Cesur 8. Bölüm

Merhaba arkadaşlar. Hikayeye başlamadan önce lütfen okuyun. Bazen bölümlerin altına ya da özel olarak bölümlerin kısa olduğunu belirtiyorsunuz. Açıkçası ben üç hikayeye bölüm yazarken kendime bölüm başı sayfa sayısı koyuyorum. Bu sayfa sayısı 10 ile 12 sayfa arası değişiyor. Bu da en az 3000 en fazla 3500 kelime demek oluyor. Üç hikayeyi aynı anda yazıp yayınlıyorum. Bazen bölüme kendimizi kaptırarak bölüm kısa gelebilir ama bölüm uzunluklarının standart olduğunu bilmenizi isterim. Ayrıca çok güzel yorumlar alıyorum çok teşekkür ederim. Hepinizi seviyorum. Keyifli okumalar!

***

Genç adam yorgun bir şekilde kendini kanepenin üzerine bırakarak gözlerini kapatmıştı. Ertesi gün gece nöbeti olduğu için sabah erkenden hastaneye gitmesine gerek yoktu. Gün içinde iki tane zor ameliyata girmişti. Yemek yediği için biran önce uyumak istiyordu. Kapıdan gelen sesle gözlerini açarak başını hafif kaldırmıştı.

“Serdar, evde misin?” genç adam ablasının sesini duyunca gülümsemişti. Ne zaman evde olsa ablasının ona seslenmesi huzur veriyordu. Bazen kendisi geç geldiğinde ablası tarafından beklenmek genç adama tarifi mümkün olmaya bir mutluluk veriyordu.

“Salondayım ablacım.” Aylin salona gelerek kanepede uzanan kardeşinin başını okşamıştı.

“Çok mu yoruldun?” Serdar küçük bir çocuk gibi başını sallarken Aylin onun masum ifadesine gülümsemişti.

“Kalk bir duş al, misafirliğe gideceğiz.” Serdar tek kaşını kaldırarak ablasına bakarken Aylin sıkıntıyla nefesini dışarıya verdi. Yüzündeki ifade Serdar’ın hoşuna gitmemişti.

“Servet amca, akşam yemeğine çağırdı. Gitmemek gibi lüksümüz yokmuş.” Serdar ablasının sözleri karşısında duraksamıştı. Onun üzülmesini istemiyordu.

“İstersen arayıp gelemeyeceğimizi söyleyebilirim. Sen Servet amcaya karşı gelemiyorsun.”

“Saçmalama Serdar, hadi kalk gidip gelelim.”

“Onunda orada olabileceğini biliyorsun değil mi?” Aylin kardeşinin kimden bahsettiğini anlasa da omzunu silkmişti.

“Olabilir, ama duyduğum kadarıyla kendi evi varmış. Karısının kayınvalidesi ile kalmak isteyeceğini sanmıyorum.”

“Bundan o kadar emin olma.” Aylin buruk bir şekilde gülümsemişti.

“Emin ol o kadın kimsenin işine karışmasına izin vermez.” Aylin’in sözleri ile Serdar şüpheyle ona bakmıştı.

“Karısını tanıyor muydun?” genç kadın kardeşinin sorusuna cevap vermeden üzerini değiştirmek için odasına doğru ilerlemişti. İçi buruktu. Yıllar önce kendince yapmış olduğu en büyük hatayı hatırlamak istemiyordu. Cesur’un evden ayrıldığını ve evlendiğini öğrendiğinde onunla görüşmek için çok çabalamıştı. Ama adresini bulduğunda büyük bir acımasızlıkla karşılaşmıştı. Başını iki yana sallayarak düşüncelerinden kurtuldu. Kısa bir duş almak için banyoya giren genç kadın kendini ezdirmemeye kararlıydı. Bu kez o kapıdan ağlayarak dönmeyecekti, gerekirse kendisine hakaret eden kadına haddini bildirecekti.

