Gelincik Çiçeği 14. Bölüm

Hayırlı akşamlar arkadaşlar. Biraz net sıkıntısı çektiğim için yayınlamak zor oldu. Umarım bölümü beğenirsiniz. Keyifli okumalar!

***

Genç kız dersi bittikten sonra Ahmet’in yardımı ile sınıftan çıkmıştı. Bir tarafında Ahmet diğer tarafında Akasya onu gelebilecek darbelere karşı onu koruma altına tutmaya çalışıyordu. Birinin genç kıza yanlışlıkla bile olsa çarpmasını istemiyorlardı. Kantine gittiklerinde oturmasıyla telefonu çalması bir olmuştu. Arayanı görünce yüzünde kocaman bir gülümsemeyle telefona cevap verdi.

“Dayıcım,” dediğinde bir süre adamın karşı taraftan konuşmasını dinledi. Alya acil olanın ne olduğunu merak ediyordu. Dayısına nerede olduğunu söyleyerek beklemeye başlamıştı. Ahmet elindeki tost ve çayı önüne bıraktığında oldukça düşünceliydi.

“Ne oldu Alya, Adnan hoca bir şey mi söyledi sana?”

“Önemli bir şey konuşacakmış, yanıma geliyor şuanda.”

“Öyle mi? Ne konuşacak acaba?” derken Alya omzunu silkeleyerek tostundan bir ısırık aldı. Akasya önündeki notları düzenleyeme çalışıyordu. Alya başını iki yana sallayarak kızının çalışma azmine gülümsedi.

“Akasya, bu kadar kendini yorma. Akşam birlikte bakarız notlara.”

“Akşam mı? Ama akşama kardeşin ve enişten sizde olmayacak mı?” dedi. Ahmet’te merak etmişti.

“Sanmıyorum, bu gün eniştem Arya’yı ikna edip götürür. İşleri var orada, daha fazla burada kalamazlar.”

“Üzüldüm senin adına, Arya’yı görmek sana iyi geliyordu.” Ahmet’te kızı onaylarken Alya hafif gülümsemişti.

“Merak etme biz bir şekilde görüşürüz nasıl olsa. Şuanda gerçekten önemli işleri var ve benim için burada kalmasını istemiyorum. Hem bu gün alçıyı aldıracağım inşallah.”

“İnşallah canım, neyse sen yemeğini ye bende kısa da olsa şunlara göz atayım,” dedi. Ahmet sıkıntıyla iç çekerken başını kapıya çevirdiğinde Adnan hoca ile Aslı’nın aynı anda içeri girdiğini görmüştü. Aslı’yı gören Ahmet hızla yerinden kalkarak “Ben kaçtım, size iyi sohbetler,” dedi. Alya bir şey söyleyemeden Ahmet’in gittiği yöne bakınca dayısının kendisine doğru geldiğini görmüştü. Adnan hocayı gören öğrenciler şaşkınlıkla ona bakıyordu. Daha önce onu kantinde gören olmamıştı. Yaşından genç gösterdiği için oldukça dikkat çekiciydi. Üstelik ünü kısa sürede okulda yayılmıştı. Kendi öğrencisi olmasa bile çoğu öğrenci onu tanıyordu. Alya bakışların farkına varınca elini yüzüne kapatmıştı.

“Şimdi yandık işte,” dediğinde Akasya arkadaşına baktı.

“Ne oldu Alya?”

“Dayım geldi,” dediğinde Akasya anlamaz bir şekilde ona bakmıştı.

“Ne var bunda anlamadım. Sanki ilk kez dayını görüyorsun.”

“Etrafına bak anlarsın!” diyen kızın sözleri ile Akasya etrafına baktığında abartısız kantinin yarısı Adnan hocayı göz hapsine almıştı.

“Afiyet olsun gençler, müsait miydiniz?” Adnan yüzünde gülümseme ile iki kıza bakmıştı. Alya dayısına bakarak sormuştu.

“Hayırdır hocam siz kantine uğrar mıydınız?” Adnan etrafına bakarak ortamı incelemişti. Kendisini izleyen bakışları görse de önemsememişti.

“Neden gelmeyeyim Alya, bizde öğrenci olduk zamanında.”

“Ah, özür dilerim efendim lütfen affedin,” diyen Alya dayısı ile dalga geçiyordu. Adnan onun bu haline gülerken herkes onlara şaşkınlıkla bakıyordu. Uzaktakiler bile kendi aralarında fısıldaşmaya başlamıştı. Alya sesini alçaltarak adama doğru eğilmişti.

“Dayı ne söyleyeceksen çabuk söyle de şu bakışlardan kurtulalım,” dedi. Adnan kıza hak veriyordu. Başını sallayarak elinde ki dosyayı kızın önüne bıraktı.

