Cesur 14. Bölüm

Merhaba arkadaşlar. Bölümü tekrar okuma fırsatım olmadı. Hatalar varsa af ola. Keyifli okumalar!

***

Genç kız babasının kendisini yatırmasıyla gülümsemişti. Ayşem yıllar sonra küçük bir kız çocuğu gibi hissediyordu. Sabah erkenden hastaneden çıkışı yapılmış ve ailenin büyük evine getirilmişti. Bu durum kendisini biraz tedirgin etse de mutluydu. Daha önce kalabalık bir ailede yaşamadığı için de heyecanlıydı. Babası annesinin ailesinin yakınına taşındığında bile kendine küçük bir ev tutmuş, sonra da o evi satın almıştı. Bebekken komşuların ve yengesinin yardımı ile Ayşem’i büyütmüştü. Teyzesi ve ananesi yanına gelse de belli bir süre sonra laflarıyla kızı ağlatmayı başarıyorlardı. Cesur’un bu durumdan çok sonra haberi olurken o günden sonra küçük kızını tek başına dedesinin evine göndermemişti. Dedesinin gözünün içine bakmasına rağmen adam kız olduğu için doğru düzgün Ayşem’in yüzüne bile bakmazdı. Bakışları yatağın yanında kendisine şefkatle bakan Servet dedesine takıldığında istem dışı gülümsemişti. Adam dış görünüş olarak ne kadar sert görünse de sevgisini hissettirebiliyordu.

“Sen dinlen Ayşem, benim hastaneye dönmem gerek,” diyen babasına başını sallayarak cevap verdi.

“Sen git oğlum, biz torunumla vakit geçiririz,” dedi babaannesi. Servet Bey karısının sözlerini homurtuyla kesmişti.

“Hanım, torunu görüp beni unutmayacaksın değil mi?” dedi.

“O nasıl söz Servet Bey, torunla kendini bir mi tutuyorsun?”

“Ne var, geldiğimizden beri bir kere yüzüme bakmadın,” diyen yaşlı adama şaşkınlıkla baktı genç kız. Cesur anne ve babasının atışmasını gülümseyerek izleyen kızına göz kırpıp odadan çıkmıştı. Ayşem ihtiyaç dâhilinde seslenebilmesi için alt katlardaki odalardan birine yerleştirilmişti.

“Hastaneye mi gidiyorsun abi?” Cesur dış kapıya yöneldiğinde mutfaktan çıkan kardeşinin sesi ile ona dönmüştü. Çisem karnı iyice büyümüş bir şekilde kendisine bakıyordu.

“Evet, sen nasıl oldun? Bir sıkıntın var mı?” Çisem elinde ki elmadan bir ısırık alarak başını sallamıştı.

“Şuanda iyiyim, Ayşem nasıl oldu?”

“Ayşem iyi, sen kendine dikkat et Çisem. Doktorun dinlenmen gerektiğini söylemişti, neden ayaktasın?”

“Kendimi daha iyi hissediyorum,” diyen kadın buruk bir şekilde gülümsemişti. Cesur sıkıntıyla nefesini dışarıya verirken Çisem’in tedirginliğini fark etmişti.

“Kocan geldi mi bu gün, nerede olduğunu biliyor musun?” Çisem yüzünü asarak genç adama cevap vermişti.

“Soner’i burada kalmaya başladığımdan beri görmedim. Telefonlarıma da cevap vermiyor,” dediğinde adam kardeşi için üzülmüştü.

“Üzülme, onunla konuşurum.”

“İstemiyorum, bu şekilde davranması kararımdan emin olmamı sağlıyor.” Cesur gözlerini kısarak genç kadına bakmıştı.

“Ne kararı? Çisem, biliyorum yıllardır yanında değildim ama bundan sonra buradayım. Her zaman yanında olacağım,” dediğinde genç kadın hormonların etkisi ile gözleri yaşarmıştı. Cesur kardeşine sarılarak onu salona kadar götürmüştü. Genç kadını koltuğa oturttuktan sonra saçını öperek  “Sen dinlen canım, hiçbir şeye kafanı yorma,” dedi. Ayşem’in odasından çıkan anne babasına kısa bir bakış atarak gitmesi gerektiğini söyleyerek hastaneye doğru yola çıkmıştı.

