Şubat 18, 2022 Yazarı mermaridyy 32

Cesur 12. Bölüm

Merhaba arkadaşlar. Bu bölümü severek yazdım. Hikayeye yeni karakterler yavaş yavaş dahil oluyor. Bakalım siz sevecek misiniz yeni karakterleri. Yorumlarınızı bekliyorum.

****

Genç adam elinde dosyalarla odasına doğru ilerlerken acilden gelen telefonla hızla asansöre koşmuştu. Kaza geçiren bir kadının hastaneye getirildiğini ve ona bakacak doktorun hastanede olmadığını bildiren çağrıya ayak uydurup hastayı muayene etmek için acil koridorunda hızla ilerlerken kulaklarına yankılanan iki el silah sesiyle adımları daha da hızlandı. Acilin önünde büyük bir kargaşa vardı ve Cesur kimin ateşe ettiğini göremiyordu. Birkaç dakika içinde hastane güvenliği ateş eden kişiyi etkisiz hale getirip yere yatırdığında hastanenin acilinin önünde polis sirenleri de yankılanmaya başlamıştı.

“Ne oluyor?” Cesur yanından koşarak geçen çalışanı durdurarak ona sordu. Kadının yüzü korkudan beyaza kesmişti.

“Bilmiyoruz Cesur Bey, birisi hastanenin önünde ateş etti.”

“Kimseye bir şey oldu mu?” Cesur kadının bilmiyorum dediğini duyduğunda adımları hızla çıkışa yönelmişti. Gözleri yerde yatan ikiliye kaydığında hızla ileri atılarak koşmaya başladı.

“Çisil, abicim…”

Genç kız arabasından inip hastaneye acilden girmek istemişti. Odasına en kısa yol acilden geçiyordu ve içeri girmek üzereyken kendisine doğru koşan adamı görünce ne olduğunu anlayamadan hızla yere yuvarlanmıştı. Çisil acı içinde inlerken kulağına yankılanan sesle donup kalmıştı. Bedeni buz keserken nefes almakta zorlanmaya başlamıştı. Kıpırdayamıyordu. Üzerine yatan adamın nefesini kulağının yanında hissediyor ama bir şey söyleyemiyordu.

“İyi misin?” kulağını yalayıp geçen sözlerle kısa bir süre şoku atlatırken geriye çekilen adamın gözleri bir süre bedenine dolanmış ve iyi olduğuna karar vermiş gibi yeniden genç kızın üzerine kapaklanmıştı. Çisil etrafta ki sesleri duymaya başladığında kendisine çok uzun gelen bir zaman dilimi geçmişti.

“Çisil, abicim?” diye bağıran ve buğulu bakışları arasında kendisine doğru koşan abisini görünce yanağından aşağıya bir damla yaş akmasına izin verdi.

“Abi…” derken sesi fısıltı gibi çıkmıştı. Ellerini hareket ettirip üzerinde ki adamı kaldırmak istediğinde avucuna bulaşan sıcaklıkla yutkunmadan edememişti.

Vurulmuştu!

Üzerindeki adam yaralanmıştı. Üstelik kendisini korumak isterken bu yarayı almıştı. Gözünden aşağıya sicim gibi yaş akarken gözleri Cesur ile birleşti.

“Abi yardım et!” dediğinde sesinde ki yalvarış genç adamı gafil avlamıştı.

“Çisil, iyi misin?” genç kız cevap vermek yerine hıçkırınca genç adam kardeşinin üzerinde ki adamı yeni fark ediyor gibi bakışları ona döndürmüştü.

“Abi yardım et, yaralanmış,” dediğinde Cesur siyah deri ceketin belli etmediği yarayı görebilmek için adamı yavaş bir şekilde kardeşinin üzerinden çekip yere yatırdı. Adamın içinde ki beyaz tişört kendi kanıyla boyanmıştı. “Asaf, kendine gel,” derken baygın olan adamın yüzüne hafif vursa da Asaf’ın ayılmaya niyeti yok gibiydi. Dikkat ederek yarasını kontrol ederken karın boşluğuna gelen kurşunun çıkış noktasını anlamaya çalışıyordu. Bakışları kardeşine kaydığında genç kızın hala yerde yatmış bir şekilde yanında ki adama ağlayarak baktığını gördü.

“Çisil abicim sen yaralandın mı?” Çisil başını iki yana sallarken Cesur onun tişörtünün de kan olduğunu görünce emin olmak istemişti. Kardeşi şoktaydı.

“Lütfen onu kurtar abi,” diye yalvaran genç kız hıçkırıklarına devam ediyordu.