“Bunları imzalamanı istiyorum,” Alya dosyadaki belgelere kısa bir bakış atarak dayısına dönmüştü.

“Nedir bunlar?”

“Asistanlığın için gerekli belgeler,” diyen adam gayet sakindi. Alya tek kaşını kaldırarak adama bakıştı.

“Asistanlığı kabul ettiğimi bilmiyordum.” Adnan yeğeninin direteceğini bildiği için sandalyeyi çekerek karşısına oturmuştu. Akasya şaşkınlıkla ikiliye bakıyordu.

“Alya asistan mı olacak?” Akasya’nın sorusuna Alya cevap vermişti.

“Öyle bir şey olmayacak.”

“Alya, eğitimci olmak istediğini söylemiştin, bu senin için büyük bir şans. Üstelik son olanlardan sonra eline güç verecektir.” Alya dayısına kısa bir bakış atarak derin bir nefes almıştı.

“Bunun için asistan olmak zorunda değilim.”

“Peki bunu benim için yapamaz mısın? Yüksek lisansını yaparken bir yandan da meslek üzerine tecrübe kazanmış olursun.”

“Dayı, neden bu kadar ısrar ediyorsun?”

“Çünkü yapabileceğini biliyorum. Özellikle şuanda sana ihtiyacı olan biri varken.” Alya kaşlarını çatarak dayısına bakmıştı.

“Kimin asistanı olacağım dayı, sen asistan istemezsin, Ayfer hocanın asistanı olmayacağımı biliyorsun,” dedi.

“Cenk’in asistanlığını yapacaksın Alya,” dediğinde genç kız kaşlarını çatarak ona bakmıştı.

“Cenk hocayla anlaşamadığımızı biliyorsun dayı, nasıl onun asistanı olurum?”

“Bu aralar Cenk’in durumu iyi değil. Hasta olacak gibi ve öğrencilerin dersine senin girmeni istiyor. Bunun içinde resmi bir unvanın olmalı,” dediğinde Alya endişelense de belli etmemişti.

“Dayı…”

“Bu şekilde düşmanına daha yakın olmaz mısın? Bir de bu şekilde düşün,” Alya dayısına hak vermeden edememişti. O kadının kendisini Cenk’in asistanı olarak gördüğünde yüzünün alacağı şekli çok merak ediyordu. Sırf bunun için bile o belgeleri imzalardı.

“Peki benim derslerim ne olacak, derse girmem gerektiği zamanlarda ne olacak? Kendi dersime nasıl gireceğim?”

“Merak etme, Cenk ders saatlerinde ayarlama yapacaktır,” dedi. Alya kaçışı olmadığını düşünerek sıkıntıyla belgeleri imzalamıştı.

“Teşekkür ederi canım,” yerinden kalkması ile gülümseyerek iki kıza bakmıştı. “Bu arada Alya, yarın öğrencilerine ders vereceksin hazır olsan iyi edersin,” dedi. Alya itiraz edemeden genç adam oradan çıkıp gitmişti. Akasya arkadaşına imayla gülerek “Ee Hanım efendi asistanlığınızı kutlayalım,” dedi.

“Akasya kes şunu, hadi kalk derse gidelim.” Genç kız değneğinden destek alarak ayağa kalktığında Akasya’nın koluna girmesiyle yavaşça bölümüne doğru ilerlemeye başladı. Yanlarından geçen arabanın sürücüsünü fark eden Alya kaşlarını çatarak giden arabanın arkasından bakmıştı.

“Ondan hoşlanmıyorsun değil mi?”

“Ondan hoşlanmamı gerektirecek bir durum yok. Kadın kibir abidesi,” dedi.

“Aynen, geçen dönem bunun bir dayısı var onun asistanı olmak için başvurmuştum. Ama bir arkadaşım adamın sağlam olmadığını söyleyince vazgeçtim,” dediğinde Alya farkında olmadan tuttuğu nefesini bırakmıştı. Onun bu hareketi genç kızı şüphelendirmişti.

“Ne oldu Alya, neden gerildin?”

“O adamın methini bende duydum, asistanı olmamak isabet olmuş.”

“Sanırım, neyse hadi biraz daha hızlanabilir misin?” dedi. Alya kızın sözleri ile başını sallamıştı. İkili son anda derse girdiğinde Alya bu kez ön sıralarda birine oturmak zorunda kalmıştı. Değneğini kenara bıraktığında hoca da sınıfa girmişti.

“Evet arkadaşlar bu gün sizlerin seviyesini ölçeceğiz,” dediğinde sınıftan bir homurtu yükselmişti.

“Hocam ilkokulda mıyız ne seviyesi?” dediğinde öğrencilerden biri Alya gülmemek için kendisini zor tutmuştu.

“Bunu sınav olarak düşünün. Alacağınız not sınavınıza eklenecek haberiniz olsun.”

“Aaa, ama hocam önceden söylemediniz, bilseydik hazırlanırdık.”

