Ocak 28, 2022 Yazarı mermaridyy 17

Cesur 9. Bölüm

Merhaba arkadaşlar. Az kalsın günleri şaşırıyordum. Sonradan bu gün Cesur’u yayınlama günü olduğunu hatırlayınca nasıl unuttum diye kendime kızdım. 🙁 Gerçekten günleri şaşırmaya başladım. Keyifli okumalar!

***

Genç adam kızını Serdar’ın kucağında baygın bir şekilde görünce korkuyla ona doğru koşmaya başlamıştı. Adamın kucağından kızını alırken ne yöne gideceğini şaşırmış durumdaydı. Koluna dokunan babasıyla dikkati dağılan genç adan kendisine gösterilen odaya hızla girip kızını yatağa yatırdı. Telaşlı olan oğlunu kenara çeken Servet Bey torununu kontrol ederken Cesur babasından gelecek cevabı bekliyordu.

“Baba, kızım iyi mi?” Servet Bey ilk muayenesine göre oğlunu rahatlatmak için hafif gülümsemişti.

“Korkma bu kadar, şimdilik iyi sadece bayılmış. Bir şey tetiklemiş olmalı…” dediğinde Cesur’un bakışları Serdar’a dönmüştü.

“Ne oldu? Ayşem neden bu halde?”

“Ben bilmiyorum, koridorda ilerlerken solgun görünüyordu. Yanımdan geçerken birden bayıldı,” dediğinde Cesur üzgün bir şekilde kızına bakmıştı. Yatağın kenarına oturarak kızının saçlarını okşamaya başlamıştı.

“Kızım, Ayşem hadi aç gözlerini.” Cesur kızına seslenirken odaya giren hemşire babasının isteği üzerine test için kan almıştı. Sonuçları hemen istediğini söyleyen Servet Bey oldukça soğukkanlıydı. Serdar bir türlü odadan çıkıp kendi işine bakamıyordu. Servet Bey genç adama dönerek konuşmuştu.

“Sen polikliniğe dönebilirsin Serdar, gerisini ben hallederim.”

“Ama Servet amca?” dediğinde Servet beyin çatılı kaşlarıyla yutkunmuştu. Hastanede ona resmi olması gerektiğini unutmuştu.

“Hadi dedim, hastaların seni bekler.”

“Peki Servet Bey, sonra uğrarım,” diyerek odadan çıkarken aklı odada baygın yatan kıza takılmıştı. Geceden beri baba kızı düşünmüyormuş gibi birde bu başına gelmişti. Sıkıntıyla nefesini dışarıya verirken ensesini ovaladı. Birkaç hastasını muayene ettikten sonra kızı görmeye gelmeyi planlayarak oradan uzaklaşmıştı.

***

Genç kadın bir eli karnında merdivenlerden inerken derin derin soluklanmıştı. Son zamanlarda garip bir şekilde beli ağrıyordu. Henüz erken olduğu için bu durumun doğumla ilişkin olduğunu düşünmediği için endişeliydi. Salona girdiğinde annesini oturmuş düşünürken bulmuştu.

“Annecim?” Ayşem Hanım kızının seslenmesi ile kendine gelmişti.

“Gel kızım, nasıl oldun?” Çisem annesinin yanına otururken hafif gülümsedi.

“Daha iyiyim, sen nasılsın? Nedir seni bu kadar düşündüren?” kadın kızının sorusu ile dolan gözlerini kaçırmıştı. Akşamdan beri aklı Ayşem’in sözlerine takılmıştı.

“Dün geceyi düşünüyordum, abin ve Ayşem’i,” dediğinde Çisem de bakışlarını önündeki masaya dikmişti. Ayakları oymalı üzeri ağır mermer olan masa Çisem’in çocukluğundan beri salonlarında duruyordu. Annesinin klasik ve eski eşyalara olan sevgisinin bir kanıtı gibi ortada endam eden mobilyalar eski görünmek yerine oldukça şık bir ortam oluşturuyordu.

“Ayşem bizden uzak duracak.” Annesinin sözleri ile masayı incelemeyi bırakan Çisem yaşlı kadına dönmüştü.

“Eminim zamanla bize alışacaktır.”

