Mart 18, 2022 Yazarı mermaridyy 19

Cesur 16. Bölüm

Merhaba arkadaşlar, bir önceki bölüme yapmış olduğunuz güzel yorumlar için çok teşekkür ederim. Umarım bu bölümde de beni yalnız bırakmazsınız. Bu aralar yazmaya fazla fırsatım olmadığı için her anı değerlendirmeye çalışıyorum. Nisanda aof sınavım var ve ona çalışmam gerekiyor. Keyifli okumalar!

***

Tüm aile akşam yemeği için masaya geçtiğinde kapıdan içeriye giren adam ortamın daha da gerilmesine neden olmuştu. Ayşem Hanım oğlunu kapıda görünce hemen yerinden kalkmıştı.

“Hayırlı akşamlar herkese!” diyen adamın bakışları masada oturan kadına takılmıştı. Öfkeliydi ancak ailesinin olduğu yerde öfkesine hakim olmak zorundaydı.

“Hayırlı akşamlar, geç kaldın bu gün?” Servet Bey oğlunun bakışlarından hoşlanmamıştı. Bakışlarının odaklandığı kişiye dönerken Sevda denen kadının oturduğu yerde rahatsız olduğunu görmüştü.

“Hadi otur da yemeğini ye oğlum,” diyen yaşlı kadın Cesur’a sarılırken Cesur da annesine karşılık vererek kadının tepesinden öpmüştü.

“Ben Ayşem’e bakayım anne, gelirim biradan siz başlayın,” dedi. Kadın cevap vermeden Cesur kızının odasına yönelmişti. Ayşem Hanım da yüzü asılmış bir şekilde masaya geri dönmüştü.

“Asma yüzünü Ayşem, birazdan katılacak bize.” Servet Bey karısının üzülmesine dayanamamıştı.

“Öyle de oğlum huzursuz gibi,” dediğinde kadının ters bakışları Sevda ve Soner’in üzerine dolaşmıştı.

***

Ayşem yattığı yerde sıkıntıdan patlarken odasının kapısının açılmasıyla tedirgin bir şekilde kapıya bakmıştı. Kapıdan girenin babası olduğunu görünce rahat bir nefes alarak adama gülümsedi.

“Babacım, geç kaldın.”

“Özür dilerim hayatım, son anda acil bir hasta geldi.” Cesur kızının yatağına yaklaşarak kızını öptükten sonra yatağın kenarına oturmuştu.

“Önemli değil, sadece seni göremeyince tedirgin oldum.”

“Korkma, burada güvendesin.” Cesur sıkıntıyla nefesini dışarıya verirken Ayşem babasının neden böyle hissettiğini anlayabiliyordu.

“Teyzem buraya kadar geldi, şimdi ne olacak?”

“Olacak bir şey yok, burada kalamaz. Ya evine geri döner ya da başının çaresine bakar.”

“Onun karakterini biliyorsun baba, asla pes etmeyecektir.”

“Ama beni tanımıyor Ayşem, kasabada tanıdığı adamı unutabilir. Kimse ailemin huzurunu kaçıramaz.”

“Yine de endişeliyim baba, teyzem kafayı sana takmış durumda.” genç kızın yüzü asılırken gözleri dolmaya başlamıştı.

“Endişelenme, sen iyileşmene bak. Ayrıca onunla iyi bir konuşma yaptık, gerekirse zorla buradan gönderirim.”

“Sevda teyzemden bahsediyoruz, konuşmaktan anlamaz o.”

“Neyse, sen nasılsın? Daha iyi misin?” Ayşem hızla başını sallayarak babasına cevap vermişti.

“Ne zaman kalkacağım baba, daha iyiyim. Burada sıkıntıdan patlıyorum.” Ayşem oldukça hareketli biri olduğu için Cesur kızının yakınmasını gülümseyerek dinliyordu.

“Zamanın varken biraz dinlen Ayşem, hastanede hiç olmadığın kadar yoğun olacaksın.”

“Şikayetçi değilim babacım,” diyen kız adama gülümsemişti. Aklına evde olan kadın gelince gülen yüzü yavaşça soldu.

“Ne oldu?” Ayşem başını iki yana sallayarak babasına bakmıştı.

“Bilmiyorum, sadece teyzem gidene kadar huzur bulamayacağım.”

“Sen bunları düşünme şimdi, birkaç gün evde dinlen sonra işinin başına dönersin.”

“Tamam, hadi sen git yemeğini ye. Babaannemleri o kadınla bir arada yalnız bırakma.” Cesur kızının sözlerine gülerken bir yandan da annesiyle Sevda’nın aynı masada yemek yerken ki hallerini düşünüyordu. Ayşem Hanım ne kadar yumuşak kalpli olsa da yeri geldiğinde Cesur bile annesini tanıyamıyordu. Babası arada ‘ben annenizin bu alev alan gözlerine vuruldum,’ dediğinde kardeşleriyle ona inanmazlardı.

“Sen dinlen, ben de evde nabız yoklayayım. Bakalım bu ikilinin derdi neymiş.” Cesur kızının üzerini örterek odadan çıkarken derin bir nefes almıştı. İçinden de ‘kazamız mübarek olsun’ diye geçirerek. Yemek masasına doğru ilerlemişti. İki kardeşinin de başına dudaklarını bastırarak annesini yanağından öpüp babasının sağ tarafında kalan boş yere oturmuştu.

“Hastanede işler nasıl?” Servet Bey sessiz olan masadan sıkılarak oğluna dönerek sormuştu.

“Şimdilik inceleme altında olan belgeler var baba, sabahta söylediğim gibi yönetim kısmında değişiklikler yapacağım.” Cesur sözlerini Soner’e bakarak söylemişti. Adam Cesur’un sözlerinden rahatsız bile olmazken Cesur Soner’in bu umursamaz tavrının nedenini merak etmeden duramamıştı.