“O zaman bu sınavın ne anlamı olurdu, hadi çok konuşmayın da soruları cevaplayın,” diyerek elinde ki kağıtları ön sıralardakilere vererek arkaya dağıtmasını beklemişti. Adam Alya’ya dönerek “İstersen sen girmeyebilirsin, malum raporun var,” dediğinde Alya başını sallayarak “Yok hocam, izniniz olursa sınava girmek istiyorum,” dedi. Bu şekilde hocanın soru tarzını da anlamış olacaktı. Akasya heyecanla genç kıza dönerken eli ayağına dolaşmıştı.

“Ne yapacağız Alya?” dedi.

“Sakin ol Akasya, bu soruları bildiğine eminim. Soruları basit olarak düşün, aklına gelenleri yaz,” dedi. Akasya önünde ki soruları okurken gözleri parlamıştı. Heyecanı daha da artmıştı.

“Alya, bunlar bana anlattığın konulardan,” dedi gülümseyerek.”

“Arkadaşlar, konuşmayın.” Hoca ikilinin konuşmasını görünce önlerine gelmişti.

“Siz ikiniz sınav boyunca ayrı oturun,” dedi. Akasya Alya’ya dönerken Alya kıza cesaret vererek gülümsemişti.

“Sen yaparsın Akasya, bakalım en iyi notu kim alacak,” dediğinde hoca ikisinin konuşmasını duysa da bir şey dememişti. Akasya yeniden kalkarak hocanın gösterdiği yere oturmuştu. Sınav başladığında Alya soruları kısa sürede cevaplayarak kalemi masaya bırakmıştı. Onun yazmadığını gören hoca yanına giderken kağıdın çoktan dolduğunu görünce cevap kağıdını eline alarak kısa bir göz atmıştı.

“Cevaplaman bitti mi?” genç kız sessizce “Evet hocam,” dediğinde adam genç kızın yazmış olduğu cevapları okuyordu.  Hocanın bakışları okuduklarıyla parlamaya başlamıştı. Masasına geçerek kızın cevap kâğıdına not verirken bir yandan da aklına takılan yerlere kendi kalemiyle not alıyordu. Bakışları sıkıntıdan eliyle oynayan kıza takıldığında onun meraksız davranışına gülümsemeden edememişti.

“Son on dakika arkadaşlar, cevaplarınız bitti mi?” dedi. Sınıfta ses çıkmazken on dakika sonra hoca kağıtları toplamıştı.

“Hocam cevapları nasıl öğreneceğiz,” dedi. Adam elindeki not verdiği kağıdı göstererek “Cevap kağıdını panoya asıyorum, fazlası var eksiği yok,” diyerek gözlerini Alya’ya dikmişti. Kız hocanın demek istediğini anlayarak bakışlarını kaçırmıştı.

“Hocam…”

“Cevaplarınızı kontrol edin, sonra sorularınız olursa bana gelirsiniz. Adam sınıftan çıkmadan önce Alya’ya bakarak “Bir ara sende yanıma uğra,” dedi. Alya sıkıntıyla başını sallarken Akasya hızla onun yanına gelmişti.

“O senin kağıdın mıydı?” dediğinde Alya yüzünü buruşturarak başını sallamıştı.

“Sanırım öyle,” dediğinde Akasya gözlerini büyüterek “Vay canına, resmen cevap kağıdı vermişsin,” dedi. Alya yeniden kalkarak sonraki derse girmeyeceğini söyleyip sınıftan çıkmıştı. Üzerinde olan bakışlardan hoşlanmıyordu.  Akasya ona yardım ederek bölümden çıkarırken Ahmet yanlarına gelerek kıza gülümsemişti.

“Yine ortalığı kavurmuşsun, herkes senden bahsediyor Alya. Ayrıca cevap kağıdın şaşırtıcıydı.”

“Saçmalama Ahmet, ben hastaneye gidiyorum sonra görüşürüz.”

“Beraber gidecektik,” dediğinde Alya’nın aklında başka biri vardı.

“Sen dersine gir beni götürecek kişiyi biliyorum ben. Merak etme sen…” dediğinde Ahmet şüpheyle genç kıza bakmıştı.

“Sen bilirsin, hadi kantine gidelim.” Akasya genç adama yönelirken Alya bölüm dışında ki yükseltiye oturarak “Siz gidin ben biraz bekleyeceğim. Akşama görüşürüz Akasya,” dedi. İkili Alya’nın yanından ayrılırken Alya kendisine yönetilen bakışları umursamayarak telefonunu eline almıştı.

“Alya, bir şey mi oldu?”

“Dersin bitti mi dayıcım? Hastaneye gitmem gerekiyor da, beni sen götürür müsün?” dedi.

“Neredesin, gelip seni alalım.”