“Halasının kendisini sevmediğini düşünüyor. Sen de duydun, akşam babasının kalmasını isterken kendisinin kalmayacağını üstü kapalı bir şekilde söyledi. Kız bize alışsın derken bizden daha da uzaklaşıyor Çisem. Kardeşinle konuşmanı istiyorum, şu kıza iyi davransın.”

“Anne, Çisil benim sözlerimle hareket etmez,” dediğinde genç kadının telefonunun çalması ile konuşmaları kesilmişti.

“Efendim Aylin abla,” Çisem arayanı görünce hemen cevap vermişti.

“Çisem, sana bir şey söyleyeceğim ama sakin olmanı istiyorum. Aslında Çisil’i aradım ama telefonu açmadı. Sanırım seansta şuanda.”

“Ne oldu?”

“Ayşem, akşamüzeri ameliyata alınacakmış.” Çisem duyduğu sözlerle olabildiğince hızla yerinden kalkmıştı.

“Ne ameliyatı, nereden çıktı şimdi bu?” diye sorduğunda Ayşem hanımda yerinden kalkmıştı.

“Ne oluyor Çisem? Ne ameliyatı?” diye soran kadın kızının “Bir saniye anne,” demesi ile yeniden telefona cevap vermişti.

“Aylin abla, abim orada mı? Neden o aramadı?”

“Şuanda kimseyi arayacak durumda olduğunu sanmıyorum Çisem, gelmek istersiniz diye size haber verdim.”

“Teşekkür ederim, hemen geliyoruz,” diyerek telefonu kapatmıştı. Yaşlı kadın salonun ortasında sağa sola giden kızının önüne geçerek korkuyla Çisem’in yüzüne bakmıştı.

“Kızım bir şey söylesene. Ne oluyor, kim hasta?”

“Ayşem’i acil ameliyata alacaklarmış anne, hazırlan hastaneye gidelim.”

“Hii… Ne oldu torunuma?” kadın ağlamak üzereydi. Çisem annesine sarılarak onu sakinleştirirken bir yandan da evin çalışanına seslenerek arabayı hazırlamalarını söylemişti. Hamile kaldığından beri babası onun için özel şoför tutmuştu. Kadın koşarak dışarıya çıkarken ikili hastaneye gitmek için hazırlanmak üzere odalarına çıktı.

***

Genç kadın odasından çıkan hastasının kapıyı kapatmasıyla sessizde olan telefonuna kısa bir bakış atmıştı. Aylin’in birkaç kez aradığını görünce bir şey olduğunu düşünerek hemen geri aradı.

“Aylin abla, beni aramışsın?”

“Seansta mıydın Çisil?”

“Bir şey mi oldu abla, sesin neden kötü geliyor?” genç kızın sorusu ile telefonun karşısında kısa bir süre sessizlik olmuştu.

“Çisil, vip odasına çıksan iyi edersin,” diyen Aylin ile hızla yerinden kalmıştı genç kız. Hastanedeki vip odaları genelde kendi ailesi ve iş adamları için kullanılırdı.

“Kime ne oldu?” genç kızın endişeli sesi Aylin’in iç çekmesine neden olmuştu.

“Ayşem rahatsızlandı. Servet amca acil ameliyata alacak.”

“Ne zaman, neden benim haberim yok?” Çisil hızla odasından çıkarken kapıda ki sekreterliğe tüm randevularını iptal etmesini söylemişti.

“Seni aradım ama ulaşamadım. Çisem ve annene de haber verdim.”

“Keşke birini gönderseydin abla ya…” Çisil asansörle en üst kata çıkarken oldukça endişeliydi. Hızlı adımlarla koridorda ilerlerken koridorda olan kalabalık dikkatini çekmişti.

“Neler oluyor burada, neden toplandınız?” Serdar ve Asaf birbirine bakarken hemşireler bakışlarını kaçırarak susmuştu.

“Serdar, hayırdır ne bu kalabalık?”

“Biz Ayşem’i merak ettiğimiz için geldik, diğerlerini de sanırım Servet Bey çağırdı. Ameliyata girecek kişileri seçecekmiş.” Çisil başını sallayarak kapıya yönelirken Asaf arkadaşına dönerek “Kim bu?” diye sordu. Serdar genç adamın sorusuna şaşırırken kaşlarını yukarı kaldırarak cevap vermişti.