“Öyle mi? Sen işini bilirsin, gençken bile iyi bir yöneticiydin.” Sevda dikkatle baba oğlu dinlerken Cesur Soner’e dönmüştü.

“Kaç gündür hastaneye uğradığın yok, bu zamanda ne işle uğraşıyordun?” dediğinde Soner gelen soruyla omzunu silkmişti.

“İşlerim vardı.”

“Öyle mi? Bizim hastaneden başka bir yerde daha mı çalışıyorsun? Hastanede ki işinden daha önemli ne işin olabilir senin?”

“Hesap vermek zorunda olduğumu düşünmüyorum,” diyen adama Cesur tek kaşını kaldırarak gülmüştü.

“Kardeşimin eşi olmana güveniyorsan ben babam değilim. Senin karşında kayın biraderin değil, patronun oturuyor. Koltuğuna çok güvenme.”

“Ne demek bu?” Soner Cesur geldiğinden beri ilk kez gerginlik belirtisi göstermişti.

“Bu, işini yapmazsan kapıya koyulursun demek. Yarından sonra işini aksatırsan bir daha hastaneye gelme, çıkışını hemen yaptıracağım.”

“Bunu yapamazsın.”

“Emin misin?” Cesur masadaki kişilere kısa bir bakış atarken Soner karısına dönerek imayla konuşmuştu.

“Abinin sözlerini duyuyor musun? Beni hastaneden kovmakla tehdit ediyor.” Çisem kocasının sözlerine aldırış etmeden yemeğini yemeye devam ederken “Aranızdaki şeye beni karıştırmayın,” dedi. “Başından beri biliyordun, aile başka iş başkadır. Abim ne yapacaksa iş kanununa uyacağına eminim,” dediğinde Cesur kardeşine gülümseyerek bakmıştı. Soner kızgın bir şekilde sandalyeden kalkıp giderken Servet Bey onaylamaz bir şekilde başını iki yana salladı.

“Bu adam hiç akıllanmayacak.” Sevda ne olduğunu anlayamıyordu. Aslında umurunda olduğu da söylenemezdi.

“Ee Sevda Hanım, siz ne kadar kalacaksınız?” Bu soruyu soran Çisil’di. Sevda cevap vereceği sırada Cesur onun yerine cevap vermişti.

“Yarın dönüyor,” dediğinde Sevda hemen itiraz etmişti.

“Gelmişken biraz Ankara’yı gezmek itiyorum.”

“Kimsenin seni gezdirecek vakti yok.” Cesur taviz vermez bir sesle konuşmuştu. Ayşem Hanım kızın yeniden konuşacağını anladığında bu kez araya girmişti. Kadına ılımlı davranmaya karar vererek asıl niyetini anlamaya çalışacaktı.

“Bizler gezdiremeyiz doğru, şoföre söyleriz o Sevda hanımı istediği yerleri gezdirir. Sonrada memleketine döner,” dedi. Cesur annesinin ne yapmaya çalıştığını anlayamamıştı. O bu kadına dayanamazken annesi neden kalmasına müsaade ediyordu ki?

“O zaman benim evde kalır, burada kalması uygun değil.”

“Anlamadım!” Sevda adamın sözlerine karşı ilk kez çıkışmıştı.

“Anlaşılmayacak bir şey yok. Seninle aynı çatı altında kalmak istemiyorum. Kızım da istemiyor. Misafirliğinin çok uzun sürmeyeceğini ümit ediyorum.”

“Kovsaydın Cesur!” Sevda nerede olduğunu unutarak dişlerini sıkmıştı.

“Abi diyecektin sanırım, ya da enişte?” Çisil kadının bakışlarından hoşlanmadığı için araya girmek istemişti.

“Ben Cesur’a ne abi derim ne de enişte.”

“Neden? Ablanın kocası değil mi? Üstelik senden de büyük. Sahi kaç yaşındasın sen?”

“Çisil, uzatma. Sevda Hanım gezisini yapar gider.” Servet Bey konuşmanın gidişatını beğenmediği için konuyu kapatmıştı. Sessizce yemeklerini yedikten sonra masayı yardımcılar toplarken akşam çayını içmek için salona geçmişlerdi. Başköşedeki koltuğa oturan Servet beyin tüm dikkati misafirin üzerindeydi. Birkaç dakikalık sohbetten sonra evin zilinin çalmasıyla Ayşem Hanım kapıya yönelmişti. Yardımcının açtığı kapıdan giren ikiliyi görünce kollarını açarak yıllardır çocukları gibi gördüğü ikiliyi davet ederken ona ilk sarılan genç adam olmuştu.

“Herkese hayırlı akşamlar!” diyen Serdar neşesini onlara yansıtırken salonda gördüğü yabancı kişiyle duraksamıştı. Aylin de Sevda’yı görünce farkında olmadan dişlerini sıkmıştı.

“Herkese hayırlı akşamlar, sanırım yanlış bir zamanda geldik,” diyen Aylin’e Ayşem Hanım hemen itiraz etmişti.

“O nasıl söz kızım, sen bu evin kızısın. Bir daha duymayayım.”

“Biz Ayşem’i ziyarete gelmiştik. Müsaitse ona bir bakalım,” dediğinde Ayşem Hanım genç kadının koluna girerek torununun odasına doğru ilerlemişti. Cesur içeri girdiğinden beri kendisine bakmayan kadının arkasından kaşlarını çatarak bakıyordu. Serdar da ikiliyi takip ederken Çisil’in bakışları sürekli ağabeyini takip ediyordu. Aynı şekilde Sevda’nın da bakışları Cesur’un üzerindeydi.

“Ee kızım, sen ne işle uğraşıyorsun?” Servet Bey Sevda’ya dönerek sormuştu.