Banyodan çıktığında kısa saçlarını kurutmak fazla zamanını almamıştı. Karnının üzerinde ki ize gözleri takılınca yine içi acımıştı. O günlerden kendisine kalan yara izi acılarını taze tutmaya yetiyordu.

“Abla hazır mısın?” Serdar’ın sesi ile hızla üzerini giyinmişti. Saçlarının ucu hala nemli olsa da gidene kadar kuruyacağına emindi. Odasından çıkarak kapı ağzında kendini bekleyen kardeşinin yanına gitti.

“Hazırım, hadi gidelim.” İkili evden çıkarak asansöre doğru ilerledi. Hastaneye on dakikalık bir mesafede yapılan sitede ortaklaşa kendilerine yetecek büyüklükte bir ev almışlardı. Eski evlerini kiraya verdikleri için mahalle ile bir ilişkileri kalmamıştı. Serdar arabasının kapısını açarken ablasının binmesini bekleyerek şoför koltuğuna geçti. İki haftada bir ziyaret ettikleri ailenin evine doğru sürerken ikisi de oldukça gergindi. Aylin Cesur’u görebileceği için, Serdar ise gün içinde öğrendiklerini ağzından kaçırabileceği için gergindi.

Araba Karahanlı villasının önünde dururken karşıdan gelen taksiden inenleri gören ikili duraksamıştı. Serdar ablasına kısa bir bakış atarken onları gören adamın gözlerindeki ışık Serdar’ı şaşırtmıştı. Ayşem taksiden inerek babasının yanına giderken kendilerine dönen bakışları fark edince durarak babasına baktı.

“Babacım?” Ayşem uyarmak için babasına bakarken onun çoktan ikiliyi gördüğünü görünce gözlerini kısmıştı. Ağır adımlarla evin kapısında duran ikiliye doğru ilerlerken Ayşem oldukça gergindi.

Aylin daha ilk dakikadan Cesur’u görmeyi planlamamıştı. Onunla konuşmamak için hızla evin kapısına doğru ilerlemeye başladı. Ardından seslenen kardeşini bile duymuyordu. Kapı zilini çalarak açılmasını beklerken arkasında hissettiği bedenle gerilmişti.

“Merhaba Aylin,” Cesur’un selam vermesine karşılık genç kadın ona bakmadan sadece başını sallamıştı. Ayşem babasının kadının tepkisizliğine rağmen keyfinin yerinde olduğunu görünce başını iki yana sallamıştı. Babası buraya geldiklerinden beri oldukça farklı davranıyordu. Sanki kabuklarından sıyrılmıştı.

“Merhaba Cesur Bey, nasılsınız?”

“Şükür halimize, sen nasılsın? Ablan yüz vermiyor bari sen söyle, ablan iyi mi?”

“Ablam, bildiğim kadarıyla çok iyi.” Serdar adamın ablasına laf atmasına gülmemek için kendisini tutuyordu.

“Sana yabancılarla konuşmaman gerektiğini söylemiştim Serdar.” Aylin’in sert sesiyle Ayşem kendini tutamayarak konuşmuştu.

“Sanırsın altı yaşında ki çocuk. Aylin abla, yabancılardan şeker almamasını da söyledin mi?” Ayşem’in sorusuna karşılık Serdar kaş çatarken Aylin tek kaşını kaldırarak genç kıza bakmıştı.

“Tıpkı baban gibisin, alaycı ve…” Aylin sözlerini tamamlayamadan kapı açılmıştı. Onları Ayşem Hanım karşılamıştı.

“Aylin, kızım hoş geldiniz.” Kadın genç kadının yanaklarını öperek içeri buyur ederken hemen arkasında gördüğü torunu ile gözleri parlamıştı.

“Ah canım, güzel torunum gelmiş,” diyerek genç kızı kollarının arasına çekmişti. Ayşem hissettiği şefkatle kadına karşılık verirken babasının “Merhaba anne, torunun güzel olacak tabi, güzelliğini senden almış,” diyerek kadının tepesini öpmüştü.