“Onu tanımadığını sakın söyleme?” Asaf omzunu silkerken odaya giren genç kızın arkasından bakmıştı.

“Tanımak zorunda mıyım?” Serdar adamın sözlerine daha da şaşırmıştı.

“İki ayı geçti buraya geleli, Çisil ile hiç karşılaşmadım deme sakın?

“Çisil mi? Servet beyin kızı olan Çisil mi?” dediğinde Serdar onun gerçekten genç kızı tanımadığını anlamıştı.

“Çok meraksızsın Asaf, gerçekten pes.”

“Sende çok meraklısın Serdar, bazen dedikoduda kadınları bile geçiyorsun. Başkası yapınca kızıyorsun ama kendin hiç durmuyorsun.”

“Şu sözlere bak hele, ben sadece seninle konuşuyorum, başkası ile değil.”

“Ne farkı var?” genç adamın sorusu ile Serdar küsmüş gibi yaparak duvara yaslanmıştı. Bir süre sonra Servet Bey odadan çıkarak birkaç kişiye hazırlanmasını söyledi. Oradan ayrılan hemşirelerden sonra iki genç adam koridor başından gelen Çisem ve Ayşem Hanımı görünce onlara dönmüşlerdi. Genç adamı gören ikili Serdar’ın önünde durarak endişeyle sormuştu.

“Durumlar nasıl Serdar, bir gelişme var mı?”

“Bilmiyoruz Çisem abla, Servet Bey ve diğerleri içeride.” Ayşem Hanım hızla odaya girerken yatakta uyuyan torununu görünce elini ağzına götürerek ağlamaya başlamıştı. Cesur annesini fark edince ona doğru ilerleyip yaşlı kadına sıkıca sarıldı.

“Ağlama anne, Ayşem iyi olacak.”

“Nasıl oldu bu? Neden bizim haberimiz yok Cesur?”

“Sakin ol tansiyonun çıkacak. Hadi geç şöyle otur,” diyen genç adam Çisem’i de odadaki kanepeye oturtarak kızının yatağının ayakucuna oturmuştu.

“Servet bir şey söyle, torunum iyi mi?”

“Korkma Ayşem, ameliyat olduktan sonra daha iyi olacak.”

“Ameliyat olmak zorunda mı?” kadının sorusu ile Çisem de babasına bakmıştı.

“İlaçla tedavi olacak durumu geçti Ayşem, kendini perişan etme artık. Kendinizi toplayın birazdan Ayşem kendine gelir,” dedi. Bu sırada kapı yeniden tıklatılıp içeriye Aylin girmişti. Genç kadını gören aile minnetle onun getirdiği içeceklere bakmıştı.

“Geçmiş olsun, nasıl oldu?” Aylin’in sorusuna Çisem cevap vermişti. Nitekim Cesur genç kadına bakmaktan cevap vermeyi unutmuştu. Aylin’in kendine küs olsa dahi ailesi ile ilgilenmesi genç adamı mutlu etmişti.

“Teşekkür ederiz Aylin abla, babam ameliyatın şart olduğunu söyledi.”

“Öyle mi? Eminim atlatacaktır. Henüz çok genç…”

“İnşallah,” Ayşem Hanım yerinden kalkarak genç kızın yatağına yaklaşıp Ayşem’in saçlarını okşamaya başlamıştı. Dudaklarını kızın şakağına değdirirken bir yandan da iç çekiyordu.

“Güzel torunum benim, hadi aç gözlerini,” dediğinde genç kız onu duymuş gibi gözlerini hafif aralamıştı.

“Babaanne?”

“Babaannen kurban olsun seni verene, hadi canımım canı aç gözlerini de babaannenin içi şenlensin,” dediğinde Ayşem kadının şefkat barındıran sesine buruk bir şekilde gülümsemişti.

“Ne oldu bana?” boğazı çatlamış gibi çıkan sesiyle odada olanlara kısa bir bakış atmıştı. Bakışları Çisil halasına dönünce kadının gözlerinde görmeyi beklemediği üzüntüyle hemen bakışlarını kaçırmıştı.

“Babacım?” Cesur hemen kızının elini tutarken saçlarını okşamaya başlamıştı.

“İyi misin hayatım?” Ayşem başını sallayarak ona cevap vermişti.

“Ne oldu bana?”