***

Genç kadın sabah erkenden kalkarak bir saate yakın yürüyüş yapmıştı. Ne zaman aklı karışsa sabah erkenden sokakların sakin olduğu saatlerde yürüyerek aklını toparlamaya çalışıyordu. Dün kardeşinden öğrendiği şeyle oldukça sinirlenmişti. Asaf’ın Cesur’a söyledikleri Aylin için kabul edilebilir bir konu değildi. O kendini yalnızlığa alıştırmıştı. Hayatında kimseyi istemiyordu. Ama Serdar’ın sözleri de aklından çıkmıyordu. Gerçekten Cesur için bir değeri var mıydı? Başını iki yana sallayarak buna imkan olmadığını düşünerek kendi kendini veto etmişti. Hızlı adımlarla eve giderken, üzerini değiştirip hastaneye geçecekti. Kapıyı açtığında kardeşinin yeni uyandığını görünce ona kısa bir bakış atarak sessizce odasına geçmek istemişti.

“Küs müsün?” Serdar akşamki konuşmadan beri ablasının sessizleşmesinden hoşlanmamıştı.

“Abla, konuşmayacak mısın benimle?” Serdar’ın sesi üzgün çıkmıştı.

“Şimdi konuşmayalım Serdar, sonra,” diyen genç kadın odasına geçerken Serdar sıkıntıyla nefesini dışarıya vermişti. Yarım saat sonra kahvaltıya oturduklarında bile konuşmamışlardı. Bu sessizlik genç adamın canını sıkıyordu.

“Haftaya seminere gitmem gerekiyor abla,” diyen genç adam sonunda kadının dikkatini çekmeyi başarmıştı.

“Ne semineri?”

“Sezaryen teknikleri ile alakalı yeni gelişmeler üzerine seminer, hocam verecek semineri.” Aylin başını sallayarak yeniden önüne dönmüştü.

“Kaç gün kalacaksın?”

“Başka seminerlerde olacak, en az üç gün yokum. Sende benimle gelmek ister misin?” dediğinde Aylin başını iki yana sallamıştı.

“Hastanede çok işim var, gelemem.”

“Fikrini değiştirmek için bir haftan var abla, pazartesi günü gideceğim.” Aylin kardeşinin sözlerine sessiz kalmıştı. İkili masayı toplayarak işe gitmek için evden ayrılmıştı. Aylin’in aklı oldukça doluydu. Cesur’un yüzüne bakıp bakamayacağını düşünmeden edemiyordu. İçinde bir savaş vardı ve o savaşı kazanmak için elinden geleni yapacaktı. Cesur’un ne düşündüğünü umursamayacaktı. Derin bir nefes alarak adımlarını hızlandırmıştı.

“Abla nereye?” Aylin kardeşinin seslenmesi ile duraksamıştı. Arabayı geçerek yürüdüğünü görünce derin bir nefes alıp arabaya yöneldi.  Serdar arabaya bindiğinde ablasına dönerek endişeyle sormuştu.

“Abla iyi misin?” Aylin dalgınlıktan çıkarak kardeşine baktı.

“İyiyim Serdar, sen beni düşünme.”

“Bunu söyleme, senin için endişelenmeyeceğim de ne yapacağım. Sen benim tek ailemsin.” Serdar arabayı çalıştırarak yola çıkarken Aylin buruk bir şekilde gülümsemişti. Serdar haklıydı, onların birbirinden başka kimsesi yoktu. Hastaneye ulaştıklarında sessizce odalarına yöneldiler.

Aylin odasına girerek giyinme bölümüne geçip üzerinde ki kıyafeti çıkarıp hastanede giydiği resmi kıyafetleri üzerine geçirmişti. Saçlarını düzelterek odasına döndüğünde kapısının tıklatılmasıyla masasına geçerken duraksayıp, “Gelin,” dedi.  Odasının kapısının açılmasıyla dün Cesur ile gördüğü hemşireyi karşısında bulunca duraksamıştı.

“Bir sorun mu vardı?”

“Aylin Hanım, bunu size verecektim,” dediğinde genç kadına uzattığı kağıdı alıp kısa bir süre incelemiş, sonrada masasına geçerek kadına bakmıştı.

“Nedir bu?”

“Cesur Bey size gönderdi. Bu ay yapılmasını istediği tanıtımların listesi. Ayrıca yeni doktorlar için açılacak branşların listesi.” Aylin kadının sözleri ile gözlerini kısmıştı.

