Gelincik Çiçeği 8. Bölüm

Hayırlı akşamlar arkadaşlar. Bir süredir mesajlar geliyor hikaye hakkında ve site hakkında. Sitede yayınlanmasını istediğiniz ya da hikayelerde şöyle olması daha güzel olurdu dediğiniz bir nokta varsa lütfen yorumlarda belirtiniz. Elbette bölüm hakkında düşüncelerinizi söyledikten sonra. Keyifli okumalar!

***

“Alya!” herkes az ilerde duvara toslayan arabaya bakarken yerde acı içinde kıvranan genç kıza kimse dikkat etmemişti. Akasya hızla yerinden doğrularak Alya’nın yanına koşmuştu. Alya yerde bir eli alnında acı içinde dişlerini sıkarken Akasya genç kızın ters dönmüş ayağına bakıyordu. Ağzından yeniden bir çığlık kopmuştu.

“Alya!” kızın çığlığını duyan birkaç kişi ikiliye dönerken Alya acıdan yaşaran gözlerini silerek kendisine korkarak bakan kıza dönmüştü.

“Sakinleş Akasya, iyiyim. Ölmeyeceğim!” dediğinde genç kız hıçkırarak ağlamaya başlamıştı.

“Biri ambulans çağırsın, lütfen…” Akasya çığlık çığlığa bağırırken diğerleri az ilerde kaza yapmış arabadan çıkarılan adamı yere yatırmış yardım bekliyorlardı.

“Alya’nın bakışları arabadan kanlar içinde çıkarılan sürücüsüne takıldığında yüzünü buruşturarak yeniden başını yere bırakmıştı.

“Alya, iyi misin?” genç kız derin derin nefes alırken konuşacak durumda değildi.

“Ayağım, ne durumda?” Alya’nın sorusuyla Akasya genç kızın ayağına bakışlarını çevirmişti. Nitekim en büyük ağrısı ayağındaydı.

“Sanırım kırıldı Alya, değişik duruyor.” Akasya’nın sözlerine genç kız istem dışı gülmüştü. Ağlanacak haline güldüğüne inanamıyordu. Derin derin soluklar almaya devam ederken acısını dindirmeye çalışıyordu. Acısı tam olarak azalmasa da uzaklardan gelen ambulansın sesini duyunca kendini bırakmıştı. Alya acıya dayanamayarak resmen kendinden geçmişti. Onun baygınlığı Akasya’yı daha da korkuturken çırpınarak etraftan yardım istemeye başladı. Ona yardım etmek isteyenlerin yanı sıra kızı sakinleştirmeye çalışanlarda vardı.

“Sakin ol artık, sadece bayıldı,” diye çıkışan genç bir öğrenci Akasya’yı daha da sinirlendirmişti.

“Ahmet… Ahmet’i aramalıyım. O ne yapılacağını bilir.” Cebinde ki telefonu eli titreyerek ararken karşıdan açılmayan telefona söylenemeye başlamıştı. “Aç şu telefonu,” diye söylenen genç kız az ilerden gelen sesle olduğu yerden başını genç adama çevirmişti.

“Akasya?” Ahmet kalabalık arasında gördüğü arkadaşına doğru ilerlerken yerde yatan kızı görünce korkuyla adımlarını hızlandırmış koşarak ikilinin yanına gelmişti.

“Alya, Alya aç gözlerini…” Ahmet genç kızın nabzını kontrol ederken hissettiği nabızla rahat bir nefes almıştı. Ambulans geldiğinde önce şoföre müdahale eden ekibe sert çıkan genç adam Alya’nın dikkatle sedyeye alınmasına yardım etmişti. Hastane çok uzak olmadığı için şükrediyordu.

“Akasya sen Adnan hocaya haber ver, ben Alya ile giderim,” dediğinde genç kız hızla başını sallamıştı. Alya’nın telefonu elinde ne yapacağını şaşıran genç kız Ahmet’in ambulansa binmesiyle ağlamaya başlamıştı. Kalabalık çoğalırken yanında birinin olmasını istediği için önce Aslı’yı aramış olanları anlatmıştı. Aslı hemen yanına gideceğini söylediğinde Akasya bu kez Alya’nın telefonundan Adnan hocanın numarasını aramaya başladı. Adamı aradığında ona ulaşamayınca kimi arayacağına karar vermeye çalışıyordu. Aslı koşarak yanına geldiğinde sinir boşalması yaşayan genç kız Aslı’ya sıkıca sarılarak ağlamaya başladı.

“Sakin ol Akasya, sen iyi misin?” Akasya hıçkırıklar arasında başını sallarken güçlükle konuşuyordu.

“Beni korumaya çalıştı. Kendi kaçamadı.”

