Cesur 15. Bölüm

Merhaba arkadaşlar. Bu akşam yayınlanacaktı bölüm ancak işim çıktığı için akşam yayınlayamayacağım. Bölümü kontrol edemedim. Umarım fazla hata yoktur. Umarım beğenirsiniz, keyifli okumalar!

***

Ayşem yerinden kalkmak istediğinde babaannesi odasına girip ona kaşlarını çatarak bakmıştı. Ayşem mahcup bir şekilde yaşlı kadına bakarken gülümsemeye çalışmıştı. Babaannesi, “Ayşem, yavrum niye kalkıyorsun?” diye sorarken Ayşem ne söyleyeceğini bilememişti.

“Babaanne, babama ulaşamadım, onunla önemli bir konuda konuşmam gerek.” Kadın kızın telaşına anlam verememişti. Neden bu şekilde acele ettiğini de bilmiyordu.

“Tamam, sen uzan ben babana ulaşacağım.”

“Nasıl olacak,  telefonu kapalı.” Ayşem Hanım torununun başını öperek telefonunu çıkarıp oğlunu aradı. Kızın dediği gibi telefonu kapalıydı. Bu kez hastaneden tanıdığı kişileri düşündü. Aklına ilk olarak Aylin gelince onu aramaya karar verdi. Telefonundan kadının numarasını bularak aradığında birkaç dakika sonra karşıdan cevap gelmişti.

“Aylin kızım, nasılsın?” Ayşem Hanım bir süre duraksadıktan sonra yeniden konuşmuştu.

“Kızım, Cesur’a ulaşamadık. Sana zahmet evi aramasını söyler misin?” dediğinde Ayşem şaşkınlıkla babaannesine bakmıştı. Kadının hiçbir şeyden haberi olmadığı için Aylin ile normal konuşuyordu.

“Ayşem’e bir şey mi oldu?” diye soran kadının endişeli sesi genç kıza kadar ulaşmıştı.

“Yok kızım, ama önemli bir şey diyecek babasına.” Karşıdan Aylin’in onaylaması ile telefon kapanmıştı. Ayşem Hanım az önde torununa getirdiği ballı sütü uzatırken genç kız kadına gülümseyerek bardağı alıp içmeye başlamıştı. Babasının aksine o süt içmeyi severdi. Sütünü bitirerek bardağı babaannesine uzattığında odasının kapısı yeniden açılmıştı. Çisem halası bir eli şiş göbeğinde kapıdan içeriye girerken Ayşem onun ne kadar güzel göründüğünü düşünmeden edememişti. Kadının yorgun hali dikkatini çekse de bunun normal olduğunu biliyordu. Halası son aylarına girmişti. Yakında kuzeni doğacaktı.

“Nasıl oldun canım, daha iyi misin?” Çisem’in sorusu ile genç kız ona gülümsemişti.

“Daha iyiyim hala, ama kimseye anlatamıyorum.” Çisem kızın sözlerine gülmüştü. Onu anlayabiliyordu aslında. Birden tüm ilgi üzerine yönelmişti. Alışık olmadığı da davranışlarından belli oluyordu.

“Zamanla alışırsın Ayşem,” diyerek odadaki tekli koltuğa oturmuştu. Şiş karnı müsaade ettiği sürece kenara oturmaya çalışmıştı. Bu şekilde kalkması daha kolay oluyordu.

“Sen nasılsın hala, bebek iyi mi?” dedi. Çisem cevap vereceği sırada genç kızın telefonu çalmıştı. Ayşem unuttuğu şeyi hatırlayarak hemen telefona cevap verirken oldukça tedirgindi.

“Babacım?”

“Ayşem, neler oluyor?” diyen adamın sesi endişeli gelmişti.

“Baba, Gülsüm aradı. Teyzem…” dediğinde odadaki kişilere kısa bir bakış atmıştı.

“Ne olmuş teyzene?” diye sorarken Ayşem dudağının içini ısırarak babasına cevap vermişti.

“Buraya geliyormuş,” dedi. Karşıdan kısa bir sessizlik oluşurken babasının nefes alışını hissetmişti.

“Gelmesine sebep?” dediğinde Ayşem de bunu merak ediyordu. Aklına gelen tahminlerin tutmaması için dua ediyordu.

“Bilmiyorum baba ama burnuma iyi kokular gelmiyor. Yeniden onu görmek istemiyorum.” Ayşem’in sözleri karşısında iki kadında kadın da şaşırmıştı. Ayşem yanındakileri hatırlayınca mahcup bir şekilde bakışlarını kaçırdı.

“Merak etme hayatım, istemezsen onu görmezsin.”

“Teşekkür ederim babacım,” dedikten sonra telefonu kapatmıştı. Ayşem Hanım torununa kaşlarını çatarak bakarken Çisem annesinin ifadesinden ürkmüştü. Annesi söz konusu civcivleri olunca tırnaklarını hemen çıkarıyordu.

“Teyzenle anlaşamıyor musun Ayşem?” Çisem yeğenine sorduğu soruyla onun dikkatini kendi üzerine çekmişti. Genç kız babaannesinin bakışlarından gözlerini kaçırmıştı.