“Bunu getirmenin sizin işiniz olduğunu sanmıyorum, liste neden sizde?” dediğinde kadın bakışlarını kaçırmıştı. Aylin her bir mimiğini incelerken kadının davranışından hoşlanmadığını hissetmişti. Yirmi iki yıldır bu hastanede çalışıyordu ve mesleği gereği birçok insanla muhatap olmuştu. Yüzlerinde ki ifadeleri artık okumakta ustalaşmış olduğunu düşünüyordu. Öyle ki karşısında ki kadının başka bir amacı olduğundan da emindi. Gözü sürekli üzerinde olacaktı.

“Neyse, listeyi verdiğinize göre çıkabilirsiniz,” dediğinde kadın memnuniyetsiz bir şekilde kapıya yönelmişti.

“Bekle biraz, adınız neydi?” diye sorarken kadının ağır bir şekilde kendisine dönemsini izlemişti.

“Özlem Aylin Hanım, unuttunuz mu benim görüşmemi siz yapmıştınız?” dediğinde Aylin kısa bir süre kadına bakmıştı. Gerçekten unutmuştu bu kadının iş görüşmesini.

“Özlem Hanım, Cesur Bey nerede?” diye sorduğunda kadının tedirgin olması Aylin’in dikkatinden kaçmamıştı.

“Acil servise inmişti,” dediğinde Aylin başını sallayarak çıkabileceğini söylemişti. Aklı karışık olsa da aptal değildi. Kadının getirdiği listeyi kesinleştirmek için yerinden kalkarak yönetim katına gitmek için odasından çıktı. Hastanede normal günlerden daha yoğun bir koşturma vardı. Bu durumun nedenini merak etse de sonradan nedenini öğrenebileceğini düşünerek asıl işine odaklandı. Yönetim asansörüne binerek yukarıya doğru çıkarken kendinden beklenmedik şekilde sakindi. Söz konusu işi olduğunda duygularına yer vermemeyi çoktan öğrenmişti. Hastane de sorun çıkaran hasta yakınları arasında diyalog kurmak oldukça zor bir durumdu. Aylin yıllardır bu işi hakkıyla yerine getiriyordu. Asansörün kapı açılma sesini duyunca düşüncelerinden çıkmıştı. Asansörden inerek Cesur’un sekreterine doğru ilerlemeye başladı. Kendisini gören genç kız hemen yerinden kalkmıştı.

“Aylin Hanım?”

“Otur Selda, Cesur Bey odasında mı?” diye sorduğunda genç kızın yüzü asılmıştı.

“Yok Aylin Hanım, acilden aradılar o da aşağıya indi.”

“Sen neden üzgünsün?” Aylin kızın asık yüzü karşısında sormadan edememişti.

“Nasıl olmayayım Aylin Hanım. Cesur Bey geldiğinden beri iş yüküm iki katına çıktı. Yarım saatlik molam bile on beş dakikaya indi,” dediğinde Aylin gülmüştü.

“Merak etme, yeni sistem oturunca bolca vaktin olur. O zamana kadar idare et.”

“Gerçekten mi? Cesur beyin durulacağına inanmak zor,” dediğinde Aylin başını sallamıştı.

“Kendisi durmayabilir ama sizlere daha insancıl davranacağına eminim.”

“Neyse, zaman gösterecek. Siz neden gelmiştiniz?” Aylin gelen soruyla elinde ki kağıdı kıza uzatarak cevap vermişti.

“Bu listeyi teyit etmek istemiştim.” Selda kadının elinde ki listeyi alarak kısa bir bakış atmıştı. Gözlerini kısarak Aylin’e döndü.

“Bu listeyi size kim getirdi?” diye sorduğunda Aylin sorun olduğunu hemen anlamıştı.

“Garip olanda bu Selda, bu senin görevin değil mi? Neden bir hemşire bana bu listeyi getiriyor?” dedi. Kadın listeyi alarak yırtıp masasının altında ki çöp kovasına atmıştı.