“Bayıldın Ayşem, deden birkaç saat içinde seni ameliyata alacak.

“Ameliyat mı ama…”

“Korkma güzelim bende yanında olacağım,” dediğinde Ayşem gözleri yaşlı bir şekilde babasına bakmıştı.

“Beni bırakmayacaksın değil mi baba, ben tek başıma oraya girmek istemiyorum.”

“Asla, sen nereye ben oraya unuttun mu? Biz biriz…” dediğinde genç kız dudaklarından kaçan hıçkırığa engel olamamıştı.

“Bu kadar yeter, hastanın moralinin yüksek olması gerekiyor.” Servet Bey araya girerek ortamı havasını değiştirmek istemişti. Baba kızın duygusal anı odadaki kadınları hüzünlendirirken Aylin’in gözleri biran olsun onlardan ayrılmıyordu. Çisil dayanamayarak odadan dışarıya çıkarken yaşlı kadın ve Çisem babasından bilgi alıyordu. Yaklaşık kırk dakika sonra Ayşem hazırlanarak babasının kolunda ameliyathaneye götürülmüştü. Genç kız korkuyordu. Hem de çok korkuyordu ama babasının yanında olması bu korkusunun üstesinden gelebileceğini hissettiriyordu. Ameliyathanede masaya uzandığında Cesur biran olsun kızının elini bırakmamıştı.

“Baba, yanımda kal,” dediğinde dedesi içeriye girmişti. Aynı şekilde ameliyata girecek olan personel de yerlerini alırken Ayşem daha ne olduğunu anlamadan anestezi etkisine girmişti.

“Cesur çıkabilirsin.” Servet’in sözleri ile genç adam kaşlarını çatmıştı.

“Kızımın yanında kalacağım.”

“Bunun etik olmadığını biliyorsun.”

“O zaman ameliyatı senin yapmanda etik değil baba, ben babasıysam sen de dedesisin.” Cesur’un haklı ısrarı oradakilerin aklına yatsa da Ayşem’in Servet beyin torunu olduğunu yeni öğrenenler şaşırmıştı.

“Pekala, o zaman sadece kızının elini tutacaksın, müdahale etmeyeceksin,” dediğinde Cesur başını sallamıştı. Aile üyeleri üst balkondan ameliyatı izlerken Servet Bey oldukça soğukkanlı bir şekilde ilk kesiği atmıştı. Ondan sonrası ise masada yatan kendi torunu değilmişçesine işine odaklanmıştı. Cesur arada babasının yaptığı işe odaklansa da kızının etinin kesilmesine dayanamayacağını düşünerek bakışlarını kaçırıyordu. O ki birçok ameliyata girmiş, birçok kötü yara görmüş bir doktor olarak kızının tenine değen bıçağın acısını kendi içinde hissediyordu. Sanki kendi ciğeri kesiliyordu. Nefes alamayacağını hissettiğinde Ayşem’in yüzüne yaklaşarak alnını öpmüştü. Sessizce “Buradayım babacım, korkma,” diye ona sesleniyordu. Baygın kız onu duyamasa da hissedebileceğine olan inancı tamdı. Gözleri buğulanmaya başladığında babası ile göz göze geldi.

“Dayanamayacaksan çık,” dedi yaşlı adam.

“Ben iyiyim, durum ne?”

“Birazdan parçayı alacağız. Endişelenme insanlar küçücük bir karaciğerle yaşayabiliyor. Bunu sen de çok iyi biliyorsun. Bir süre yediklerine dikkat edecek o kadar.” Cesur başını sallarken Servet Bey son işlemleri de gerçekleştirerek bir süre hasar kontrol yaptıktan sonra kanama olup olmadığını anlamaya çalışıyordu. İşlemde sorun olmadığına emin olduktan sonra yarayı kapatmaya başlamıştı. Gözleri yanına seçtiği doktora dönerek “Kapatmayı siz yapın, bu konuda sizin marifetiniz belli,” diyerek yerini hastanenin estetik cerrahına vermişti. Yaşlı adamın istediği torununun bedeninde iz kalmasını engellemek değildi ancak odada olanlardan sonra Ayşem’in bedeninde ona hastalığını hatırlatacak bir iz olmamasıydı. Bir süre acısını çekecekti ancak yara kapandığında izini görmediğinde ruhu daha çabuk iyileşecekti. Torunu tahmin ettiğinden daha fazla yaralıydı. Cesur şaşkınlıkla babasına bakarken kızının ameliyat yerini diken doktorun eline baktığında babasının neden ona yer verdiğini anlamıştı. Buruk bir şekilde gülümserken Servet Bey ameliyatı bitirerek Ayşem’i bir süre yoğun bakım odasına almayı istedi. Bu şekilde gözlem altına tutulması daha kolay olacaktı. En azından iki gün yoğun bakımda kalmasını söyleyerek ameliyathaneden çıkmıştı.