“Hemen sedye getirin,” diye bağıran genç adam acilin önündeki birkaç sağlık görevlisi şoktan çıkmış gibi onlara doğru koşmaya başlamıştı.

Acil ameliyata alınan Asaf kurşun içerde kalmadığı için çok şanslıydı. Cesur ameliyatı bitirdiğinde kardeşini ameliyathane kapısında beklerken bulmuştu.

“Nasıl oldu?” Çisil hızla abisine yaklaşırken birden sendelemişti. Cesur kardeşini tutarak bekleme sandalyesine oturttu.

“Senin burada olmaman gerekiyordu. Neden buradasın?”

“O iyi mi abi, beni korumaya çalışıyordu.” Cesur kardeşinin başını göğsüne çekerek sıkıca sarılmıştı.

“Çok şükür ikinizde iyisiniz,” dediğinde Çisil yeniden ağlamaya başlamıştı. Cesur kardeşini kaldırarak yavaşça onu odasına götürdü.

“Hadi şimdi sana bakalım,” dediğinde Çisil anlamaz bir şekilde abisine bakmıştı. Genç kızın şaşkın bakışları arasında Çisil’in gömleğini çıkaran genç adam tam tahmin ettiği gibi kardeşinin de yaralı olduğunu görünce içinden saydırmaya başlamıştı. Çisil yaşadığı adrenalin ile yaralandığını bile anlamamıştı. Cesur kardeşinin sağ tarafında olan kurşun yarasını incelerken eline aldığı bezle yarayı temizlemeye başladı. O ana kadar yarayı hissetmeyen genç kız ani gelen acıyla geri çekilirken şaşkınlıkla kendi yarasına bakmıştı. Asaf’tan çıkan kurşun genç kızın bel kısmını sıyırıp geçmişti.

“Hissetmedim,” derken Cesur kardeşine buruk bir şekilde gülümsemişti.

“Çok şükür sıyırdı sadece, birkaç güne yaran geçer,” dedi. Çisil abisinin gözlerinin içine bakarken hala olanlara inanamıyordu. Başlarına ilk kez böyle bir olay gelirken düşünmeden edemiyordu. Cesur yarayı pansuman ettikten sonra yaranın üzerini güzelce kapattı. Odadaki dolabına yönelip içinden yedek tişörtlerinden birini çıkararak genç kıza uzatırken Çisil sessizce abisine ayak uyduruyordu.

“Üzerini değiştir, birazdan annemler damlar hastaneye,” dediğinde Çisil başını sallayarak abisini onaylamıştı. Cesur odasından çıkarak kapı yanında beklerken elleriyle yüzünü kapatarak yere çökmüştü. Uzun zamandır hiç bu kadar korktuğunu hatırlamıyordu. Ya kardeşine bir şey olsaydı? Düşünmekten kafası patlamak üzereydi.

“Cesur?” genç adam duyduğu naif sesle hızla başını kaldırmıştı. Kendisine doğru endişeli bir şekilde gelen genç kadının karşılamak için ayaklanırken kendisinin bile fark etmediği bir istekle kadını kollarının arasına çekerek sıkıca sarılmıştı.

“Çok korktum… Çok korktum Aylin, Çisil’e bir şey olacak diye…” derken Aylin yaşadığı şaşkınlıkla ne yapacağını bilememişti.

Genç kadın silah sesini duyunca sinir krizi geçirerek bayılmıştı. Kardeşi ona sakinleştirici verirken ablasını hemen yatırıp başında beklemeye başlamıştı. Birkaç saat sonra uyandığında ise başında bekleyen kardeşine ilk sorduğu şey “Cesur iyi mi?” olmuştu. Serdar’ın tüm ısrarlarına rağmen yatmayıp, Cesur’un iyi olduğunu kendi gözleri ile görmek için hızla onun odasına doğru ilerlemeye başlamıştı. Genç adamın elinden ablasını takip etmekten başka bir şey gelmiyordu.

Serdar daha ne olduğunu anlayamadan ablasına sarılan adama şaşkınlıkla bakarken elleri iki yanda yumruk olmuştu. Ablasının yeniden acı çekmesini istemiyordu. Çisil’in adını duyunca hızla odanın kapısından içeriye girmişti.

“Serdar?” Çisil üzerini düzeltip kapıdan içeriye giren adamı görünce şaşırmıştı.

“Çisil abla, iyi misin?” Çisil kendisine uzun zaman sonra abla diyen genç adama gülümsemeden edememişti.