“Geç içeri, laf ebeliği yapma.” Cesur gülerek içeri geçerken Serdar kadının elini öperek onları takip etti. Serdar salona girdiğinde bir köşede oturan Çisil ve Çisem’in yanına giderek onlara sarılmıştı. Çisem’in karnını okşayarak “Küçük prens bu gün nasılmış?” diye sorunca Çisem gülümseyerek Serdar’a baktı.

“Çok hareketli bu gün, annesini yordu,” dediğinde Serdar bebeğe söylenmeye başlamıştı.

“Anneyi üzmek yok küçük adam, sağlıklı doğmak için ona ihtiyacın var,” dedi. Cesur kardeşiyle yakın olan adama kaşlarını çatarak bakıyordu. Onun bakışlarını Ayşem fark edince istem dışı babasını dürtmüştü.

“Baba, adamı öldürecek gibi bakıyorsun.” Ayşem’in fısıldayarak söylediği sözlerle omzunu silkmişti.

“Görmüyor musun, kardeşime nasıl yakın davranıyor.”

“Olabilir, Çisil teyzeme diyordun ama sende onun kadar kıskançsın.”

“Bu kıskançlık değil,” diye itiraz eden adam başını çevirdiğinde babası ile göz göze gelmişti.

“Bir şey mi söyleyecektin baba?” Servet Bey oğluna hafif gülümseyerek cevap vermişti. oğluyla konuşması gerekenler vardı ve bunun için fırsat kolluyordu.

“Hadi yemeğe kadar seninle çalışma odasına geçelim.” Cesur merakla kalkarken tek düşündüğü kızının sağlık durumuydu. Babası onunla konuşmak istiyorsa bunun nedeni Ayşem olmalıydı. Cesur hemen ayağa kalkarken Ayşem de onunla kalkmıştı. Kızına kısa bir bakış atan genç adam “Sen kal canım, dedenle yalnız konuşacağım.” Ayşem tedirgin bir şekilde salondakilere bakarken babaannesi yerinden kalkarak kızın koluna girmişti.

“Gel güzelim, babaannen sana babanın odasını göstersin,” diyerek genç kızı salonun kapısına yönlendirmişti. Cesur kızının arkasından bakarken gözlerini kısarak Çisil’e dönmüştü. Kardeşi hala kötü bir şekilde kızının arkasından bakıyordu.

“Çisil, kızıma öldürecekmiş gibi bakmayı kesmezsen ilerde bende aynısını senin çocuğuna yaparım.” Çisil abisine omzunu silkerken Cesur sıkıntıyla nefesini dışarıya vermişti.

“Buraya taşınmayı tekrar gözden geçirsem iyi olacak sanırım. Böyle bir zamanda Ayşem’in gerilmesine izin veremem.” Çisil abisinin sözleri ile hızla yerinden kalkmıştı. Gözleri dolu bir şekilde salondan çıkıp giderken Çisem kardeşinin arkasından başını iki yana sallamıştı.

“Ona zaman vermelisin abi, Ayşem’e alışması gerekiyor.”

“Çabuk alışsa iyi olur, küçük çocuk gibi davranıyor.” Çisem bakışlarını kaçırarak yüzünü asmıştı. Cesur babasının yanına giderken Aylin şaşkınlıkla Çisem’e bakıyordu.

“Neler oluyor Çisem?” dediğinde Serdar da merakla genç kadına baktı.

“Çisil’in her zamanki kıskançlığı işte. Abimi Ayşem’den kıskanıyor.”

“Hadi canım daha neler.” Serdar araya girince Aylin ona ters bir şekilde bakmıştı. Serdar Çisem’i ciddi olduğunu anladığında şaşkınlığı daha da artmıştı.

“Eskiden de Cesur’u çok kıskanırdı. Sanki bi onun ağabeyi vardı dünyada.” Çisem kadının sözlerine gülerken Serdar düşüncelere dalmıştı.

“Peki Cesur abi neden Ayşem’in gerilmemesi gerektiğini söyledi?” Serdar düşüncelerini dışa vururken Çisem kardeşinin söylediği hastalığı hatırlayınca o da gerilmişti. Bakışları babası ile abisinin gittiği yöne kayarken içinden kötü bir şey olmaması için dua ediyordu.