“Tamam, sakinleş. Şimdi hastaneye gideriz. Eminim iyi durumdadır.”

“İyi olsun Aslı, bu gün kızın başına gelmeyen kalmadı zaten. Kötü bir şey olursa vicdan azabından ölürüm.” Kız ağlarken Aslı gelen taksiye el sallayarak durdurmuştu. Hastaneye gideceklerini söyleyerek yola koyulduklarında yeniden Adnan hocayı aramaya çalışmış ama telefon yine açılmamıştı.

“Adnan hoca telefonu açmıyor, kimi arayacağımı şaşırdım. Ahmet dayısını aramamı söyledi.”

“O zaman Cenk hocayı ara, eminim Adnan hocaya daha çabuk ulaşır.” Aslı’nın sözleri ile bu kez Cenk’i arayan genç kız karşı taraftan gelen soğuk sesle duraksamıştı.

“Cenk hocam?” Akasya ağzından kaçan hıçkırıkla duraksamıştı.

“Alya, sen misin?” Az önceki soğuk sesin yerini endişeli bir ses almıştı. Akasya’nın konuşamayacağını anlayan Aslı kızın elinden telefonu alarak konuşmuştu.

“Merhaba hocam, ben Aslı, Alya’nın arkadaşıyım. Bir kaza oldu, Alya’yı hastaneye götürdüler. Adnan hocaya ulaşamıyoruz siz haber verir misiniz?”

“Kaza mı?” Aslı telefondan gelen seslerle bir şeylerin düştüğünü anlamıştı.

“Hocam?”

“Ben hemen geliyorum. Kim var yanında?”

“Ahmet onunla birlikte, siz Adnan hocaya haber verin yeter,” diyerek genç adamın konuşmasını beklemeden hızla telefonu kapatmıştı. Aslı ve Akasya hastanenin acil servisinden içeriye girerken onları Ahmet karşılamıştı.

***

Genç adam telefonun kapanmasıyla hızla odasından çıkmıştı. Adnan hocanın odasına girerken adanın boş olmasıyla bu kez derste olabileceğini düşünerek sekreterliğe yöneldi. Telaştan eli ayağına dolanmıştı. Kadın onun telaşına karşılık oldukça sakin görünüyordu.

“Adnan hoca hangi derslikte biliyor musunuz?” kadın önündeki bilgisayar ekranından hocanın hangi derslikte olduğunu öğrenerek genç adama söylediğince Cenk hızla oradan ayrılmıştı. Koşar adım dersliğin önüne geldiğinde kapıyı bir kez çalıp hızla açtığında bütün öğrencilerin başı ona dönmüştü.

“Bir sorun mu var Cenk hocam?” Adnan genç adamın endişeli halinden hoşlanmamıştı.

“Birkaç dakika bakabilir misiniz?” Adnan sınıfa dönerek “Siz tahtadakileri not alın, geliyorum şimdi,” dediğinde kapıda bekleyen genç adamın yanına ulaşmıştı.

“Ne oluyor Cenk?”

“Hocam, nasıl söyleyeceğimi bilmiyorum ama…”

“Cenk, lafı uzatma, dersimi böldün.”

“Alya kaza geçirmiş, arkadaşları size ulaşamayınca beni aradılar.” Adnan adamın sözleri ile derin bir nefes almıştı. Gözlerini kapatarak sakinleşmeye çalıştı. Sakin kalmalı ve düşünmeliydi. Daha önce birçok kez böyle olayla karşılaşmıştı.

“Durumu nasıl? Bir şey söylediler mi?”

“Bilmiyorum, arkadaşları sadece hastaneye kaldığını söylediler.” Adnan genç adamın telefonunu isteyerek Alya’nın numarasını çevirmişti. Karşı taraftan gelen cevapla sakin kalmaya çalışarak konuştu. Telefonu olayın etkisinden hala çıkamadığı için ağlayan Akasya açmıştı.

“Alya’nın durumu nasıl Akasya?” genç kız cevap vermedikçe sinirlenen adam bu kez sert bir şekilde “Telefonu Ahmet’e ver,” dedi. Birkaç saniye sonra Ahmet’in sesini duymuştu.

“Ahmet, Alya nasıl?”

“Hocam henüz bir şey söylemediler ama ayağının kırıldığına eminim. Ambulansa aldıklarında baygındı.”

“Acı eşiği düşüktür, acıdan bayılmıştır,” diyerek karşısındaki endişeli adamı sakinleştirmeye çalışmıştı. Cenk adamın sakin konuşması karşısında oldukça şaşkındı. Yeğeni kaza geçirmişti ama o kızmak yerine sakince konuşuyordu.

“Hocam şuanda doktorlar içerde bizi yanına almadılar.”