“Pek anlaştığımız söylenemez hala,” dedi.

“O zaman neden gelir?” diye soran bu kez Ayşem hanımdı. Gözleri şüpheyle torununa bakarken Ayşem yutkunarak cevap vermişti.

“Bilmiyorum babaanne. Biz gelirken kimseye nereye gittiğimizi söylemedik. Hastanede olan olayda babam televizyona çıkınca görmüşler.”

“Bu neden geldiğini açıklamıyor.” Ayşem yaşlı kadının kararlı duruşu karşısında şaşkındı. Babaannesi oldukça korkutucu duruyordu.

“Anne, kızın üzerine gitme.”

“Sen sus Çisem, belli ki bu teyze benim torunuma iyi davranmamış. Buraya gelme nedeni de Ayşem’i özlediğinden olmadığı da belli. O zaman neden gelir onca yolu?” diye sorarken Çisem bakışlarını kaçırmıştı.

“Anne, sakin olur musun? Babam seni böyle görürse üzülür.”

“Sana sus dedim Çisem, ben bu kadını ne oğlumun ne de torunumun etrafında istemiyorum.”

“Anne kadın daha gelmedi, sakin ol.” Ayşem Hanım transtan çıkmış gibi birden torununa gülümsemişti. Genç kızın saçını okşayarak “Sen üzülme yavrum, kimse seni üzemez,” dedi. Ayşem kadının sözleri ile ağlamaya başlamıştı. Yaşlı kadın genç kıza sarılırken Çisem de hormonların etkisiyle onlara katılmıştı. Ayşem Hanım ağlayan kızlara nasıl yetişeceğini şaşırmıştı.

“Kızım ağlama, yavrum sen bari yapma,” diyen kadın Ayşem’in gözyaşları içinde gülümsemesine neden olmuştu.

“Tamam ben iyiyiz babaanne, sen halama bak.” Ayşem Hanım kızının yanına giderek onu sakinleştirmeye çalışmıştı.

“Çisem ağlama kızım, bebeğini de üzüyorsun.”

“Ne yapayım anne? Ben senin kadar iyi bir anne olabilecek miyim?” dediğinde kadının da gözleri yaşarmıştı.

“Ben iyi bir anne olsaydım yıllardır evladımdan ayrı kalmazdım,” dediğinde kadının da yanakları ıslanmıştı. Çisem annesini üzdüğünü anladığında hemen kendini toparlamıştı. Yaşlı kadın sakinleşirken kızına sarılarak “Hadi yemek yemeye Çisem. Gözümden kaçtı sanma, sabahtan beri doğru düzgün yemek yemedin.” Çisem annesinin koluna girerken Ayşem’e dönerek “Evimizin sultanını kızdırmamalıyız Ayşem, sende dinlenmelisin.” Ayşem başını sallayarak halasına bakarken yatağına uzanarak onların kapıdan çıkışını izlemişti. Aklı hala teyzesine takılı kalmıştı. Buraya gelirse ailenin huzurunu kaçıracağına emindi.

***

Genç kadın aldığı telefonla yerinden kalkarak odasından çıkmıştı. Hiç istemese de Cesur’u bulmak zorundaydı. Ayşem telefonda iyi olduğunu söylese de sesindeki tedirginlik bir sorunu olduğunu anlamasına yetmişti. Önce yönetim katına gidip sekreteri Selda’ya Cesur’un odasında olup olmadığını sormuş, acilde olduğunu öğrenince de yönünü acil bölümüne çevirmişti. Adımları farkında olmadan hızlanmıştı. Acil kapısı kayarak açıldığında Aylin etrafa bakınarak genç adamı görmeye çalışıyordu. Yanına gelen asistanlardan biri genç kadına “Aylin Hanım?” diye sorarcasına bakarken Aylin genç adama “Cesur beyi arıyordum, burada mı?” diye sordu. Adamın cevap vermesine kalmadan sarı alandan çıkan genç adam Aylin’i görünce ona doğru ilerlemişti. Genç kadın adamın üzerinde ki önlüğün ona yakıştığını kendine itiraf etmesi gerekiyordu. Cesur’u en son doktor önlüğüyle görmesinin üzerinden yıllar geçmişti. Adam yaş aldıkça daha bir gösterişli olmuştu.

“Aylin, bir sorun mu var?” adamın sesiyle kendine gelirken derin bir nefes alarak ona cevap verdi.

“Evi araman gerekiyor. Telefonun kapalı olduğu için annen beni aradı.” Cesur kadının sözleri ile hemen telefonunu almış ekranına bakmıştı. Kapandığını görünce de endişeyle kadından telefonunu istemişti. Aylin genç adama telefonunu uzatırken dinlemek istemese de konuşmasına şahit olmuştu. Aldığı haber her neyse adamın hoşlanmadığına emindi. Telefonu kapattığında Aylin merakına yenik düşerek sordu.

“Bir sorun mu var, Ayşem iyi mi?” Cesur genç kadına bakarak sıkıntıyla nefesini dışarıya verdi.