“Ayşem’in karaciğer rahatsızlığı varmış. Babam bu gün onu muayene etti. Sanırım şimdi onu konuşuyor abimle.”

“Üzüldüm onun adına, umarım sağlığına kavuşur.”

“İnşallah.” Çisem tedirgin bir şekilde yerinde dururken Serdar genç kız için üzülmüştü.

“Annesi nerede, neden gelmedi?” Serdar’ın meraklı ifadesi Çisem’i güldürse de aklına gelen şeyle yüzünde ki gülümseme yavaşça silinmişti.

“Ayşem’in doğumunda ölmüş, abim öyle söyledi.” Aylin genç kadının sözleri ile hızla ona dönmüştü.

“Öldü mü?” Serdar ablasının beyaza kesen yüzünü görünce endişelenerek onun yanına geçmişti.

“Abla iyi misin?” Aylin başını sallarken nefes almak için kazağını çekiştirip boynunu gevşetmeye başlamıştı. Çisem endişeli bir şekilde genç kadına bakarken merdivenlerden gelen sesle hemen toparlanmışlardı.

“Çisil’e ne oldu?” yaşlı kadının sorusu ile Çisem gülümsemişti.

“Abisinden azar işitti,” dediğinde Ayşem Hanım ne olduğunu hemen anlamıştı.

“Ne olacak bu kızın hali?” Ayşem babasının hala salona dönmediğini görünce gergin bir şekilde salona geçerek babaannesinin yanına oturmuştu. Kadın hemen onu kanadının altına alırken Çisem kızın tedirginliğine üzülerek bakmıştı.

“Duyduğum kadarıyla açıktan okuyormuşsun doğru mu?” Ayşem halasının kendisine soru sormasıyla ona bakmıştı. Başını sallayarak “Evet,” dedi.

“Ebeliği sevdiğini sanıyordum, neden başka bir bölüm okuma ihtiyacı duydun?”

“Evet, seviyorum. Bu bölümü babam istediği için okuyorum,” dedi. Ayşem Hanım arada torununun saçını okşuyor, başına dudaklarını bastırıyordu. Ayşem babasından alıştığı bu durumu doğal karşılarken Serdar yaşlı kadının torununa olan davranışına gıptayla bakıyordu.

“Zor olmuyor mu, hem çalışıp hem okumak?” Çisem’in sorusuna Ayşem gülümsemişti. Gülümserken çenesinde oluşan gamze belirginleşirken Aylin’in aklından sadece Cesur’un çenesinde ki gamze vardı. Gülünce iyice içe çöken çukur gençken Aylin’in izlemeyi en çok sevdiği şeydi. Daldığı dünyadan Ayşem’in sözleri ile çıkmıştı.

“Ebelik daha zordu, bölümün dersleri o kadar zorlamıyor,” dedi. Konuşmaları Cesur ve Servet beyin salona girmesiyle kesilmişti. Ayşem yerinden kalkarak babasına sarılmıştı. Cesur kızını hemen kolunun altına alırken Servet Bey homurdanmaya başlamıştı.

“Şuna bak Ayşem, hiç dedem var diyor mu? Varsa yoksa babası,” Servet beyin sitemi salondakileri şaşırtırken Ayşem gergin bir şekilde dedesine bakmıştı.

“Şey ben özür dilerim, sizi kırmak istememiştim.” Ayşem mahcup bir şekilde dedesine bakarken adam buruk bir şekilde gülümsemişti. Salonda ki ikili koltuğa oturarak genç kıza “Gel bakalım yamacıma sen,” diye seslenirken Ayşem önce babasına bakmış onun onayı ile dedesinin yanına oturarak ellerini bağlamıştı. Servet Bey kızın tedirginliğini anlayabiliyordu.

“Cesur, bu kız hiç halalarına çekmedi. Ne bu çekingenlik?”

“Aslında Çisil halasının huylarının çoğunu almış ama sizden çekiniyor sanırım.”