“Bölümün önünde bekliyorum,” diyerek telefonu kapatmıştı. Dayısını biraz olsun tanıyorsa kendisi gelmeyecekti. Telefonunda takip ettiği blog sitelerinde gezinirken yanında duran arabaya kısa bir bakış atmıştı. Tam tahmin ettiği gibi arabayı Cenk hoca sürüyordu. Sessizce arabaya binerken kemerini bağlayıp arabanın hareket etmesini beklemişti. ,

“Ağrın mı var Alya, neden hastaneye gidiyorsun?” Cenk’in sorusu ile genç adama kısa bir bakış atarak “Alçımı çıkartacağım,” dedi.

“Daha bir haftan yok muydu senin?” Cenk’in sorusu ile Alya omzunu silkelemişti.

“Sıkıldım, ayağımda gereksiz ağırlık yapıyor. Eminim doktor çıkaracaktır alçıyı,” dediğinde genç adama kısa bir bakış atmıştı. Cenk oldukça solgun görünüyordu. Dayısı haklıydı, iyi görünmüyordu.

“Bu arada asistanım olmayı kabul ettiğin için teşekkür ederim. Adnan hocaya kabul etmeyeceğini söylemiştim ama beni şaşırttı doğrusu.”

“Başka şansım yoktu, dayım fena yerden yakaladı,” dediğinde Cenk gülümsemeden edememişti.

“Yine de teşekkür ederim, çok yardımın olacağına eminim.”

“Hazır konusu açılmışken yarın kaçta ders var, dayım rahatsız olduğunuzu söyledi. Derse benim gireceğimi de tabi,” dediğinde Cenk sanki bu sözü bekliyormuş gibi anında hapşırmıştı.

“Saat on birde ve öğleden sonra ikide ders. Merak etme, derse girmen gerektiğinde hocalarınla konuşurum. Gerçi bir ders hariç çakışan dersin yok.”

“İyi bari gitmişken sizde doktora bir görünün.”

“Gerek yok,” diyen adama ters bir bakış atmıştı. İkili hastanenin önüne geldiklerinde Alya önceden inerek acilin girişine yönelmişti. Cenk hocanın yanına girmesi ile Alya adamdan kimliğini istemişti. Cenk başta anlamasa da Alya’nın ısrarı üzere kendine de sıra almıştı. İkili yarım saat bekledikten sonra muayene olmuş, Alya yeniden film çekilerek kemikleri durumuna bakıldıktan sonra alçısının alınmasına karar verilmişti.

Ayağında ki alçı alınınca oldukça hafifleyen genç kız keyifliydi. Bir süre daha değnekle gezmesi gerektiğini bile umursamamıştı. Cenk’in de muayene olmasından sonra ikili arabaya binerek eve doğru yola çıkmışlardı. Yolda giderken Cenk doktorun verdiği ilaçları almak için eczanenin önüne durunca Alya da aşağıya inmişti.

“Sen neden indin?” diye soran genç adama Alya kısa cevap vermişti.

“Almam gerekenler var.” Cenk kızın öncen yavaş adımlarla yürümesini bir süre izledikten sonra arkasından ilerlemişti. Genç kız raflara bakınarak aradığını bulunca eline alıp kasa bölümüne geçerken Cenk’te reçetesinin numarasını vererek ilaçlarının hazırlanmasını beklemişti. Alya elindeki bitkisel yağı kadına uzatırken Cenk kaşlarını çatarak kıza bakmıştı.

“Bilmediğin ürünleri kullanmamalısın Alya,” dediğinde Alya başını sallayarak ona cevap vermişti.

“Merak etmeyin hocam, daha önce kullandığım bir yağ bu.”

“Yine de güvenli olup olmadığını bilmiyorsun.” Alya onu umursamayarak bir tane de diş macunu alarak parasını ödemişti. İkili işini hallettikten sonra Alya markete gitmek istese de Cenk’in iyice halsizleşmeye başladığını görünce bu isteğinden vazgeçmişti. Evin önüne geldiklerinde Arya ve Aras’ta gelmişti. Arya kardeşini görünce hemen yanına gitti. Cenk ile birlikte olmasına şaşırsa da bir şey söylememişti.

“Hayırdır Alya, neden birliktesiniz?” diye soran Arya oldukça sessiz sormuştu sorusunu.

“Hastaneye gittik. Ben alçımı aldırdım, Cenk hocada muayene oldu,” dediğinde Arya’nın bakışları adamın yüzüne dönmüştü. Oldukça solgun duran adama hafif gülümseyerek “Gençmiş olsun Cenk,” dediğinde Cenk hoca başını sallayarak ona karşılık vermişti.

“Ne oldu Cenk, hasta mı oldun? Sabah’tan daha kötü görünüyorsun.”

“Bir duş alıp uyursam bir şeyim kalmaz,” diyen adama Aras gülümsemişti.