Cesur sedye üzerinde ilerleyen kızının elini biran olsun bırakmamıştı. Yoğun bakıma girerken bile hemen üzerini değiştirerek kızı uyanana kadar yanında kalmaya kararlıydı. Servet Bey oğluyla konuşmak istediğinde genç adam Ayşem uyansın gelirim diye haber yollamıştı. Yarım saatlik bir bekleyişin ardından Ayşem gözlerini aralamaya başlamıştı. Cesur yerinde doğrularak yüzünü kızının görüş açısına getirerek gülümsemişti. Onu gülümseyerek karşılamak istemişti.

“ Bitti mi?” Ayşem’in boğuk çıkan sesi Cesur’u daha da gülümsetmişti.

“Bitti güzelim, çok şükür bitti.”

“Teşekkür ederim babacım,” dediğinde Cesur kaşlarını çatmıştı. Şuanda hiç bir şey hissetmiyordu. Elini kaldırarak karnına götürmek istediğinde babasını elini havada yakalamıştı.

“Dokunmamalısın,” dediğinde Ayşem buruk bir şekilde gülümsemişti.

“Neden buradayım, ameliyatta sorun mu çıktı?”

“Dedenin işleri canım, daha iyi bakılman için seni birkaç günlüğüne yoğun bakıma aldırdı.” Ayşem anladığını belirtircesine babasına bakmıştı. Yeniden uykuya daldığında Cesur yoğun bakım hemşiresine bir sorun olursa kendisini çağırmasını söyleyerek babasıyla görüşmek için odasına gitmişti. Koridorda ilerledikçe kendisine geçmiş olsun diyenlere kısa bir teşekkür ederek hızla babasının odasına girmişti. Tüm aile içeride onu bekliyordu.

“Ayşem uyandı mı oğlum?” annesinin üzgün bir şekilde konuşmasıyla genç adam kadının önünde diz çökmüştü.

“Ayşem iyi anne, uyandı. Durumu gayet iyi merak etme artık.”

“Nasıl etmem evladım, buradan çıkar çıkmaz eve gidiyoruz.” Yaşlı kadının taviz vermez sesi Cesur’u gülümsetmişti. Gözleri kardeşlerine takıldığında ikisinin de üzgün ifadesinden hoşlanmamıştı.

“Şu yüzünüzün haline bakın. Ayşem iyi, kötüymüş gibi durmayın. Babam iyi iş çıkardı.” Servet Bey oğluna kaşlarını çatarak bakıyordu.

“Sen varsın diye gelip kontrol etmedim, değerleri normal değil mi?” Cesur babasının sorusuyla hızla başını sallamıştı.

“Gayet iyi görünüyordu.”

“Bir süre yediği içtiğine dikkat etmeli. Vücudu bu yeni durumu kabullenmekte zorluk çekebilir.” Çisem konuşmaları dinlerken karnına giren sancı ile inlemişti. Cesur’un bakışları hemen kardeşine dönmüştü.

“İyi misin, ne oldu?”

“Sancı girdi, sanırım stresten.” Ayşem Hanım kızının sözlerine üzülmüştü. Hamile kadın gün içinde oradan oraya koşturup durmuştu.

“Dinlenmen gerekiyor kızım, çok yoruldun.”

“Ben iyiyim anne, birazdan Serdar’ın yanına gider kontrol olurum.”  Çisil ablasının sözleri ile hızla ayağa kalkmıştı.

“Hadi şimdi gidelim, daha fazla geciktirme.” Çisem kardeşine kaşlarını çatsa da Çisil’in geri adım atmaya niyeti yoktu. Genç kadın yavaş bir şekilde oturduğu yerden kalkarak odadan çıkmıştı. Çisem kardeşinin soğuk ifadesi karşısında oldukça şaşkındı.