“Ben kimseden çekinmiyorum baba.” Ayşem’in ani çıkışı ile aile gülümsemişti. Cesur etrafına bakınarak Çisil’i görmeye çalışmış ama kardeşinin salona dönmediğini görünce kaşlarını çatmıştı.

“Çisil nerede?”

“Odasına kapandı, yemeyecekmiş.” Ayşem hanımın sözlerine karşılık Cesur kaşlarını daha da çatmıştı.

“Bu kız hiç büyümeyecek.” Cesur salondan çıkıp giderken diğerleri onun arkasından bakmıştı. Serdar ablasına bakarak durum analizi yapıyordu. Ablasının bakışları Ayşem’in üzerinde odaklanmıştı. Onun bu şekilde dalgın olmasından hoşlanmıyordu.

“Ee Serdar hastanede işler nasıl?” Serdar gelen soruyla hafif gülümsemişti.

“Benim bölümde durumlar iyi çok şükür Servet amca, yeni canlar dünyaya ilk bizim elimizde gözünü açıyor.”

“İşini sevmene seviniyorum. Birçok doktor bir süre sonra işinden keyif almıyor.”

“Aşk olsun Servet amca, ben işimi nasıl sevmem. Her gün yeni bir hasta geliyor. Ayrıca mesleğim kadınlar üzerinde çok etkili!” diye şaka yaparken Servet Bey başını sallayarak gülmüştü.

“Sen akıllanmazsın oğlum,” derken yanında ki kızın homurtusunu duymuştu.

“Ne dedin canım?” Ayşem gözlerini Serdar’a dikerek dedesine cevap vermişti.

“Mesleğini gereksiz kullananların güvenilmez olduğunu,” diyerek adamın anbean değişen ifadesini keyifle izlemişti.

“Öyle mi?” Servet Bey torununun sözleri daha da keyiflenirken Serdar’ın yüzünün ifadesine neredeyse kahkaha atacaktı. Yardımcılarının masanın hazır olduğunu bildirmesi ile herkes yerinden kalkmıştı. Baş köşelere geçen karı koca iki yanına aldığı çocuklarına gülümsedi. Aylin, Serdar ve Çisem masanın bir köşesine geçerken Ayşem babasının gelmesini masanın diğer tarafına geçerek bekliyordu.

“Nerede kaldı bu çocuklar?” Ayşem hanımın söylenmesi ile kapı ağzından gelen sese dönmüşlerdi.

“Çocukluğu bırak artık Çisil, masada insanlar bekliyor.”

“Bana ne işte yemeyeceğim, sen git kızınla ye.”

“Çisil beni delirtme,” Cesur’un sesi sert çıkınca Çisil yerinde sinmişti. Ayşem şaşkınlıkla babasına bakarken Servet Bey onları umursamayarak yemeğine başlamıştı.

“Hadi yemeğinizi yiyin, nasılsa onlar acıkınca yer.” Ayşem Hanım üzgün bir şekilde iki çocuğuna bakarken Servet Bey karısına seslenerek dikkatini çekmişti.

“Bakma şöyle Hanım, sen bilmiyor musun bu ikisiniz? Her zamanki halleri işte. Çisil hala çocukluğundan çıkamadı, abisine naz yapıyor.”

“Kim naz yapıyormuş, hem de buna,” diyerek abisini göstererek cevap vermişti. Hızla ilerleyerek masadaki yerini alarak önünde ki tabağını karıştırmaya başlamıştı. On dakikadır genç kızı odasından çıkması için ikna etmeye çalışıyordu. Sonunda dayanamayarak kardeşini kolundan tutup odasından çıkarmıştı. Çisil direnmeye çalışsa da Cesur’a gücü yetmezdi. Cesur kızı ile kardeşinin arasına oturarak sıkıntıyla nefesini dışarıya vermişti.

“Hadi Ayşem, yemeğini ye evimize gidelim,” dediğinde masada sessizlik oluşmuştu. Kaşık sesleri birden kesilirken Cesur başını kaldırıp masadakilere baktı. Hepsinin gözü kendi üzerindeydi. Onları umursamadan sadece annesine hafif gülümseyerek baktı.