“Bu eski liste Aylin Hanım, revize yapılan liste Cesur beyin odasında olmalı.” Selda’nın sözleri ile Aylin sıkıntıyla nefesini dışarıya vermişti. Genç kadın kalkacağı sırada Aylin onu durdurarak “Masasındaysa ben alırım Selda, sen işinle ilgilenebilirsin,” dedi. Selda memnun bir şekilde işine dönerken Aylin Cesur’un odasına girerek etrafına kısa bir bakış atmıştı. Odanın cam kenarında Cesur’un masası vardı. Ayrıca toplantı yapabileceği büyük bir masa da odanın diğer köşesinde duruyordu. Üstelik üzeri dosyalarla doluydu. Genç adamın yoğun bir tempoyla çalışacağını anlamak zor değildi. Oldukça sade olan odada pek değişen bir şey yok gibiydi. Ya Cesur odasını değiştirecek zaman bulamamıştı ya da bu şekilde kullanmaya devam edecekti. Masasına yaklaşarak alması gerektiği listeyi aramaya başlamıştı. Neyse ki fazla aramasına gerek kalmadan listeyi bularak kısa bir bakış attı. Selda’nın da dediği gibi eklenmiş ve çıkartılmış bölümler vardı. Sıkıntıyla nefesini dışarıya bırakarak başını çevireceği sırada masanın diğer tarafında ki resim çerçevesi dikkatini çekmişti. Cesur omuzlarında ki kızıla yakın saçları olan küçük bir kızla kocaman gülümseyerek poz vermişti.

Mutluydu!

Bunca yıl Aylin’in asla gülemediği bir şekilde içten gülüyordu. İçi acırken bir yandan da mutlu olmasına sevinmişti. Gözlerinin dolduğunu hissederken derin bir nefes alıp hızla masanın yanından ayrılarak kapıya yönelmişti. Kapıdan çıkacağı sırada karşılaştığı kişiyle yutkunmadan edemedi.

“Aylin?”

“Cesur Bey?” Cesur kızın elinde ki kağıtları görünce duraksamıştı.

“Beni mi arıyordun?” Aylin gelen soruyla başını iki yana sallayarak cevap vermişti.

“Sizi aramıyordum Cesur Bey, bana gönderdiğiniz listeden emin olmak için geldim.” Cesur kadının neden bahsettiğini anlamamıştı.

“Sana gelen liste mi? Yapılacakları Selda’ya vermemiştim. Nasıl sana liste gelir?” dediğinde Cesur bu durumdan hoşlanmamıştı.

“Onu bana değil, gönderdiğiniz hemşireye söyleyin,” dediğinde Cesur kaşlarını çatmıştı. Kadının üzerine doğru ilerleyerek onun yeniden odaya girmesini sağlayınca Aylin ne yaptığını kapının kapanması ile anlamıştı. Kendi eliyle Cesur’un inine girmişti.

“Şimdi anlat bakalım Aylin, neler oluyor?”

“Cesur Bey, sizi bu konular hakkında meşgul etmek istemiyorum. Anladığım kadarıyla oldukça meşgulsünüz. İzninizle işimin başına döneyim,” diyerek kapıya yöneldiğinde Cesur önüne geçmişti. Aylin fazla yakın olduklarını düşünerek bir adım geri gitti. Genç adam kadının tedirgin olduğunu anlayınca masasına geçerek ona güvenli bir alan sağladı.

“Şimdi bana ne olduğunu anlat Aylin, senin de dediğin gibi fazla zamanım yok. Acile inmem gerekiyor yeniden.”

“O zaman sonra anlatsam daha iyi olur,” diyerek Cesur’un itiraz etmesine fırsat vermeden odadan çıkıp gitmişti. Genç adam yerinden hızla kalkıp kapıyı açtığında Aylin çoktan asansöre ulaşmıştı.

“Aylin, bekle!” diyen adamı duymayan genç kadın asansöre binerek kapıların kapanmasını beklemişti. Kısa bir an Cesur ile göz göze gelse de hemen bakışlarını kaçırmıştı. Cesur üzgün bir şekilde odasına dönerken kendisine şaşkın bir şekilde bakan sekreterine dönerek “Bir sorun mu var Selda?” dedi. Selda yaşadığı şaşkınlıktan çıkarak hızla cevap vermişti.

“Yok Cesur Bey, ne sorunu olacak?”