“Ben liseden sonra okumadım Servet amca, bizde kız okutmaya pek yanaşmazlardı. Zaten ablamın öyle evlenmesinden sonra ailem daha soğuk baktı,” dediğinde Cesur kadının açıklamasına ilk kez üzülmüştü. Bir bakıma Sevda’nın okumasına engel olanlardan biriydi. Bir yandan üzülse de diğer yandan Sevda’nın okumaktan gözü olmadığını bildiği için rahattı. Aylin’lerin odaya girmesiyle bakışları kendisini dikkatle izleyen kardeşiyle kesişmişti.

“Hayırdır Çisil, neden bana öyle bakıyorsun?”

“Bilmem, dikkat etmemişim sana baktığıma,” dediğinde Cesur ona inanmamıştı.

“Neyse, çıkar kokusu nasıl olsa.” Çisil omzunu silkelerken babası ile misafirlerinin konuşmasına dikkat kesilmişti. Bir kenarda sessizce düşünceli olan ablasına bakarken onun konuşmaları duymadığına emindi.

“Abla, iyi misin?” Çisem kardeşinin sesini duymamıştı. Çisil ikinci kez seslendiğinde bu kez Cesur’un da dikkatini Çisem’e yöneltmişti.

“Çisem, abicim iyi misin?” diyen genç adam yanında oturan kardeşinin elini tutunca genç kadın kendine gelmişti.

“Efendim, bir şey mi söyledin?” dedi genç kadın abisine bakarken.

“Çisil sana sesleniyordu, duymadın. İyi misin? Ağrın mı var?” diyen adam oldukça endişelenmişti.

“Yok abi, iyiyim. Düşünüyordum sadece…”

“Bir ağrın olursa hemen söyle,” diyen adam konuşmasına devam edecekken Sevda araya girmişti.

“Cesur’un kardeşi olduğunu bile bilmiyorduk. Gerçi nereli olduğunu sormamıza rağmen söylememişti.”

“Demek ki gerek görmemiş,” diyen bu kez Çisil’di. Sevda’nın abisine olan bakışlarından hoşlanmamıştı.

“Ya da size çok kırılmış ki ağzına almadı adınızı!” Sevda’nın sert sözlerine karşılık Cesur öfkeli bakışlarını kadına çevirmişti.

“Haddin olmayan işlere kalkışma Sevda, benim yumuşak halimi biliyorsun. Sakın beni sınama. Burada duruyorsan annem sayesinde, bana kalırsa çoktan kasabaya dönmüştün.”

“Cesur, misafirimize ayıp oluyor.”

“Misafir dediğin çağrılır baba, kafana göre bir yere gidilmez.” Sevda adamın sözlerine alınsa da belli etmiyordu. Aklına koymuştu bir kere. Cesur’ların kasabadan gizlice ayrıldıklarını öğrendiğinde çıldırmıştı. Babası kadını ayıplasa da umursamamıştı.

“Neyse, ben kızıma bakayım,” diyerek ayaklandığında Servet genç adama uyarıcı bir bakış atarak “Otur yerine,” dedi. Cesur babasının Sevda’yı işaret etmesiyle kadını tek başına bırakmamak için babasının dediğini yapmıştı. Aklı odadakilerde olsa da elinden bir şey gelmiyordu.

***

Genç kız yatağında sıkıntıdan patlamak üzereyken kapından içeriye giren babaannesi ve Aylin ablasını görünce sevinçle yerinde doğrulmuştu.

“Aylin abla, hoş geldin.” Genç kadın Ayşem’in kendisini bu kadar coşkulu karşılamasına şaşırsa da hafif gülümsemişti.

“Hoş bulduk, nasıl oldun?” diyen kadın hala genç kıza temkinli yaklaşıyordu.

“Daha iyiyim, babam da inansa çok mutlu olacağım tabi. Çok sıkılmıştım…” derken kapıdan içeriye bu kez Serdar’ın girdiğini görünce duraksamıştı.

“Hoş geldiniz Doktor Bey,” diyerek Serdar’a kısa bir baş selamı vermişti. Serdar genç kızı bir süre inceledikten sonra kendisine gelerek “Daha iyi görünüyorsun,” dediğinde Ayşem az önceki incelemeden utanarak bakışlarını kaçırmıştı.

“Çok şükür, yakında işimin başında olurum.”

“Eğer bir haftada toparlanabilirsen seminer var. İstersen sende gelebilirsin, mesleğine yardımcı olacaktır.” Aylin kardeşinin sözlerine şaşırarak ona dönmüştü. Ayşem ebeydi, seminer ise kadın doğum doktorlarını kapsıyordu.

“Sence seminere katılması doğru olur mu?” dediğinde Ayşem merakla Aylin’e bakmıştı.

“Neden olmasın, ebe olması benden farklı bir şey yaptığını göstermiyor. Ben cerrahi müdahale yapsam da ebelerin işi de kolay değil. Belki bu şekilde uygulamalarda daha doğru yöntem kullanabilirler.”

“Sorun olmazsa gelmek isterim.” Ayşem iki kardeşin konuşmasını bölerek cevap vermişti.

“O zaman senden istenileni yapıp iyileşmeye bakacaksın.” Serdar’ın gülümsemesi ile Ayşem Hanım ikilime gözlerini kısarak bakmıştı.

“Bence erken karar veriyorsunuz, Cesur’a sormadan karar vermeyin.” Ayşem Hanım oğlunu öne sürerken genç kız babaannesine hak vermeden edememişti. Bu zamana kadar babasından ayrı bir gün bile geçirmemişti. İzin vermeyebilirdi.

“Bu kariyeri için önemli, Cesur beyin engel olacağını sanmıyorum.”

“Bunu bilemeyiz. Cesur kızına oldukça düşkün, ayrı kalmaktan hoşlanmayacaktır.” Ayşem yaşlı kadının sözlerine hak verirken yüzü asılmıştı.

“Sen ikna edemez misin babaanne? Gitmeyi gerçekten çok istiyorum.”