“Bak Ahmet, ben bir saatte yanınızda olurum. Bir şey olursa beni hemen ara. Alya sana emanet,” diyerek telefonu kapatmıştı. Cenk adamın tavrına sinirlenmek istese de haddi olmadığını düşünerek susmak zorunda kalmıştı.

“Hocam hastaneye gitmeyecek misiniz?” Cenk’in sorusu ile adam sıkıntılı nefes vermişti.

“Acilde müdahale ediyorlarmış. Dersimin bitmesine yirmi dakika var. Şimdi gitsem bile elimizden bir şey gelmeyecek. Haber verdiğin için teşekkürler.”

“Nasıl bu kadar sakin kalabiliyorsunuz anlayamıyorum. Orada yatan yeğeniniz…”

“Sakin miyim?” adam acı bir şekilde gülümsemişti. “Dünyanın dört bir tarafında nelerle karşılaştığımı tahmin bile edemezsin. Kötü bir şey olsaydı arkadaşları söylerdi. Şuanda içeride sorumlu olduğum kişiler var. Hastaneye gitsem bile kapıda beklemekten başka bir şey yapmayacağım.”

 “Ama…”

“Eminim Alya da benim gibi davranırdı.” Cenk başını iki yana sallayarak hızla oradan ayrılmıştı. Adnan genç adamın arkasından buruk bir şekilde gülümsemişti. Cenk’in endişesini görmek adamın içini rahatlatıyordu. Yeğenine kıymet verdiğini bilmek iyi gelmişti. Dersine döndüğünde olabildiğince dersini çabuk bitirmişti. Hızla odasına giderek çantasını ve telefonunu alıp yola koyulmuştu. Bu sırada Ahmet’i de aramayı ihmal etmemişti. Genç kızın hala içerde olduğunu öğrenen adam sıkıntıyla iç çekmişti. Yaklaşık yirmi dakika sonra hastanenin acil kapısından içeriye giriş yapan adam gençleri görünce hızla onlara doğru ilerlemişti. Bekleme salonunda kollarını bağlamış bir şekilde başını geriye yaslamış olan Cenk’i görünce hafif gülümsemişti.

“Çocuklar, bir haber var mı?”

“Henüz doktor çıkmadı hocam,” Ahmet’in sözleri ile Adnan Cenk’e doğru ilerlemişti.

“Sen ne zaman geldin?”

“Çok olmadı hocam.” Cenk’in buruk konuşmasına karşılık Adnan tek kaşını kaldırmıştı. Anlaşılan Cenk’i kızdırmıştı. Yaklaşık on dakika sonra acil servisin kapısı açılarak doktor dışarıya çıkmıştı.

“Alya Türk yakınları?” Adnan öne çıkarak doktorun karşısına dikilmişti.

“Benim, durumu nasıl?”

“Öncelikle geçmiş olsun, kaza sırasında sol ayağı kırılmış, ayrıca sağ bacağında liflerde yırtılma olduğu için ameliyata almamız gerekiyor.”

“Durumu kötü mü?” doktor adamın sorusuna başını iki yana sallamıştı.

“Bakın size açık olacağım. Bu ağrılı bir süreç olacak. Genç olduğu için çabuk iyileşeceğine eminim ama bir süre dinlenmesi şart. Anladığım kadarıyla kendisi öğrenci. Bu durumda okula gitmesi mümkün değil. En az bir ay dinlenmesi gerek,” diyerek giriş işlemlerini yapması için Adnan’a bilgi vermişti.

“Teşekkür ederim, peki yeğenimi görebilir miyim?”

“Şuanda ayağı alçıya alınıyor. Ameliyat yarın sabah yapılacağı için odaya alınacak. Odaya alındığında görebilirsiniz.” İki kız üzgün bir şekilde birbirine sarılırken Ahmet ileri atılmıştı.

“Kazayı yapan adam ne oldu?”

“Onun durumu daha kötü, sanırım direksiyon başında kalp krizi geçirmiş. Diğer doktorlar onu ameliyata aldı.”

“Kalp krizi mi? Ama şoför gençti,” diyerek şaşıran Ahmet yanında ki kızlara bakmıştı. Doktor üzgün bir şekilde yanlarından ayrılırken Akasya hıçkırarak ağlamaya başladı.

“Benim yüzümden oldu.”

“Saçmalama Akasya, seninle ne ilgisi var?”

“Araba bana çarpacaktı, beni kenara itince kendisi kaçamadı.”

“Ayağı araba çarptığı için değil, ters bir şekilde basarak yere sert düştüğü için kırıldı Akasya, bırak artık ağlamayı. Alya’nın yanında sakın ağlama, kız zaten acı çekiyor bir de seni çekmesin.”

“Ahmet sakin ol artık.”

