ya gerçekten sorun varsa, dedemin başı belaya girmez mi?”

“İşte bu yüzden önce kendim araştırmalıyım. Bu konuda senin kulağında açık olsun Ayşem. Alt bölümlerden bilgi almak daha kolaydır. Dedikodu ağı geniş olan bir birim varsa o da hemşire ve sağlık çalışanlarıdır.”

“Baba, bana dedikodu yapmamı mı söylüyorsun?” Cesur kızının sözlerine gülmeye başlamıştı.

“Aşk olsun, ben öyle bir şey söylemedim.” İkili evden dışarıya çıkarken oldukça keyifliydi. Sitenin kapısından çağırdıkları taksiye binerek büyük eve doğru yola çıktılar. İkisinin de aklında farkı düşünceler vardı. Ayşem ailesinin kendisini sevmesini isterken Cesur hastanede olabilecek sorunları nasıl çözeceğini düşünüyordu. Gelecek günler onun için zor geçecekti.

***

Umarım bölümü beğenmişsinizdir. Ben yazarken keyif alıyorum sizde okurken keyif alıyorsanız ne mutlu bana. Yorum yazmayı unutmayın. Birde çıkarken bir tanecik reklama tıklayıp otuz saniye oyalanıp kapatmayı da… Anlayış göstere herkese teşekkürler. Seviliyorsunuz…

6.BÖLÜM <<<<<—–>>>>> 8.BÖLÜM

18181cookie-checkCesur 7. Bölüm