“Ne oldu Çisil, neden bu haldesin?”

“Anlamadım, nasıl?”

“Sen her zaman neşe saçardın. Neden şimdi yüzünden düşen bin parça?” Çisil ablasının sorusu ile derin bir nefes almıştı. Aldığı nefes içini yakıyordu.

“İçim sıkılıyor abla, dün akşam olanları düşünüyordum. Annem perişan oldu, onları eve getirmek isteyecek ama Ayşem’in kabul edeceğini sanmıyorum.”

“O kadar emin olma, burada annemin inatçılığından bahsediyoruz.”

“Benim yüzümden değil mi abla, ona kötü davrandım. Belki sözlerimle değil ama davranışlarımla onu kırdım.” Çisem kardeşinin sözlerine gülümsemişti. Çisil her zamanki gibi vicdan yapmaya başlamıştı.

“Yalan mı söyleyeyim gerçeği mi?”

“Abla.”

“Evet kötü davrandın, ama bunu isteyerek yapmadığını düşünüyorum. Seni etkisi altın alan şu kıskançlığın başına bela olacak gibi.”

“Elimde değil ne yapayım. Sevdiklerime biri yaklaşınca sanki içimden canavar çıkıyor.” Çisil’in sözlerine genç kadın gülmüştü. Başını iki yana sallarken Serdar’ın odasına geldiklerinde kapıyı tıklatıp içeri girmişlerdi. Serdar ve Asaf karşılıklı oturmuş kahve içerken kapıdan içeriye giren ikiliyi görünce yerinden kalkmıştı.

“Çisem abla, bir şey mi oldu?” Asaf kenara çekilerek kadına yer verirken Çisil de karşısına boş olan koltuğa oturmuştu.

“Misafirin olduğunu bilmiyorduk kusura bakma Serdar. Arada karnıma sancı giriyor o yüzden geldim.”

“Kendisi misafir değil abla, o da bu hastanede çalışıyor. Doktor Asaf Günay, hastanemizin ortopedi doktoru.”

“Öyle mi? Aydın bey ne zaman ayrıldı? Sizi de tebrik ederim, aramıza hoş geldiniz.” Asaf genç kadına elini uzatarak selam verirken Çisil sessizce konuşmayı dinliyordu. Aynı hastanede çalışıyorlardı ve bu durumdan haberi yoktu. Hastane işlerinden ne kadar uzak olduğunu bir kez daha anlamıştı.

“Teşekkür ederim, ben artık gideyim. Yarın görüşürüz Serdar.” Asaf odadan çıkarken Çisil Serdar’a dönerek sormuştu.

“Babam bu kadar genç doktorları işe almazdı, nerden esti? İşinde iyi galiba?” Çisil’in sorusu ile Serdar gülmüştü.

“Genç göründüğüne bakma, seninle aynı yaşta olmalı.” Çisem ve Çisil şaşkınlıkla birbirine bakmıştı.

“Emin misin? Bu adam en fazla yirmi beş gösteriyor,” dediğinde Serdar bu kez kahkaha atmıştı. Serdar kendisinden yaşça büyük olsa da onunla iyi anlaşmıştı. Kendileri söylemese adamın yaşını kimse tahmin edemezdi.

“Söyleyene bak, sen sanki yaşını gösteriyorsun. Sahi Çisil, yakında otuz beş olacaksın neden hala bekarsın?”

“Neden, benimle evlenmek mi istiyorsun?” Çisil’in sorusu ile gafil avlanan genç adam ne söyleyeceğini bilememişti. İfadesi o kadar komik bir hal almıştı ki iki kardeş onun bu haline gülmeden edememişlerdi.

“Dünya ahiret ablamsın,” diyerek elini göğsüne koyan genç adam kızları daha da güldürmüştü.

“Hadi seni muayene edelim, bakalım ufaklık ne durumda,” Serdar genç kadını ultrason bölümüne alırken Çisem oldukça endişeliydi. Bir süre yapılan muayeneden sonra genç adamın kaşları çatılmıştı.

“Ne oldu Serdar?” Çisil genç adamın ifadesinden hoşlanmamıştı.