“Ayşem iyi çok şükür. Sadece davetsiz bir misafirimiz olacakmış.” Aylin adamın sözlerinden bir şey anlamamıştı. Telefonunu alarak oradan uzaklaşmak isterken Cesur’un seslenmesiyle duraksamıştı.

“Aylin, vaktin varsa öğle yemeğini birlikte yiyelim.” Aylin adamın sorusu ile etrafına bakınırken bir kaç meraklı kişinin kendilerini izlediğini görmüştü.

“Bunun uygun olacağını sanmıyorum Cesur Bey, ne de olsa patronumsunuz.”

“Ayrıca arkadaşınım da…” Aylin adamı duymazlıktan gelirken onu neyin rahatsız ettiğini hemen anlamıştı. Çalışanların bakışlarından hoşlanmayan kadının yüzü oldukça ciddiydi. Cesur kimseye aldırmadan kolunu Aylin’in omzuna atarak kadını şoka uğratmıştı.

“Arkadaşlar, hastanede dedikodu yapılmasından hoşlanmam. Zamanınızı dedikoduya değil hastaları iyileştirmeye harcayın. Size bir kez açıklayacağım ve bu kulağınıza küpe olsun. Aylin benim çok eski bir arkadaşım, ben arkadaşlarıma resmi davranmayı sevmem. Bu yüzden arkamızdan dedikodu yapmazsanız sevinirim. Yapanları da gönderirim.” Aylin şaşkınlığını atarak genç adamın kolunu omzundan indirmişti.

“Sizinle bir arkadaşlığımızın olduğunu sanmıyorum Cesur Bey. Siz o arkadaşlığı yıllar önce savurup çöpe attınız.” Cesur bir şey söyleyemeden Aylin hızla oradan ayrılmıştı. Genç kadın hastane koridorunda ilerlerken kapıdan elinde küçük valizle gelen kadını görünce duraksamıştı. Kadının gözlerindeki ışıkla hastaneyi inceliyordu. Aylin kim olduğunu bilmiyordu ama ağzının suyunu akıtarak kadında bir tanıdıklık hissine kapılmıştı.

“Bakar mısınız?”  kadın Aylin’in kendisine baktığını görünce ona seslenmişti.

“Evet, birine mi bakmıştınız?” Aylin nedense sorusunun cevabını biliyordu.

“Ay şekerim Doktor Cesur’u arıyordum. Hani bu hastanenin sahibi olan,” diyen kadına iğrenerek bakmıştı.

“Kim arıyordu?”

“Ben Sevda, Cesur’un baldızıyım,” derken son sözlerle kadın yüzünü buruşturmuştu. Nedense baldızı olmaktan memnun değilmiş gibi gelmişti Aylin’e. Kadından ve davranışından hiç hoşlanmamıştı. Anlaşılan Cesur dünürlerini Ankara’ya dolduracaktı. Genç kadın yanlarından geçmekte olan temizlik görevlisi olan kadına dönerek “Cesur beye misafiri olduğunu söyler misiniz?” dediğinde Sevda elindeki valizi kadına uzatarak “Ay şekerim bunu da müsait bir yere koyuver,” dediğinde temizlikçi kadın ne yapacağını şaşırmış bir şekilde Aylin’e bakmıştı.

“Sen git abla, sana dediğimi yap.” Kadın oradan uzaklaşırken Aylin sert bakışlarını Sevda’ya çevirmişti. Aynı şekilde Sevda da ona kötü kötü bakıyordu.

“Bakın Sevda Hanım, kim olduğunuz önemli değil. Benim personelime emir verecek konumda değilsiniz. Haddinizi bilin!” dediğinde Sevda ağzını açarak Aylin’e diklenmişti.

“Asıl sen kim olduğunu sanıyorsun? Burası benim yeğenimin hastanesi…” dediğinde Aylin alaycı bir şekilde gülmüştü.

“İkinizde aynısınız…” Aylin farkında olmadan ağzından kaçırdığı sözlerle gerilmişti. Sevda ona öfkeyle bakarken karşıdan gelen adamı görünce hemen yüzündeki ifadeyi yok etmişti. Kadının birden değişen ifadesine şaşıran Aylin arkasına baktığında kendilerine doğru endişeyle gelen adamı görünce aynı alaycı gülümsemeyi ona da sunmuştu.

“Sevda, senin en işin var burada?” dediğinde Cesur Aylin’e kısa tedirgin bir bakış atmıştı. Kadın hiç utanmadan genç adama sarılarak geri çekildiğinde Aylin’e nispet yapar gibi “Özledim sizi geldim,” dediğinde Aylin neredeyse adamın şansına gülecekti.

“Tebrik ederim Cesur Bey, karınızın kopyası bir kadın daha bulmuşsunuz.” Cesur genç kadının sözlerine şaşırırken Seda hemen araya girmişti.

“Ay terbiyesize bak, sen patronunla nasıl konuşuyorsun?” dedi. Aylin kadını takmayarak yeniden kendisine şaşkın bakan adama döndü.