“Korkma, ben iyiyim küçük bir sıyrık sadece,” dediğinde Serdar gözlerini büyüterek genç kızı bakmıştı.

“Yaralandın mı?” dediğinde Çisil buruk bir şekilde gülümsemişti.

“Endişelenecek bir şey yok, yaralandığımı bile anlamadım.” Serdar başını iki yana sallarken Çisil açık kapıdan abisi ve Aylin’i görünce şaşkınlıkla elini ağzına kapatmıştı. Onun bu davranışı ile Serdar da bakışlarını kapıya yöneltince yüzünü asmıştı.

“Abin olacak adama söyle ablamdan uzak dursun,” diye genç kıza fısıldarken Çisil kendini tutamayarak gülmeye başlamıştı. Çisil’in gülmesi Cesur’u kendine getirerek yavaşça genç kadından ayrılmıştı.

“Özür dilerim, haddimi aştım,” derken hızla oradan ayrılmıştı. Aylin adamın arkasından üzgün bir şekilde bakarken Çisil’in kolunu omzunda hissedince bakışlarını genç kıza çevirdi.

“İyi misin canım?” Çisil başını sallayarak abisinin gittiği yönü göstererek sormuştu.

“Onu affedecek misin?”

“Sanmıyorum,” Aylin’in kesin konuşması genç kızı üzmüştü.

“Bu kadar katı olmamalısın Aylin abla, hayat çok kısa, ne olacağımız belli değil. Bu gün ne kadar ince çizgide yürüdüğümüzü yeniden anladım. İyi düşün abla,” dediğinde Aylin kızın sözlerine hak verse de bir türlü affedemiyordu. Serdar iki kadını da kolunun altına alarak koridorda ilerlemeye başlamıştı. Aklı hala olanlardaydı. Özellikle ablasının telaşlı hali gözünün önünden gitmiyordu. Sonrasında ise yaşanan olaylar…

“Ben Asaf beye bakacağım, siz gelecek misiniz?” Çisil mahcup bir şekilde ikiliye bakarken Serdar başını iki yana sallayarak cevap vermişti.

“Benim hastam var, sonra geleceğim. Abla sen istersen Çisil ile git,” dediğinde Aylin üzgün bir şekilde genç kıza bakmıştı.

“Ben de personelle toplantıya gireceğim,” dedi. Çisil başını sallayarak ikilinin yanından ayrılmıştı.

“Seninle konuşalım mı ablacım?” Serdar ablasına ciddi bir ifade ile bakarken Aylin sıkıntıyla yüzünü sıvazlamıştı. Onun ne konuşacağını tahmin edebiliyordu. Şuanda bu konuşmayı yapacak gücü kendisinde bulamayan kadın kardeşine cevap verdi.

“Akşam konuşalım Serdar, şuanda hiç havamda değilim,” dediğinde Serdar ablasının üzerine gitmemek için geri adım atmıştı.

“Akşam kaçamayacaksın ona göre,” diyerek ablasının yanından ayrılmıştı.

***

Genç kız uykusundan çalan telefonun sesiyle uyanmıştı. Yarasına dikkat ederek telefonuna uzandığında arayan kişiyi görünce hafif gülümsemişti.

“Gülsüm,” diyerek telefonu açtığında karşıdan gelen endişeli sesle duraksamıştı.

“Oh çok şükür,” diyen kızın neden bu şekilde konuştuğunu anlamamıştı.

“Ne oluyor Gülsüm, bir şey mi oldu?” dediğinde oldukça tedirgin olmuştu. Kendisi uyurken kötü bir şey oluş olabilir miydi?

“İyi olmana sevindim kuzen, televizyonda Cesur amcayı gördüm. Burada herkes şok olmuş durumda,” dediğinde Ayşem yerinde doğrularak endişeyle sormuştu.

“Babamın televizyonda ne işi var Gülsüm, karıştırmış olmayasın.” Kuzeninin sözleriyle çağırma butonuna basmıştı. Babasına bir şey olması durumu canını sıkmıştı.

“Hastanenin önünde silahlı saldırı olmuş, senin haberin yok mu? Baban habercilere açıklama yaptı. Aşk olsun Ayşem, Cesur amcanın doktor olduğunu bizden nasıl saklarsın?” diye sorduğunda Ayşem yaşadığı rahatlıkla derin bir nefes almıştı. Hastanenin odaları dışarıdan gelen sesi geçirmiyordu. Babasının iyi olduğunu duymak genç kızı rahatlatmıştı.

“Babamın tıp okuduğunu biliyordum ama mezun olduğunu buraya gelince öğrendim Gülsüm, senden saklamadım.”