“O zaman Aylin’in bahsettiği liste meselesi nedir?” Selda genç adamın Aylin’e sadece adıyla hitap etmesine takılmıştı. Hastanede dönen dedikodular elbette onunda kulağına geliyordu ama ihtimal vermiyordu. Cesur ve Aylin’in önceden yakın olduklarına nedense ihtimal vermemişti. Yıllardır Aylin hanımla çalıştığı için o da diğerleri gibi kadını soğuk buluyordu. Kardeşi dışında kimseyle muhatap olmaması da buna en büyük etkendi. Aylin işinden başka bir şey düşünmeyen işkolik bir kadındı. Cesur’un sorar gibi işaret etmesiyle genç kız cevap vermişti.

“Ne olduğunu bilmiyorum ama hemşirelerden biri eski ilan listesini Aylin hanıma götürmüş. Dolayısıyla Aylin hanımda teyit için buraya geldi.”

“Kim olduğunu öğren ve bana o hemşireyi gönder,” diyerek odasına girmişti. Cesur’un tahammül edemeyeceği şeylerin başında görevi olmayan şeylere burnunu sokan insanlar gelirdi. Bilgisayarında birkaç işini hallettikten sonra yeniden odasından çıkmıştı. Çıkarken de hemşirenin kim olduğunu öğrenince kendisine mesaj atmasını istedi.

***

“Çok sıkıldım!” diyen genç adam yanında ki ağabeyine kaşlarını çatarak bakmıştı.

“Sıkı can iyidir Asaf, kolay çıkmaz,” diyen ağabeyine gözlerini devirerek bakmıştı.

“Sen neden hala buradasın? İşin yok mu şirkette?” Erhan kardeşinin sitemlerine karşı başını iki yana sallamıştı.

“Akşama Ahmet gelince gideceğim,  az daha dayan.”

“Kimsenin gelmesine gerek yok, ben iyiyim.” Erhan kardeşinin sözlerini dinlemezken telefonundan maillerini kontrol ediyordu. Telefonu çalınca sıkıntıyla yerinden kalkıp pencerenin kenarına gitmişti. Oldukça hararetli olan konuşmada Asaf ağabeyinin asılan yüzüne bakmıştı.

“Ne oldu ağabey, kötü bir şey mi oldu?”

“Annem aradı, Narin hasta olmuş,” dedi. Yüzü iyice asılırken Asaf ağabeyinin derdini anlamıştı. Kızı Urfa’da ailesinin yanında kalıyordu. Yıllar önce eşinden boşanınca annesi küçük kızı istemeyerek babasına bırakmıştı.

“Gidecek misin?” Erhan başını iki yana sallayarak sıkıntıyla nefesini dışarıya salmıştı.

“Narin’i yanına almaya karar verdim. Bunun için yeni bir ev bulmam gerekiyor.”

“Yanına mı alacaksın? Annemin isteğini yerine getirecek misin?” dediğinde Erhan hemen itiraz etmişti.

“Asla, bir daha annemlerin bulduğu bir kadınla evlenmek mi tövbeler olsun.” Asaf abisinin ani çıkışı ile gülmüştü.

“Sevim Sultandan bahsediyorsun abi, ne yapar eder seni ikna eder.”

“Bu kez değil. Evlenmeyi düşünmüyorum. İlerde evlensem bile bu kendi seçimim olacak, annemin ya da aileden birinin değil.” Erhan oldukça kararlıydı. Kızı boşanmadan sonra hem annesinden hem de babasından uzak kalmıştı. Erhan ne kadar görmek için sık gitmeye çalışsa da yeterli değildi.

“Ev meselesi nedir?”

“Biliyorsun, stüdyo dairede kalıyorum, çocuk büyütmek için uygun değil. Daha düzgün bir daire bulmam gerek.”

“Neden benimle kalmıyorsunuz? Hem yeğenimi özledim benimde hayatım renklenir.”

“Saçmalama Asaf, senin kendine ait bir hayatın var.”

“Asıl sen saçmaladın abi, ne var birlikte yaşasak. Zaten çoğu zamanım hastanede geçiyor. Boş yere yeni bir ev bakmana gerek yok.”

“Düşünürüz bunu, sen bir iyi ol da.” Asaf abisinin sözlerine üzülmüştü. Kendisi koca evde yalnız yaşıyordu. Bir hevesle aldığı ev ona çok büyük geliyordu. Bahçesi bile bir çocuk büyütmek için kararını vermesine yardım edebilirdi.

“Sen yine de düşün, benim bahçemde Narin rahatça oynayabilir. Onu apartman dairesine tıkmamalısın.”