“Deneriz, üzülme sen güzel torunum,” diyerek genç kızın saçlarını küçük bir kız çocuğu gibi sevmeye başlamıştı. Ayşem bu durumdan utanırken Aylin ikisinin sevgi gösterisini buruk bir şekilde izlemişti. Farkında olmadan eli karnına giderken Serdar ablasının değişen ifadesiyle dikkatle onun hareketlerini izliyordu. Ayşem’e bakarken ikinci kez yaptığı hareket gözünden kaçmamıştı. Ne zaman genç kıza baksa ablasının eli kendi karnına gidiyordu. Bu durum iyice şüphelenmesine neden olmuştu.

“Ee sınavlarına az kaldı, çalışabildin mi?” Ayşem değişen konuyla genç adama bakmıştı. Konu değişince sohbette değişmiş olmuştu. Yarım saat boyunca oldukça keyifli sohbet ettikten sonra Aylin ayağa kalkarak “Biz çıkalım, sende dinlen. Tekrar ziyaretine geliriz,” dedi. Aylin’in sözleri ile Serdar da ablasına hak vermişti.

“Ablam haklı, dinlenmen ve iyileşmen gerekiyor. Hadi sen uyu biraz, sonra konuşuruz.” Ayşem Hanım da ayaklanarak kızın üzerini iyice örtmüştü. Saçını okşayarak iki kardeşin peşinden odadan çıkmıştı.

Aylin ve Serdar salona geçtiklerinde aile üyelerinin hala sohbet ettiklerini görünce onlara doğru ilerlemişti. Çisil hemen ayağa kalkarak genç kadına sarıldığında Aylin de ona aynı şekilde karşılık verdi.

“Nasılsın Aylin abla?” diye soran genç kız arada abisine göz atmayı da ihmal etmiyordu. Asaf ile konuşamamıştı. Bu yüzden de ikisi arasında ki ilişkiyi kestiremiyordu. Şimdilik gözlem yaparak abisi ile Aylin arasında ki bağı çözmeye çalışacaktı. İkisini bir arada düşündükçe sevinçten ellerini çırpmak istiyordu. Aylin Servet beyin elini öperek boş bir yere geçerken Serdar da ablasını taklit ederek genç kadının yanına oturmuştu.

“Nasılsın Servet amca, hastaneye geliyorsun ama bizi görmüyorsun.” Aylin’in sözlerine yaşlı adam gülümseyerek cevap vermişti.

“Ben artık misafirim kızım, bir sorun varsa Cesur’a söylersin.”

“Sorun olduğu için değil, özletiyorsun kendini. Öğle arası kahve içmelerimizi şimdiden özledim.”

“Özlediğin vakit haber et gelirim kızım,” diyen adam salondakileri gülümsetmişti. Bir kişi hariç, geldiğinden beri Aylin’i göz hapsine alan Sevda kaşlarını çatarak aileyle genç kadın arasında ki samimiyeti gözlemliyordu. Kadınca hislerle Aylin’i rakip listesine yazmıştı bile. Üstelik bu kadın sıradan bir kadında eğildi. Cesur’un yıllar önce en değer verdiği kadındı.

“Misafirimiz var bu akşam, Sevda Ayşem’in teyzesi,” dediğinde Aylin’in soğuk bakışları genç kadına dönmüştü.

“Biz hastanede tanıştık Servet amca, değil mi Sevda Hanım?” diye keskin bakışlarını genç kadına dikmişti. Serdar ablasının ses tonundan bir şeyler olduğunu anlayabiliyordu. Eve gidince konuşacaklardı elbette.

“Öyle mi? Birkaç gün misafirimiz olacak, Ayşem’i ziyarete geldi,” dediğinde Aylin ağzının içinden “Eminim Ayşem için gelmiştir,” dediğinde Serdar ablasının ne dediğini anladığında şaşkınlıkla kadına dönmüştü.

“Efendim?” Servet Bey kızın ne dediğini anlayamadığı için sormuştu.

“İyi yapmış dedim Servet amca,” dedi. Serdar ablasının sözlerine gülmemek için kendisini tutmuştu. Cesur kendisine bir kez olsun bakmayan Aylin’i göz hapsine almıştı.

“Demek Aylin sizsiniz? Ablam sizden bahsetmişti,” diye araya giren Sevda dikkatleri üzerine çekmeyi başarmıştı. Aylin kadının dilinin altında ki zehri gözlerinden okuyabiliyordu.

“Ablanızla bir münasebetim olmadığı için hakkımda bir şeyler söyleyebilmesi şaşırtıcı!” diyen genç kadın ailenin şüpheyle kendisine bakmasına neden olmuştu.

“Öyle mi? Hâlbuki ablam hakkınızda…” derken konuşması sert bir şekilde Cesur tarafından kesilmişti. ,

“Ablan ve Aylin’in ortak hiçbir tanıdığı yok Sevda, onları tanıştırma fırsatım olmamıştı,” diyen genç adam Aylin’in alaycı bakışlarına maruz kalmıştı.

“Sen tanıştırmamış olabilirsin ama ikisinin tanıştığına eminim, öyle değil mi Aylin Hanım?” diyen Sevda’ya Aylin istediğini vermeyecekti. Kadının gözlerinde ki küçümseme Aylin’in daha da öfkelenmesine neden olmuştu.

“Haklısın, ablanla tanıştım. Hatta bizzat beni evine davet etmişti.” Aylin’in sözlerine Cesur şaşırmıştı.

“Ne zaman?” Aylin adamın sorusuyla öfkeli bakışlarını genç adama çevirmişti.

“Zamanı önemli değil, asıl beni neden çağırdığı önemliydi. Öyle değil mi Sevda Hanım? Eminim siz biliyorsunuzdur beni neden evine davet ettiğini!” dediğinde Sevda gerilmişti. Servet Bey ve Ayşem Hanım şaşkınlıkla ikilinin konuşmasını dinliyordu.

“Sevda, seni dinliyoruz.” Servet Bey araya girerken genç kadın çoktan aile içinde bu konuyu açtığı için pişman olmuştu.