“Kasabadakiler şok oldu, herkes babanı konuşuyor. Sevda teyzen çıldırmış gibi, taşındığınız için resmen önüne gelene saldırıyor. Şimdi babanın doktor olduğunu öğrenince daha da çıldırdı.” Ayşem bir eli yüzünde sıkıntıyla nefesini dışarıya verirken teyzesinin saçma bir şey yapmaması için içinden dua ediyordu. Odanın kapısı hızla açılırken gelen hemşire kızın iyi olduğunu görünce derin bir nefes almıştı.

“Ayşem Hanım, bir şey mi oldu? Ağrınız mı var?” diye soran hemşireye üzgün bir şekilde bakarak başını iki yana sallamıştı.

“Özür dilerim sizi de telaşlandırdım. Babam iyi mi?” diye sordu. Genç hemşire cevap vermeden odaya Cesur girmişti.

“Ayşem, ne oldu kızım?” Ayşem telefonda Gülsüm’ün sesini duyunca telefona dönmüştü.

“Gülsüm, teyzem bir şey yaparsa bana hemen haber uçuruyorsun. Sonra konuşuruz,” dediğinde kızın itirazlarına rağmen telefonu kapatmıştı.

“Babacım, nasılsın? Kasabadakiler seni televizyonda görmüş. Kimseye bir şey olmadı değil mi?” Cesur hemşireye çıkabileceğini söyleyerek kızının yanına gidip ona sarılmıştı.

“İyiyim kızım, bir şey yok. Kendini bilmezin biri ateş etti.”

“Herkes iyi mi?”

“Çok şükür, sadece Doktor Asaf yaralandı. Onunda durumu iyi çok şükür,” derken genç kız başını sallayarak babasının göğsüne daha da sokulmuştu. İkili bir süre bu şekilde kaldıktan sonra Ayşem geri çekilerek babasına bakmıştı.

“Sence bu tesadüf mü?” Ayşem’in sorusu ile Cesur gerilmişti. O da kızı gibi bu durumu düşünmeden edemiyordu.

“Tesadüf olmadığını mı düşünüyorsun?”

“Bilmiyorum baba, daha önce böyle bir olay olmadığına eminim. Baba lütfen dikkatli ol.” Cesur kızının sözlerine hak verse de diline getirmemişti.  Kızını daha fazla strese sokmak istemiyordu. Odanın kapısı teklifsizce açılınca Cesur gelenlere başını çevirdi. Anne ve babası endişeli bir şekilde odaya girerek Cesur’a bakmıştı.

“Cesur oğlum, iyi misiniz? Çisil nerede?” Ayşem babasına dönerek babaannesinin sorusunun cevabını beklemişti.

“Çisil halama bir şey mi oldu?”

“Çisil iyi anne, endişelenme. Herkesin durumu iyi, odasında yoksa hastanede bir yerdedir.” Dediğinde Servet Bey oğlunu inceliyordu.

“Nasıl oldu bu?” babasının sorusu ile adamın bakışları ona dönmüştü.

“Polis araştırıyor baba, herkes iyi merak etmeyin.” Adam oğlunun sözlerine inanmasa da karısının yanında üstelemeyi uygun bulmamıştı.

“Çisil’i ara yanıma gelsin. Kızımın iyi olduğunu kendi gözlerimle göreceğim.”  Cesur annesinin sözleri ile kardeşini aramıştı. Onun Asaf’ın odasına gittiğini öğrenince anne babasına dönerek kardeşinin nerede olduğunu söylemişti.

“Çisil, Asaf doktorun odasına gitti. Saldırıda Çisil’i korumaya çalışırken Asaf yaralandı,” dediğinde Ayşem Hanım korkuyla elini ağzına götürmüştü. Ayşem ise babasının sözlerini şaşkınlıkla dinlemişti.

“Halam iyi mi gerçekten?”

“İyi dedim ya Ayşem, kaç kez söyleyeceğim. Kardeşim iyi olmasaydı ben bu kadar rahat olur muydum?” Ayşem mahcup bakışlarını kaçırarak başını önüne eğmişti.

“Hadi sen dinlen kızım, bizde Asaf doktoru ziyaret edip eve döneriz.” Servet beyin sözleri ile ikili odadan dışarıya çıkmıştı. Ayşem babasının üzgün ifadesi karşısında onu izlemeye başladı.

“Başka bir sorun var değil mi baba, bana anlatmayacak mısın?”

“Sadece aklım karışık kızım, zamanı gelince anlatacağım. Şimdi bunları düşünme de iyileşmeye bak. Yarın seni taburcu edeceğim,” dediğinde Ayşem derin bir nefes almıştı.