“Düşünürüz dedim ya,” diyen ağabeyinin çoktan karar verme aşamasında olduğunu biliyordu. Yeğeni adı gibi Narin bir çocuktu. Daha beş yaşındaydı ve seneye okula gidecekti. Bu şekilde ağabeyi de kızıyla daha çok vakit geçirmiş olacaktı. İki ağabeyinin de gece hayatı hiçbir zaman olmamıştı. Gürsel ve Suat ise polis olmalarına rağmen görevi olmadıkça geceleri dışarıda kalmıyorlardı. Ailesinin erkekleri ne kadar evcimen ise, kızları da o kadar sosyal takılıyordu. Uykusu geldiği için gözlerini kapattığında Erhan da kendine içecek bir şeyler almak için odadan çıkmıştı.

***

Genç kız odanın boşalmasıyla hızla odaya girmişti. Kapıyı hızla kapatırken bir süre dönemden öylece gelen olup olmadığına duymaya çalışmıştı. Derince bir nefes alarak arkasını dönerken kendisine tek kaşını kaldırarak bakan adamla göz göze geldi.

“Çisil Hanım?”

“Seni de yalnız yakalamak zormuş be doktor,” diyen kıza şaşkınlıkla bakan Asaf ne söyleyeceğini bilememişti.

“Bir sorun mu var?”

“Onu sen söyleyeceksin? Abim ve Aylin abla… Neler oluyor?” diye soran kızla eliyle yüzünü sıvazlamıştı. Bu konunun kapanacağını zaten düşünmemişti ama Çisil’in de üzerine gideceğini tahmin edememişti.

“Bir şey olduğu yok. Ne duyduysanız o.” Genç kız yatağa yaklaşarak sandalyeye oturup kollarını bağlamıştı. Adamdan cevap almadan gitmeyeceğini de belli etmişti.

“Çisil Hanım, gerçekten yorgunum.”

“Bana ne? Cevap almadan şuradan şuraya gitmem.”

“Ben hastayım ama unutuyorsunuz. Sonra konuşsak?” Asaf’ın ılımlı olmaya çalışması Çisil’in kaşlarını çatmasına neden olmuştu.

“Beni ilgilendirmez, merakımı gidermedikçe buradan gitmeyeceğim. Ne kadar çabuk konuşursan o kadar çabuk kurtulursun.” Asaf kızın sözleri ile gülmeden edememişti. Başını iki yana sallayarak inanmaz bir şekilde kıza bakmıştı. Henüz doğru düzgün birbirlerini tanımamalarına rağmen karşısında bu kadar rahat davranması Asaf’ı şaşırtmıştı.

“Çisil Hanım, siz nasıl oldunuz?” Çisil adamın sorusu ile karnının yan tarafına dokunmuştu. Bu durum Asaf’ın gözünden kaçmazken genç kız hemen toparlamıştı.

“Ben iyiyim, sizde iyi olduğunuza göre konuyu değiştirme.”

“Siz, yaralandınız değil mi?” Çisil gelen soruyla elini önemli değil der gibi sallayarak “Ben iyiyim, sadece bir sıyrık,” dediğinde Asaf yerinde doğrulmaya çalışmıştı.

“Ne demek sıyrık, hani vurulmamıştınız?”

“Sıyrık dedim ya? Mermiyi vücudunda tutamadın. Yandan geçip gitti,” diyerek yan tarafını işaret ediyordu. Onun rahat konuşması Asaf’ı kızdırmıştı.

“Bilmem farkında mısınız ama ölebilirdiniz?” Çisil adamdan bilgi alamayacağını düşünerek yerinden kalktı. Çabuk pes ettiğini düşünebilirdi ama adamın yaralı olduğunu göz ardı edemezdi.

“Neyse ben gideyim sen dinlen. Nasılsa bu konuyu konuşabileceğim daha bilgi sahibi insanlar var.”

“Bu kadar çabuk mu gidiyorsunuz?”

“Neden? Bir isteğiniz mi var?”

“Aslında çok sıkıldım,” derken Çisil tek kaşını kaldırıp ona bakmıştı. Adamın ifadesi oldukça komikti.

“Ne yapabilirim?”