“Şey ben bilmiyorum,” diye konuyu kapatmak istese de Aylin konunun kapanmasına izin vermeyecekti.

“İşte buna inanmamızı beklememelisin. Eminim ablan bana söylediklerini, suçlamalarını ballandırarak sana anlatmıştır. Anlatmasaydı burada konuyu açmaya cesaret edemezdin. Ne düşünüyordun, ablanın karşısında sustuğum gibi senin karşında da süt dökmüş kedi olacağımı mı?”

“Aylin?” Cesur araya girmek isteyince Aylin öfkeli bakışlarını Cesur’a dikmişti.

“Ne oldu, sevgili karının nasıl biri olduğunu öğrenmekten mi korkuyorsun Cesur Bey? O zaman senin adına üzgünüm. Senin karın açgözlünün, iftiracının biriydi. Üstelik seni sevdiğine de asla inanmadım. O kadar kör olmuştun ki karının nasıl biri olduğunu göremedin. İlk önce paranın peşinde olduğumu söyledi. Benimle acıdığın için arkadaş olduğunu eklediğini de unutmamak lazım. Asıl canımı ne yaktı biliyor musun? Beni evine çağırdı, üstelik ben gelmek istemediğimde senin çok üzüleceğin yalanını söyleyerek beni o kapıya getirdi. Sonra ne mi oldu, ne evli bir adamı ayartmadığım ne de senin metresin olmadığım kaldı. Ağzıma alamayacağım hakaretleri tüm sokağın duyacağı şekilde yüzüme savurdu. Senin karın bir kadının namusuna laf edebilecek kadar aşağılık bir kadındı. İftiralarıyla tüm mahallene beni rezil etti. Gözlerinin önünde kaza geçirmeme rağmen gülümseyerek evinin kapısını umursamaz bir şekilde kapatacak kadar kötü biriydi. Şimdi karşıma geçip seni affetmemi bekleme. Asla, duydun mu beni, asla seni bağışlamam. Sen ve karın o gün benim hayatımda onarılmaz yaralar açtınız. Şimdi izninizle bizim gitmemiz gerekiyor,” diyerek ailenin şaşkın bakışları arasında salondan çıkıp gitmişti. Serdar ablasının sözlerini duyunca dişlerini sıkarak sakin kalmaya çalışmıştı. Dolu gözlerini Cesur’a dikerek “Ablamdan uzak durun lütfen,” dedi. Genç adam ablasının peşinden giderken Cesur kadının sözlerine donup kalmıştı.

“Cesur, neler oluyor?” Ayşem Hanım evden çıkıp giden kadının ardından gözyaşlarını tutamamıştı.

“Bilmiyorum baba, bende yeni öğreniyorum bunları.” Genç adamın bakışları Sevda’ya dönerken genç kadın yerinde adeta sinmişti.

“Bu konuyu açıklığa kavuşturacaksın Cesur, Aylin kızımın üzülmesine izin vermeyeceksin. Bundan sonra gözünden düşen her yaş için canını yakarım,” dediğinde Servet Bey izin isteyerek odasına çekilmişti. Ayşem Hanım da kocasının peşine takılırken Çisil ve Çisem abisine üzgün gözlerle baktı.

“Ne yapmayı düşünüyorsun abi, Aylin abla seni asla affetmeyecek.”

“Bir şekilde kendimi affettireceğim Çisem, Aylin’i ikna etmek zor olacak ama imkansız değil.” İçinden de ‘umarım’ diye geçirmeden yapamamıştı.

“Umarım abi, çok yaralanmış belli. Sen yokken belli etmemişti ama seni görmek Aylin ablaya iyi gelmiyor,” dedi. Cesur üzgün bir şekilde başını kaldırdığında kapıdan kendilerini gözü yaşlı izleyen kızını görünce yutkunmadan edememişti.

“Ayşem, kızım sen ne zamandır oradasın?” Ayşem salondan sesleri duyunca yerinden kalkarak kapıyı aralayıp konuşulanları dinlemeye başlamıştı. Annesinin yaptıklarını duyunca yıllardır teyzesinin haklı olduğunu anlamıştı. Annesi iyi bir insan değildi. Bunu duymak genç kızı oldukça üzmüştü.

“Ben…” derken genç kız dayanamayarak kapıyı kapatıp ağır adımlarla yatağına doğru ilerlemişti. Cesur hızla yerinden kalkarak kızının yanına gitmişti. Kapıyı hızla açarak kızının yatağa oturmaya çalıştığını görünce hemen yanına ulaşmıştı.

“Kızım sen niye kalktın?”

“Teyzem haklıymış baba, annem iyi bir insan değilmiş.” Ayşem sözlerini bitirdiğinde ağlamaya başlamıştı. Cesur kızına sarılarak onu sakinleştirmeye çalışırken Ayşem de babasına sıkıca sarılıyordu.

“Ağlama bir tanem, ağlama.”

“Üzülüyorum baba, annem nasıl bu kadar kötü olabilir?” genç adam kızının ıslak yanaklarını silerken başını iki yana sallamıştı.

“Yapma hayatım, bunlar geçmişte kaldı. Lütfen kendini üzme.”

“Kalmamış baksana baba, Aylin abla sana nasılda öfkeyle bakıyordu.” Ayşem kadının acısını içinde hissetmişti. Üstelik annesine rağmen kendisini ziyarete gelebilecek kadar alçak gönüllüydü.

“Merak etme canım, Aylin ablanın kırılan kalbini onaracağım.”

“Sanmıyorum, başka bir şey var baba, hissediyorum. Aylin ablanın seni affetmesini engelleyecek başka bir şey olmalı.” Cesur kızına hak verse de şuanda Ayşem’in sakinleşmesi daha önemliydi.

“Hadi uzan biraz ve sakinleş. Zamanı gelince ne olduğunu öğreneceğiz.”