“Nasıl sakin olayım Aslı, arkadaşımı yerde o şekilde yatarken görünce neler hissettim biliyor musun? Hiç korkmadığım kadar çok korktum.”

“Tamam, Alya iyi. Hepimiz ona yardımcı olacağız.” Adnan gençlerin atışmasına son vermek için araya girmişti.

“Sakin olun artık, hastaları rahatsız edeceksiniz. Ben ablama ne diyeceğim şimdi?” Adnan Bey koltuklardan birine çökerken Cenk üzgün bir şekilde ona bakmıştı. Ortamda yankılanan telefon sesiyle Adnan başını kaldırarak elinde tedirgince telefonu tutan kıza bakmıştı.

“Kim arıyor?”

“Diğer yarım yazıyor hocam.” Adnan sıkıntıyla yüzünü sıvazlayarak telefonu kendisine vermesi için elini uzatmıştı.

“Arya?” Adnan telefonda kısa bir sessizlikten sonra yeğeninin sesini duymuştu.

“Ne oldu dayı, Alya nerede?”

“Bunu nasıl yapıyorsun anlamıyorum.” Adnan’ın sözleriyle karşıdan ses yükselmişti.

“Kötü bir şey oldu değil mi? Alya’ya bir şey oldu?” Arya’nın endişeli sesi telefondan dışarıya taşmıştı.

“Korkma Arya, Alya iyi, küçük bir kaza atlattı.” Adnan’nın sözlerine karşılık kızlar yüzünü asmıştı.

“Bana yalan söylüyorsun dayı, iyi olsaydı böyle hissetmezdim. Alya ile konuşmak istiyorum.”

“Sakin ol Arya, sana iyi olduğunu söylüyorum. Düştü ve ayağını kırdı. Şimdi alçısını yapılıyor.”

“Hemen geliyorum.” Arya’nın telefonu kapamasıyla iki eliyle yüzünü sıvazlamıştı.

“Yandık ki ne yandık. Bu ikisi bir araya gelince canımıza okuyacak.” Adamın neden bahsettiğini anlamayanlar ona şüpheyle bakarken Ahmet çocukluğundan hatırladığı anılarla elini alnına vurmuştu.

“Hala aynılar mı?”

“Siz neden bahsediyorsunuz?” Cenk’in çıkışmasıyla Ahmet buruk bir şekilde gülümsemişti.

“Bunlar ilkokuldayken de böyleydi. Birinin eli kesilse sanki diğerinin de eli kesilmiş gibi acı çekiyorlardı. Normal olmadığını düşündüğü için Ahmet amcalar doktora götürmüştü. Doktor psikolojik olabileceğini söylemişti. Tedavi etmeye çalışsalar da işe yaramamıştı. Adnan hocam arayın kocasını engel olsun. Birde Arya’nın ağrılarını çekemeyiz.” Adnan genç adama hak vererek hemen Aras’ı aramıştı.

“Adnan abi neler oluyor, Arya neden toplanıyor?”

“Sakın, karına sahip çık Aras, buraya gelmeye kalkmasın.”

“Alya iyi mi? Arya bir şey söylemiyor.”

“İyi merak etmeyin. Söyle karına buraya gelirse annesi de telaşlanacaktır. Alya iyi, ayağı alçıya alındığında onu arayacağız. Şimdi ona engel ol buraya gelmesin.”

“Elimden geleni yaparım abi, geçmiş olsun. Bizi habersiz bırakmayın.” Genç adam telefonu kapattığında Adnan yanındakilere dönmüştü. Bir süre sonra sedye üzerinde çıkarılan yeğenini gören adam hızla yerinden kalkarak Alya’nın elini tutmuştu.

“Buradayım dayıcım, korkma.” Alya gözleri yarı baygın bir şekilde yatarken Adnan kaşlarını çatarak hasta bakıcıya bakmıştı.

“Neden baygın? İyi olduğunu söylemişti doktor.”

“Acısı çok olduğu için sakinleştirici vermek zorunda kaldılar. Ayağına başka türlü tutturmuyordu.” Adnan anladığını belli edercesine başını sallarken kalabalık grup Alya’nın alındığı odaya geçmişti. Bir süre uyuklayan kızın başında bekleyen arkadaşları Adnan’ın uyarısıyla odadan çıkmıştı. Cenk bir süre acıdan yüzü buruşan kıza baktıktan sonra içi sıkılarak odadan çıkarken Ahmet ve diğerleri hastaneden ayrılmak istemiyordu. Ziyaretçi saati olmadığı için görevliler onların koridoru boşaltmasını istediğinde Aslı odaya girerek hocasına bakmıştı.

“Hocam, isterseniz bu gece yanında ben kalayım. Biliyorsunuz kişisel ihtiyacı olursa size söylemeye çekinebilir.”