***

Genç kız koridorda ilerlerken kendisine geçmiş olsun diyen çalışanları sadece başını sallayarak cevaplamıştı. Ameliyattan çıkan Asaf’ı ailesi için hazırlanan bölüme aldıklarını öğrendiğinde bunun abisinin isteği olduğunu hemen anlamıştı. Gözünün önünden Asaf’ın kendisine doğru koşarak gelişi ve üzerinde cansız yatışı bir türlü gitmiyordu. Kapı önüne geldiğinde derin bir nefes alıp kapıyı tıklatmış ama cevap alamamıştı. Çisil adamın uyuduğunu düşünerek sessizce kapıyı açıp içeriye girdi. Tahmin ettiği gibi Asaf uyuyordu. Genç adamın üzeri beline kadar örtülüydü. Karın bölgesinde bulunan bandaja kısa bir bakış atan genç kız ağır adımlarla yatağa yaklaşarak örtüyü göğsüne kadar çekti. Tamamen içgüdüsel olarak hareket ediyordu. Adamın sessiz ama derinden aldığı nefes sesini duyabiliyordu. Göğsü yavaşça inip kalkarken Çisil yavaş bir şekilde odada ki refakatçi koltuğuna oturmuştu. Olay olalı neredeyse dört saat olmuştu ve adamın yanına kimsenin gelmemesi Çisil’i şaşırtmıştı. Ailesine haber verilip verilmediğini bilmiyordu. Sırtını geriye yaslayarak kollarını göğsünde bağladı. Bir süre uzaktan genç adamı izlerken sessizdeki telefonun titremesi ile ailesinin geldiğini anlamıştı. Abisine sessiz olmaya çalışarak cevap verirken birkaç dakika sonra odaya gelecek olan ailesini beklemeye başladı.

Yerinden kalkan Çisil Asaf’ın uyanmaması için kapıya doğru ilerlemişti. Kapıyı usulca açıp dışarıya çıktığında ise koridorun sonundan kalabalık bir şekilde kedisine doğru gelen guruba yutkunarak bakmıştı. Adamlar neredeyse her odaya bakıyordu. Cesaretini toparlayarak adamların önünde durup onların odaya girmesine engel olmuştu.

“Birine mi bakmıştınız? Bilmem farkında mısınız ama burası bir hastane ve siz böyle kalabalık bir şekilde insanları tedirgin ediyorsunuz.” Önde duran adam Çisil’e kısa bir bakış attıktan sonra endişeli bir şekilde konuşmuştu.

“Kusura bakmayın, biz Asaf Günay’ın yaralandığını duyduk, onun için gelmiştik.” Çisil adamın arkasında duran beş adama kısa bir bakış atarak gözlerini kısmıştı.

“Siz Asaf beyin nesi oluyorsunuz?” dediğinde genç kız hala adamları inceliyordu. Hepsinin üzerinde kendisinin de iyi bildiği bir markanın takım elbiseleri vardı. Üstelik kollarında ki saatlerde oldukça pahalıydı. Gözlerini kısarak adamları incelemeye devam ederken Asaf’ın bu adamlarla ne işi olduğunu anlamaya çalışıyordu.

“Bakın yardımcı olmayacaksanız bize mani olmayın,” diyen adam Çisil’i geçmek isterken Çisil adamın önüne geçerek onu durdurmuştu.

“Size kim olduğunuzu sordum, ne bileyim Doktor Asaf’a zarar vermeyeceğinizi? Ayrıca bu gün olanlardan sonra böyle çete gibi hastaneye gelmeniz de şüphe uyandırıcı.” Adam kızın sözlerine karşılık neredeyse gülecekti. Arkada duran adamlardan biri öne çıkarak “Abi bu kadın neden bahsediyor?” diye sorduğunda adam başını iki yana sallayarak ona cevap vermişti.

“Kadın haklı oğlum, size söyledim sonra gelin diye,” diyerek adamı azarlamıştı.

“Ama Asaf abimi bizde merak ediyoruz,” diyen adama gözlerini kısarak bakan Çisil diğer adamları incelerken yutkunmadan edememişti. Arkada duran iki adamın gözleri Asaf ile aynıydı.

“Asaf’ın nesi oluyorsunuz?” sonunda kızın tedirgin sesine karşılık öndeki adam gülümsemişti.