“Hasta olmadığı sürece baldızınızı hastanede görürsem istifamı veririm Cesur Bey, şimdiden bildirmekte fayda var. Kendini hastanenin sahibi sanan saygısız insanlarla uğraşamayacak kadar meşgulüm.” Cesur kadının her sözünde şaşkınlığı daha da artıyordu. Üstelik Aylin’in ikisi arasında dolaştırdığı bakışlardan da hoşlanmamıştı. Kadının hala kendisine sarılı olduğunu bile fark edemeyecek kadar Aylin’in sözleriyle doluydu. Aylin arkasını dönüp birkaç adım attıktan sonra duraksayarak hala ayrılmayan ikiliye buruk bir şekilde bakmıştı. Başını iki yana sallayarak ağzından asla çıkmaması gereken sözleri söyleyivermişti.

“Sanırım söylenilen doğruymuş, baldız baldan tatlı oluyormuş,” dediğinde Aylin kendi sözlerine dişlerini sıkarak hızla oradan ayrılmıştı. Cesur ise kadının sözleriyle donup kalmıştı. Aylin’in gözünde olan imajına inanamıyordu. Bakışları yanında ki kadına döndüğünde onun beline dolanan kolunu yeni yeni fark ediyordu.

“Sen ne yaptığını sanıyorsun?” Cesur’un sesi hastane koridorunda yankılanırken Sevda ilk kez ondan çekinerek bir adım geri çekilmişti.

“Ben…”

“Ben ne? Ne söyledin ona da bu kadar sinirlendi?” Sevda adamın sözlerine sinirlenerek hemen itiraz etmişti.

“Ben ne söyleyeceğim tanımadığım kadına? Ona mı inanıyorsun?” dediğinde Cesur alaycı bir şekilde kadına gülmüştü.

“Sevda, senide tanıyorum onu da tanıyorum. Aylin kimseye karşı böyle kaba konuşmaz. Tabi damarına basılmadığı sürece…”

“Demek Aylin denen kadın bu?” diyerek iyice hırslanmıştı. Cesur anlamaz bakışlarıyla genç kadına bakarken içini yakan öfkeye engel olmaya çalışıyordu. Aylin’in adını duyduğunda Sevda’nın verdiği tepki de gözünden kaçmamıştı. Hastane koridorunda toplanan çalışanları görünce iyice sinirlenen genç adam onlara dönerek “Ne bekliyorsunuz, herkes işine.” Diye bağırınca Sevda da yerinde zıplamıştı. İlk kez Cesur’u bu kadar sinirli görüyordu.

“Sen asıl geliş nedenini söyle Sevda? Ayşem’i özlemdim yalanlarına inanacağımı sanıyorsan yanılıyorsun.”

“Cesur fazla tepki vermiyor musun? Kimseye haber vermeden yeğenimi alıp ilçeyi terk ettin.”

“Kime haber vermem gerekiyordu Sevda? Demek ki sizin bilmenizi istemiyordum ki haber vermedim. Ne seni nede aileni etrafımda görmek istemiyorum Sevda. Şimdi uzun yoldan geldin yorgunsundur. Bu akşam dinlen yarın geri dönüyorsun.”

“Buna sen karar veremezsin.”

“Elbette veremem.” Cesur’un sözlerine gülümseyen Sevda adama yaklaşırken Cesur öfkeyle devam etmişti.

“Madem kalacaksın kendine kalacak bir yer bulmalısın. Nitekim bizde sadece bir gece kalabilirsin,” dedi. Sevda dişlerini sıkarken Cesur kapıda bekleyen güvenliği çağırarak “Taksi çağır, bizim evin adresini ver kadını oraya bıraksın,” dedi. Sevda itiraz etmek için ağzını açacağı sırada sert bakışları görünce susmak zorunda kalmıştı.

“Seni son kez uyarıyorum Sevda, ayağını denk al. Bir daha ne bana ne de kızıma huzursuzluk veremeyeceksin.”

“Bunlar hep o kadın yüzünden değil mi?”

“Ne?”

“Şu kadın, Aylin? Ablam söylemişti sana sülük gibi yapıştığını. O ayağını kesebildiyse ben daha fazlasını yaparım Cesur. Kimseye yar etmem…” dediğinde son sözlerini adama yaklaşarak sadece onun duyabileceği şekilde söylemişti. Cesur’un aklı karışmıştı.

“Yalan söylüyorsun.” Adam ağzından tükürükler saçarak kadının kolunu kavramıştı.

“Neden yalan söyleyeyim. Sana kaç kez söyledim. Sen ablamı melek gibi biliyordun ama sevgili karın şeytanın dünyada şube bulmuş haliydi. Çok sevgili arkadaşınla güzel bir konuşma yapmış zamanında. Üstelik o gün kaza da yapmış senin ki…” dediğinde Cesur donup kalmıştı. Nefes almak genç adama zor geliyordu. Gözleri her geçen saniye alev alırken Sevda söylememesi gereken bir şeyi söylediğini fark edince geri gitmek istemiş ama başaramamıştı.

“Sen ne dediğin farkında mısın?” Cesur’un sesi alçak çıksa da oldukça tehditkardı.