“Geçmeyeceğini ikimizde biliyoruz Cenk, hadi sen eve geç daha fazla ayakta durma,” dediğinde adam izin isteyerek evine girmişti. Alya ve Arya onun arkasından bakarken Arya merakla sormuştu.

“Neden öyle söyledin Aras?”

“Cenk yılda iki üç kez hasta olur. En az bir hafta yattığı zamanlarda oldu on günde toparladığı zamanlarda.”

“Aa gerçekten mi? Bu kadar sık hasta oluyorsa doktora neden gitmiyor?”

“Bu gün gittik doktora, ilaç verdi doktor,” dediğinde Aras başını sallamıştı.

“Cenk’i biraz olsun tanıyorsam o ilaçları bir iki gün kullanıp köşeye atar. Oldu olası ilaç içmeyi sevmez.” Alya duyduklarından hoşlanmamıştı. Elindeki poşeti sıkıca tutarak kardeşine bakmıştı.

“Siz ne yaptınız, gezebildiniz mi?” dedi. Aras kızların yanından ayrılarak arabanın arkasında uyuyan kızını kucağına alıp merdivenlere yönelmişti. Alya ve Arya konuşarak onu takip ederken Arya kıza gezdikleri yerleri anlatıyordu. Alya ise ikizinin sözlerinin çoğunu dinlemekten ziyade aklı Cenk’te kalmıştı. Eve girdiklerinde Aras karısına dönerek “Arya, sen istersen hazırlıkları yap, birkaç saate çıkarız,” dediğinde Alya kendine gelmişti.

“Gidiyor musunuz?”

“Kalmak isterdik ama yarın öğleden sonra toplantı var Alya. Hem dayımda geldi, yalnız değilsin.”

“Ben hiç yalnız kalmadım ki ikiz,” diyerek gülümseyen genç kız üzerini değiştirmek için odasına geçmişti. Arya da odaya geçerek eşyalarını ve aldıkları hediyeleri valize koyarak hazırlığını tamamlamıştı. Odadan çıkarak kardeşinin odasının kapısını tıklattı.

“Evet,” Alya’nın içerden seslenmesi ile Arya “Girebilir miyim?” diye sordu. Normalde sorgusuz bir şekilde odaya giriş yapan Arya evde kocası olduğu için daha dikkatli davranıyordu.

“Gel Arya,” diye seslenen kardeşinin izniyle odaya girmişti. Alya üzerini değiştirmiş dizine kadar gelen uzun kollu tişörtünü pijama üstüne giyip yatağına oturmuştu.

“Nasıl hissediyorsun, alçı çıktıktan sonra ağrın var mı?” Alya kapalı kapıya bakarak pijamasını yukarıya çekerek alçıdan çıkan ayağını göstermişti.

“Acaba kalçalarımı da alçılatsam mı?” diye soran Alya’ya genç kız şaşkınlıkla bakmıştı.

“Ne?”

“Şu bacağa baksana, alçının içinde nasılda zayıfladı, belki kalçalarımda erir.” dediğinde Arya kahkaha atmadan edememişti.

“Saçmalama Alya, senin vücudun birçok kişinin isteyeceği ölçülerde.”

“Ama ben istemiyorum, daha az dikkat çekici bir bedenim olsaydı daha makbule geçerdi.” Alya’nın yüzü asılırken Arya yanına oturarak kollarını ikizine sarmıştı.

“Sen kendine dikkat ediyorsun Alya, bakışları pis olanla baş edemezsin.” Alya kardeşinin haklı olduğunu biliyordu. Sıkıntıyla nefesini dışarıya vererek Arya’ya döndü.

“Sana söylemem gereken bir şey var.” Arya merakla ona bakarken Alya devam etmişti.

“Bu gün Cenk hocanın asistanı oldum,” dediğinde Arya şaşkınlıkla ona bakmıştı.

“Nasıl oldu bu? Sen Cenk hocadan uzak durmayı istemiyor muydun?” Alya başını sallayarak ona cevap vermişti.

“Öyle ama dayımın gazına geldim. Bir yerde haklıydı dayım, asistan olursam hedefime daha kolay erişirim.”

“Sen bilirsin canım, ama dikkatli ol. Bu şekilde o kadına daha yakın olacaksın.”

“Biliyorum, bende bunu istiyorum Arya. Beni gördüğünde yüzünün alacağı şekli merak ediyorum.”

“Sen yine de onu hafife alma,” diyerek derin bir iç çekmişti.

“Kızlar, neredesiniz?” Aras’ın sesini duyan ikili odadan çıkarken Arya kocasına “Bir şey mi oldu?” diye sordu.