“Kalsaydınız oğlum,” diyen kadının üzüntüsü sesinden anlaşılıyordu.

“Babacım sen kal istersen, ben eve kendim gidebilirim.” Ayşem’in sözleri karşısında ortam adeta buz kesmişti. Genç kızın mavi gözleri dolarken bakışlarını kaçırarak ıslak gözlerini saklamaya çalışmıştı. Babasının neden eve dönmek istediğini biliyordu, bunu içinde hissediyordu. Yine kendisi yüzünden ailesinden uzak kalacaktı. Bu kez buna izin veremezdi. Babaannesinin babasına bakarken ne kadar mutlu olduğunu görebiliyordu. Aynı şekilde aile üyelerinin de öyle… Kendisi dışında her şey yolundaydı. Onun varlığı yine babasına sorun çıkarmaya başlamıştı. Artık küçük bir kız değildi. Kendi başının çaresine bakabileceğini biliyordu. Bu ailede ayrık otu olmak istemiyordu. Çorbasından bir kaşık yerken babasının sert sesi ile yerinde sıçramıştı.

“Ne saçmalıyorsun sen?” Ayşem yutkunarak babasına dönerken Cesur yerinden kalkarak kızını da kaldırmıştı.

“Kusura bakmayın, size afiyet olsun,” diyerek kızını da alıp kapıya yönelmişti. Arkalarından bakan üzgün gözlerden habersiz ikili evden çıkıp giderken Çisem’in bakışları gözleri dolan kardeşine takılmıştı.

“Sanırım herkes doydu,” diyen Çisem yerinden kalkarken Aylin ve Serdar işaretleşerek masadan kalkmışlardı.

“Ayşem teyze bizde gidelim. Yarın çok işimiz var,” diyerek izin isteyip evden ayrılmışlardı. Ev ahalisi bir anda zengin kalkışı yapmış, ortamı boşaltmıştı. Serdar ablasına üzgün bir şekilde bakarken Aylin dayanamayarak “Kız neredeyse ağlayacaktı,” dedi. Serdar başını sallarken ilerde yürüyen ikiliyi görünce duraksamıştı. Serdar az ilerdeki ikiliyi göstererek ablasına baktı. Aylin de baba kıza bakıyordu.

“Az önce söylediğinde neydi öyle?” Cesur’un öfkeli sesi iki kardeşe kadar gelmişti.

“Özür dilerim baba, sadece ailenle kalmanı istemiştim.”

“Sen olmadan öyle mi?” dediğinde Cesur çıldırmak üzereydi. Kızını sarsmak istiyor ama ona kıyamıyordu. O sadece kızı değil, aynı zamanda yılladır yanında olan tek arkadaşıydı. Nefes alma nedeniydi.

“Beni düşünmeni istemiyorum baba, büyüdüm artık. Sürekli benim yüzümden aileden uzak kalıyorsun.”

“Ayşem, saçmaladığının farkında mısın? Sen benim kızımsın. Nasıl bu şekilde düşünürsün. Onlar sadece benim değil, senin de ailen.”

“Bundan o kadar emin olamıyorum baba, sürekli dışlanmaktan yoruldum. Halalarım beni kabullenmeyecek.” Genç kızın sözleri karşısında Cesur ellerini yumruk yapmıştı.

“Onlar seni seviyor Ayşem, sadece sana alışmalarına zaman tanımalısın.” Ayşem başını iki yana sallayarak babasına gözleri yaşlı bir şekilde bakmıştı.

“Aynı teyzemler gibi bakıyorlar bana, bu gece emin oldum baba. Halalarım beni istemiyor. Aynı duyguları yaşamak istemiyorum.”

“Ayşem?”