“Ben…”

“Sen nereden biliyorsun tüm bunları?” diye sorarken yine aynı sessizlikle karşılaşmıştı.

“Lanet olası sana bir soru sordum bana hemen anlatıyorsun.”

“Şey… Ablam anlatmıştı. Size gelmiş seni görmeye… Ablam onu evden kovmuş…” derken güçlükle yutkunmuştu. Cesur olayın bundan ibaret olmadığını anlayabilecek kadar zekiydi.

“Sonra?”

“Kapıyı kapatınca ne olduysa kaza olmuş…” dediğinde Cesur gözlerini kapatarak sakinleşmeye çalışmıştı. Aklına evlerinin önünde olan kaza gelince dişlerini daha da sıkmıştı. Başını iki yana sallayarak o kazada yaralananın Aylin olmamasını umuyordu. Eğer yaralanan Aylin ise durumunun iyi olmadığını çevredekilerden öğrenmişti. Üstelik karısı ona bir şey söylememişti. Gözlerini bir süre kapalı tutarak sakinleşmeye çalıştıktan sonra yeniden açıp tiksintiyle kadına bakmıştı.

“Senin de beni kandıran ablan olacak o kadının da yatacak yeriniz yok. Sizi Allah’a havale ediyorum. Bundan sonra ne bana ne de kızıma yaklaşamayacaksın.” Güvenlik görevlisi taksinin geldiği söyleyince Cesur adama bakarak “Vazgeçtim, kadını eve değil en yakın otele gönderin,” dedi. Seda başını iki yana sallayarak dişlerini sıkmıştı.

“Yeğenimi görmeme engel olamazsın.”

“Ben engel olmuyorum Sevda, Ayşem zaten seni görmek istemeyecektir. Bunca yıl kızıma yaptığın psikolojik şiddeti bilmediğimi mi sanıyorsun?”

“Yalan, ben ona bir şey yapmadım.”

“Şimdi defol buradan Sevda, bir daha seni görmeyeyim.” Sevda içi hırsla dolu bir şekilde hastanenin kapısına giderken onun yanına gelen adamla duraksamıştı.

“Sende kimsin?” adam bir genç kadına bir de arkasını dönüp giden Cesur’a bakıyordu.

“Bende size aynı soruyu soracaktım. Siz kimsiniz? Cesur ile ne gibi bir bağınız var?”

“Baldızıyım,” dediğinde adam gülümseyerek kadına bakmıştı.

“Bende eniştesiyim, adım Soner,” dedi. İkili el sıkışırken adamın aklında kırk tilki dolanmaya başlamıştı.

“Ee nereye gidiyorsun?””

“Kendime kalacak otel bulmalıyım,” diyen kadına cık cıklayarak karşılık vermişti.

“Aşk olsun, koca ev dururken otelde ne işiniz var?” Sevda adamın bakışlarından bir şeyler çevirdiğini hemen anlamıştı. İnsan kendi gibi olanı hemen tanırdı ne de olsa. Adamın arabasına doğru ilerlerken güvenlik görevlisi şüpheyle ikisine bakmıştı. Birkaç dakika içinde hastaneden uzaklaşan ikiliyi izledikten sonra Cesur’a haber vermek için hastaneye girmişti.

Genç adam öfkeyle asansöre bindiğinde Aylin’in odasının olduğu katta inmişti. Kapıya vurma gereksinimi bile duymadan odaya girdiğinde genç kadının üzerini değiştirdiğini görmüştü.

“Bir yere mi gidiyorsun?” Aylin karşısında genç adamı görünce duraksamıştı.

“Kendimi iyi hissetmiyorum, eve gideceğim.”

“Öyle mi? Önce konuşmamız gereken şeyler yok mu Aylin?” dediğinde genç kadın ona umursamazca bakmıştı.

“Aramızda konuşulması gereken bir şey olduğunu sanmıyorum Cesur Bey, şimdi izin verirseniz…” derken kapıya yönelmişti. Cesur genç kadının önüne geçerken oldukça kızgındı.

“Aylin, beni deli etme. Biliyorsun ki ben sinirlenirsem pek iyi şeyler olmaz.”

“Bundan bana ne? Hem senin misafirin yok muydu neden buradasın?” dediğinde Cesur bir eliyle yüzünü sıvazlayarak kadına iyice yaklaşmıştı.

“Az önce söylediğin saçmalıklarda neydi öyle?”

“Ben saçmaladığımı sanmıyorum, lütfen şimdi izin verin evime gideyim.”

“Kes artık şunu, sana yabancıymışım gibi benimle konuşma.” Cesur’un yüksek çıkan sesi genç kadını hiç etkilememişti.

“Yabancı olmadığınızı kim söyledi. Aramızdaki tek tanışıklık patronum olmandır.”

“Aylin…” Cesur’un sesi bu kez daha yumuşak çıkmıştı. Kadını alttan almaya çalışarak aynı tonda devam etti.

“Anlat bana Aylin, sana ne oldu?” dediğinde genç kadın gözle görülür bir şekilde ürpermişti.