“Ben Erkan, Asaf’ın büyük ağabeyiyim, bunlarda kardeşlerim,” dediğinde Çisil şaşkınlıkla ağzı açık bir şekilde adama bakmıştı. Kızın kıpırdamadığını gören az önceki adam abisine dönerek “Kız dondu kaldı abi, bir şey olmasın,” dediğinde adam kardeşinin sözlerine gülmüştü.

“Karşımızda donup kalan ilk kız değil aslanım, son da olmayacak,” dediğinde Çisil gözlerini kısarak adama bakmıştı.

“Doğru söylediğinizi nereden bileyim?”

“Ablacım, izin versen de abimizi görsek?” diyen arkadakilerden birine kaşlarını çatarak çemkirmişti.

“Nereden ablan oluyormuşum senin?” genç adam kızın çıkışı ile bir adım geri giderken diğer adam konuşmuştu.

“Tamam yenge deriz bizde o zaman,” dediğinde Çisil iyice çileden çıkmıştı.

“Bana bak alırım seni ayağımın altına, doğru konuş benimle,” dediğinde arkadan gelen sesle herkes sesin sahibine dönmüştü.

“Neler oluyor burada?” Servet Bey ve Ayşem Hanım kalabalığa yaklaşırken Çisil derin bir nefes almıştı.

“Merhaba, ben Erkan, Doktor Asaf’ın abisiyim ama bu bayanı ikna edemedik.”

“Çisil kızım?”

“Baksana baba bunların hepsi Asaf’ın kardeşleri olduğunu söylüyor. Ne bileyim doğru söylediklerini,” dediğinde Erkan cebinden kimliğini çıkararak genç kıza uzatmıştı. Çisil şaşkın bir şekilde kimliğe bakarken isim ve soyadına dikkat etmişti. Gerçekten de soyadları tutuyordu.

“Asaf’ın bu kadar kalabalık ailesi olduğunu bilmiyorduk, buyurun odası burası,” diyen Servet Bey kızını kenara çekerek adamların odaya girmesine izin vermişti.

“Çisil, ne oluyor kızım neden adamları engelliyorsun?” Ayşem Hanım kızının şaşkın bir şekilde baktığı kapıya gözlerini dikerek sormuştu.

“Anne, bu gün olanlardan sonra ne bileyim ben. Çete gibi gelmişler hastanenin içinde dolanıyorlardı.” Ayşem Hanım kızının saçını okşayarak iyi olduğuna şükretmişti.

“Çok şükür iyisin, çok korktum kızım,” dediğinde genç kız annesine sarılmıştı.

“İyiyim annecim, endişelenme artık. Ablam öğrenmedi değil mi?” Ayşem Hanım üzgün bir şekilde kızına bakıp başını sallamıştı.

“Öğrenmedi ama yakında öğrenir. Onu arayıp iyi olduğunu söylemelisin, ya da akşama evde yemek verelim de rahatlasın.”

“Ben ablamı ararım, sen merak etme. Hem Ayşem de hastanede, o çıkınca toplanıp yemek yeriz,” dediğinde Ayşem Hanım kızını göğsüne çekip sarılmıştı. Çisil etrafına bakınarak “Anne, herkes bize bakıyor,” dediğinde kadın onun sözlerini umursamamıştı bile. Çisil geri çekilirken odanın içinden gelen gülme seslerine dikkat çekmişti.

“Asaf Bey uyandı sanırım,” diyen Çisil annesi ile birlikte odanın kapısını tıklatarak içeriye girmişti.

Genç adam gözlerini araladığında karşısına görmeyi beklediği en son kişileri görünce sıkıntıyla iç çekmişti.

“Sizden kurtuluş yok mu?” diyen Asaf gözlerini yeniden kapattığında Erkan genç adamın omzunu silkeleyerek “Boşuna gözünü kapama Asaf, hesap vereceksin,” dedi. Asaf neredeyse çocuk gibi yerinde tepinmek istiyordu.

“Yine ordu gibi gelmişsiniz, kızlar yok mu?” dediğinde Erkan gülerek genç adama baktı.

“Sence?” dediğinde Asaf bir eliyle alnına vurmuştu.

“Oğlum niye haber veriyorsunuz onlara, kadınlar matinesine mi çevireceksiniz hastaneyi?” dediğinde küçük kardeşi atılmıştı.

“Sana da yaranılmıyor abi, zaten odanın kapısına dikmişsin zebella gibi korumanı,” dediğinde Asaf tek kaşını kaldırarak genç adama bakmıştı. Ama tepki genç adamdan değil başka birinden gelmişti.