“Gerek yok Aslı, ben kalırım. Ama eve gidip Alya’ya kıyafet getirirsen sevinirim. Cenk hoca sizi evinize kadar bırakır.” Aslı arkadaşının alçıda ki ayağına bakarken dizine kadar kesilen pantolonuna kısa bir bakış atmıştı.

“Siz bilirsiniz hocam, bir şeye ihtiyaç olursa lütfen arayın. Sabah erkenden geliriz,” diyerek odadan dışarıya çıkmıştı. Üç arkadaş hastanenin kapısına çıktığında Cenk onları bekliyordu.

“Hadi sizi evinize bırakayım,” diyen genç adama Aslı cevap vermişti.

“Hocam Alya’nın evinden kıyafet almam gerekiyor, Adnan hoca sizin yardımcı olacağınızı söyledi.” Cenk genç kızı onaylarken hep birlikte arabaya binmişlerdi. Hepsinin aklı genç kızda kalmıştı.

“Bir ay ayağa kalkamayacaksa memlekete döner sanırım. Burada kalmasına gerek yok o zaman.”

“Gideceğini sanmıyorum. Biliyorsun, düğün telaşeleri var giderse ailesine yük olacağını düşünecektir.”

“Burada bir başına ne yapacak?” Ahmet’in sorusu ile Aslı atılmıştı.

“Biz ne güne duruyoruz. Hem Gülay annem seve seve onunla ilgilenir.” Ahmet genç kızı onaylarken Cenk farkında olmadan homurdanmıştı.

“Siz bunları düşünmeyin derslerinize odaklanın.”

“Ama hocam…” araba durunca hepsi aşağıya inmişti. Arabanın sesini duyan Deniz Hanım kapıyı açarken gözleri Alya’yı aramış, bulamayınca kaşlarını çatarak gençlere bakmıştı.

“Alya kızım nerede, neden sizinle gelmedi?” Cenk annesinin yanına giderek ona cevap vermişti.

“Bu gün bir kaza geçirdi anne, şuanda hastanede!”

“Hiii!” kadın endişeyle ellerini ağzına kapatırken gözleri anında dolmuştu.

“Merak etme anne, şuanda iyi. Adnan hoca yanında, bizde evinden kıyafet alacağız.” Kadın yanağından aşağıya akıttı yaşlarla oğluna bakınca Cenk sıkıntıyla ensesini sıvazlamıştı. Annesi tahmin ettiğinden daha fazla Alya’ya alışmıştı.

“Bende geleceğim seninle, hadi eve çıkalım.” Kadın kendi evine girip yedek anahtarı alarak Alya’nın dairesine çıkmıştı. Kadın gözleri yaşlı bir şekilde genç kızın odasına girerken Cenk’te annesine bir şey olacak korkusuyla onu takip etmişti. Genç kızın odasına girdiğinde ilk dikkatini çeken şey odasına yaptırdığı kitaplıktaki kitaplar olmuştu. Birçok kitabı Türkiye de bulmasına olanak yoktu. Genç kızın öğrenmeyi gerçekten sevdiğini anlayan Cenk buruk bir şekilde gülümsedi.

“Hadi evladım, hemen gidelim.” Cenk annesinin sesiyle kendine gelirken dış kapıya doğru ilerlemeye başlamışlardı. Kapıdan çıktıklarında arabanın yanında bekleyen gençlere döndü.

“Akasya sen eve gidebilir misin? İstersen bırakalım seni?” Cenk’in sorusuyla Akasya hızla başını sallamıştı.

“Hava henüz kararmadı hocam, giderim,” diyerek oradan ayrılırken Ahmet araya girerek “Yolunuzu değiştirmeyin hocam, ben Aslı’yı bırakır sonra eve geçerim,” dedi. Cenk genç adama yol verirken Deniz Hanım üzerine aldığı hırkasıyla arabaya binmişti. Gözünden aşağıya hala yaş akıyordu. ,

“Anne kendine gel artık, kızı da üzme bu şekilde.”

“Ben annesine ne derim şimdi, kızına sahip çıkamadık.”

“Alya kocaman kız, kimsenin sahip çıkmasına gerek yok. Lütfen sakinleş artık.”

“Sen neden böylesin oğlum, o kız sana bir şey yapmadı. Geçen gün zaten kalbini kırdın.”

“Anne o konuyu kapatalım…”

“Yok efendim kapatmak. Kızla şakalaşıyorduk sen ciddiye aldın. O kız sana bakar mı hem…” Deniz Hanım oğlunun damarına basmaya çalışıyordu.

“Anne!”