“Hayır baba, yeterince dışlandım. Onlar senin ailen, ben yüzgöz olmak zorunda değilim.” Ayşem’in sözleri genç adamın içini yakmıştı. Kızını biraz olsun tanıyorsa onu dede evine artık zor getirirdi. Bu gece ne olduysa Ayşem kararını vermişti. Aileye girmek istemiyordu. Kızına sarılarak başını öpmeye başlamıştı.

“Tamam güzelim sen nasıl istersen öyle olacak. Bundan sonra seni hiçbir şeye zorlamayacağım. Hadi evimize gidelim.”

“Baba, annen üzülecek, sen burada kal.” Cesur sıkıntıyla nefesini dışarıya vermişti.

“Senin aklın alıyor mu kızımı tek başına bırakacağımı. Annem çok istiyorsa bizim eve gelir,” dediğinde Ayşem buruk bir şekilde babasına gülümsemişti. Yanlarına gelen taksiye binen ikilinin arkasından bakan abla kardeş duydukları karşısında şaşkına dönmüştü. Serdar’ın aklı karma karışıktı. Aylin ise kızın durumuna üzülmüştü. Dışlanmanın ne demek olduğunu o da çok iyi bilirdi. Belki ailesi tarafından dışlanmamıştı ama arkadaş çevresi tarafından sürekli dışlanarak büyümüştü.

“Hadi gidelim Serdar, bu kadar gösteri yeter.” Serdar başını sallayarak arabasına binerken aklı hala ağlayan kızda kalmıştı.

***

Genç kız sabah erkenden kalkarak üzerini değiştirip kahvaltı hazırlamak için mutfağa geçmişti. Babasının birazdan kalkacağına emindi. Gece sürekli uyandığı için tam olarak dinlenememişti. Çay suyunu koyarak dolaptan kahvaltılıkları çıkarırken kapıda hissettiği hareketlilikle bakışları mutfağa giren babasına dönmüştü.

“Günaydın kızım,” Cesur kızının yanına giderek başından öpmüştü.

“Günaydın patron, kahvaltı hazır sayılır. Üzerini değiştirene kadar hazır olur,” dedi. Cesur masanın üzerinde ki salatalıktan ağzına atarak odasına geçmişti. Üzerini değiştirerek mutfağa döndüğünde hazır olan masaya geçmişti. İkisi de geceden beri sessizdi. Ayşem babasına kısa bir bakış atarak konuştu.

“Bu akşam nöbetçiyim babacım, haberin olsun.”

“Tamam canım, dikkatli ol hastanede.” Ayşem ağzına attığı zeytini yerken başını sallamakla yetinmişti. Masayı birlikte toplayarak evden hastaneye gitmek için ayrıldılar. Binadan dışarıya çıktıklarında Ayşem dayanamayarak sordu.

“Baba, evi ve arabayı satılığa çıkarmıştın. Hala satılmadı mı?”

“Neden sordun canım, bir şeye mi ihtiyacın var?”

“Yokta, kendine araba alsan güzel olurdu. Taksilerde sürünmezdin en azından.”

“Hastaneye yürüyerek gidiyoruz Ayşem, nereden çıktı araba mevzusu?”

“Bilmem aklıma geldi. Neyse hadi gidelim yoksa geç kalacağız.” İkili seri adımlarla hastaneye doğru ilerlerken oldukça düşünceliydi. Ayşem dün babasıyla yaptığı konuşmayı düşünürken Cesur kızının duygularını düşünüyordu. Hastaneye geldiklerinde Ayşem hastaneye girerken Cesur acil servise geçerek sorumlu doktorun kim olduğunu öğrenmek istemişti. Acilde sadece pratisyen doktorlar vardı. Kendisini görenler selam vermeye başladığında Cesur onları selamlayarak yönetim katı asansörüne doğru ilerlemeye başlamıştı. Güvenlik onu görünce hemen yanına gelmişti.

“Bir sorun mu var?”

“Yok Cesur Bey, size odanızın anahtarını verecektim.”

“Odamın anahtarı mı?” Cesur kendisine uzatılan anahtarı alırken kaşlarını çatmıştı. O babasının odasını kullanacaktı bu yeni oda olayı da neydi. Asansörle yukarıya çıkarken avucunun içinde ki anahtarı sıktı. Asansörden iner inmez babasının odasına doğru ilerlemişti.