“Bunun bir önemi yok, sormak için geç kaldınız Cesur Bey…”

“Önemi olduğunu biliyorsun. Yıllardır seni düşünmediğim bir günüm bile olmadı. Belki de tek pişmanlığım seninle görüşmeden buradan gitmek olmuştu.” Aylin adamın sözlerine karşılık alaycı bir şekilde gülümsemişti.

“Neden pişmanlık duyasın ki? Sana yapışan bir sülükten kurtuldun sonuçta.” Cesur kadının sözlerine üzülmüştü. Onun kendisine yakıştırdığı tabirden hoşlanmamıştı. Elini uzatıp genç kadına dokunmak istediğinde ise Aylin hızla geriye gitti.

“Aylin?” diyen adamın sesi acı doluydu.

“Benim gitmem gerekiyor, sizde misafirinizi yalnız bırakmayın.” Cesur başını iki yana sallarken ne söyleyeceğini bilmiyordu. Aylin’in üzerine giderse geri tepeceğinden emindi. Her zaman böyleydi. Genç kadın kendisine baskı uygulanmasından hoşlanmaz, geri çekilirdi.

“Peki, şimdilik burada bırakıyorum ama sonra kaçışın olmayacak. Konuşmak zorunda kalacaksın.” Aylin ona aldırış etmeyerek odadan çıkıp gitmişti. Cesur sıkıntıyla saçlarını karıştırırken içinin öfkeyle dolmasına izin vermişti.

Genç adam odadan dışarıya çıkarak acil servise yardıma giderken karşıdan gelen güvenlik görevlisini görünce duraksamıştı. Adamın belli ki bir sıkıntısı vardı.

“Cesur Bey?”

“Evet?”

“Şey efendim, misafirinizi taksiye bindirecekken Soner Bey alıp gitti. Sanırım ailenizin yanına götürüyor,” dediğinde Cesur dişlerini sıkmaya başlamıştı. İkilinin yan yana olması genç adamın hiç hoşuna gitmiyordu.

“Tamam, sen işinin başına dönebilirsin. Bir sorun olursa bana haber ver.” Adam aldığı emirle hızla oradan ayrılırken genç adam telefonunu çıkarıp annesini aramıştı. Birkaç çalıştan sonra kadının meraklı bir şekilde kendine seslenmesi adamın dikkatinden kaçmamıştı.

“Ne oldu oğlum, neden aradın?”

“Anne, sana bir şey söyleyeceğim. Birazdan eve Ayşem’in teyzesi gelecek. Ayşem’i onunla yalnız bırakma anne,” dediğinde Ayşem Hanım oğlunun derdini anlamıştı.

“O kadın yanına mı geldi?” diye sorarken kadının aklına gelenlerin doğruluğunu kanıtlar nitelikteydi.

“Evet, evi bilmediği için buraya geldi. Üstelik Soner’le eve doğru geliyorlar.”

“Soner’in yanında ne işi var o kadının?” Ayşem Hanım şaşkındı. Cesur da bu sorunun cevabını merak ediyordu.

“Sen dediğimi yap ana, Ayşem’i o kadınla yalnız bırakma.” Kadın oğlunu onaylarken telefonu kapatmıştı. Cesur hastaneden çıkmak üzereyken yanına gelen asistan doktorla yeniden acile gitmek zorunda kalmıştı. Eve gitmesi gerekse bile şuanda kendisine burada daha çok ihtiyaç olduğu için hastanede kalmak zorundaydı. Önlüğünü giyerek acildeki hastaların yanına giderken aklı kızındaydı.

***

Sevda arabasına bindiği adamın bakışlarından hoşlanmasa da bir şey dememişti. Yola odaklanırken adamın Cesur ile bir derdi olduğu belli olan adamla ne işi olduğunu bilmiyordu ama işine yarayacaksa onu sonuna kadar kullanacaktı. Araba büyük bir evin önüne durduğunda kadın şaşkınlıkla eve bakmıştı. Böyle büyük bir ev beklemediği kesindi.

“Burası mı?” derken Soner kızın bakışlarında hayranlığı görmüştü.

“Aile evi, Cesur burada yaşamıyor.” Sevda yüzünü buruşturarak adama bakmıştı.

“O zaman ben neden buradayım?”

“Yeğenini görmek istersin diye düşündüm. Yakın bir zamanda ameliyat oldu, şimdi bu evde.” Sevda kaşlarını çatarak adama baktı.

“Ne ameliyatı?” diye sorduğunda adam cevap veremeden evin kapısı açılmıştı. Sevda kapıda duran kadına bakarken küçük valizini alarak kapıya yönelmişti.

“Buyurun?” diye soran hizmetli kadın Soner’i kaile almamıştı.

“Yeğenimi görmeye geldim, Ayşem nerede?” dediğinde hizmetli kadın duraksayarak Sevda’ya bakmıştı.

“Kızım kim geldi?” Ayşem Hanım kapıda ki kadının kim olduğunu bilmesine rağmen sormuştu. Arabadan indiğinden beri camdan Sevda’yı izliyordu. Daha ilk andan ondan hoşlanmamıştı.