“Genç adam o zebella dediğin kişi benim kızım, ayıp olmuyor mu?” dediğinde Asaf Servet beyi görünce utanarak bakışlarını kaçırmıştı. Erkan kardeşinin utanmasını şaşkınlıkla izlerken birden kahkaha atmıştı.

“Servet Bey, kardeşim adına çok özür dilerim. Ağzının yayları gevşedi yine,” diyerek kardeşine ters bir bakış attı.

“O değil de kızımın neresi zebella anlayamadım,” Servet Bey adamı köşeye sıkıştırırken odanın kapısı tıklatılıp içeriye giren karısı ve kızına sevgiyle bakmıştı. Asaf Çisil’i görünce derin bir nefes aldı. Genç adamın rahatlamış olduğunu sadece onu izleyen ağabeyi fark etmişti.

“Merhaba, nasılsınız?” Asaf kızın çekingen bir şekilde konuşmasına anlam verememişti. Bakışları odadakilerin üzerine gezdirdiğinde kardeşlerinin kızı göz hapsine aldığını görünce dişlerini sıkarak “Dönün önünüze,” diye adeta tıslamıştı. Çisil şaşkınlıkla genç adamın yüzüne bakarken adamın kardeşleri hızla başlarını genç kızın üzerinden çekmişti.

“Teşekkür ederim Çisil Hanım, siz iyi misiniz? Yaralanmadınız değil mi?” diye sorarken genç kız yutkunarak adama baktı. Ailesinin yanında söylemek istemediği için hızla başını iki yana sallamıştı.

“Ben teşekkür etmek istemiştim. Siz olmasaydınız ne yapardım bilmiyorum.”

“Ben bir şey yapmadım, iyi olmanıza sevindim.” Çisil babasının yanına yaklaşarak adeta onun koruması altına girmek istemiştim. Altı kişiden sadece ikisi ona bakıyordu.

“Kızım bu beyler gerçekten de Doktor Asaf’ın kardeşleriymiş.” Servet beyin sözleri ile genç kız adamlara tek tek bakmış ve bakışlarını kendisine gözlerini diken adama yöneltmişti.

“Bana o şekilde bakarak korkutamazsınız Erkan Bey,” Çisil’in sözleri ile Asaf abisine bakmıştı.

“Abi, yengeme söylememi istemiyorsan bakışlarını çek,” dediğinde Erkan’ın birden irkilmesi genç kızı şaşırtmıştı.

“Kusura bakmayın,” diyerek geri adım atan adam genç kızı gülümsetmişti.

“Ah evladım, çok geçmiş olsun. Kızımı koruduğun için çok teşekkür ederim. Allah senden razı olsun,” diyen Ayşem Hanım şefkatle Asaf’a baktı. Kadının naif sesi genç adamın içini ısıtmıştı.

“Ben bir şey yapmadım. Sadece yakınındaydım,” dediğinde Çisil onun doğru söylemediğini biliyordu. Kendisine koşuşu bir türlü gözünün önünden gitmiyordu.

“Yine de çok teşekkür ederim,” diyen Çisil adamın bakışlarını üzerinde hissedince yutkunmadan edememişti.

“Ooo burası kalabalıkmış,” diye kapıdan içeriye giren Serdar ortamın havasını değiştirmişti.

“Serdar, geç kaldın?” Asaf’ın genç adama takılmasıyla Çisil gözlerini devirmişti.

“Duydum ki postu deldirmişsin, kim bu adamlar kendine koruma mı tuttun?” diyen Serdar’a genç kız gülmemek için dudaklarını ısırmıştı.

“Tanıştırayım, abim Erkan, diğer abim Erhan, bunlarda kardeşlerim Ahmet, Ali, Gürsel ve Suat,” dediğinde Serdar şaşkınlıkla genç adama baktı.

“Hay maşallah, yedi kardeş… Küçükken hiç sıkılmamışsındır,” dediğinde Asaf gülmüştü.

“Aslında on kardeşiz, kızlar yolda geliyor,” dediğinde Çisil’in gözleri kocaman olmuştu.

“Maşallah, anne baban iyi çalışmış,” diyen Serdar’a Erkan kaşlarını çatarak bakmıştı. Homurdanan adamı fark eden Serdar diğer kardeşlerinde ters ters kendisine baktığını görünce hızla “Ben artık gideyim, çok kalabalık oldu,” diyerek kapıdan çıkıp gitmişti. Çisil genç adamın arkasından keyifli bir şekilde bakarken gülmemek için kendisini toparlamaya çalışıyordu. Bakışları yataktaki adama döndüğünde adamın kendisine baktığını görünce yutkunmadan edememişti.