“Baba, ben…” genç kızın dudaklarına parmaklarını koyarak Ayşem’i susturan Cesur kızının üzerini örterek “Düşünme, hadi uyu,” dedi. Ayşem itiraz edecek durumda değildi. Gözlerini kapattığında Cesur bir süre daha onun yanına kalarak odadan çıkmıştı. Salonda Çisil ve Sevda’dan başka kimse kalmamıştı.

“Nasıl oldu?” diye soran Çisil abisinin üzgün ifadesine bakmıştı.

“Annesinin kötü olduğunu duyan her çocuk gibi, üzgün…” dediğinde Sevda umursamaz bir şekilde konuşmuştu.

“Sanki ilk kez duyuyor!” Cesur kadının sözlerini duyunca öfkeyle kolunu tutarak kadını oturduğu yerden kaldırmıştı.

“Bana bak, çok oldun sen. Yarın defolup gidiyorsun. Kızımın yakınına bir metreden fazla yaklaşırsan seni mahvederim.”

“O benim yeğenim.”

“Ne zamandan beri yeğenini umursar oldun? Çocukken babanla Ayşem’e yaptıklarınızdan haberim yok mu sanıyorsun? Bir şey söylemediysem hepsi Ayşem’in engellemesi yüzündendi. Şimdi sana verilen odaya git uyu, sabahta evimden defolup git.”

“Ankara senin değil ya, ister kalırım ister giderim. Beni görmeye alışsan iyi edersin.”

“Ne halt yediğin umurumda değil, benden ve ailemden uzak dur!” diyerek kardeşine dönmüştü.

“Çisil, şuna kalacağı odayı göster. Ben kızımın yanında kalacağım,” dedi. Çisil abisinin sinirini elbette ki biliyordu ama ilk kez bu kadar yakından şahit oluyordu. Yıllar abisini oldukça değiştirmişti.

“Bence abimi daha fazla sinirlendirmeden odanıza geçseniz sizin için daha iyi olacak. Bu taraftan,” diyerek Sevda’ya odasını göstermek için yerinden kalkmıştı. Sevda yüzü asılarak yerinden kalkarken kendisine gösterilen odaya geçti. Odasında dört dönerken Cesur’un ve ailesinin güvenini kazanmak için neler yapabileceğini düşünmesi gerekiyordu. Planlarını uygulayabilmek için Ankara da kalması gerekiyordu. Yatağına oturarak düşünmeye başlamıştı.

***

Genç kadın evin kapısını açarak koridorun ışığını yakıp elinde ki anahtarı kenardaki küçük masanın üzerine atmıştı. Ayağında ki ayakkabıları çıkararak terliklerini giyerken oldukça sessizdi. Serdar yol boyunca sessizliğini koruyan ablasının peşinden eve girerken ablasının odasına çekilmek yerine mutfağa geçmesini beklemiyordu. Genç kadının peşinden mutfağa girerken Aylin arkasını dönmeden “Kendime kahve yapacağım, sende içer misin?” dedi. Serdar başını sallasa da sözlü olarakta cevap verdi.

“Olur, film izleyelim mi?”

“Yorgunum Serdar, film izleyecek kafada değilim.” Genç adam ablasının yorgun olduğunu biliyordu. Sadece kafasının dağılmasını istemişti.

“Ben salona geçiyorum,” diyerek ablasını mutfakta bırakarak salona geçmişti. Normal ışığı yakmak yerine abajur ışıkla odayı aydınlatırken ablasının ruh haline kadar uygun bir ortam olduğunu düşünmeden edememişti. Aylin salona geldiğinde iki kardeş pencere kenarına yerleştirdikleri karşılıklı koltuklara oturarak dışarıda ki manzarayı izlemeye başladılar. Evleri yüksek kat olduğu için aşağıda ki arabalar oldukça küçük görünüyordu.

“Ne düşünüyorsun abla?” Aylin bir süre sessiz kaldıktan sonra kardeşine kısa bir bakış atıp yeniden önüne dönmüştü.

“Emekli olmayı?” dediğinde Serdar hızla genç kadına dönmüştü.

“Ne yani, işi mi bırakacaksın?” Aylin kardeşinin yüksek çıkan sesi karşısında gülümsemişti.

“Çok yoruldum Serdar, bir yıldır zaten emekli olmayı düşünüyordum. Biliyorsun bir süredir para biriktirmeye çalışıyorum,” dediğinde Serdar kaşlarını çatarak ablasına bakmıştı.

“Bunu nasıl başarıyorsun anlayamıyorum. Hem evin kredisini ödeyip hem de para biriktirdin. Üstelik benim maaşıma dokunmama da izin vermedin.”

“Yirmi yıldır o hastanede çalışıyorum Serdar, maaşım senden iyi unutuyorsun.” Serdar hayıflanarak ablasına bakmıştı. İki yıldır doktorluk yapıyordu ve ablasının dediği gibi maaşı kendisinden yüksekti. Kardeşinin asılan yüzüyle genç kadın daha da keyiflenmişti.

“Ne oldu Doktor Bey, bozuldunuz mu?”

“Elbette bozuldum,” diyen adam kadına kahkaha attırmıştı.

“Merak etme, bir iki seneye beni geçer maaşın.” Aylin elindeki fincanı masanın üzerine bırakarak kardeşine dönmüştü. Yüzünde oldukça ciddi bir ifade vardı.

“Emekli olma konusunda ciddiydim Serdar, artık hastanenin temposunu kaldıracak kadar enerjim kalmadı. Yaşlanıyorum sanırım.”

“Abla, daha kırk iki yaşındasın,” dediğinde Aylin derin bir nefes almıştı.

“Kendimi daha yaşlı hissediyorum. Daha sakin bir hayat istiyorum,” dedi. Serdar ablasının kararlı olduğunu görebiliyordu.

“Peki ne yapacaksın?”