“Bana sesini yükseltme Cenk, kızıma sakın bir daha kötü davranma. Hem ben onu uygun biriyle evlendirmeyi planlıyorum.” Cenk annesine kısa bir bakış atarak başını iki yana sallamıştı. Yol boyu ne kadar itiraz etse de annesi pazarda olanları oğluna anlatmıştı. Son olarak da bir daha Seda gibi bir gelini kabul etmeyeceğini vurgulayarak sözlerini noktalamıştı. Hastaneye kadar annesinin sitemlerini dinleyen Cenk oldukça karmaşık duygular içindeydi. Arabayı hastanenin otoparkına bırakarak genç kızın odasına doğru ilerlemeye başlamışlardı. Odanın kapısına geldiklerinde Cenk dışarıda dururken Deniz Hanım hızla odaya girmişti. Alya gözleri yaşlı bir şekilde kapıdan giren kadına bakmıştı.

“Deniz teyze?” Alya’nın ağlamaklı seslenişi ile kadın da neredeyse ağlayacaktı.

“Ah kızım nasıl oldu bu? Ah yavrum,” diyerek genç kızın yanına giderek ona sarılmıştı. Kızın ağrısı fazla olduğu için gözlerinden yaş akıyordu.

“İyiyim çok şükür teyze,” diyerek yenide gözünden aşağıya yaş akıtmıştı.

“Çok mu ağrın var?” genç kız başını sallarken Adnan beye dönen kadın sormuştu.

“Ağrı kesici yapmadılar mı?”

“Saati gelmedi, yarım saat sonra yapacaklar.”

“Olur mu öyle şey canım, kızın ağrısı var.” Kadının çıkışı ile Adnan ne söyleyeceğini bilememişti.

“Siz tek mi geldiniz?”

“Yok, Cenk kapıda bekliyor.” Adnan yerinden kalkarak genç adamı odaya davet etmişti. Alya kapıdan giren adama kısa bir bakış atarak hemen bakışlarını kaçırmıştı. Birinin karşısında ağlamaktan nefret ediyordu. Hele ki bu kişi Cenk hoca olunca daha da nefret etti. Genç adama güçsüz görünmekten hoşlanmamıştı.

“Geçmiş olsun Alya, nasıl oldun?”

“Teşekkür ederim hocam,” diyerek dudaklarını ısırmıştı. Arada giren sancılar dayanılacak gibi değildi. Alçıda olan ayağı yukarıya doğru kaldırılmıştı. Üzerinde ki örtüden dışarıya taşmış alçılı ayağına üzgün bir şekilde bakan genç adam hemen bakışlarını kaçırdı.

“Bir şeye ihtiyacın var mı?” diye sorarken Alya bakışlarını Cenk’e çevirdi. Kısa bir süre genç adama baktıktan sonra bakışlarını çekerken Cenk o bakışlarda bulunan birçok ifadeden çekinmişti. Alya’ya söylediği sözlerin acısının çıkacağını o anda anlamıştı.

“Alya, Arya ile konuşman gerek. Buraya gelmek istiyor.”

“Hayatta olmaz, o gelirse annemler de gelir.”

“Ben ikna etmeye çalıştım ama birde sen konuş istersen.” Genç kız telefonunu isteyerek ikizini aramıştı. Arya’yı zorda olsa ikna ederken sık sık aramazsa yola çıkacağını belirterek telefonu kapatmıştı.

“Annemlere de söylemek gerek, yoksa çok üzülürler.” Adnan kızı onaylarken bu kez ablasını aramıştı. Emine Hanım kızının durumunu öğrenince kısa bir fenalık geçirmişti. Ona arabadan bahsetmemişlerdi. Sadece düştüğü açıklanmıştı. Selim ve Serdar endişeyle kardeşlerini dinlerken telefonu kapatarak hemen görüntülü aramışlardı. Telefona cevap veren genç kız ekrandaki aile üyelerine buruk bir şekilde gülümsemişti.

“Alya, iyi olduğunu söylemiştin. Bu halin ne?” Emine Hanım kızının kızarmış gözlerini görünce endişeyle sormuştu.

“Ben iyiyim anne, sadece ağrım var.”

“Çok mu ağrın var yavrum,” derken Emine hanımın da gözleri dolmuştu.

“Anne, lütfen yapma. Bak gerçekten iyiyim.” Kamerayı ayağında ki alçıya çevirerek ailesine alçısını göstermişti. Bedende başka yaralanma olmadığına ikna olan aile neden hastanede kaldığını sorduğunda önlem olarak olduğunu söylemişlerdi. Ertesi gün ameliyata gireceğini bilseydiler hemen yola çıkacaklarına emindi. Emine Hanım kızını kardeşine emanet ederek kendilerini habersiz bırakmamasını söylemişti. Telefonu kapattıklarında genç kız gelen ani sancıyla küçük bir çığlık atmıştı.