“Bizde artık çıkalım, bir ihtiyacınız olursa çekinmeden haber verin,” diyerek izin isteyip kapıya yöneldi. Ayşem Hanım ve Servet Bey de kızlarını takip ederek odadan çıkmıştı. Kapıyı kapattığında Çisil annesinin koluna girerek gideceği yöne döndüğünde karşıdan gelen kalabalık kadın grubu görünce duraksamıştı. Birbirinden güzel ve oldukça şık görünüyorlardı. Çisil kadınların güzelliği karşısında şaşkınlığını gizleyememişti. Hepsinin tek ortak noktası gözlerindeki endişeydi.

“Asaf beyin kardeşleri olmalı,” diyen annesine kısa bir bakış atan genç kız kendilerine iyice yaklaşan kadınların yanlarına durmasını beklemiyordu. Çisil üzerinde ki önlüğü unutmuştu. Kadınlardan biri genç kızın gözlerine bakarak “Asaf Günay’ın odasını biliyor musunuz?” diye sorduğunda Çisil kadının sesinin bile güzel olmasına imrenmeden edememişti.

“Az ilerdeki oda, kapısında hasta adı yazıyor,” dediğinde kadın teşekkür ederek arkasındaki kadınları odaya yönlendirmişti.

“Vay canına, Asaf doktorun bu kadar kalabalık ailesi olduğunu hiç düşünmemiştim,” diyen genç kız annesinin gülmesine neden olmuştu.

“Şanslı adammış, baksana tüm kardeşleri onun için hastaneye koştu.”

“Öyle, anne babası da gelir sanırım,” dediğinde Ayşem Hanım kızının koluna girerek torununun odasına doğru ilerlemeye başlamıştı. Gün ikisi için oldukça yorucu geçmişti.

****

Genç adam kızı uyuyunca işlerini halletmek için hastane bölümlerini dolanmaya başlamıştı. En yoğun olan bölümleri tespit etmek, hangi bölümlere ilave eleman alımı yapması gerektiğini anlamak için kısa bir teftişe çıkmıştı. Her bölüm koridorlarla bir birine bağlanmış durumdaydı. Çocuk bölümü oldukça kalabalıktı. Ayrıca KBB bölümünde de hatırı sayılı bir yoğunluk vardı. Etrafı dikkatle incelerken kendisi gibi elemanları kontrol eden genç kadını görünce duraksayarak uzaktan kadını izlemeye başlamıştı. Karşısındaki kişiyle konuşması, ellerini kullanım şekli ve gülümsemesi… Cesur derin bir iç çekerek Aylin’in gönlünü nasıl alabileceğini düşünmeye başlamıştı. Bu gün ona sarıldığında evine dönmüş gibi hissetmesi genç adamı afallatmıştı.

“Cesur Bey,” Cesur kendisine seslenen kadına dönerek bakmıştı.

“Evet, bir şey mi istemiştiniz?” kadın bakışlarını kaçırarak elinde ki dosyayı genç adama uzatmıştı.

“Kalp Cerrahisi bölümünün son iki yılda tedavi ettiği hastaların listesi,” Cesur dosyayı kadının elinden alarak kısa bir bakış atmıştı.

“Teşekkür ederim,” derken genç kadının sürekli gözlerini kaçırmasından hoşlanmamıştı.

“Başka bir şey mi söyleyecektiniz?” Cesur dikkatle kadına bakarak sormuştu. Kadının kızarıp bozarması iyice şüphe etmesine neden olmuştu.

“Sanırım özel bir konu, lütfen benimle gelin,” diyerek kadını kendi odasına doğru yönlendirdi. Onlar dönüp giderken Aylin’in bakışları ikiliye takılmıştı. Gözleri kısılı bir şekilde ikilinin uzaklaşmasını izlemişti. Farkında olmadan elleri iki yanda yumruk olan genç kadın kendisine seslenen kişiyi duymuyordu. Dalgın bir şekilde odasına doğru ilerlerken arkasından kendisine şaşkın bir şekilde bakan kişilerden habersizdi.

***

Sizce Aylin Cesur’u affeder mi?

Cesur’a yeni bir yavuklu getireyim mi?

Aylin’e ya da ne dersiniz?

Ayşem’in teyzesinden beklenen bir hareket var mıdır?

Son olarak yorumlarınızı bekliyorum. Ve lütfen siteden çıkış yaparken bir reklama tıklayıp sitenin aktifliğine katkı sağlayın. Teşekkür ederim.

11. BÖLÜM <<<<<——>>>>> 13.BÖLÜM

20230cookie-checkCesur 12. Bölüm