“Yürümeme yardım edebilirsiniz değil mi? Ağabeyim gelmeden buradan kaçmak istiyorum,” dedi. Çisil şaşkınlıkla genç adama baktı. Onun ciddi olup olmadığını anlamak için birkaç saniye ona bakarken Asaf’ın yüzünün asılmasıyla başını iki yana salladı.

“Seni kaldırırsam abim beni öldürür.”

“Her ameliyat olanı yürütüyorlar bilmiyor musun? Ben daha ayağa bile kalkmadım.”

“Ya yaran açılırsa, o zaman ne yapacağız?”

“Merak etme, bir şey olmaz. Sandalyeyle bile gezebilirim, yeter ki beni bu odadan çıkar.” Çisil kararsız kalsa da adama olan borcu yüzünden kabul etmek zorunda kalmıştı. Genç adam için tekerlekli sandalye bularak odaya döndüğünde bir umut abisinin gelmiş olabileceğini düşünmüş ama adamın ortada olmaması hayal kırıklığına uğramasına neden olmuştu.

“Yavaş bir şekilde seni kaldıralım,” diyen Çisil genç adama yardım ederken oldukça dikkatli davranmaya çalışıyordu. Asaf onun özenli bir şekilde kendisine davranması karşısında hafif gülümsedi. Kızın kendisini sandalyeye oturttuktan sonra derin nefes alması genç adamı güldürmüştü. Çisil sanki büyük bir yük taşımış gibi nefes alıp veriyordu.

“İyi misin?” Adamın sorusuyla kız Asaf’a baktı.

“Asıl sen iyi misin? Yaran acımadı değil mi?” Asaf başını iki yana sallarken Çisil sandalyenin arkasına geçerek genç adamı odadan çıkarmıştı. Etrafına dikkatle bakarak ters yönde adamın sandalyesini sürerken bir yandan da yaptığı için kendine kızıyordu.

“Anlaşalım, ağrın olursa hemen odaya dönüyoruz.”

“Tamam, sakin ol sen. Birine yakalanırsak suçu ben üstlenirim.” Çisil Asaf’ın alaycı sözleri ile sandalyeyi durdurarak önüne geçmişti. Elleri belinde genç adamın karşısına dikilerek “Odaya dönmek istiyorsun galiba?” dediğinde Asaf özür diler gibi hemen itiraz etmişti. İkili hastane koridorlarında çalışanların iyi dilekleriyle ilerlerken genç kız kolunda ki saate bakmıştı.

“Benim yarım saat sonra seansım var, seni odaya götürmem gerekiyor,” dediğinde Asaf yüzünü asmıştı.

“Beni bahçeye çıkarsan sonra gelip alsan olmuyor mu?”

“Saçmalama Asaf, enfeksiyon kapabilirsin.”

“Yaram o kadar ciddi değil Çisil Hanım, lütfen beni bahçeye çıkarır mısın?”

“Olmaz, seni odana bırakacağım. Doktorun izin verirse o zaman bahçeye çıkarız.” Asaf kızı ikna edemeyeceğini anladığında çocuk gibi yüzünü asmıştı. Çisil’in inatçı olduğunu kısa sürede anlamıştı. Tekerlekli sandalyeyi Asaf’ın odasına doğru sürerken karşılarından telaşlı bir şekilde gelen adamı görünce duraksamıştı. Asaf bir eli alnından “Şimdi yandık,” dediğinde Çisil tedirgin olmuştu.

“Sen neredesin? Neden haber vermeden kayboluyorsun?” Asaf abisinin çıkışı ile yüzünü buruşturmuştu.

“Biraz alçak sesle konuşsan abi, herkes bize bakıyor.”

“Kimin baktığı umurumda değil, bu yaptığın büyük sorumsuzluk. Neden yatağında değilsin?”

“Sıkıldım, bunu anlamayacak ne var?” Çisil ikili arasında ki tartışmaya karışmamak için bir adım geri çekilmişti. Onun bu hareketini yakalayan Erhan kaşlarını çatarak “Sen küçük Hanım nereye kaçıyorsun? Bu yaptığın büyük sorumsuzluktu.” Çisil kendisine kızan adama aynı şekilde bakarak cevap vermişti.

“Kazık kadar adama ben karışacak değilim ya? Ben olmasaydım kendi başına çıkacaktı yataktan. Bana teşekkür etmeniz gerekirken azarlıyorsunuz.” Çisil’in sözleri ile Asaf şok olurken Erhan kötü bakışlarını kardeşine dikmişti.  Genç kız fırsattan istifade ederek hızla oradan kaçarken Asaf onun yaptığına inanamıyordu.