“Cenk aradı, Deniz teyze bizi yemeğe çağırıyormuş. Dayın da aşağıda,” dediğinde ikili birbirine bakarak başlarını sallamışlardı. Hazırlanıp aşağıya indiklerinde Deniz Hanım çoktan masayı hazırlamıştı. Ecem’in yemeğini önceden yediren genç kadın salonda ona çizgi film açarak rahat bir şekilde masaya geçmişti. Birlikte sohbet eşliğinde yemeklerini yedikten sonra Aras ve Arya yola çıkmak için izin istemişlerdi. Alya ikizinden ayrılırken oldukça kötü olmuştu. İki kardeş sıkıca sarılmış Aras’ın uyarısına kadar bir türlü ayrılmamıştı. Karşılık verilen nasihatler, sözler herkesi duygulandırmıştı. Arya arabanın arkasına geçerek kızıyla açık pencereden geride bıraktıklarına el sallıyordu. Alya gözünden akan yaşı hızla silerken derin bir nefes aldı.

“Ee Deniz Hanım, bize bir kahve yapayımda içelim mi?” dediğinde Deniz Hanım genç kızın ne yapmaya çalıştığını hemen anlamıştı. Hepsi yeniden alt daireye girerken Alya mutfağa geçerek kahve yapıp salona girmişti. Cenk’e kahve yerine ıhlamur veren kız dikkat çekse de Alya bakışları umursamamıştı. Cenk şaşkınlıkla ıhlamur dolu bardağı eline alarak bir yudum içerken içindeki keskin bal tadını alında gözlerini kıstı.

“Anne biz ne zaman bal aldık,” dediğinde Alya gözlerini genç adama dikerek “Balı ben getirdim,” dedi. Cenk başını sallarken gözlerini kaçırmıştı. Deniz Hanım oğlunun bal sevmediğini bildiği için elindeki bardağı içmeyeceğini düşünüyordu.

“Cenk bal sevmez kızım,” diyen kadına Alya gülümseyerek bakmıştı.

“Hastalığına iyi gelecektir. Bu bildiği dandik ballardan değil, özel olarak yapılıyor,” dediğinde Cenk bakışlarını hızla genç kıza çevirmişti.

“Tutmaz değil mi?”

“Merak etmeyin hocam, bir şey olmaz. Siz bardağınızı bitirin, daha çok var nasılsa.” Cenk kızın sözleri ile yüzünü buruştururken Alya onun bu halinden keyif alıyordu. Kahvesini içtikten sonra dayısı kalkmalarını söyleyince genç kız elindeki fincanları mutfağa bırakarak salona dönmüştü.

“Alya, şunu al,” dediğinde Alya genç adamın kendisine uzattığı anahtarı almıştı.

“Nedir bu?”

“Okuldaki odamın anahtarı, yarın işlenecek dersle alakalı notlar masamda. Çekmecedeki diskte de slaytlar var. Sınıf için kullandığım laptopta masanın kenarındaki çantada,” dedi. Alya kısa bir süre adama baktıktan sonra nefesini vererek başını sallamıştı. Sabah erkenden kalkacağı için kapıya yöneldiğinde “Bari hangi konuda kaldığınızı söylediğinde biraz bakayım,” dedi. Cenk gözlerini kapatarak başını geriye yaslamıştı.

“Senin tekrara ihtiyacın olduğunu sanmıyorum,” dedi. Alya adamın konuşmayacağını anladığında Deniz hanıma sarılarak evden çıkmıştı. Adnan sessizdi. Yeğeninin heyecanlı olduğunu görebiliyordu. Yüzü gülerken eline aldığı telefonla mesaj yazmaya başlamıştı. Alya bu durumu gözden kaçırmazken birden gülmeye başladı.

“Ne o dayı, ergenler gibi mesajlaşmaya mı başladın?” dediğinde Adnan yeğenine ters bir şekilde bakmıştı.

“Evet, ne oldu? Gençliğimizde yapamadıysak şimdi yapmamızda sakınca yok. Sana da tavsiye ederim, aşk çok güzel bir duygu.” Alya şaşkınlıkla dayısına bakarken kendi telefonu titreyince gelen mesaja bakmıştı. İki mesaj vardı biri Akasya’dan ki Alya onunla ders çalışacağını unutmuştu. Diğeri de Arya’dan gelmişti. Havaalanına vardıklarını söylüyordu. Önce Akasya’ya özür dilediğine dair mesaj atıp Arya’yı arayarak kısaca konuşmuştu. Sonra stresini atabilmek için odasına giderek kendini uykunun kollarına bıraktı.

***

Genç kız sabah kalktığında ilk iş olarak uzun bir banyo yapmıştı. Temizlenmek kadar güzel bir his var mıydı dünyada. Ilık suyla banyo yaparken, bir aya yakın süreden sonra tam anlamıyla banyo temizlendiğini hissediyordu.  Dayısı evde olduğu için üzerini banyoda giyerek saçına sardığı havluyla dışarı çıkmıştı.