“Bir süredir kendime kafe açabileceğim bir yer arıyordum. Sigortada çalışma günlerimi tamamladım. Şuanda yaş bekliyorum. Bu süre zarfında da hayalimi gerçekleştirmek istiyorum,” dediğinde Serdar ablasına üzgün bir şekilde bakmıştı.

“Kafe mi açacaksın? O kadar birikimin var mı?”

“Biraz var, üstelik tazminatta alacağım,” dediğinde Serdar elini uzatarak ablasının elini tutmuştu. Genç adamın endişeli olduğunu görebiliyordu.

“Bu uzun zamandır istediğim bir işti Serdar, inan Cesur ya da başka biriyle alakası yok. Bir aydır uygun bir yer arıyorum, kitap kafa açacağım. Hoş ve sakin bir mekan olmasını istiyorum. Gelen insanların kahve ya da çay eşliğinde kitap okuyabileceği nezih bir ortam. İç tasarımını bile hayal ettim,” dediğinde Serdar şaşırmıştı. Ablasının bu kadar ayrıntılı bir şekilde yeni işi için hazırlık yaptığının farkında bile değildi. O kadar kendi dünyasına dalmıştı ki ablasının hazırlıklarını göremeyecek kadar ondan kopmuştu.

“Özür dilerim abla, bunca zaman tek başına gerçekleştirmeye çalıştığın hayalini bilemeyecek kadar senden uzaklaştığım için.”

“Saçmalama Serdar, ben söylemedim. Sen başarılı bir doktor olacaksın, bu benim için en büyük mutluluk. Yakında gönlüne göre birini bulup evlenirsen daha da mutlu olacağım.”

“Sen evlenmeden evlenmeyeceğim abla,” diyen Serdar’a bıkkınlıkla bakmıştı genç kadın.

“Benim evlenmek gibi bir düşüncem yok Serdar, bu konuyu açmamanı istiyorum.”

“Neden abla, sana engel olan ne?” Serdar ablasına ciddi bir ifadeyle bakarken Aylin bakışlarını kaçırarak yeniden manzarayı izlemeye başlamıştı.

“Bu akşamlık bu kadar yeter, hadi yatalım.”

“Kaçmaya çalışsan da bir gün nedenini öğreneceğim abla, bunu biliyorsun değil mi?” dedi. Aylin yerinden kalkarak boşalan bardakları alıp kardeşine bakmıştı.

“Bu ay sonu işten ayrılacağım, mekânı aramak için daha fazla vaktim olacaktır.”

“Servet amca bu durumdan hiç hoşlanmayacak.”

“Ona anlatmıştım, daha önce ayrılacaktım ama Servet amca bana ihtiyacı olduğunu söyleyince yardımcı olmak için kalmıştım.”

“Sadece benim mi haberim yoktu abla?” diyen genç adam alınmış gibi yüzünü asmıştı.

“O benim patronum Serdar, durup dururken işten ayrılamazdım. Önceden haber vermem gerekiyordu. Üstelik Servet amca benim akıl hocam sende biliyorsun.”

“Kabul eti yani ayrılmanı?” dediğinde Aylin gülümseyerek başını sallamıştı. Genç kadın uzun zaman sonra ilk kez huzurluydu. Cesur’un varlığı bile bu huzurunu bozamayacaktı.

“Kabul etmek zorunda kaldı diyelim.” Serdar eline aldığı telefonuyla ilanlar kısmını açarken Aylin onun ne yaptığını anlamaya çalışmıştı. 

“O zaman mekanı aramanda sana yardımcı olacağım, buna itiraz etmezsin sanırım,” derken gözü ekranda ki ilanlara takılmıştı. Yakınlarında uygun bir mekan bulabileceğine emin olmasa da yakın çevredeki ilçelerde olabileceğini düşünmüştü. Ayrıca doktor arkadaşlarına da mesaj gruplarından mesaj atmıştı.

“Seni engelleyemem. Uygun bir yer bulursan elbette sevinirim.”

“Peki, ben çalışmalara başlıyorum. Malum çevrem senin çevrenden daha geniş,” dedi. Aylin başını iki yana sallarken Serdar ablasının salondan çıkışının farkına bile varmamıştı. Grup arkadaşlarının kendisiyle şakalaşması ve doktorluktan iyi para kazanamadığı için kafe açacağı şeklinde aldığı yorumlara aynı şakacı mesajlarla karşılık vermişti. Gece yarısına doğru aldığı mesajla ise heyecanla ablasının odasına koşmuştu. Genç kadını uykusundan uyandıran Serdar ablasını korkutsa da haberi vermek için sabahı bekleyememişti.

“Serdar, saat kaç?”

“Üçe geliyor abla, ama sabahı bekleyemezdim. Bak burası nasıl? Bir arkadaşım mekanın satılık…” derken yüzü asılmıştı. Mekanın satılık olduğuna dair mesajı yeni okuyordu.

“Ee satılık mıymış? Ne kadar istiyorlar?” diye soran Aylin uykulu bir şekilde kardeşine bakmıştı.

“Bilmiyorum, sorar sana söylerim. Umarım fazla istemezler.” Serdar’ın morali bozulmuştu. Ablasını boşuna heveslendirdiğini düşünmeden edemiyordu.

“Yarın gider bakarız Serdar, şimdi git yat. Yarın işin yok mu senin?” dediğinde Serdar ağır adımlarla odasına geçmişti. Aylin kardeşinin odasından çıkmasıyla yeniden yatarken bu kez uyuması kolay olmamıştı. Uykulu bir şekilde de olsa Serdar’ın gösterdiği mekan dikkatini çekmişti. Mekan nedense gözüne tanıdık gelmişti.

Sabah erkenden kalkan ikili kahvaltısını sessiz bir şekilde yaparak aynı sessizlikle evden ayrılmıştı. Serdar ablasına dönerek “Mekanı görmek istiyor musun abla?” diye sorduğunda Aylin saatine bakarak vakit olduğunu görünce başını sallamıştı.