“Yatağa gidiyorsun Asaf, şu bakışlarını da düzelt. Belli ki seni alt edecek bir kadın çıktı karşına,” dediğinde Asaf abisine gözlerini kısarak bakmıştı.

“Bu dediğini duymamış gibi yapacağım, o kadın patronumun kızı…”

“Ne olmuş, biliyorsun ki istersen bu hastaneyi satın alabilecek bir güçtesin.” Asaf abisinin sözleri ile hızla etrafına bakmıştı.

“Sakın bunu bir daha ulu orta söyleme…” İkili odaya geçerken az önce olanları düşünmeden edemiyordu.

***

Genç kız sıkıntıyla yatağında otururken telefonuna gelen mesajlara cevap veriyordu. Gülsüm’ün sorularına olabildiğince cevap verirken bir yerden sonra artık sıkılmaya başlamıştı. Yorgun olduğunu söyleyerek kıza son mesajını atarken Gülsüm’den gelen mesajla gözleri sonuna kadar açılmıştı. Anında babasını ararken mesajın doğru olamaması için dua ediyordu.

***

Sizce Ayşem’e gelen mesajda ne vardı?

Asaf ve Çisil’i nasıl buldunuz?

Aylin ve Cesur’un yüzleşmesi nasıl geçer?

Son olarak yorum ve beğenilerinizi bekliyorum.

Siteden çıkarken lütfen herhangi bir reklama tıklamayı unutmayın!

13. BÖLÜM <<<<<<<—–>>>>>>> 15. BÖLÜM

21270cookie-checkCesur 14. Bölüm
mermaridyy hakkında 333 makale
Yasemin Yaman KTÜ Orm. End. Müh. mezunu. Şuanda Parola Yayınlarında yazar. Hobileri yazmak, müzik dinlemek, basit çizimler yapmak ve manga okumak. Benim Küçük Gelinim ve Göremediğim Sen, Sen Olmadan Asla, Kara Duvak, Hep Seni Bekledim adında beş kitabı basıldı.

18 yorum

  1. Şimdi bana asafın abisiyle çisem arasında bişi olacak gibi gelmesi normalmi. Zaten çisille asaf arasında olcak orası bellide hepsi ayrı hikaye bunların hepsinden parça parça okuduğumuzdan hikaye yavaş ilerliyor gibi geliyor ama kurgudaki örgü çok iyi sabırsızlıkla yeni bölüm bekliyorum

  2. Emeğine sağlık Yazarcigim ❤️. Asaf ve Cisil ‘e bayılıyorum ya harikalar 🙂 o:-). O Özlem hemşire ne iş anlamadım ben ne yapmaya çalışıyor:-/ bence mesaj teyze ile alakalı teyze bence buraya geliyor 😡 .ayrıca Erhan ve Çisem ship yaptım ve olacak gibi hissediyorum 😀 ❤️

    • Ayrıca Ayşem ve Aylin’in kardeşinden başka etkileşim göremedim üzüldüm biraz etkileşim harika olurdu 😀 ❤️ ve Aylin ile Ayşem anne kız gibi olmasa da abla kardeş gibi anlaşmalarını istiyorum ❤️

  3. Ben teyzesiyle alâkalı olduğunu düşünüyorum ayrıca asaf ve çisil bence çokiyi bir ikili olurlar gibime geliyor ve ben aylin ve cesur karşilaşmalarının çok çetin geçeceğini düşünüyorum ama ki galip gelir henüz fikŕim yok kararsızım cok güzel bir bölümdü emeğinize sağlık

  4. Yine harika bir bölümdü yazarım bu kez de Erhan ve Çisem’i shipledim bence uyumlu ve güzel bir ikili olurlar zaten Asaf’ın ailesine bayılıyorum Çisil ve Çisem elti olurlar◉‿◉(◠‿◕) Aylin beni bu bölüm sinir etti ayy dinlemedi ya Cesur’u artık herşeyi konuşsunlar yazık ikisine de ve bencede kesin ya teyze ya da eski sevgilisi geliyor gelecek bölümü iple çekiyorum ellerine sağlık sevgili yazarım (✿ ♡‿♡)♥️♥️

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*