“Merhaba teyzecim ben Ayşem’in teyzesiyim. Yeğenimi görebilir miyim?” dedi.

“Geleceğinden haberimiz yoktu, keşke gelmeden arasaydınız.” Sevda kadının sözlerine bozulsa da belli etmemişti.

“Yeğenimi görmeye gelmek için haber vermem mi gerekiyordu?”

“Ayşem’i arayıp haber verebilirdiniz. Evime yabancıların gelip gitmesinden hoşlanmam.” Yaşlı kadının bakışları az ilerde duran damadına takılmıştı. Onun bu yüzünü ilk kez fark ediyordu.

“Damat, kaç gündür nerelerdeydin? Hamile karını hiç mi merak etmezsin?” adam eve doğru ilerleyerek kadına gülümsedi. Ancak bu gülümsemesinin ardında ki samimiyetsizliği yaşlı kadın ilk kez fark ediyordu. Hadi kızının gözü aşktan kör olmuştu, ya kendileri bu adamın yüzünü nasıl anlayamamıştı.

“İşlerim vardı anne, Çisem emin ellerde olduğu için gelemedim.”

“Neyse, hadi geçin içeriye.” İkili eve girerken Ayşem Hanım hizmetliye içecek bir şeyler getirmesini söylemişti. Salona geçen Sevda evi incelemeye devam ederken Ayşem Hanım da onu inceliyordu.

“Şöyle geçin, yorgun olmalısınız.”

“Sağ ol teyze…” diyen Sevda’ya Ayşem Hanım ters bir bakış atmıştı. Sevda gösterilen koltuklara geçerken bir yandan da kadına “Ayşem nerede?” diye sordu.

“Ayşem dinleniyor, çayınızı için görüşürsünüz.” Sevda kadına bir şey demeden önüne bırakılan çaya uzanmıştı. Soner kapı ağzından ikiliyi izliyordu.

“Damat, sen karını görmeye çıkmayacak mısın?” diye sordu. Soner kadına başını sallayarak cevap verirken merdivenlerden inen karısını görünce duraksamıştı.

“Soner?” adam karısını merdivenin dibinde bekleyerek yanaklarından öpmüştü.

“Nasılsın canım, oğlum iyi mi?” diye sordu. Çisem adamın davranışından rahatsız olarak geri çekilmişti.

“Umurunda mı? Kaç gündür neredesin?”

“Bunu yalnızken konuşmalıyız karıcım, şimdi misafirimiz var.” Çisem salona girerken annesinin göz hapsinde olan kadını görünce ona doğru yönelmişti.

“Hoş geldiniz,” derken annesine kısa bir bakış attı. Anlaşılan kadın Ayşem hanımın radarına takılmıştı. Sevda yerinden kalkma gereği bile duymadan gülümseyerek Çisem’e bakmıştı.

“Hoş bulduk, ben Ayşem’in teyzesiyim.” Genç kadın başını sallayarak annesinin yanına oturmuştu.

“Öyle mi? yolculuk nasıl geçti? Uzun bir yoldan geldiniz.”

“Çok iyiydi, teşekkür ederim,” diye cevap veren Sevda nazik olmaya çalışsa da üzerine oldukça yapmacık durmuştu. Çayını bitiren genç kadın ayaklanarak ikiliye bakmıştı.

“Ayşem nerede, onu görmek istiyorum,” dedi. Yaşlı kadın yerinden kalkarak alt katta ki Ayşem’in odasına doğru ilerlemişti. Sevda kadını takip ederken oldukça hevesliydi. Odanın kapısını tıklatıp açan Ayşem Hanım yatakta kitap okuyan torununa bakarak gülümsedi.

“Yavrum, teyzen geldi seni görmek istiyor.” Yaşlı kadın genç kızın kitabı hızlı bir şekilde kapatarak kapıya dönmesini izlerken Sevda kadını geçerek kollarını açıp yataktaki kıza doğru ilerlemeye başlamıştı.

“Ah canım, ne oldu sana? Neden bize haber vermedin. Buralarda kimsesiz kaldın.” Ayşem teyzesini elini kaldırarak durdurmuştu.

“Neden geldin teyze?” genç kızın soğuk sesi kadının hızını biranda kesmişti.

“O nasıl söz Ayşem, ben senin teyzenim.”

“Öyle mi? Bu zamana kadar bir teyzeliğini görmedim. Neden geldin bilmiyorum ama çok kalmayacağına emin olabilirsin. Seni istemiyorum!” Sevda kızın sözlerine rağmen birden Ayşem’e sarılmıştı.

“Bana bak küçük sıçan seni mahvederim. O ağzını açarsan seni…” diye kızı sessizce tehdit ederken birden Ayşem’den ayrılmıştı. Yaşlı kadın torununun değişen ifadesinden şüphelenerek hızla kadını torunundan uzaklaştırmıştı.

“Birincisi torunum kimsesiz değil kapı gibi babaannesi var arkasında. Halaları var… Başka kimseye de ihtiyacı yok. Bunca yıl bizden uzak dursalar da Ayşem benim kanımdan. Onun istemediği kimse ona yaklaşamaz. Dokunamaz! Kötü konuşamaz!” sevda kadının sert sözleri karşısında yutkunarak geri çekilmişti.