“Alya, kızım ne oldu?” Alya ayağına giren acıyla konuşamazken Cenk hızla doktor çağırmaya gitmişti. Doktor muayenesinden sonra ameliyatı hemen yapmaya karar verdi. Adnan endişeli bir şekilde yeğenine bakarken adamın sakin konuşması biraz olsun içini rahatlatmıştı. Alya ameliyata alınırken dışarıda endişeli bir bekleyiş vardı.

Adnan sıkıntıyla nefesini verdiğinde Cenk yanına oturarak adamın dizine elini koymuştu. Adam üzgün bir şekilde yanında ki genç adama bakarak konuştu.

“Alya acıya hiç dayanamaz, ne yapacağım bilmiyorum.”

“Endişelendiğinizi ona belli ederseniz daha çok acı çekecektir. Eminim iyi olacak hocam.” Adam başını sallayarak “Af!” diye yakınmıştı. Cenk dua eden annesine bakarak kadını nasıl göndereceğini düşünmeye başladı. Kadın oldukça üzgün ve yorgun görünüyordu.

“Anne, su ister misin?” kadın oğluna kısa bir bakış atarak cevap vermişti.

“Boğazımdan bir şey geçmez, Alya oradan çıkmadıkça,” dedi.

“Anne hasta olacaksın. Alya seni böyle görürse daha kötü olur.”

“Sen bana karışma Cenk, git işine.” Deniz hanımın azarlaması ile Cenk yüzünü asarken Adnan istem dışı gülümsemişti. Kaç yaşına gelirse gelsin evlat ana baba gözünde asla büyümüyordu.  Kadının oğlunu küçük bir çocuk gibi azarlaması adamın hoşuna gitmişti. Birkaç saat sonra Alya ameliyattan çıkarak odaya alındığında Adnan ve Deniz Hanım yanında kalmıştı. Cenk koridorda beklerken kendisine seslenen kişiyle gerilmişti.

“Cenk hocam?” Cenk ayağa kalkarak ona doğru yaklaşan genç adama baktı.

“Selim abi, sen…” Cenk yutkunarak genç adamın arkasına bakmıştı. Aileden başka gelen olup olmadığını anlamaya çalışıyordu.

“Başka kimse gelmedi, ben ilk uçakla geldim.” Selim’in sözleri ile genç adam başını sallamıştı.

“Anladım abi, buyur Alya’nın odası burası,” diyerek kapıyı göstermişti. Selim haberi alır almaz ilk uçakla önce İstanbul’a sonrada taksi tutarak Sakarya’ya geçmişti. Odaya girdiğinde gözleri ilk olarak yatakta uyuyan kardeşini bulmuştu.

“Selim, sen?” Adnan ayağa kalkarak yeğenine sarılmıştı.

“Nasılsın dayı, Alya nasıl oldu?”

“Daha iyi,” derken Selim’in gözüne genç kızın üzerinde ki ameliyat kıyafeti çatmıştı. Hızla kardeşinin başına giderek “Neden ameliyat oldu?” dediğinde Adnan sıkıntıyla nefesini dışarıya vermişti.

“Bacağında lif kopması vardı, ağrısı çok olunca ameliyata aldılar,” dedi. Selim kardeşini incelerken başka bir sorun olup olmadığını anlamaya çalışıyordu. Alya’nın başında ki kadını yeni fark eden genç adam ona dönerek “Nasılsın Deniz teyze, küsura bakma seni fark edemedim,” dedi. Kadın anlayışla genç adama gülümserken Adnan merakla sordu.

“Başka gelen var mı?”

“Ben tek geldim, Alya’nın iyi olduğunu kendi gözlerimle görmek istedim.”

“Peki, yorgun olmalısın hadi sen otur bende sana içecek bir şeyler alayım,” dedi. Selim sandalyeyi yatağın kenarına çekerek genç kızın elini tutmuştu. Yatakta baygın yatan kardeşine içi gidiyordu. Hastaneye girdiğinde ailesine haber verdiği için rahattı. Adnan ve Deniz Hanım odadan çıkarken Selim onlara dikkat etmemişti bile. Gözünü biran olsun kardeşinden ayırmamıştı.

Genç kız gözlerini araladığında elinde hissettiği baskıyla başını çevirerek elini tutan kişiye bakmıştı. Yüzünü göremese de onun kim olduğunu anlamamasına imkan yoktu.

“Abi?” boğazı kuruyan genç kızın sesi çatlak çıkmıştı. Selim kardeşinin sesini duyar duymaz hızla başını kaldırarak genç kıza baktı.

“Abim, nasıl oldun?” Selim yerinde doğrularak kardeşinin alnını öperken, Alya abisini görünce yeniden ağlamaya başlamıştı.