“Çisem abla, bir süre gerçekten dinlenmen gerekiyor. Mümkünse yataktan kalkmamalısın. Erken doğum riskin var,” dediğinde Çisem’in de yüzü asılmıştı.

“Bebeğimin durumu iyi değil mi?”

“Gelişiminde bir sıkıntı yok, ama suda azalma olmuş. Bu yüzden lütfen bol bol dinlen. Sana vereceğim ilaçları da aksatma.” Çisem başını sallarken Çisil ablasına güç vermek istercesine elini tutmuştu. Yattığı yerden doğrularak karnını silen genç kadın içindeki burukluğa engel olamıyordu. Şuanda kocası yanında olması gerekirken dünden beri ondan haber almamıştı.

“Soner’den haberin var mı Çisil, nerde biliyor musun?”

“Şeytan görsün yüzünü, toplantıda ağzının payını aldı.”

“Öyle söyleme Çisil, bebeğimin babası o. Benim için bir değeri artık kalmasa da bu gerçeği değiştiremeyiz.”

“Abla, inan bu durum onun umurunda bile olmaz. Yönetime geçemediği için çıldırmakla meşguldür o.” Çisil aklına gelmiş gibi duraksamıştı. Yanlarında duran genç adamın varlığını bile unutmuştu.

“Sen biliyor muydun?”

“Neyi?”

“Hastanenin yarısının abimin olduğunu?” Çisem kardeşinin sorusu ile duraksamıştı. Bunu ailede birkaç kişiden başka kimse bilmiyordu.

“Sen nereden öğrendin?”

“Yani biliyordun. Bana neden söylemedin? Yıllardır onun hisselerinin yönetimi babamdaydı. Biz gizemli hissedarı ararken, yanı başımızdaymış.”

“Bu durum biraz karışık Çisil, ulu orta konuşulacak bir şey değil. Sadece şunu bil, hastane kurulurken babama dedem yardım etmiş. Biliyorsun onun için erkek torun her zaman daha önemliydi. Parayı vermek için tek şartı da hastanenin yarısını abimin üzerine yapması olmuştu. Bir ara dayılarım arasında çok tartışıldı bu konu, o yüzden bende biliyorum. Ama zamanla unutmuşum.”

“Neyse, kocan bunu duyunca neredeyse bayılıp kalacaktı. Kolay kolay kendine gelemez. O yüzden onu beklememelisin.” Serdar şaşkınlıkla iki kardeşe bakmıştı. O Cesur’un başa gelmesinin aile hisselerinin çoğunluğu yüzünden olduğunu düşünmüştü. Ama görünen o ki adam tek başına bile hastaneyi yönetebilecek bir güce sahipmiş.

“Vay canına, Cesur abinin bunca yıldır gizli hissedar çıkmış olması çok iyiymiş.” Kızlar Serdar’a dönerken Serdar yutkunarak ikiliye bakmıştı.

“Bu aramızda Serdar, başkasından duymayayım.”

“Tamam, benden sır çıkmaz. Sende dediğimi unutma, dinleneceksin.”

“Tamam dedik ya, hadi çıkalım Çisil,” ikili odadan çıkarken Serdar hala şaşkınlıkla kapıya bakıyordu. Öğrendiği şeyi ablasının bildiğine emindi. Yerinden kalkarak yoğun bakım ünitesine doğru ilerlerken neden bu kadar endişelendiğini bilmiyordu. Daha adından başka bir şey bilmediği bir kız yüzünden oldukça endişeliydi. Yoğun bakım ünitesine geldiğinde hemşirelerden birinden koruyucu kıyafet istemişti. Kıyafeti giydikten sonra kartını okutarak yoğun bakım bölümüne girdiğinde genç kızın bölümüne doğru ağır adımlarla ilerledi. Çekili perdeyi hafif araladığında içeride hiç beklemediği birini görünce kaşları çatılmıştı.

“Sizin burada ne işiniz var?

***

Sizce yoğun bakımda kimi gördü? Asaf ve Çisil’den çift olur mu? Yorum yaparsanız çok sevinirim. Ayrıca reklama tıklamayı lütfen unutmayın. Sizden sadece otuz saniye eksilir ama sayfanın . aktifliğine yardım etmiş olursunuz.

8. Bölüm <<<<<—–>>>>> 10. BÖLÜM

18560cookie-checkCesur 9. Bölüm