“Sıhatler olsun Alya, biran banyoda düşüp bayıldığını sandım,” dediğinde Adnan gülüyordu.

“Ne yapayım dayı, ne zamandır şöyle keyifle banyo yapmamıştım.” Adam anlayışla kıza gülümseyerek “Kahvaltı hazır hadi yapalım da çıkarız,” dedi. Alya keyifle mutfağa geçerken ikili sessizce kahvaltısını yapıp masayı toparlayıp hazırlanmak için odasına geçti. Birlikte evden çıkarlarken Adnan meraklanarak alt katın kapısını çalmıştı. Deniz Hanım kapıyı açtığında karşısında ki adama üzgün bir şekilde baktı.

“Cenk nasıl oldu?”

“Gece ateşlendi ama şimdi daha iyi,” dediğinde adam üzülmüştü.

“Bir şeye ihtiyaç var mı?” dediğinde kadın başını iki yana sallayarak teşekkür etmişti.

“Yok Adnan Bey, Allah razı olsun.”

“Bir şey olursa çekinmeden arayın lütfen. Aramazsanız darılırım,” diyerek oradan ayrılmıştı. İkili okula doğru ilerlerken oldukça sessizdi. “Cenk’in hastalığı sürecek gibi,” diyen adam kızın dikkatini çekmişti.

“Öyle görünüyor, Cenk hocayı bu kadar inat bilmezdim,” dediğinde adam gülmüştü.

“Yeri geldiğinde inat etmek iyidir.” Kısa konuşma sonrasında araba bölüm binasının önüne geldiğinde Adnan yeğeninin arabadan inmesi için yardımcı olmuştu. Alya dayısıyla birlikte Cenk’in odasına giderken kapıyı açarak içeriye girdi. Adnan yeğenine sorun çıkarsa kendisini aramasını söyleyerek kapıyı kapatıp oradan ayrılmıştı. Alya tedirgin bir şekilde etrafına bakınırken masanın üzerinde ki notları görünce kağıtlara kısa bir süre göz atınca bildiği bir konu olduğu için rahatlamıştı. Çekmecedeki flaş diski alırken masanın üzerinde ki nota dikkat kesilmişti. Cenk’in el yazısı ile “Sayfa elli beş, başarılar,” yazmıştı. Alya gülümserken ders zamanının geldiğini görünce masanın kenarında ki çantayı alarak ayağa kalktı. Masanın üzerinde ki notları eline alıp kapıya yönelmişti. Bu sırada kapı tıklatılıp açıldığında kendisine gülümseyerek bakan kişiyi görünce o da gülümsemişti.

“Merhaba hocam, size yardıma geldim,” diyen öğrenci Alya’yı daha güldürmüştü.

“Neye yardım edeceksin?”

“Cenk hoca söyledi, ayağınız yeni iyileşiyormuş sizi fazla yormamalıymışız,” dediğinde Alya başını iki yana sallamıştı. Kızın elindeki laptop çantasını alırken Alya odayı kilitleyerek öğrenciyi takip etmeye başlamıştı. Kızın sınıfa girmesi ile büyük bir tezahürat kopmuştu.

“Alya hocam, oley!” diye bağıran öğrencilere şaşkınlıkla bakarken kısa süren tezahürat sonrası öğrencilerden biri ayağa kalkarak “Hocam bizi Ayfer hocadan kurtardığınız için teşekkür ederiz,” dedi. Alya başını iki yana sallayarak gülmüştü. Masasına geçerek kenarına yaslandı.

“Arkadaşlar,  yerinize geçin de öyle konuşalım,” dediğinde sınıfta hemen sessizlik olmuştu.

“Hocam artık derslerimize sık sık girer misiniz?”

“Bende bir öğrenciyim öncelikle bunu unutmayalım arkadaşlar. Derslerim el verdiğince dersinize gireceğim. Ama bu hafta birlikteyiz, Cenk hocanız rahatsız olduğu için gelemeyecek.”

“Durumu kötü mü?” diye soran diğer bir öğrenciye bakışlarını çevirerek “Çocuk gibi olmasa kötü olmayacak ama şimdilik idare eder diyelim,” dediğinde öğrenciler gülmeye başlamıştı.

“Biriniz bilgisayarı ayarlasın arkadaşlar,” dediğinde ön sıralardaki öğrencilerden biri bilgisayarı ayarlayarak slaydı açmıştı.

“Hocam sizde slayt okuyacaksınız?” diye soran kişiye gülerek bakmıştı.

“Benim slaytla işim olmaz ama size görüntü olarak tahtada kalması gerekiyor. Birazdan derse başlayacağız, özellikle size altını çizin dediğim bilgileri renkli kalemle çizerseniz sizin için daha iyi olur.”

“Sınavda çıkar mı?”

“Bana göre çıkar ama soruları ben hazırlamadığım için yüzde elli çıkar diyeyim.”