“Çok korktum,” dediğinde Selim genç kıza sarılarak onu sakinleştirmeye çalışmıştı.

“Geçti güzelim, ben yanındayım. Hadi ağlama artık,” diyerek geri çekilip genç kızın yüzünü silmeye başlamıştı.

“Hadi abicim ağlama artık.” Alya midesinin bulanması ile hızla geri çekilmişti.

“Ne oldu?” genç kız elini ağzına götürdüğünde Selim odada bulunan kabı yaklaştırarak içine kusmasını sağlamıştı. Alya’nın sırtını ovalarken Alya hıçkırarak ağlamıştı. Acı narkozu kusan Alya yorgun bir şekilde geriye yaslanırken gözünden aşağıya yaş akmaya başlamıştı.

“Geçti canım, iyi olacaksın.” Odanın kapısının tıklatılmasıyla içeriye doktor ve hemşire girmişti. Bir süre genç kızı muayene edip bilgi aldıktan sonra Alya’ya verilmesi gereken ilaçları not ettirip odadan çıkmıştı. Duruma göre genç kızın hastaneden çıkıp çıkmayacağına sabah ki vizitede karar verilecekti.

“Annemler nasıl, sen nasıl geldin?” Alya biraz daha kendine gelince sormuştu. Selim kardeşine üzgün bir şekilde bakarak cevap vermişti.

“Onlarda gelmek istedi ama düğün için geri kalmalarını söyledim. Aralarında en müsait bendim,” dediğinde Alya onun doğru söylemediğini biliyordu. Abisi kendi düğünü gibi kardeşinin düğün hazırlıklarına yardım ediyordu. Üstelik iki çocuğu vardı ve okuldan izin aldığına da emindi.

“Okul ne olacak?”

“Bir arkadaşım benim yerime derse girecek. Hem hafta sonu geldi,” dedi. Alya yeniden abisine sarıldığında bu kez odaya arkadaşları doluşmuştu.

“Kız bir gecede manita mı yaptın?” Ahmet’in sorusuyla Alya gülümsemişti. Ahmet Selim’e dikkatle bakarken genç adamın bakışlarından ürkerek yutkunmadan edememişti.

“Kim bu şebek Alya?” Selim’in sorusuna iki kız gülerken Ahmet yüzünü asarak konuşmuştu.

“Aşk olsun Selim abi, kalbimi kırdın.”

“Kafanı kırmamı istemiyorsan kim olduğunu söylersin.” Alya Ahmet’i tanıttıktan sonra odada koyu bir sohbet başlamıştı. Deniz Hanım bir köşede üzgün bir şekilde otururken Alya’nın gözleri arada kadına kayıyordu. Adnan ve Cenk dersleri olduğu için okula gitmişlerdi. Ahmet ve diğerleri ders saatleri yaklaşınca hastaneden ayrılırken odada sadece Selim ve Deniz Hanım kalmıştı.

“Hastaneden çıkınca eve dönüyoruz Alya, burada tek başına kalmana izin veremem.” Selim’in sözleri odada yankılanırken Alya yutkunmadan edememişti.

***

Umarım bölümü beğenmişsinizdir. Yorumlarınızı eksik etmezseniz sevinirim. Ayrıca gelecek ay hostinger yenilemesi yapacağım için sitede kasılma olabilir. Böyle bir durumla karşılaşan olursa bana mermarid.yy instagram adresinden mesaj atabilir. Biliyorum bölümlerde hatırlattığım için bir kaçınız sıkılıyordur ama lütfen bölümden çıkarken bir tane reklama tıklamayı unutmayın. Sizler için basit olan bu işlem sitenin daha hızlı olmasını sağlıyor. Çünkü içerik okumasına ve sitenin aktif olduğuna daha çok bu reklamlardan bakarak google rahatça bulunması sağlanıyor. Anlayış için teşekkür ederim.

7. BÖLÜM <<<<<—–>>>>> 9. BÖLÜM

18291cookie-checkGelincik Çiçeği 8. Bölüm
mermaridyy hakkında 333 makale
Yasemin Yaman KTÜ Orm. End. Müh. mezunu. Şuanda Parola Yayınlarında yazar. Hobileri yazmak, müzik dinlemek, basit çizimler yapmak ve manga okumak. Benim Küçük Gelinim ve Göremediğim Sen, Sen Olmadan Asla, Kara Duvak, Hep Seni Bekledim adında beş kitabı basıldı.

20 yorum

  1. Emeğine sağlık Yazarcigim harika bir bölümdü ❤️ Alya kaza olayını şu kötüler yapıyor diyordum ama ters köşe oldu 😀 ah kıyamam nasil acı çekiyor :'( Cenk de nasıl telaslandi (^3^♪ ah Selim götüreceğim diyorsun ama Alya gelmez

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*