“Yakınsa görelim öyle hastaneye geçelim,” dedi. Serdar arkadaşının attığı konuma doğru ilerlerken çok uzak olmadığını fark edince şaşırmıştı. Aylin geçtikleri sokakların tanıdıklığıyla heyecanlanırken etrafına dikkatle bakmaya başladı. Araba durduğunda ise şaşkınlıkla karşısındaki mekana bakmıştı. Daha birkaç gün önce geçtiği, gençliğinin en güzel anılarını yaşadığı mekan satılıktı. Serdar ablasının heyecanını görünce hem şaşırmış hem de mutlu olmuştu.

“Sahibi nerede Serdar? Onunla hemen konuşmak istiyorum,” dediğinde Serdar arkadaşının kendilerine doğru geldiğini görünce eliyle karşıyı göstermişti.

“Serdar, nasılsın? Aylin abla?” Aylin karşısında ki genç adamı görünce ikinci şaşkınlığını yaşıyordu.

“Güven, burası sizin miydi?” dediğinde Serdar’ın lise arkadaşını görmeyi beklemiyordu.

“Amcamlarındı abla, vefat edince mirasçılar satılmasını uygun gördü. Kimse kafecilik yapmak istemiyor.”

“Anlıyorum, Allah rahmet eylesin. Peki ne istiyorlar?” Güven genç kadına miktarı söylediğince Aylin duraksamıştı. Birikimi ve alacağı tazminatı birleştirse yine de eksiği kalıyordu. Yüzü asılırken Serdar ablasına bakarak buruk bir şekilde gülümsemişti.

“Güzel bir mekan, almak istesem de eksiğim var maalesef. Umarım değerini bilen biri alır,” dedi. İkilinin yanından ayrılan genç kadın arabaya binerken Güven arkadaşına dönerek konuşmuştu.

“Bak güven, burası çok değerli biliyorsun. Ablanın alması için onu teşvik etmelisin. olmadı bende yardım ederim, size borç verebilirim.”

“Teşekkür ederim Güven, sen kuzenlerine sor bakalım en son ne olur, ona göre peşin ödeyeceğiz.”

“Tamam, bir saat sonra sana haber veririm,” diyerek iki arkadaş ayrılmıştı. Serdar arabaya girdiğinde Aylin hala kafeye bakıyordu.

“Abla, alalım burayı?”

“Nasıl alacağım Serdar, birikimim yetmez burayı almaya.”

“Ben ne güne duruyorum abla, benim maaşım öylece duruyor.”

“Olmaz, o senin geleceğin için…” dediğinde Serdar ablasına dönerek ellerini tutmuştu.

“Abla, bazen kendimi yabancı gibi hissediyorum. Benden hiç bir şey kabul etmiyorsun. Kardeşinsem benden yardım kabul edersin, eğer yabancıysam beni yatırımcı olarak kabul et. Olmadı ortak olalım sen işlet ben yatırım yapayım,” dediğinde Aylin kardeşinin kırıldığını düşünerek yüzünü avuçlarının arasına almıştı.

“Ben çok şansı bir ablayım, sen nasıl istersen öyle yapalım. Umarım ikimizin parası yeter burayı almaya. En güzel hatıralarım bu mekanda Serdar, almayı çok isterim.” Serdar ablasının sözleri ile iyice emin olmuştu. Ne pahasına olursa olsun mekanı alacaktı. Hastaneye doğru yola çıktıklarında ikisi de düşünceliydi. Aylin muhasebeye çıkış işlemini yaptırıp tazminatını talep edecekti. Servet amcasına da haber vermek zorundaydı. Yirmi yılın tazminatı oldukça yüksek olacaktı. İkili hastaneden içeriye girdiklerinde acilin oldukça hareketli olduğunu görmüşlerdi. Yakınlarda devlet hastanesi olmadığı için özel hastane olsa da oldukça kalabalık bir hasta takibi vardı.

“Anlaşılan yine kaza oldu, sana kolay gelsin canım,” diyen Aylin arabadan inerek odasına doğru ilerledi. Kedisine selam verenlere karşılık verirken odasının kapısını açarak içeriye girdi. Üzerini değiştirerek her sabah yaptığı gibi hastaneyi dolaşacak, bir sorun olup olmadığını anladıktan sonra yeniden dosya işlerine dönecekti. Giyinme odasından kendi odasına geçerken kapısını kilitleyen adamı görünce duraksamıştı. Kaşları olabildiğince çatılırken sakin kalmaya çalışarak adamın kendisine dönmesini beklemişti.

“Ne yaptığını sanıyorsun?” Aylin öfkeli sesini alçak tutmaya çalışırken Cesur anahtarı cebine koyarak genç kadının gözlerine bakmıştı.

“Konuşmadan buradan çıkmana izin vermeyeceğim Aylin!” Aylin dişlerini sıkarken Cesur oldukça sakindi.

***

Sizce Cesur Aylin’in gönlünü alabilecek mi?

Aylin’in ayrılacağını duyunca ne yapacak?

Serdar öğreneceği gerçeklerle eskisi gibi Cesur’a davranabilecek mi?

Bu bölümde Asaf ve kardeşleri yoktu, sizce onlar hikayede ne gibi rol oynar?

Yorumlarınızı eksik etmezseniz sevinirim. Ayrıca diğer yayınlana iki hikayenin son bölümlerine yorum yapan ve reklama tıklayarak etkileşimi arttıran okuyucularıma çok ama çok teşekkür ederim.

Not: YouTube kanalında Dreame nasıl hikaye yayınlanır içerikli video paylaştım. Dreame uygulamasını kullanmak isteyenler videoyu izleyebilir. YouTube Video izlemek için tıkla! Kanala abone olmak isteyenler sitenin üst kısmında ki Youtube sekmesine tıklayarak abone olabilir. Teşekkür ederim.

15. BÖLÜM <<<<<<<<<<<<——>>>>>>>>>>>> 17.BÖLÜM

21570cookie-checkCesur 16. Bölüm