“O oran büyük, hocam altılı oynar mısınız?” diyen öğrenci sınıfı güldürmüştü. Alya ekranın açılmasıyla ilkokul çocuğuna söyler gibi “Hadi çıkarın not defterlerinizi,” dediğinde garip bir şekilde öğrenciler ses çıkarmadan hemen kızın dediğini yapmıştı. Bu sınıfı çok sevmişti. İlk derslerine girdiğinde öğrencilere hemen ısınmıştı.

“Evet arkadaşlar, dersimizi kısa konu anlatım ve ardından soru cevap olarak yapacağız. Bu cevap saçma demeden herkesin aklına gelen ilk cevabı söylemesini istiyorum. Deneme yanılma yöntemiyle konuyu aklımıza yerleştireceğiz,” dedi ve ilk sorusunu soracağı konuya giriş yapmıştı. Yarım saat boyunca konuyu en açıklayıcı şekilde işlerken bazı yerlerde altını kırmızı kalemle çizin dediği notlara öğrenciler gülerek karşılık veriyordu. Soru cevap kısmındaysa aldığı cevaplar hem eğlenceli hem de düşündürücü olmuştu. Sınıfın kapısının açılmasıyla Alya sınıfta dolandığı için en arka sıranın yanındaydı.

“Ne yapıyorsunuz burada?” sınıfa giren kadını gören Alya dişlerini sıkarak öne çıkmıştı.

“Bir şey mi istemiştiniz hocam?” dediğinde Alya’yı gören kadının gözleri alev almıştı.

“Öğrencilerin derste olması gerekirken neden burada olduğunu öğrenmeye geldim.”

“Gördüğünüz gibi öğrenciler ders işliyor, şuanda dersi bölüyorsunuz,” dediğinde öğrenciler şaşkınlıkla genç kıza bakmışlardı.

“Bu öğrencilerin benim dersimde olması gerekiyordu.”

“Cenk hoca bana böyle bir bilgi vermedi hocam, onu arayıp sorabilirsiniz.”

“Sen burada ne arıyorsun? Bu yaptığın yasal değil,” dediğinde Alya kendini tutamayarak gülmüştü.

“Hocam, Cenk hocanın asistanıyım, bu yüzden gerektiğinde onun yerine derse girmemde bir sakınca olduğunu sanmıyorum. Şuanda zamanımızı alıyorsunuz.” Ayfer şaşkınlıkla kıza bakarken Alya onun ifadesine kahkaha atmamak için kendisini zor tutuyordu. Ayfer sinirle sınıftan çıkarken erkekler alkışlamaya başlamıştı.

“Alya hocam oley, Alya hocam,” dediklerinde Alya kaşlarını çatarak eliyle onları susturmuştu.

“Sessiz olun arkadaşlar, çok ayıp bu yaptığınız,” derken gülmeye başlaması öğrencileri de güldürmüştü. Alya ilk dersinin beklediğinden de iyi geçtiğini düşünerek evde ertesi gün işlenecek konuya bakmaları için öneride bulunarak dersi bitirmişti. Sınıftan çıktığında ise karşılaştığı kişiyi görünce yüzünde ki gülümseme yavaşça silinmişti.

***

Sizce Alya kimi gördü?

Ayfer hoca rovanş yapmak ister mi?

Lütfen yorum yapınız!

Son olarak çıkarken reklama tıklamayı unutmayın. 🙂

13. BÖLÜM <<<<<<<——>>>>>> 15.BÖLÜM

21240cookie-checkGelincik Çiçeği 14. Bölüm
mermaridyy hakkında 333 makale
Yasemin Yaman KTÜ Orm. End. Müh. mezunu. Şuanda Parola Yayınlarında yazar. Hobileri yazmak, müzik dinlemek, basit çizimler yapmak ve manga okumak. Benim Küçük Gelinim ve Göremediğim Sen, Sen Olmadan Asla, Kara Duvak, Hep Seni Bekledim adında beş kitabı basıldı.

19 yorum

  1. Emeğine sağlık Yazarcigim ❤️ daha çok Cenk Alya etkileşimi görmek harika ❤️ Alya’nin öğretmen haline bayılıyorum ya 🙂 Ayfer geri dönüş yapacak gibi ama ne yapacak acaba 😡 Alya ‘nin gördüğü bence Ayfer ‘in dayısı ve ben o adamdan nedense tacizci kokusu aldım gibi 😡

  2. Kimi olucak bence Ayfer cadısını allahım kadın gerçekten çok itici ama alya sonunda cenkin asistanı oldu ben çok sevindim çünkü aralarındaki buzların çözülmesini istiyorum ikisinide hem seviyorum hemde yakıstırıyorum bence çok iyi bir ikili olurlar tabi öncesinde buzları eritirlerse emeğinize sağliķ herşey harika

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*