“Teyzecim ben…”

“Bana teyze demeyi bırakın, sizin için Ayşem hanımım. Şimdi oğlum gelene kadar size misafir odasını hazırlasınlar dinlenin.” Sevda araya girmek istediğinde Ayşem Hanım onu durdurarak kapıyı göstermişti. Sevda öfkeyle odadan çıkarken yaşlı kadın yüzü beyaza kesen torununa dönerek yüzünü okşamıştı.

“Korkma hayatım, kimse sana dokunamaz. Sen bu evin çocuğusun, onlarla bir bağın yok. Ben her zaman yanında olacağım,” dediğinde genç kız babaannesine sarılarak ağlamaya başlamıştı.

“Onu istemiyorum babaanne. Ben istemiyorum, onun aşağılayıcı sözlerini dinlemek istemiyorum.”

“Tamam canım, korkma bir daha sana yaklaşmayacak.”

“Ben…” genç kızın sözlerini kapıdan kendilerine sert bir şekilde bakan adam kesmişti.

“Ne oluyor burada? Neden torunum ağlıyor?”  Servet Bey odaya girerek ikiliye bakmıştı. Ayşem Hanım kocasına ne söyleyeceğini bilemediği için susmuştu.

“Duygusallaştık Servet, yok bir şey.”

“Emin misiniz?” adamın bakışları adeta tehlike saçıyordu. Şu birkaç gün zor geçecek gibiydi.

***

Sizce Servet dede gelen misafiri nasıl karşılar?

Sevda ve Soner iş birliği yapar mı?

Aylin ve Cesur’un karşılaşmasında ne olur?

Yorumlarınızı bekliyorum!

Son olarak; sitenin etkileşiminin daha fazla olması için lütfen çıkarken her hangi bir reklama tıklar mısınız?

Anlayış için çok teşekkür ederim!

14. BÖLÜM <<<<<<<<——->>>>>> 16. BÖLÜM

21441cookie-checkCesur 15. Bölüm
mermaridyy hakkında 333 makale
Yasemin Yaman KTÜ Orm. End. Müh. mezunu. Şuanda Parola Yayınlarında yazar. Hobileri yazmak, müzik dinlemek, basit çizimler yapmak ve manga okumak. Benim Küçük Gelinim ve Göremediğim Sen, Sen Olmadan Asla, Kara Duvak, Hep Seni Bekledim adında beş kitabı basıldı.

15 yorum

  1. Cesur o sinsi yılan kadını geldiği yere postalasın. Çisil de o şerefsiz kocasını boşayarak kurtulsun hatta Erhan ile evlensinler ikisinin de çocukları var hem birbirlerine hem de çocuklara iyi gelirler.

  2. Ayy ayy ay büyük bir patlama bekliyorum ben teyze ayrı bir olay cesur ve Aylin ayrı hele dede servet bey varya yakacak buraları gibi geliyor gelsin yeni bölümler,…

    • Şu aile bir sonerden kurtulabilse diyeceğim şimdi de sevda çıktı.
      Çisemin gözü açıldı sonere eskisi gibi aşık değil ah sanırım arafti hastanedeki doktor onun bir abisi vardı çocuğu yanıma alacağım diyen onunla olsa ne güzel olur baya kalabalık ve eğlenceli bir aile .
      Aylin ve cesur zor olacak ama güzel olacak bence arafti sanırım kıskandırmak onları kendine getirecek.

  3. Emeğine sağlık Yazarcigim ❤️kesin iş birliği yapacaklar bu pislikler 😡 . Cesur karisinin bu kadar iğrenç biri olduğunu nasıl fark etmemiş ya yaptıklarını nasıl görmemiş 🙁 Aylin kaza yapacak kadar ne yaşamış o gün ya ;( . Cesur sırf hamile diye evlenmiş olsa niye anlamasin nasıl biri olduğunu

  4. İşler karışıyor bu Ayline çok üzülüyorum kırgınlığı çok fazla haklı olarak inşallah cesurla konuşurlarda birşeyler açığa çıkar .Bu teyzede çok kötü bakalım daha ilk günden sonerle karşılaşması kötü oldu birliknolacaklar gibi ama karşılarındaki kişilerde öyle onlara güveniyorum inşallah o ikisini kazdıkları kuyuya atarlar biraan önce emeğinize sağlık çok güzel bir bölümdü.

  5. O iki pisliğin kafalarını duvara çarpasım var ikisi bir olup oyunlar çevirseler de Cesur ve ailesi güçlüdür korurlar birbirlerini Servet bey yıkar ortalığı ♡♡Ayline kızıyorum konussa ya daha nereye kadar kaçabilir bıraksada Cesur kendini derdini anlatsa ♡❤yeni bölüm için heyecanlanıyorum bu arada Çisem ve Erhan olursa ❤eminim o güzel ailede hem sevgiyi hemde mutluluğu görür ❤ellerine sağlık yazarım ❤♡❤♡

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*