“Günaydın Cesur Bey,” sekreterin karşılaması ile duran genç adam aynı şekilde cevap vermişti.

“Günaydın, babam odasında mı?”

“Odasında Cesur Bey, buyurun sizi bekliyordu.” Cesur odaya girerken sekretere çay söylemesini istemişti. Odadan içeriye girdiğinde babasını bilgisayar ekranına dikkatle bir şeyler okurken bulmuştu.

“Günaydın baba, nasılsın?”

“Gel Cesur, şu sonuçlara birde sen bak.” Cesur babasının çağrısı ile yanına giderken dosyanın kime ait olduğuna bakmadan babasına cevap vermişti.

“Ameliyat şart gibi, neden bana soruyorsun ki?” Servet Bey oğluna buruk bir şekilde bakarak derin bir iç çekmişti.

“Sende karar verdiğine göre Ayşem’in yatışını ver.” Cesur babasının sözleri ile hızla ona dönerken Servet derin bir nefes vermişti.

“Ayşem mi? Ayşem’in ne alakası var?”

“Sonuçlar kızının Cesur, ilaçlar işe yaramamış. Karaciğerde hasarlı parçayı almamız gerekiyor,” dediğinde Cesur dişlerini sıkmıştı. Yeniden ekrandaki sonuçlara bakarken kızını ihmal ettiğini düşünerek kendine kızıyordu.

“Ben hemen hallediyorum,” dediğinde çalan telefonuyla gergin bir şekilde telefonuna cevap vermişti.

“Sorun nedir?” Cesur karşıdan duyduğu şeyle hızla kapıya yönelmişti.

“Hemen geliyorum!” Cesur kapıdan çıkıp giderken Servet Bey endişeyle onun peşine takılmıştı. Asansörle alt kata inen ikili karşıdan kendilerine doğru gelen ikiliyi görünce endişeye hızla onlara doğru koşmuştu.

“Ayşem?”

****

Umarım bölümü beğenmişsinizdir. Yorumlarınızı ve beğeni butonuna basmanızı bekliyorum. Beğenmezseniz bile beğenmedim butonuna basın. Bu siz okuyucuların en doğal hakkıdır. Son olarak Reklam tıklamayı unutmayın. Sadece tek reklama tıklayın lütfen. Anlayış için çok teşekkürler. En güzele amanetsiniz. 🙂

7. BÖLÜM <<<<<—–>>>> 9.BÖLÜM

18350cookie-checkCesur 8. Bölüm
mermaridyy hakkında 333 makale
Yasemin Yaman KTÜ Orm. End. Müh. mezunu. Şuanda Parola Yayınlarında yazar. Hobileri yazmak, müzik dinlemek, basit çizimler yapmak ve manga okumak. Benim Küçük Gelinim ve Göremediğim Sen, Sen Olmadan Asla, Kara Duvak, Hep Seni Bekledim adında beş kitabı basıldı.

14 yorum

  1. Emeğine sağlık Yazarcigim yine harika bir bölümdü ❤️ ya Aylin ne yaşadı kayınvalidesi bayağı kötü Cesur’un anladım öyle ki Aylin’e iz kalacak şekilde zarar vermişler ama Aylin karısını da aileyi de tanıyormus sanırım arkadaşı felan mıydı acaba ? :/ Ah Ayşem ameliyat olmak zorunda ha 🙁 :'( Ayşem seni istemiyor değiller yanlış anladın :'( ayrıca son sahne neydi öyle ne oldu ki :-O

  2. Çok güzel bir bölümdü şimdi ne oldu diye meraktan çatlayacağım o kadar güzelki nasıl okuyoduğumu anlamıyorum çisem sende abartmasanmı yani kızını babasından kısmakta nedir gerçekten biraz büyü bence ayşemin hastalığı buzları eritecek gibi geliyor bakalım ve görelim emeğinize sağlık

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*